LiberalistiC
02.07.2005, 09:10
"Demokratikleşen" Türkiye'den Bir Çığlık Daha: AB Duymamaya Devam Ediyor
Türkiye'de F Tipleri adı altında kurulan tecrit hapishaneleri AB tarafından, Türkiye'deki devrimci muhalefetin yokedilmesi ve Türkiye'nin AB'ye alınmasının yolunu açmak amacıyla Türkiye'ye ihraç ettiği bir katliam merkezidir.
Bu katliam merkezlernin kapatılması ve işkenceli ölüm demek olan tecrit politikasının kaldırılması için Ekim 2000`den buyana Türkiye hapishanelerinde ve dışarda bir direniş yürütülmektedir. Tarihe "Büyük Direniş" olarak geçecek olan bu direnişte bugüne kadar tam 119 insan hayatını kaybetmiştir.
119 insanımızın yaşamlarını yitirmelerinden bu politikaları uygulayanlar kadar, destekleyenler de sorumludur. Tarih önündeki bu sorumluluk hem siyasi, hem ahlaki ve vicdani sorumluluktur.
TÜRK?YE REJ?M? FA??STT?R
AB üyesi ülkeler kendi halklarını kandırarak Türkiye'nin ne kadar demokratikleştiğini bundan dolayı da AB'ye alınmasını gerektiği demagojisini elindeki tüm basın yayın organları aracılığıyla sürekli hale getirmiştir.
Türkiye'de işkenceler, katliamlar, temel hak ve özgürlük ihlalleri sürmektedir. Ortada demokratikleşen bir Türkiye yoktur ama faşist bir rejimi destekleyen ve anti-demokratiklikte sınır tanımayan bir AB vardır.
AB UYUM YASALARINA B?R ÖRNEK: Yeni C?K
AB Uyum Yasaları altında Türkiye?de yasal düzenlemeler yapılıyor. Her yapılan yeni düzenleme AB tarafından "demokrasi coşkusuyla" karşılanıyor. Türkiye?nin faşist rejimine övgüler düzülüyor. Oysa her yeni çıkan yasa, demokratik hakların nasıl kısıtlanacağı üzerinedir ve ortada bir demokrasi anlayışı yoktur. Aşağıdaki yazı hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde bu anti-demokratik uygulamalara sadece küçük bir örnektir:
Yeni C?K'e göre hükümlünün avukatıyla görüşmesi, avukatın "terör örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğinin belirlenmesi" halinde mümkün olmayacak. CMK'taki değişikliğe göre örgütlü suçlar, devlete ve anayasal düzene karşı işlenen suçlar ile terör suçlarından tutuklu ve hükümlü olanların savunmasını yapan avukatlar, aynı suçlardan kovuşturulursa görevden men edilecekler. (...)
CMK'da yapılan değşiklikler ise şöyle:
?üpheli ve sanığın muayenesi için hakim kararı aranacak.
Polis, yakaladığı kişiye kanuni haklarını bildirmeden, kaçmasının kendisine veya başkasına zarar vermesini önleyecek tedbirleri alacak.
Kolluk amirlerine, arama, elkoyma, belgeleri incelemede yazılı emir verme yetkisi tanındı.
Suçluya ulaşlabilmesi için iletişm araçlarının sinyalleri de izlenebilecek. (Hürriyet, 26 Mayıs 2005)
( Faruk Kadıoğlu isimli Ölüm Orucu gönüllüsü, yeni çıkan C?K yasasını protesto etmek ve tecritin kaldırılması-ölümlerin durdurulması amacıyla kendisini yakarak yaşamını noktalamıştır . )
Türkiye'de F Tipleri adı altında kurulan tecrit hapishaneleri AB tarafından, Türkiye'deki devrimci muhalefetin yokedilmesi ve Türkiye'nin AB'ye alınmasının yolunu açmak amacıyla Türkiye'ye ihraç ettiği bir katliam merkezidir.
Bu katliam merkezlernin kapatılması ve işkenceli ölüm demek olan tecrit politikasının kaldırılması için Ekim 2000`den buyana Türkiye hapishanelerinde ve dışarda bir direniş yürütülmektedir. Tarihe "Büyük Direniş" olarak geçecek olan bu direnişte bugüne kadar tam 119 insan hayatını kaybetmiştir.
119 insanımızın yaşamlarını yitirmelerinden bu politikaları uygulayanlar kadar, destekleyenler de sorumludur. Tarih önündeki bu sorumluluk hem siyasi, hem ahlaki ve vicdani sorumluluktur.
TÜRK?YE REJ?M? FA??STT?R
AB üyesi ülkeler kendi halklarını kandırarak Türkiye'nin ne kadar demokratikleştiğini bundan dolayı da AB'ye alınmasını gerektiği demagojisini elindeki tüm basın yayın organları aracılığıyla sürekli hale getirmiştir.
Türkiye'de işkenceler, katliamlar, temel hak ve özgürlük ihlalleri sürmektedir. Ortada demokratikleşen bir Türkiye yoktur ama faşist bir rejimi destekleyen ve anti-demokratiklikte sınır tanımayan bir AB vardır.
AB UYUM YASALARINA B?R ÖRNEK: Yeni C?K
AB Uyum Yasaları altında Türkiye?de yasal düzenlemeler yapılıyor. Her yapılan yeni düzenleme AB tarafından "demokrasi coşkusuyla" karşılanıyor. Türkiye?nin faşist rejimine övgüler düzülüyor. Oysa her yeni çıkan yasa, demokratik hakların nasıl kısıtlanacağı üzerinedir ve ortada bir demokrasi anlayışı yoktur. Aşağıdaki yazı hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde bu anti-demokratik uygulamalara sadece küçük bir örnektir:
Yeni C?K'e göre hükümlünün avukatıyla görüşmesi, avukatın "terör örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğinin belirlenmesi" halinde mümkün olmayacak. CMK'taki değişikliğe göre örgütlü suçlar, devlete ve anayasal düzene karşı işlenen suçlar ile terör suçlarından tutuklu ve hükümlü olanların savunmasını yapan avukatlar, aynı suçlardan kovuşturulursa görevden men edilecekler. (...)
CMK'da yapılan değşiklikler ise şöyle:
?üpheli ve sanığın muayenesi için hakim kararı aranacak.
Polis, yakaladığı kişiye kanuni haklarını bildirmeden, kaçmasının kendisine veya başkasına zarar vermesini önleyecek tedbirleri alacak.
Kolluk amirlerine, arama, elkoyma, belgeleri incelemede yazılı emir verme yetkisi tanındı.
Suçluya ulaşlabilmesi için iletişm araçlarının sinyalleri de izlenebilecek. (Hürriyet, 26 Mayıs 2005)
( Faruk Kadıoğlu isimli Ölüm Orucu gönüllüsü, yeni çıkan C?K yasasını protesto etmek ve tecritin kaldırılması-ölümlerin durdurulması amacıyla kendisini yakarak yaşamını noktalamıştır . )