Orijinalini görmek için tıklayınız : Iste Kayiplarin Son Adresi-3


DiyaR_02
05.07.2005, 13:29
Atilla Osmanoğlu, Diyarbakır'da yaşıyor ve 6 kardeşten üçüncüsüydü. Ticaretle uğraştığı için 'ihale' yöntemine başvurularak babasının gözleri önünde alınarak meçhule götürüldü.






Muamma bir kayıp öyküsü

KÜNYES? Adı Soyadı: Atilla Osmanoğlu

Anne - Baba Adı: Meliha - Muhyettin

Doğum Yeri: Diyarbakır - Hazro

Doğum Tarihi: 1968

Kaybediliş tarihi: 25 Mart 1996

Operasyonların gölgesinde her gün birileri faili meçhul bir cinayete kurban gidiyordu. Faili meçhuller kadar bu dönemde kayıplar da oluyor, birden kaybolan insanlardan bir daha haber alınamıyordu. Sivil giyimli silahlı ve telsiz taşıyan kişilerce, emniyete ya da karakola götürülecekleri gerekçesiyle alıkonulan insanlar, ya birkaç gün sonra ölü olarak bulunuyordu ya da isimleri kayıp listelerine ekleniyordu. Bu dönemde bölgenin bir yerleşim yerinin çevresinde kimliği belirsiz cesetler bulunuyordu. Bu kimliği tespit edilemeyen cesetlerden biri de 30 Mart 1996 günü Silopi'de bulundu. Silopi Cumhuriyet Savcılığı, bir erkeğe ait olan ceset üzerinde incelemelerde bulunuldu.



Zift tankının içinde bulundu

Savcılık tutanağında cesedin Silopi ilçe merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta olan Başköyü yakınlarında, eski kilise mevkii civarında, karayolları ekiplerince kullanıldığı tespit edilen zift tankının içerisinde bulunduğu belirtildi. Silopi Cumhuriyet Savcılığı'ndaki 1996/313 Hz. No'lu dosyada kimliği tespit edilemeyen cesedin savcılıkça yapılan dış muayenesinde, 1.75 boylarında, 70 kilo ağırlığında, 25-30 yaşlarında, alnı açık, siyah saçlı, bıyıksız, yaklaşık bir hafta tıraşsız, kumral tenli, yuvarlak çehreli bir erkek cesedi olduğu kaydedildi.



?şkence edilmiş

Cesedin otopsi raporunda ise; cesedin kafa bölgesinde sol kulaktan çene üstü alt dudak orta hizasına kadar yumuşak dokunun tamamen kesildiği, yine kafa bölgesinde pek çok kesik ve kırık tespit edildiği, ölümün darp-cebirden meydana geldiği tespitlerinde bulunuldu. Tutanağa göre cesedin yanına bırakılan poşetin içinden, siyah deri mont, kemerli kumaş pantolon, lacivert renkli alt eşofman, kahve renkli kundura ve bir çift desenli çorap çıkmıştı.



Savcılık: Atilla Osmanoğlu olabilir

1996 yılına ait Faili Meçhul Cinayetler ve Yargısız ?nfazlar Raporu'nda bu cesedin bulunduğu bölgede Atilla Osmanoğlu adlı "kayıp"ın cenazesinin de bulunduğunu yazan ?nsan Hakları Derneği (?HD) Diyarbakır ?ubesi, bu ceset üzerine çalışmalarına devam etti. ?HD ?ubesi, 1998 yılında kayıp ailelerinin derneğe yaptığı başvuruları derleyerek, ?dil Cumhuriyet Başsavcılığı gönderdi. ?dil Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Ocak 1999 günü, 30 Mart 1996 tarihinde Silopi'de kimliği tespit edilemeyen bir erkek cesedinin bulunduğunu, bu cesede ait fotoğrafların ?HD'nin gönderdiği fotoğraflarla mukayese edildiği ve cesedin Atilla Osmanoğlu'na ait olabileceğini bildirdi. Ceset Atilla Osmanoğlu'nun 25 Mart 1996 günü işyerinde gözaltına alınmasından 5 gün sonra bulunmuştu.



Babası teşhis edemedi

Bunun üzerine ?HD yetkilileri ile baba Osmanoğlu, ?dil Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Baba Osmanoğlu'na burada kendisine gösterilen mevcut fotoğraflardan oğlunu teşhis edemedi. Bunun üzerine dosya Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı'nda 1996/313 hazırlık No'lu dosya içerisindeki çeşitli açılardan çekilmiş 14 fotoğraf baba Osmanoğlu'na gösterildi. Baba Osmanoğlu, burada da net bir teşhis yapamadı.



Dosyada nereye gömüldüğü bilgisi yok

?HD 1999 yılında, Atilla Osmanoğlu'na ait olduğu sanılan bu cesede ilişkin bir rapor hazırladı. Bu raporda, Silopi Cumhuriyet Savcılığı'nın eksik soruşturma yürütüldüğü eleştirisi yapılarak, "Silopi Cumhuriyet Savcılığı'ndaki dosya ve içeriği incelendiğinde; başta otopsi raporu olmak üzere, etkili bir soruşturma yapma çabası olmamıştır. Öyle ki dosya içerisinde ismi geçen cesede ait olan giysiler, emanete alınmamış ve muhafaza edilmemiştir. Yine dosya içeriğinde cesedin nereye gömüldüğüne dair bir bilgi kayıtlara geçirilmemiştir. Fail veya faillerin bulunması ve cesedin kimlik tespiti için de samimi bir çaba içerisine girilmemiştir" denildi. Raporda, genel itibariyle otopsi raporunun yetersiz olduğu ve bundan dolayı teşhisin gerçekleştirilmesinin güç olacağı da belirtildi.



'Anne bugün misafirlerimiz var'

Atilla Osmanoğlu 1968 yılında Diyarbakır'ın Hazro ?lçesi'nde doğdu. 6 kardeşten üçüncüsüydü. Babası Hazro Kaymakamlığı Tapu Kadastro Müdürlüğü'nde memur olarak çalışıyordu. ?lk ve ortaokulu Hazro'da okudu. Liseye devam etmeyen Osmanoğlu'na babası ilçede bir dükkân açtı. Ticaretle uğraşan Osmanoğlu, Hazro'dayken "yardım ve yataklık" yaptığı iddiasıyla 1991 yılında gözaltına alındı. Baskılardan dolayı Osmanoğlu ailesi, 1992'de Diyarbakır merkeze göç etti. Diyarbakır'da ?ller Bankası'nda bir ay geçici işçi olarak çalıştıktan sonra "sakıncalı" olduğu gerekçesiyle işten çıkarıldı. Osmanoğlu, kaçırılmadan önce toptan gıda maddeleri sattığı işyerinde çalışıyordu.



Babasının gözü önünde götürdüler

Atilla Osmanoğlu, 24 Mart 1996 tarihinde Melikahmet Caddesi üzerinde bulunan 97 No'lu işyerinde çalışıyordu. ?şyerine gelen 2 kişi, Osmanoğlu'na "Seninle emniyete kadar gidelim, herhalde ihale var" dediklerini belirtti. Dükkânda kimse olmadığı için Atilla Osmanoğlu,bu kişilerle birlikte gitmeyi kabul etmedi. Aynı kişiler, ertesi gün yani 25 Mart günü saat 11.00 sıralarında Osmanoğlu'nun dükkânına tekrar geldi. Bu sırada baba Muhyettin Osmanoğlu'da dükkâna geldi. Bundan sonra yaşanan gelişmeleri baba Osmanoğlu'ndan dinliyoruz: "Oğlumu götürenlerden biri esmer ve "M" bıyıklıydı. 30 yaşlarındaydı. Uzun boylu, sarışın ve amerikan tıraşlı olan ise 26-27 yaşlarındaydı. Ben dükkâna girerken onu alıp götürdüler."



Tüm girişimler sonuçsuz kaldı

O günden sonra bir daha oğlundan haber alamayan aile, bütün kayıplar gibi birçok yere başvuruda bulundu. Osmanoğlu ailesi de bütün kayıp yakınları gibi hiçbir sonuç elde edemedi bu girişimlerinden. Ailenin başvurusu üzerine ?nsan Hakları Derneği Diyarbakır ?ubesi'nin (?HD) yaptığı girişimlere ise sürekli "Böyle biri gözaltına alınmadı" yanıtı verildi.

Osmanoğlu, ailesi bir gün belki diyerek, oğullarının sağ bulunacağını umdu. Osmanoğlu'nun annesi Meliha Osmanoğlu, oğlunu kaybedilmeden bir önceki gün işyerine gelen 2 kişinin sorduğunu ve emniyet götürmek istediklerini hatırlatarak, "O sırada Bursa'da gözaltına alınan akrabalarımız vardı. Bizler de onunla ilgilidir diye merak etmedik. Akşam eve geldi ve bana 'Anne bugün misafirlerimiz var' dedi. Bende ona kimlerdir diye sorduğumda bana 'Sivil polisler beni sormuşlar' dedi. O akşam onu evde yatırmadık. Başka bir eve gönderdik. Sabah erkenden tekrar dükkâna gitti. J?TEM elemanları gelip onu dükkândan alıp götürmüşler" dedi.



Umudunu yitiren bir anne

Artık oğlunun cesedinin bulunacağına inanmadığını ifade eden anne Osmanoğlu, "Ölünceye kadar unutmayacağım. Çok iyi bir insandı. Kötü arkadaşları yoktu. 3 saat birinin yanında otursa, kimse onunla konuşmayıncaya kadar, o kimseyle konuşmazdı. Fazla konuşmazdı. Taksicilik yaptığı zamanlarda 'Ona oğlum, tehlikeli yerlere gitme' diyordum. O da bana 'Anne ben insanlara sen ne iş yapıyorsun' diye soramam ki' diyordu. Okumam yazmam olmadığını için Abdulkadir Aygan'ın itiraflarını okuyamadım" diye konuştu.



DNA testi ile kesinleşecek

Silopi Başköy'de bulunan kimliği belirsiz kişiye ait cesedin, Atilla Osmanoğlu'na ait olduğu sanılıyor. Cesedin dış muayenesindeki bulgular ile Osmanoğlu'nun tarifi bir birine benziyor. Cesedin üzerinde bulunan elbiselerin, Osmanoğlu'nun yakınları tarafından Osmanoğlu'na ait olduğunun bildirilmesi bu cesedin Osmanoğlu'na ait olabilme olasılığını yükseltiyor. Cesedin kime ait olduğunun kesinleşmesi için DNA testi yapılması gerekmektedir.



?HD 1996 raporu: Ceset Osmanoğlu'na ait

?nsan Hakları Derneği (?HD) Diyarbakır ?ubesi'nin 1996 yılı faili meçhul cinayetler ve yargısız infazlar raporunda Atilla Osmanoğlu'nun ölü olarak bulunduğu kaydedilmişti. Raporda şu ifadeler geçiyor: "Atilla Osmanoğlu: (1968 Hazro), 25 Mart 1995 günü Diyarbakır ili Balıkçılarbaşı semtindeki dükkanından güvenlik kuvvetleri tarafından gözaltına alındıktan sonra 30 Mart günü ?ırnak ili Silopi ?lçesi Başköy yakınlarında cesedi bulundu. Cesedin üzerinde işkence izleri olduğu gibi, vücutta kırık mevcut olduğu ve naylon damlatıldığı belirtildi."



Aygan'ın itirafı:

Cizre-Silopi karayolundan Habur Gümrük Kapısı'na doğru giderken, Silopi'nin içinden geçiliyor. Hac Konaklama Tesisleri'ne varmadan, askeriyenin karşısında olacak. Yani orada sol tarafta askeriye var. Askeriyenin karşı tarafında yani yolun Güney tarafında sağ tarafında ekili arazilerin içerisinde giden bir toprak yol var. Habur Çayı'na doğru gidiyor o yol. O yoldan 200-300 metre gidilince o toprak yolun sol tarafında atılmış bir tanker var. Petrol tankeri var. Bu çöplük gibi orada duruyor. Yani bir hurda gibi. Bir kişinin cesedi bunun içerisine atıldı ve Koçero (Cindi Acet) isimli bir şahıs tarafından Tahra ile kafasına vurulmak suretiyle tanınmasın diye parçalanarak oraya atıldı. ?ahsın ismini hatırlamıyorum. Kim olduğunu hatırlamıyorum şu an.

(Sürecek)