Orijinalini görmek için tıklayınız : pkk da k?y yakar


munzur_hozat
03.07.2005, 23:27
A?HM, "Güvenlik kuvvetleri, evleri yıkıp yaktı, köylüleri dövdü, kayınbiraderim öldü" diyen Çaçan'ın şikâyetini kabul etmedi. PKK'nın baskı yaptığı kayda geçti

M?LL?YET
Bugüne kadar açılan sayısız davada Türkiye'yi suçlu bulan ve para cezası veren Avrupa ?nsan Hakları Mahkemesi (A?HM), yargısız infaz, köy yakma, kötü muamele ve işkence iddialarıyla Türkiye aleyhine yapılan bir başvuruyu reddetti.
Bitlis'in Tatvan ilçesi Düzcealan köyünde yaşayan Zahide Çaçan'ın, "Güvenlik kuvvetlerinin 27 Aralık 1993'te köyüne saldırdığı, evleri yıkıp yaktığı, köylüleri dövdüğü ve olaylar sırasında kayınbiraderinin öldüğü" gerekçesiyle Türkiye aleyhine yaptığı şikâyet kabul edilmedi.
Çaçan'ın, "Tatvan savcısının başlattığı soruşturmaya müdahil olmayışı ve şikâyette bulunmak için 3 yıl beklemiş olmasına açıklık getirilmemesinin de" eleştirildiği A?HM kararında, "Çaçan hiçbir aşamada gözaltına alınmamış ve tutuklanmamış olması nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılmamıştır" denildi.
Güvenlik güçlerinin yürüttüğü soruşturmayı tatmin edici bulan A?HM, başvuruyla ilgili Türkiye'nin Avrupa ?nsan Hakları Sözleşmesi'ni ihlal etmediği görüşüne hükmetti. A?HM, dinlenen tanıkların, "Köylülerin terör örgütünün baskıları nedeniyle köylerini terk ettiklerine" ilişkin savunmalarını da dikkate aldı.

Yine DGM mahkûmiyeti
A?HM, kaldırılan Devlet Güvenlik mahkemelerinde (DGM) adil ve tarafsız yargılama yapılmadığına ilişkin başka 2 başvuruyu haklı buldu. A?HM, ele aldığı 2 davada, başvuru sahipleri Ayşe Öztürk'ün iddiası ile Işıl Taydaş ve Esat Özer'in şikâyetlerini karara bağladı. ?ikâyetçilerin yasa dışı örgüt üyesi oldukları gerekçesiyle yargılandıkları DGM'lerin tarafsız ve adil olmadığına ilişkin iddialarını değerlendiren A?HM, bir kez daha adil ve tarafsız yargılama yapılmadığına karar verdi. A?HM, Türkiye'nin her dava için 2000 euro olmak üzere toplam 4000 euro mahkeme masrafı ödemesine hükmetti.
Öte yandan ?nsan Hakları Derneği Diyarbakır ?ubesi'nin verilerine göre, A?HM'ye , 1990-1998 arasında köy yakma nedeniyle yılda ortalama 25 başvuru yapılırken, bu sayı son 6 yılda 5000'e ulaştı. A?HM, 2004'e girildiğinde, Türkiye'nin çıkardığı 5233 sayılı "Terör ve Terörle Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun"u dikkate aldı ve köy yakmalarla ilgili başvuru yapılmasını durdurdu.

munzur_hozat
03.07.2005, 23:31
Alev aydınlatır da...



Avrupa ?nsan Hakları Mahkemesi'nin köy yakma/köy boşaltma davaları için ilk kez Türkiye devletini mahkum etmeyen farklı sayılabilecek bir tavrı oldu...
Bu bağlamda kişisel tanıklığımı yansıtayım.
Tunceli'nin "yakılmış/yıkılmış" köylerinin temsilcisi muhtarlar, jandarma komutanı, polis örgütünün kodamanları, idari erkan, savcı hep birlikteyiz.
TV kameraları, fotoğraf makinelerinin flaşları üstümüzde, televizyon pogramım ve gazetem için bu "köyleri boşaltmak" sürecindeki gerçekleri araştırıyorum. Söz alan muhtarlar, "polis - idareci - komutan sıcak üçgeni" içinde olsalar da çevredeki gazeteciler, fotoğraf makineleri ve kameralarla kendilerini daha güvende hissediyorlar.
"Devletin birimlerini" ve köylerini yakmak/yıkmakla suçlayabiliyorlar.

Aykırı ses
Aralarından biri farklı konuşuyor.
"Bizim köyü, TC değil, PKK yaktı" diyor. Mekanda, buz gibi bir sessizlik oluşuyor. "Aykırı sesin" sahibi, diğer muhtarlara çıkışıyor:
"Niye öyle sert sert bakıyorsunuz?
Yalan mı? Benim muhtar olduğum köyü, PKK yakmadı mı?"
Diğer köylerin muhtarları arasında bir rahatsızlık ve tedirginlik görüntüsü oluşuyor, aykırı ses gene yükleniyor: "Sanki sizin hepinizin köyünü TC mi yıktı?
TC'nin yıktığı/yaktığı çok... Ama PKK'nınkiler de az mı?.. Daha önce de bunları söylemeye kalkıştım. Bana kızdınız. Tehdit ettiniz. 'Hepimiz aynı şeyi söyleyelim' dediniz. Ben doğruyu söylerim arkadaş..."

Görüntülü/kayıtlı
Bu anlattıklarım, televizyon programımda görüntüleriyle yayımlandı.
Gazetemde de - ses bantlarını çözerek - yazdım. Yani, "köyleri oturulamaz hale getirmek ve böylece PKK'nın kış gelince dağlarda yiyecek ve barınak olanaklarını ortadan kaldırmak" stratejisi gereği, güvenlik güçleri, yüksek rakımlı pek çok köyü oturulamaz hale getirmişlerdir.
Bu bir gerçek... Ancak bir diğer doğru, PKK'nın da aynı şeyi yaptığıdır. Jandarma veya özel birlik mensuplarının kıyafetleri giydirilmiş PKK'lılar, o köylere, "tebdil kıyafetle" girmişlerdir. Köyleri yakıp yıkmışlardır.
Faturayı TC'ye yıkmışlardır.
Hatta güvenlik güçleri giysileri bile giymeden, çeşitli nedenlerle, örneğin, sırf gözdağı vermek için ya da diğerlerine ibret olsun diye köy yakmıştır.

Külahlı/silahlı
Önceleri... Güvenlik güçlerinin PKK ile savaşım stratejisi, "geceleri, kışlalara, karakollara kapanmak, gündüz PKK'nın peşine düşmekti."
?öyle diyorlardı:
"Adamlar gündüz tarladalar, bahçedeler, köy kahvesindeler. Sıradan vatandaş gibi görünüyorlar. Gece ise silah kuşanıp eylem koyuyorlar... Gündüz külahlı, gece silahlılar. Nasıl tanıyacağız?"
Org. Güreş ve Ağar'la birlikte bu durum değişti. Güvenlik güçleri, gece de kışladan çıktılar.
PKK'yı 24 saat takibe aldılar.
PKK'nın bulundukları yerler istihbaratla saptanarak takibe alınıyordu.
Örgütün beli böyle kırıldı.

Kurt yolları
Ancak... Güvenlik güçlerinin özellikle kış aylarında, yüksek rakımlı tepelere ulaşamamak sorunu vardı. PKK, yollarını kar kapatmış dağ köylerine yerleşiyordu. Barınıyor, yiyor içiyordu. ?şte, doğruluğu/yanlışlığı tartışılsa da, köy boşaltma süreci - bildiğime göre - bu nedenle başlatıldı. Stratejiye göre, aç kalan kurtların düze inmeleri gibi, PKK da, dağ köylerinde yiyecek ve barınma olanağı bulamayınca, dağdan aşağıya inmek zorunda kalacaktı.
Dağ eteklerine inerken izleyebilecekleri yollar saptanmıştı.
Oralarda bekleyen güvenlik güçlerinin ağlarına takılıyorlardı. ?şte hadisenin gerekçesi...
Ama, tek gerçek bu değil... PKK da, bu strateji içinde yer almayan dağ köylerinden bazılarını yakıyor, yıkıyordu... Ajitasyon, köylüyü sindirmek, diğer Kürt köylerini devlete karşı tahrik, devletle PKK arasında kalan ve yataklık yapmamak için direnen köylere ceza ve diğer olası direnişlere gözdağı için, PKK da az köy yakıp yıkmadı.
Yukarıda yansıttığım aykırı ses de bunun bir örneğidir.
Alevler, sadece yakmaz, gerçeklere ışık olur, aydınlatır da...

milliyet/2004 kasım