Orijinalini görmek için tıklayınız : atatürk,ün ilkeleri:::.......


Dogan24
24.03.2006, 00:39
Atatürk ilkeleri, altı ana başlık altında toplanabilir:
Cumhuriyetçilik

Kemalist devrimler siyasi bir devrim niteliğindedir ve çok uluslu bir imparatorluktan Türkiye ulus devletine geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece modern Türkiye'nin ulusal kimliği kazandırılmıştır. Kemalizm, Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanımaktadır. Kemalizm insanların arzularını yerine getirebilecek yegane rejimin cumhuriyet rejimi olduğuna inanmaktadır.

Halkçılık

Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Kemalist Devrim ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşımaktaydı. Bu devrim seçkin bir grup tarafından genel olarak halka yönelik bir biçimde gerçekleştirilmişti. Kemalist devrimler, özellikle İsviçre Medeni Kanunu olmak üzere Batı kanunlarının Türkiye'de uygulamaya konmasıyla birlikte kadınların statüsüne kökten değişiklikler getirmiştir. Üstelik, 1934 yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme hakkını almışlardır. Atatürk çeşitli ortamlarda Türkiye'nin gerçek Yöneticilerinin köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindeydi. Gerçekte, halkçılık ilkesi için yapılan resmi açıklamada Kemalizmin sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı olduğu ifade edilmekte ve hiçbir bireyin, ailenin, sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul etmiyordu. Kemalist ideoloji, aslında, Türk vatandaşlığı olarak ifade edilen bir fikre dayanmaktaydı. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri, onların daha fazla çalışmaları için gerekli psikolojik teşviki sağlayacak, birlik fikri ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olacaktı.

Laiklik

Kemalist laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmiyor, ayrıca dinin eğitim, kültürel ve yasal konulardan da ayrılması anlamını taşıyordu. Laiklik, düşünce özgürlüğü ve kuruluşların dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olmaları anlamına geliyordu. Böylece, Kemalist devrim ayrıca laik bir devrim idi. Kemalist devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğer birçoğu ise laikliğe ulaşılmış olması nedeniyle gerçekleştirilebilmiştir.
Kemalist laiklik ilkesi Tanrı karşıtı bir ilke değildi. Bu akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilke idi. Bu Kemalist ilke aydınlanmış İslam'a değil, çağdaşlığa karşı olan Müslümanlığa karşısındaydı.

Devrimcilik

Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de reformculuk veya
devrimcilikti. Bu ilkenin anlamı Türkiye'nin devrimler yaptığı ve geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlar ile değiştirmiş olduğu idi. Geleneksel kavramların iptal edildiği ve modern kavramların benimsendiği anlamına geliyordu. Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınmalarının çok ötesine geçti.

Milliyetçilik

Kemalist devrim ayrıca milliyetçi bir devrim idi. Kemalist milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildi. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesi idi. Bu milliyetçilik, tüm diğer milletlerin bağımsızlık haklarına saygılı idi. Yine bu milliyetçilik, sosyal içerikli bir milliyetçilikti. Yalnızca anti - emperyalist değil, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine karşı olan bir
milliyetçilikti. Kemalist milliyetçilik, Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.

Devletçilik

Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin
bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesinin de devletin ülkenin genel ekonomik faaliyetlerini düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği alanlara veya özel sektörün yetersiz kaldığı alanlara veya ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara yine devletin girmesi gerektiği anlamında yorumlanmaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.

Dogan24
24.03.2006, 00:41
ATATÜRK DEVRiMLERi:::
Atatürk askeri bir dahi ve karizmatik bir lider olduğu gibi, aynı zamanda büyük bir devrimciydi. O dönemlerde, Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi ve kültürel açıdan gelişmiş toplumların aktif bir üyesi olabilmesi için, modernize edilmesi çok önemli idi. Mustafa Kemal ülkesindeki yaşamı modernize etmiştir. Atatürk 1924 ile 1938 yılları arasında, insanlarının kurtuluşları ve hayatta kalabilmeleri için yaşamsal öneme sahip olan devrimleri hayata geçirmiştir. Tüm bu devrimler, Türk halkı tarafından büyük bir coşku ile karşılanmıştı.

Harf Devrimi


Atatürk'ün gerçekleştirmiş olduğu en önemli devrimlerden birisi, Arap alfabesinin kaldırılması ve Latin alfabesinin kabul edilmesi olmuştur. 3 Kasım 1928 tarihinde, yeni Türk Alfabesi kabul edilmiştir.

Kıyafet Devrimi

Kıyafet devrimi ile birlikte, kadınlar çarşaf giymekten vazgeçerek, modern kadın elbiseleri giymeye başladılar. Erkekler ise fes yerine şapka giymeye başladılar.

Hukuk Sisteminin Laikleştirilmesi

1920 yılında kurulmuş olan yeni Türkiye Devletinin yeni bir hukuk sistemine ihtiyacı vardı. Atatürk, Şeriat Kanununun yerine İsviçre Medeni Kanununu getirmiş, o dönemde geçerli olan ceza yasasının yerine ise İtalyan Ceza Yasasını getirmiştir. Türk Hukuk Sistemi ise tüm çağdaş gereksinimler çerçevesinde modernize edilmiştir.

Öğrenimin Laikleştirilmesi

19. Yüzyıl başlarına dek, Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde çeşitli eğitim sistemleri uygulanmaktaydı. Atatürk İslami eğitim veren medrese sisteminin yeni toplumun ihtiyaçlarına cevap veremeyeceğini gördü. Bu nedenle, batı modellerine benzeyen yeni bir eğitim sisteminin oluşturulması gerekliydi. Böylece, mevcut sistem değiştirilerek 1933 yılında bir üniversite reformu gerçekleştirilmiştir.

Kadınlara Sağlanan Medeni Haklar

Atatürk Devrimleri ile birlikte, yüzyıllar boyunca ihmal edilmiş olan Türk kadınına yeni haklar tanınmıştır. Böylece kabul edilmiş olan medeni kanun gereğince bundan böyle kadınlar da erkeklere tanınan haklara sahip olacaklar, resmi görevlere atanabilecekler, oy verme ve Millet Meclisine seçilebilme hakkına sahip olabileceklerdir. Tek eşlilik ilkesi ve kadınlara tanınan eşit haklar, Türk toplumuna bir canlılık kazandırmıştır.

Atatürk'ün Türk Tarihi ile ilgili Çalışmaları

Kültürel alanda bir tür milliyetçilik anlamındaki yazı devrimi sonrasında, Atatürk tarih konusuna ağırlık verdi ve 1931 yılında Türk Tarih Kurumunu kurdu. Burada, Türkiye Tarihi kapsamlı bir şekilde incelenmekte ve değerlendirilmektedir.

Bunların dışında, Yeni Takvim, Ağırlıklar ve Ölçüler, Tatiller ve Soyadı Kanunu gibi diğer birçok devrimler de gerçekleştirilmiştir. Bu konudaki bazı örnekler arasında 1924 Hafta sonu Yasası, 1925 Uluslararası Zaman ve Takvim Sistemi, 1926 Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu, 1933 Ölçü Sistemleri ve 1934 Soyadı Yasası sayılabilir. 1932 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen yasa gereğince Türkler soyadı aldılar ve Milletin liderine de "Türklerin Babası" anlamına gelen Atatürk soyadı verildi.

Cleric
24.03.2006, 00:55
Biz ALEVİ gençlik dünde bu günde Nasıl ATATÜRK ün izinde Gittiysek Bu günden sonrada ölene Kadar ULU ÖNDER BÜYÜK KOMUTAN
Mustafa Kemal ATATÜRK ün izinde gidecez..

saygılarımla Can çok güzel olmuş

müttaki
29.03.2006, 14:52
Laikliğe ve milliyetçiliğe hayır.

harf devrimi yanlış bi seçim, laik hukuk ve eğitim ise empozeleştirme hareketi.

Atatürk ilke ve devrimleriyle bu konularda çatışıyorum. :kapaligöz :) :garibbak:

Dogan24
29.03.2006, 15:02
Milliyetçilik

Kemalist devrim ayrıca milliyetçi bir devrim idi. Kemalist milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildi. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesi idi. Bu milliyetçilik, tüm diğer milletlerin bağımsızlık haklarına saygılı idi. Yine bu milliyetçilik, sosyal içerikli bir milliyetçilikti. Yalnızca anti - emperyalist değil, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine karşı olan bir
milliyetçilikti. Kemalist milliyetçilik, Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.

sayın muttaki bunamı karşısın pes yani.....

müttaki
29.03.2006, 15:07
Milliyetçilik

Kemalist milliyetçilik, Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.

sayın muttaki bunamı karşısın pes yani.....

sn. doğan24

devlet ile halk kendisi bölünmüş milliyetçilik yüzünden. nasıl bir milliyetçilik ki bu halk ile devleti bütün yapıyomuş.

bir ırkın damarlarında ki kanın kudretiyle mi? :kapaligöz

diğerleri yani, kürtler, lazlar, çerkezler, arnavutlar ne Mutlu Türküm derse onlar da bu kudretten faydalanabilirler. kudretli Kürt= Türk olurlar.

böylece Devlet ve Halk bir bütün olmuş olur. :garibbak:

ufuk44
29.03.2006, 15:14
ellerine sağlık kardeş


sağolasın

Dogan24
29.03.2006, 15:15
sn. doğan24

devlet ile halk kendisi bölünmüş milliyetçilik yüzünden. nasıl bir milliyetçilik ki bu halk ile devleti bütün yapıyomuş.

bir ırkın damarlarında ki kanın kudretiyle mi? :kapaligöz

diğerleri yani, kürtler, lazlar, çerkezler, arnavutlar ne Mutlu Türküm derse onlar da bu kudretten faydalanabilirler. kudretli Kürt= Türk olurlar.

böylece Devlet ve Halk bir bütün olmuş olur. :garibbak: işde seninle ayrıldıgımız nokta bu sayın muttaki bireyler toplumu toplumlarda ulusu çıkardır bu lazı çerkesi türkü kürtü alevisi ermenisi arabı vs vs vs ulus bir kimlikdir bu kimlikdeki toplumlarda bu ulusun degerlerini bilir ve korur bu milliyetçilik olur ulus milliyetçiliği laik ve cumuriyetçi bir ulus olarak önumuze gelir.......

müttaki
29.03.2006, 15:31
kesseler beni Laik olamam doğan kardeş hehe

ben müslümanlıktan memnunum. sağol. almim.

celalkocairi
29.03.2006, 16:24
kesseler beni Laik olamam doğan kardeş hehe

ben müslümanlıktan memnunum. sağol. almim.

sanki laik olan birisi müslüman değil mi???

gene yapmışın yapacağını... zaten sizin bu bölüme girmeniz hata... artık atatürk bölümü açıldı buraya bari girip girip saçma eleştiriler yapmayın...

müttaki
29.03.2006, 16:29
sanki laik olan birisi müslüman değil mi???

gene yapmışın yapacağını... zaten sizin bu bölüme girmeniz hata... artık atatürk bölümü açıldı buraya bari girip girip saçma eleştiriler yapmayın...

sn. celalkocairi saçma olan nedir? müslümanın laik olamayacağı mı.

maide48:50 surelerine bakarsanız bunu görürsünüz.

kemalist olmamam yani Laik ve milliyetçi olmamam fikir ortaya koymamı engeller mi yani.

celalkocairi
29.03.2006, 16:36
sn. celalkocairi saçma olan nedir? müslümanın laik olamayacağı mı.

maide48:50 surelerine bakarsanız bunu görürsünüz.

kemalist olmamam yani Laik ve milliyetçi olmamam fikir ortaya koymamı engeller mi yani.
fikir ortaya koymanı engellemez tabii ama yaptığın eleştiriler sadece yıkıcı eleştiriler... hiç olumlu yonden baktığını görmedim...
saygılar...

müttaki
29.03.2006, 16:42
fikir ortaya koymanı engellemez tabii ama yaptığın eleştiriler sadece yıkıcı eleştiriler... hiç olumlu yonden baktığını görmedim...
saygılar...

Atatürkçülere kemalizmin yanlış yönlerini
Atatürk karşıtı olanlara da doğru yönünü gösteririm.

Atatürkün her yaptığı doğru olmadığı gibi, her yaptığı da yanlış değildir. burada yapıcı açıklamalar yapamıyorum çünkü yeterince yaparken yıkan arkadaşlar mevcut.

celalkocairi
29.03.2006, 17:02
Atatürkçülere kemalizmin yanlış yönlerini
Atatürk karşıtı olanlara da doğru yönünü gösteririm.

Atatürkün her yaptığı doğru olmadığı gibi, her yaptığı da yanlış değildir. burada yapıcı açıklamalar yapamıyorum çünkü yeterince yaparken yıkan arkadaşlar mevcut.
boşveeeer herkes biliyo kimin ne için yorum yaptığını...

müttaki
29.03.2006, 17:04
boşveeeer herkes biliyo kimin ne için yorum yaptığını...

madem biliyosunuz ne diye şahsıma yazı yazıyosunuz sn. celalkocairi

tolga_62
29.03.2006, 17:33
Laikliğe ve milliyetçiliğe hayır.

harf devrimi yanlış bi seçim, laik hukuk ve eğitim ise empozeleştirme hareketi.

Atatürk ilke ve devrimleriyle bu konularda çatışıyorum. :kapaligöz :) :garibbak:

hayır sen Atatürk ilkeleriyle tamamen çatışıyorsun:36_1_6:

Serkan_Devrim
29.03.2006, 17:41
saygı çerçevesinde ve nesnel yaklaşıldıktan sonra her türlü görüşe açık olmak gerekir. müttaki açık sözlü oluşuyla kendi fikirlerini ifade ediyor. sataşarak değil, onun ileri sürdüğü şeylere karşılık vererek tartışmayı devam ettirin.
www.aleviforum.com/showthread.php?t=3638&highlight=yap%FDlmal%FD
zamanında müttaki ile Atatürk'ü ve ilkelerini baya konuşmuştuk. ama saygılı bir şekilde. o düşüncelerini ifade etti. bende karşılık verdim. bu linki bir okuyun. hem zevkli geçecektir, hemde karşıt iki görüşün nasıl saygı çerçevesinde tartışabileceğini görürsünüz. hemde bu konuyu belki ordan devam ettirirsiniz.
saygılar

lehrerin
29.03.2006, 19:21
Merhaba.Yazdıkların çok güzel. Yüreğine sağlık...

izem
13.04.2006, 14:57
DEVLETÇİLİK


Önce genel olarak devleti bir tanımlayalım: “Belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan, bir hükümet yönetiminde yasalara göre örgütlenmiş, süreklilik gösteren, siyasal, bağımsız topluluk”

Devlet, toplum ya da ulusun siyasal örgütlenişidir. Bugünkü uluslararası anlayışa göre, siyasal bir örgütlenmenin devlet olabilmesi için, örgütlenen toplumun ya da ulusun, belli bir toprağa (yurda) ve bu toprağı koruyacak güce (orduya) sahip olması gerekir.

Devletin maddi ve manevi örgütlenmesi, anayasasıyla belirlenir. Anayasa devlet örgütünün nasıl çalışacağını kesin kurallara bağlar. 1990`li yıllara değin bildiğiniz gibi üç bölümde toplayabilirdik, bu yapılanmayı:

- Kapitalist Devlet, (Batı Gelişme Modeli),

- Sosyalist Devlet (Sovyet Modeli)

- Gelişmekte olan ülkeler (Karma Ekonomi Modeli).

Atatürk devletçiliği`ne izninizle değinmek istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti`nin yıkıntıları üzerinde kuruldu. Yani devlet, Osmanlı`dan kötü bir ekonomik miras devraldı. Tarıma elverişli geniş bir toprağın pek az bir kısmı ekiliyordu. Tarımsal ürünler, tüccar ve tefeci sermayenin sömürüsü altındaydı. Tarımla uğraşan köylüler yoksuldu. Ellerinde üretim araçları yoktu. Devletin aldığı “aşar”, yol, “hayvan” ve “eğitim” vergileri onları daha da perişan ediyordu.

Sanayi gelişmemişti. Osmanlı Devleti sanayi devriminin dışında kalmış, fabrikalar yapamamıştı. Üstelik, ülkedeki küçük üretim yerleri de, makineleşen, sanayileşen bir dünyada tutunamamış, erimişti. Çoğu İstanbul da bulunan İ.E.T.T, tütün, gibi şirketlerde yabancıların denetimi altındaydı. Devletin elinde ordunun gereksinimlerini karşılamak için Padişah Abdülmecit (1838-1861) zamanında kurulmuş olan bazı küçük fabrikalar vardı.

Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu andan itibaren şu üç amaca yöneldi:

- Kendi kendine yeterli bir ekonomi yaratmak,

- Kendi kendini yönetmek,

- Çağdaş uygarlık düzeyine çıkmak, çağdaşlaşmak.

Tam bağımsız yaşayabilmek için bunları gerçekleştirmek gerekiyordu. Kendi kendine yeterli bir ulusal ekonomi yaratmak.

Atatürk`ün ölümüne değin geçen sürede izlenen ulusal ekonomik programı iki döneme ayırmak gerekir:

1923-1930 dönemi:

Kurtuluş Savaşı`ndan çıkan Türkiye baştan başa haraptır. Harpler ulusu perişan etmiştir. Zaten sınırlı olan ekonomik kaynaklar, savaşlarla büsbütün tükenmiştir. Sanayi yoktur. Ufak tefek el sanatları ve atölyelerden başka üretim kuruluşu yoktur. Şeker, kumaş gibi ve diğer sanayi ürünleri de hep dışardan alınmaktadır. Yeraltı kaynakları bilinmemekte ve bu nedenle de işletilememektedir. Hemen hemen tüm gereksinimleri dışa bağımlıdır. Siyasal bağımsızlık kazanılmış ama ekonomik bakımdan halâ yarı sömürge durumdadır.

1923-30 dönemi bir “ONARMA” dönemidir. Hiçbir biçimde dışardan borç almama, kendi kendine yetme ilkesi geçerlidir. Tüm ekonomik etkinlik TARIM`a yönlendirilir. Diğer konularda tutumlu olmak ilkedir. Topraklar en verimli şekilde işletilmeye çalışılır. Ürünler çeşitlendirilir. Çay gibi, Turunçgiller gibi...

Dışalım yoluyla sağlanan ve yabancı şirketlerin elinde bulunan şeker, petrol gibi ürünler devlet tekeline alınmaya başlanır. Yabancı şirketler devletleştirilmeye çalışılır. Devlet güdümlü değil düzenleyicidir. Devlet, özel sermayeyi her türlü olanaklarla desteklemeye çalışmaktadır. 18 Şubat 1923 İzmir İktisad Kongresi`nde benimsenen ekonomik görüşler dogrultusunda vergi düzenlemeleri yapılmış, Aşar, hayvan vergileri kaldırılmıştır.

Bu dönem onarma ve arama havası içinde geçmiş, özel girişimciliğe dayanan ekonomik çabalar bekleneni getirmemiştir. Bu dönemde devletin el attığı en önemli işletme olarak Devlet Demir Yolları`nı görüyoruz. Yabancıların elinde bulunan demiryollarının önemli bir kısmı devletleştirilmiş, bir yandan da yenileri yapılmıştır.

izem
13.04.2006, 14:58
1934`de Anayasa`da yer alan devletçilik ilkesi, şöyle tanımlanmıştır:


“Devletin, ekonomi işleriyle ilgisi, eylemli biçimde yapıcılık olduğu kadar, özel girişimlere yön vermek ve yapılmakta olan işleri düzenlemek ve denetlemektir.”

O sıralarda da tepkiyle karşılanan bu teze (Özel sermaye kesimi) Atatürk şöyle cevap vermektedir:

“Bizim izlenmesini uygun gördügümüz Devletçilik ilkesi, bütün üretim ve tüketim araçlarını bireylerden alarak, ulusu büsbütün başka temeller içinde düzenlemek amacını güden ve özel, bireysel ekonomik girişim ve etkinliklere yer bırakmayan sosyalizm ilkesine dayanan kollektivizm, kominizm gibi bir düzen değildir.

Bizim izlediğimiz Devletçilik, bireysel çalışma ve etkinliğini temel almakla birlikte, elden geldigi kadar az zaman içinde ulusu bolluğa, ülkeyi bayındırlığa eriştirmek için, ulusun genel ve yüksek çıkarlarının gerektirdiği işlerde, devleti eylemli olarak ilgilendirmektedir.”