celikmslm
30.06.2005, 11:05
"Beraber ağlamaktaki tatlılık kadar hiçbir şey kalpleri birbirine bağlamaz.”
Sabırsızlığımızın doruk noktasında gelir bulur bizleri.
Bazen de ümidimizin bittiği yerde gönüldeki ateşin resmi olarak fotoğraflanır hayat sahnemizde. Bazen gözyaşı, orijinal halinden ihraç ederek kan misali gözlerimizden süzülür. Damla damla, damga damga, göğsümüze vurduklarımızın diyarlarına yolculuk eder her seferinde. Maddi olarak konumlandığımız hiç bir mekan bizleri kabul etmez. Kabuğuna sığmayan bir kaplumbağa, kafesinin penceresini aralamış bir kuş oluruz. Ağlamalarımız sadece gözlerimizden süzülen gözyaşları ile sınır tanımaz. Kalpten süzülen bir acı feryat olur hançerlerle yırtarcasına... Yalnız geçen yılları saymak istemeyişimizin verdiği yılgınlık sarar akşam üstlerinde. Gökyüzü lacivert rengini yavaş yavaş almaya başlayınca bir kara bulut dolaşmaya başlar dünyamızda. 'Bugünde bitti, aynen dün gibi' deriz ve lanet okuruz olanlara. Sonra sevdiğimizin, o en sevilen vardır ya gönlünüzde, onun sözleri yankılanır kulaklarımızda. ?çten, tatlı bir çığlığın akordunu dinler gibi kulak verirsiniz her seferinden daha içtencesine. “Kimseye lanet okuma” sözleri şimşekler çaktırır beyninizde. O anda size kim ne derse desin belki boş olacaktır ama en sevilen buyurunca buyruk kabul olunur. “Emrin olur” dercesine kendimizi toparlarız, ağlamaklarımızdan, hasretlerimizden, özlemlerimizden ve sevdamızdan bir tespih düzer ve her zamankinden daha fazla bir yoğunlukla varlığına defalarca şükrederiz. Küçük bir çocuğun gözlerindeki çaresizlik kadar çaresiz olduğumuz gecelerde ekmeğimize katık ettiğimizde de ağlamalardır. Dostların sırtımıza indirdikleri bıçak darbelerinden sonra da ağlamaklar gelir ziyaretimize. Sadece zayıf karakterli insanlarda bulunduğu düşünülen ağlamalarımız bizi aslında en güçlü kılandır. Kimselere zarar vermeden bizi rahatlatan bir kurtarıcı olarak çıkar karşımıza.Yapılan haksızlıklar, söylenen kurşun yarası sözlerin karşısında kendi içimizden yüzümüze yansıyan bir savunmadır. B?R BA?KALARIDIR...
Sabırsızlığımızın doruk noktasında gelir bulur bizleri.
Bazen de ümidimizin bittiği yerde gönüldeki ateşin resmi olarak fotoğraflanır hayat sahnemizde. Bazen gözyaşı, orijinal halinden ihraç ederek kan misali gözlerimizden süzülür. Damla damla, damga damga, göğsümüze vurduklarımızın diyarlarına yolculuk eder her seferinde. Maddi olarak konumlandığımız hiç bir mekan bizleri kabul etmez. Kabuğuna sığmayan bir kaplumbağa, kafesinin penceresini aralamış bir kuş oluruz. Ağlamalarımız sadece gözlerimizden süzülen gözyaşları ile sınır tanımaz. Kalpten süzülen bir acı feryat olur hançerlerle yırtarcasına... Yalnız geçen yılları saymak istemeyişimizin verdiği yılgınlık sarar akşam üstlerinde. Gökyüzü lacivert rengini yavaş yavaş almaya başlayınca bir kara bulut dolaşmaya başlar dünyamızda. 'Bugünde bitti, aynen dün gibi' deriz ve lanet okuruz olanlara. Sonra sevdiğimizin, o en sevilen vardır ya gönlünüzde, onun sözleri yankılanır kulaklarımızda. ?çten, tatlı bir çığlığın akordunu dinler gibi kulak verirsiniz her seferinden daha içtencesine. “Kimseye lanet okuma” sözleri şimşekler çaktırır beyninizde. O anda size kim ne derse desin belki boş olacaktır ama en sevilen buyurunca buyruk kabul olunur. “Emrin olur” dercesine kendimizi toparlarız, ağlamaklarımızdan, hasretlerimizden, özlemlerimizden ve sevdamızdan bir tespih düzer ve her zamankinden daha fazla bir yoğunlukla varlığına defalarca şükrederiz. Küçük bir çocuğun gözlerindeki çaresizlik kadar çaresiz olduğumuz gecelerde ekmeğimize katık ettiğimizde de ağlamalardır. Dostların sırtımıza indirdikleri bıçak darbelerinden sonra da ağlamaklar gelir ziyaretimize. Sadece zayıf karakterli insanlarda bulunduğu düşünülen ağlamalarımız bizi aslında en güçlü kılandır. Kimselere zarar vermeden bizi rahatlatan bir kurtarıcı olarak çıkar karşımıza.Yapılan haksızlıklar, söylenen kurşun yarası sözlerin karşısında kendi içimizden yüzümüze yansıyan bir savunmadır. B?R BA?KALARIDIR...