ufuk44
26.03.2006, 20:01
CUMHURİYET VE ALEVİLİK
Kurtuluş Savaşı öncesi İstanbul işgal altındadır. Alevi dergahları, Osmanlı’dan kalma şekliyle kapalıdır. Yurdun bölünmüşlüğü, duyarlı tüm vatandaşlar gibi Alevi toplumunu da üzmektedir. Bunun için bir çıkış yolu aranmaktadır. Bu sırada M. Kemal Paşanın ortaya çıkışı, Samsun’a gidişi, Erzurum kongresi ve Sivas’a geliş hareketleri Alevi toplumunun yakın ilgisini çekmektedir.
Bir tarafta halife olan padişah, diğer tarafta da halifeliğe ve Padişahlığa baş kaldırmış olan M. Kemal Paşa vardır. Yüz yıllarca halifelerden, padişahlardan çekmiş olan Anadolu Alevi’si, tek elden anlamış gibi M. Kemal Paşanın yanında yer aldı.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, Erzurum Kongresinden sonra Erzincan üzerinden Sivas’a gelirken padişah., Elazığ Valisi Ali Galip’ten Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının tutuklanmasını ister. Bu haberi duyan Dersim ve Erzincan Alevileri karşı önlem olarak, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarına destek çıkarak Sivas’a kadar eşlik ederler.
Yine Dersim ileri gelenlerinden bir heyet, bu desteklerini Erzincan- Tercan ilçesinde Mustafa Kemal Paşa ile görüşerek, yanında yer aldıklarını belirtmişlerdir. Mustafa Kemal Sivas’a geldiği zaman ve Sivas Kongresi süresince de Sivas ve Sivas yöresi Alevilerince korunmuştur.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Sivas Kongresi’nden sonra Ankara’ya giderken Alevilerin tam desteğini yanına almak için Alevilerce ser çeşme olarak itibar gören Hacıbektaş Dergahına, yani pir evine uğramayı da ihmal etmiyor. Baki öz, Kurtuluş Savaşı’nda Aleviler- Bektaşiler adlı yapıtında Mustafa Kemal Paşanın, Cemalettin Çelebi ile görüşmesini şöyle anlatıyor;
“Atatürk, Erzurum ve Sivas Kongrelerinden sonra Ankara’ya geçerken,İlicek Çiftliği üzerinden Hacıbektaş’a gelinerek Cemalettin Çelebi ile görüşmesi programlanıyor. Fakat yolların çamur olması yüzünden bu program uygulanmıyor. Bunun üzerine Gazi Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler bozuk ve bakımsız yolu izleyerek Mucur’a geliyorlar. Geceyi Mucur’da geçiriyorlar. 23 Aralık 1919 günü Mucur Kaymakam Vekili Nihat Bey’i de yanlarına alarak Hacıbektaş’a geliyorlar.
Camalettin Çelebi o günlerde rahatsızdır. Bununla beraber Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını çok belirgin bir sevgi ve saygıyla karşılıyor. M. Kemal Paşa , İstanbul Hükümetine istifasını göndermiştir. Resmi bir sıfatı yoktur. Cemalettin Çelebi, o güne kadar hiç bir konuğuna göstermediği sevgi ve yakınlıkla M. Kemal Paşa ve arkadaşlarını ağırlıyor. Ve yine devamlı açık bulunan misafirhanesi olduğu halde , konukları kendi evinde ağırlıyor. Akşam yemeğini tüm konuklar birlikte yiyorlar. Camalettin Çelebi aşırı olmamakla beraber içki kullanıyordu. Fakat o günler hasta olduğu için doktorları tarafından kesinlikle içki kullanması yasaklanmıştı. Buna rağmen misafirlere ikram olarak sofraya içki koydurtmuştu. Cemalettin Efendi’nin bu ikramına karşılık M. Kemal Paşa’da Efendinin bu isteğini kırmamış ve bölgede özel olarak yapılan şarabı merak ederek bir iki kadeh almıştır. Mustafa kemelin bir iki kadehle yetinmesinin nedeni belki de Çelebi’nin hasta olmasından dolayı ve içki içmemesini düşünerek fazla içmemiştir. Diğer konuklarda onlara uymuşlardır. İki saat süren yemekten sonra tüm konuklar misafirhaneye alınmışlar. Çelebi Efendi’nin evinde sadece M. Kemal Paşa ve özel muhavızı kalmıştır. Cemalettin Çelebi, Mustafa Kemal ile rahat konuşmasını sağlamak ve kendilerinin rahatsız edilmemesi için kendilerine hizmette bulunan hizmetçilerini de içeri girmemeleri için tebihlemiştir. İşte bu nedenledir ki M. Kemal Paşa ile Cemalettin Çelebi arasında geç vakitlere kadar süren konuşmanın konusu kimse tarafından bilinmemektedir. Mustafa Kemal Paşa ile Camalettin Efendi arasında geçen bu konuşmaların içeriği daha sonraki yıllarda Velayettin Çelebi sözlü olarak şöyle açıklamıştır;
Bu baş başa konuşmaların bir yerinde Cemalettin Çelebi, M. Kemal Paşa’ya ‘Paşa hazretleri’ diyor;
” Cesaretli ve basiretli idarenizde Türk Milleti’nin düşmanlarını kahredeceğine inancım sonsuzdur. Yüce Allah’ın milletimize müyesser edeceği zaferden sonra Cumhuriyet ilanını düşünüyor musunuz?”
Bu sözler üzerine; M. Kemal Paşa heyacan ve dikkatle Cemalettin Çelebi’nin gözlerine bakıyor, biraz yaklaşıyor onun elini avucunun içine alıyor, kulağına fısıldar gibi yavaş fakat kararlı bir sesle ;” O mutlu günün ilanına kadar aramızda kalmak kaydıyla evet, Çelebi hazretleri “diyor. Veliyettin Ulusoy , Alevilerin sesi, yıl 1998 sayı 27.”
Mustafa Kemal Paşanın Samsun’a çıkışını izleyen günlerde ve Kurtuluş Savas’ı süresince Camalettin Çelebi ile Atatürk sıkı temas halinde olduğunu Cemal Kutay, Kurtuluşun ve Cumhuriyetin Manevi Mimarları adlı yapıtında;“ Amasya’da Mustafa Kemal Paşayı karşılayan heyetin içinde Cemalettin Çelebi’ de vardı.” Diye yazmaktadır.
Demek ki, Anadolu topraklar henüz işgal altındayken, bağımsızlık savaşının Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başarıya ulaşacağını ve Anadolu toprakları üzerinde yeni bir devletin kurulacağına tam inanan Aleviler kurulacak devletin, yönetiminin ismini vererek Cumhuriyet olması istiyor ve Mustafa Kemal Paşadan söz alıyorlar.
saygılarımla
Kurtuluş Savaşı öncesi İstanbul işgal altındadır. Alevi dergahları, Osmanlı’dan kalma şekliyle kapalıdır. Yurdun bölünmüşlüğü, duyarlı tüm vatandaşlar gibi Alevi toplumunu da üzmektedir. Bunun için bir çıkış yolu aranmaktadır. Bu sırada M. Kemal Paşanın ortaya çıkışı, Samsun’a gidişi, Erzurum kongresi ve Sivas’a geliş hareketleri Alevi toplumunun yakın ilgisini çekmektedir.
Bir tarafta halife olan padişah, diğer tarafta da halifeliğe ve Padişahlığa baş kaldırmış olan M. Kemal Paşa vardır. Yüz yıllarca halifelerden, padişahlardan çekmiş olan Anadolu Alevi’si, tek elden anlamış gibi M. Kemal Paşanın yanında yer aldı.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, Erzurum Kongresinden sonra Erzincan üzerinden Sivas’a gelirken padişah., Elazığ Valisi Ali Galip’ten Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının tutuklanmasını ister. Bu haberi duyan Dersim ve Erzincan Alevileri karşı önlem olarak, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarına destek çıkarak Sivas’a kadar eşlik ederler.
Yine Dersim ileri gelenlerinden bir heyet, bu desteklerini Erzincan- Tercan ilçesinde Mustafa Kemal Paşa ile görüşerek, yanında yer aldıklarını belirtmişlerdir. Mustafa Kemal Sivas’a geldiği zaman ve Sivas Kongresi süresince de Sivas ve Sivas yöresi Alevilerince korunmuştur.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Sivas Kongresi’nden sonra Ankara’ya giderken Alevilerin tam desteğini yanına almak için Alevilerce ser çeşme olarak itibar gören Hacıbektaş Dergahına, yani pir evine uğramayı da ihmal etmiyor. Baki öz, Kurtuluş Savaşı’nda Aleviler- Bektaşiler adlı yapıtında Mustafa Kemal Paşanın, Cemalettin Çelebi ile görüşmesini şöyle anlatıyor;
“Atatürk, Erzurum ve Sivas Kongrelerinden sonra Ankara’ya geçerken,İlicek Çiftliği üzerinden Hacıbektaş’a gelinerek Cemalettin Çelebi ile görüşmesi programlanıyor. Fakat yolların çamur olması yüzünden bu program uygulanmıyor. Bunun üzerine Gazi Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler bozuk ve bakımsız yolu izleyerek Mucur’a geliyorlar. Geceyi Mucur’da geçiriyorlar. 23 Aralık 1919 günü Mucur Kaymakam Vekili Nihat Bey’i de yanlarına alarak Hacıbektaş’a geliyorlar.
Camalettin Çelebi o günlerde rahatsızdır. Bununla beraber Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını çok belirgin bir sevgi ve saygıyla karşılıyor. M. Kemal Paşa , İstanbul Hükümetine istifasını göndermiştir. Resmi bir sıfatı yoktur. Cemalettin Çelebi, o güne kadar hiç bir konuğuna göstermediği sevgi ve yakınlıkla M. Kemal Paşa ve arkadaşlarını ağırlıyor. Ve yine devamlı açık bulunan misafirhanesi olduğu halde , konukları kendi evinde ağırlıyor. Akşam yemeğini tüm konuklar birlikte yiyorlar. Camalettin Çelebi aşırı olmamakla beraber içki kullanıyordu. Fakat o günler hasta olduğu için doktorları tarafından kesinlikle içki kullanması yasaklanmıştı. Buna rağmen misafirlere ikram olarak sofraya içki koydurtmuştu. Cemalettin Efendi’nin bu ikramına karşılık M. Kemal Paşa’da Efendinin bu isteğini kırmamış ve bölgede özel olarak yapılan şarabı merak ederek bir iki kadeh almıştır. Mustafa kemelin bir iki kadehle yetinmesinin nedeni belki de Çelebi’nin hasta olmasından dolayı ve içki içmemesini düşünerek fazla içmemiştir. Diğer konuklarda onlara uymuşlardır. İki saat süren yemekten sonra tüm konuklar misafirhaneye alınmışlar. Çelebi Efendi’nin evinde sadece M. Kemal Paşa ve özel muhavızı kalmıştır. Cemalettin Çelebi, Mustafa Kemal ile rahat konuşmasını sağlamak ve kendilerinin rahatsız edilmemesi için kendilerine hizmette bulunan hizmetçilerini de içeri girmemeleri için tebihlemiştir. İşte bu nedenledir ki M. Kemal Paşa ile Cemalettin Çelebi arasında geç vakitlere kadar süren konuşmanın konusu kimse tarafından bilinmemektedir. Mustafa Kemal Paşa ile Camalettin Efendi arasında geçen bu konuşmaların içeriği daha sonraki yıllarda Velayettin Çelebi sözlü olarak şöyle açıklamıştır;
Bu baş başa konuşmaların bir yerinde Cemalettin Çelebi, M. Kemal Paşa’ya ‘Paşa hazretleri’ diyor;
” Cesaretli ve basiretli idarenizde Türk Milleti’nin düşmanlarını kahredeceğine inancım sonsuzdur. Yüce Allah’ın milletimize müyesser edeceği zaferden sonra Cumhuriyet ilanını düşünüyor musunuz?”
Bu sözler üzerine; M. Kemal Paşa heyacan ve dikkatle Cemalettin Çelebi’nin gözlerine bakıyor, biraz yaklaşıyor onun elini avucunun içine alıyor, kulağına fısıldar gibi yavaş fakat kararlı bir sesle ;” O mutlu günün ilanına kadar aramızda kalmak kaydıyla evet, Çelebi hazretleri “diyor. Veliyettin Ulusoy , Alevilerin sesi, yıl 1998 sayı 27.”
Mustafa Kemal Paşanın Samsun’a çıkışını izleyen günlerde ve Kurtuluş Savas’ı süresince Camalettin Çelebi ile Atatürk sıkı temas halinde olduğunu Cemal Kutay, Kurtuluşun ve Cumhuriyetin Manevi Mimarları adlı yapıtında;“ Amasya’da Mustafa Kemal Paşayı karşılayan heyetin içinde Cemalettin Çelebi’ de vardı.” Diye yazmaktadır.
Demek ki, Anadolu topraklar henüz işgal altındayken, bağımsızlık savaşının Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başarıya ulaşacağını ve Anadolu toprakları üzerinde yeni bir devletin kurulacağına tam inanan Aleviler kurulacak devletin, yönetiminin ismini vererek Cumhuriyet olması istiyor ve Mustafa Kemal Paşadan söz alıyorlar.
saygılarımla