DiyaR_02
01.07.2005, 14:30
ABDÜLKAD?R AYGAN AÇIKLADI:
Aygan, 1995'te gözaltına alınan Edip Aksoy ve Orhan Cingöz'ün sorgulanıp öldürüldükten sonra Habur Sınır Kapısı'na giderken, TPAO Tesisleri'nin karşısındaki Cudi Dağı tarafındaki dere kenarına gömüldüklerini açıkladı. Geriye kayıpların kemiklerini bulmak ve savaş suçlularının yargılanmasını sağlamak kalıyor
Cudi yakınına gömüldüler
K?ML?K
Adı Soyadı: Edip Aksoy
Anne-Baba Adı: Sara - Ali
Doğum Yeri: Lice
Doğum Tarihi: 1964
Medeni Hali: Evli bir çocuk babası
Kaybediliş Tarihi: 07 Haziran 1995
AKIBET?:CUD? DA?I TARAFINDAK?
DERE KENARINA GÖMÜLDÜ
Aygan itiraflarında şunları söyledi: Edip Aksoy ve Orhan Cingöz infaz edildi. Öldürüldükten sonra Cizre-Silopi karayolunda Habur Sınır Kapısı'na giderken, TPAO Tesisleri'nin karşısında, Cudi Dağı tarafındaki dere kenarına gömüldüler.
Ailesinin ikinci çocuğu olan Edip Aksoy, Lice'nin Dolunay köyünde (Zengê) dünyaya geldi. Ağabeyi Hikmet Aksoy okumak üzere Diyarbakır'a gönderilince, evin neredeyse tüm yükü üstüne kaldı. Ancak bu yük ona ağır gelmeye başlamıştı. Her çocuk gibi o da 'kaçma' planları yaptı ve 13 yaşındayken birkaç kez evden kaçarak Adana'ya gitti.
Köyde tütüncülükle uğraşıyordu. Yıllar geçmişti... Hem çocukluk arkadaşı hem de dayısının kızı olan Rukiye ile evlendi.
Lice... Lice artık savaşın hüküm sürdüğü bir ilçeydi. Gündüz panzerler, gece gerillalar... 1993 yılında ilçe havadan helikopter, karadan panzerlerle taranıp bombalanmıştı. Lice'den dumanlar yükselip de ateş düşmeyen ev kalmamıştı. Dolunay köyündeki Aksoy ailesi de yaşananlardan nasibini almıştı. Edip Aksoy sık sık gözaltına alınır olmuştu. Her gözaltının ardından işkencede yaralanmış vücuduyla dönüyordu eve. Rukiye Aksoy, bir defasında operasyon olduğunu ve eşinin kahvehaneden alındığını söylüyor. Kırık camların üzerinde yürütmüşlerdi. Dolunay köyünde 25 Mart 1993 günü Abdülmenaf Kaya isimli bir çiftçinin askerlerce öldürülmesi üzerine, Edip Aksoy bir yazı yazıp halka dağıtmıştı. Bunun üzerine askerlerce alınmış, penseyle kılları yolunmuştu.
Edip Aksoy'da bel fıtığı vardı. ?şkenceler nedeniyle artık bastonla yürümeye başlamıştı. Köyde kalamaz duruma gelmişlerdi ve Diyarbakır'ın yolunu tuttular. Zaman, evleri, köyleri yakılanların Diyarbakır'a yüzünü döndüğü zamandı. Diyarbakır açlığın yurduydu. Sadece altı ay kalabildiler.
Evler yakıldı
Edip Aksoy köye dönüp yeniden tütüncülükle uğraşmaya başladı. 1993 yılında Dolunay köyü Muhtarı Hasan Tekin, köylülere karakol komutanının 'Aksoy, Balta ve Aydemir ailelerinin köyden çıkmalarını, aksi takdirde köyü yakacaklarını' söylediğini aktardı. Bu tehditlerin ardından kimi evler yakıldı, Aksoy ailesinin evi tahrip edildi. Tekrar Diyarbakır'ın yolunu tuttular. Sadece anne Sara köyde kaldı.
Edip Aksoy burada bir kahvehanede yarım günlük iş buldu. Geriye kalan zamanda ise tütün satıyordu.
'Dağkapı tehlikeli'
Edip Aksoy ile köylüsü Orhan Cingöz ortak çalışıyorlardı. Orhan Cingöz, ?stanbul'a tütün götürüp satıyordu. 7 Haziran 1995 tarihinde Edip Aksoy her zamanki gibi işe gitti. O gün ?stanbul'a gidecek olan Orhan Cingöz ile birlikte satacakları tütünü garaja götürdüler. Garajdan saat 11.00 gibi ayrıldılar. Aksoy, o sırada bir akrabası ile karşılaştı ve ona Dağkapı'ya kadar gidip döneceklerini söyledi. Akrabası ise Aksoy'a Dağkapı'ya gitmelerinin tehlikeli olacağı uyarısında bulundu. 'Niye korkuyorsun? Hiçbir şey olmaz. Herhangi bir şeyim olsa evim, işyerim bellidir, gelip sorarlar' yanıtını verdi Edip Aksoy. Ve iki arkadaş Dağıkapı'da sur dibindeki Yeşilçınar Çay Bahçesi'ne gitti. Burada elbise satan Bilal Ulusoy adlı köylülerinin yanına uğrayıp, ayaküstü sohbet ettiler.
'Karakola kadar gideceğiz'
Saat 12.00 sıralarında beyaz, Renault marka bir otomobil yanlarına yaklaşıp durdu. Otomobilden iki kişi indi. Bu iki kişi silahlı ve telsiz taşıyordu. Gelip, Aksoy ve Cingöz'den kimliklerini istediler. Kimliklere baktıktan sonra, 'Bizimle karakola kadar geleceksiniz' dediler ve Aksoy ile Cingöz, otomobile bindi. Otomobil süratle Yeşilçınar Çay Bahçesi'nin önünden uzaklaştı. Araçta bir kişi de şoför koltuğunda oturuyordu. Araç hareket halinde iken Aksoy ve Cingöz'ün köylüsü olan Cemal Bektaş, ikisini arabanın içinde gördü. Bektaş, süratle uzaklaşan aracın plakasını alamadı.
Öğlen eve gelmedi
Rukiye Aksoy şöyle diyor: 'Her zamanki gibi erkenden kahvaltısını yaptı. Melikahmet'te dükkanına gitti. Öğlen eve gelip yemek yer, daha sonra çalıştığı kahveye giderdi. O gün gelmedi. O zamanlar 40 günlük olan kızımız Beritan'ı görmeden kahveye gitmezdi. Gelmeyince meraklandım. Dayımın oğluna sordum 'kahveye geldi mi' diye, gelmediğini söyledi. Amcamların evine gittim. Amcam da aynı cevabı verdi. Akşam saat 16.00 sıralarında Orhan Cingöz'ün ailesi bize Edip'in gelip gelmediğini sordu. Orhan da eve gitmemişti. Daha sonra Dağkapı'da polisler tarafından alındığını duydum ve hemen ?HD'ye başvurdum.'
Kayını ile evlendi
Ailesi ve çevresi tek alternatif öneriyordu Rukiye Aksoy'a: 'Evlenmelisin.' Rukiye Aksoy, 'Ben evlenmek değil, sadece kızıma bakmak istiyordum. Çaresiz olduğum için partinin daha sonra genel başkan yardımcılığına yükselen o zamanki il başkanı ile konuştum. Ailemle konuşarak, evlilik konusunda bana baskı yapmamalarını istemesini rica ettim. O da bana bu konuda hiçbir şey yapamayacaklarını söyleyerek, 'Tek başına yaşıyorsun. Yarın öbür gün başka iftiralarla karşılaşabilirsin. Gidip evlen' dedi. Çaresiz kaldım. Eşimin kardeşiyle, yani kayınımla evlendim. O sakat olduğu için çalışamıyor. Ben şimdi ona da bakıyorum.' Rukiye Aksoy'un şimdi 'Havin' adlı bir kızı daha var. Tek istediği Edip Aksoy'un mezarını bulabilmek.
Edip Aksoy'un en büyük ağabeyi Hikmet Aksoy ise, 2002 yılında gördüğü işkence ve cezaevi koşullarında yakalandığı Siroz hastalığından dolayı yaşamını yitirdi.
Kaynak:gundemimiz.com
Aygan, 1995'te gözaltına alınan Edip Aksoy ve Orhan Cingöz'ün sorgulanıp öldürüldükten sonra Habur Sınır Kapısı'na giderken, TPAO Tesisleri'nin karşısındaki Cudi Dağı tarafındaki dere kenarına gömüldüklerini açıkladı. Geriye kayıpların kemiklerini bulmak ve savaş suçlularının yargılanmasını sağlamak kalıyor
Cudi yakınına gömüldüler
K?ML?K
Adı Soyadı: Edip Aksoy
Anne-Baba Adı: Sara - Ali
Doğum Yeri: Lice
Doğum Tarihi: 1964
Medeni Hali: Evli bir çocuk babası
Kaybediliş Tarihi: 07 Haziran 1995
AKIBET?:CUD? DA?I TARAFINDAK?
DERE KENARINA GÖMÜLDÜ
Aygan itiraflarında şunları söyledi: Edip Aksoy ve Orhan Cingöz infaz edildi. Öldürüldükten sonra Cizre-Silopi karayolunda Habur Sınır Kapısı'na giderken, TPAO Tesisleri'nin karşısında, Cudi Dağı tarafındaki dere kenarına gömüldüler.
Ailesinin ikinci çocuğu olan Edip Aksoy, Lice'nin Dolunay köyünde (Zengê) dünyaya geldi. Ağabeyi Hikmet Aksoy okumak üzere Diyarbakır'a gönderilince, evin neredeyse tüm yükü üstüne kaldı. Ancak bu yük ona ağır gelmeye başlamıştı. Her çocuk gibi o da 'kaçma' planları yaptı ve 13 yaşındayken birkaç kez evden kaçarak Adana'ya gitti.
Köyde tütüncülükle uğraşıyordu. Yıllar geçmişti... Hem çocukluk arkadaşı hem de dayısının kızı olan Rukiye ile evlendi.
Lice... Lice artık savaşın hüküm sürdüğü bir ilçeydi. Gündüz panzerler, gece gerillalar... 1993 yılında ilçe havadan helikopter, karadan panzerlerle taranıp bombalanmıştı. Lice'den dumanlar yükselip de ateş düşmeyen ev kalmamıştı. Dolunay köyündeki Aksoy ailesi de yaşananlardan nasibini almıştı. Edip Aksoy sık sık gözaltına alınır olmuştu. Her gözaltının ardından işkencede yaralanmış vücuduyla dönüyordu eve. Rukiye Aksoy, bir defasında operasyon olduğunu ve eşinin kahvehaneden alındığını söylüyor. Kırık camların üzerinde yürütmüşlerdi. Dolunay köyünde 25 Mart 1993 günü Abdülmenaf Kaya isimli bir çiftçinin askerlerce öldürülmesi üzerine, Edip Aksoy bir yazı yazıp halka dağıtmıştı. Bunun üzerine askerlerce alınmış, penseyle kılları yolunmuştu.
Edip Aksoy'da bel fıtığı vardı. ?şkenceler nedeniyle artık bastonla yürümeye başlamıştı. Köyde kalamaz duruma gelmişlerdi ve Diyarbakır'ın yolunu tuttular. Zaman, evleri, köyleri yakılanların Diyarbakır'a yüzünü döndüğü zamandı. Diyarbakır açlığın yurduydu. Sadece altı ay kalabildiler.
Evler yakıldı
Edip Aksoy köye dönüp yeniden tütüncülükle uğraşmaya başladı. 1993 yılında Dolunay köyü Muhtarı Hasan Tekin, köylülere karakol komutanının 'Aksoy, Balta ve Aydemir ailelerinin köyden çıkmalarını, aksi takdirde köyü yakacaklarını' söylediğini aktardı. Bu tehditlerin ardından kimi evler yakıldı, Aksoy ailesinin evi tahrip edildi. Tekrar Diyarbakır'ın yolunu tuttular. Sadece anne Sara köyde kaldı.
Edip Aksoy burada bir kahvehanede yarım günlük iş buldu. Geriye kalan zamanda ise tütün satıyordu.
'Dağkapı tehlikeli'
Edip Aksoy ile köylüsü Orhan Cingöz ortak çalışıyorlardı. Orhan Cingöz, ?stanbul'a tütün götürüp satıyordu. 7 Haziran 1995 tarihinde Edip Aksoy her zamanki gibi işe gitti. O gün ?stanbul'a gidecek olan Orhan Cingöz ile birlikte satacakları tütünü garaja götürdüler. Garajdan saat 11.00 gibi ayrıldılar. Aksoy, o sırada bir akrabası ile karşılaştı ve ona Dağkapı'ya kadar gidip döneceklerini söyledi. Akrabası ise Aksoy'a Dağkapı'ya gitmelerinin tehlikeli olacağı uyarısında bulundu. 'Niye korkuyorsun? Hiçbir şey olmaz. Herhangi bir şeyim olsa evim, işyerim bellidir, gelip sorarlar' yanıtını verdi Edip Aksoy. Ve iki arkadaş Dağıkapı'da sur dibindeki Yeşilçınar Çay Bahçesi'ne gitti. Burada elbise satan Bilal Ulusoy adlı köylülerinin yanına uğrayıp, ayaküstü sohbet ettiler.
'Karakola kadar gideceğiz'
Saat 12.00 sıralarında beyaz, Renault marka bir otomobil yanlarına yaklaşıp durdu. Otomobilden iki kişi indi. Bu iki kişi silahlı ve telsiz taşıyordu. Gelip, Aksoy ve Cingöz'den kimliklerini istediler. Kimliklere baktıktan sonra, 'Bizimle karakola kadar geleceksiniz' dediler ve Aksoy ile Cingöz, otomobile bindi. Otomobil süratle Yeşilçınar Çay Bahçesi'nin önünden uzaklaştı. Araçta bir kişi de şoför koltuğunda oturuyordu. Araç hareket halinde iken Aksoy ve Cingöz'ün köylüsü olan Cemal Bektaş, ikisini arabanın içinde gördü. Bektaş, süratle uzaklaşan aracın plakasını alamadı.
Öğlen eve gelmedi
Rukiye Aksoy şöyle diyor: 'Her zamanki gibi erkenden kahvaltısını yaptı. Melikahmet'te dükkanına gitti. Öğlen eve gelip yemek yer, daha sonra çalıştığı kahveye giderdi. O gün gelmedi. O zamanlar 40 günlük olan kızımız Beritan'ı görmeden kahveye gitmezdi. Gelmeyince meraklandım. Dayımın oğluna sordum 'kahveye geldi mi' diye, gelmediğini söyledi. Amcamların evine gittim. Amcam da aynı cevabı verdi. Akşam saat 16.00 sıralarında Orhan Cingöz'ün ailesi bize Edip'in gelip gelmediğini sordu. Orhan da eve gitmemişti. Daha sonra Dağkapı'da polisler tarafından alındığını duydum ve hemen ?HD'ye başvurdum.'
Kayını ile evlendi
Ailesi ve çevresi tek alternatif öneriyordu Rukiye Aksoy'a: 'Evlenmelisin.' Rukiye Aksoy, 'Ben evlenmek değil, sadece kızıma bakmak istiyordum. Çaresiz olduğum için partinin daha sonra genel başkan yardımcılığına yükselen o zamanki il başkanı ile konuştum. Ailemle konuşarak, evlilik konusunda bana baskı yapmamalarını istemesini rica ettim. O da bana bu konuda hiçbir şey yapamayacaklarını söyleyerek, 'Tek başına yaşıyorsun. Yarın öbür gün başka iftiralarla karşılaşabilirsin. Gidip evlen' dedi. Çaresiz kaldım. Eşimin kardeşiyle, yani kayınımla evlendim. O sakat olduğu için çalışamıyor. Ben şimdi ona da bakıyorum.' Rukiye Aksoy'un şimdi 'Havin' adlı bir kızı daha var. Tek istediği Edip Aksoy'un mezarını bulabilmek.
Edip Aksoy'un en büyük ağabeyi Hikmet Aksoy ise, 2002 yılında gördüğü işkence ve cezaevi koşullarında yakalandığı Siroz hastalığından dolayı yaşamını yitirdi.
Kaynak:gundemimiz.com