Orijinalini görmek için tıklayınız : Laiklik


Ercan
26.03.2006, 06:29
"Mevzuatını ve hareket tarzını Kuran’dan ve hadisten alan bir devlet, bilimin ve çağdaşlığın gerisinde kalır.“
Mustafa Kemal



Mustafa Kemal´in bence laikligi en iyi anlatan sözü budur.
Ne yazik ki bunlar söz olarak kalmistir.
!950 sonrasi Menderes iktidari ile baslayan cumhuriyeti yikma temelleri atilmistir ve AKP iktidari ile devam etmektedir.


ATATÜRK’ÜN
LAİKLİK İLKESİ






TANIMI :



“KİŞİ, TOPLUM VE DEVLET YAŞAMINA EGEMEN OLAN KURALLARIN TÜMÜNÜN AKLA VE BİLİMSEL GERÇEKLERE DAYALI OLMASI, BİREYLERİN HİÇBİR BASKI ALTINDA OLMADAN DİNSEL İNANÇ VE İBADETLERİNİN GEREĞİNİ YERİNE GETİREBİLMESİDİR.”











LAİKLİK İLKESİNİN ESASLARI





· · LAİKLİĞİN ANCAK DEMOKRATİK YÖNTİMLERDE UYGULANABİLİR.



· · LAİKLİĞİN SOMUT UYGULAMA BİÇİMİ ANAYASAMIZIN 24 ÜNCÜ

MADDESİNDE AÇIKÇA BELİRTİLMİŞTİR.

( TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI MADDE 24 :

“ HERKES,VİCDAN,DİNİ İNANÇ VE KANAAT HÜRRİYETİNE SAHİPTİR...İBADET DİNİ AYİN VE TÖRENLER SERBESTTİR.KİMSE,İBADETE,DİNİ AYİN VE TÖRENLERE KATILMAYA,DİNİ İNANÇ VE KANAATLERİNİ AÇIKLAMAYA ZORLANAMAZ,DİNİ İNANÇ VE KANAATLERİNDEN DOLAYI KINANAMAZ VE SUÇLANAMAZ....

KİMSE,DEVLETİN SOSYAL,EKONOMİK,SİYASİ VEYA HUKUKİ TEMEL DÜZENİNİ KISMEN DE OLSA,DİN KURALLARINA DAYANDIRMA VEYA SİYASİ VEYA KİŞİSEL ÇIKAR YAHUT NÜFUZ SAĞLAMA AMACIYLA HER NE SURETLE OLURSA OLSUN,DİNİ VEYA DİN DUYGULARINI YAHUT DİNCE KUTSAL SAYILAN ŞEYLERİ İSTİSMAR EDEMEZ VE KÖTÜYE KULLANAMAZ.” )



· · LAİKLİK; TEMEL HAREKET NOKTASI OLARAK AKLI VE

BİLİMİ TEMEL ALIR.



· · LAİK ÜLKELERDE AKLA VE BİLİME DAYALI OLAN POZİTİF HUKUK

KURALLARI UYGULANIR.



· · DİNSEL HUKUK KURALLARININ DOGMA OLDUĞU İÇİN

GÜNCELLEŞTİRİLEMEZ, DOLAYISIYLA GEÇEN DÖNEM İÇİNDE

GEÇERLİĞİNİ YİTİREREK TOPLUM VE DEVLET YAŞANTISININ

İHTİYAÇLARINA CEVAP VEREMEZ.



· · LAİK BİR DEVLETTE HERKES İSTEDİĞİ DİNİ VE İNANCI SEÇEBİLİR,

İSTEDİĞİ DİNİ AYİN VE TÖRENİ YAPABİLİR.



· · HİÇ KİMSE, DİNİ AYİN VE TÖRENLERE KATILMAYA VEYA

KATILMAMAYA ZORLANAMAZ.



· · HİÇ KİMSE, DİNİ İNANÇ VE KANAATLERİNİ AÇIKLAMAYA

ZORLANAMAZ.



· · HİÇ KİMSE, DİNİ İNANÇ VE KANAATLERİNDEN DOLAYI

KINANAMAZ VEYA SUÇLANAMAZ.



· · DİNİ İNANÇ, İBADET VE KANAAT ÖZGÜRLÜĞÜNÜN DEVLET

TARAFINDAN GÜVENCE ALTINA ALINIR. BUNA AYKIRI HAREKET

EDENLER, TÜRK CEZA KANUNUNUN İLGİLİ MADDELERİNCE

YARGILANARAK CEZALANDIRILIR.



· · LAİKLİK, AKLI KULLANMA BECERİSİNİ EN ÜST DÜZEYE ÇIKARAN

BİR ANLAYIŞTIR.



· · HER TÜRLÜ AKIL VE BİLİM DIŞI HURAFE LAİKLİK TARAFINDAN

REDDEDİLİR.



· · LAİKLİK İLKESİ; BÜTÜN GELİŞMİŞ DEVLET VE TOPLUM YAPILARININ

ORTAK ANLAYIŞIDIR.

manifesto
29.03.2006, 19:47
Laiklik: En genel manasıyla Dİn ve Devlet işlerinin birbirinden ayrılması.Ama bu tarif yetmez Atatürkçü Toptamış Ateşin Laiklik tarifine bir bakalım: Devleti sevk ve idare eden kanun ve yasa koyan yetkililer bu yasama yürütme ve yargı vazifelerini yerine getirirken referans olarak dini itikatları alamazlar.
Laiklik tanımı bu bende bu tanıma katılıyorum.
Dinin ilerleme ve çağdaşlaşma ile karşıt gösterilmesi ilkel bir tavır ziya Osmanlı ve islam memleketlerinin gerilemesi söz konusu değil sadece ilerleyememişlerdir o da Batıda ki sanayi devrimine seyirci kalınmış ve bu devrim karşısında güçlü arguman ve eylemler ortaya koyarak kalkınmalarını onlar ile birlikde sürdürememişlerdir. Zira tarihin 8. ve 15. yy. arasında Dünyada ki en gelişmiş medeniyet İslam medeniyetidir.Ve batıdaki sanayi inkilabı ne dinsizlik nede dindarlıkla izah edilir sanayi kapitalizm ilkeleri ile yükselmiş kendi başına bir argumandır.
Şimdi asıl mesak konusu şu bu laiklik tanımında Türbanlı insanların üniversitelerde okumasına veya iş güç sahibi olmasına karşı bir duruş varmıdır.
Görülüyor ki mesele laiklik yada Cumhuriyet değil mesele pastayı paylaşmama korkusu.

müttaki
29.03.2006, 20:05
yahu devlet ile dini birbirinden ayırmak demek

devleti robotlaştırmak demektir. böyle bişey mümkünmü değil.

izmirksk
29.03.2006, 20:18
atatürk ün en sevdiğim düşüncelerinde biridir laiklik
uygulamadı daha sonra tabi...bugün laikliğin uygulandığı pek söylemez..
çıkar çevrelerinin kendi koltuklarına daha fazla bağlı olmak için kullandıkları bir silah durumuna geldi
Atatürk ü anlıyorum tabi ve ona katılıyorum..
ama Atatürk öldükten sonra şu zaman kadar laiklik yaşatılamadı ..
sadece silah ve süngü zoru ile korunmaya çalıştı..
laikliği savunanların lider kadroları kendi çıkarları için laikliği savununca Atatürk ün belirttiği laikliğinde içi boşaltıldı...

manifesto
29.03.2006, 20:25
Laiklik esasında dine karşı bir duruşdur.
Dini devletten soyutlamaya çalışma neticesidir.
Türkiyede de uygulanma amacı budur ama bugün bu amaç daha da derinleştirilmişdir.Merkez bankasına bir başkan atanacak eşi tesettürlü birden Laiklik ve Cumhuriyet yaygarası, çünkü bu sayede gerilim ve kargaşa ortamı meydana gelcek neticede bazı kesimlerin beklediği an gelmiş olacakdır.Laiklik bazılarının koltuğunu sağlamlaştırma aracı bazılarını ise koltuklarından etme aracıdır türkiyede.
Bugün Türkiye Laikdir laik kalacak sloganını atanların ekserisi bu sloganın tersinin şeriat isterük olduğunu düşünürler oysa bu onlara böyle belletilmiş olmasından öte birşey değil.

alamut
30.03.2006, 14:50
yahu devlet ile dini birbirinden ayırmak demek

devleti robotlaştırmak demektir. böyle bişey mümkünmü değil.


kesinlikle katılmıyorum ve kınıyorum ve merak ettim devletin dini ne olucaktı bunca din arasından ve dini görüş ayrımları arasında
aynı din içinde dahi bunca değişik yorum vaken ve esas konuda bu değil ben devletin herhangi bi noktasında kurumunda dini bi sembolü bile kabullenemem

Serkan_Devrim
30.03.2006, 14:54
kesinlikle katılmıyorum ve kınıyorum ve merak ettim devletin dini ne olucaktı bunca din arasından ve dini görüş ayrımları arasında
aynı din içinde dahi bunca değişik yorum vaken ve esas konuda bu değil ben devletin herhangi bi noktasında kurumunda dini bi sembolü bile kabullenememşu karşıt görüşleri kınamayı bırakalım. kınanacak bir durum yok. müttaki laikliği savunmuyor. varsa ileri sürebileceğiniz güzel düşünceler onu sunun. bende müttakinin bu görüşüne katılmıyorum ama niye kınayayım.

alamut
30.03.2006, 14:56
Laiklik esasında dine karşı bir duruşdur.
Dini devletten soyutlamaya çalışma neticesidir.
Türkiyede de uygulanma amacı budur ama bugün bu amaç daha da derinleştirilmişdir.Merkez bankasına bir başkan atanacak eşi tesettürlü birden Laiklik ve Cumhuriyet yaygarası, çünkü bu sayede gerilim ve kargaşa ortamı meydana gelcek neticede bazı kesimlerin beklediği an gelmiş olacakdır.Laiklik bazılarının koltuğunu sağlamlaştırma aracı bazılarını ise koltuklarından etme aracıdır türkiyede.
Bugün Türkiye Laikdir laik kalacak sloganını atanların ekserisi bu sloganın tersinin şeriat isterük olduğunu düşünürler oysa bu onlara böyle belletilmiş olmasından öte birşey değil.



bence merkez bankası konusunda fazla bilgiye sahip değilsiniz o noktada karşı çıkılan devletin şiddetli kadrolaşma eğilimidir. ayrıca laiklik yorumunuzda çok ilginç bence laiklik birilerini koltuklarından ettirecek kadar önemli bi olay ya da diğerlerini koltuklarında tutacak ama tabiki siyaseti bunun üzeinden yapamazsınız hatta bunun bi tartışması dahi olamaz
ayrıca türban konusuna gelince zamanında birileri türbanı siyasi simge olarak bellemişti şimdide bunun korkusu var ve türbanlı eşleri yüzünde protokolde yaşanan krizleri hergün izliyoruz türban takmalarında bi sakınca görülmüyor belki ama türbanı şeriat simgesi yapan bi düşünce tarzı olunca insanı düşündürüyor...

Dogan24
30.03.2006, 15:04
bu noktada Alevilerin neden cumhuriyete ve özellikle de Cumhuriyet’in önemli kazanımlarından olan Laik devlet düzenine sahip çıktıkları ve bu ilkenin demokrasinin olmazsa olmaz ön koşulu olarak görmelerinin altında yatan gerçek, bu ilke ile kendilerini özgürce ifade etme imkanını kavramalarından kaynaklanmaktadır.

Aleviler haklı olarak demokratik, laik ve çağdaş hukuk devletini savuna gelmişlerdir. Çünkü Osmanlı döneminde din adına verilen ve inançlarından dolayı zulmeden, iftiralara uğratılan, katliamlara maruz bıraktırılan Aleviler, padişah fermanlarından, Ebusuut gibi zalimlarin fetfalarından bıkmış usanmışlar. Şeriat yönetiminin ne olduğunu çok iyi biliyorlardı. Kendilerini ancak ve ancak demokratik, Laik ve çağdaş hukuk devleti içinde ifade edebileceklerinin bilincindeydiler bu bilinçlilik toplumun her alanında görmenin zorlugu içindekiler ne yapacaklarını bilemez haldeler devletin çeşitli kurum ve kuruluşlarında gizliden gizliye atamalar yapılmasına rağren akp nin siyasal olarak oynadıgı bu rol aslında laik düşünçe içerisindeki kimliğinin altatmaca oldugunun kanıtıdır.....
__________________

manifesto
30.03.2006, 15:18
bence merkez bankası konusunda fazla bilgiye sahip değilsiniz o noktada karşı çıkılan devletin şiddetli kadrolaşma eğilimidir.

Eminim öyledir Merkez Bankasına kimi atasa zaten kadrolaşmış olmayacak mı? Yani Baykalın dediği birini mi ataması lazım.Millete hesap verecek olan hükümet bırakalımda istediği kişiler ile çalışsın.Meseleyi bilmemezliğe veren sen gibisin geliyor bana.

ayrıca laiklik yorumunuzda çok ilginç bence laiklik birilerini koltuklarından ettirecek kadar önemli bi olay ya da diğerlerini koltuklarında tutacak ama tabiki siyaseti bunun üzeinden yapamazsınız hatta bunun bi tartışması dahi olamaz

Bu yorum benim yorumum değil Toptamış Ateşe ait bir laiklit tanımıdır(yorumu değil) yani laikliğin yorumu olmaz tanımı olur bugün yaşanan sıkıntıların temelinde Laikliğin yorumlanmaya çalışılması yanlış tevil edilmesi yatıyor.
Siz hiç düşündünüz mü Laiklik ve Cumhuriyet tartışmaları neden hep bir atama yada bir yasa teklifi sırasında gündeme geliyor, bence bir düşünün...

ayrıca türban konusuna gelince zamanında birileri türbanı siyasi simge olarak bellemişti şimdide bunun korkusu var ve türbanlı eşleri yüzünde protokolde yaşanan krizleri hergün izliyoruz türban takmalarında bi sakınca görülmüyor belki ama türbanı şeriat simgesi yapan bi düşünce tarzı olunca insanı düşündürüyor

Türban ne siyasi bir simge nede başka birşeydir, sadece devrin modasına uygun bir örtünme tercihidir, ama siz onu siyasi bir simge olarak görecekseniz onu siyasi simge olarak gösterenler bugün parlamentoda yok nedir kavga? ama sizde bende onun siyasi bir simge olmadığını biliyoruz sadece onu o şekilde yorumlamak sizin işinize geliyor hepsi bu.Eşi türbanlı olan vekilleri meclise daha davet etmemek Laiklikle nerede karşıtlaşıyor ben anlamadım.Belki adam eşini bile getirmiycek sanane bundan? Evine karışmak demek değil mi bu?

Ayrıca Dersim olayları Osmanlı döneminde yaşanmamıştır Atatürk hayatta iken yaşanmıştır.Buna ne diyeceksiniz? Yani oyunlar hep aynı devam ediyor ama siz genede işinize geldiği gibi yorumlayın.

müttaki
30.03.2006, 15:59
kesinlikle katılmıyorum ve kınıyorum ve merak ettim devletin dini ne olucaktı bunca din arasından ve dini görüş ayrımları arasında
aynı din içinde dahi bunca değişik yorum vaken ve esas konuda bu değil ben devletin herhangi bi noktasında kurumunda dini bi sembolü bile kabullenemem

bende sizi anlıyorum sn. alamut

siz devlet ile dinin ayrılabileceğini sanıyorsunuz. bense inanmıyorum. benim için devlet ne ise İnsanda odur. Devlet İnsan toplumunu yansıtır. yani halkı yansıtır.

ama din yok sayılırsa yani Devlet ve din işleri birbirinden ayrılırsa bu Devlet ile Halkın arasında bir uçuruma neden olur ve çatışma doğar.

şöyle düşünelim. ben İnsanım şöyle diyebilirmiyim. benim dünya işlerim ve din işlerim birbirinden ayrılsın.

bir yandan dünya mülkü için zalimlik yapayım, faizcilik, repoculuk, kul hakkı yiyeyim, her türlü edepsizliği yapayım maddi çıkarlar ( siyasi çıkarlar) adı altında sonrada
belli vakitlerde de din işleri yapayım.

bu riyakarlıktır. İnsan neye İnanıyorsa onu icra etmelidir. Devlette Halkın yönetimi olduğuna göre Halk inancını icra eden kuruma Devlet demeliyiz. halkın inancını yok sayan kuruma Devlet değil ancak bir topluluğa el koyan krallık yönetimi, bir nevi seçilmiş zümrelerin monarşisi diyebiliriz.

Ercan
31.03.2006, 02:10
ama din yok sayılırsa yani Devlet ve din işleri birbirinden ayrılırsa bu Devlet ile Halkın arasında bir uçuruma neden olur ve çatışma doğar.

şöyle düşünelim. ben İnsanım şöyle diyebilirmiyim. benim dünya işlerim ve din işlerim birbirinden ayrılsın.

bir yandan dünya mülkü için zalimlik yapayım, faizcilik, repoculuk, kul hakkı yiyeyim, her türlü edepsizliği yapayım maddi çıkarlar ( siyasi çıkarlar) adı altında sonrada
belli vakitlerde de din işleri yapayım.

bu riyakarlıktır. İnsan neye İnanıyorsa onu icra etmelidir. Devlette Halkın yönetimi olduğuna göre Halk inancını icra eden kuruma Devlet demeliyiz. halkın inancını yok sayan kuruma Devlet değil ancak bir topluluğa el koyan krallık yönetimi, bir nevi seçilmiş zümrelerin monarşisi diyebiliriz.

Sayin muttaki,

Laik devlette din yok sayilmiyor.
Devlet bütün dinlere, mezheplere, inançlara ve inançsızlara aynı uzaklıktadır ve hepsini korur. Esas catisma,devlet dinlerden birine taraf olursa dogar.
Devlet insanlari öbür dünyaya hazirlamakla yükümlü degildir.Bu dünyadaki islerle ugrasir.Eger kisi öbür dünyaya inaniyorsa,evinde istedigi kadar kendisini hazirlayabilir.Insan neye inaniyorsa inanir, bunu icra etmesini laik devlet engellemiyor.
Türkiye´de esas sorun;Bazi cevrelerin, devleti kendi inanclarina hizmet ettirmek ve öbür dünyaya hazirlamak icin yükümlü kilmak istemeleridir.
Türkiye´de laiklik tam olarak uygulanmiyor.1950 den sonra gelen iktidarlar aydinlik yoldan orta cag karanligina yavas yavas sürüklüyorlar.

Saygılı
31.03.2006, 09:38
bende sizi anlıyorum sn. alamut

siz devlet ile dinin ayrılabileceğini sanıyorsunuz. bense inanmıyorum. benim için devlet ne ise İnsanda odur. Devlet İnsan toplumunu yansıtır. yani halkı yansıtır.

ama din yok sayılırsa yani Devlet ve din işleri birbirinden ayrılırsa bu Devlet ile Halkın arasında bir uçuruma neden olur ve çatışma doğar.

şöyle düşünelim. ben İnsanım şöyle diyebilirmiyim. benim dünya işlerim ve din işlerim birbirinden ayrılsın.

bir yandan dünya mülkü için zalimlik yapayım, faizcilik, repoculuk, kul hakkı yiyeyim, her türlü edepsizliği yapayım maddi çıkarlar ( siyasi çıkarlar) adı altında sonrada
belli vakitlerde de din işleri yapayım.

bu riyakarlıktır. İnsan neye İnanıyorsa onu icra etmelidir. Devlette Halkın yönetimi olduğuna göre Halk inancını icra eden kuruma Devlet demeliyiz. halkın inancını yok sayan kuruma Devlet değil ancak bir topluluğa el koyan krallık yönetimi, bir nevi seçilmiş zümrelerin monarşisi diyebiliriz.

şuandaki hükümet hepimizinde bildiği üzere çoğunluğu hatta hepsi sünni mezhepbindeler.yürütdükleri siyaset din üzerine olunca beni bir alevi olarak nasıl yansıtabilir yada bir museviyi , hristiyani vs.laiklik işte tam burda devreye girmesi lazım ama bunu atatürk öldükten sonra tam anlamıyla yapılmamıştır.bence laiklik bu çok çeşitliliği olan ülkemizde tam anlamıyla yaşatılması gereken bir unsurdur..

eyhayat
31.03.2006, 10:25
Devletlerin dini olmaz , insanların dini olur.
Türkiye Laik bir devlettir.Ancak sadece kağıt üzerinde kalmaktan öte gitmiyor.

müttaki
31.03.2006, 11:08
Sayin muttaki,

Laik devlette din yok sayilmiyor.
Devlet bütün dinlere, mezheplere, inançlara ve inançsızlara aynı uzaklıktadır ve hepsini korur. Esas catisma,devlet dinlerden birine taraf olursa dogar.
Devlet insanlari öbür dünyaya hazirlamakla yükümlü degildir.Bu dünyadaki islerle ugrasir.Eger kisi öbür dünyaya inaniyorsa,evinde istedigi kadar kendisini hazirlayabilir.Insan neye inaniyorsa inanir, bunu icra etmesini laik devlet engellemiyor.
Türkiye´de esas sorun;Bazi cevrelerin, devleti kendi inanclarina hizmet ettirmek ve öbür dünyaya hazirlamak icin yükümlü kilmak istemeleridir.
Türkiye´de laiklik tam olarak uygulanmiyor.1950 den sonra gelen iktidarlar aydinlik yoldan orta cag karanligina yavas yavas sürüklüyorlar.

sn. Ercan

esas çatışma sebebi toplum düşüncelerinin siyasette yarışarak hükümet kurmaları. bir toplum düşüncesi diğer toplumların istemediği bir yürütme ortaya koyarsa çatışma doğar. doğmaması da imkansızdır.

sağ hükümet gelince sağcılık yapacaktır. sol hükümet gelince de solculuk yapacaktır. bundan daha doğal olan nedir. asıl yanlış olan sağcılık ve solculuktur. çoğunluk olan hükümetin kendi görüşünü diğer taraflara dayatmasına yürütme diyoruz. dayatma varsa çatışmada kaçınılmazdır.


şuandaki hükümet hepimizinde bildiği üzere çoğunluğu hatta hepsi sünni mezhepbindeler.yürütdükleri siyaset din üzerine olunca beni bir alevi olarak nasıl yansıtabilir yada bir museviyi , hristiyani vs.laiklik işte tam burda devreye girmesi lazım ama bunu atatürk öldükten sonra tam anlamıyla yapılmamıştır.bence laiklik bu çok çeşitliliği olan ülkemizde tam anlamıyla yaşatılması gereken bir unsurdur..



Atatürkte laikliği uygulayamamıştır. laik olmayı kolaymı sanıyorsunuz. kimse laik olamaz. İnsan Laik olamaz. olamayacağı için de Devlette Laik olamaz. sonuçta Devlet dediğin İnsan iradesinde olan bir Robot değilmi. kendi başına hareket etmiyor ya. her tarafı İnsanlarca idare ediliyor.

Saygılı
31.03.2006, 11:34
Atatürkte laikliği uygulayamamıştır. laik olmayı kolaymı sanıyorsunuz. kimse laik olamaz. İnsan Laik olamaz. olamayacağı için de Devlette Laik olamaz. sonuçta Devlet dediğin İnsan iradesinde olan bir Robot değilmi. kendi başına hareket etmiyor ya. her tarafı İnsanlarca idare ediliyor.


ozaman her hükümet değiştiğinde(genelde sağ iktidar ) kendi benimsediği düşünceleri kendi gibi düşünenleri korusun diğerlerini yok saysın.ki bu günümüzde ortaya çıkıyor zaten.eğer hükümetler bu ülkenin hükümeti ise politikaları tarafsızlığını koruyup hareket etmek zorundalar.eğer beceremiyorlarsa bu göreve aday olmayacaklar.bu olay yargının bağımsızlığı tartışmasınada denk gelen bir tartışma.nasıl yargı bağımsız olmak zorundaysa hükümette bağımsız olmak ve bu ülkede yaşayan tüm insaları kucaklamak zorunda.

müttaki
31.03.2006, 11:46
ozaman her hükümet değiştiğinde(genelde sağ iktidar ) kendi benimsediği düşünceleri kendi gibi düşünenleri korusun diğerlerini yok saysın.ki bu günümüzde ortaya çıkıyor zaten.eğer hükümetler bu ülkenin hükümeti ise politikaları tarafsızlığını koruyup hareket etmek zorundalar.eğer beceremiyorlarsa bu göreve aday olmayacaklar.bu olay yargının bağımsızlığı tartışmasınada denk gelen bir tartışma.nasıl yargı bağımsız olmak zorundaysa hükümette bağımsız olmak ve bu ülkede yaşayan tüm insaları kucaklamak zorunda.

evet sn. saygılı bu yüzdende particilik anlayışının kaldırılması gerektiğini her yerde söylüyorum. yürütme tüm halkın temsilcisi olmadıkça demokrasiden söz edilemez.

ayrıca halk inancının Devlette yok sayılması yani devlet ve din işlerinin birbirindenn ayrılması da Demokrasiye aykırıdır.

bana göre her toplum kendi inanç ve düşüncesine göre bir yol tutmuşsa Devlet içinde bulundurduğu tüm toplum gruplarının seçtiği bu yolun koruyucusu ve uygulayıcısı olmak zorundadır.

yok sayarsa toplumları gasp etmiş olarak düşünmem de normal olur.

Ercan
31.03.2006, 12:23
sn. Ercan

esas çatışma sebebi toplum düşüncelerinin siyasette yarışarak hükümet kurmaları. bir toplum düşüncesi diğer toplumların istemediği bir yürütme ortaya koyarsa çatışma doğar. doğmaması da imkansızdır.

sağ hükümet gelince sağcılık yapacaktır. sol hükümet gelince de solculuk yapacaktır. bundan daha doğal olan nedir. asıl yanlış olan sağcılık ve solculuktur. çoğunluk olan hükümetin kendi görüşünü diğer taraflara dayatmasına yürütme diyoruz. dayatma varsa çatışmada kaçınılmazdır.



Atatürkte laikliği uygulayamamıştır. laik olmayı kolaymı sanıyorsunuz. kimse laik olamaz. İnsan Laik olamaz. olamayacağı için de Devlette Laik olamaz. sonuçta Devlet dediğin İnsan iradesinde olan bir Robot değilmi. kendi başına hareket etmiyor ya. her tarafı İnsanlarca idare ediliyor.

sn. muttaki,
Sag hükümet gelince sagcilik yapmasinin,sol hükümet gelince solculuk yapmasinin dogal olmadigini yazmadim.Esas konu gelen hükümetlerin insanlarin dinlerine karismamalaridir.Devleti din kurallarina göre yönetecegim derseniz,catisma orada baslar.
"laik insan"diye bir tanim yok.Bu deyimi bilincli olarak cikarip kavram kargasasi yapiyorlar.Bir insan hangi dine mensup oldugunu söylüyorsa odur.
Bir insan, eger hicbir dini kabul etmiyorsa ve tanri inanci yoksa bu kisi kendisini ateist olarak tanimlar.Devlet ise tüm inananlara inanmayanlara ve inanclara esit mesafede durur.Laik sistemde devlet,Tanri ile kul arasina girmez.

müttaki
31.03.2006, 12:35
sn. muttaki,
Sag hükümet gelince sagcilik yapmasinin,sol hükümet gelince solculuk yapmasinin dogal olmadigini yazmadim.Esas konu gelen hükümetlerin insanlarin dinlerine karismamalaridir.Devleti din kurallarina göre yönetecegim derseniz,catisma orada baslar.
"laik insan"diye bir tanim yok.Bu deyimi bilincli olarak cikarip kavram kargasasi yapiyorlar.Bir insan hangi dine mensup oldugunu söylüyorsa odur.
Bir insan, eger hicbir dini kabul etmiyorsa ve tanri inanci yoksa bu kisi kendisini ateist olarak tanimlar.Devlet ise tüm inananlara inanmayanlara ve inanclara esit mesafede durur.Laik sistemde devlet,Tanri ile kul arasina girmez.

sn. Ercan

Laik İnsan yok. mesela RTE. laik değil. çünkü inancı var. ve inancı yüzünden Devlet yönetiminde bulunması Laikliğe karşı olarak görülüyor. buda inançla Devletin çatışmasını doğuruyor. bu ne demek inancın varsa Devleti temsil edemezsin. çünkü Devlet Laik sen değilsin. ne olacak şimdi. Demekki Laik Devlet, Laiklik monarşisi. yani Laik olmayanların Devlette ve kamusal alanda olamayacağı görüşü ve yasaklamalar.

Devlet toplum ihtiyaçlarını karşılayan kurumdur. eğitim, sağlık, adalet, asayiş gibi. nasıl Tanrı ile Kul arasına girmeden toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak peki. Tanrıdan başka birşeyden ihtiyaç beklemeyen İnsan Tanrıya inanandır, müslüman toplumudur. Devlette bu ihtiyacı karşılamalıdır. sonuçta Devlet halk için var. halk devlet için değil.

Ercan
31.03.2006, 12:40
Devletlerin dini olmaz , insanların dini olur.
Türkiye Laik bir devlettir.Ancak sadece kağıt üzerinde kalmaktan öte gitmiyor.

Aynen katiliyorum damal75,
Simdiye kadar gelen hükümetler hep insanlarin dini duygularini sömürerek iktidara geldigi icin,laiklik kagit üzerinde kalmistir.Insanlar bilime degil,hurafelere tarikatlara yönlendirilmistir.

Ercan
31.03.2006, 12:55
sn. Ercan

Laik İnsan yok. mesela RTE. laik değil. çünkü inancı var. ve inancı yüzünden Devlet yönetiminde bulunması Laikliğe karşı olarak görülüyor. buda inançla Devletin çatışmasını doğuruyor. bu ne demek inancın varsa Devleti temsil edemezsin. çünkü Devlet Laik sen değilsin. ne olacak şimdi. Demekki Laik Devlet, Laiklik monarşisi. yani Laik olmayanların Devlette ve kamusal alanda olamayacağı görüşü ve yasaklamalar.

Devlet toplum ihtiyaçlarını karşılayan kurumdur. eğitim, sağlık, adalet, asayiş gibi. nasıl Tanrı ile Kul arasına girmeden toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak peki. Tanrıdan başka birşeyden ihtiyaç beklemeyen İnsan Tanrıya inanandır, müslüman toplumudur. Devlette bu ihtiyacı karşılamalıdır. sonuçta Devlet halk için var. halk devlet için değil.

Sn muttaki,
RTE inancli oldugu icin devlet yönetimde bulinmasinin bir sakincasi yok.Bu deyiminize göre devlet yönetiminde inancsiz insanlarin olmasi gerekir manasi cikiyor ki,bu tamamen yanlis.
RTE hükümeti,devleti din kurallarina göre yönetmek istedigi icin ters düsmektedir.Bir insanin inancli olmasi baskadir,kendi inancini devlet yönetimine tasiyip seriat devleti kurma istemi baskadir.

müttaki
31.03.2006, 13:10
Sn muttaki,
RTE inancli oldugu icin devlet yönetimde bulinmasinin bir sakincasi yok.Bu deyiminize göre devlet yönetiminde inancsiz insanlarin olmasi gerekir manasi cikiyor ki,bu tamamen yanlis.
RTE hükümeti,devleti din kurallarina göre yönetmek istedigi icin ters düsmektedir.Bir insanin inancli olmasi baskadir,kendi inancini devlet yönetimine tasiyip seriat devleti kurma istemi baskadir.

sn. Ercan

şimdi ben müslümanım ve dinimin gereğini yapmakla mükellefim. aynı zamanda da Laik Devletin başkanıyım.

şimdi benim inancıma göre Faiz, repoculuk, stokçuluk, borsacılık gibi ekonomi uygulamaları haramken Laik Devlette bunları yapmakla yükümlüyüm.

ben inancımı ve değerlerimi, beni ben yapan meziyetlerimi Devlet yönetiminde uygulamayacaksam ne diye Devlet başkanı oldum yada neden Devlet başkanı seçildim.

yani beni ben yapan meziyetlerle, inançlarımla ve karakterimle seçileceğim ama riyakarlık yapıp bunlarla değil Laiklikle hükmedeceğim. Laik olanlardan meziyetli ve karakterli olmama rağmen. Laik olacağım.

ben cüzzi Rahmanım. yani tüm İnsanlara eşit mesafeliyim. eşit olarak hepsini kabullenirim. Laiklik de bu olsa gerek. Laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak tarif edildiği için Laik değilim. Rahmaniyim.

Rahmanilik bana göre Atatürkün yapmaya çalıştığı yapmak istediği fakat tam olarak idrak edemeyip, Laiklikte yansımalarını gördüğü bir düşünce sistemi.

eğer Rahmani Devlet olmayacaksa, Laik kalacaksa bu Laiklik bana göre dinsizlik ve dini yok saymadır.

Saygılı
31.03.2006, 14:49
[quote=müttaki]
şimdi ben müslümanım ve dinimin gereğini yapmakla mükellefim. aynı zamanda da Laik Devletin başkanıyım.

şimdi benim inancıma göre Faiz, repoculuk, stokçuluk, borsacılık gibi ekonomi uygulamaları haramken Laik Devlette bunları yapmakla yükümlüyüm.


sn:müttaki

bunun laiklikle ne alakası var.o konular tamamen başka konu başlıkları içerir.o ekonomi boyutuyla ilgi konular.iktidara gelen hükümetler ellerinde çoğunluk varsa ister faizi repoculuğu kaldırır faizsiz bankacılığı ( nasıl işlediğini bilmiyorum ) getirir,yada mevcut olan sitemle devam ettirmeye bu tamamen o hükümetin görüşüdür.sonuçta siyaset ve politıkalarını yapmak istiyeceklerdir.ama laiklikle bunların hiç ilişkisi olmayacaktır.dinin siyasetle ve ülkenin yönetiminde olmaması bu ülke için en gerekli politakalardan ve vazgeçilmeyenlerden biri olması lazım.ve bu gerçeği değiştirmelerine izin vermemiz gerektiğine inanıyorum..

Ercan
01.04.2006, 01:36
sn. Ercan

şimdi ben müslümanım ve dinimin gereğini yapmakla mükellefim. aynı zamanda da Laik Devletin başkanıyım.

şimdi benim inancıma göre Faiz, repoculuk, stokçuluk, borsacılık gibi ekonomi uygulamaları haramken Laik Devlette bunları yapmakla yükümlüyüm.

ben inancımı ve değerlerimi, beni ben yapan meziyetlerimi Devlet yönetiminde uygulamayacaksam ne diye Devlet başkanı oldum yada neden Devlet başkanı seçildim.

yani beni ben yapan meziyetlerle, inançlarımla ve karakterimle seçileceğim ama riyakarlık yapıp bunlarla değil Laiklikle hükmedeceğim. Laik olanlardan meziyetli ve karakterli olmama rağmen. Laik olacağım.

ben cüzzi Rahmanım. yani tüm İnsanlara eşit mesafeliyim. eşit olarak hepsini kabullenirim. Laiklik de bu olsa gerek. Laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak tarif edildiği için Laik değilim. Rahmaniyim.

Rahmanilik bana göre Atatürkün yapmaya çalıştığı yapmak istediği fakat tam olarak idrak edemeyip, Laiklikte yansımalarını gördüğü bir düşünce sistemi.

eğer Rahmani Devlet olmayacaksa, Laik kalacaksa bu Laiklik bana göre dinsizlik ve dini yok saymadır.
Sn.Muttaki,
Sünni inanisina göre dini inancini yerine getirmek isteyen bir kisiye kimse engel degil.
Burada ilginc bir durum var.
Devlet sünni inancina hizmet ediyor,Alevileri hic hesaba katmiyor.Okullardan cok camileriyle devlet esasinda sünnidir.Siz bunu da begenmiyorsunuz.Devlet öbür dünyada size cennet tapusu mu versin?
Ya da devleti ele gecirdiginiz zaman cennetin tapusunu mu ele gecireceginize inaniyorsunuz.

Faiz ve repo;
Sevgili kardesim, lütfen insanlari faiz haramdir deyip,yesil sermayenin eline düsürmeyin.Eski zamanlarda bankacilik olayi yoktu.Enfilasyon yoktu.Insanlarin birbirine verdikleri ödünc para icin faiz almayiniz ya da haramdir denilmistir.Oysa bu deyim zamanimizda kötüye kullaniliyor.Emegi ile kazandiklarini, faiz haramdir diye kar ortakligina yatiran binlerce emekci simdi kan aglamaktadir.
Faiz almamak icin ,kar payi ortakligi altinda kurulan yesil sermayeye takilan is arkadasim 70.000 euro kaybetti.Cocuklarinin gelecegi icin biriktirdigi parayi yesil sermaye alip kayiplara karisti.

Müttaki, sözün kisasi ;Tanriyi ,ekonomik islerden sorumlu devlet bakani yapmayalim.Tanriyi bankaciliktan cikaralim.

müttaki
01.04.2006, 14:28
Sn.Muttaki,
Sünni inanisina göre dini inancini yerine getirmek isteyen bir kisiye kimse engel degil.
Burada ilginc bir durum var.
Devlet sünni inancina hizmet ediyor,Alevileri hic hesaba katmiyor.Okullardan cok camileriyle devlet esasinda sünnidir.Siz bunu da begenmiyorsunuz.Devlet öbür dünyada size cennet tapusu mu versin?
Ya da devleti ele gecirdiginiz zaman cennetin tapusunu mu ele gecireceginize inaniyorsunuz.

Faiz ve repo;
Sevgili kardesim, lütfen insanlari faiz haramdir deyip,yesil sermayenin eline düsürmeyin.Eski zamanlarda bankacilik olayi yoktu.Enfilasyon yoktu.Insanlarin birbirine verdikleri ödünc para icin faiz almayiniz ya da haramdir denilmistir.Oysa bu deyim zamanimizda kötüye kullaniliyor.Emegi ile kazandiklarini, faiz haramdir diye kar ortakligina yatiran binlerce emekci simdi kan aglamaktadir.
Faiz almamak icin ,kar payi ortakligi altinda kurulan yesil sermayeye takilan is arkadasim 70.000 euro kaybetti.Cocuklarinin gelecegi icin biriktirdigi parayi yesil sermaye alip kayiplara karisti.

Müttaki, sözün kisasi ;Tanriyi ,ekonomik islerden sorumlu devlet bakani yapmayalim.Tanriyi bankaciliktan cikaralim.

Tanrının sorumlu olmadığı zaman ve mekan söz konusu değildir Ercan abi. yani nerede bir mahlukat varsa Allah oradadır. yeryüzünde ise yürütme ve yasama hükmünü Halife İnsana emanet etmiştir.

yeşil sermaye dolandırıcılıklarına tepkiniz nasılsa benimde öyle sn. Ercan. bunlar parayla para kazanan sözde müslümanlar ve İnsanların maddi kaynağını sömüren İnsanlar.

Borsa spekületörcülüktür. ve o da Haramdır. emek olmadan sermeyesine sermaye katmak demek paradan para kazanmak demektir ki emperyalist güçlerin en büyük sömürü kaynakları buradan gelir.

eğer Türkiye emperyalizmi kendi topraklarından uzak tutmak istiyorsa bunun için Borsacılık, hissecilik, menkul kıymetcilik, faizcilik, tahviller, repolar gibi spekülatör sermayesini topraklarından uzak tutmak ya da imalata yönelik yatırım yapma mecburiyetinde bırakmalıdır.

tabi Türkiye de bu yemez. çünkü Türkiye de spekülatörlükten menfaat sağlayan kesim çok güçlü. medyada olsun, devlet yönetiminde olsun sağlam teşkilatlanmış siyonizm.

Türkiye İslamla yüzleşmediği müddetçe emperyalizmin sömürgesi olmaktan kurtulamayacaktır. Sosyalizm ise kuru bir hayalden başka birşey değildir.

bülentişcan
01.04.2006, 16:59
Sevgili Muttaki
Yazını okudum bir kaç şey aklıma takıldı,belki konu başlığına uygun olmayacak amma.
Tanrının sorumlu olmadığı zaman ve mekan söz konusu değildir
tanrı bu olumsuzluklardan,hırsızlıklardan vs. den sorumludur anlamı mı çıkıyor bundan,Tanrı bunlardan sorumlu ise kulun günahı varmıdır.?
Çünkü sorumluluk yaratanda oluyor mu?
Türkiye İslamla yüzleşmediği müddetçe emperyalizmin sömürgesi olmaktan kurtulamayacaktır.
İslam dünyasında,İslamla yüzleşen ve Emperyalistlere sömürge olmayan ülke varmı? Bankacılık işlerinde veya finans işlemlerinde (KAR PAYI DAPITIMI adı altında da olsa) faiz dğıtmayan veya mevcut pıyasa oranlarında KARPAYI vermeyem Kurum kuruluş varmı?
Yoksa bu bir kandırma mı?
Dostca Kal

müttaki
01.04.2006, 17:18
Sevgili Muttaki
Yazını okudum bir kaç şey aklıma takıldı,belki konu başlığına uygun olmayacak amma.

tanrı bu olumsuzluklardan,hırsızlıklardan vs. den sorumludur anlamı mı çıkıyor bundan,Tanrı bunlardan sorumlu ise kulun günahı varmıdır.?
Çünkü sorumluluk yaratanda oluyor mu?

İslam dünyasında,İslamla yüzleşen ve Emperyalistlere sömürge olmayan ülke varmı? Bankacılık işlerinde veya finans işlemlerinde (KAR PAYI DAPITIMI adı altında da olsa) faiz dğıtmayan veya mevcut pıyasa oranlarında KARPAYI vermeyem Kurum kuruluş varmı?
Yoksa bu bir kandırma mı?
Dostca Kal

selam bülent abi

emanet İnsan da bülent abi. herkes hırsızlığı da, olumsuzluğuda, hayrı da şerri de bu emanetten gelen hakikatlerle yapılır.

şöyle söylim kısaca. La faile İllallah. yani Allahtan başka fail, fiil yoktur. yaprak bile onun izni olmadan kıpırdamaz. hırsız onun izni olmadan hırsızlık yapamaz.

A.Ş. piyasaları hissecilik üzerine kuruludur. kar payı ile çalışır. tüm kurum ve kuruluşlar aynı kar payı felsefesi ile sermayedarlara emeksiz kazanç sağlarlar.

İslam dünyası derken kastettiğiniz Arap ülkeleriyse Arabistanda şeyhlik sistemi vardır. babadan oğula geçen ağalık bir nevi saltanat. rantçılık ve sömürünün en yoğun yaşandığı yerler olarak gösterilebilecek yerler.

İran ise emperyalistlerin korku odağı. çünkü siyonist yatırımlar girmeden önlem alınıyor. Turkcell e yapılan engellemelerin farkındasınızdır. ama İran hala dimdik ayakta.

bence bu bir seçim meselesi. Halk olarak bağızsızlık isteniyorsa bunun için sefalet paylaşımı da gerekli bir süreç. bir bebek gibi yeniden doğmamız lazım. kendi geleceğimizi kendimiz yaratmamız için. yeterli maden yatakları ise bizde zaten mevcut. İrandan da diğer ülkelerden de eksik değiliz.

saygılar.

celalkocairi
01.04.2006, 22:33
arkadaşlar lütfen, laik bir ülkede yaşıyoruz ve sonuna kadarda bu böyle devam edecek...

Artık Türkiye din ve şeriat oyunlarına sahne olmayacak kadar yüksektir. Buna yeltenen oyuncular varsa kendilerine başka yerde sahne arasınlar...
M.Kemal ATATÜRK

alamut
02.04.2006, 18:07
şu karşıt görüşleri kınamayı bırakalım. kınanacak bir durum yok. müttaki laikliği savunmuyor. varsa ileri sürebileceğiniz güzel düşünceler onu sunun. bende müttakinin bu görüşüne katılmıyorum ama niye kınayayım.


ortada karşıt görüşleri kınamaktan fazlası var bu ülkede hiçbir insan kendi dini inancını bana zorla kabul ettiremez ve bu inanç altında devlet kuralları kesinlikle koyamaz siz bunu iyimserce,, bir görüş olarak algılayabilirsiniz ama
ben yinede kınıyorum çünkü laiklik oun isteklerini karşılarken benimkileri gözardı ediyor

alamut
02.04.2006, 18:13
bende sizi anlıyorum sn. alamut

siz devlet ile dinin ayrılabileceğini sanıyorsunuz. bense inanmıyorum. benim için devlet ne ise İnsanda odur. Devlet İnsan toplumunu yansıtır. yani halkı yansıtır.

ama din yok sayılırsa yani Devlet ve din işleri birbirinden ayrılırsa bu Devlet ile Halkın arasında bir uçuruma neden olur ve çatışma doğar.

şöyle düşünelim. ben İnsanım şöyle diyebilirmiyim. benim dünya işlerim ve din işlerim birbirinden ayrılsın.

bir yandan dünya mülkü için zalimlik yapayım, faizcilik, repoculuk, kul hakkı yiyeyim, her türlü edepsizliği yapayım maddi çıkarlar ( siyasi çıkarlar) adı altında sonrada
belli vakitlerde de din işleri yapayım.

bu riyakarlıktır. İnsan neye İnanıyorsa onu icra etmelidir. Devlette Halkın yönetimi olduğuna göre Halk inancını icra eden kuruma Devlet demeliyiz. halkın inancını yok sayan kuruma Devlet değil ancak bir topluluğa el koyan krallık yönetimi, bir nevi seçilmiş zümrelerin monarşisi diyebiliriz.



böyle bi düşünceyi kesinlikle kabul edemem çünkü sizin inancınız benim inzncımla örtüşmüyor ama siz başbakan oldunuz ve inançlarınız doğrultusunda yönetiyorsunuz ülkeyi peki BURADA benim inznçlarım ne oldu olaya sadece farklı dinler bazında bakmayım ikimizde aynı dine mensup olabiliriz ama aynı şekilde inanmayız devlette sadece sizin baktığınız pencereden bakamaz. verdiğiniz örneklerde bile çelişiyoruz siz faiz hakkında farklı düşünüyosunuz ben farklı olaya dini bi yorum getirirseniz benim yorumumu hiçe saymış olursunuz BU DURUMDA DA DEVLET DEVLET OLMAKTAN ÇIKIP SİZİN YÖNETTİİNİZ Bİ KRALLIK OLUR.

Saygılı
02.04.2006, 18:15
ben yinede kınıyorum çünkü laiklik oun isteklerini karşılarken benimkileri gözardı ediyor


nedir bunlar açarmısın biraz.nelerini engelledi laiklik ve engellemeye çalışıyor..

alamut
02.04.2006, 18:21
sn. Ercan

esas çatışma sebebi toplum düşüncelerinin siyasette yarışarak hükümet kurmaları. bir toplum düşüncesi diğer toplumların istemediği bir yürütme ortaya koyarsa çatışma doğar. doğmaması da imkansızdır.

sağ hükümet gelince sağcılık yapacaktır. sol hükümet gelince de solculuk yapacaktır. bundan daha doğal olan nedir. asıl yanlış olan sağcılık ve solculuktur. çoğunluk olan hükümetin kendi görüşünü diğer taraflara dayatmasına yürütme diyoruz. dayatma varsa çatışmada kaçınılmazdır.



Atatürkte laikliği uygulayamamıştır. laik olmayı kolaymı sanıyorsunuz. kimse laik olamaz. İnsan Laik olamaz. olamayacağı için de Devlette Laik olamaz. sonuçta Devlet dediğin İnsan iradesinde olan bir Robot değilmi. kendi başına hareket etmiyor ya. her tarafı İnsanlarca idare ediliyor.


bazı durumlarda kendi adınıza konuşmanız daha doğru olur, bide şöyle bi örneği deneyin devlet inancının hristiyan olrak açıklasa ve camileri yıktıras insanları hristiyan yapsa sonuçta yine laik olmıcak ama sizin düşündüğünüz gibide olmıcak.

insanlar laik olmalı olmak zorunda da , devlet için söylemeye bile gerek yok ATatürk se o günkü şartları düşündüğünüzde laikliği uygulamıştır ancak bizim ileri gitmemiz gerekir geri değil......

ve ayrıca siyasette çatışma elbet olucaktır ama bazı insanlık doğrularına ters düşemez bu çatışmalar.

ve sağcılık ve solculuk devlet için konuşulamaz insanların görüşleri böyle olabilir ama devlet belirli ilkelerin varlığını yok sayamz laiklik gibi ama bazı siyasi görüşler rekabeti bazıları eşitliği savunur bu noktada tartışma olabilir, laiklik konusunda değil

evet sn. saygılı bu yüzdende particilik anlayışının kaldırılması gerektiğini her yerde söylüyorum. yürütme tüm halkın temsilcisi olmadıkça demokrasiden söz edilemez.

ayrıca halk inancının Devlette yok sayılması yani devlet ve din işlerinin birbirindenn ayrılması da Demokrasiye aykırıdır.

bana göre her toplum kendi inanç ve düşüncesine göre bir yol tutmuşsa Devlet içinde bulundurduğu tüm toplum gruplarının seçtiği bu yolun koruyucusu ve uygulayıcısı olmak zorundadır.

yok sayarsa toplumları gasp etmiş olarak düşünmem de normal olur.

ya merak ediyorum bir ateist laik olmayan bi ülkede nasıl olurda hakkının ve düşüncelerinin devlet tarafında korunduğunu düşünebilir

sn. Ercan

Laik İnsan yok. mesela RTE. laik değil. çünkü inancı var. ve inancı yüzünden Devlet yönetiminde bulunması Laikliğe karşı olarak görülüyor. buda inançla Devletin çatışmasını doğuruyor. bu ne demek inancın varsa Devleti temsil edemezsin. çünkü Devlet Laik sen değilsin. ne olacak şimdi. Demekki Laik Devlet, Laiklik monarşisi. yani Laik olmayanların Devlette ve kamusal alanda olamayacağı görüşü ve yasaklamalar.

Devlet toplum ihtiyaçlarını karşılayan kurumdur. eğitim, sağlık, adalet, asayiş gibi. nasıl Tanrı ile Kul arasına girmeden toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak peki. Tanrıdan başka birşeyden ihtiyaç beklemeyen İnsan Tanrıya inanandır, müslüman toplumudur. Devlette bu ihtiyacı karşılamalıdır. sonuçta Devlet halk için var. halk devlet için değil.

devlet sizin hiçbir dini ihtiyacınızı karşılamak zorunda değil ama siz isterseniz size din adamı temin eder çünkü inanc özgürlüğü var ama ben istemiyorum mesela niye bana zorla din öğreetsin ki???????????????????

unjustified
03.04.2006, 23:17
devletimiz ne yazıkki laik değildir devlet osmanlıdaki gibi sünnidir ve açıkca ortadır..en basitinden örnek vericek olursak ilk öğretimde sünni inanış öğrencilere öğretilmektedir.ben ilkokuldayken sıraların üzerine çıkarılıp namaz kıldırılırdı ve not verilirdi,bilmediğimiz bir dilde arapçada dualar okutulurdu ve yine not verilirdi eğitimin laik olmadığı bi ülkede devlet nasıl laik olabilir

Saygılı
04.04.2006, 08:47
devletimiz ne yazıkki laik değildir devlet osmanlıdaki gibi sünnidir ve açıkca ortadır..en basitinden örnek vericek olursak ilk öğretimde sünni inanış öğrencilere öğretilmektedir.ben ilkokuldayken sıraların üzerine çıkarılıp namaz kıldırılırdı ve not verilirdi,bilmediğimiz bir dilde arapçada dualar okutulurdu ve yine not verilirdi eğitimin laik olmadığı bi ülkede devlet nasıl laik olabilir


laikliği tam anlamıyla yansıtamıyoruz.sorun işte burda, laikliği tam anlamıyla yaşatma konusunda sıkıntılar yaşanıyor.eğerki tam anlamıyla uygulansa bu konular ortadan kalkacağına inanıyorum..

alamut
05.04.2006, 19:51
nedir bunlar açarmısın biraz.nelerini engelledi laiklik ve engellemeye çalışıyor..

pardon yanlış anlamışsın ben laiklik karşıtlarından bahseediyodum
laik olmayan bi devlet benim ihtiyaçlarımı inançlarımı kısıtlar
demek istemiştim

müttaki
05.04.2006, 21:49
pardon yanlış anlamışsın ben laiklik karşıtlarından bahseediyodum
laik olmayan bi devlet benim ihtiyaçlarımı inançlarımı kısıtlar
demek istemiştim

bende diyorum ki Laik devlet benim ihtiyaçlarımı kısıtlıyor. :uhhm: mesela Eğitim, ekonomi,Adalet, egemenliğin halka ait olması, vb. artırılabilir.

Laik olmayan Devlet senin hangi ihtiyacını kısıtlıyor.

Alpha_Phonixis
05.04.2006, 21:51
bende diyorum ki Laik devlet benim ihtiyaçlarımı kısıtlıyor. :uhhm: mesela Eğitim, ekonomi,Adalet, egemenliğin halka ait olması, vb. artırılabilir.

Laik olmayan Devlet senin hangi ihtiyacını kısıtlıyor.

Eğitimini ekonomini adaletini egemenliğini LaikLik nasıL kısıtLıyor. AçabiLirmisin?

müttaki
05.04.2006, 22:00
Eğitimini ekonomini adaletini egemenliğini LaikLik nasıL kısıtLıyor. AçabiLirmisin?

eğitimde
yabancı dil olarak ingilizce değil Arapça almak istiyorum,
felsefe olarak tasavvuf felsefesi almak istiyorum
batı Edebiyatı yerine İslam edebiyatı, islam deyişlerini, beyitlerini okumak istiyorum
Avrupa Kültürleri yerine Anadolu kültürlerini öğrenmek istiyorum
vb.

Ekonomide
rantçılık (faizcilik, repoculuk, hissecilik, Borsacılık vb. üretim olmadan kazanç) sisteminin kaldırılmasını istiyorum

Egemenlikte
Halkı temsil edecek İnsanların inanç ve karakteri ile Halkı temsil edebileceğine inanıyorum. Demokrasi de bu olsa gerek ama.......

Alpha_Phonixis
05.04.2006, 22:08
BunLarı yaptığında kim kısıtLadı ki .

Bazı ÜniversiteLerin diL tarih böLümLerinde tasavvuf feLsefesi görüLüyor. E haLiyLe çoğu Arapça oLuyor bunLarın. -ki bunLarı okumak isteyen içinde her kitapevinde buLmak mümkün..Kimse Avrupa KüLtüründe yer aLan kitapLarı dayatmaz sana.

Ekonomideki rantçıLıkLa LaikLik ne aLaka ben anLamadım . Sen anLatırsın orayı. Ama üLke ekonomisi için birebirdir. ( Bknz . Makroekonomi ' ydi sanırım.)

EgemenLıkteki istediğini de zaten yıLLardır yapıyorLar. Nice ErbakanLar, hocaLar, moLLaLar geçtide siyasetin göLgesinde , paranın göLgesinde ne ALLahLarı kaLdı ne hocaLıkLarı ne de moLLaLıkLarı..

Siyaset başka şey inanç başka şey.

Ercan
06.04.2006, 02:07
eğitimde
yabancı dil olarak ingilizce değil Arapça almak istiyorum,
felsefe olarak tasavvuf felsefesi almak istiyorum
batı Edebiyatı yerine İslam edebiyatı, islam deyişlerini, beyitlerini okumak istiyorum
Avrupa Kültürleri yerine Anadolu kültürlerini öğrenmek istiyorum
vb.

Ekonomide
rantçılık (faizcilik, repoculuk, hissecilik, Borsacılık vb. üretim olmadan kazanç) sisteminin kaldırılmasını istiyorum

Egemenlikte
Halkı temsil edecek İnsanların inanç ve karakteri ile Halkı temsil edebileceğine inanıyorum. Demokrasi de bu olsa gerek ama.......

Sn.muttaki,Kisaca "Islam Din Devleti"istiyorsunuz galiba...
Model olarak, Islami kurallara göre yönetilen ülkelerden hangisini begeniyorsunuz veya öneriyorsunuz?

Ercan
06.04.2006, 13:05
Konuyu acarken laiklik ilkesinin tanimini ve esaslarini alintilamamistim.Konunun butünlügü acisindan,bugün ilk yaziya Laikligin tanimi ve esaslarini ekledim.
Saygilarimla.

alamut
06.04.2006, 21:44
bence merkez bankası konusunda fazla bilgiye sahip değilsiniz o noktada karşı çıkılan devletin şiddetli kadrolaşma eğilimidir.

Eminim öyledir Merkez Bankasına kimi atasa zaten kadrolaşmış olmayacak mı? Yani Baykalın dediği birini mi ataması lazım.Millete hesap verecek olan hükümet bırakalımda istediği kişiler ile çalışsın.Meseleyi bilmemezliğe veren sen gibisin geliyor bana.

ayrıca laiklik yorumunuzda çok ilginç bence laiklik birilerini koltuklarından ettirecek kadar önemli bi olay ya da diğerlerini koltuklarında tutacak ama tabiki siyaseti bunun üzeinden yapamazsınız hatta bunun bi tartışması dahi olamaz

Bu yorum benim yorumum değil Toptamış Ateşe ait bir laiklit tanımıdır(yorumu değil) yani laikliğin yorumu olmaz tanımı olur bugün yaşanan sıkıntıların temelinde Laikliğin yorumlanmaya çalışılması yanlış tevil edilmesi yatıyor.
Siz hiç düşündünüz mü Laiklik ve Cumhuriyet tartışmaları neden hep bir atama yada bir yasa teklifi sırasında gündeme geliyor, bence bir düşünün...

ayrıca türban konusuna gelince zamanında birileri türbanı siyasi simge olarak bellemişti şimdide bunun korkusu var ve türbanlı eşleri yüzünde protokolde yaşanan krizleri hergün izliyoruz türban takmalarında bi sakınca görülmüyor belki ama türbanı şeriat simgesi yapan bi düşünce tarzı olunca insanı düşündürüyor

Türban ne siyasi bir simge nede başka birşeydir, sadece devrin modasına uygun bir örtünme tercihidir, ama siz onu siyasi bir simge olarak görecekseniz onu siyasi simge olarak gösterenler bugün parlamentoda yok nedir kavga? ama sizde bende onun siyasi bir simge olmadığını biliyoruz sadece onu o şekilde yorumlamak sizin işinize geliyor hepsi bu.Eşi türbanlı olan vekilleri meclise daha davet etmemek Laiklikle nerede karşıtlaşıyor ben anlamadım.Belki adam eşini bile getirmiycek sanane bundan? Evine karışmak demek değil mi bu?

Ayrıca Dersim olayları Osmanlı döneminde yaşanmamıştır Atatürk hayatta iken yaşanmıştır.Buna ne diyeceksiniz? Yani oyunlar hep aynı devam ediyor ama siz genede işinize geldiği gibi yorumlayın.


işinize geldiği gibi yorumluyorsunuz demekte kolaya kaçmak değilmi bi noktada
baykalda merkez bankasına birini atasa kadrolaşma olmaz tabi eğer gerçekten merkez bankasına atınacak kişiyi atarsa bunun belli kriterleri olabilir devlet yalnızca bu noktada kadrolaşma yapmıyor her alanda var bu kadrolaşma örneğin kpss sınavınıbir seferlik kaldıyor. vs..

laiklik konusuna gelince laikliğin tanımı hep din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması diye yapılır ama farklı yorumlar buna karşı çıkar mesela bi kesim der ki: devlet dine karışabilir ama din karışmaz. ama başka kesimde devletinde karışmamasından yanadır ama özünde dinin devlete karışmamasıdır.
türban konusunda da bence siyasi bir simge çünkü benim inancımda böyle bişi yok( bu tartışılır ve onların inancında olabilir)
ve devlet bi bindan oluşmaz içine insan girince devlet olur ve bu devlet kavramında herhangi bir dini simge olursa devlet bütün dinlere aynı mesafede olamaz yani türban siyasi simge olmamış olsada dini bi özgürlük olmus olsun yinede devlet içinde varolamaz

teşekkürler

alamut
06.04.2006, 21:48
bende diyorum ki Laik devlet benim ihtiyaçlarımı kısıtlıyor. :uhhm: mesela Eğitim, ekonomi,Adalet, egemenliğin halka ait olması, vb. artırılabilir.

Laik olmayan Devlet senin hangi ihtiyacını kısıtlıyor.

anlayamadım laiklik senin egemenliğini adaletini nasıl kısıtlıyo ki?

bana gelince devletin bir dini olursa ve devlet o dini kurallarına göre yönetilirse ben neolcam diyelimki benim dinim yok. inanmıyorum kendimi nasıl eşit ve adalette hissedebilirim. EGEMLİĞİMİN VARLIĞINA NASIL İNANABİLİRİM.

alamut
06.04.2006, 21:57
eğitimde
yabancı dil olarak ingilizce değil Arapça almak istiyorum,
felsefe olarak tasavvuf felsefesi almak istiyorum
batı Edebiyatı yerine İslam edebiyatı, islam deyişlerini, beyitlerini okumak istiyorum
Avrupa Kültürleri yerine Anadolu kültürlerini öğrenmek istiyorum
vb.

Ekonomide
rantçılık (faizcilik, repoculuk, hissecilik, Borsacılık vb. üretim olmadan kazanç) sisteminin kaldırılmasını istiyorum

Egemenlikte
Halkı temsil edecek İnsanların inanç ve karakteri ile Halkı temsil edebileceğine inanıyorum. Demokrasi de bu olsa gerek ama.......



devlet yanlızca senin isteklerinle ve değer yargılarınla yönetilemez hem istersen git arapça öğeren devlet seni engellemiyo. ama devlet okullarda okutulacak yabancı dili senin isteğine göe ayarlamaz çünkü ben arpça istemiyorum bu durumda ikimizede yararlı bişi olması gerek .


ve sen lise okumadın galiba içim dışım tasavvuf ve islam edebiyatı oldu.bunuda ben istemiyorum ama devlet öyle koymuş demekki senin gibi düşünenler çoğunlukta ve bu benim ihtiyaçlarıma ters düşmüyo.

ekonomiye gelince ben faizde zararlı bi yan bulmuyorum belki dini açıdan ya da ekonumik açıdan. devlet bun kısıtlayamaz.

demokrasi bunun tam tersi inanç ve karakterle develet olmaz devlet bilimsel olur insan haklarına saygılı olur toplumun dogmatik inaçlarına saygı duyar ama hiçbir zaman bunları baz alarak yönetilmez


ya özür dilerim ama neden gerçekleri görmemekte bu kadar ısrarcısınız bu ülkede yanlızca siz yoksunuz ve devlette yanlızca size hitap edemez ve tabiki yanlızca bana da değil AMA ortak nokta bulur.

manifesto
06.04.2006, 22:18
Laiklik: En genel manasıyla Dİn ve Devlet işlerinin birbirinden ayrılması.Ama bu tarif yetmez Atatürkçü Toptamış Ateşin Laiklik tarifine bir bakalım: Devleti sevk ve idare eden kanun ve yasa koyan yetkililer bu yasama yürütme ve yargı vazifelerini yerine getirirken referans olarak dini itikatları alamazlar.Laiklik tanımı bu bende bu tanıma katılıyorum.

Türkiye zaten inançlar baz alınarak yönetilen bir sisteme sahip değil tam tersi işliyor sistem. Mesele şu dindara karışmasınlar onların bir beklentisi yok.
Dünyanın her yerinde yani demokratik ve özgürlükçü toplumların hepsinde bu şekilde işliyor.Laiklik denince neden hemen Türban tartışması başlıyor hiç düşündünüz mü? Çünkü Laikliği türbanın ucuna bağlamışlar kim çekerse oynuyor.

Saygılı
07.04.2006, 08:52
Çünkü Laikliği türbanın ucuna bağlamışlar kim çekerse oynuyor.


bence tam tersi dini türbana sıkıştırdılar.

Ercan
13.04.2006, 22:05
Türkiye Cumhuriyeti 83 yıldır Yüce Önder Atatürk'ün ilke ve devrimleri doğrultusunda birçok kazanımlar elde etmiştir. Türk Ulusu yeryüzündeki tüm uluslardan daha fazla özgürlük ve demokrasiyi haketmiş ve bu yönde azımsanamayacak bir düzeye gelmiştir. Özgürlük ve demokrasi yeryüzündeki en erdemli yönetim şeklidir. Laikliğin olmadığı, devletin dinsel düşünceler ve dogmalarla yönetildiği bir ortamda özgürlük ve demokrasiden sözetmek olanaksızdır.

Laikliğin her şeyden önce demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olduğu unutulmamalıdır. Anayasamızda yer alan iki önemli öge, özgürlük ve eşitliktir. Bunların gerçekleşmesi ancak dinsel zorlamaların olmadığı laik toplumlarda olanaklıdır. Bu bağlamda, gerici girişimlere karşı, Anayasa ve demokratik hukuk düzeni çerçevesinde, Devlet'in tüm kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruşları tarafından anayasal düzenimizin temelini oluşturan laikliğin korunması, dinin siyasal amaçlarla kullanılmasının önlenmesi, ulusal eğitimin bu tür hareketlerin etkisinden kurtarılması ve toplumumuzun gericiliğe karşı bilinçlendirilmesi amacıyla topyekun bir savaşım verilmektedir. Gericiliğe karşı bu savaşımın, halkın dinsel inançlarına karşı çıkmak gibi gösterilmesi de başlı başına bir din sömürüsüdür. Demokratik laik düzen, inanç sahibi insanlarımızın birey olarak dinsel yükümlülüklerini yerine getirmelerine engel oluşturmamaktadır. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin, sahip olduğu bağımsız, demokratik ve laik niteliğini korumak için Devlet'in ve toplumun gereken her türlü önlemi alma zorunluluğu bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti'ni ileriye götürecek ve geleceğe taşıyacak ana ögeler laiklik ve çağdaşlıktır. Bu konuda asla ödün verilmemesi temel ilkemizdir.

Son günlerde artarak sürdürülen söylemlerde, laiklik, "din ve vicdan özgürlüğü" olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımla laiklik, din ve vicdan özgürlüğüne indirgenmekte ve anlamsız kılınmaya çalışılmaktadır. Bu tanımlama aynı zamanda iki önemli sonuç doğurmaktadır.

Bunlardan birincisine göre, tanımlamayla tesettür amacıyla kullanılan türban bireysel özgürlük kapsamına alınarak, kamusal alanda da bu uygulamanın kaçınılmaz olduğu vurgulanmak istenmektedir.

İkincisine göre ise, bu yaklaşım toplumu, "mademki laiklik din ve inanç özgürlüğüdür, laik düzende herkesin kendi istenciyle seçeceği hukuk düzeninde yaşama hakkı vardır" sonucuna kadar götürecektir.

Tanımın altında yatan amacı böylece vurguladıktan sonra türban üzerinde bir kez daha durmak istiyorum. Çünkü, Cumhurbaşkanı'nın bu konuda nasıl davranması gerektiği sıkça tartışılmaktadır. Oysa, anayasal kurallar ve Yüksek Mahkeme kararları bunun yanıtını vermektedir.



Cumhurbaşkanı'nın, Anayasa uygulamasını gözetme görev ve yetkisi ile ant içtiği öğeler birlikte değerlendirildiğinde, yansızlığının siyasal yansızlık olduğu, Atatürk ilke ve devrimleri ile laik Cumhuriyet söz konusu edildiğinde bu değerlerden yana tutum takınmak zorunda olduğu görülecektir. Devlet rejimini oluşturan bu değerleri korumak, düşünce ve eylemde bu değerler yönünde yan tutmakla olanaklıdır.

Cumhurbaşkanı'nın laik Cumhuriyet'e ilişkin yanlı gözetim görevi gözönünde bulundurularak anayasal kuralların kısaca irdelenmesi yararlı olacaktır.

Anayasa'nın 1. maddesinde, Türkiye Devleti'nin bir Cumhuriyet olduğu belirtilmiş; 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 4. maddesinde de, 1 ve 2. maddelerdeki "Cumhuriyet" yönetimi ve "Cumhuriyet'in nitelikleri"nin değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin önerilemeyeceği belirtilmiştir.

Değiştirilemezlik, yalnız ilke ve kavramların 2. maddedeki sözcükleriyle değil, aynı zamanda Anayasa'nın çeşitli maddelerinde düzenlenen içerikleriyle ilgilidir.

Böylece, Türkiye Cumhuriyeti'nin niteliklerinden olan laiklik ilkesi, anayasal içeriğiyle güvence altına alınmıştır. Laiklik ilkesinin anayasal içeriği ise, Anayasa'nın başlangıcı ile 24 ve 174. maddelerindeki düzenlemelerle belirginleştirilmiştir.

Anayasa'nın başlangıç bölümünde,

- Yüce Türk Devleti'nin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa'nın, Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda anlaşılması, sözünün ve ruhunun bu yönde yorumlanıp uygulanması gerektiği,

- Hiçbir etkinliğin, Atatürk ilke ve devrimleri karşısında koruma göremeyeceği,

belirtilmiştir. Böylece, Atatürk ilkelerinden en önemlisi olan laiklik, Anayasa'ya yön veren, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini oluşturan ilkeler arasındaki yerini almıştır.

Bunun içindir ki, yine başlangıç bölümünde, "laiklik ilkesi gereği kutsal din duygularının Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı" belirtilirken açık ve kesin biçimde laikliğin tanımı da yapılmıştır.

Bu tanıma göre laiklik, dinin toplumsal, siyasal ve hukuksal bir güç ve düzenleyici olmasını önleyen temel ilkedir. Bu işlevine uygun olarak Anayasa'nın 24. maddesinde de,

- Devlet'in sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuksal temel düzeninin kısmen de olsa din kurallarına dayandırılamayacağı,

- Dinin ya da din duygularının yahut dince kutsal sayılan şeylerin, siyasal ve kişisel çıkar ya da nüfuz sağlama amacıyla kötüye kullanılamayacağı,

açıkça belirtilmiştir.

Anayasa'nın 174. maddesinde, Türk toplumunu çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyeti'nin laik niteliğini koruma amacını güden devrim yasaları tek tek sayılarak güvenceye alınmıştır.

Bunların yanında, Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin laik Cumhuriyet'in gereklerine uygun olarak sınırlanabileceği; 14. maddesinde de, bu hak ve özgürlüklerin laik Cumhuriyet'i ortadan kaldırmayı amaçlayan etkinlikler biçiminde kullanılamayacağı belirtilmiştir.

Böylece, temel hak ve özgürlüklerin laik Cumhuriyet'i zedeleyecek biçimde kötüye kullanılması önlenmiş, gerekirse laik Cumhuriyet'i korumak amacıyla sınırlandırılması kabul edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi'nin, laiklik ve türbanla ilgili yukarıda açıklanan kurallara dayalı kesin ve açık yargıları vardır. Yüksek Mahkeme'nin kararlarıyla belirginleşen yargısına göre, laiklik ilkesi nedeniyle,

- Din kuralları, Devlet işlerini düzenleyemez.

- Din, bireylerin manevi yaşamına ilişkin olan inanç bölümündeki kutsal yerinde, sınırsız bir özgürlük tanınarak anayasal güvenceye alınmıştır.

- Dinin, bireyin manevi yaşamını aşarak, toplumsal yaşamı etkilemesine izin verilemez; bireyin inanç ve ibadet yaşamına, kamu düzenini, güvenini ve çıkarlarını korumak amacıyla sınırlamalar konulabilir; dinin kötüye kullanılması ve sömürülmesi yasaklanabilir.

Dinin inanç alanından çıkarılıp ideolojiye dönüştürülmesi onu siyasallaştırır ki, bundan en büyük zararı görecek olan dindir. Çünkü din siyasallaşmakla kutsallığını yitirecektir.

Anayasa Mahkemesi'ne göre, Atatürk devrimlerinin hareket noktasında laiklik ilkesi yatmakta ve devrimlerin temel taşını bu ilke oluşturmaktadır. Laiklikten verilecek en küçük ödün, Atatürk devrimlerini yörüngesinden saptırarak, yok olması sonucunu doğurabilecektir.

Anayasa Mahkemesi, türbanla ilgili ilk kararını 1989 yılında vermiş; açılan dava üzerine, yükseköğretim kurumlarında "Dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılmasını serbest" bırakan yasa kuralını, Anayasa'nın "laiklik", "ulusal birlik", "demokratiklik", "hukuk devleti" ve "eşitlik" ilkelerine aykırı bularak iptal etmiştir.

Yüksek Mahkeme, türban konusundaki ikinci kararında, Anayasa'nın ve devrim yasalarının, yükseköğretim kurumlarında dinsel nitelikli giysiler giyilmesine olur vermediğini belirterek, başörtüsü konusundaki görüşünü ısrarlı biçimde sürdürmüştür.

Anayasa Mahkemesi'nin siyasal parti kapatma kararlarında da; siyasal partilerin, yükseköğretim kurumları öğrencilerinin başörtüsü kullanmalarını destekleyen davranışları ile siyasal bir simge olan türbanın, eylemli bir durum yaratılarak TBMM'ne taşınması girişimi laiklik ilkesine aykırı görülerek kapatma nedeni sayılmıştır.

Danıştay'ın ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yaklaşımı da Anayasa Mahkemesi kararlarında beliren görüş doğrultusundadır.

Türbanı bir siyasal görüşün simgesi ve laiklik ilkesinin ihlali olarak kabul eden, kamusal alanda türban yasağını uygun gören ulusal ve ulusal-üstü yüksek mahkeme kararları, yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamları, özel ve tüzel kişileri bağlamaktadır.

12.04.2006
Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer

Damaskrov
03.05.2006, 12:13
Yine en başa döndük daha önce çok tartışmamıza ragmen "müttaki ve manifesto" acaba neden ısrarla gerçekleri görmek istemiyorsnz ve Laikliğin hiç olmadığını Laikliğin dini engellediğini düşünüyornz size sadece bunları soruyorm o kadar(konuyu alevlendirmek için sormuyorm).

manifesto
03.05.2006, 13:31
"müttaki ve manifesto" acaba neden ısrarla gerçekleri görmek istemiyorsnz
Gerçekleri görmek ne ile başlar biliyormusun? Gerçeğin ne olduğunu anlamak ile başlar.
Birincisi ve en önemlisi Tesettür İslamın emrimidir? Bu soruya kim cavap vermeli? Siyasetçiler mi? Medya patronları mı? Yoksa magazin profösörleri mi? Yada kendi alanında din adamları mı? yada diyanet mi? diyanet ne diyor bu konuda? "Tesettür İslamın ve Allah'ın emridir" Bitti bunun aşağısı yukarısı sana göresi bana göresi yok artık gerisi demogoji olur.
Şİmdi madem inanç meselesidir birilerinin dayattığı gibi siyasi bir mesele değildir o halde dini hak ve özgürlükler kapsamaında ele alınır.Devlet milletin ve toplumun dini inançlarını kısıtlayamaz,onun böyle bir yetkisi veya selahiyeti yok.
Yarın devletin yapısı değişir bu sefer cem evleri islamda toktur diye dayatır onları kapatmaya çalışır.Bu ikiside yanlış inançlar insana aittir kimse müdahale edemez.Mesele devlet müesseselerinde dini simgenin bulunup bulunmaması değil.Fransada daha geçen yıla kadar okullar haç ile doluydu ama ne oldu baktılar türban sorunu tırmanıyor haçlarıda yopladılar yani mesele ve laiklik yorumları tamamen siyasi.Biz beyinsiz değiliz hadiseleri biraz okumak yeterli.
Mesele kamu müesseselerinde dini simgelerin bulunup bulunmaması meselesi değil mesele devletin yani kamuyu idare edenlerin dini erklere naslara göre karar alıp bunu uygulamaması meselesidir laiklik budur yoksa vatandaşın hangi inançdan olduğuna yada hangi inancı nasıl temsil edeceğine karar vermek değil

Damaskrov
03.05.2006, 14:39
Gerçeğin ne olduğunu anlaman için daha çok çabalaman gerekiyor herşey senin elinde. Eger zihnindeki o kör inancın kilidini kırdığın(müslümanlığa laf söylemiyorm yanlış anlaşılmasın) zaman gerçeyin ve ülke için en dogru şeyin ne olduğunu daha iyi anlayacaksın..

[quote=manifesto]Birincisi ve en önemlisi Tesettür İslamın emrimidir?

Çok ilginç bir cümle halbuki ben televizyonda Diyanet işleri başkanının Kuranda böyle bir kesin emir olmadığını söylediğini duydum(bu konuşma Kanal7'de olmuştu). Ayrıca Laikliğin dini kısıtladığını nerden çıkarıyorsn böyle saçma şeymi olur Eger M.K.Atatürk zamanında çıkıp ülkeyi kurtarıp devrimleri yapmasaydı şuan bu Ülkede bu dinlerin hiçbiri olmayacaktı o müslüman diye tabir ettiğini adamlara kalsaydı bu ülke bunları sende gayet iyi biliyorsn. Özgürlük elimizden gittiği zaman bizim için ne kadar kıymetli olduğu daha iyi anlaşılıcak şuan bazı kesim tek kurtuluşun özgürlüğün çözümünün hilafet olduğunu söylüyorlar ama hilafet ve şeriyat geldiğinde başlarına ne geliceklerini bilmiyorlar(özellikle kadınlar) buda ayrı bir gerçek. İslamın en iyi ve en güzel ifade ediliş şekli Cumhuriyettir bunuda kimse inkar edemez.(iyi anlayabilmek için komşu ülkele bakmak yeterlidir bence).... Saygılarla....

izem
08.05.2006, 11:25
Atatürk olmasaydı kurtulamazdık..Atatürk olmasaydı vay halimize..Atatürk düşmanı kovu,denize attı..

İstemiyorum ben böyle çocukça edebiyatlar, bir Atatürkçü olarak..
Bu ülkeyi hep bereber kurtardık biz.Ata, önderlik yaptı..Fikriyat yaptı..
Ama hep beraber kazandık biz bu zaferi..

Ata her zaman mütavazi olmuştu beyler..
Şimdi aramızda yok malum.Yaşa **** benim demediğimi ne diyosunuz diye bağırırdı..Ah ahh bağırsa keşke..Özledim lem..Coştum yine..


Sanki kaç kere görmüş isem..

MeRaLiNa
10.10.2006, 02:07
yasatilmadigi ve yasanilmadigi icin bilinmiyor:))

kemalist_teist
10.10.2006, 02:25
Atatürk'ün yaptığı ve kazandığı savaşlar,o kadar yobaz ve bölücüye rağmen çıkardığı ve yaşama koyduğu devrimler;Ata sadece bizim liderimizdi o kadar denilecek boyutta küçük değil.O dünyanın gelmiş geçmiş en büyük devrimcisi idi.İngilizler bile, o olmasa Türklerin asla kazanamayacağını başbakanları sayesinde kendi meclislerinden söylemişlerdir.Tamam bir tabu olmasın,o da insan ancak o olmasa asla hiç bir kuvvet bugünkü laik,üniter Türkiye'yi (gerçi bugün ne kadar laik olduğu tartışılır) kuramaz idi.

Ali sağlam
18.10.2006, 17:29
Laiklik din ile devlet işlerinden ayrılması ve her inanca eşit bakması demektir.Ama laiklik bazı şeriatçı sunni kesim tarafından kaldırılmaya çalışılıyor. Devletin dini olmazken bazı kişi ve bazı dini gazeteler devletin dinini islamiyet olarak lanse ediyor ayrıca sadece sünni kesime diyanetten pay ayrılıp alevi kuruluşlara ve mevlevilere pay verilmiyor. onlar sadece camileri ibadet yeri olarak görüyor.