Orijinalini görmek için tıklayınız : Avrupa birliğine girersek


umut_121
23.03.2006, 18:02
1.. Serbest dolaşım çıkar . İyi bir eğitimi ve geçerli bir işi olmayanların hepsi (İpini koparanlar) çil yavruları gibi Avrupa'nın dört bir yanına dağılır .

2.. Hide Park'ta Türk usulü piknik yapar. (5 aile, 28 çocuk, kamyon, kebap, rakı, çiğ köfte, pijama, atlet, ip, top, tüp, çaydanlık, buz kabı, karpuz, tavla, okey, haşlanmış yumurta ve patates, pet şişe, naylon poşet, arabesk, gürültü ve kavga)

3.. Versailles Sarayının önünde seyyar satıcılık yapar.(Salatalık, lahmacun, simit v.s.)

4.. Wembley stadyumunun girişinde seyyar köfteci açar.

5.. Çocuklar trafik ışıklarında cam siler, mendil satar.

6.. Metro istasyonu girişlerinde kokoreç yapıp satar. Sakatat yasağını takmaz. Kolluk kuvvetlerinden koşarak kaçar. Kaçamazsa rüşvet vermeye çalışır.

7.. Lourvre müzesinde kapkaççılık yapar.

8.. Chapms Elises Bulvarı'nda düğün konvoyu yapar.

9.. Çeşitli alanlarda mafyalar oluşturur. Devlet arazilerini Türklere satar.

10.. Mafyadan aldığı arazilere gecekondu yapar. Gecekondularda inek, koyun, tavuk ve kaz besler. Kurduğu mahalleyi kurtarılmış bölge ilan eder.

11.. Yere tükürür. Kendini uyaran vatandaşı döver. Yakalandığında ise polise sürekli "abi !" diye hitap eder.

12.. Galatasaray Avrupa kupalarında başarı elde ettiğinde kutlama konvoyu yapar. Havaya ateş açar ve birkaç Avrupa vatandaşı için "Kim vurduya" tur ayarlarlar.

13.. Sanki asırlardır oradaymış da diğerleri yeni gelmiş ve kendisini rahatsız ediyormuş gibi davranır.

14.. Bir fast food'da yanındaki kız arkadaşına baktığından şüphelendiği adamı döver.

15.. Yenebilecek her şeye içinde domuz eti oluğu şüphesiyle bakar.

16.. Avrupalı tüm kadınlara şırfıntı gözüyle bakar ve günde 25 kadına sarkıntılık eder. Sonunda Avrupalı zannettiği bir Türk kızının ağabeylerinden dayak yer. Yaraları iyileştikten sonra aynı kızla çıkmaya başlar.

17.. Kızlar bir Avrupalı ile evlenebilmek için kırk takla atar. Babaları izin vermeyince evden kaçar. Babaları polisi arar. Kız 18 yaşından büyük olduğu için polis babayı pek sallamaz. Baba kendi işini kendi görmek ister ve herifin kardeşini öldürerek kan davası çıkarmaya çalışır.

18.. Arabasıyla caddelerde turlarken İbo'nun kasetini yüksek sesle çalarak kız tavlamaya çalışır.

19.. Evde bulgur pilavıyla beslenmeye çalışır ve tüm imkanlarını bir Mercedes sahibi olmak için seferber eder.

20.. Türkiye'ye gelip geri dönerken bir minibüs dolusu besin maddesi götürür. Sucuk ve pastırmaları halk sağlığına aykırılığı nedeniyle gümrükte terk eder. Terk etmeden önce iki saat süreyle arbede çıkarır.

21.. Seyyar lahmacun sattığı mahalleye servis yapan pizza dağıtıcısını döver. Olaya polis karışırsa başka bir gün tüm aşiretiyle gelip pizza dükkanını dağıtır.

22.. Kurban bayramlarında kamuya ait yerlerde kurban keser. Kan gövdeyi götürür.

23.. "Yok canım abarttın. Şu anda yurt dışında olanlar bu saydıklarının çoğunu yapmıyorlar ki" diye milletini savunanlar, o günler geldiğinde Türklerin Avrupa'da kanun, kitap dinlemeyecek kadar çoğunluk olacağını göz ardı ederler.

24.. Türkiye'nin nüfusu 16 milyona İstanbul'un nüfusu 1 milyona düşer. Refah seviyesi ve toplumsal kalite son haddine kadar yükselir. Kimse kimsenin malına, namusuna yan gözle bakmaz. Türkiye'de kalmış olanlar, dini bayramlarda ve yaz tatillerinde Avrupa'ya kaçarak Türkiye'nin sakinleşmesini beklerler.

25.. Türkiye'de eğitim seviyesi %98 üniversite düzeyine yükselir. İşsizlik kalmaz. İşçi ithaline başlanılır. Çevre kirliliği sıfıra düşer. Sanat ve kültür yurdun her köşesine yayılır. Arabesk sanatçıları iş alanlarını Avrupa'ya kaydırır. (bizde rahat ederiz belki) Turizm patlar.

26.. Ülkemiz temiz, sakin ve yaşanası bir memleket olur. Siyasi tartışmalar konuşma platformunda kalır.

27.. Hayal gücü iyi çalışan okuyucular bir bu kadar daha madde üretir.

izem
23.03.2006, 19:17
Bi *** olmaz girsek de girmesek de..:uhhm:

Ülke olarak onurumuzu yitirmektense açlıktan ölelim bence daha iyi. Çanakkale'de dedelerimiz açlıktan mı öldü? Belki çok zor zamanlardı ama silkinip ayağa kalkabildik. Belki ikinci bir Kurtuluş Savaşı daha gerekiyordur..
bu ulkede hersey mevcut...yabancı sermaye de neoluyor ..yeterki yerli yatırımcılarımıza destek verelim ...avrupalıların tarihsel sorunları var bizle bunuda ekonomik anlamda ulkemizi güc durumda bırakarak gidermeye calısıyorlar...bunu da yatırımlar yaparak saglıyorlar zaten.
:kapaligöz

celalkocairi
23.03.2006, 20:58
bu sebeplerden dolayı almıyolar bizi abye. almalarını da istemiyorum zaten bütün ülkesini seven insanlar gibi...

MetinK
24.03.2006, 03:15
simdiye kadar bizi de alin diye dövünürdü insanlar simdi de almayin diye...

sun
30.03.2006, 00:56
insallahda almazlar ben taraftar degilim burada (almanyada) zaten bu yazdigin maddelerin cogunu yasatiyor vatandaslarimiz sagolsunlar......avrupa birligini gectim almanlar ülkelerinden atmaya calisiyorlar...

sanki cokda umurumda,.....

Dogan24
30.03.2006, 01:04
ab deninçe benim aklıma mahsun kirmizigülün sarkısı geliyor BU SEVDA BİTMEZ yapışmışlar gelen tutuyor uçundan ha girdik ha girecez olmadı yeniden ha gayret şimdi olacak geçin bu sevdadan ne biz gireriz nede onlar bizi alır....

Adam
30.03.2006, 01:59
O bahsettiğiniz ve toplumuzun cahilliğinden, eğitimsizliğinden kaynaklanan olaylardır. Merak etmeyin çözümü tamamiyle eğitimden özellikle de vatandaşlara vatandaşlık bilincinin verilmesinden geçer. Bunun için çözüm AB midir? Tabiki hayır. Çözüm bizdedir. AB istedi diye değil, olması gereken nedir? Onu düşünerek işe başlarsak bu hepimizin hayrına olur. Bu arada ben AB'yi destekleyen biriyim, yalnış anlaşılma olmasın.
İnsanlar atıp tutuyor. Yok AB'ye egemenliğizden, bağımsızlığımızdan fire vereceksek hiç girmeyelim. Girme kardeşim AB'de sana muhtaç değil. Sanki bu istenilenler bir Türkiye'den isteniyor. Arkadaşlar bu AB'nin temel niteliğidir. Üye devlet egemenlik haklarını belli bir oranda AB'ye devreder. İşin kanunu budur. AB antlaşmalarına belgelerine, kanunlarına, tüzüklerine uygun olmayan bırakın ulusal kanunu ulusal anayasa dahi olamaz. AB bir birlikten öte bir devlet şeklinde örgütlenmektedir. Başka hangi birliğin parası vardır? Başka hangi birliğin bayrağı her yerde dalgalanmaktadır? Bunları bilip buna göre hareket etmekde yarar var sanırım.
Bana göre resmi olarak egemenliğimizin bir kısmını AB'ye devretmek büyük bir kısmını gayriresmi ABD'ye devretmekten iyidir. En azından AB'de en büyük söz sahiplerinden biri Türkiye olacağını düşündüğümüzde bunun bir kayıp değil büyük bir fayda olacağı açıktır.

KURŞUNveli
06.04.2006, 20:25
türklük sizi neden bu kadar rahatsız ediyor anlamadım.hep kötü taraflarından bahsediliyor peki siz bu yazdıklarınızın düzelmesi ortadan kalkması için ufakta olsa bişey yaptınız mı...sen ülkücüsün diyeceksiniz. evet ülkücüyüm KEMALİST ÜLKÜCÜ Mustafa kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının kanlarıyla kurdukları bu ülke onlarca avrupa birliğine bedeldir yeter ki yönetenler adam olsun ve işi bilsinler...

KURŞUNveli
12.04.2006, 16:39
Gözümüz hep Batı'da... Amerika'da... Avrupa'da. Onlar gibi yemek içmek, onlar gibi giyinmek, onlar gibi gezmek, eğlenmek, kısaca onlar gibi yaşamak istiyoruz. Oysa, bu 'Batı stili yaşam' çok da imrenilecek bir şey değil aslında. Onun da kendine özgü birçok olumsuz tarafları var. Bunların içinde de, başta astım ve alerjiler olmak üzere bazı hastalıkların Batı stili yaşam sürenlerde daha fazla görülmesi geliyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Mynet okurları için yazdı.

Çocukların çeşitli bakteri ve virüslere karşı aşılanmaları, hayvanlarla temaslarının ortadan kalkması, çok temiz ortamlarda büyütülmeleri, çok fazla antibiyotik kullanılması, küçük yaşlarda geçirilen enfeksiyonların azalması, sezaryen doğumlardaki artış, anne sütü yerine mamalarla beslenme, katkı maddesi içeren yiyecek ve içeceklerin ve hazır gıda tüketiminin artması, şişmanlık, çocukların kapalı ortamlarda hem alerjenlere, hem sigara dumanı, kimyasal maddeler... gibi irritanlara ve hem de evlerdeki elektronik aletlerden kaynaklanan elektromanyetik alanlara daha fazla maruz kalmaları Batı stili yaşama ait temel özellikler.

İşte, alerjik hastalıklardaki artışın büyük ölçüde batı stili yaşamdan kaynaklandığın düşünen uzmanlar, bu hastalıkların "doğal yaşam" koşullarından ne ölçüde etkilendiklerinin belirlenmesine yönelik pek çok araştırma yapıyorlar. Bu araştırmalar, köy ve çiftliklerde yaşayanlarda ve şehirlerde 'antroposofik yaşam' süren kişiler üzerinde gerçekleştiriliyor.

ANTROPOSOFİK YAŞAM

Antroposofik yaşam, kısaca bir çeşit 'doğal yaşam' anlamına geliyor. Antroposofi, 20. yüzyıl başlarında Avusturyalı filozof ve pedagog Rudolf Steiner tarafından geliştirilen ve ismi 'insan olmanın bilgeliği' veya 'insan olmanın bilinci' anlamına gelen bir doktrindir. Yunanca'da, antropo 'insan' ve sopho da 'bilgelik' demektir.

Antroposofinin amacı, teknolojinin getirdiği kolaylıkları da arkasına alarak nitelikli yaşamın temellerini sadece materyalizm üzerine kuran insanların fiziksel ve ruhsal sağlıklarına yeniden kavuşmalarını ve gerçek mutluluğun yalnız dünyevi şeylerde olmadığını anlayıp sahip olduğumuz içsel zenginlikle hayatta daha mutlu olmamızı sağlamaktır.

Antroposofi, sözde üretimi artırmak için tarımda ve gıda üretiminde bilinçsizce kullanılarak bizleri zehirleyen kimyasal maddelere karşı insanlığı yüz yıl evvel uyarmış ve son zamanlarda dünyada benimsenmekte olan biyo-dinamik tarım tekniğini bu soruna bir çözüm olarak çok önceden sunmuştur. Bu yaşam stilinde hazır ve katkı maddeli yiyecekler yerine organik olarak üretilmiş ve canlı laktobasiller içeren fermente besinler tüketilir.

Çocuklara antibiyotikler ve ateş düşürücü ilaçlar çok az verilir, çocukluk çağı aşılarının birçoğu yapılmayarak çocukların bu enfeksiyonları doğal olarak geçirmeleri sağlanır.

Antroposofi, tıptan başka, eğitime, sanata, mimariye ve ziraata da uygulanmıştır. Bugün dünyada bu doktrine göre eğitim veren ve Waldorf ismiyle bilinen sayıları 1000'e yaklaşan okulları ve sadece Almanya'da 500 Waldorf çocuk yuvası vardır.

SON YAPILAN ARAŞTIRMA

İsveç, İsviçre, Hollanda, Almanya ve Avusturya'da yaşayan ve yaşları 5-13 arasında olan 6630 çocuk üzerinde yapılan yeni bir araştırmada, antroposofik yaşam süren çocuklarda astım, saman nezlesi, egzama gibi alerjik hastalıkların daha az görüldüğü, ateş düşürücü ilaçların az kullanıldığı çocuklarda astım riskinin daha az olduğu, buna karşılık kızamık, kabakulak ve kızamıkçık aşısı yapılan çocuklarda saman nezlesi riskinin arttığı sonucuna varıldı.

Dünya böyle tuhaf işte. Bir kısım insan Avrupalılar Amerikalılar gibi yaşayamaya heves ederken, onlar ise geri kalmış ülkelerin insanları gibi 'doğal' yaşama sevdasındalar.

izem
12.04.2006, 18:24
AB son zamanlarda ortaya çıkan bir heves değildir. AB Osmanlı döneminden beri Türklerin batı ilmi ve kültürüne yakınlaşma ve o Avrupa toplumlarından biri olma hevsinden beri olan uzun bir sürecin son halkasıdır. Ancak Atatürk dönemi sırasında batının sadece bilimi, teknolojisi ve modern toplum yapısı alınmaya çalışılmıştır. Batı kültürünün ülkeye hakim olması ve Türkiye'nin bir ithalat ülkesi olması muhtemelen Atatürk'ün aklında olan bir plan değildi. Biz Atamızın açtığı bu yeni yoldan yani batıya katılmadan ama onun kadar gelişerek onunla rekabet ederek ve batıya kendimizi kabul ettirerek kendimize yeni bir yol açacağımıza şimdi bir batı kulübüne sürünerekte olsa girmek için ölüp bitiyoruz...

Değer mi?..bence hayır..

serkanB
19.04.2006, 17:49
Bi *** olmaz girsek de girmesek de..:uhhm:

Ülke olarak onurumuzu yitirmektense açlıktan ölelim bence daha iyi. Çanakkale'de dedelerimiz açlıktan mı öldü? Belki çok zor zamanlardı ama silkinip ayağa kalkabildik. Belki ikinci bir Kurtuluş Savaşı daha gerekiyordur..
bu ulkede hersey mevcut...yabancı sermaye de neoluyor ..yeterki yerli yatırımcılarımıza destek verelim ...avrupalıların tarihsel sorunları var bizle bunuda ekonomik anlamda ulkemizi güc durumda bırakarak gidermeye calısıyorlar...bunu da yatırımlar yaparak saglıyorlar zaten.
:kapaligöz

baska solıcek bısım yok sankı benım yerıme de yazmıs aynı dusuncelerı paylasıyorum

alyeşil
19.04.2006, 18:16
"ne mutlu türküm diyene" atatürk zamanla türklerin kendinden bu kadar utanacağını, kendini hep eksik görüp batıya tapınmaya başlıycağını düşündü mü acaba bu lafı söylerken...
her gün yeni bir yazı çıkıyor bizi aşağılayan ve biz her birine gülüp geçioruz ağlıycağımız yere...

izem
19.04.2006, 18:35
"ne mutlu türküm diyene" atatürk zamanla türklerin kendinden bu kadar utanacağını, kendini hep eksik görüp batıya tapınmaya başlıycağını düşündü mü acaba bu lafı söylerken...
her gün yeni bir yazı çıkıyor bizi aşağılayan ve biz her birine gülüp geçioruz ağlıycağımız yere...



teşekkürler alyeşil..bu güzel düşünceler için..:3: :36_1_55:

izmirksk
19.04.2006, 18:42
ben kendi adıma girme taraftarıyım..ama daha alacak çok yolumuz var..
bilim adına ,insanlık adına,kültür adına....
en az 50 yıl gerisindeyiz avrupa nın ..yapacak çok işimiz var....
girmesek bile kendi kendimize yapalım diyeceğim ama bizim millet ancak birileri kulağından çekerse adam olur gibi..
kendi kendimize zor...

izem
19.04.2006, 18:48
ben kendi adıma girme taraftarıyım..ama daha alacak çok yolumuz var..
bilim adına ,insanlık adına,kültür adına....
en az 50 yıl gerisindeyiz avrupa nın ..yapacak çok işimiz var....
girmesek bile kendi kendimize yapalım diyeceğim ama bizim millet ancak birileri kulağından çekerse adam olur gibi..
kendi kendimize zor...


Bu da halkı bi görüş..
Neden?..Ülkenin gidişatı ve değerleri ortada..
Elde avuçta istenildiği kdar mal ve ürün olsun.Akıl olmadıktan sonra?..
Peki bu akıl Avrupalılarda mı?
Hayır onları akıllı kastedmiyorum ama teknoloji ve bilim ortada..
Ve bizim de bu çağın neresinde olduğumuz..

Ama sonuç olarak evet daha çok yolmuz var..
Şu an yem olmak Avrupalılara?..
Hayı bu kabul edilemez..

Gannush
19.04.2006, 21:03
ab vatandaşlık haklarını genişletecek,..
vatandaşlık haklarının genişlemesi de ülkeyi ilerletir.yoksa bu bürokratik oligarşi ile bi 80 sene daha yönetiliriz..

sevilkipirti
19.04.2006, 21:32
Türkiye AB diye kıvranadursun avrupa'daki birlik anlayışı çoktandır sarsıntıda. bize "hadi gelin" dediklerinde ortada "birlik" diye birşey kalmayacak zaten:)