LiberalistiC
08.07.2005, 08:32
?ili'de binlerce insana kan kusturan Pinochet yönetiminin tetikçilerinin insanları denize atma yöntemi Hazar Gölü'nde Hasan Ergül'e uygulandı. Silopi'den 3 yaşındaki oğlunun bakışları arasından alınan Ergül'ün hayatına işkenceden sonra Elazığ'da düğüm atılıyordu.
"...Her ölü çocuktan bir tüfek fışkırıyor,
gören bir tüfek,
kurşunlar doğuyor
her cinayetten,
o kurşunlar günün birinde
on ikisinden vuracak
yüreğinizi."
P. Neruda
Silopi... HADEP'li Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz'in kaybedildiği ilçe olarak hafızamıza kazındı Silopi. Irak'a bağlantı noktası olan Habur Sınır Kapısı'nın bulunduğu ilçe, bir yönden stratejik öneme sahip. PKK gerillalarının konumlandığı Gabar ve Cudi dağlarına yakınlığı nedeniyle, operasyon ve çatışmaların en yoğun gerçekleştiği yerlerden biri... Bu özelliğinden dolayı J?TEM'in en fazla örgütlendiği ve yoğun çalışma yürüttüğü alanlardan biri oldu Silopi. Ölüm tarlasına dönen Silopi'de şimdiye kadar hakkında bilgi edinilebilen tek J?TEM olayı Hasan Ergül cinayeti.
Ölüm tarlası Kortik
Savaşın en yoğun olduğu dönemlerdi... Silopi' nin Kortik (Çukurca) köyünde hemen her gün trajik olaylar yaşanıyordu. Kortik, J?TEM'in farklı illerden kurban olarak seçtiği birçok kişiyi infaz ettiği bölgeydi.
Ticaretle uğraşıyordu
Silopi'nin Aktepe köyünde dünyaya gelen Hasan Ergül'ün 8 kardeşi vardı. Hiç okula gitmeyen Ergül, 22 yaşına geldiğinde Hızne Ergül ile evlendi. 6 çocuk sahibi Ergül'ün koçer olan ailesi, 1982'de yerleşik hayata geçti. Kortik'te ikamet eden Ergül Ailesi, hayvan alım-satımıyla uğraşıyordu. Jandarmanın Kortik'e düzenlediği baskınlarda Hasan Ergül sürekli farklı gerekçelerle gözaltına alınıyordu.
Hasan Ergül ile birlikte ailesine de baskı görüyordu.
Oğlunu hastaneye götürdü
5 Haziran 1995 günü Hasan Ergül, 3 yaşındaki oğlu Velat'ı ateşinin çıkması üzerine traktörle köyden Silopi Devlet Hastanesi'ne götürdü. Bir miktar buğdayı da satmak amacıyla traktörüne yükleyen Ergül, ilçede işlerini tamamladı. Oğlu Velat ile birlikte Silopi'den köye doğru dönerken, ilçenin Cizre'ye doğru olan çıkışındaki bir petrol istasyonunda durdu. Bu sırada, biri beyaz, diğeri siyah Renault Toros marka iki otomobil, Ergül'ün traktörüne yanaştı. Araçtan inen telsizli siviller, Hasan Ergül'ü kaçırmak istedi. Aralarında uzun bir süre boğuşma yaşandı.
Çocuğunu yanından aldılar
Traktörün üzerinde bulunan oğlu Velat, yaşanan tüm olaylara şahit oldu. Hasan Ergül, bir süre boğuşmanın ardından otomobillerden birine konularak, götürüldü. Olayın şokunu yaşayan oğlu Velat ise oradan tesadüfen geçmekte olan köylülerce görüldü. Köylüler, Velat'ı alıp evine getirdi. Velat şimdi 13 yaşında... Olay anını hatırladığı kadarıyla şu şekilde anlatıyor:
"O gün çok hastaydım. Silopi'den dönerken bir petrol noktasında taksi önümüzü kesti. Babam farkına vardı. Babamı arabaya bindirmek istediler. Babam arabaya binmek istemedi. Arabaya bindirerek köy yoluna doğru gittiler. 4 kişi gördüm. Götürenlerden birisi şişman ve takım elbiseliydi."
Başvuru yapamadılar
Hasan Ergül'ün kaybolmasından bir hafta önce, baskılar nedeniyle Batman'a taşınan Ata Ergül, "Ağabeyim kaybedildikten sonra hiçbir başvuru yapmadık. Mahkemeye bile gidip soramazdık. Çünkü üzerimizde çok büyük bir baskı vardı. Kendi imkanlarımızla yaptığımız araştırmalarda ağabeyimin J?TEM tarafından götürüldüğünü öğrendik" diyor.
Atilla Osmanoğlu 1968 yılında Diyarbakır'ın Hazro ?lçesi'nde doğdu. 6 kardeşten üçüncüsüydü. Babası Hazro Kaymakamlığı Tapu Kadastro Müdürlüğü'nde memur olarak çalışıyordu. ?lk ve ortaokulu Hazro'da okudu. Liseye devam etmeyen Osmanoğlu'na babası ilçede bir dükkan açtı ve orada çalışmaya başladı.
Hazro'da bulunduğu zamanlarda, "PKK'ye yardım ve yataklık" yaptığı iddiasıyla 1991'de gözaltına alındı. Yoğunlaşan baskılar nedeniyle Osmanoğlu ailesi, 1992'de Diyarbakır merkeze göç etti. Atilla Osmanoğlu, burada, ?ller Bankası'nda bir ay geçici işçi olarak çalıştıktan sonra "sakıncalı" olduğu gerekçesiyle işten çıkarıldı. Sonra, toptan gıda maddeleri satmaya başladı.
Götürenler 'M' bıyıklıydı
24 Mart 1996 tarihinde Melikahmet Caddesi üzerinde bulunan 97 No'lu işyerinde gelen 2 kişi, Osmanoğlu'na "Seninle emniyete kadar gidelim, herhalde ihale var" dedi. Dükkanda kimse olmadığı için Atilla Osmanoğlu, bu kişilerle birlikte gitmeyi kabul etmedi. Aynı kişiler, ertesi gün yani 25 Mart günü saat 11.00 sıralarında tekrar geldi. Bu sırada baba Muhyettin Osmanoğlu da dükkana gelmişti. Bundan sonra yaşanan gelişmeleri baba Osmanoğlu'ndan dinliyoruz: "Oğlumu götürenlerden biri esmer ve 'M' bıyıklıydı. 30 yaşlarındaydı. Uzun boylu, sarışın ve amerikan tıraşlı olan ise 26-27 yaşlarındaydı. Ben dükkana girerken onu alıp götürdüler."
Girişimler sonuçsuz kaldı
O günden sonra bir daha oğlundan haber alamayan aile, bütün kayıplar gibi birçok yere başvurdu. Osmanoğlu ailesi de bütün kayıp yakınları gibi hiçbir sonuç elde edemedi bu girişimlerinden. Ailenin başvurusu üzerine ?HD Diyarbakır ?ubesi'nin yaptığı girişimlere ise sürekli "Böyle biri gözaltına alınmadı" yanıtı verildi.
Ceset Osmanoğlu'na mı ait?
Osmanoğlu'na yönelik aramalar sürerken, 30 Mart 1996 günü Silopi'de bir ceset bulundu. Savcılık tutanağında cesedin Silopi ilçe merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta olan Başköyü yakınlarında, eski kilise mevkii civarında, karayolları ekiplerince kullanıldığı tespit edilen zift tankının içerisinde bulunduğu belirtildi. Silopi Cumhuriyet Savcılığı'ndaki 1996/313 Hz. No'lu dosyada kimliği tespit edilemeyen cesedin savcılıkça yapılan dış muayenesinde, 1.75 boylarında, 70 kilo ağırlığında, 25-30 yaşlarında, alnı açık, siyah saçlı, bıyıksız, yaklaşık bir hafta tıraşsız, kumral tenli, yuvarlak çehreli bir erkek cesedi olduğu kaydedildi.
1996 yılına ait Faili Meçhul Cinayetler ve Yargısız ?nfazlar Raporu'nda bu cesedin bulunduğu bölgede Atilla Osmanoğlu adlı "kayıp"ın cenazesinin de bulunduğunu yazan ?HD Diyarbakır ?ubesi, bu ceset üzerine çalışmalarına devam etti. ?HD, 1998 yılında kayıp ailelerinin derneğe yaptığı başvuruları derleyerek, ?dil Cumhuriyet Başsavcılığı gönderdi. ?dil Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Ocak 1999 günü, 30 Mart 1996 tarihinde Silopi'de kimliği tespit edilemeyen bir erkek cesedinin bulunduğunu, bu cesede ait fotoğrafların ?HD'nin gönderdiği fotoğraflarla mukayese edildiği ve cesedin Atilla Osmanoğlu'na ait olabileceğini bildirdi.
Babası teşhis edemedi
Bunun üzerine ?HD yetkilileri ile baba Osmanoğlu, ?dil Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Baba Osmanoğlu'na burada kendisine gösterilen mevcut fotoğraflardan oğlunu teşhis edemedi.
?HD: Eksik soruşturma
?HD 1999 yılında, Atilla Osmanoğlu'na ait olduğu sanılan bu cesede ilişkin bir rapor hazırladı ve Silopi Cumhuriyet Savcılığı'nın eksik soruşturma yürüttüğünü, dosya içerisinde ismi geçen cesede ait olan giysilerin emanete alınmadığını, cesedin nereye gömüldüğüne dair bir bilginin kayıtlara geçirilmediğini vurguladı.
Osmanoğlu'na ait olduğu düşünülen ceset, Silopi Kimsesizler Mezarlığı'nda gömülü.
Aygan'ın itirafı:
K?ML??? BEL?RS?Z CESET: Cizre-Silopi karayolundan Habur Gümrük Kapısı'na doğru giderken, Silopi'nin içinden geçiliyor. Hac Konaklama Tesisleri'ne varmadan, askeriyenin karşısında olacak. Yani orada sol tarafta askeriye var. Askeriyenin karşı tarafında yani yolun Güney tarafında sağ tarafında ekili arazilerin içerisinde giden bir toprak yol var. Habur Çayı'na doğru gidiyor o yol. O yoldan 200-300 metre gidilince o toprak yolun sol tarafında atılmış bir tanker var. Petrol tankeri var. Bu çöplük gibi orada duruyor. Yani bir hurda gibi. Bir kişinin cesedi bunun içerisine atıldı ve Koçero (Cindi Acet) isimli bir şahıs tarafından Tahra ile kafasına vurulmak suretiyle tanınmasın diye parçalanarak oraya atıldı. ?ahsın ismini hatırlamıyorum.
"...Her ölü çocuktan bir tüfek fışkırıyor,
gören bir tüfek,
kurşunlar doğuyor
her cinayetten,
o kurşunlar günün birinde
on ikisinden vuracak
yüreğinizi."
P. Neruda
Silopi... HADEP'li Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz'in kaybedildiği ilçe olarak hafızamıza kazındı Silopi. Irak'a bağlantı noktası olan Habur Sınır Kapısı'nın bulunduğu ilçe, bir yönden stratejik öneme sahip. PKK gerillalarının konumlandığı Gabar ve Cudi dağlarına yakınlığı nedeniyle, operasyon ve çatışmaların en yoğun gerçekleştiği yerlerden biri... Bu özelliğinden dolayı J?TEM'in en fazla örgütlendiği ve yoğun çalışma yürüttüğü alanlardan biri oldu Silopi. Ölüm tarlasına dönen Silopi'de şimdiye kadar hakkında bilgi edinilebilen tek J?TEM olayı Hasan Ergül cinayeti.
Ölüm tarlası Kortik
Savaşın en yoğun olduğu dönemlerdi... Silopi' nin Kortik (Çukurca) köyünde hemen her gün trajik olaylar yaşanıyordu. Kortik, J?TEM'in farklı illerden kurban olarak seçtiği birçok kişiyi infaz ettiği bölgeydi.
Ticaretle uğraşıyordu
Silopi'nin Aktepe köyünde dünyaya gelen Hasan Ergül'ün 8 kardeşi vardı. Hiç okula gitmeyen Ergül, 22 yaşına geldiğinde Hızne Ergül ile evlendi. 6 çocuk sahibi Ergül'ün koçer olan ailesi, 1982'de yerleşik hayata geçti. Kortik'te ikamet eden Ergül Ailesi, hayvan alım-satımıyla uğraşıyordu. Jandarmanın Kortik'e düzenlediği baskınlarda Hasan Ergül sürekli farklı gerekçelerle gözaltına alınıyordu.
Hasan Ergül ile birlikte ailesine de baskı görüyordu.
Oğlunu hastaneye götürdü
5 Haziran 1995 günü Hasan Ergül, 3 yaşındaki oğlu Velat'ı ateşinin çıkması üzerine traktörle köyden Silopi Devlet Hastanesi'ne götürdü. Bir miktar buğdayı da satmak amacıyla traktörüne yükleyen Ergül, ilçede işlerini tamamladı. Oğlu Velat ile birlikte Silopi'den köye doğru dönerken, ilçenin Cizre'ye doğru olan çıkışındaki bir petrol istasyonunda durdu. Bu sırada, biri beyaz, diğeri siyah Renault Toros marka iki otomobil, Ergül'ün traktörüne yanaştı. Araçtan inen telsizli siviller, Hasan Ergül'ü kaçırmak istedi. Aralarında uzun bir süre boğuşma yaşandı.
Çocuğunu yanından aldılar
Traktörün üzerinde bulunan oğlu Velat, yaşanan tüm olaylara şahit oldu. Hasan Ergül, bir süre boğuşmanın ardından otomobillerden birine konularak, götürüldü. Olayın şokunu yaşayan oğlu Velat ise oradan tesadüfen geçmekte olan köylülerce görüldü. Köylüler, Velat'ı alıp evine getirdi. Velat şimdi 13 yaşında... Olay anını hatırladığı kadarıyla şu şekilde anlatıyor:
"O gün çok hastaydım. Silopi'den dönerken bir petrol noktasında taksi önümüzü kesti. Babam farkına vardı. Babamı arabaya bindirmek istediler. Babam arabaya binmek istemedi. Arabaya bindirerek köy yoluna doğru gittiler. 4 kişi gördüm. Götürenlerden birisi şişman ve takım elbiseliydi."
Başvuru yapamadılar
Hasan Ergül'ün kaybolmasından bir hafta önce, baskılar nedeniyle Batman'a taşınan Ata Ergül, "Ağabeyim kaybedildikten sonra hiçbir başvuru yapmadık. Mahkemeye bile gidip soramazdık. Çünkü üzerimizde çok büyük bir baskı vardı. Kendi imkanlarımızla yaptığımız araştırmalarda ağabeyimin J?TEM tarafından götürüldüğünü öğrendik" diyor.
Atilla Osmanoğlu 1968 yılında Diyarbakır'ın Hazro ?lçesi'nde doğdu. 6 kardeşten üçüncüsüydü. Babası Hazro Kaymakamlığı Tapu Kadastro Müdürlüğü'nde memur olarak çalışıyordu. ?lk ve ortaokulu Hazro'da okudu. Liseye devam etmeyen Osmanoğlu'na babası ilçede bir dükkan açtı ve orada çalışmaya başladı.
Hazro'da bulunduğu zamanlarda, "PKK'ye yardım ve yataklık" yaptığı iddiasıyla 1991'de gözaltına alındı. Yoğunlaşan baskılar nedeniyle Osmanoğlu ailesi, 1992'de Diyarbakır merkeze göç etti. Atilla Osmanoğlu, burada, ?ller Bankası'nda bir ay geçici işçi olarak çalıştıktan sonra "sakıncalı" olduğu gerekçesiyle işten çıkarıldı. Sonra, toptan gıda maddeleri satmaya başladı.
Götürenler 'M' bıyıklıydı
24 Mart 1996 tarihinde Melikahmet Caddesi üzerinde bulunan 97 No'lu işyerinde gelen 2 kişi, Osmanoğlu'na "Seninle emniyete kadar gidelim, herhalde ihale var" dedi. Dükkanda kimse olmadığı için Atilla Osmanoğlu, bu kişilerle birlikte gitmeyi kabul etmedi. Aynı kişiler, ertesi gün yani 25 Mart günü saat 11.00 sıralarında tekrar geldi. Bu sırada baba Muhyettin Osmanoğlu da dükkana gelmişti. Bundan sonra yaşanan gelişmeleri baba Osmanoğlu'ndan dinliyoruz: "Oğlumu götürenlerden biri esmer ve 'M' bıyıklıydı. 30 yaşlarındaydı. Uzun boylu, sarışın ve amerikan tıraşlı olan ise 26-27 yaşlarındaydı. Ben dükkana girerken onu alıp götürdüler."
Girişimler sonuçsuz kaldı
O günden sonra bir daha oğlundan haber alamayan aile, bütün kayıplar gibi birçok yere başvurdu. Osmanoğlu ailesi de bütün kayıp yakınları gibi hiçbir sonuç elde edemedi bu girişimlerinden. Ailenin başvurusu üzerine ?HD Diyarbakır ?ubesi'nin yaptığı girişimlere ise sürekli "Böyle biri gözaltına alınmadı" yanıtı verildi.
Ceset Osmanoğlu'na mı ait?
Osmanoğlu'na yönelik aramalar sürerken, 30 Mart 1996 günü Silopi'de bir ceset bulundu. Savcılık tutanağında cesedin Silopi ilçe merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta olan Başköyü yakınlarında, eski kilise mevkii civarında, karayolları ekiplerince kullanıldığı tespit edilen zift tankının içerisinde bulunduğu belirtildi. Silopi Cumhuriyet Savcılığı'ndaki 1996/313 Hz. No'lu dosyada kimliği tespit edilemeyen cesedin savcılıkça yapılan dış muayenesinde, 1.75 boylarında, 70 kilo ağırlığında, 25-30 yaşlarında, alnı açık, siyah saçlı, bıyıksız, yaklaşık bir hafta tıraşsız, kumral tenli, yuvarlak çehreli bir erkek cesedi olduğu kaydedildi.
1996 yılına ait Faili Meçhul Cinayetler ve Yargısız ?nfazlar Raporu'nda bu cesedin bulunduğu bölgede Atilla Osmanoğlu adlı "kayıp"ın cenazesinin de bulunduğunu yazan ?HD Diyarbakır ?ubesi, bu ceset üzerine çalışmalarına devam etti. ?HD, 1998 yılında kayıp ailelerinin derneğe yaptığı başvuruları derleyerek, ?dil Cumhuriyet Başsavcılığı gönderdi. ?dil Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Ocak 1999 günü, 30 Mart 1996 tarihinde Silopi'de kimliği tespit edilemeyen bir erkek cesedinin bulunduğunu, bu cesede ait fotoğrafların ?HD'nin gönderdiği fotoğraflarla mukayese edildiği ve cesedin Atilla Osmanoğlu'na ait olabileceğini bildirdi.
Babası teşhis edemedi
Bunun üzerine ?HD yetkilileri ile baba Osmanoğlu, ?dil Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Baba Osmanoğlu'na burada kendisine gösterilen mevcut fotoğraflardan oğlunu teşhis edemedi.
?HD: Eksik soruşturma
?HD 1999 yılında, Atilla Osmanoğlu'na ait olduğu sanılan bu cesede ilişkin bir rapor hazırladı ve Silopi Cumhuriyet Savcılığı'nın eksik soruşturma yürüttüğünü, dosya içerisinde ismi geçen cesede ait olan giysilerin emanete alınmadığını, cesedin nereye gömüldüğüne dair bir bilginin kayıtlara geçirilmediğini vurguladı.
Osmanoğlu'na ait olduğu düşünülen ceset, Silopi Kimsesizler Mezarlığı'nda gömülü.
Aygan'ın itirafı:
K?ML??? BEL?RS?Z CESET: Cizre-Silopi karayolundan Habur Gümrük Kapısı'na doğru giderken, Silopi'nin içinden geçiliyor. Hac Konaklama Tesisleri'ne varmadan, askeriyenin karşısında olacak. Yani orada sol tarafta askeriye var. Askeriyenin karşı tarafında yani yolun Güney tarafında sağ tarafında ekili arazilerin içerisinde giden bir toprak yol var. Habur Çayı'na doğru gidiyor o yol. O yoldan 200-300 metre gidilince o toprak yolun sol tarafında atılmış bir tanker var. Petrol tankeri var. Bu çöplük gibi orada duruyor. Yani bir hurda gibi. Bir kişinin cesedi bunun içerisine atıldı ve Koçero (Cindi Acet) isimli bir şahıs tarafından Tahra ile kafasına vurulmak suretiyle tanınmasın diye parçalanarak oraya atıldı. ?ahsın ismini hatırlamıyorum.