DiyaR_02
02.07.2005, 13:20
Tarihi kanatan J?TEM'in kör kuyusu!
HABER MERKEZ? (D?HA) - J?TEM tetikçisi olduğunu açıklayan Aygan'ın itiraflarında Gülistan adlı gerillanın babası olduğu gerekçesiyle kaybedildiği belirtilen Hakkı Kaya, 8 çocuk babasıydı. ?tirafçı Muhsin Gül'ün, Kaya'nın gerilla kızı olduğu ve onunla irtibata geçtiği yönündeki iftirası üzerine kaçırılarak kaybedildi.
Hakkı Kaya'nın öyküsünü araştırdığımızda çarpıcı gerçeklerle karşılaştık. Hakkı Kaya'nın Gülistan adlı bir kızı yoktu ve daha da önemlisi hiçbir çocuğu PKK içinde değildi. ?tirafçı Muhsin Gül'ün verdiği Gülistan ismi Hakkı Kaya'nın eşiydi ve Kaya'nın eşi bir ev hanımı idi.
Olmayan kızı iftirası ölüme götürdü
K?ML?K
Adı Soyadı: Hakkı Kaya Anne - Baba Adı: Vesile - Ali Doğum Tarihi: 1949 Doğum Yeri: Diyarbakır / Lice Mesleği: Nakliyatçı Medeni Hali: Evli ve 8 çocuk babası
Kaybedilme tarihi: 18 Kasım 1996 / Diyarbakır merkez
Çatışmaların en yoğun yaşandığı alanlardan biri de Lice'de yaşıyordu Kaya Ailesi. ?lçede silah sesleri bir dönem hiç eksik olmadı. Dehşet sahneleri televizyon ekranlarında yankılanıyordu. Lice halkı üzerinde baskılar eksilmiyordu. Böyle bir yerde yaşamak her an bir kurşunun hedefi olmak anlamını taşıyordu. Hakkı Kaya ve ailesi de baskılardan en fazla nasiplerini alanlardandı. Lice'nin Hedik Köyü Manisor Mezrası'nda dünyaya gelen Hakkı Kaya, 1969 yılında Gülistan'la (?sim benzerliği hayatına malolacaktı) evlendi. Maddi durumu iyi olan Hakkı Kaya, çevresindekilere yardım etmesiyle tanınıyordu. 1990 yılından itibaren "yardım ve yataklık" yaptığı iddiasıyla sürekli baskılarla karşılaşan Kaya, birkaç kez jandarma tarafından gözaltına alındı. Her defasında gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra serbest bırakılıyordu.
Ağabeyi ?efik Kaya öldürüldü
Kaya Ailesi'nin yaşadığı büyük acılar, Hakkı Kaya'nın en büyük ağabeyi ?efik Kaya'nın köyde vurulmasıyla başladı. Hakkı Kaya'nın en büyük oğlu Efendi Kaya, amcasının jandarma karakolu komutanı tarafından öldürüldüğünü söyledi. Kaya, Efendi Kaya'nın anlatımlarına göre, ?efik Kaya, karakol komutanı cesedin nerede olduğunu bilmesine rağmen cenaze 70 gün boyunca aileye verilmedi. Sürekli baskılarla yüz yüze kalan Kaya Ailesi, binlerce aile gibi 1994 yılında Diyarbakır'a göç etmek zorunda kaldı. Kaya Ailesi'nin yaşadığı 9 hanelik Manisor Mezrası'nda önce evler ateşe verildi, sonra bağ ve bahçeler yakıldı. Mezra boşaltılırken sakinleri göç etmek zorunda kaldı. Diyarbakır'da asıl mesleği olan nakliyatçılık işini devam ettiren Kaya, Seyrantepe Semti'nde bir nakliyatçılık şirketi kurdu. Köyde maddi durumları iyi olan Kaya Ailesi, Diyarbakır'da büyük sıkıntılar içerisine düşmüştü.
Polis sormuştu
Nakliyatçılık yapan Hakkı Kaya, uluslararası işler nedeniyle, pasaport aldı. Bir hafta sonra Kaya, bir arkadaşına polisin kendisini sorduğunu, bunun için savcılığa gideceğini söyledi. Hacı adlı arkadaşı ise Kaya'ya, kendisi şimdi uygun olmadığı için daha sonra birlikte gitmeyi önerdi. Kaya, bu öneriyi kabul etti. O gün Hacı isimli kişi Lice'ye gitti. Kaya ise nakliye işleri için Çevre ve Orman ?l Müdürlüğü'ne gitti. Burada işini bitiren Kaya, Ahmet Yaşar ve onun Metin adlı bir arkadaşı ile birlikte bir çay ocağına gidip oturdu. Çaylarını içerek, sohbet ettiler. Odun Pazarı'na gitmek üzere çay ocağından kalktılar. Saat 14.30-15.00 sularında Kaya ve 2 kişi, Ziya Gökalp Lisesi'nin civarından Tekkapı'ya doğru yürümeye başladı. 06 EKN 22 plakalı beyaz renkli Renault Toros Station marka bir otomobil yanlarına yanaşarak durdu. Araçtan 3 sivil giyimli kişi inerek polis olduklarını söyledi.
'Karakola götürdükten sonra bırakacağız'
Kaya ve 2 arkadaşının üstünü arayarak sorular soran sivil giyimli kişiler, Kaya ve 2 arkadaşını araçlarına bindirdi. Araç Endüstri Meslek Lisesi istikametine doğru hareket etti. Kaya ve 2 arkadaşını araçlarına alan kişiler, biraz sonra Ahmet Yaşar ve Metin adlı kişilerden araçtan inmelerini istedi. Ahmet Yaşar ve Metin, Hakkı Kaya'nın da bırakılmasını istedi. Sivil giyimli kişiler, küfür ederek, Ahmet Yaşar ve Metin adlı kişilere hakaretler yağdırdı. Hırpaladıkları Hakkı Kaya'nın arkadaşlarına doğru kimliklerini fırlatan 3 kişi, "Karakola götürdükten sonra bırakacağız" dedi. Serbest bırakılanlardan Metin adlı kişi, Ahmet Yaşar'a, "Hakkı'nın ailesine söyleme üzülmesin. ?stihbaratta bir binbaşı var. O'nu bulup bıraktıracağız" dedi. Bunun üzerine o gün ailesine haber verilmedi.
Bir gün sonra öğrendiler
Babalarının gelmemesinden endişelenen Kaya ailesinin, olaydan bir gün sonra haberdar oldu. Babasıyla birlikte olan Ahmet Yaşar'a ulaşan Kaya'nın oğlu Efendi, olay ile ilgili bilgi aldı ve Metin adlı kişiyle de görüşmek istediğini söyledi. Efendi Kaya, gelişmeleri şöyle aktardı:
"Sonunda Metin adlı kişiyle görüştüm. Onunla kavga ettim. Haber vermedikleri için haklarında soruşturma açtıracağımı söyledim. O bana, '?ki gün müsaade edin. Ankara'da istihbaratta bir tanıdığım var. Size söz veriyorum ki, onu bıraktıracağım' dedi. O adam Ankara'ya gitti. Fakat Diyarbakır'a doğru geri dönerken kaza veya vurularak yaşamını yitirdiğini duyduk."
Efendi Kaya, birçok yetkili kuruma dilekçeler vererek başvurularda bulundu. Bütün kayıp olaylarındaki gibi hiçbirinden bir yanıt alamadı.
Af Örgütü'nden acil eylem çağırısı
Ailenin endişeli bekleyişi sürerken, Uluslararası Af Örgütü (AI) harekete geçti. AI, kayıp olan Hakkı Kaya için Adalet Bakanlığı'na "Kaya nerede?" diye sorarak, acil eylem çağrısı yaptı ve gözaltında infazlar konusunda Türkiye'yi uyardı. Kaya, ailesi zor günler yaşıyordu. Babalarının sağ bulunacağına dair umutlarını yitirmek istemiyorlardı.
Hakkı Kaya'nın kaybolmasının üzerinden bir yıl geçmişti ancak hiçbir haber alınamamıştı. Efendi Kaya'nın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı başvuruya bir yıl sonra yanıt verildi. Başsavcılığa giden Efendi Kaya'ya bir yazı verilerek, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurmaları istendi. Adıyaman'da 5 ceset bulunmuştu. Efendi Kaya, cesetlerden birinin babasına ait olabileceği korkusuyla Adıyaman'a gitti. Efendi Kaya, Adıyaman'a gitti. Başsavcılığa başvurdu. Başsavcılık, 5 ceset değil, 3 ceset bulunduğunu ve bunların da yakınlarınca teşhis edilerek, teslim alındığını bildirdi.
Nerede bir ceset çıksa oraya...
Efendi Kaya, Diyarbakır'a döndükten sonra tekrar Başsavcılığa dilekçeyle başvurdu. Efendi Kaya, babasının ölümüyle ilgili soruşturma dosyası savcılıkta beklerken, kendisi şehir şehir dolaşarak babasının cenazesi bile olsa bulmak istiyordu. Efendi Kaya, bu girişimlerini şöyle anlattı: "Nerede bir ceset ortaya çıksa oraya gidiyorduk. Nerede bir olay olmuşsa, imkânlarımızla gidip araştırıyorduk. Öyle oldu ki kendimi de, ailemi de perişan ettim. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Morgu'na getirilen cesetlere bakıyorduk. Hakkâri'den tutun, Siirt'e kadar nerede ceset çıktıysa oraya gittim. Ama bir sonuç elde edemedim."
Muhsin Gül'ün iftirası
Babasının kaçırılma gerekçesine hiçbir zaman anlam vermediğini söyleyen Efendi Kaya, babasına ölümüne neden olan itirafçı Muhsin Gül'ün iftirasını ilk defa şöyle açıkladı: "Ailemizden kimse ne dağa gitti, ne de cezaevine girdi. Bir yıl önce Abdülkadir Aygan'ın itiraflarında babamın kaçırılış gerekçesi olarak, Gülistan isimli bir kız kardeşimin olduğu ve onun gerilla olduğuydu. Oysa bunun hiçbir gerçeklikle alakası yok. Çünkü benim Gülistan isimli bir kız kardeşim yok. Sadece annemin ismi Gülistan ve o da gerilla değil. Ev hanımıdır" diye konuştu.
HABER MERKEZ? (D?HA) - J?TEM tetikçisi olduğunu açıklayan Aygan'ın itiraflarında Gülistan adlı gerillanın babası olduğu gerekçesiyle kaybedildiği belirtilen Hakkı Kaya, 8 çocuk babasıydı. ?tirafçı Muhsin Gül'ün, Kaya'nın gerilla kızı olduğu ve onunla irtibata geçtiği yönündeki iftirası üzerine kaçırılarak kaybedildi.
Hakkı Kaya'nın öyküsünü araştırdığımızda çarpıcı gerçeklerle karşılaştık. Hakkı Kaya'nın Gülistan adlı bir kızı yoktu ve daha da önemlisi hiçbir çocuğu PKK içinde değildi. ?tirafçı Muhsin Gül'ün verdiği Gülistan ismi Hakkı Kaya'nın eşiydi ve Kaya'nın eşi bir ev hanımı idi.
Olmayan kızı iftirası ölüme götürdü
K?ML?K
Adı Soyadı: Hakkı Kaya Anne - Baba Adı: Vesile - Ali Doğum Tarihi: 1949 Doğum Yeri: Diyarbakır / Lice Mesleği: Nakliyatçı Medeni Hali: Evli ve 8 çocuk babası
Kaybedilme tarihi: 18 Kasım 1996 / Diyarbakır merkez
Çatışmaların en yoğun yaşandığı alanlardan biri de Lice'de yaşıyordu Kaya Ailesi. ?lçede silah sesleri bir dönem hiç eksik olmadı. Dehşet sahneleri televizyon ekranlarında yankılanıyordu. Lice halkı üzerinde baskılar eksilmiyordu. Böyle bir yerde yaşamak her an bir kurşunun hedefi olmak anlamını taşıyordu. Hakkı Kaya ve ailesi de baskılardan en fazla nasiplerini alanlardandı. Lice'nin Hedik Köyü Manisor Mezrası'nda dünyaya gelen Hakkı Kaya, 1969 yılında Gülistan'la (?sim benzerliği hayatına malolacaktı) evlendi. Maddi durumu iyi olan Hakkı Kaya, çevresindekilere yardım etmesiyle tanınıyordu. 1990 yılından itibaren "yardım ve yataklık" yaptığı iddiasıyla sürekli baskılarla karşılaşan Kaya, birkaç kez jandarma tarafından gözaltına alındı. Her defasında gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra serbest bırakılıyordu.
Ağabeyi ?efik Kaya öldürüldü
Kaya Ailesi'nin yaşadığı büyük acılar, Hakkı Kaya'nın en büyük ağabeyi ?efik Kaya'nın köyde vurulmasıyla başladı. Hakkı Kaya'nın en büyük oğlu Efendi Kaya, amcasının jandarma karakolu komutanı tarafından öldürüldüğünü söyledi. Kaya, Efendi Kaya'nın anlatımlarına göre, ?efik Kaya, karakol komutanı cesedin nerede olduğunu bilmesine rağmen cenaze 70 gün boyunca aileye verilmedi. Sürekli baskılarla yüz yüze kalan Kaya Ailesi, binlerce aile gibi 1994 yılında Diyarbakır'a göç etmek zorunda kaldı. Kaya Ailesi'nin yaşadığı 9 hanelik Manisor Mezrası'nda önce evler ateşe verildi, sonra bağ ve bahçeler yakıldı. Mezra boşaltılırken sakinleri göç etmek zorunda kaldı. Diyarbakır'da asıl mesleği olan nakliyatçılık işini devam ettiren Kaya, Seyrantepe Semti'nde bir nakliyatçılık şirketi kurdu. Köyde maddi durumları iyi olan Kaya Ailesi, Diyarbakır'da büyük sıkıntılar içerisine düşmüştü.
Polis sormuştu
Nakliyatçılık yapan Hakkı Kaya, uluslararası işler nedeniyle, pasaport aldı. Bir hafta sonra Kaya, bir arkadaşına polisin kendisini sorduğunu, bunun için savcılığa gideceğini söyledi. Hacı adlı arkadaşı ise Kaya'ya, kendisi şimdi uygun olmadığı için daha sonra birlikte gitmeyi önerdi. Kaya, bu öneriyi kabul etti. O gün Hacı isimli kişi Lice'ye gitti. Kaya ise nakliye işleri için Çevre ve Orman ?l Müdürlüğü'ne gitti. Burada işini bitiren Kaya, Ahmet Yaşar ve onun Metin adlı bir arkadaşı ile birlikte bir çay ocağına gidip oturdu. Çaylarını içerek, sohbet ettiler. Odun Pazarı'na gitmek üzere çay ocağından kalktılar. Saat 14.30-15.00 sularında Kaya ve 2 kişi, Ziya Gökalp Lisesi'nin civarından Tekkapı'ya doğru yürümeye başladı. 06 EKN 22 plakalı beyaz renkli Renault Toros Station marka bir otomobil yanlarına yanaşarak durdu. Araçtan 3 sivil giyimli kişi inerek polis olduklarını söyledi.
'Karakola götürdükten sonra bırakacağız'
Kaya ve 2 arkadaşının üstünü arayarak sorular soran sivil giyimli kişiler, Kaya ve 2 arkadaşını araçlarına bindirdi. Araç Endüstri Meslek Lisesi istikametine doğru hareket etti. Kaya ve 2 arkadaşını araçlarına alan kişiler, biraz sonra Ahmet Yaşar ve Metin adlı kişilerden araçtan inmelerini istedi. Ahmet Yaşar ve Metin, Hakkı Kaya'nın da bırakılmasını istedi. Sivil giyimli kişiler, küfür ederek, Ahmet Yaşar ve Metin adlı kişilere hakaretler yağdırdı. Hırpaladıkları Hakkı Kaya'nın arkadaşlarına doğru kimliklerini fırlatan 3 kişi, "Karakola götürdükten sonra bırakacağız" dedi. Serbest bırakılanlardan Metin adlı kişi, Ahmet Yaşar'a, "Hakkı'nın ailesine söyleme üzülmesin. ?stihbaratta bir binbaşı var. O'nu bulup bıraktıracağız" dedi. Bunun üzerine o gün ailesine haber verilmedi.
Bir gün sonra öğrendiler
Babalarının gelmemesinden endişelenen Kaya ailesinin, olaydan bir gün sonra haberdar oldu. Babasıyla birlikte olan Ahmet Yaşar'a ulaşan Kaya'nın oğlu Efendi, olay ile ilgili bilgi aldı ve Metin adlı kişiyle de görüşmek istediğini söyledi. Efendi Kaya, gelişmeleri şöyle aktardı:
"Sonunda Metin adlı kişiyle görüştüm. Onunla kavga ettim. Haber vermedikleri için haklarında soruşturma açtıracağımı söyledim. O bana, '?ki gün müsaade edin. Ankara'da istihbaratta bir tanıdığım var. Size söz veriyorum ki, onu bıraktıracağım' dedi. O adam Ankara'ya gitti. Fakat Diyarbakır'a doğru geri dönerken kaza veya vurularak yaşamını yitirdiğini duyduk."
Efendi Kaya, birçok yetkili kuruma dilekçeler vererek başvurularda bulundu. Bütün kayıp olaylarındaki gibi hiçbirinden bir yanıt alamadı.
Af Örgütü'nden acil eylem çağırısı
Ailenin endişeli bekleyişi sürerken, Uluslararası Af Örgütü (AI) harekete geçti. AI, kayıp olan Hakkı Kaya için Adalet Bakanlığı'na "Kaya nerede?" diye sorarak, acil eylem çağrısı yaptı ve gözaltında infazlar konusunda Türkiye'yi uyardı. Kaya, ailesi zor günler yaşıyordu. Babalarının sağ bulunacağına dair umutlarını yitirmek istemiyorlardı.
Hakkı Kaya'nın kaybolmasının üzerinden bir yıl geçmişti ancak hiçbir haber alınamamıştı. Efendi Kaya'nın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı başvuruya bir yıl sonra yanıt verildi. Başsavcılığa giden Efendi Kaya'ya bir yazı verilerek, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurmaları istendi. Adıyaman'da 5 ceset bulunmuştu. Efendi Kaya, cesetlerden birinin babasına ait olabileceği korkusuyla Adıyaman'a gitti. Efendi Kaya, Adıyaman'a gitti. Başsavcılığa başvurdu. Başsavcılık, 5 ceset değil, 3 ceset bulunduğunu ve bunların da yakınlarınca teşhis edilerek, teslim alındığını bildirdi.
Nerede bir ceset çıksa oraya...
Efendi Kaya, Diyarbakır'a döndükten sonra tekrar Başsavcılığa dilekçeyle başvurdu. Efendi Kaya, babasının ölümüyle ilgili soruşturma dosyası savcılıkta beklerken, kendisi şehir şehir dolaşarak babasının cenazesi bile olsa bulmak istiyordu. Efendi Kaya, bu girişimlerini şöyle anlattı: "Nerede bir ceset ortaya çıksa oraya gidiyorduk. Nerede bir olay olmuşsa, imkânlarımızla gidip araştırıyorduk. Öyle oldu ki kendimi de, ailemi de perişan ettim. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Morgu'na getirilen cesetlere bakıyorduk. Hakkâri'den tutun, Siirt'e kadar nerede ceset çıktıysa oraya gittim. Ama bir sonuç elde edemedim."
Muhsin Gül'ün iftirası
Babasının kaçırılma gerekçesine hiçbir zaman anlam vermediğini söyleyen Efendi Kaya, babasına ölümüne neden olan itirafçı Muhsin Gül'ün iftirasını ilk defa şöyle açıkladı: "Ailemizden kimse ne dağa gitti, ne de cezaevine girdi. Bir yıl önce Abdülkadir Aygan'ın itiraflarında babamın kaçırılış gerekçesi olarak, Gülistan isimli bir kız kardeşimin olduğu ve onun gerilla olduğuydu. Oysa bunun hiçbir gerçeklikle alakası yok. Çünkü benim Gülistan isimli bir kız kardeşim yok. Sadece annemin ismi Gülistan ve o da gerilla değil. Ev hanımıdır" diye konuştu.