Orijinalini görmek için tıklayınız : Bermuda 3geni
Alevimen 30.06.2005, 01:31 Bermuda '?eytan' Üçgeni, Atlas Okyanusu'ndaki bu bölgede, özellikle son 60 yılda, birçok gemi ve uçak kaybolmuş ve bunlardan geriye tek bir iz bile kalmamıştı. Kimsenin açıklama getiremediği bu esrarengiz fenomen, içinde bilimadamlarının da bulunduğu pek çok insan tarafından 'doğaüstü birtakım güçlerin yaptırımı' olarak algılandı ve öyle lanse edildi. Ancak, uzun yıllardır devam eden araştırmalar, birkaç yıl önce bir sonuç verdi ve bu gizemli olayların aslında basit bir 'doğalgaz cilvesi'olduğu açıklandı. ?lginç ve bilgilendirici özellikler taşıdığı için bu sırrın nasıl çözüldüğünü aşağıya alıyorum: Yeraltından fışkıran doğalgazlar, sadece yüksek kara parçalarından değil, deniz ve okyanus tabanlarından da çıkarlar. Çünkü deniz tabanları da üstü suyla kaplanmış alçak kara parçalarıdır. Ancak, okyanuslar çok derin olduklarından tabanlarında büyük basınçlar vardır. Bu yüksek basınç altındaki bölgelerden çıkmak isteyen doğalgazlar, oradaki çok düşük ısının da etkisiyle katı hale dönüşürler ve 'hidrat' denilen beyaz ve tebeşirimsi bir madde haline gelirler. Çok derinlere dalabilen robot kameralarının bu bölgedeki karbeyaz okyanus tabanını ve bazı gemi enkazlarını resimlemesinden sonra konuya şu bilimsel açıklama getirilmiştir: Bu bölge, 'Gulf Stream' denilen sıcak su akıntısının da geçtiği yerdir. Tabanın bazen ısınması yüzünden, bu 'tebeşir gazlar' erir ve sudan hafif oldukları için yüzeye doğru yükselirler. O anda, tabandan yüzeye kadar bir boşluk (vakum) oluşur ve okyanus adeta delinir. O sırada oradan geçen yüzer ne varsa, derin bir kuyuya düşer gibi hızla okyanusun dibini boylar. Çünkü, gazın kaldırma kuvveti gemileri taşıyacak güce sahip değildir. Gaz yükselmesi sona erince boşluk tekrar suyla dolar ve geriye hiçbir iz kalmadan kocaman gemiler kilometrelerce derine gömülmüş olurlar. Uçakların düşerek kaybolması ise gene aynı sebeptendir. Yüzeye çıkan doğalgazlar, havadan da hafif oldukları için yükselmeye devam ederler. Bu kez vakum, bölgenin üzerindeki atmosferde oluşur. Oradan tesadüfen geçen bir uçak hemen irtifa kaybeder ve motorları durur. Çünkü, motorlardaki benzinin yanması için oksijene ihtiyaç vardır ve o boşlukta hava olmadığı için oksijen de olmaz. Böylece uçak da, hızla okyanus tabanını boylar.
ben de bu konu hakkında şöyle birşey duymuştum: bir uçak bu ücgene girmiş ve yolcular karaya ayak bastıktan sonra hepsinin de saatlerinin normalden bir saat kadar daha geride olduğunu farketmişler.
ama bu kulaktan dolma bir bilgi. ne kadar doğrudur bilemem
biz o deliğe girmeyelim de :)
zapatistas 08.10.2005, 03:16 bermuda şeytan üçgeni olarak bilinen yer, batı atlantik okyanusu'nda, üçgen bir koordinat içinde kalan esrarengiz bir alandır.. yaklaşık olarak 1,140,000 kilometrekare çapında. bölge, bermuda adası ile güney florida arasında kalıyor. bu bölgenin ilk raporları 15. yüzyıla ait.
en önemli rapor ise 1945'teki flight 19 denilen hava filosunun tamamen ve iz bırakmadan kaybolması. bundan sonra bölge dikkati çekmeye başlıyor. 1942'de colombus, burada navigasyon cihazlarının iyi çalışmadığını, yanlış yönleri gösterdiğini söylüyordu.
bu konu ilk defa vincent h. gaddis adlı bir araştırmacı tarafından 1964 yılında bilimkurgu dergisi argosy'de duyuruldu. c. berlitz ise 1974'te bu bilgiler üzerine yazdığı kitabı ile bestseller ünvanına ulaşmıştı.
bu bölge üzerinde iz bırakmadan kaybolan araçların (deniz ve hava) adedi yaklaşık olarak 200. henüz bir açıklama getirilmiş değil.yani kaybolan uçakları bir kenara bırakın, buradaki gemileri bile sualtı araştırması ile bulmak mümkün olmamış.
daha sonraları yayınlanan "the bermuda triangle mystery solved by larry kusche" adlı kitap da doğrusu hem ilgi görmedi hem de yazılan teoriye inanılmadı. gelelim burası hakkındaki bazı teorilere:
uso veya ufo'lar tarafından insan ve araçlar kaçırıldılar.
atlantis burada battı, bu sebeple halen bazı sualtı medeniyetleri var ve kaybolmalara sebep oluyorlar. piri reis haritası'ndaki "the island of hispaniola" aslında atlantis'tir diyorlar.
burada başka zamanlara açılan bilmediğimiz bir kapı var, bazı kondisyonlarda açılıyor ve araçlar buradan değişik bir mekân ve zamana atlıyorlar.
uçak kaybolma listesi:
-piper aztec n1435p, december 21, 1979
-beech 58 baron n9027q, february 11, 1980
-piper turbo arrow n505hp, july 5, 1982
-beech h35 bonanza n5999, september 28, 1982
-piper navajo n777aa, october 20, 1982
-beech queen air 65-b80, november 5, 1982
-cessna t-210-j n2284r, october 4, 1983
-cessna 340a n85jk, november 20, 1983
-cessna 402b n44nc, march 31, 1984
-cessna 337 n505cx, january 14, 1985
-cessna 210k centurion n9465m, may 8, 1985
-piper cherokee lance n8341l, july 12, 1985
-piper navajo n3527e, march 26, 1986
-twin otter charter, august 3, 1986
-cessna 402c n2652b, may 27, 1987
-cessna 401 n7896f, june 7, 1987
-cessna 152 n757eq, december 21, 1987
-beech queen air n884g, february 7, 1988
-cessna 152 n4802b, january 24, 1990
-piper cherokee n7202f, june 5, 1990
-piper comanche n8938p, april 24, 1991
-grumman cougar n24wj, october 31, 1991
-cessna 152 n93261, september 30, 1993
-piper cherokee six n69118, august 28, 1994
-piper aztec n6844y, september 19, 1994
-piper cherokee ii n5916v, december 25, 1994
-aero commander 500-b n50gv,may 2, 1996
-piper cherokee archer n25626, august 19, 1998
-aero commander 500 n6138x, may 12, 1999
gemi kaybolma listesi:
-distant horizons
-marine sulphur queen, a 504-foot t-2 tanker
-poet, a 520-foot cargo ship
-silvia l. ossa, a 590-foot ore carrier
-samkey, a 416-foot liberty ship
-witchcraft, december 22, 1967
-polymer iii, a 43-foot power yacht, 1980
-kalia iii, a 38-foot sailing yacht, 1980
-saba bank, a 54-foot yacht, 1974
-drifters ve daha bir çoğu...
yanlız bermuda deyip gecmeyin adamların kişi başına düşen yıllık geliri 28.000 dolar.bizim 1.800 dolar.şu seytan burayada bi ugrasamı
izmirksk 09.10.2005, 12:01 ben hep merak etmişimdir bermuda şeytan üçgeninin sırrını.
ve hep derdim ki kendi kendime galaksiler ötesi boyutlarla ilgili sağlıklı tahminlerde bulunabilen insanoğlu neden içinde yaşadığı dünyadaki kimi gizlerin sırrına vakıf olamıyor.
bir nevi, uzağı görüpte yakını görememe durumu gibi gelirdi bana.
bu açıklamalar mantıklı gözüküyor.eğer doğru ise dünyaya ve hayal dünyamıza ait bir gizem ortadan kalktığı için üzülürüm ama insanlığın bilgisi ve aklı için önemli bir gelişme olduğu için sevinirim.
en çok üzüleceklerde (mitoloji ve fantastik yaşam düşkünleri olacak )
Pek çok gemi ve uçağın hiçbir enkaz bırakmadan kaybolduğu iddia edilen, Atlantik Okyanusu’nun Güney ve Kuzey Amerika’yı birbirinden ayıran ve Bermuda, Porto Rico ve Miami sahilleri arasında kalan üçgen şeklindeki bölgeye Bermuda Şeytan Üçgeni adı verilmektedir. Bu konuyla alakalı ülkemizde de “Bermuda Üçgeni” veya “Atlantik Esrarı” gibi bir hayli tercüme kitap neşredilmiştir. Bu kitapların neşredildiği günlerde Konya’da bir araştırmacı, bundan birkaç asır evvel, Osmanlı müellifleri tarafından yazılan bazı eserlerde, Bermuda müsellesi içinde bazı esrarengiz hadiselerin cereyan ettiğine dair bir kısım bahisler bulunduğunu yazmıştı ve gazeteler de bunu neşretmişlerdi. Biz Bermuda müsellesinin esrarıyla alakalı söylentilere şimdilerde muttali olmaya başladık. Halbuki Osmanlı müellifi bundan birkaç asır evvel bu mesele hakkında değişik yorumlar ortaya koyuyordu. Vâkıa daha evvel Mayalara ve Meksikalılara ait seyahat notlarında “Bu yosunlu denize geldiğimiz zaman bir uğursuzluk ve yümünsüzlük üzerimize bastırır. Orada gemiler günlerce çakılı kalırlar. Rüzgarlar durur ve yelkenliler işlemez.” şeklinde bölgeyle alakalı esrarengiz hadiselerden hep bahsedilmekteydi; ama şimdilerde daha bir güncel hale geldi.
Bermuda Şeytan Üçgeni’nin efsaneleşmesine sebep olan ilk vak’a 1945 yılında meydana gelir. Beş adet savaş uçağı rutin görev uçuşu için Florida’daki üslerinden havalandıktan sonra pilotların lideri, telsizden kontrol kulesine şöyle bir mesaj anons eder: “Karayı göremiyoruz. Pozisyonumuzdan emin değiliz. Nerede olduğumuzu bilmiyoruz. Galiba kaybolduk.” Bu sırada kontrol kulesinden pilota, “Nasıl olur, hava gayet iyi gözüküyor. Batı’ya gidin.” şeklinde cevabî mesaj gelir. Bunun üzerine pilot, “Neresinin Batı olduğunu bilmiyoruz. Her şey yanlış. Çok tuhaf, hiçbir yönden emin değiliz. Okyanus bile olması gerektiği gibi değil.” der ve bağlantı kopar. Acilen yardım alarmı verilir, ancak uçakların izine bir daha rastlanılmaz...
Yine o bölgeden geçen gemilerde de benzer esrarengiz şeyler olduğundan bahsedilmektedir ki, batan bir kısım şilep veya transatlantiklere bakıldığında içlerinde sadece kedi ve köpek ölülerinin olduğu, insanların, önlerinde bulunan yemeklerini bitirmeden bırakıp sanki denize atladıkları veya bir fırtınanın tabaklara ve kaşıklara dokunmayıp sadece insanları alıp götürdükleri söylenmektedir. Bu meseleyi izah sadedinde bugüne kadar değişik fikirler ortaya atıldı. Müsaadenizle o fikirlerden bazılarını maddeler halinde arz etmeye çalışalım:
1. Bu tamamen yer fiziği ile ilgili bir hadisedir. Kuzey ve güneyden gelen akıntı orada bir durgunluk yapmakta ve bu durgunluk yoğun bir şekilde yosunların oluşmasına sebebiyet vermektedir. Yosunların bu yoğunluğu yüzünden orada gemiler hareket edememektedir. Ayrıca bu bölgede yüz, iki yüz, hatta üç yüz metre yüksekliğe kadar çok şiddetli dalgalar meydana gelmektedir. Bu devâsâ dalgalar getirmiş oldukları vakumla üstlerinden geçen uçakları kendilerine doğru çekmektedir. Dolayısıyla böyle bir atmosferde gemilerin alabora olması gayet normaldir.
2. Şiddetli akıntıların meydana getirdiği dev girdaplar, orada denizin altında “mavi delikler” adı verilen delikler meydana getirmiştir. Uçak veya gemiler buraya geldiğinde delikler tarafından yutulmaktadır. Nitekim bazı dalgıçlar, o mavi deliklerin içinde bir kısım yelken ve kayıkların bulunduklarına şahit olmuşlardır.
3. Sekseninci tûl dairesi buradan geçmekte ve kuzey kutbundan kıvrılınca, Japonya’dan geçen daire olarak yüzellinci daire adını almaktadır. Binaenaleyh, böyle bir ölüm denizi Japonya’da da bahis mevzuudur. Buradan anlaşılmaktadır ki, o tûl dairesine rastlayan her yerde bu türlü ölüm denizleri mevcuttur. Hatta mesele biraz daha tamim ve teşmil edilerek otuzuncu ve kırkıncı güney arz dairesinde ve otuzuncu ve kırkıncı kuzey arz dairesinde de aynı şeylerin var olduğu, ayrıca yeryüzünde bu tür esrarengiz kaybolmaların ve yutulmaların bulunduğu diğer altı yerin daha olduğu ifade edilmektedir.
4. Uçan daireler, gemileri ve uçakları göğe kaldırmakta veya denizin dibine batırmaktadır.
5. Deniz dibinde biriken fosiller ve çeşitli atıklardan zaman zaman çıkan metan gazı, deniz suyunun kimyasal karışımını etkileyerek yoğunluğunu düşürmektedir. Yoğunluğu sıfıra düşen suda yüzebilme özelliğini kaybeden gemi, metan kuyusu adı verilen gazın çektiği bölgeye girer girmez batmaktadır. Denizin dibinde biriken çeşitli atıkların türüne ve suyun ısısına göre metan gazı kabarcıklarının şiddeti de değişmektedir. Bermuda Şeytan Üçgeni gibi gaz akımlarının şiddetli olduğu bölgelerde seyreden uçaklar da büyük tehlike sınırı içinde bulunmaktadır. Çünkü su yüzüne ulaşan metan gazı kabarcıkları atmosfere karışarak yukarıya doğru şiddetli bir metan tüneli oluşturmakta ve metan tüneline giren uçak da kontrolden çıkarak denize çakılmaktadır.
Şeytanın tahtı deniz üzerindedir”
Müsaadenizle ben, bütün bunların dışında özellikle başka bir husus üzerinde durmak istiyorum. Efendimiz: “Şeytanın tahtı deniz üzerindedir.” buyurmaktadır. Burada “deniz” mutlak zikredilince, bu mahut ifadeden belli bir deniz manası çıkarabilir ve yeryüzünde belli denizlere şeytanın tahtgâhı diyebiliriz. Binaenaleyh ecinni ve şeytan taifesi buraya hükmetmekte, gemi ve uçakların elektronik cihazlarını çalışmaz hale getirerek onları batırmaktadır. Vâkıa cin ve şeytanlar “mearic” ve “nar”dan yaratıldıkları için, adeta güneşten gelen dalgalara maruz kalmış gibi bütün elektronik cihazları da alt üst edebilirler.
Ayrıca Efendimiz, “Helak olmuş cemaatlerin helak oldukları yerlere uğramayın. Ancak ağlayarak uğrayın.” (1) ikazında bulunmaktadır ki, bunun manası, helak olmuş ülkelere gidildiği zaman “Allah ile münasebet kurarak himaye-i ilahiyeye girin ki, onlara isabet eden şey sizlere de isabet etmesin.” anlamına gelmektedir. Bundan da, Cenab-ı Hakk’ın Sodom Gomorre, Âd ve Semud kavmi ve -doğruysa- Atlantis medeniyeti gibi Kendisine küfran ve tuğyan içinde bulunan toplumları yerin dibine batırdığı anlaşılabilir ve işte bu yerler daha sonra şeytanın tahtgâhı olmuştur. Nitekim havaya kaldırma ve uçurma mevzuunu Meğâzi yazarı İbn İshak şöyle ifade etmektedir: Efendimiz, Tebük’e giderken: “Tebük’e gittiğiniz zaman ben gitmeden sakın Tebük suyundan içmeyin ve dışarıya çıkmayın. Helak olmuş o cemaatin yerine de uğramayın.” buyurur. Ancak iki kişi bu emri dinlemeyerek helak olmuş o cemaatin yaşadığı yere uğrarlar. Netice itibarıyla onlardan bir tanesini korkunç bir fırtına alır ve çok uzaklara fırlatır, diğerini de ararlar, ama bulamazlar.
Buradan anlaşılmaktadır ki yok olma mevzuu, kadimden bu yana cereyan eden bir husustur. Bu meselenin telifini yapacak olursak, mücrim bir toplumun yaşadığı bu tür yerler, şeytanın tahtgâhı ve karargâhı haline gelmiştir. Her ne kadar onlar helak olup gitseler de o mel’un yere uğrayanların başına bir musibet gelme ihtimali söz konusu olabilir.
Mesele, ervah-ı habise, cin ve şeytanla da izah edilebilir
Acizane fakir, yukarıda sayılan hususların yanında Bermuda müsellesiyle alakalı böyle bir hususu nazara vermede fayda mülahaza ediyorum. Bazı kimseler birtakım iddialarda bulunsalar da, bu mevzuda yine de bazı açık kapılar vardır. Meseleyi, ervah-ı habise, cin ve şeytanla izah etme, elektronik cihazların çalışmaması/çalıştırılmaması gibi hususlara kadar geniş alanlı tesire daha uygun düşüyor gibi…
Bermuda Şeytan Üçgeni, Ay gibi bir kısım taş parçalarından gelen, şeytanın saltanatına ait bir müdahale de olabilir ki, ervah-ı habise, Güneş’in etrafında dönen peyk, seyyare ve bazı taş parçaları üzerinde taht ve otağ kurmuşlardır. Oralardan gelip insanları rahatsız edebilirler. Hatta uçan daire diye bilinen şeylerin arkasında da bunlar olabilir.
Nasıl ki, yeryüzünde bazı mukaddes yerler var, aynen onun gibi bir de ervah-ı habisenin hükümfermâ olduğu bazı habis yerler vardır.
Mesela Kâbe-i muazzama, Sidretü’l-müntehaya kadar mukaddestir ve Kâbe’dir. Sidretü’l-müntehaya kadar melaike-i kiram Kâbe’yi tavaf ederler. (Hatta oranın rical-i devleti hacda helikopterlerle Beytullah’ın etrafında tavaf ederler.) Ne kadar yukarıya çıkılsa da Kâbe’nin etrafında yapılan tavaf, yine tavaf sayılır. Çünkü Sidre-i müntehaya kadar Kâbe, Kâbetullah’tır. Binaenaleyh Allah burayı takdis etmiş, binlerce enbiyayı bu mukaddes yerin etrafında koşturmuş ve metâfı binlerce enbiyanın merkadi haline getirmiştir; evet insanların bugün tavaf ettiği Beytullah’ın etrafında “ehl-i keşfi’l-kubur”un beyanına göre üçyüz-dörtyüz kadar peygamber kabri mevcuttur. Bu yer, Allah’ın yeryüzünde takdis buyurduğu, tazim ve tebcil ettiği insanları tebcil ve takdirine arz ettiği mukaddes bir yerdir ve burası ervah-ı âliyenin metafıdır. Bu mekan, bir bakıma kalbtir, yani küre-i arzın kalbidir. Bu kalb attığı müddetçe, küre-i arz da manevi yapısını ve hayatiyetini devam ettirir. Efendimiz’in bu kalbin yanı başında zuhur etmesi de üzerinde durulacak ayrı bir konudur.
Bir de kalbin yanında lümme-i şeytaniye vardır. Kalbe ilham geldiği gibi, şeytanın oklarının hedefi olan lümme-i şeytaniyeye de vesveseler, tereddütler ve şüpheler gelir. Kâinatların kalbi mahiyetinde atan küre-i arzın bir tarafında bir kalb vardır ki, orası kalbü’l-küre, yani Beytullah’tır. Kalbin başka bir yanında, bir lümme-i şeytaniye vardır ki, orası da şeytanın otağıdır. Yeryüzünde bütün şeytanlığa ait idarelere dair emir ve fermanların hepsi oradan gelir. Efendimiz sahih hadisiyle, şeytan tahtını, sergisini denizin üzerine atar. Bütün ordusunu insanların içine salar ve akşam döndükleri zaman hepsini dinler, “Sen ne yaptın, sen ne yaptın?” diye yaptıkları şeyleri onlara bir bir sorar. Onlar da, “Ben namazı terk ettirdim.. ben harama baktırdım...” şeklinde cevaplar verirler. Bunlar münferid hadiseler olduğundan şeytanı memnun etmez. Sonra, “Sen ne yaptın?” diye başka birisine sorar. O da, “Ben bir kadını kocasından ayırdım.” der. Bunun üzerine şeytan, “Aferin” diyerek onu yanına alır ve oturtur.
Her fizik vakasının arkasında metafizik bir güç vardır
Bundan da anlaşılmaktadır ki, insanların manevi yapıları üzerinde bu şerirler, şerâre meydana getirirken bir saltanat hesabına çalışmaktadırlar. Şeytana takılmış ve dalalete düşmüş, şeytanın adına helak olmuş yerler bir bakıma bunların eyaletleri, valilikleri ve pâyitahtlarıdır. Bunun için sahih hadiste, “Geçmiş kavimlerin helak oldukları yerlere uğramayınız. Uğradığınız zaman ağlayarak uğrayınız.” buyurulmaktadır. Bundan da, şeytanların bazı yerlere sahip çıktıkları ve o yerin onun neticesinde helak olduğu, medeniyetlerin pâyimâl olup yıkıldığı, ancak onların oradaki sultasının şeytan müsellesi (üçgeni), murabbası (dörtgeni), muhammesi (beşgeni) veya müseddesi (altıgeni) halinde devam ettiği anlaşılmaktadır. Atlantik Okyanusu’nda üçgen, daha başka yerlerde de insanlığı ifsat etmek üzere şeytan müseddesleri vardır. Orada da insanlar, tıpkı bir avcının ağına tutulmuş bir ahu gibi tutulup gitmektedirler. Şeytan üçgeni de işte böyle şeytanların hükümferma oldukları bir yer olabilir ki, kendilerine karşı kötülük yapıldığı, insanlar bir kötülük içine girdikleri zaman o türlü belalara maruz kalabilirler.
Ben bu meseleyi anlatırken bu mevzuda kati bir dinî nas bilmemenin yanında, bir kısım dinî ifadelere dayanarak izah etmeye çalıştım. Bununla beraber Bermuda Şeytan Üçgeni, atmosferdeki bir keyfiyetin ifadesi ileride keşfedilecek başka bir şey de olabilir. Ancak şu bilinmelidir ki, yeryüzünde câri her hâdisenin ve-râsında, yani her fizik vakasının verâsında bir metafizik güç ve kuvvet vardır. Her mülkün verâsında bir melekût, her şehadetin verâsında da bir gayb vardır.
--------------------------------------------------------------------------------
[1] (Buhari, Salât, 53; Enbiya, 17; Tefsiru sure (15) 2; Meğazi, 81; Müslim, Zühd, 38, 39; Müsned, 2/9, 58, 66, 74, 113, 117, 137)
Alevimen 21.07.2006, 17:07 ya allah aşkında 1 senelik topiği kopyala yapıştır ile gündeme getirmeyin, isteyen zaten google girip kopyalanı okuyabilir. sn. sertur siz sık sık böyle hamleleri yapıyorsunuz lütfen biraz daha dikkatlı davranalım.
İyi niyetli olduğunuzu biliyorum, hoş güzel enteresan bilgiler ama biz artık bu dağlarıda aşmalıyız. Yani yorumsuz kopyala yapıştır artık çağdışı, şahsende sevmem.. metini kopyaladığını adresi atın ve konuyla ilgili olduğunu belirtin bence oldukça yeterli...
Forum kalitesini yüksek tutmak için yorumsuz kopyala & yapıştır olayını hiç sevmiyoruz.. tabi burdada geçerli, eğer 100 yılın olayı ise başka :) yani doz'a dikkat, teşekkürler.
|
|