Orijinalini görmek için tıklayınız : GÜnlÜk YaŞamda Alevİler


munzur
20.03.2006, 19:13
Buket Özcan (27): "Sivaslıyım. Fakülte mezunuyum. Lise yıllarım, Güner Ümit olayının patladığı yıllara denk geliyor. O dönemde bir arkadaşım, 'Bir Alevi ile arkadaş olmam' demişti. Alevi olduğumu ancak iki ay sonra söyleyebilmiştim ve benimle küsmüştü. O tarihten sonra Zülfikâr kolyesi takmaya başladım. Üniversite sırasıda bir Sünni ile yakınlaştım, 4.5 yıl birlikte olduk, 1.5 yıl nişanlı kaldık. Ailesi demokrattı, bizimkiler biraz karşı çıkmışlardı. Sonra bazı özel sebeplerden ötürü ayrıldık. Ancak bir Alevi ile evlenebilirim.
Çetin İmeca (19): Ortaokul mezunuyum. Mobilya işiyle uğraşıyorum. Tunceliliyim, Adana'da doğdum büyüdüm. Okulda zorla namaz kıldırıyordı. Ben kılmayı reddedince cezalı olarak okul dağıldıktan sonra sınıfta bekletilirdim. Önceleri işyerinde Alevilikle ilgili soru sorulduğunda cevap veremez, ezilirdim. Şimdi memleketim sorulunca 'Tunceli' diyorum. Alevi olduğumu anlasınlar. Bizim de bu ülkede olduğumuzu bilsinler.
Nuray Aydoğdu (20): Lise mezunuyum. Üniversite sınavlarına hazırlanıyorum. Önceden aşırı dincilerin yoğun olarak yaşadığı bir semtte oturuyorduk. Kimliğimi saklıyordum. Anneme Aleviliği soruyordum. Korkarak 'Aman kızım sus' diyordu. Aleviler olarak çok ezildik, asimile edildik. Cemevinde semah ekibine katıldım. Semahtan sonra eve gidince babaannem ağlıyor, elimi öpüyor. Çok mutlular."
B. Ç. (16): Liseliyim. Alevilik ve ders arasında yaşanan çatışmayı çözmüş değilim. Hâlâ Alevilik okullarda rahatça kullanılan bir kelime değil. Okulda 'Namaz kılın' diyorlar, kılıyoruz. Not almak için mecburen yapıyoruz. Okullarda Hıristiyanlık anlatılıyorsa, Alevilik de anlatılsın.
D. K. (16): Liseye gidiyorum. Ben namazın ne olduğunu, nasıl kılındığını biliyorum, ama yapmak istemiyorum. Dedem, 'Aleviler kadına çok değer verir' demişti. Bu beni etkiledi. Kadın ve erkek eşit.
Ercan Yüksel (27): Erzincanlıyım. İlkokul bitirdim. Köyde Alevilikle ilgili fazla bir şey yaşamıyorduk. Dedeler geliyor, yılda bir cem oluyordu. Detaylı biliyorduk. Ben kültürümüzü İstanbul'a gelince öğrendim. Bu kadar yoğun bir kültürümüz olduğunu bilmiyordum."
Serpil Geçmen (21): Üniversite öğrencisiyim. Alevilerin fazla horlandığı dönemlerde durumun çok da farkında değildim. Aile büyüklerinden öğrendiklerim bir zamanlar ne kadar acı çektiklerini anlamama yardımcı oluyor. Bugün onların yaşadıklarını yaşamıyoruz, en azından benim çevremde böyle. İki çağdaş insan anlaşabildiği ve birbirlerinin kimliklerine saygı duydukları sürece evlenebilir de. Şehirde müsahiplik türü toplumsal ilişki ve ritüelleri yürütmek zor.
Emrah Dalkaya (25): Üniversiteliyim. Arkadaşlıklarımda sıkıntı çekmiyorum. Alevi olduğumu biliyorlar. Bazı komşularımız Aleviliğini gizlerdi. Bugün TV kanalları var. İnsanlar kendini daha rahat ifade ediyor. Sünniler de bizi tanıyor artık. Ben aşkın her şeyin üstünde olduğuna inanırım, dinlerin hatta yaşamın bile üstünde. Ama bir gerçek var ki, kültürel bakımdan kendini geliştirememiş cahil insanlar her yerde yanlış hareketler yapabilir. Zaman zaman cemlere katılıyorum. Biz biraz yabancılaştık kültürümüze. Ailem Alevi kanallarını izler.
Sibel Atik (25): Gazeteciyim. Alevi kimliğim yüzünden çok sıkıntı yaşadığımı söyleyemem. İnsan sevgisine, hümanizme dayanan Aleviliğe, günümüzde daha ılımlı yaklaşıldığını söylemek mümkün. Okul sıralarındayken, yani bundan 13 yıl öncesine kadar Alevi olduğumu her ortamda söyleyemezdim. Ortaokul dönemimde din kültürü ve ahlak bilgisi dersindeydik. Dersin öğretmeni sınıfın tümüne seslenerek, "Aranızda Müslüman olmayan ya da Alevi olan var mı?" demişti. Aramızda Hıristiyan bir arkadaş vardı. Ayağa kalkarak Hıristiyan olduğunu söylemişti. Bu beni çok sinirlendirmiş ve üzmüştü. Hıristiyan olan bunu rahatlıkla ifade edebildi, peki ben neden Alevi olduğumu söyleyemedim? Bunlar benim kırılma noktam oldu. Artık alevi olduğumu dile getirmem gerektiğini düşündüm. O zamandan beri de söylerken çekinmiyorum. Hatta insan sevgisinin bir hayli yüksek olduğu bu inanç ortamında büyüdüğüm için çok memnunum. Ağabeyimin musahibi var. Yakında sevgilimin de olacak. Cem TV'de, her perşembe günleri farklı bir cemevinde yapılan cem töreni vardır. Annem onu izler ve lokma yapar.




Adını vermeyen bir aile, cenaze işlemlerinden ötürü çekilen sıkıntıyı şöyle anlatıyor: "Dayımın oğlunun cenazesini cemevinden kaldıracaktık. Ailenin maddi durumu iyi değildi. Cenazeye katılanlardan yardım toplandı. Böyle durumda tanıyan tanımayan herkes yardım eder. Toplanan paralarda kefen, tabut alınır. Eğer kişi memleketine gidecekse araba parası verilir..."
Günlük yaşam içerisinde Aleviler için en önemli sıkıntılardan biri, cenazelerin kaldırılmasında ortaya çıkıyor. Kentte önceden cemevleri olmadığı için Alevilerin cenazeleri camilerden kaldırılıyordu. Cenaze namazını da Sünni hocalar kıldırıyordu. Bu, Aleviler için hem büyük bir sorun hem üzüntü kaynağıydı. Cemevlerinin peş peşe açılmasıyla birlikte, cenazelerin nereden kaldırılacağı sorunu önemli ölçüde ortadan kalktı. Cenazelerini yıkayacakları, Alevi hocaların okuduğu dualar eşliğinde sevdiklerini son yolculuklarına uğurlayacakları, yemeklerini verecekleri bir yerleri vardı artık. Ancak uygulamada karşılaşılan büyük bir ayrımcılık hâlâ canlarını yakıyor.

Şoreş
20.03.2006, 19:22
Can paylaştığın içi saol ;) Hepsini okudum ve gerçekler işte;) Kendilerini güzel ifade etmişler bence ;)

pirimunzur
20.03.2006, 19:58
cokguzel bir paylaşim ve cok anlamli bizalevileri anack biz bilrz ve anlariz anacak

munzur
20.03.2006, 20:19
BAŞLARKEN


Aleviler bu coğrafyada hep vardı. Osmanlı ile yıldızları hiç barışmamıştı. Cumhuriyet kurulduktan sonra da uzun yıllar birçok sorunla sessizce baş etmeye çalıştılar. Çok partili dönemde 'oy deposu' olmanın dışında sorunlarıyla yakından ilgilenen pek olmadı. 1970'lerdeki iç çatışma ortamında, Maraş katliamıyla doruğa çıkan saldırıların hedefiydiler. Göç yıllarında aktıkları kentlerde, 1980'lerin sonunda yavaş yavaş seslerini yükseltmeye başladılar. 1990'larda gizlenme geleneğini kırmaya yönelik ataklar ve taleplerle gündeme oturdular. Şimdi AB süreciyle de desteklenen demokratikleşmede köklü sorunlarına çözüm bekliyorlar. Radikal'in bu dizisinde amaç, kentte yaşayan Alevilerin günlük yaşamda karşılaştığı sorunları yansıtabilmek. Dizide, dedeler de dahil olmak üzere, her yaştan, her iş ve meslekten, her sosyal gruptan Alevilerin anlattıkları yer alacak. Geleneklerinin şehirde aldığı durum, inanç ve ibadetlerini yaşama konusundaki sıkıntılar, komşuları, iş ve okul arkadaşlarıyla ilişkiler, Alevi-Sünni evlilikleri gibi sorunları dizi boyunca gözler önüne serilecek.



Aleviliğin omurgası kabul edilen dedelik, köylerde toplumu düzenleyici bir işleve sahipti. Dedeler, taliplerinin bulunduğu köyleri tek tek geziyor, cem yapıyor, sorunları dinliyor, dargınları barıştırıyordu. 'Görgü cemleri'nde kurulan 'mahkeme'de suç işleyen, hatası olan, eşini, ailesini, komşularını zorda bırakan kişiler hakkında karar vermek de dedelerin görevleri arasındaydı.