DiyaR_02
05.07.2005, 13:42
Adı Soyadı: Mehmet Emin Kaynar
Ana-Baba adı: Ayşe-Kasım
Doğum yeri: ?ırnak
Doğum tarihi:1965
Medeni Hali: Evli
Kaybediliş tarihi: 29 Ekim 1994
?ırnak merkezde ikamet eden Kaynar Ailesi'ne yönelik baskılar 1978'den itibaren başladı. Baskılardan dolayı Mersin'e göç eden Kaynar Ailesi, burada 4 yıl ikamet etti. Oto tamirciliği yapan M. Emin Kaynar'ın asıl mesleği şoförlüktü. Mersin'den sonra ?ırnak'ın Cizre ilçesine göç eden Kaynar ailesi, Nur Mahallesi'nde ?zzetin Acet'in komşusuydu. Cizre'de neredeyse olayların yaşanmadığı gün yoktu. Kaynar ailesi de yaşanan bu olaylardan nasibini had safhada alanlardandı.
Kaynar yaralanmıştı
Cizre'de 1993'de gelişen olaylardan dolayı sokağa çıkma yasağı ilan edildiği günlerden bir gündü. O zaman şoförlük yapan M. Emin Kaynar, çarşıya çıktı. Panzerlerin rast gele etrafı silahlarla taradığı bir anda, M. Emin Kaynar, bu panzerlerden birisine denk gelince kendisini bir eve attı. Buna rağmen bir kurşun Kaynar'ın bacağına isabet etmişti. Bacağındaki tüm kemikleri kırılan Kaynar Cizre Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Kaynar, sağlık imkânlarının az olduğu Cizre'den, tedavisi için Tarsus'a giderek, bacağına platin taktırdı.
Tehditler almıştı
Uzun bir süre bacağını kullanamayan Kaynar, daha sonraki dönemler içerisinde kardeşine "Seni sağ bırakmayacağız, öldüreceğiz" şeklinde tehditler aldığını söyledi. Sakatlık dönemini atlatıp bacağını daha rahat kullanabilmeye başlayan Kaynar, ortadan kaybedileceği günün öğle saatlerinde eve geldi. Annesine karnının acıktığını söyledi. Anne Ayşe Kaynar, oğluna yaptığı yemeklerden bir sofra kuracaktı. Dolma yapmıştı, tepsiye koyup sofrayı hazırlayacaktı ancak oğlu çıkmak için acele ediyordu: Ayşe Kaynar, oğlunu son görüşünü şöyle anlattı: "O gün yaprak sarması ve dolma yapmıştım. Tepsiye bırakmıştım. Ona 'Ye' dedim. O da 'Yok işim var, gitmem gerekir' dedi. Tek bir sarma ağzına attı 'Yandım' diyerek evden dışarı çıktı. O an oğlumu son görüşüm oldu."
Ayakkabılarından tanıdı
Kaynar ailesi, Acet Ailesi ile birlikte, cenazeleri bulununcaya kadar Kaynar ve Acet'i aramak için girişimlerde bulundu. En son onun yanmış cenazesi ile karşılaştı Kaynar ailesi. Siverek'te oğlunun yanmış cesedi ile karşılaşan anne Ayşe Kaynar'ın dünyası adeta başına yıkıldı. Anne Kaynar, vücudunun tümü yanan oğlunun cesedini, elbise ve ayakkabılarından tanıdı. Yıllardır yaşadığı acıdan dolayı 2 ayağı tutmayacak seviye gelen anne Kaynar, sorumluların bir an önce yargı önüne çıkartılarak, hak ettikleri cezanın verilmesini istedi.
Cesetleri bulan çocuklar: Cine benzettik
Acet ve Kaynar'ın cesetleri Siverek-Diyarbakır karayolunun 5'inci kilometresinde bulunan Karpuzlu Köyü Yuva (Hêkiçî) Mezrası yakınlarında, yol üzerinde, karayolları ekiplerince açılan çukurda bulunmuştu. Cenazeleri ilk görenler o zaman biri 7, diğeri 13 yaşında olan 2 çocuktu. Görgü tanığı bu 2 kişi, yıllar sonra o güne ilişkin şunları anlattı:"Sabah saat 11.00 gibi koyunları sulamaya götürürken gördük. Karayollarının açtığı çukurda yan yana konulmuşlardı. Çok korktuk. Yakılmışlardı. Cesetlerle karşılaştığımızda köye doğru koştuk. Köylülere haber verdik. Savcı gelip inceleme yaptı. ?imdiye kadar kime ait cesetler olduğunu bilmiyorduk. Birinin yüzü yanmıştı. Cine benzettik. Halit isimli bir çobanda bizden sonra gördü. Bir yıl boyunca o cesetlerin atıldığı yere gidemedik. Gece köylüler oradan duman çıktığını görmüşler. Sis sanmışlar. Daha sonra bir sürü söylenti duyduk. Fabrika satışı yüzünden çıkan kavga üzerine yakıldıklarını söylediler. Yıllardır hiç haberimiz olmadı. Kim olduklarını hala bilmiyorduk. Sizden öğreniyoruz."
Abdülhakim Güven J?TEM'e götürdü
Abdülkadir Aygan'ın itiraflarının bulunduğu "?tirafçı, Bir J?TEM'ci anlattı" kitapta verilen bilgilere göre Acet ve Kaynar olayı ile şöyle gelişti:Melle ?zzettin ve şoförü, Abdülhakim Güven tarafından J?TEM'e götürülerek sorgulamaları yapıldı. J?TEM'de kaç gün kaldıkları veya hangi uygulamalara maruz bırakıldıkları bilinmeyen Acet ve Kaynar, sorgulamanın ardından bir gün gündüz saatlerinde J?TEM'den çıkarıldı. Siverek-Diyarbakır karayolunun 5 kilometresinde bulunan Karpuzlu Köyü yakınlarına götürüldü. Acet ve şoförünün üzerlerindeki tüm eşyalara ve Renault Station marka beyaz renkli ve 06 RPZ 44 plakalı otomobillerine el konuldu. J?TEM elemanı Abdülhakim Güven tarafından Acet ve Kaynar'ın kafasına susturucu takılmış silahla kurşun sıkıldı. Melle ?zzetin'in şakağından sıkılan kurşun kafasının içinde kalırken, şoförü M. Emin Kaynar'ın da aynı şekilde şakağından sıkılan kurşun, kafasının diğer tarafından dışarı çıktı.
Kemal Emlük yaktı
Olay yerinde yaşamını yitiren Melle ?zzettin ve şoförünün üzerine ise J?TEM elemanı Kemal Emlük tarafından benzin dökülerek yakıldı. Olay ertesi sabah Taşlıca Köyü'de çobanlık yapan bir kişinin cesetlere rastlaması ve karakola haber vermesiyle ortaya çıktı. Görevliler her ikisine ait yaklaşık 120 fotoğraf çekti. Cenazeler, aynı köyde yıkandıktan sonra 1 Kasım 1994 tarihinde Siverek Asri Mezarlığı'nda gömüldü.
Araba 3 yıl sonra ortaya çıktı
Mehmet Emin Kaynar'ın şoförlüğünü yaptığı Melle ?zzettin'e ait olan Renault Toros Station marka, beyaz renkli, 06 RPZ 44 plakalı araç da yakılmış bir şekilde bulundu. Araç, olayın üzerinden 3 yıl geçtikten sonra 17 Ağustos 1997 tarihinde Elazığ-Diyarbakır karayolunun 41'inci kilometresindeki bir çöplükte yakılmıştı.
(faili mechuller bitmedi ki benim yazilarimda bitmesin!hesap verilecek)
Ana-Baba adı: Ayşe-Kasım
Doğum yeri: ?ırnak
Doğum tarihi:1965
Medeni Hali: Evli
Kaybediliş tarihi: 29 Ekim 1994
?ırnak merkezde ikamet eden Kaynar Ailesi'ne yönelik baskılar 1978'den itibaren başladı. Baskılardan dolayı Mersin'e göç eden Kaynar Ailesi, burada 4 yıl ikamet etti. Oto tamirciliği yapan M. Emin Kaynar'ın asıl mesleği şoförlüktü. Mersin'den sonra ?ırnak'ın Cizre ilçesine göç eden Kaynar ailesi, Nur Mahallesi'nde ?zzetin Acet'in komşusuydu. Cizre'de neredeyse olayların yaşanmadığı gün yoktu. Kaynar ailesi de yaşanan bu olaylardan nasibini had safhada alanlardandı.
Kaynar yaralanmıştı
Cizre'de 1993'de gelişen olaylardan dolayı sokağa çıkma yasağı ilan edildiği günlerden bir gündü. O zaman şoförlük yapan M. Emin Kaynar, çarşıya çıktı. Panzerlerin rast gele etrafı silahlarla taradığı bir anda, M. Emin Kaynar, bu panzerlerden birisine denk gelince kendisini bir eve attı. Buna rağmen bir kurşun Kaynar'ın bacağına isabet etmişti. Bacağındaki tüm kemikleri kırılan Kaynar Cizre Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Kaynar, sağlık imkânlarının az olduğu Cizre'den, tedavisi için Tarsus'a giderek, bacağına platin taktırdı.
Tehditler almıştı
Uzun bir süre bacağını kullanamayan Kaynar, daha sonraki dönemler içerisinde kardeşine "Seni sağ bırakmayacağız, öldüreceğiz" şeklinde tehditler aldığını söyledi. Sakatlık dönemini atlatıp bacağını daha rahat kullanabilmeye başlayan Kaynar, ortadan kaybedileceği günün öğle saatlerinde eve geldi. Annesine karnının acıktığını söyledi. Anne Ayşe Kaynar, oğluna yaptığı yemeklerden bir sofra kuracaktı. Dolma yapmıştı, tepsiye koyup sofrayı hazırlayacaktı ancak oğlu çıkmak için acele ediyordu: Ayşe Kaynar, oğlunu son görüşünü şöyle anlattı: "O gün yaprak sarması ve dolma yapmıştım. Tepsiye bırakmıştım. Ona 'Ye' dedim. O da 'Yok işim var, gitmem gerekir' dedi. Tek bir sarma ağzına attı 'Yandım' diyerek evden dışarı çıktı. O an oğlumu son görüşüm oldu."
Ayakkabılarından tanıdı
Kaynar ailesi, Acet Ailesi ile birlikte, cenazeleri bulununcaya kadar Kaynar ve Acet'i aramak için girişimlerde bulundu. En son onun yanmış cenazesi ile karşılaştı Kaynar ailesi. Siverek'te oğlunun yanmış cesedi ile karşılaşan anne Ayşe Kaynar'ın dünyası adeta başına yıkıldı. Anne Kaynar, vücudunun tümü yanan oğlunun cesedini, elbise ve ayakkabılarından tanıdı. Yıllardır yaşadığı acıdan dolayı 2 ayağı tutmayacak seviye gelen anne Kaynar, sorumluların bir an önce yargı önüne çıkartılarak, hak ettikleri cezanın verilmesini istedi.
Cesetleri bulan çocuklar: Cine benzettik
Acet ve Kaynar'ın cesetleri Siverek-Diyarbakır karayolunun 5'inci kilometresinde bulunan Karpuzlu Köyü Yuva (Hêkiçî) Mezrası yakınlarında, yol üzerinde, karayolları ekiplerince açılan çukurda bulunmuştu. Cenazeleri ilk görenler o zaman biri 7, diğeri 13 yaşında olan 2 çocuktu. Görgü tanığı bu 2 kişi, yıllar sonra o güne ilişkin şunları anlattı:"Sabah saat 11.00 gibi koyunları sulamaya götürürken gördük. Karayollarının açtığı çukurda yan yana konulmuşlardı. Çok korktuk. Yakılmışlardı. Cesetlerle karşılaştığımızda köye doğru koştuk. Köylülere haber verdik. Savcı gelip inceleme yaptı. ?imdiye kadar kime ait cesetler olduğunu bilmiyorduk. Birinin yüzü yanmıştı. Cine benzettik. Halit isimli bir çobanda bizden sonra gördü. Bir yıl boyunca o cesetlerin atıldığı yere gidemedik. Gece köylüler oradan duman çıktığını görmüşler. Sis sanmışlar. Daha sonra bir sürü söylenti duyduk. Fabrika satışı yüzünden çıkan kavga üzerine yakıldıklarını söylediler. Yıllardır hiç haberimiz olmadı. Kim olduklarını hala bilmiyorduk. Sizden öğreniyoruz."
Abdülhakim Güven J?TEM'e götürdü
Abdülkadir Aygan'ın itiraflarının bulunduğu "?tirafçı, Bir J?TEM'ci anlattı" kitapta verilen bilgilere göre Acet ve Kaynar olayı ile şöyle gelişti:Melle ?zzettin ve şoförü, Abdülhakim Güven tarafından J?TEM'e götürülerek sorgulamaları yapıldı. J?TEM'de kaç gün kaldıkları veya hangi uygulamalara maruz bırakıldıkları bilinmeyen Acet ve Kaynar, sorgulamanın ardından bir gün gündüz saatlerinde J?TEM'den çıkarıldı. Siverek-Diyarbakır karayolunun 5 kilometresinde bulunan Karpuzlu Köyü yakınlarına götürüldü. Acet ve şoförünün üzerlerindeki tüm eşyalara ve Renault Station marka beyaz renkli ve 06 RPZ 44 plakalı otomobillerine el konuldu. J?TEM elemanı Abdülhakim Güven tarafından Acet ve Kaynar'ın kafasına susturucu takılmış silahla kurşun sıkıldı. Melle ?zzetin'in şakağından sıkılan kurşun kafasının içinde kalırken, şoförü M. Emin Kaynar'ın da aynı şekilde şakağından sıkılan kurşun, kafasının diğer tarafından dışarı çıktı.
Kemal Emlük yaktı
Olay yerinde yaşamını yitiren Melle ?zzettin ve şoförünün üzerine ise J?TEM elemanı Kemal Emlük tarafından benzin dökülerek yakıldı. Olay ertesi sabah Taşlıca Köyü'de çobanlık yapan bir kişinin cesetlere rastlaması ve karakola haber vermesiyle ortaya çıktı. Görevliler her ikisine ait yaklaşık 120 fotoğraf çekti. Cenazeler, aynı köyde yıkandıktan sonra 1 Kasım 1994 tarihinde Siverek Asri Mezarlığı'nda gömüldü.
Araba 3 yıl sonra ortaya çıktı
Mehmet Emin Kaynar'ın şoförlüğünü yaptığı Melle ?zzettin'e ait olan Renault Toros Station marka, beyaz renkli, 06 RPZ 44 plakalı araç da yakılmış bir şekilde bulundu. Araç, olayın üzerinden 3 yıl geçtikten sonra 17 Ağustos 1997 tarihinde Elazığ-Diyarbakır karayolunun 41'inci kilometresindeki bir çöplükte yakılmıştı.
(faili mechuller bitmedi ki benim yazilarimda bitmesin!hesap verilecek)