Orijinalini görmek için tıklayınız : Alevili?in etnik kimli?i; Aleviler’in Etnik Kimli?i
munzur_hozat 01.07.2005, 19:27 Din sosyolojisi açısından bakıldığında ?slamiyet’in Hanefi, ?afii, ?ii yorumunu nasıl ki kabul eden Türk’e, Kürd’e, Çerkez’e, Gürcü’ye, Arab’a rastlamak olası ise, Aleviliği de kabul eden Türk’e, Kürd’e, Arnavut’a, Arab’a rastlamak olasıdır.
Ama sosyolojik olarak bu olasılıklar olmasına karşın tarihsel olarak durum daha farklı gelişmiştir. Örneğin; sosyolojik olarak mümkün olmasına karşın tarihsel olarak nerede ise; Çerkes veya Gürcü Aleviye rastlamak olası değildir.
Aleviliğin etnik kimliği ile Aleviler’in Etnik Kimliği terimi farklıdır. Aleviliğin Etnik Kimliği demek daha farklı bir anlam içerir. Burada söz konusu edilen Türkiye’de yaşayan Aleviler’in Etnik Kimliği’nin ne olduğudur. Daha doğrusu Alevi olup Kürtçe ya da Zazaca konuşan Aleviler’in ısrarla kendilerini Türk olarak ifade etmelerinin sebebi nedir? Amaç bunu irdelemek. Gerçeği bulmaktır.
Türkler, ?slamiyet’i doğuşundan yaklaşık 300 yıl sonra Türkistan’ı fethe gelen Arap orduları ile tanımışlardır. Bu fethe çok direnmişler, sonuçta da çok kan dökülmüştür. Kabul ettiklerinde ise ?slam içindeki Emevi Müslümanlığını değil, Ehlibeyt yandaşlığını seçmişlerdir.
Orta Asya’da, Yusuf Hemedani, Ahmet Yesevi, Lokman Parende ve Hacı Bektaş Veli ?slamiyet’i Türk sufiliği ile bütünleştirmişlerdir. ?slamiyet’i Türkçe konuşturmuşlardır.
Anayurt’tan Anadolu’ya bu maya Yesevi dervişleri ile gelmiştir. Anadolu’da kurulan bir çok beyliğin ve Osmanlı’nın kuruluşunda bu maya vardır. Osmanlı da yönetime dönme-devşirme kuşağının hakim olmasına dek bu durum böyle devam etmiştir.
Kürtçe ya da Zazaca konuşan Aleviler’in ortaya çıkması Kürtler’in veya Zazalar’ın Aleviliği benimsemesi sonucu oluşmamıştır. Bu olasılık din sosyolojisi açısından mümkün olmasına karşın Osmanlı tarihinin gelişim seyri açısından mümkün gözükmüyor. Kürtler’in Aleviliği benimsemesini iddia etmek Osmanlı tarihini bilmemektir. Çünkü Osmanlı; Fatih döneminde başlayan Yavuz ve Kanuni döneminde daha yoğunlaşan bir ölçüde Türkmen karşıtıdır. Türkmenler’de Alevi olmaları nedeniyle Alevi karşıtıdır. Kürtler ise o yıllarda Osmanlı tarafından korunan, kollanan adeta Osmanlı’nın vurucu gücüdür.
1516-1517 Çaldıran Savaşı’na dek Erzincan, Erzurum, Diyarbakır valileri Erdebil Dergahı tarafından atanırmış. Yani Türkmen Safevi Devleti bu bölgelerin valilerini atarmış. O yıllarda bugünkü Güney Doğu Anadolu’ya Türkmen egemenmiş. O bölgeyi Osmanlı Kürtleştirmiş. Bakın konu ile ilgili “Türklerin Tarihi” ve “Milli Kurtuluş Tarihi” kitaplarının yazarı değerli araştırmacı Doğan Avcıoğlu ne yazıyor:
“Güneydoğu Anadolu, Safeviler’in elinde kalsa idi, Türkçe orada rakipsiz bir dil olurdu. Bölge Türkleşirdi. Osmanlı’da bu ters oldu. ?ah ?smail’in peşindeki Kızılbaş Türkmen’e karşı, Osmanlı çoğu Sünni ve ?afi olan Kürt beylerini tutmuştur.” (1)
Orta Anadolu’da yaşayan Türkmenler Osmanlı zulmünden canlarını kurtarmak için kuş uçmaz, kervan geçmez dağ başlarına kaçmışlardır. Çünkü Osmanlı’nın gözünde Türkmen potansiyel suçlu idi. Bakın Osmanlı’nın sürgün politikası ile ilgili iktisat tarihçisi Ord. Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan nasıl bir tespit yapmış:
“Osmanlı ?mparatorluğu’nda çeşitli tarihlerde iskan amacı ile v.s. sürgün edilen kitlenin çoğunu adi suçlular teşkil ediyordu. Kızılbaşlık da bu adi suçlar arasında sayılıp sürgün nedeni oluyor.”(2)
Osmanlı arşivi Ord. Prof. Dr. Barkan’ın tespitini doğrulayacak binlerce belge ile doludur. Bu yıllarda Türkmen ve Alevi olmak sürgün ve “katli vacip” nedeni oluştururken Kürtler imtiyazlı toplumsal kesimi oluşturuyor. Kürtlerin böyle bir durumda Aleviliği benimsemeleri olasılık dışıdır. Bırakalım Kürtlerin Aleviliği benimsemesini iktidar mezhebi olduğu halde daha ılımlı ?slamı temsil eden Hanefiliği bile Kürtler benimsememişlerdir. Kürt olup Hanefi olan azınlık kesim ise, Kürtleşen Türkmenlerdir. Kendinden biraz daha liberal bir ?slam yanlısı olan Hanefiliği bile benimsemekte zorlanan ?afii Kürt anlayışın Aleviliği benimsediğini iddia etmek ne denli gerçeği ifade edebilir. ?şte Doğan Avcıoğlu’nun tesbiti:
“Osmanlı, Kürdistan adını verdiği bölgede devletin temel dayanağı olan TIMARsistemini uygulamaz. Devletin yönetimini bölgede, yönetim babadan oğula geçtiği KÜRTbeylerine bırakır. Bölgede bulunan Türkmenler’in önemli bir bölümü dillerini unutur ve Kürt kabilelerine karışır.”(3)
Avcıoğlu’nun tesbit yaptığı yıllar 1550’li yıllardır. Bu yıllarda o bölgede Türkmenler Kürt kabilelerine karışınca birkaç jenerasyon sonra tamamen dillerini unutup Kürtleşebilirler. Nitekim Orta Asya’dan gelen bazı Türkmen aşiretleri uzun yıllar sonra bölgede Kürtleşmişlerdir. Karakeçili Aşireti, Türkan Aşireti v.s.
?şte Alevi Türkmenler’in Kürtçe veya Zazaca bilmesinin kaynağı Osmanlı’nın Türkmen politikasında yatmaktadır. Osmanlı’nın sürgünler sonucu Kürt bölgesine sürdüğü Türkmenler süreç içinde Kürtçe öğrenmiş ve Kürtleşmişlerdir. Bugün Kürtçe bilmesine ve konuşmasına karşın Aleviler’in ısrarla biz Türküz demelerinin sebebi budur.
Türkiye’de yaşayan Aleviler’in ezici bir çoğunluğu Türkmen’dir. Kürtçe veya Zazaca bilenler bu dili sonradan öğrenmişlerdir. Bunlar aslen Türkmen’dir.
?ngilizce, Almanca, Arapça, Rusça bilen ama ana dilini az bilen bir Türk’e; ?ngiliz, Alman v.s. diyemeyeceğimiz gibi, Kürtçe bilen ama kendi dilini az bilen hatta zor konuşan Alevi Türkmen’e de Kürt, Zaza v.s. diyemeyiz /by hawashasan
DiyaR_02 01.07.2005, 20:15 alevi olmak icin birincil sart türk olmakmi?. sanirim sen aramizdaki en milliyetci insansin yaniliyormuyum? aleviler ha türkmen olmus ha kürt veya baska birsey senin derdin neyki ben anlamadim aleviler illede türkmendir diye farzedelim ki böyle birsey var(yok tabiki) neyi degistirecek bu durum?. senin izledigin politika insanlari ayirmayacakmi sen böylemi dusunuyorsun?
alevi olmak icin birincil sart türk olmakmi?. sanirim sen aramizdaki en milliyetci insansin yaniliyormuyum? aleviler ha türkmen olmus ha kürt veya baska birsey senin derdin neyki ben anlamadim aleviler illede türkmendir diye farzedelim ki böyle birsey var(yok tabiki) neyi degistirecek bu durum?. senin izledigin politika insanlari ayirmayacakmi sen böylemi dusunuyorsun?
Alevilerin kökü Türkmenlikten gelir. Ama tüm Aleviler Türkmen değildir tabi. Çünkü Alevilikle ırkçılığın bir alakası yoktur. Tam aksine Alevilik; birleştiricilik, bütünleştiriciliktir. Zamanla Alevi inancından etkilenen Kürt ve Zazalar da (Bunlar genelde zaten Sivas ve çevresinde yaşarlar, Türklere yakın yerlerde) Alevileşmiştir. Bundan doğal da bişey olamaz. Çünkü Aleviliğin ırkla bir alakası yoktur. Alevilik milliyetçi değildir. Bu yüzden Aleviliğin Türkler arasında ortaya çıkıp gelişmesi; Kürt Alevi olmadığı anlamına gelmez zaten.
DiyaR_02 01.07.2005, 20:31 alevilerin kökü türkmenlikten gelir derken ehli beyti nereye koyuyorsun?
munzur_hozat 01.07.2005, 20:37 Yaw kardeşim türkler zorlu bir şavaş sonunda müslümanlığı kabul etti, ama türkler emevi müslümanlığını değil ehli beyt yolunu seçerek müslüman oldu.
munzur_hozat 01.07.2005, 20:40 ?kinci bir konu, kabul ediyoruz yani alevilerin kökü türkmelerdir tamam burada anlaştık.
?imdi de şu çıkıyor alevi olunmaz doğulur.Ancak bektaşi olablirsiniz balkanlarda alevi olmayan bektaşiler mevcut.Sorun şu ben kürt bektaşi görmedim görsem de tanımam.
DiyaR_02 01.07.2005, 20:48 senin yapmaya calistigin sey alevilerin etnik kimligi uzerinden kürdleri dislamaktir... bir baska forumda yazmis olduklarinla beraber bunlarida dikkate alirsam ben öyle bir yargiya variyorum. sen son derece kürd karsitisin!. kürdlerin icerisinde de alevligi benimseyen, O yolu izleyen insanlarida bir kenara itmemek gerek..
sen son derece kürd karsitisin!. kürdlerin icerisinde de alevligi benimseyen, O yolu izleyen insanlarida bir kenara itmemek gerek..
Katılıyorum. Bu forumda Alevileri birleştirmek, bütünleştirmek yerine ırkçılık propogandası yapanlar var. Maksadı Alevilerin tartışıp, paylaşması değil; ırkçılığa hiç prim vermemiş Alevilere ırkçı/faşist siyasetin propagandasını yapmak olanlar var gibi geliyor bana.
munzur_hozat 01.07.2005, 21:24 Lütfen arkadaşlar ben baba mansur ocağına bağlı bir aleviyim, tüm aleviler kardeştir bizi bölen kalleştir.Sevelim sevilelim bu dünya kismeye kalmaz.Oldumu tartışma bitmiştir hepinizi öpüyorum saygılar sunuyorum.
Alevimen 01.07.2005, 21:25 lütfen forum kurallarına dikkat edin (1). daha saygın bir konuşma tarzı benimsemeye çalışın (2). bunlar bizim forum kurallarımızdan iki alıntıdır, bilginize sunarım.
DiyaR_02 01.07.2005, 21:34 ben sunu söylemek isterim son olarak alevilik milliyetler üstü bir kavramdir. irkiyla kimsenin ilgilenmemesi en dogrusudur....
munzur_hozat 01.07.2005, 21:35 kusura bakmayı surçi lisan ettiysek kendi adıma herkesten özür diliyorum.
Lütfen arkadaşlar ben baba mansur ocağına bağlı bir aleviyim, tüm aleviler kardeştir bizi bölen kalleştir.Sevelim sevilelim bu dünya kismeye kalmaz.Oldumu tartışma bitmiştir hepinizi öpüyorum saygılar sunuyorum.
Bunu biz söylüyoruz zaten. Ayrıca tartışmannın amacı da sizin kişiliğinizi eleştimek, sizi aşağılamak vs değil. Fikirlerinizi ve söylediklerinizi eleştiriyoruz. Evet tüm Aleviler (veya kendini Alevi kabul edenler) kardeştir. Hangi ırktan olursa olsun. Size de saygılar...
lütfen forum kurallarına dikkat edin (1). daha saygın bir konuşma tarzı benimsemeye çalışın (2). bunlar bizim forum kurallarımızdan iki alıntıdır, bilginize sunarım.
Sayın yönetici. Bu tartışmada bu iki kural ihlalini nerede gördünüz? Açıkca belirtirseniz seviniriz. ?nsanlar, kendi kural ihlallerini gözden kaçırmış olabilir. Siz açıkca kural ihlali yapılan noktayı gösterirseniz biz de ona göre gözden geçirir, hatamızı görme şansı yakalamış oluruz.
munzur_hozat 01.07.2005, 21:59 ben kimseye karşı saygısızca konuşmadım, genel konuştum. :(
DiyaR_02 01.07.2005, 22:01 Gelin canlar bir olalim diri olalim...
ben kimseye karşı saygısızca konuşmadım, genel konuştum. :(
Neden söylediniz bilmiyorum. Ben de sizin bir saygısızlığınızı görmedim. Kimsenin de sizin saygısızlık yaptığınızı düşündüğünü zannetmiyorum. Fikir tartışıyoruz burada. Ben sadece sizin fikirlerinizi yanlış buldum. Ama bir saygısızlığınızı görmedim. Ben ortada saygısızca, kişilik haklarına saldıran, saygın olmayan bir tartışma da göremedim. Ama yönetici arkadaşımız gösterirse tartışıp hatalarımızı düzeltebiliriz.
Alevimen 01.07.2005, 23:23 cCGunal:
http://www.aleviforum.com/showpost.php?p=3993&postcount=8
mesajınızda kişiler hakkında saldırı olarak nitelendirebilen yazılar mevcut.
Genel olarak forumda son günlerde konuşmalar saygı seviyesini zorluyordu bu nedenle yapmak zorunda kaldığım açıklama bu konu altında oldu.
---
ayrıca konu saptırılmasın, konu ilk mesajda yazıldığı gibi 'aleviliğin etnik kimliği' dir. Buryun devam.. http://www.aleviforum.com/images/smilies/3D_NG%20%2822%29.png
LiberalistiC 01.07.2005, 23:47 Tabiki konu yine sonradan saptırıldı .
Bende birşey söyliyeyim munzur_hozat her yerde kürtleri hedef alıyorsun kürtlerde bizim kardeşimizdir yaptığın şey daha doğrusu yazdığın yazı ki alıntı sanırım hiç hoş şeyler değil aleviler türkmen soyudur falan filan doğrudur ama kürtlerde alevi olabilir diye düşünüyorum yani illa türkmen soyundan gelmesi gerekmez sanırım ??
Chatlakalper mesela alevi oldu filan dediniz o nasıl alevi oluyor peki ??
neyse yazılarına dikkat .
Yaşasın halkların kardeşliği
munzur_hozat 02.07.2005, 00:00 sayın liberalistic, ben bir aleviyim 80 öncesinde ve günümüze kadar kendini alevi kürdü olarak adlandıran halkın ezildiğini baskı gördüğünü biliyorum ve sunni kürtler alevi kürtlere göre daha rahatlar.Ancak sunni kürt halkını sevmek veya savunmak bana göre değil fikirlerim kusura bakmayın bir iki kişinin savunmasıyla değişecek elastiki yapıdada değil.Bu süreç meselesi.
munzur_hozat 02.07.2005, 00:03 Ayrıca , kişilere ve foruma olan sorumluluklarım kalıcıdır.Bunun haricinde (neyi kasettiyseniz anlamıyorum) Yazılarıma dikkat etmeyeceğim size batan yazılar aynen devam edecek.
Katılıyorum. Bu forumda Alevileri birleştirmek, bütünleştirmek yerine ırkçılık propogandası yapanlar var. Maksadı Alevilerin tartışıp, paylaşması değil; ırkçılığa hiç prim vermemiş Alevilere ırkçı/faşist siyasetin propagandasını yapmak olanlar var gibi geliyor bana.
mesajınızda kişiler hakkında saldırı olarak nitelendirebilen yazılar mevcut.
Burada nasıl bir saldırı söz konusu olduğunu anlatır mısınız sayın yönetici. Bu konularda tecrübeli olduğumu düşünüyorum. Ve böyle bir yazıya itiraz eden ilk forum yöneticisiyle de tanışmış oldum. ?nsanları ırkları yüzünden aşağılamak herhangi bir saygısızlık kapsamına girmiyor ama hakaret etmeden, kişi ismi belirtmeden, kişilikleri hedef almadan, aşağılamadan ırkçılığa karşı yapılan bir çağrı saygısızlık kapsamına giriyor. Demokratik tartışmalara, fikirlere, düşünceye elimizdeki yetkileri kullanarak tehditkar bir şekilde ambargo koymaya çalışmak hiçbirimizin yetkisi dahilinde değil. Kimsenin dokunulmazlık, istediğini yapabilme, istediğini konuşturabilme, istediğini susturabilme gibi bir hakkı yoktur sayın yönetici. Açıkcası böylesine bir yazıya bile muhtıra niteliğindeki uyarınızı görünce ve daha önceki tepkilerinizle, ban kararlarınızı da gördükten sonra sizin objektifliğinizi ve tarafsızlığınızı yitirdiğinizi düşünüyorum.
ayrıca konu saptırılmasın, konu ilk mesajda yazıldığı gibi 'aleviliğin etnik kimliği' dir. Buryun devam..
Ayrıca yıllardır forumlarda yazan, yöneticilik yapan, mesleği yazılımcılık olan ve 4-5 tane aktif siteye sahip olan biri olarak forum yöneticiliğinin bir geleneği olduğunu çok iyi bilirim. Elindeki yetkiyi kullanarak "?unu tartışmayın, bunu tartışın." Veya "Artık devam edebilirsiniz." şeklindeki yaklaşımları da çok çirkin buldum. Elinizdeki banlama hakkını bir tür yoketme aracı olarak görüp hoşunuza gitmeyen her türlü fikri sustarmaya çalışmanız; insanlara "?unu tartışmayın, bunu tartışın." niteliğinde aşağılayıcı tavırlarda bulunmanız forum yöneticisi sorumluluğuna ve objektifliğine hiç uygun düşmüyor.
Bişey daha hatırlatayım. Sizin en demokratik bir çağrıya bile böylesine tahammülsüzlüğünüz banlanma zamanımın da çok uzak olmadığını gösteriyor. Zaten sitenin yarısını banlamışsınız. Bu benim için hiçbir anlam ifade etmiyor. Siz hoşunuza gitmeyen fikirleri tepemizdeki bir kılıç gibi ban tehditi ile engelleyeceğini düşünmüyorsunuzdur sanırım. Böyle düşünme ihtimalinizin küçük olduğunu ummama rağmen her ihtimale karşı birşey daha ekleyim. Eğer beni banlarsanız lütfen ismimin altına öyle aşağılayıcı nitelikte "Adam olmadım. Banlandım." şeklinde yazılar yazmayın.
Alevimen 02.07.2005, 01:15 Ban tehdit sözkonusu değildi ve değil olay yaratmanızada gerek yok. Kelimelerinizi daha dikkatli seçmeniz için hatırlatma mesajıydı. Size bişey ispatlatma mecburiyetinde değilim, siz istediğinize inanın istediğinizi konuşun ama bazı gruplaşmalarda gibi forumda'da kurallar ve usuller vardır.
Bu forumda ALEV?/SOLCU/SA?CI isen banlanmazsın (-> banlanırsın) diye bir kuralda yoktur, sizin bahsettiğiniz eski kullanıcılar (kimi tekrar üye olmuştur) çeşitli haklı nedenlerden dolayı uzaklaştırılmıştır, aleviforum'un menfaatı için. Tabii sizin bu konuların derinliğini bilmeniz mümkün değildir.
Ayrıca konu saptırılmasın uyardım, böyle devam ederse konuyu kapatmak zorunda kalırım.
Vede merak etmeyin benimde az çok websiteler ve forumlarla ilgili bilgilerim var ama yeniliklere ve önerilere daima hoş görülüyümdür.
Gereksiz tartışma ile ilgili Başka sorularınız veya söylemek istedikleriniz varsa email veya ÖM ile yapmanız rica edilir konuyu daha fazla saptırılmasına izin veremem.
Öncelikle foruma yeni üye oldum herkese merhabalar...Kişisel tartışmalardan uzak konu başlığının dışına çıkmadan görüşlerimi sizlerle paylaşmak niyetindeyim...
Öncelikli olarak tartışmasız Alevilikte saygı duyulan üç temel isim vardir.Bunlardan birincisi mezhebe adını veren Allah'ın Aslanı lakabı ile Hz.Ali, ikincisi Hoca Ahmet Yesevi'nin öğrencisi Yunusların üstadı Bektaşilik tarıkatının kurucusu Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli ve Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk...
Konunun açılış mesajı olan ve Aleviliğin etnik kökeninin Türk/Türkmen asıllı olduğu görüşüne katılmaktayım...
1-Alevi deyişlerinin Türkçe olması , Cemlerin Türkçe yapılması
2-Hacı Bektaş-ı Veli gibi Anadolu Aleviliğinin kurucularının Türkmen kökenli olması..
3-Alevilikte önde gelen 7 büyük ozanın Türkmen kökenli olması ve eserlerini Türkçe vermiş olması...
4-Bunların dışında Aleviliğe yakın olduğu bilinen Aşık Veysel, Karacaoğlan ya da Yunus Emre gibi üstadların da eserlerinde Türkçe'yi kullanması ve Türkmen kökenli olması...
5-Alevilikle ?slamiyet öncesi Türk inanışları arasında benzerlikler olduğu hatta bir çok türküye konu olan "Turna"nın ?slamiyet öncesi Türklerde "Gök Tanrı"yı temsil ettiği, ayrıca bağlamanın da köklerinin kopuza kadar gittiği gibi benzerlikler söz konusudur..
Ancak son yıllarda ülkemizdeki sosyo-kültürel yapı Alevilerle Kürtler arasında bir inorganik bağ kurmuş ,genel olarak karşılıklı bir sempati doğmuştur...Siyasal düşüncelerin ve ideolojilerin uzağında konuya etnik açıdan bakıldığında Aleviliğin Türkmenler arasında doğduğu ve geliştiği tartışmasız bir gerçektir...
Saygılar...
LiberalistiC 02.07.2005, 07:50 ALEV?LER?N ETN?K K?ML???
Alevilik, Sünnilik, Hıristiyanlık, Musevilik, Katolik, Ortodoks vs. ayrımları dinsel ayrımlardır. Türk, Kürt, Ermeni, Arap, Arnavut vs ayrımlar ise etnik ayrımlardır.
Alevilerin dinsel kimlikleri gibi, etnik kimlikleri de bu konudaki araştırmacıları oldukça ilgilendirmiştir.
Martin Van Bruinessen de bunlardan birisidir. Alevi Kürtler in Etnik Kimliği Üzerine Tartışma1) başlıklı yazısında Bruinessen şöyle yazıyor Ritüel dili olarak neredeyse tamamen yalnız Türkçe kullanan ve hatta çoğu Türkçe aşiret adlarına sahip olan Kürtçe ve Zazaca konuşan Alevilerin varlığı bir çok yazarın izahat kabilinden hayal gücünü meşgul etmiş bir vakadır. Hem
Türk, hem de Kürt milliyetçilerinin bu grupların muğlak kimliklerini kabul etmekte güçlükleri olmuş ve bunlar sıkıcı ayrıntıları örtbas etmeye çalışmışlardır.
Bruinessenin yukarıda yazdıklarından şu sonuçlar çıkıyor. a) Kürtçe ve Zazaca konuşan Aleviler in neredeyse tamamı ibadet dili olarak Türkçe konuşuyorlar. b) Kürtçe ve Zazaca konuşan Aleviler in çoğu Türkçe aşiret adları taşıyorlar. c) Kürtçe ve Zazaca konuşan Aleviler in bu ikili kimlik belirtileri Kürt milliyetçileri ve Türk milliyetçilerinin kendilerinin kaygıları yönünde ilgisini çekmiştir.
Bu yazılanlardan bazı çıkarsamalar yapmak gerekirse; Aleviliğin Türklerle tanışması ?slamla tanıştığı yıllara yani 10-11. Yüzyıla dayanır. Demek ki bu kitle Alevilikle tanıştığı yıllarda Türkçe konuşuyormuş. Ritüel dili yani ibadet dili o yıllardan kalmış olabilir. Daha sonra Kürtçe ya da Zazaca öğrense de Türkçe nin yerini alamamış. Türkler in Anadolu daki Osmanlı ile ilişkileri düşünüldüğünde Osmanlı nın Kürdü ya da Ermeniyi Türkleştirmesi olasılığı yok. Tam tersine Osmanlı Türk ve Alevi karşıtı olduğu için Alevi Türkmen in canını, malını kurtarması için Kürtçe ya da Zazaca konuşan bölgeye sığınması daha büyük olasılıktır. Bruinessen in Kürtçe ve Zazaca konuşan Aleviler için muğlak kimlik nitelemesi bu durumdan kaynaklanıyor olabilir.
Araştırması bu kesime; Muş,Varto ve Hınıs bölgelerinde yaşayan; Kurmanci konuşan Lolanlıları saydıktan sonra bunlara;Dersim ?eyh hasan Aşireti ile akraba olduklarını kabul eden Koçgiri Aşireti ni de ilave ediyor.
Bruinessen;Tunceli yöresindeki Alevilerin dinsel ayinlerde kullandığı dille ilgili olarak ise; Bununla birlikte daha özgül Alevi dinsel adetleri Dersimliler i, Alevi Türkler e yakınlaştırır. Gülbank ya da nefeslerinin çoğu Türkçe dir;Ve 1920 den önce de kesinlikle öyleydi Dedikten sonra bu dediklerine tanık olarak Dersim bölgesini iyi bildiğine inandığı iki kişiyi gösteriyor. Nuri Dersimi ve ; Erzincan Valisi olan ve bölgeyi çok iyi bilen Ali Kemali ye , hiç kürtçe gülbank yoktur. diyor.
Bruinessen; Dersim Alevilerini Türkler e yakınlaştıran bir diğer adet, merkezi Hacı Bektaş araştırmacı Moineux-Seel (1914:66) tarafından da Dersim dışındaki en önemli hac merkezi olarak gösterilmiştir diyor. Buna ek olarak ta; Bununla birlikte Batı , Dersim deki üç küçük seyit soyu , Ağuçan ,Derviş cemal ve Sarı Saltuk un Hacı Bektaşca tayin edilen halifenin neslinden geldiklerini söylüyor.
Osmanlı belgelerinde Cevdet Türkayın (2); Konar- göçer Türkmen Ekradı taifesinden öçmen Türkmen Kürtler olarak yani Kürtleşmiş Türklerden söz etmesine de değinen Bruinessen Dersimin kimliği ile ilgili olarak şu tesbitleri de yazıyor:
Dersimliler in nereden geldikleri sorusunu akla getirir ve hem resmi tarih ekolüne bağlı olanlar ,hem de liberaller olmak üzere ,bir çok Türk akademisyence bu soruya verilen cevap , bunların Kürtleştirilmiş (ya da Zazalaştırılmış ) Kızılbaş Türk aşiretleri olduğudur. Batılı akademisyenlerce de hiç sorgulanmadan kabul edilmiştir. (Örneğin Melikof 1982 a:145
Bruınessen'ın Dersimlilerin nereden geldiği varsayımında bulunurken bunlara Kürtleştirilmiş veya Zazalaştırılmış Kızılbaş Türk aşiretleri denmesinin Osmanlı belgelerinde olduğu gibi Batılı akademisyenlerce hatta kendi kanaatimce: "Bu varsayım o kadar mantıklı görünür ki" demesi ciddiye alınmayacak tesbitler değildir.
Bruinessen. "Yüzyıllar boyunca izleri sürülebilecek olan bazı aşiretler dillerini Türkçe"den Kürtçeye ya da tam aksi şekilde değiştirdiler; bu aşiretlerin mensuplarının kompozisyonları da zamanla kaymış olabilir' dedikten sonra; "yalnız bir tek büyük Dersim aşiretinin, Balaban'ın Türk olduğu, Yörükan taifesinden olduğu söylenir Balaban aşiretinin Zazaca konuşmasına rağmen, bugünkü komşularının kabul eder göründükleri bir ad" diyor.
Bu tespitten de; Balaban aşiretinin Türk olduğu, Alevi olduğu ama buna karşın Zazaca konuştuğu anlaşılıyor Yani; Zazacayı sonradan öğrenen bir Türk aşireti olduğu savı doğrulanıyor.
Bruinessen; konu ile ilgili yazısına, araştırmacı Taylor'dan da saptamalar almış. Yazıda deniyor ki; "Taylor'a (1868:318) halihazırda ?eyhhasan aşiretinin aslen Horasan'dan olduğu ve Dersim'e yakın zamanda Malatya yakınındaki Alacadağ bölgesinden geldiği söylenmiştir".
Taylor'un verdiği bu bilgi başka kaynaklar tarafından da doğrulanıyor ?eyhhasan'ın Arapgir Onarlı köyünden Dersim'e geldiğini ve köyünün yaşadığını, köydeki belge ve bilgilerin bunu doğruladığını biliyoruz. Başka bir şeyde biliniyor Dersim'de Zazaca konuşan ?eyhhasan aşiretinin Malatya'daki köyünde Zazaca konuşan bir tek kişi yoktur. Bu da Zazaca'nın sonradan öğrenildiğini gösterebilir.
Yazının devamında Bruınessen; "Yalnızca ?eyhhasan değil, ama bazı başka Dersim aşiretleri (?zol, Hormek ve ?adi) de, temel seyit soyları Kureyşli ve Bamaseran gibi yüzyıllarca önce Horasan'dan gelmiş olduklarını iddia ederler" diyor.
Bruinessen; Kürtçe veya Zazaca konuşan Alevi aşiretlerinin kökeninin Kürt veya Zaza olduğu tezini savunanlara hatta onların Horasan'dan geldiklerinden beri Zazaca ya da Kürtçe konuştukları iddiasına karşı şöyle yazıyor: 'Horasan Aleviler'in anayurdu olarak bilinir. Dersimi (N. Dersimi) bunun yanısıra, bu aşiretlerin bölgeye vardıklarında halen Zazaca konuştuklarını, hatta kendi zamanında bile sözde seyitlerin Türkçe konuşmadıklarını vurgular." dedikten sonra bu yaklaşımı için "Bu aşiretlerin Türk olduğunu iddia ederek teyit için Horasan bağlantısını gösteren" düşüncelere karşı bir tepkisel tavırdır" diyor ve sonra 1930 larda bile birkaç aşiretin Moğol işgalinden önce Doğu Anadolu'ya gelen Celalettin Harzemşah'ın askerlerinin ardılları olduğu söylenir. 1930 yıllarındaki bir Türk istihbarat raporundan şöyle sözediyor: "Pülümür bölgesindeki yaşlı erkeklerin hala Celalettin Harzemşah'a dair efsaneleri hatırladıklarını Büyük Baba Dağı'nın onun mezarı olarak sayıldığını ve bu yüzden aynı zamanda Sultan Baba olarak ta bilindiğini kaydeder." diyen Bruınessen bu olayın doğru olup olmadığı konusunun tartışmalı olduğunu yazadursun, Pülümür kökenli dikme dede Pir Ahmet Dikme 1999 Kasımında "Haykırıp Duyuramadıklarım"(3) adını verdiği kitapta konu ile ilgili bakın ne yazıyor: "Moğolların baskılarına dayanamayarak yurdunu terk etmek zorunda kalan Muhammet oğlu Celalettin Harzemşah' ta yer yer çarpışarak, batıya doğru ilerler ve bir çatışmada yaralanır. Yaralı olarak dostu ve sırdaşı olan ?eyhhasan’ ın yanına gelir ve orada bir Kürt tarafından öldürülür. Öldürüldüğü haberini alan 2. Alaattin Keykubat şöyle der "Celalettin Harzemşah bir Kürt babayiğidinin elinde can verdi. Allaha hamdü senalar olsun." (Bilal Aksoy, Tarihsel Süreç ?çerisinde Tunceli S. 134-135) dediğini aktardıktan sonra Pülümürlü dede Pir Ahmet Dikme;öyle yazıyor: "?şte bu şekilde öldürülen Celalettin Harzemşah, bizdeki kaynaklara göre, beraberindeki oğlu Mehmet'i ?eyhhasan'a emanet eder. ?eyhhasan evvela saygı duyduğu dostu Celalettin'in naaşını götürüp Dojik Dağı nın zirvesine defneder ondan sonra da Celalettin'in oğlunu kendi himayesine alır, üç dört yıl sonra da Mehmet'i kendi kızı ile evlendirir."
Harzemşahların Türkistan'dan gelen Türkmen boylarından Beydilli Türkmen aşiretine mensup bir kol olduğu da bu yazılanlara eklenirse durum daha açıklık kazanabilir. Pir Ahmet Dikme işte bu tarihsel alt yapıyı bilerek kalkıp şöyle yazabiliyor: "Munzur dediği dağın güney yakasında bir tek Kürt yoktur. Orada yaşayan ?eyhhasan aşireti tamamen Horasan kökenli Türkmenler dir. Daha doğuya, Pülümür'e doğru gelindiğinde ise, Areli, Lolanlı, ?ahvelanlı, Kemanlı, Çerekanlı ve daha bir çok aşiret oturmaktadır Bu aşiretlerden hiç biri Kürt değildir. Tamamı Türk kökenli aşiretlerdir. Ben bu konuyu her platformda tartışmaya hazırım." diyor 1937 doğumlu bugün 63 yaşında olan Pir Ahmet Dikme Dede.
Bruinessen; Bingöl, Muş, Varto da yaşayan çoğu Hormek, Lolan ve Balaban aşiretine mensup Aleviler için "Kendilerini Kürt addetmeye daha az meyillidirler." dedikten sonra geleneksel düşmanları, hem milliyetçi, hem Sünni Kürt nitelikli ?eyh Sait isyanında yer aldıkları zaman bu aşiretler, özellikle Hormek ve Lolan Kürtlere karşı çıkarak Kemalist hükümetle kaderlerini birleştirdiler. (Fırat 1570-1945)" Bu aşiretlerin önde gelenlerinin kendilerini tanımlama biçimi için ise; "Bu aşiretlerin egemen seçkinlerinin bir kısmı, en azından 1930'lardan bu yana kesin olarak kendilerini Türk olarak tanımladılar" diyor.
LiberalistiC 02.07.2005, 07:55 Bruinessen; Jandarma Genel Komutanlığı tarafından hazırlanan bir raporda şu bilgilerin yer aldığını yazıyor: "Zaza Aleviler e gelince: Bunlarda mezhep ve ibadet dili Türkçe'dir. Ayinlere iştirak edenler Türkçe konuşmak mecburiyetindedir. Bu mecburiyettir ki Alevi Zazalık asırlardan beri ihmal edildiği halde Türklükten pek de uzaklaşmamış Dersim Alevileri arasında cevap istememek şartı ile Türkçe meram anlatmak mümkündür." dendikten sonra raporda 20- 30 yaşlarından yukarı olanlarla Türkçe ile anlaşmak mümkün iken 10 yaşından küçük çocuklarla Türkçe konuşmak imkanı ortadan kalkmak üzeredir dendiği yazıyor. Raporun sonlarına doğru ise; "Bu netice Dersim Alevi Türkleri'nin de benliklerini kaybetmeye başladıklarına ve ihmal edilirse günün birinde Türk dili ile konuşana tesadüf edilemiyeceğine delildir." diye yazıyor.
Bruınessen'in yazdıklarından ve Jandarma Genel Komutanlığı raporundan çıkan sonuç; Türkçe'nin unutulduğu onun yerine Zazaca veya Kurmanci'nin hakimiyet kurduğudur. Demekki; Aleviler önce Türkçe biliyorlar. Türkçe'nin yerini zamanla Kürtçe ya da Zazaca alıyor. Bu durum, Türk Tarihi, Osmanlı Alevi ilişkileri, Osmanlı Kürt ilişkileri ile de koşut sayılır. Osmanlı da kuruluş yıllarında Türkmen ağırlığı vardı. Bu Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar devam etti. Dönme Devşirme geleneği Osmanlı'da hakim oldukça Türkmen düşmanlığına koşut olarak Alevi düşmanlığı da arttı. Türkmen in önünde iki yol vardı. Ya Sünnileşip ümmetleşecekti veya "katli vacip"ti. ?şte Osmanlı'ya karşı bitip tükenmeyen Celali ayaklanmaları böyle başladı. Merkezi otoritenin güçleri karşısında yenilen Türkmen'in canını kurtarmak için önünde tek yol kalmıştı. Kuş uçmaz kervan geçmez dağ köylerine yerleşmek, Türkçeyi derhal unutup Kürtçe ya da Zazacayı öğrenip canını kurtarmak. ?şte Horasan Türklerinin Kürtleşme macerası böyle başlıyor.
Bruinessen, yazısının bir yerinde; "Taylor a göre Dersimliler aslen pagan bir Ermeni neslin ardıllarıdır" diyor. Bu iddiaya göre ise, Dersimliler Ermenidir anlamı çıkıyor. Dersim'de Doğu Anadolu'nun çeşitli yörelerinde olduğu gibi Türklerin gelmesinden önce çeşitli Hıristiyan topluluklar yaşıyordu. Bunları Türkler gelince hemen sihirli bir güç ile yokedecek değillerdi. Bu farklı kültürler yüzyıllarca yan yana yaşadı. Birbirini karşılıklı olarak etkilediler. Ve bu süreç günümüze dek geldi.
Alevilikte dedelik ocak geleneği ile yaşar. Babadan oğula geçerek yaşar Sahte dede veya ocakzadeler türemediği sürece dede ocaklarının bozulma şansı çok azdır. Bu nedenle Dersim bölgesinde dede ocaklarının tümü kendilerinin Horasan'dan gelen Türkmen aşireti olduğunu savunur. Dede ocaklarının Ermeni veya Kürt olma olasılığı hiç yok denecek kadar küçük bir olasılıktır. Ama çeşitli tarihsel karmaşa dönemlerinde Hıristiyan topluluklar - Ermeni, Kafkas, Rum, Rus vs. Dersim'e veya herhangi bir Alevi yerleşim merkezine yerleşmiş olanların yanına sığınmış olabilir.
Nitekim nüfus sayımlarına baktığımızda örneğin 1885 nüfus sayımlarında Dersim'e bağlı Mazgirt kazasında; 32.998 kişinin; 22.177sini Müslüman kesim oluştururken, 10.637 kişiyi Ermeni Gregoryanlar oluşturuyor.
Araştırmacı Ali Kaya; Dersim Tarihi(4) adlı kitabında; ?bni Batuta'nın 1333-34 yıllarında Kuzey Dersim'e uğradığında iki Türkmen kabilesi olan Karakoyunlu ve Akkoyunlular ın birlikte Moğollar la sürekli savaştıklarını belirtiyor. (S.125) Bu kalıntıları bugün Dersim yöresinde mezartaşlarındaki koç resimlerinde izlemek mümkün. Yine Ali Kaya aynı araştırmasında; "Alaattin Keykubat Bağı'nı ziyaretinde ?eyh Mansur a bir secere vermiştir. Bu secere, Mazgirt ilçesinin ?öbek köyünde Seyyit Cafer oğullarının evinde muhafaza edilmektedir. Secere ile ilgili ise okuyucuya şu bilgiyi vermektedir. "Bu secerede 12 aşiretin Türk aşiretleri olduğu söylenmektedir. Bunlardan Hıran (Cafer'in kardeşi olup Ali dost oğullarıdır) Koçgiri, ?zol aşiretlerinin yanı sıra Hormek aşiretinin de ?öbek köyünde oldukları söylenmektedir." diyerek Ali Kaya bu konuda verilen bilgileri doğrulamaktadır.
MEL?KOFF NE D?YOR
Alevilik araştırmaları denilince ?rene Melikoff (5) adından sözetmemek olur mu? Peki bu konuda Prof. Melikoff ne düşünüyor? Melikoff'a göre; Kürtçe ya da Zazaca konuşan Aleviler Kürt ya da Zaza mı? Yoksa Türk mü? Bakalım bu konuda Melikoff ne yazmış.
"?lk Safeviler in taraftarlarının adı olan, fakat giderek horlayıcı 'asi zındık', hatta 'Kürt' anlamlarına gelmeye başlayan Kızılbaş deyiminin yerini, oldukça yakın bir tarihte Alevi sözü almış bulunuyor. Bununla birlikte, Aleviler'in büyük bölümü Türk olduğu halde günümüzde Alevi deyimi de aynı anlama doğru çekilmektedir."
Türk sözünün kaba, küçültücü, yaban, köylü anlamı üstünde dururken "?slam'a girmiş, Müslüman olmuş, Selçuklu hanedanı gibi, kültürü ?ranlılaşmış kentli Türk ile, henüz ?slamlaşmamış veya yeterince ?slamlaşmamış göçer ya da yarı göçer Türk arasındaki uyuşmama dolayısıyla birincisine Müslüman; ikincisine Türk' denmiştir' diyor.
Bugün Erzincan, Sivas, Elazığ, Muğla- Ortaca gibi yerlerde Sünni Türk'e Türk denmesi ama aynı yöredeki Alevi Türk'e "Kürt" denmesi bu örnekleri anımsatmıyor mu? Ama Ege'deki Alevi ise kendini tanıtırken Alevi kelimesini kullanmadan; "Türkmenim" diyor.
Melikoff; sosyal anlamda kullanılan Türk ve Kürt sözcükleri için düşüncelerini şöyle sürdürüyor: "Nasıl Kaşgarlı Mahmut un gösterdiği gibi, tat sözcüğü Müslüman olmayan Uygur'u belirtiyor idiyse, Türk de ?slamlaşmamış olana deniyordu' diyor ve devam ediyor: "Bu sözcüğün etnik anlamda değil, sosyal bir anlamda kullanıldığı açıktır. Aynı olgu bugün de belli bir ölçüde etnik olmaktan çok, sosyal bir ayrım anlamı ile kullanılan; ve aşiret bağları hala canlı, cemaat dışı bir ?slam inanışı ile belli bir yaşam tarzını sürdüregelen Anadolulu anlamında "Kürt" deyimi ile karşımıza çıkar" dedikten sonra Kürtçe konuşan Alevilerin nitelendirilmesine geliyor Melikoff diyorki;
"Araştırmalarım beni Kurmancı denen ve Kürtler olarak tanınan insanlar arasında kalmaya götürdü. Töreleri Orta Asya'ya kadar uzanan Türk töreleri idi. Ölümle ilgili adetler. Al inanışı. Türklerin On iki hayvanlı takvimlerine eski yeni yıl bayramları olan Hızır bayramının kutlanması vb. Sorduğumda, kaynaklarımdan biri bana, 'Soy olarâk biz Kürt değiliz, fakat inançlarımız dolayısıyla eza gördük, dağlara sığındık, Kürtlere karıştık ve Kürtler olarak adlandırıldık' dedi.
Melikoff bu sözü söyleyen kişinin hangi aşirete mensup olduğunu ise şöyle yazıyor:
"Bunu söyleyen, bir çok ayaklanmada etkinliği bulunan tanınmış Kürt aşireti Koçkırı'lardandı. Artık aramızda bulunmayan Ömer Lütfi Barkan a şüphelerimden sözettiğim zaman, bana, Koçkırı adının, dil yönünden Türkçe olduğunu ve Akkoyunlu, Karakoyunlu vb. adlandırmalarla karşılaştırılabileceğini işaret etti. Bunlar, sahip olunan sürülere göre verilmiş, Türk aşiret adlarıdır." Diyor.
Ord. Prof. Dr Ömer Lütfi Barkan sosyal bilimlerde sosyal tarihte, Osmanlı tarihi konusunda ciddiye alınması gereken bir bilim adamıdır. Prof. Dr ?rene Melikoff konu ile ilgili bulgularını düşünüp taşındıktan sonra bir anlamda hocası ile birlikte yorumluyor ve şu sonuca varıyor.
"Sonuç olarak, bu boylara verilen 'Kürt' adı, Alevi Kürtler de bulunmakla birlikte, onların tümünün Kürt kökenli olması gerektiğini göstermez. Kürtler' in çoğu ?afii mezhepten gerçek Sünnidirler. Aleviler e takılan 'Kürt' lakabı ancak sosyal bir değer taşır, belli bir yaşam biçimini gösterir, resmi Sünniliğe uymayan, aşiret adetleri hala canlı olan ve kendi içlerine kapanmış olarak yaşayan cemaatleri ifade eder' diyor.
Yani Melikoff; sosyolojik olarak bir Kürt'ün de Alevi olma olasılığına karşın, Koçgiri aşiretinin Kürt olmadığını, Türk kökenli Kürtçeyi sonradan öğrenen bir Türkmen aşireti olduğunu söylüyor.
Koçgiri konusunda araştırması olan tarihçi Baki Öz de bu konuda Ömer Lütfi Barkan ve ?rene Melikoff'u doğrulamaktadır O'da araştırması sonucu; Koçgiri aşiretinin Orta Asya'dan Anadolu ya gelen bir Türkmen aşireti olduğunu esasen ?zolu olduklarını Dersim'den buraya gelip yerleştiklerini ?eyhhasan aşireti ile akrabalık ilişkilerinin bulunduğunu sonradan Kürtleşen bir Türkmen boyu olduklarını yazıyor.(6)
Z?YA GÖKALP'TEN ABDULLAH ÖCALAN'A
Kürtçe ya da Zazaca konuşan Türkmenler'in varlığını yadsıyanlar aslında Türkmen aşiretlerinin Kürtleşmesi gerçeğini kabul etmeyen bir anlayışa sahipler. Bu düşünce sahipleri Kürt aşiretlerinin Türkleşmesini kabul ederler. Ama tersini yani Türk aşiretlerinin Kürtleşmesini kabul etmezler. Türkmen aşiretlerinin Kürtleşerek Zazaca ya da Kurmanci öğrenerek varlıklarını sürdürdüklerini kabul etmezler. Onların aslında Kürt ya da Zaza olduklarını varsayarlar.
Halbuki bu olay tarihte çeşitli defalar görüldüğü gibi sosyolojik olarak mümkündür. Çeşitli millet ve milliyetlerin tarihte sıkça dil değiştirdikleri görülmüştür. Resmi dilleri ?ngilizce olan Hindistan, Pakistan hiçbir zaman ?ngiliz olmamıştır. Dilleri ?ngilizce olan ?spanyollar, Portekizliler hiçbir zaman ?ngiliz olmamışlardır. Tarih boyunca Türkler de çok dil değiştirmişlerdir. Dil değiştirmek milliyetini de değiştirmek anlamına gelmez.
Ziya Gökalp;(7) "Türkmenler e dair yaptığım tetkikatten çıkan neticeye göre, bir çok yerlerde Türkmen aşiretleri Kürtleşmiştir. Mesela Diyarbekir de Karacadağ'da yaşayan Türkan/ Terkan' /Kürtçe: Türkmenler) aşiretinin bütün fertleri Oğuz ilinin Beydili boyuna mensup halis Türk olduğunu bilirler. Bununla beraber, Türkçe'yi unutarak onun yerine Kürtçe'yi ikame etmişlerdir. Bu aşiretlerden Karakeçili aşireti ise, Osmanlılar'ın ecdadı Kayı boyu ile akrabalık iddiasında bulunmakla beraber kendilerini Kürt zannetmektedirler."
Ziya Gökalp bu konuya ilişkin adı geçen kitapta sayısız örnek vermektedir. Bir örnekte de; "Yine Siverek'te Bucak isminde bir nahiye vardır ki Zazaca konuşur. Halbuki Lazkiye'de Bucak ve Bayır ismindeki nahiyeler Türkçe konuşur" diye yazıyor.
LiberalistiC 02.07.2005, 07:56 Ziya Gökalp'in bu konudaki tespitlerine yıllarca karşı çıkıp savaş açanlar bakın şimdi neler yazıyorlar. Aşağıdaki yazılanlar da Abdullah Öcalan ın (8) savunmasından; "Türkmen akınlarının XI. Yüzyılda Kürtler in yoğun yaşadıkları coğrafyaya akın etmeleri iki halk arasında yoğun bir kaynaşmaya yol açtı. Kürtler in nisbeten yerleşik konumları bu yüzyıllarda daha çok Türk boylarının erimelerine yol açıyordu." diyen Öcalan yazının devamında; "Türk üst tabakaları, yerel siyasal kültürle bütünleşip çoğunlukla hakim olurken, alt tabaka daha çok Kürtler içinde erimeyi yaşıyordu." açıklamasında bulunuyor.
Türk basınında; "Kürtleşmiş Türk" ya da "dağlı Türk"ifadelerine Kürtçülük adına yıllarca karşı çıkıp dalga geçenlere bakın Öcalan Türkler in Kürtleşmesi'nde olduğu gibi ne cevap veriyor: "Kürt-Türkü veya Türk Kürdü böyle oluşuyor. Belirgin bir özellik olarak bunu sürekli göz önüne getirmek, sağlam objektif değerlendirmeler için büyük önem taşır. Türk- Kürt kardeşliğine-böyle bilimsel yaklaşmak büyük önem taşır."
Bugüne kadar Ziya Gökalp ya da o çizgide bu konuyu savunanlara ırkçı, Türkçü vs. diyenlere karşı Öcalan artık "bilimsel yaklaşım"adını veriyor.
Böylece; Kürtçe ya da Zazaca konuşan Aleviler in süreç içinde bu dilleri öğrenebildiği, onların aslen Türkmen olabilecekleri en azından sosyolojik olarak kabul edilebilmelidir.
ALEV?LER'?N CO?RAF? DA?ILIMI
Ülkemizde değişik milliyetlere mensup Alevi ve Bektaşi'den söz edebiliriz. Örneğin; Orta Anadolu; Tokat, Çorum, Amasya, Yozgat, Hacıbektaş ve çevresi Türkçe konuşan Alevilerden oluşur Ege, Marmara ve Trakya'da son yıllardaki göçleri saymazsak Alevi Türkmenlerden oluşuyor. Akdeniz Toroslar'daki Aleviler de Türkmenlerden oluşuyor. Trakya ve Balkanlarda Türk Alevilerin yanı sıra Arnavut ve Boşnak kökenli Alevi Bektaşilerle az da olsa Bulgar ve Rum Alevi ve Bektaşi'den de söz edilebilir.
Zazaca ve Kürtçe konuşan Alevilerden söz edince esas olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu nun batısı anlaşılmalıdır. Doğu Anadolu'da Sivas, Erzincan, Tunceli, Elazığ, Malatya'daki Aleviler Türkçe'nin yanında Zazaca ve Kürtçede biliyorlar. Ama bu yöredeki Alevilerin 60 yaş ve üstündeki kesim kendisini Kürt ya da Zaza diye ifade etmiyor. Kendisini Türk olarak ifade ediyor. Kürtçe ya da Zazacayı sonradan öğrendiğini belirtiyor. Alevi anne babadan doğup kendini Kürt ya da Zaza olarak ifade eden kesim ise genç kesimdir. Onların Kürtlüğü ya da Zazalığı siyasi Kürtlük ya da Zazalık olarak kabul edilebilir.
Maraş- Elbistan, Pazarcık ve çevresindeki Aleviler ise Türkçe'nin yanı sıra Kurmanci konuşurlar. Ama bunlar da dinsel törenlerde Türkçe ayin yaparlar. Elbistan, Pazarcık, Kürecik, Adıyaman'ın bazı ilçelerindeki Aleviler Kürtçe konuşur. Ama bunlar da Kürtçe'yi sonradan öğrenen Türkmen boylarıdır.
Bunlar dışında Türkiye'de Hatay, ?skenderun, Adana ve Mersin civarında yerleşmiş Arap Aleviler'den söz etmek gerekir. Bunlar Aleviliği benimseyen ve kendilerini etnik olarak Arap olarak ifade eden toplumsal kesimdir.
Alman Feldmareşal Moltke, Osmanlı ?mparatorluğu'nun son döneminde Doğu Anadolu'nun bir çok yerlerini gezdi ve gözlemlerini Türkiye Mektupları(9) adlı kitapta topladı. Konumuzla ilgili bir gözleminde General Moltke 6 Nisan 1838'de yazdığı mektupta bugün bazı kesimlerce Kürt-Alevi olduğu iddia edilen Maraş ve yöresinde yaşayan Alevi aşiretleri için bakın ne yazıyor.
"Pazarcık ovasını geçtik. Bu ovada üç Türkmen kabilesi: Atmalı, Kılıçlı, Sinimili ler konaklamıştı. Bu üç kabile halkı 2000 çadırda oturuyordu. Reşit Paşa, en nüfuzlu Kürt beylerinin akıllarını başlarına getirdikten sonra bu Türkmenler de hükümete karşı olan sevgi ve bağlılıklarını ilan etmişlerdi ve 400 kese akçelik (20.000 florin) bir salma (yani vergi) ödüyorlardı."
Görüldüğü gibi bu yöredeki üç büyük Alevi aşiret olan Atmalıları, Kılıçlıları ve Sinemililerin Türkmen aşireti olduklarını Alman mareşal ifade ediyor. Üstelik bu tanımı bilinçli yaptığını cümlenin devamından anlıyoruz. Çünkü; Reşit Paşa'nın nüfuzlu Kürt beylerinin akıllarını başlarına getirmesinden sonra Türkmenler den alınan vergiden söz ediyor.
Yine Osmanlı kayıtlarında; Malatya ve Maraş sancağından söze dilirken Cevdet Türkay, Osmanlı ?mparatorluğunda Oymak, Aşiret Ve Cemaatler adlı kitapta; "yerli ve göçer Türkman Ekradı (Türkmen Kürtleri) diye söz ediyor. Pazarcık ovasındaki Kılıçlılar için ise; "Kılıçlılar kah Yörükan taifesinden, kah Türkman Ekradı (Türkmen Kürtleri) taifesinden' sayılmaktadır. "
Sosyolog Mehmet Eröz; (10) "Kendilerinin de, komşularının da kabul ettiği gibi, Pazarcık Kurmançları Türkmen asıllı olup, içlerinde Çiğil Türkleri de vardır." Burada iki uruk (boy-aşiret) vardır... Bu iki boy Atmalı ve Sinemilli boyudur diyor. Daha sonra ise; Atma aşiretini Rişvan aşiretine bağlı bir boy sayıyor Sinemilli Mustafa Buyrukcan'dan edindiği bilgilerden; Sinemillilerin Horasan'dan gelen bir Türkmen boyu olduklarını, dedelerinin Türkçe konuştuklarını, Yavuz Selim-?ah ?smail çatışmasında Elazığ Keban'da olduklarını o olaydan sonra dağıldıklarını Maraş taraflarına daha sonra yerleştiklerini anlatıyor.
Sosyolog Mehmet Eröz; "Kalmuk Türklerinin yerleşme yerlerinden birinin adının 'Sarız' olduğunu gösterdik. Kayseri'ye bağlı Sarız'da Türkçeyi unutmuş olan ve Kurmançça konuşan, Alevi cemaatlerinin oturuyor olması, konumuz bakımından üzerinde durulmaya değer bir hadisedir." dedikten sonra bunlara "Badıllı" denir ki diye devamla, "Badıllı Oğuz boylarından Beydili'nin bozulmuş şeklidir " açıklamasını yapıyor.
PA.Andrews'in "Türkiye'de Etnik Gruplar adlı kitabında "Bazı yörelerde de özellikle Kars'ın Selim ve Ardahan ilçelerinde Zazalar, Türkmen adıyla anılmaktadır"şeklinde kayda değer bir tespit yapılıyor.
Konu ile ilgili önemli bir belge de, Dersim milletvekili Hasan Hayri Beyin 1921 de Türkiye Büyük Millet Meclisinde (11) yaptığı tarihi konuşmasıdır. Bu konuşmasında Hasan Hayri Bey; Harzem'den gelen ve Türkçe konuşan atalarına Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat ın buralara yerleşme izni verdiğini, Yavuz Sultan Selim zamanında Harzem'li Alevi Türklerin can güvenlikleri nedeni ile, Dersim dağlarına çekilmek zorunda kaldıklarını ve bu tecrit neticesinde kendilerini gizlemek için Kürtçe öğrendiklerini, süreç içinde Türkçe'den uzaklaşarak Kürtleştiklerini belirtmesi çok anlamlıdır.
Bu konuda; Ziya Gökalp'in, Bruınessen'in, Mehmet ?erif Fırat'ın, Mehmet Eröz'ün, Ord. Prof. Dr Ömer Lütfi Barkan'ın, Prof. Dr ?rene Melikoff'un, Hasan Hayri Bey'in ve daha sayılması gereken bir dizi araştırmacı, tarihçi, ve düşünürün saptamalarının ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum.
Kürtleşme ve Türkleşme ile ilgili aşağıdaki yalın anektodu sizlerle paylaşmak istiyorum.
"Erzurum Üniversitesi Ziraat Fakültesi
emekli profesörlerinden Lütfi Ülkümen, Bingöl yaylalarında Beritanlılar a rastlıyor. Bunların ileri gelenlerinden Kekeç isimli biri asıllarının Türk olduğunu, zamanla bunu unuttuklarını söylüyor. O esnada tepeden bir "Aydınlı" (Yörük) iniyormuş. Oraya koyun yaylamaya gelen oymaklardan imiş ve tam bir zeybek kılığında imiş. Kekeç: Bak hoca, bu Aydınlı da beş on yıl sonra Kürt olur demiş."
LiberalistiC 02.07.2005, 07:58 SONUC YER?NE
Bu yazının amacı; Kürtçe ya da Zazaca konuşan Aleviler'in etnik kimliğine ilişkin edindiğim fikirleri okuyucu veya dinleyici ile paylaşmaktır. Bu yazı şüphesiz konu ile ilgili tartışmalardan bir tanesidir. Ne ilktir ne de son olacaktır. Bu düşüncelere karşın kim nasıl dilerse kendini öyle ifade edebilir.
Alevi olan bir kimse Türk te olabilir, Arap ta olabilir Arnavut veya Kürt te olabilir. Bu yazıdaki amaç; Ülkemizdeki tarihsel ve sosyolojik gelişmelere koşut olarak Kürtçe ya da Zazaca konuşup kendini Türk ifade eden Alevinin kimlik tanımlamasını anlamaya çalışmaktır. Yoksa sosyolojik olarak bir kimse, Türk olup Aleviliği veya Sünniliği benimseyebileceği gibi, Kürt olan birisi de Aleviliği, ?afiliği , veya başka inancı benimseyebilir. Bu sosyolojik olarak mümkündür. Ama ülkemiz gerçeğinde, tarihsel olarak durum nasıl gelişmiştir. Alevi olup Kürtçe veya Zazaca konuşan insanlar neden kendilerini Türk diye ifade edebiliyor. Bu yazı bu soruyu düşünmeye yönelik bir çabanın sonucu olarak algılanmalıdır.
Bu satırların yazarı olarak, son on yıldır Alevi olup Kürtçe ya da Zazaca konuştukları halde kendilerini Türk olarak ifade eden Alevi yerleşmelerinin % 75 ini gezmiş, görmüş birisiyim. Örneğin; Erzincan'a bağlı Tercan, Çayırlı, Kemah, Üzümlü, Refahiye, Kemaliye'ye bağlı yaklaşık 400 Alevi köyünü gözlem amacıyla gezdim. Sivas'ın Zara, Hafik, ?mranlı köylerini Malatya'nın Doğanşehir, Akçadağ, Kürecik, Hekimhan, Yeşilyurt ve bazı köylerini Adıyaman'ın bazı köylerini, Pazarcık ve Elbistan'ın bazı köylerini gezdim. Bu köylerde yaklaşık 1500 civarında insan ile görüştüm. Buna ?stanbul-?ahkulu ve Karacaahmet Dergahlarında rastladığım Tunceli'li, Antepli, Maraşlı Alevi yaşlılarını da ekleyince bu rakam yaklaşık 3000 kişiyi buldu.
Kendileri Zazaca ya da Kürtçe'yi bildikleri halde hatta Türkçe'yi bozuk bir şive ile konuştukları halde bugün yaşı 60'ın üstünde olan ve kendisini Kürt ya da Zaza diye ifade eden yani Türk olmadığını ifade eden bir tek Alevi'ye rastlamadım. Kendisini Kürt ya da Zaza olarak ifade eden kesim ise son yıllarda Kürtçülük ve radikal sol rüzgardan etkilenen azınlık bir gençlik kesimidir. Bu kesimin savunduğu Kürt ya da Zaza kimliği ise tarihsel değil siyasi bir kimlik olarak kabul edilebilir.
Bu genç kesimin anne, baba ve dedelerinin kendilerini Türk olarak ifade etmelerine karşı yönelttikleri eleştirel cevap ise; "asimile" olduklarıdır.
O yaşlarda ben de kendimi Kürt sanıyordum. Çünkü annem Gümüşhane-Kelkit'li bir Türkmen köyüne mensup idi. Ama babam, dedem Tunceli- Ovacıklı idi. Babam kendisini Türk olarak ifade edince onun asimilasyon sonucu Zazalığı değil de Türklüğü savunduğunu düşünüyordum. Babam ise ısrarla 30 yıl boyunca bana kendilerinin Horasan'dan gelen Türkler olduklarını Zazaca'yı sonradan öğrendiklerini anlatmaya çalıştı.
Ben babamın Kürt olsa idi asimile olamayacağını tam tersine Türk olduğu için asimile olduğunu Türk Tarihini, Osmanlı Tarihini ve Alevi Tarihini okuyunca öğrendim. Gerçekten ortada bir asimilasyon vardı ama bu benim iddia ettiğim gibi değil babamın iddia ettiği gibiydi. Çünkü Osmanlı Türkmen ve dolayısıyla Türkmenler de Alevi olduğu için Alevi karşıtı idi. Türkmenler canlarını kurtarmak için Osmanlı'nın ulaşamayacağı dağ köylerine çekilmişlerdi. ?şte Kürtçe ya da Zazaca o zaman devreye girmiş. Osmanlı Kürt düşmanı değil Türkmen ve Alevi karşıtı imiş. Kürtler’in bırakalım asimile olmasını, korunup kollandığını görüyoruz.
Osmanlı'da özel mülk olmadığı halde, tüm mülk Allah adına padişahın olduğu halde, tımar sistemi olduğu halde bakıyoruz. Kürdistan'da özel mülkiyet var ve mülk babadan oğula geçiyor Hatta Kürt ağaları Osmanlı'ya yaptıkları yararlılıklar karşılığı fermanlarla mülk ediniyorlar Hem de o mülkler babadan oğula miras ile geçebiliyor.
Yani Osmanlı'da Kürt olmak avantaj. Celali ve benzer ayaklanmalarda canını kurtaran Türkmenler Kürt bölgesine sığınarak ve Kürtçe'yi öğrenerek canlarını kurtarıyorlar. Çünkü Türkçe bilenin "katli vacip"tir.
Barışın ve özgürlüğün dağlarına yürüyorum yiğitsen uslandır beni...
DiyaR_02 02.07.2005, 09:50 benim anlamadigim konu nedir biliyormusunuz arkadaslar türkmenler kürdlestirilmis kürdlermi yoksa kürdler türklestirilmis türklermis. bana göre bunlar tarih icerisinde sürekli gel gitlere meydan vermistir cunku hepside sonucta ayni toplum icerisinde yasiyorlar bunlarin olmasi kadar dogal ne olabilirki? benim soyumun nereye dayandigi ne kadar önemli ki? önemli olan insanin kendini bilmesi, anlamasi, yorumlamasi degil midir. belki burada veya gunluk yasantisinda kendi irki, soyu hakkinda yanlis bilgiye sahip olanlar vardir mutlaka.
osmanlidan kacmissa türkmenler kürdler sayesinde kurtulmustur diyebiliriz o zaman.
LiberalistiC 02.07.2005, 10:29 Yazıda bu konulara yer verdik.
DiyaR_02 02.07.2005, 10:50 Kisacasi Bana Gore Insan Nasil Hissediyorsa Kendini O Sekil Tarif Etmeli Kurd Ya Da Turk Fark Etmez
LiberalistiC 02.07.2005, 11:06 Zaten doğrusu bu herkes düşüncesinde ÖZGÜR dür.
chatlakalper 02.07.2005, 13:02 yaw aleviler türk mu kürt mü meselesiyle alakalı o kadar çok konu açtınız ki arkadaşlar
Din sosyolojisi açısından bakıldığında ?slamiyet’in Hanefi, ?afii, ?ii yorumunu nasıl ki kabul eden Türk’e, Kürd’e, Çerkez’e, Gürcü’ye, Arab’a rastlamak olası ise, Aleviliği de kabul eden Türk’e, Kürd’e, Arnavut’a, Arab’a rastlamak olasıdır.
Ama sosyolojik olarak bu olasılıklar olmasına karşın tarihsel olarak durum daha farklı gelişmiştir. Örneğin; sosyolojik olarak mümkün olmasına karşın tarihsel olarak nerede ise; Çerkes veya Gürcü Aleviye rastlamak olası değildir.
Aleviliğin etnik kimliği ile Aleviler’in Etnik Kimliği terimi farklıdır. Aleviliğin Etnik Kimliği demek daha farklı bir anlam içerir. Burada söz konusu edilen Türkiye’de yaşayan Aleviler’in Etnik Kimliği’nin ne olduğudur. Daha doğrusu Alevi olup Kürtçe ya da Zazaca konuşan Aleviler’in ısrarla kendilerini Türk olarak ifade etmelerinin sebebi nedir? Amaç bunu irdelemek. Gerçeği bulmaktır.
Türkler, ?slamiyet’i doğuşundan yaklaşık 300 yıl sonra Türkistan’ı fethe gelen Arap orduları ile tanımışlardır. Bu fethe çok direnmişler, sonuçta da çok kan dökülmüştür. Kabul ettiklerinde ise ?slam içindeki Emevi Müslümanlığını değil, Ehlibeyt yandaşlığını seçmişlerdir.
Orta Asya’da, Yusuf Hemedani, Ahmet Yesevi, Lokman Parende ve Hacı Bektaş Veli ?slamiyet’i Türk sufiliği ile bütünleştirmişlerdir. ?slamiyet’i Türkçe konuşturmuşlardır.
Anayurt’tan Anadolu’ya bu maya Yesevi dervişleri ile gelmiştir. Anadolu’da kurulan bir çok beyliğin ve Osmanlı’nın kuruluşunda bu maya vardır. Osmanlı da yönetime dönme-devşirme kuşağının hakim olmasına dek bu durum böyle devam etmiştir.
Kürtçe ya da Zazaca konuşan Aleviler’in ortaya çıkması Kürtler’in veya Zazalar’ın Aleviliği benimsemesi sonucu oluşmamıştır. Bu olasılık din sosyolojisi açısından mümkün olmasına karşın Osmanlı tarihinin gelişim seyri açısından mümkün gözükmüyor. Kürtler’in Aleviliği benimsemesini iddia etmek Osmanlı tarihini bilmemektir. Çünkü Osmanlı; Fatih döneminde başlayan Yavuz ve Kanuni döneminde daha yoğunlaşan bir ölçüde Türkmen karşıtıdır. Türkmenler’de Alevi olmaları nedeniyle Alevi karşıtıdır. Kürtler ise o yıllarda Osmanlı tarafından korunan, kollanan adeta Osmanlı’nın vurucu gücüdür.
1516-1517 Çaldıran Savaşı’na dek Erzincan, Erzurum, Diyarbakır valileri Erdebil Dergahı tarafından atanırmış. Yani Türkmen Safevi Devleti bu bölgelerin valilerini atarmış. O yıllarda bugünkü Güney Doğu Anadolu’ya Türkmen egemenmiş. O bölgeyi Osmanlı Kürtleştirmiş. Bakın konu ile ilgili “Türklerin Tarihi” ve “Milli Kurtuluş Tarihi” kitaplarının yazarı değerli araştırmacı Doğan Avcıoğlu ne yazıyor:
“Güneydoğu Anadolu, Safeviler’in elinde kalsa idi, Türkçe orada rakipsiz bir dil olurdu. Bölge Türkleşirdi. Osmanlı’da bu ters oldu. ?ah ?smail’in peşindeki Kızılbaş Türkmen’e karşı, Osmanlı çoğu Sünni ve ?afi olan Kürt beylerini tutmuştur.” (1)
Orta Anadolu’da yaşayan Türkmenler Osmanlı zulmünden canlarını kurtarmak için kuş uçmaz, kervan geçmez dağ başlarına kaçmışlardır. Çünkü Osmanlı’nın gözünde Türkmen potansiyel suçlu idi. Bakın Osmanlı’nın sürgün politikası ile ilgili iktisat tarihçisi Ord. Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan nasıl bir tespit yapmış:
“Osmanlı ?mparatorluğu’nda çeşitli tarihlerde iskan amacı ile v.s. sürgün edilen kitlenin çoğunu adi suçlular teşkil ediyordu. Kızılbaşlık da bu adi suçlar arasında sayılıp sürgün nedeni oluyor.”(2)
Osmanlı arşivi Ord. Prof. Dr. Barkan’ın tespitini doğrulayacak binlerce belge ile doludur. Bu yıllarda Türkmen ve Alevi olmak sürgün ve “katli vacip” nedeni oluştururken Kürtler imtiyazlı toplumsal kesimi oluşturuyor. Kürtlerin böyle bir durumda Aleviliği benimsemeleri olasılık dışıdır. Bırakalım Kürtlerin Aleviliği benimsemesini iktidar mezhebi olduğu halde daha ılımlı ?slamı temsil eden Hanefiliği bile Kürtler benimsememişlerdir. Kürt olup Hanefi olan azınlık kesim ise, Kürtleşen Türkmenlerdir. Kendinden biraz daha liberal bir ?slam yanlısı olan Hanefiliği bile benimsemekte zorlanan ?afii Kürt anlayışın Aleviliği benimsediğini iddia etmek ne denli gerçeği ifade edebilir. ?şte Doğan Avcıoğlu’nun tesbiti:
“Osmanlı, Kürdistan adını verdiği bölgede devletin temel dayanağı olan TIMARsistemini uygulamaz. Devletin yönetimini bölgede, yönetim babadan oğula geçtiği KÜRTbeylerine bırakır. Bölgede bulunan Türkmenler’in önemli bir bölümü dillerini unutur ve Kürt kabilelerine karışır.”(3)
Avcıoğlu’nun tesbit yaptığı yıllar 1550’li yıllardır. Bu yıllarda o bölgede Türkmenler Kürt kabilelerine karışınca birkaç jenerasyon sonra tamamen dillerini unutup Kürtleşebilirler. Nitekim Orta Asya’dan gelen bazı Türkmen aşiretleri uzun yıllar sonra bölgede Kürtleşmişlerdir. Karakeçili Aşireti, Türkan Aşireti v.s.
?şte Alevi Türkmenler’in Kürtçe veya Zazaca bilmesinin kaynağı Osmanlı’nın Türkmen politikasında yatmaktadır. Osmanlı’nın sürgünler sonucu Kürt bölgesine sürdüğü Türkmenler süreç içinde Kürtçe öğrenmiş ve Kürtleşmişlerdir. Bugün Kürtçe bilmesine ve konuşmasına karşın Aleviler’in ısrarla biz Türküz demelerinin sebebi budur.
Türkiye’de yaşayan Aleviler’in ezici bir çoğunluğu Türkmen’dir. Kürtçe veya Zazaca bilenler bu dili sonradan öğrenmişlerdir. Bunlar aslen Türkmen’dir.
?ngilizce, Almanca, Arapça, Rusça bilen ama ana dilini az bilen bir Türk’e; ?ngiliz, Alman v.s. diyemeyeceğimiz gibi, Kürtçe bilen ama kendi dilini az bilen hatta zor konuşan Alevi Türkmen’e de Kürt, Zaza v.s. diyemeyiz /by hawashasan
ALEV?LER ADEMDEN AYRILMI?LARDIR
HANCI PERVANE . 666
HANCI BUNU SÖYLED?
Ademin evlatlarından ademin evlatlarından
Ademin karısı hava o karıdan kırk sene sonra ademe hür geldi hürden şıt geldi ademden nur şıta indi şıtın sülalesine
Havadan olanlar bütün hala o günden bugüne düşman oldular havadan olanlar şıtın sülalesine çünkü şıt eleyiselam bütün erenler evliyalar şıtın sülalesinden gelmiştir cümle peygamberler şıtın sülalesinden gelmiştir aşıklar şıtın sülalesinden gelmiştir cümle ne ki sofu var ise her devletin diliyle olan sofular şıtın sülalesinden gelmiştir çünkü şıtın ervaha havadan olan kıza karıştı ya onun için beraber karışık nerden gelirse gelsin padişahlar altından halk olmuştur
peygamberlerde altından halk olmuştur ama
Daha yakın zamandan seçildi altından peygamber sülalesi halk oldu gümüşten de padişah sülalesi halk oldu bakırdan da reşber sülalesi halk oldu demirden de mapushanaya düşen ve zina yapan halk oldu onlar bütün haram ile zindanlara giderler
Ana rahmine konar bu netse hepisi ana rahmine konar
Ana rahminden çıkar ne konmuşsa o olur insanlar çünkü Allah onu koydu melekler getirir toprak olarak koyarlar topraklarıda burnundan alır mayaya konur hal buysa bir avuç toprak dağdan alıp getirmiyorlar burnundan neki toprak giderse o olur
Melekler onu macun eder içerde insanlar dokuz nesneden halk olmuştur dördü anadan beşi de abadan konmuştur ademin ervaha temizdir ama havanın ervahı çok aşırı gitmiştir
Ama kadın erkekle eşittir kadın erkekle eşittir devlet dediğin nedir bilirimsin devlet çıkarsa herkes güzel geçinir azgın paşa çıkarsa herkes noksan noksan dünya böyle halk olmuştur
Bu dünyanın ötesi hiç görünmez ne zaman ölürsen işte ucuda tükenire öteside yoksa ne zenginindir cennet nede fakirindir cennet cennet alan kazanan Allah kazandırır herkese
Herkesin işleği kazandırır cenneti cennet öyle falanın filanın değil işleği var ise ALLAHA karşı fakat ne namaz kılan cennete gider ne namaz kılmayan cennete gider ALLAH onun üççe tini eline verir dinlemiştir onu o kişi cennete gider dinleyen meleklerin dinlediği birde bu şekil ne sular Abu keserdir
Nede içki Abu keser olamaz içki insanlara haramdır her hangi kavim içerse içsin netse karıştıktan sonra bilmem şarabı bilmem rakısı bilmem daha türlü türlü şeyler bunlar haramdır çükü helal bir tek sudur helal ALLAHIN emrindeki ne halk etmişse o helaldır sonra nefte yaptığı o haramdır ama kişi artık cennette cehennemde dolmuş arasata çabalıyor hepisine diyor ben biliyorum bu şekil olur otuz altı padişah geçti hep bütün tekkelerle uğraştı ata türkte gelince bu millete hocaların an şehleri baktı ki hepisi hoca olmadan şeh olmadan adam isim kazanmış devletin önüne geçmiş Atatürk gidene kadar bir iyi secğinti var idi Atatürk gittikten sonra yine başladılar biri diyor ben şeyhim biri diyor ben hocayım hal buysa dinin öyle bir hakkı vardır ki dine yetişmek için kuranın içine girmek için denizler mürekkep olsa ormanlarda kalem olsa bunun dahi bir harfini bozamazda yapamaz ama kim bozulmamıştır kağıt bozulur herkes yazar mat balara girir fakat A?IKLAR GELM??T?R KURANI ?MZAL EDERLER kuranı imzal ettikten sonra otuz altı padişah gelmiştir bütün tekkelerle uğraştı
Bütün alevi sülalesinde şimdi alevi Sünni kelimesi var cumhuriyet kurulan yerde tah ademden bu yana olan bir neftedir bu alevi Sünni çatışmasını doğru padişah çıksa ikiside kardeştir
Yok doğru padişah olmazsa işte alevi Sünni çatışması olur bütün her devlet atat ürkün olduğu toprağa cabalarlar çünkü neden bütün ALLAHIN yaratığı yeşillik dört mevsim var mahsul mahutlu var kışı var yazı var güzü var baharı var böyle onun için buraya çabalarlar herkes anarşist yetiştirmesi neki Ata türkün mülkünü almak ?Ç?N LE?LAHA ?LLALLAH
MUHAMMEDE RESULULLAH DO?RU BUNU SÖY
munzur_hozat 02.07.2005, 19:58 yaw aleviler türk mu kürt mü meselesiyle alakalı o kadar çok konu açtınız ki arkadaşlar
bu çok mühim bi mesele onsandır ve hassas görmeyi ver.:dilli:
selman kardeş yazdığın dil nece ben tercüme edemedim etsem bir eleştiride buluncam kusura mandıra.
LiberalistiC 02.07.2005, 20:30 Yaw bu hancı pervane kim ?
Her yerde kaşıma çıkıyoR !
bu çok mühim bi mesele onsandır ve hassas görmeyi ver.
Neden bu kadar hassas? ?nsanların hangi ırktan olduğu sizin için niye bu kadar önemli? Bu tür meselelere ırkçılar çok büyük bir rol biçer.
munzur_hozat 02.07.2005, 21:25 muhteremler münazaramızı noktaladık sanıyordum ama şahsıma olan hiddetiniz gitmiş gibi değil mübalağa ediyorsunuz.Forum bilgi alışverişi amaçlıdır lütfen.
muhteremler münazaramızı noktaladık sanıyordum ama şahsıma olan hiddetiniz gitmiş gibi değil mübalağa ediyorsunuz.Forum bilgi alışverişi amaçlıdır lütfen.
Siz "Çok bir mühim mesele" dediniz, ben ondan devam ettim. Tabi ki noktalamak istiyorsanız noktalarız. Yoksa amacım size karşı çıkmak değil. Ayrıca şahsınıza yönelik bir şiddet de yok.
munzur_hozat 02.07.2005, 22:05 lütfen alıntılarda kaynak bildirin, ben sizin yazınızın kaynağını bildirmek istemiyorum haddim değil.?kincisi tartışmayı uzatmaya gerek yok.Aleviyiz ortak noktamız bu ve çok önemli.
lütfen alıntılarda kaynak bildirin, ben sizin yazınızın kaynağını bildirmek istemiyorum haddim değil.?kincisi tartışmayı uzatmaya gerek yok.Aleviyiz ortak noktamız bu ve çok önemli.
Kusura bakmayın.
Alevilik ortak değere gelince biz zaten bunu savunuyoruz. Ama Alevileri ırklarına göre birbirinden ayıran; birini yüceltip birini aşağılayanlar Aleviliğin ortak değer olmasına zarar veriyor. Dolayısıyla kaygı Alevilik değil, ırkçılık oluyor.
DiyaR_02 03.07.2005, 18:07 Kusura bakmayın.
Alevilik ortak değere gelince biz zaten bunu savunuyoruz. Ama Alevileri ırklarına göre birbirinden ayıran; birini yüceltip birini aşağılayanlar Aleviliğin ortak değer olmasına zarar veriyor. Dolayısıyla kaygı Alevilik değil, ırkçılık oluyor.
CcGunal Arkadasima kesinlikle katiliyorum.
shu son zamanlarda bu konu gittikche gün yüzüne chikmakta bu da beni derinden etkilemektedir. böyle bir yanlisha neden gidiliyor?!? bu tamamen irkchilik propagandasi gibi araplar dishinda da sunni olamazmi veya musluman ben bu tartishmayi achanlari biraz daha dikkatli olmalarini öneriyorum lutfen!..
Aleviliği sadece Türklüğe bağlamak yanlış ancak ortada bir gerçek varki çoğunluğu Türk olan bir inanç sistemidir. Türkçe konuşup kendisini Alevi diye tanımlıyorlar bunların içinden Türkmenleri çıkartırsak geriye kalan kesimin ırki kimliği için bişey söleyemeyiz Çünkü ztn Anadoludaki herkesin etnik kökeni Türk değil. Eski çağlarda Anadoluda yaşayan, Hititler, SÜmerler, Urartular, Leviler gibi bir çok halk vardı peki noldu bunlara birden buharlaşıp uçmadılar ya. Bunlar Anadoluya göç eden Erenlerin inançlarından etkilenip zamanla ya müslüman sunni oldular ya Alevi yada hristiyanlığı seçtiler.
Bu kesim dışında ztn Kürt yada Zaza olupda Aleviliği benimseyen insanlarda var bunlarıda Türk olarak betimlemek yanlış olur. Bir insana Müslümanlık dayatılıyor ama eski inançlarından kopmak istemiyor napıyor bu insan Aleviliği seçerek eski inançlarınıda yaşatmış oluyor müslümanlığada bir bakıma adapte olmş oluyor. Aleviliğin içinde Şamanizm, ZErdüştlük gibi inançlardan motifler görülmesinin nedeni budur
son olarak Alevilik birleştirici ve insancıl bir inançtır Her alevi ırkı ne olursa olsun birbirinin alevi olduğunu öğrenince kucaklaşır sıcak tavrılarla birbirini selamlar birbirimize daha çok bağlanmamız gerekiyor farklılıklarımız güzelliklerdir.
Serkan_Devrim 26.03.2006, 13:50 eski bir topik.(bkz topik tarihi) konu kapanmıştır.
|
|