chatlakalper
27.06.2005, 12:46
HZ. MUHAMMED(SAV)’?N HAYATI
Hz.Muhammed(sav) miladi 571 yılında Mekked’de dünyaya geldi. Babasının adı Abdullah, annesinin adı Amine’dir. Hz.Peygamberin doğumu bütün insanlık alemini saran, karanlık cahiliye gecesinin ufkunda, ?slam güneşinin yakında doğacağını müjdeleyen bir şafak misaliydi. Bu şafağın doğuşuyla, Kisra’nın sarayındaki direkler yıkılıyor, ateşperestlerin sönmez zannedilen ateşleri sönüyor, şirk ve put düzenlerinin bekçileri dehşete düşüyor, Kabe’yi işgal etmiş putlar bir bir devriliyordu.
Hz.Muhammed(sav) anne karnındayken babasını, altı yaşına geldiğinde de annesini kaybetti. Hayatının ilk yıllarını Mekke dışında ve süt annesi Halime’nin yanında geçirdi. Daha sonra dedesi Abdulmuttalib’in himayesine girdi. Dedesinin vefatından sonra da sekiz yaşından itibaren amcası Ebu Talib’in yanında kaldı.
Ebu Talib, bi’setten sonra da müşriklerden gelen saldırılara karşı Hz.Muhammed(sav)’in en büyük himaye edicisi ve destekçisi olmuştur. Hayatının çocukluk dönemleri ilahi gözetim ve gaybi denetim altında geçen Hz.Muhammed(sav)’in gençlik dönemi de herkese örnek olacak bir vefalılık ve sadakat örneğidir.
Gençlik dönemlerinde bile özü sözüne uygun, güvenilir birisi olması nedeniyle Muhammed’ül Emin lakabını almıştı. Hz.Muhammed(sav), peygamber olmadan önceki olgunluk dönemi yıllarını, Yaratıcısına raz-u niyaz, dua ve ibadete ayırmıştı.
Hatta bazen ibadet için halktan uzaklaşarak Nur dağındaki Hira mağarasına çekilirdi. Kırk yaşlarına ulaştığı sıralarda, yine bir gün Hira mağarasındayken Vahiy Meleği (Cebrail) Kur’an’dan Alak suresinin ilk ayetlerini indirmiş ve beklenen ilahi güneş, cehalet ve zulmet karanlığı üzerine hiç batmamak üzere doğmuştu.
Peygamberliğin gerçekleşmesiyle insanlığa Allah’ın elçisi olarak gönderilen Hatem’ül Enbiya Hz.Muhammed(sav), 23 yıl sürecek olan tebliğ ve cihad hareketini başlattı. Bu dönemde nice mücahid, mü’min ve kabiliyetli, fedakar insanlar yetiştirdi. Hz.Muhammed(sav)’in peygamberlik dönemi, söz ve amelle, bütün insanlığa kurtuluş yolunu gösterdi. Resulullah(sav)’ın siretini tam olarak burada anlatamayacağımız için, bazı önemli taraflarına değinmekle yetineceğiz.
Tebliğ, bir mesajı ulaştırmak anlamına geldiğinden en büyük mesaj olan Kur'an'ı Kerim’in ulaştırıcısı ve açıklayıcısı olan Hz.Muhammed(sav), en büyük teblig görevini üstlenmiştir. Bu tebliğ görevi, hicretten önce, daha çok TEVH?D, NÜBÜVVET VE MEAD (Ahiret) inançlarını insanlara benimsetmek için müjdeleyici ve korkutucu ayetleri açıklamak noktasında ağırlık kazanıyordu. Elbette Resulullah(sav)’ın tebliğ yöntemi diğer bütün ilahi peygamberlerde olduğu gibi, ilk baştan müşriklerin inançlarının temelini oluşturan PUT ve TA?UT’ları reddetmek ve onların batıl düzen ve sistemlerine karşı düşman olduğunu belirterek, onlara karşı düşman olduğunu ilan etmek esasına dayalıydı. Yani LA ?LAHE ?LLALLAH’ı kalplere, gönüllere ve nihayet toplumunher birköşesine hakim kılmak tebliğin ana gayesiydi. Bu yüzden Resulullah(sav) ve yaranı ilk baştan müşriklerin çeşitli işkence ve eziyetlerine maruz kalmışlardır. Hicret sonrası dönemde ise, Resulullah(sav), ?slamın müdafaası için bir çok savaş sahnesinde hazır bulunmanın yanısıra, ferdin ruhi kemala ulaşması için yerine getirmesi veya uzak durması gereken konuları ve içtimai hayatın ?slama göre, şekillendirilmesi için lazım olan siyasi, iktisadi, hukuki ve cezai esasları açıklamıştır.
Diğer müslümanlarla birlikte Mekke’den Medine’ye hicret eden ?slam Peygamberi (sav), Medine’deki on yıllık ?slam hakimiyeti döneminde o zamana kadar tebliğ ettiği ve etmekte olduğu ?slam dinini, bir hayat nizamı olarak tatbik etti. Yine bu dönemde insanları her türlü esaret zincirlerinden kurtaran tevhid fikrini yaymak bu fikir önündeki engelleri kaldırmak ve ?slam toplumunu müdafaa etmek için bir çok savaşa katılmıştır.
Müslümanların talim ve terbiyesiyle de uğraşan Resulullah(sav), eshabından bazısının eğitimine özel bir itina göstermiştir. Özel ihtimam gösterilenler arasında Hz.Ali(as)’nin müstesna bir yeri vardır. Hz.Ali(as), ister çocukluk dönemi olsun ister sonraki dönem Hz.Muhammed(sav)’e en yakın kimse olarak onun yanında talim ve terbiye gördü. Nitekim Resulullah(sav), Hz.Ali(as)’ye hitaben “Bana göre menziletinin (makamının) Harun’un Musa’ya göre menzileti gibi olmasına razı olmaz mısın?” buyurarak, onun kendisi tarafından özel olarak terbiye edilişinin yanısıra vehbi bir ilahi makama sahip olduğunu da belirtmiştir.
Allah tarafından yaratılmış ilk ve en kamil nur olan Peygamberlerin şereflisi, Hatem’ül Enbiya ve yüce mesajın sahibi Hz.Muhammed(sav) hicretin 11. Yılı (632 M) dünyadan irtihal buyurdular.
Selam olsun o yüce hazrete, doğduğu ve vefat ettiği gün. Selam olsun ona tekrar dirilip kalkacağı gün, Yine selam olsun O’nun pak Ehl-i Beytine.....
HZ.AL?(AS)’N?N HAYATI
Hz.Ali(as) hicretten 23 yıl önce Recep ayının onüçüncü gününde Mekke’de dünyaya geldi. Babası Ebu Talib annesi Esat kızı Fatime’dir. Altı yaşında iken Peygamberimiz onu kendi evine götürdü. Terbiye ve himayesini bizzat kendisi üstlendi. Hz.Ali(as) Peygamber’e ilk iman getiren kimsedir. O her zaman Hz.Muhammed(sav) ile beraberdi. Leyletul mebitte (Resulullah’ın Medine’ye hicret ettiği gece) kafirler Peygamber’in evine gelipte onu öldürmek istediklerinde Hz.Ali(as) onun yatağında yattı. Hz.Ali(as), Peygamber’in kızı Hz.Fatıma(as)’nın eşi idi. Hz.Muhammed(sav) Medine’ye hicret ettiğinde müminler arasında kardeşlik bağı icad etti ve Hz.Ali(as)’yi kendi kardeşi olarak seçti. Resulullah(sav) döneminde gerçekleşen savaşların çoğunda, müslümanların zaferi, Hz.Ali(as)’nin kılıcıyla gerçekleşmiş, bu savaşlardaki fetihleri yüzünden Resulullah(sav) “Ali’den başka yiğit ve zülfikar’dan başka kılıç yoktur” diyen kudsi hadisle Hz.Ali(as)’yi övmüştür. Yine Hendek savaşında, ?slam ordusuna korku ve dehşetin hakim olduğu bir sırada, müşriklerin en büyük kahramanı olan Amr bin Abdeved’i yere seren Hz.Ali(as)’nin kılıç vuruşu, hadislere göre, bütün insan ve cinlerin ibadetinden daha faziletli bilinmiştir....
Alevilikte, Hz.Ali(as) ilahi emir gereği Resulullah(sav)’ın halifesi olan 12 ma’sum imamın ilkidir. Resulullah(sav) davetini ilk ilan edişinden itibaren, çeşitli münasebetlerde, Hz.Ali(as)’nin bu ilahi makama sahip olduğunu açıklamıştır. Ama Resulullah(sav)’tan sonra bazı sebeplerden dolayı ilk üç halife döneminde Hz.Ali(as)’nin hilafet-i görünürde tahakkuk etmemiştir.
Hz.Ali(as) Üçüncü Halife’den sonra Hicretin 35 inci yılında müslümanların halifesi oldu. Hz.Ali(as) her şeyden önce geçmişteki valilerin çoğunun iş başında olmalarını uygun görmeyince, onları azledip layık gördüğü kimseleri tayin etti. Bu arada bir takım insanlar şahsi çıkarları için ona muhalefet edip CEMEL, SIFFIN ve NEHREVAN savaşlarında ona karşı savaştılar.
Hz.Ali(as), Takvada, hakka ibadet etmekte, cesarette, yiğitlikte ashap arasında tekti. Hz.Ali(as) mazlumlara yardımcı olup, zalimlerle savaşıyordu. Hz.Ali(as) adaleti icra etmekte hiçbir kimseye bir ayrıcalık tanımaz, yakınlarına bile müsamahalı davranmaz, herkese bir gözle bakardı.
Hz.Ali(as) ilimde ashabın en bilgilisi idi. Resulullah(sav), “Ben ?lmin şehri ve Ali’de kapısıdır” buyurmuştur. Üç halife döneminde şer’i meselelerin çözümü için ona müracaat edilirdi. Nehc’ül Belaga kitabı onun hutbe, mektup ve sözlerinden bir kısmını içermektedir.
Hz.Ali(as) hicretin 40. Yılında Ramazan ayının 19. Günün sabahı Kufe camiinde namaz kılarken kılıçla vurulmuş ve aldığı yara nedeniyle Ramazan’ın 21. Günü şehit olmuştur. Hz.Ali(as)’nin kutsal mezarı ise Irak’ın Necef ?ehrindedir.
.
Hz.Muhammed(sav) miladi 571 yılında Mekked’de dünyaya geldi. Babasının adı Abdullah, annesinin adı Amine’dir. Hz.Peygamberin doğumu bütün insanlık alemini saran, karanlık cahiliye gecesinin ufkunda, ?slam güneşinin yakında doğacağını müjdeleyen bir şafak misaliydi. Bu şafağın doğuşuyla, Kisra’nın sarayındaki direkler yıkılıyor, ateşperestlerin sönmez zannedilen ateşleri sönüyor, şirk ve put düzenlerinin bekçileri dehşete düşüyor, Kabe’yi işgal etmiş putlar bir bir devriliyordu.
Hz.Muhammed(sav) anne karnındayken babasını, altı yaşına geldiğinde de annesini kaybetti. Hayatının ilk yıllarını Mekke dışında ve süt annesi Halime’nin yanında geçirdi. Daha sonra dedesi Abdulmuttalib’in himayesine girdi. Dedesinin vefatından sonra da sekiz yaşından itibaren amcası Ebu Talib’in yanında kaldı.
Ebu Talib, bi’setten sonra da müşriklerden gelen saldırılara karşı Hz.Muhammed(sav)’in en büyük himaye edicisi ve destekçisi olmuştur. Hayatının çocukluk dönemleri ilahi gözetim ve gaybi denetim altında geçen Hz.Muhammed(sav)’in gençlik dönemi de herkese örnek olacak bir vefalılık ve sadakat örneğidir.
Gençlik dönemlerinde bile özü sözüne uygun, güvenilir birisi olması nedeniyle Muhammed’ül Emin lakabını almıştı. Hz.Muhammed(sav), peygamber olmadan önceki olgunluk dönemi yıllarını, Yaratıcısına raz-u niyaz, dua ve ibadete ayırmıştı.
Hatta bazen ibadet için halktan uzaklaşarak Nur dağındaki Hira mağarasına çekilirdi. Kırk yaşlarına ulaştığı sıralarda, yine bir gün Hira mağarasındayken Vahiy Meleği (Cebrail) Kur’an’dan Alak suresinin ilk ayetlerini indirmiş ve beklenen ilahi güneş, cehalet ve zulmet karanlığı üzerine hiç batmamak üzere doğmuştu.
Peygamberliğin gerçekleşmesiyle insanlığa Allah’ın elçisi olarak gönderilen Hatem’ül Enbiya Hz.Muhammed(sav), 23 yıl sürecek olan tebliğ ve cihad hareketini başlattı. Bu dönemde nice mücahid, mü’min ve kabiliyetli, fedakar insanlar yetiştirdi. Hz.Muhammed(sav)’in peygamberlik dönemi, söz ve amelle, bütün insanlığa kurtuluş yolunu gösterdi. Resulullah(sav)’ın siretini tam olarak burada anlatamayacağımız için, bazı önemli taraflarına değinmekle yetineceğiz.
Tebliğ, bir mesajı ulaştırmak anlamına geldiğinden en büyük mesaj olan Kur'an'ı Kerim’in ulaştırıcısı ve açıklayıcısı olan Hz.Muhammed(sav), en büyük teblig görevini üstlenmiştir. Bu tebliğ görevi, hicretten önce, daha çok TEVH?D, NÜBÜVVET VE MEAD (Ahiret) inançlarını insanlara benimsetmek için müjdeleyici ve korkutucu ayetleri açıklamak noktasında ağırlık kazanıyordu. Elbette Resulullah(sav)’ın tebliğ yöntemi diğer bütün ilahi peygamberlerde olduğu gibi, ilk baştan müşriklerin inançlarının temelini oluşturan PUT ve TA?UT’ları reddetmek ve onların batıl düzen ve sistemlerine karşı düşman olduğunu belirterek, onlara karşı düşman olduğunu ilan etmek esasına dayalıydı. Yani LA ?LAHE ?LLALLAH’ı kalplere, gönüllere ve nihayet toplumunher birköşesine hakim kılmak tebliğin ana gayesiydi. Bu yüzden Resulullah(sav) ve yaranı ilk baştan müşriklerin çeşitli işkence ve eziyetlerine maruz kalmışlardır. Hicret sonrası dönemde ise, Resulullah(sav), ?slamın müdafaası için bir çok savaş sahnesinde hazır bulunmanın yanısıra, ferdin ruhi kemala ulaşması için yerine getirmesi veya uzak durması gereken konuları ve içtimai hayatın ?slama göre, şekillendirilmesi için lazım olan siyasi, iktisadi, hukuki ve cezai esasları açıklamıştır.
Diğer müslümanlarla birlikte Mekke’den Medine’ye hicret eden ?slam Peygamberi (sav), Medine’deki on yıllık ?slam hakimiyeti döneminde o zamana kadar tebliğ ettiği ve etmekte olduğu ?slam dinini, bir hayat nizamı olarak tatbik etti. Yine bu dönemde insanları her türlü esaret zincirlerinden kurtaran tevhid fikrini yaymak bu fikir önündeki engelleri kaldırmak ve ?slam toplumunu müdafaa etmek için bir çok savaşa katılmıştır.
Müslümanların talim ve terbiyesiyle de uğraşan Resulullah(sav), eshabından bazısının eğitimine özel bir itina göstermiştir. Özel ihtimam gösterilenler arasında Hz.Ali(as)’nin müstesna bir yeri vardır. Hz.Ali(as), ister çocukluk dönemi olsun ister sonraki dönem Hz.Muhammed(sav)’e en yakın kimse olarak onun yanında talim ve terbiye gördü. Nitekim Resulullah(sav), Hz.Ali(as)’ye hitaben “Bana göre menziletinin (makamının) Harun’un Musa’ya göre menzileti gibi olmasına razı olmaz mısın?” buyurarak, onun kendisi tarafından özel olarak terbiye edilişinin yanısıra vehbi bir ilahi makama sahip olduğunu da belirtmiştir.
Allah tarafından yaratılmış ilk ve en kamil nur olan Peygamberlerin şereflisi, Hatem’ül Enbiya ve yüce mesajın sahibi Hz.Muhammed(sav) hicretin 11. Yılı (632 M) dünyadan irtihal buyurdular.
Selam olsun o yüce hazrete, doğduğu ve vefat ettiği gün. Selam olsun ona tekrar dirilip kalkacağı gün, Yine selam olsun O’nun pak Ehl-i Beytine.....
HZ.AL?(AS)’N?N HAYATI
Hz.Ali(as) hicretten 23 yıl önce Recep ayının onüçüncü gününde Mekke’de dünyaya geldi. Babası Ebu Talib annesi Esat kızı Fatime’dir. Altı yaşında iken Peygamberimiz onu kendi evine götürdü. Terbiye ve himayesini bizzat kendisi üstlendi. Hz.Ali(as) Peygamber’e ilk iman getiren kimsedir. O her zaman Hz.Muhammed(sav) ile beraberdi. Leyletul mebitte (Resulullah’ın Medine’ye hicret ettiği gece) kafirler Peygamber’in evine gelipte onu öldürmek istediklerinde Hz.Ali(as) onun yatağında yattı. Hz.Ali(as), Peygamber’in kızı Hz.Fatıma(as)’nın eşi idi. Hz.Muhammed(sav) Medine’ye hicret ettiğinde müminler arasında kardeşlik bağı icad etti ve Hz.Ali(as)’yi kendi kardeşi olarak seçti. Resulullah(sav) döneminde gerçekleşen savaşların çoğunda, müslümanların zaferi, Hz.Ali(as)’nin kılıcıyla gerçekleşmiş, bu savaşlardaki fetihleri yüzünden Resulullah(sav) “Ali’den başka yiğit ve zülfikar’dan başka kılıç yoktur” diyen kudsi hadisle Hz.Ali(as)’yi övmüştür. Yine Hendek savaşında, ?slam ordusuna korku ve dehşetin hakim olduğu bir sırada, müşriklerin en büyük kahramanı olan Amr bin Abdeved’i yere seren Hz.Ali(as)’nin kılıç vuruşu, hadislere göre, bütün insan ve cinlerin ibadetinden daha faziletli bilinmiştir....
Alevilikte, Hz.Ali(as) ilahi emir gereği Resulullah(sav)’ın halifesi olan 12 ma’sum imamın ilkidir. Resulullah(sav) davetini ilk ilan edişinden itibaren, çeşitli münasebetlerde, Hz.Ali(as)’nin bu ilahi makama sahip olduğunu açıklamıştır. Ama Resulullah(sav)’tan sonra bazı sebeplerden dolayı ilk üç halife döneminde Hz.Ali(as)’nin hilafet-i görünürde tahakkuk etmemiştir.
Hz.Ali(as) Üçüncü Halife’den sonra Hicretin 35 inci yılında müslümanların halifesi oldu. Hz.Ali(as) her şeyden önce geçmişteki valilerin çoğunun iş başında olmalarını uygun görmeyince, onları azledip layık gördüğü kimseleri tayin etti. Bu arada bir takım insanlar şahsi çıkarları için ona muhalefet edip CEMEL, SIFFIN ve NEHREVAN savaşlarında ona karşı savaştılar.
Hz.Ali(as), Takvada, hakka ibadet etmekte, cesarette, yiğitlikte ashap arasında tekti. Hz.Ali(as) mazlumlara yardımcı olup, zalimlerle savaşıyordu. Hz.Ali(as) adaleti icra etmekte hiçbir kimseye bir ayrıcalık tanımaz, yakınlarına bile müsamahalı davranmaz, herkese bir gözle bakardı.
Hz.Ali(as) ilimde ashabın en bilgilisi idi. Resulullah(sav), “Ben ?lmin şehri ve Ali’de kapısıdır” buyurmuştur. Üç halife döneminde şer’i meselelerin çözümü için ona müracaat edilirdi. Nehc’ül Belaga kitabı onun hutbe, mektup ve sözlerinden bir kısmını içermektedir.
Hz.Ali(as) hicretin 40. Yılında Ramazan ayının 19. Günün sabahı Kufe camiinde namaz kılarken kılıçla vurulmuş ve aldığı yara nedeniyle Ramazan’ın 21. Günü şehit olmuştur. Hz.Ali(as)’nin kutsal mezarı ise Irak’ın Necef ?ehrindedir.
.