LiberalistiC
24.06.2005, 14:22
Özellikle son on yılda Avrupa’nın hemen hemen her tarafında Cemevleri açılmaktadır. Alevi insanı asırlardan beri özlemini çektiği kültürünü, inancını yaşayacağı, örf, adet, gelenek ve göreneklerini uygulayabileceği bir Cemevi´ne gereksinim duymaktadır. Osmanlı döneminde yapılan zulümler yetmezmiş gibi çağımızda da Maraş, Çorum, ve buna benzer olaylarla saldırılara maruz kalan Aleviler, artık yapılanlara karşı bir şeyler yapılması gerektiği bilincine varmışlardır. Sivas’ta yapılan saldırı da Alevi örgütlenmesini hızlandırmış, güçlendirmiştir. Geçmişte olduğu gibi yaşanılan zulümler, kıyımlar, saldırılar karşısında çaresiz kalarak değil, kendilerini daha iyi bir şekilde koruyabilmeleri için örgütlenmenin gerektiğini anlayan Aleviler, artık günümüzde sünni kardeşleri gibi eşit haklara sahip olabilmenin mücadelesini vermekte kararlıdırlar. Avrupa'da yapılanma süreci içerisinde olan Cemevleri’nin çeşitli sorunları vardır.
En önde gelen sorunlardan biri yer sorunudur. Cemevlerinin bir kısmı kiralanmış olmakla beraber, genelde törenlere yeterli gelmemektedir. Cemler için büyük salonlara ihtiyaç duyulmaktadır. Üyelerin gereksinimini karşılayacak kütüphaneye; yönetim, denetim, disiplin, Dedeler kurum ve kurulları için, bürolara; semah, saz ve bunlar gibi çeşitli kurs ve etkinliklerin yapıldığı odalara ve salonlara gereksinim vardır. En önemli ihtiyaçlardan biri de, yine Alevi gelenek, göreneklerine göre cenaze yıkama ve kaldırmaya uygun bir yerin olmamasıdır.
Bazı Cemevlerinde, bütün bu gereksinimleri karşılayacak bir yerin kiralanması için üye aidatlari yeterli gelmemektedir.Yer sorunu, bağış kampanyaları ve kredilerle elde edilen parayla, ya hazır bir bina satın alınarak ya da Alevi inanç ve felsefesine tam cevap veren bir Cemevi yaptırılarak çözülmektedir.
Çoğu üyeler aidatlarını düzenli ödemezken, bazıları da hiç yatırmamaktadırlar. Cemevleri maddi sıkıntılardan dolayı, paneller, seminerler ve buna benzer sosyal, kültürel kurslar ve başka çeşitli etkinlikler sunamamaktadırlar. Hatta bazı dernekler kiralarını bile ödemekte zorlanmaktadırlar. Kredi ile yer satın alan dernekler ise, kredi taksitlerini, ödeyebilmeleri şöyle dursun, Cemevleri’nin zorunlu giderlerini bile karşılamakta zorluk çekmektedirler.
Cemevleri yönetiminde görev alanlar, bu görevi fahri olarak (geçimlerini temin için yaptıkları işlerine paralel) yapmaktadırlar. Büyük bir özveride bulunarak ayırabildikleri zaman yeterli gelmemektedir. Birçoğunun bilgileri ve tecrübeleri yeterli olmadığından profesyonel bir çalışma yapılamamakta, böylece Cemevi yeterli bir hizmet verememektedir. Bu görevler için çok zaman gerektiğinden, yönetimdekiler ailelerine de yeterince zaman ayıramadıklarından, ailenin ihmali sonucunda özel sorunlar da ortaya çıkmaktadır.
Dil sorunu nedeniyle, resmi makamlarla ilişki kurmakta zorlanan yönetim, sorunlarını anlatamamaktadır. Birçok Cemevi yönetimlerince yasal yönden ne gibi haklara sahip olunduğu, devlet bütçesinden kamu yararına ayrılan kaynaklardan, nasıl faydalanılabileceği bilinmiyor. Bu da kurumsallaşmanın henüz tam olarak oluşmadığını göstermektedir.
Avrupa’da yaşayan Aleviler, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden gelmişlerdir. Amaç ve işlev aynı olmakla birlikte, Alevilik anlayışı ve uygulanışı ayrıcalıklar göstermektedir. Bölgecilik yapılması, Cemevlerinde büyük bir sorun haline gelmiştir. Görevlere seçilen şahıslar kapasite ve yeteneklerine göre değil, geldikleri bölgenin üye ve oy sayısına göre seçilmektedirler. Diğer yörelerden gelen insanların istek ve talepleri de, azınlıkta kaldıkları için çoğunlukla yerine getirilmemektedir. ?nsanlar arasında bir birlik sağlanamadığından, bölünmeler ve değişik derneklerin ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır.
En önde gelen sorunlardan biri yer sorunudur. Cemevlerinin bir kısmı kiralanmış olmakla beraber, genelde törenlere yeterli gelmemektedir. Cemler için büyük salonlara ihtiyaç duyulmaktadır. Üyelerin gereksinimini karşılayacak kütüphaneye; yönetim, denetim, disiplin, Dedeler kurum ve kurulları için, bürolara; semah, saz ve bunlar gibi çeşitli kurs ve etkinliklerin yapıldığı odalara ve salonlara gereksinim vardır. En önemli ihtiyaçlardan biri de, yine Alevi gelenek, göreneklerine göre cenaze yıkama ve kaldırmaya uygun bir yerin olmamasıdır.
Bazı Cemevlerinde, bütün bu gereksinimleri karşılayacak bir yerin kiralanması için üye aidatlari yeterli gelmemektedir.Yer sorunu, bağış kampanyaları ve kredilerle elde edilen parayla, ya hazır bir bina satın alınarak ya da Alevi inanç ve felsefesine tam cevap veren bir Cemevi yaptırılarak çözülmektedir.
Çoğu üyeler aidatlarını düzenli ödemezken, bazıları da hiç yatırmamaktadırlar. Cemevleri maddi sıkıntılardan dolayı, paneller, seminerler ve buna benzer sosyal, kültürel kurslar ve başka çeşitli etkinlikler sunamamaktadırlar. Hatta bazı dernekler kiralarını bile ödemekte zorlanmaktadırlar. Kredi ile yer satın alan dernekler ise, kredi taksitlerini, ödeyebilmeleri şöyle dursun, Cemevleri’nin zorunlu giderlerini bile karşılamakta zorluk çekmektedirler.
Cemevleri yönetiminde görev alanlar, bu görevi fahri olarak (geçimlerini temin için yaptıkları işlerine paralel) yapmaktadırlar. Büyük bir özveride bulunarak ayırabildikleri zaman yeterli gelmemektedir. Birçoğunun bilgileri ve tecrübeleri yeterli olmadığından profesyonel bir çalışma yapılamamakta, böylece Cemevi yeterli bir hizmet verememektedir. Bu görevler için çok zaman gerektiğinden, yönetimdekiler ailelerine de yeterince zaman ayıramadıklarından, ailenin ihmali sonucunda özel sorunlar da ortaya çıkmaktadır.
Dil sorunu nedeniyle, resmi makamlarla ilişki kurmakta zorlanan yönetim, sorunlarını anlatamamaktadır. Birçok Cemevi yönetimlerince yasal yönden ne gibi haklara sahip olunduğu, devlet bütçesinden kamu yararına ayrılan kaynaklardan, nasıl faydalanılabileceği bilinmiyor. Bu da kurumsallaşmanın henüz tam olarak oluşmadığını göstermektedir.
Avrupa’da yaşayan Aleviler, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden gelmişlerdir. Amaç ve işlev aynı olmakla birlikte, Alevilik anlayışı ve uygulanışı ayrıcalıklar göstermektedir. Bölgecilik yapılması, Cemevlerinde büyük bir sorun haline gelmiştir. Görevlere seçilen şahıslar kapasite ve yeteneklerine göre değil, geldikleri bölgenin üye ve oy sayısına göre seçilmektedirler. Diğer yörelerden gelen insanların istek ve talepleri de, azınlıkta kaldıkları için çoğunlukla yerine getirilmemektedir. ?nsanlar arasında bir birlik sağlanamadığından, bölünmeler ve değişik derneklerin ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır.