Orijinalini görmek için tıklayınız : Deniz Gezmiş
Ben kendimi bildim bileli Deniz Gezmiş sevgisyle büyüdüm.Dar Ağacacında Üç Fidan kitabını okudum ilk olarak çok duygulanmıştım.Sevgili canlar onlarla ilgili okuduğunuz kitap,türkü vs. bir bilgi varsa benimle paylaşırsanız sevinirim ayrıca yorumlarınız ve düşünceleriniz benim için önemlidir.
Ben kendimi bildim bileli Deniz Gezmiş sevgisyle büyüdüm.Dar Ağacacında Üç Fidan kitabını okudum ilk olarak çok duygulanmıştım.Sevgili canlar onlarla ilgili okuduğunuz kitap,türkü vs. bir bilgi varsa benimle paylaşırsanız sevinirim ayrıca yorumlarınız ve düşünceleriniz benim için önemlidir.
Kitabında adı üzerinde üç fidan diğerlerininde hakkını yemeyelim. onları birbirinden darağacı bile ayıramadı biz ayırmayalım.
Deniz,Hüseyin,Yusuf
ayçeidilerkmen 30.03.2006, 11:21 bu konuda bilgilenmeyi çok isterim darağacında üç fıdan gerçekten güzeldi kıtabın sonundaki resimler odamda duvarımda denizin güzelligiyle..
Kitabında adı üzerinde üç fidan diğerlerininde hakkını yemeyelim. onları birbirinden darağacı bile ayıramadı biz ayırmayalım.
Deniz,Hüseyin,Yusuf
:bitmisbu: Evet haklısın ben kesinlikle ayırım yapmam.Başlık için yazdım sadece benim için onlar bir yürek bunu anla lütfen.
:bitmisbu: Evet haklısın ben kesinlikle ayırım yapmam.Başlık için yazdım sadece benim için onlar bir yürek bunu anla lütfen.
Can yanlış anlamadım sadece tamamlamak istedim. Bu konuda uzun uzun yazacağım. Çünkü bazıları bize seksenlerde kalanlar diyor ama bu konuyu araştırman ve bu anlamda duyarlılığın beni çok mutlu etti. uzan yazacağım ama biliyorsun Avusturalya ile Türkiye arasında 9 saatlik zaman farkı var. O nedenle sizde sabahken bizde akşam oluyor ve geçikmeli yazabiliyorum genelde. Her ne kadar zaman olarak ilerde olsakta:komik
Can yanlış anlamadım sadece tamamlamak istedim. Bu konuda uzun uzun yazacağım. Çünkü bazıları bize seksenlerde kalanlar diyor ama bu konuyu araştırman ve bu anlamda duyarlılığın beni çok mutlu etti. uzan yazacağım ama biliyorsun Avusturalya ile Türkiye arasında 9 saatlik zaman farkı var. O nedenle sizde sabahken bizde akşam oluyor ve geçikmeli yazabiliyorum genelde. Her ne kadar zaman olarak ilerde olsakta:komik
Teşekkür ederim beni çok mutlu ettin sabırsızlıkla bekliyorum saol can
ayçeidilerkmen 30.03.2006, 11:43 DeNiZ GeZMiŞ HayaTı YaŞaDıKLaRı Ve HiKaYeSi...
Doğumu : 1965'ten sonra Türkiye'de gelisen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtulus Ordusu(THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmis, 24 Subat 1947'de Ankara'nin Ayas ilçesinde dogdu. Ögretmen bir ailenin çocugu olmasi sebebiyle ilk ve ortaögrenimini çesitli kentlerde, liseyi Istanbul'da okudu.
Ceza yılları : 2 Mayis'a kadar tutuklu kalan Gezmis, 30 Mayis'ta 6.Filo'yu protesto ettigi için yargilandi ve beraat etti. Ögrenci eylemleri içinde etkinligi giderek artan Deniz Gezmis, 12 Haziran 1968'de Istanbul Üniversitesi'nin isgal edilmesinde önderlik etti. Isgal Konseyi adina IÜ Senatosu ile Baltalimani'nda yapilan görüsmelere katilan ögrenci heyetinin içinde yer aldi; ögrenci haklarinin elde edilip isgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. Isgalden kisa bir süre sonra Istanbula gelen 6.Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmis, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayi tutuklandi ve 20 Eylül'de serbest birakildi. TIP içinde yogunlasarak, ayriliklara ve tartismalara yolaçan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim(MDD) görüsünü benimseyen Deniz Gezmis, bu görüsün özellikle devrimci ögrenciler arasinda yayilmasinda etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte oldugu Cihan Alptekin, Mustafa Ilker Gürkan, Mustafa Lütfi Kiyici, Cevat Ercisli, M.Mehdi Bespinar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Ögrenci Birligi(DÖB)'ni kurdu. 1 Kasim 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün baslattigi Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüsü'nü düzenledi. Ardindan 28 Kasim 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelisi sirasinda Yesilköy Havaalani'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandi ve bir süre sonra serbest birakildi. Istanbul Üniversitesi'nde sagci güçlerin 16 Mart'ta girismis oldugu hareketlere ögrenci kitlesiyle birlikte karsi koyan Gezmis , bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yatti. Ardindan 31 Mayis 1969'da IÜ Hukuk Fakültesi ögrencilerinin, reform tasarisinin gerçeklesmemesini protesto için giristikleri isgale önderlik etti. Üniversitenin kapatilip, polise teslim edilmesi nedeniyle çikan çatismalarda yaralandi. Hakkinda giyabi tutuklama karari olmasina ragmen hastaneden kaçan Gezmis, Haziran'in sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladigi 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayi'na kendisi gibi haklarinda tutuklama karari olan FKF Genel Baskani Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programi gönderdi
Üniversite yılları : 1966'da Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine giren Gezmis, henüz lise ögrencisiyken sol düsünceyle tanisti ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965'te Türkiye Isçi Partisi(TIP)'nin Üsküdar ilçesine üye oldu. Ilk kez 31 Agustos 1966'da Ankara'dan Istanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik isçilerinin Taksim Aniti'na çelenk koymalari sirasinda isçileri destekleyen ve Türk-Is yöneticilerini protesto eden gösteri sirasinda gözaltina alindi. Ardindan 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talabe Federasyonu(TMTF) binasinin yedd-i emine verilmesi sirasinda çikan olaylarda yakalandi ve bir gün sonra iki arkadasiyla çikarildigi mahkeme tarafindan serbest birakildi. 22 Kasim 1967'de ögrenci örgütlerinin düzenledigi Kibris Mitingi sirasinda Asik Ihsani ile birlikte ABD bayragini yaktiklari gerekçesi ile gözaltina alinip daha sonra serbest birakilan Deniz Gezmis, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okudugu arkadaslariyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de IÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantisinda konusma yapan Devlet Bakani Seyfi Öztürk'ü protesto ettigi için tutuklandi.
Filistin ve idam : 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde oldugu sirada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmis, 25 Kasim'da serbest birakildi. Ancak Yildiz Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoglu'nun sagcilar tarafindan öldürülmesinden sonra okulda yapilan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfegin Gezmis'e ait oldugu öne sürülerek hakkinda yeniden tutuklama karari alindi. 20 Aralik 1969'da yakalanan Gezmis, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldi. Bundan sonra ögrenci eylemlerinden uzaklasarak, mücadelesini degisik alanlarda sürdürmeyi planladi. Sinan Cemgil ve Hüseyin Inan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adina Ankara Is Bankasi Emek Subesi'nin soygununu gerçeklestirenler arasinda yeraldi. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçirilmasi eyleminde de bulunan Gezmis, erlerin serbest birakilmasindan sonra Sivas'in Sarkisla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandi. 16 Temmuz 1971'de baslayan THKO-1 Davasi'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettigi gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasina çarptirildi. 6 Mayis 1972'de idam edildi.
Yakapınarlı 30.03.2006, 11:46 Erdal Öz gülünün Solduğu Akşam çok güzel bir kitaptı ilk okuduğum kitaptı Deniz Gezmişlerle ilgili ilk ağladığm kitaptı.herkeze tavsiye ederim...
ayçeidilerkmen 30.03.2006, 11:47 http://gulnakis01.sitemynet.com/denizim/index.htm
DeNiZ GeZMiŞ HayaTı YaŞaDıKLaRı Ve HiKaYeSi...
teşekkürler Sevgili kardeşim yazını okuyorum benle paylaştığın için saol
ayçeidilerkmen 30.03.2006, 12:35 Denizin Son Mektubu
Tutsam Şu Karanlığı tutsamda yırtsam
Deniz gezmiş
Baba;
Mektup elinize geçmiş oldugu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum.Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceginizi biliyorum. Fakat bu dururmu metanetle karşılamanı istiyorum, insanlar dogar,büyür,yaşar ölürler,önemli olan çok yaşamak degil,yaşadıgı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir.Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum.Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir.benim de düşmeyecegimden şüphen olmasın,oglun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış degildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunda da bu oldugunu biliyordu.Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacagını tahmin ediyorum.Sadece senin degil, Türkiye'de yaşayan kürt ve türk halklarınında anlayacagına inanıyorum.Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim.Ayrıca savcoya da bildirecegim.Ankara'da 1969' ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum.onun için cenazemi Istanbul'a götürmeye kalkışma, annemi teselli etmek sana düşüyor,kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum.Kendisine özellikle tembih et.onun bilim adamı olmasını istiyorum,bilimle ugraşsın ve unutmasın ki bilimle ugraşmak da bir yerde insanlıga hizmettir,son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlıkduymadıgımı belirtir seni, annemi,abimi,kardeşimi devrimciligimin olanca ateşi ile kucaklarım.
Oglun Deniz Gezmiş
ayçeidilerkmen 30.03.2006, 12:37 Yusuf aslanın son mektubu
Yusuf Aslan
Bütün Akrabalara,
Bu mektubumu okudugunuz zaman artık aranızda olmayacagım.Mektubumu Senatonun idamlarımızı tastik ettigini ögrendigim anda yazıyorum.Şundan emin olmalısınız ki, bugüne kadar davama olan inancım sarsılmamıştır.Sehpaya gidene kadar da en ufak bir sarsılma olmayacaktır. Ben halkımın kurtuluşu , Türkiye'nin tam bagımsızlıgı için savastım.Sizler beni tanıyorsunuz.Bir yıldan beri bu bir avuç sömürücüler,vatan satıcıları,işbirlikçiler ellindeki bütün imkanlarla bizi dışardan yardım gören, beyinleri yıkanmış,vatan haini,dışardan emir alan,bölücü ,diye tanıtmaya ve halkımızdan bizi koparmaya çalıştılar.Bu bir avuç azınlıga göre vatanseverlik : vatan satmak, yabancılarla işbirligi yapmak, NATO'yu ve Amerika'yı savunmak ,6. filoyu agırlamak, milyonlarca köylünün geçimi olan haşhaş ekimini elinden almak,işçinin grev hakkını engellemek,Amerika'ya ve emperyalizme hizmet etmektir. Biz bunlara karşı çıktık.bunun için biz vatan haini, onlar yurtsever oldular. Bizi bu mücadeleden dolayı, güya adil mahkemelerinde yargılayan ve yine adil kurumları eli ile asacak olanlar bilmelidirlerki . biz halkımızın kurtuluşu ve Türkiye'nin bagımsızlık mücadelesi ugruna şerefimizle bir defa ölecegiz.Bizi asanlar şerefsizlikleri ile hergün ölecekler..
Son sözüm;yaşasın isçiler,köylüler ! Yasaşın devrimciler ! Yasaşın halkımın kurtuluşu ve bagımsızlıgı için savaşanlar ! Yaşasın tam demokratik Türkiyenin kurulmasından yana olanlar ! Kahrosun emperyalizim! kahrosun faşist koalisyon.
T. Yusuf Aslan
ayçeidilerkmen 30.03.2006, 12:38 Hüseyin inanın son isteği
Hüseyin Inan
Babama , Anneme , Kardeşlerime ve Akrabalarıma,
Söyleyecek fazla söz bulamıyorum.
Bir insanin sonunda karsilasacagi tabii sonuç bildiginiz sebeplerden dolayı erken karşıma çıktı. Üzüntü ve acılarınızı tahmin ediyorum. ilerde dururmu çok daha iyi anlyacagınız inancındayım. Metin olunuz. Üzüntü ve acıarınızı unutmaya çalşınız. Bütün varlıgımla hepinize kucak dolusu selamlar, sevgiler !... Yazılacak çok şey var, fakat hem mümkün degil, hem de sırası degil... Candan selamlar
Hüseyin Inan
ayçeidilerkmen 30.03.2006, 12:39 darağacında üç fidanın son yazdıkları beni bi kez daha derinden yaraladı ...
ayçeidilerkmen 30.03.2006, 12:48 Denizin İdamı
Göğsüm Kabarıyor Yüreğim Yanıyor Olmasaydı sonumuz böyle..
Deniz Gezmiş'in idamı
Herkese, bütün devrimcilere selam..
..."Avukatları Halit çelenk ve Mükerrem Erdogan odaya girdiklerinde Deniz'in yüzü aydınlandı.Gülümsedi onlara: -Hoşdelginiz, dedi ..iyiki geldiniz...Filtreli sigara içiyordu Deniz.-""ikigün öncesine kadar, birinci sigarasi içiyorduk.Sonuç belli olunca, hiç degilse iki gün ,filtreli içelim dedik." Deniz'in bulundugu oda kalabalıktı.Çok sayıda subay vardı.Gardiyanlar,Ankara emniyet müdürü,Savcı, infaz savcısı, polis şefleri...Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, ve Hüseyin inan hakında ölüm cezası veren Ankara Bölgesi Sıkıyönetim 1 Numaralı Askeri Mahkemesi'nin Başkanı Tuggeneral Ali Elverdi oradaydı.Merkez Komutanı general Tevfik Türüng de hazırdı...Deniz'e bakıyorlardı.inceden inceye inceliyorlardı... Deniz'de onlara bakıyordu...infaz savcısı Topal Sami'ye seslendi Deniz: -"Ellerimi çözün,babama mektup yazmak istiyorum". Subay, sivil görevliler bakıştılar.Infaz savcısı Sami Ugur -"Sen söyle Deniz", "yazarlar..." Ellerini çözmediler..Bir daktilo getirildi...Deniz daragacına bakarak,düşünüp sözcükleri tek tek seçerek mektubu yazdırmaya başladı.. Deniz mektubunu, yüksek sesle yazdırıken oradaki kalabalıktan çıt çıkmıyordu.Bitirdi söyleyeceklerini.Yeniden infaz savcısı Sami Ugur'a döndü: -"Mektubu babama veririsiniz, degilmi ?" -"Tabii Deniz..Bundan şüphen olmasın..." Savcı denize dogru egilerek -"Nasılsın Deniz ?" Dedi.-"Iyiyim...Mutluyum.çok rahatım.."yanıtını verdi Deniz. -"Bizden bir istegin varmı ?" -"Var, Yusuf ve Hüseyini görmek istiyorum.Gitmeden önce, arkadaşlarımla vedalaşmak istiyorum." (...) Az sonra cezaevinin koridorlarinda, zincirin betona degip sürüklenirken çıkardıgı sesler duyuldu.Yusuf Geliyordu. Yusuf odanın kapısına geldiginde Deniz ayaga kalktı.Gülerek karşıladı arkadaşını.. Elleri arkadan kelepçeliydi ikisininde. Idam hükümlüsü iki yoldaşın son buluşması bir hüzün yumagıydı.Gögüs güguse, yanak yanaga bir süre öylece kaldılar.Gülümsüyordu ikiside.Birbirlerine birşeyler fısıldadılar.
Güldüler..Gülerek bakıştıar.Gülererk ayrıldılar: -"Güle güle Yusuf".-"Güle güle Deniz". Yusuf'u odadan çıkardılar. Az sonra , pranga zincirinin betona degmesiyle çıkan yeni sesler duyuldu. Giderek yaklaştı.odaya girdi. Gelen Hüseyin'di.Onunda elleri arkadan kelepçeli, ayak bilekleri prangalıydı. Boyunlarıyla birbirine sarılmaya çalıştılar. Birbirini yanaklarin´dan öptüler. Ve gülerek biribirine,"Güle güle "dediler. .... Deniz'i ayaga kaldırdilar.Ceplerini boşalttılar. -Deniz "Parkam nerede ?"diye sordu .-Burada dedi biri.-"Onu babama verin". Infaz savcısı, mahkemenin ölüm cezasına ilişkin kararını okudu.Savcı sordu _Bu karar sana mı ait ? -"sizi tanımıyorum..."Deniz,savcının sorusu üzerine, son kez direndi.Başı yukarıya kalkıktı.Gözleri kısildı. -"BU KARARI REDDEDIYORUM. KABUL ETMIYORUM."Savcı mahkemece verilen kararın, askeri yargıtayca onandıgını söylelemekle yetindi. infaz savcısının işareti üzerine, masanın üstünde duran gazete kagıtından paket açıldı. Içinden beyaz patiskadan yapılma kolsuz, uzun bir gümlek çıktı. Gömlegi Deniz'in başına geçirdiler.
Deniz'in ayagındaki botların bagı çözüktü.Buyruk veren bir sesle -"Bagları baglayın"dedi. Sonra daragacına giderken tanıklık yapmaları için bulunmalarını istedigi avukatlara dönerek -"Cezaevinden yangından mal kaçırırcasına, kaptılar bizi.Postallarımın bagını baglamaya bile zaman bulamadım.bari şimdi baglasınlar. Asıldıgımda, postallarım ayagımdan düşsün istemiyorum.." bir gürevli Deniz'in ayakkabıarının baglarını bagladı. -Infaz savcısı -Hadi Deniz dedi. Avukatlarına baktı -"Hosça kalin, herkese bütün devrimcilere selam..." Yürüdü.. iki yanında birer gardiyan vardı.Gardiyanlar kolunu tuttular.Birakın diye bagırdı."birakın kendim giderim ". Koridorlari geçti :Arkasından 20-30 kişi yürüyordu.Deniz, avluya çıktı.Duvar dibine kurulmus ve hafif aydınlatılmış daragacına dogru yürüdü. Masaya oradanda, duraklamadan tabureye çıktı.Başıni öne uzatarak ilmigi kendi boynuna geçirmek istedi Başaramadı. .Masanın başında bekleyen cellat ilmigi iki eliyle çekti, genişleti.Deniz'in boynuna geçirdi."-Yaşasın tam bagımsiz Türkiye, yaşasın..halklar, yaşasın isçiler, köylüler..kahrolsun emperyalizm."Ali Elverdi çek diye bagırdi. Cellat öne atıldı.. tabureyi çekti..
Saat 01.25'tir..
Ayçe arkadaşım,
10 lu yaşlarımda iken, aynı havayı solumuş olduğumu bilmeliymişim bu yiğitlerle.
Geç algıladım, O'nları; bir kaç yıl daha geçmiş olması gerekiyormu. 17sinde duvar yazıları ile tanıştım; faşist kelimesi ile karşılaştım.
35 sene geçmiş aradan, tazeliğini koruyor dalyan gibi yiğitlerin mücadelesi.
Şahsıma dına hep de taze tutmaya, aktarmaya çalışıyorum, konuyu açan arkadaş gibilerine.
Ama senden yaşça büyük, sen nasıl oldu da bu kadar ilgilendin bu genç yaşda? Merak ettim doğrusu.
Kitaplar ile ilgili olarak da 2 kaitap daha biliyorum. Yine Erdal ÖZ'ün Yaralısın ile Kanayan adlı eserleir de sanırım Denizleri anlatıyor.
Saygıalrımla
ayçeidilerkmen 30.03.2006, 13:11 erdel öz ü severim mapusanede kuş sesleri kimindi tm olarak hatırlamıyorum orta okuldayken okumuştum nirvananında bi şiiri vardı içinde ırzına geçilen genç bir kız için yazılmış çok etkilenmiştim ..küçük yaştan beri en çok ilgimi çeken konular bunlardı zaten orta okuldan beride okurum bol bol aktif oldugum 2 yıl oldu ama sonra amcam gardiyan falkaya çekti beni usluyum şimdilerde...
Yakapınarlı 30.03.2006, 13:17 darağcında üç fidan kitabı denilince aklıma hep bir anım geliyor.
yıl 1998 ben dershananeye gidiyorum.köyde değilim yani ama kitaplarım herşey köyde.bir gün bizim köyde bir kaç eve baksın olmuş kitap dergi araştırması yapılmış. bunu duyan dedem hemen bizim eve koşmuş.anneme demiş fatmanın öyle kitapları varsa bahsettiği yasadışı kitaplar dergiler hemen yak yok et:)
annemde yaksa benim kızacağımı bildiği için almış kitaplarımı kümese taşın altına saklamış :)
neyse aradan bayağı zaman geçti bana darağacında üç fidan kitabı lazım oldu ara allah ara kitap yok diğerleri de yok. anneme soruyom görmedim diyo:)
neyse kümesi kaldırmaya karar verdik oraları temizlerken anaaaa ne göreyim benim kitaplar taşın altından çıktı:)
gerçi yasa dışı bir kitap yoktu ama genede korkmuşlar bizimkiler:)
Sevgili Ayçe kardeşim senin gibi yeni nesil gençlik olarak geçmişte yaşayan büyük insanlar hakkında bilgili olman ve alaka göstermen beni mutlu etti.gönlüne sağlık.:)
Ve Sevgili Urfalı abim yüreğine sağlık duygularını paylaştığın için.yazmış olduğun kitabı en kısa zamanda okumaya çalışıcam.sağolasın:)
Ve sevgili Yakapınarlı çok hoş bir anını paylaşmıssın.Bu konuya yapmış olduğun yorumlardan dolayı teşekkür ederim.
Turk_Che 30.03.2006, 23:40 Bende bir çok döküman on ayazılan şiir şarkı yapılan klipler vs. vs. bir sürü konu var yakında upload ederim... :) ayrıca ben onun klibini eklemiştim bu siteye.
Hüseyin69 30.03.2006, 23:50 bende dar agacinda üc fidan kitabi var bir kere tamamen okudum
hem internette hemde disarda
sözüm ona deniz yusuf hüseyin sevdalilarini her gördügümde o kitabi tekrar okumak isterim ama bir türlü okuma istegi gelmyor icimden
kitab bende duruyor isteyenlere posta ile gönderebilirim
Hüseyin69 30.03.2006, 23:55 darağcında üç fidan kitabı denilince aklıma hep bir anım geliyor.
yıl 1998 ben dershananeye gidiyorum.köyde değilim yani ama kitaplarım herşey köyde.bir gün bizim köyde bir kaç eve baksın olmuş kitap dergi araştırması yapılmış. bunu duyan dedem hemen bizim eve koşmuş.anneme demiş fatmanın öyle kitapları varsa bahsettiği yasadışı kitaplar dergiler hemen yak yok et:)
annemde yaksa benim kızacağımı bildiği için almış kitaplarımı kümese taşın altına saklamış :)
neyse aradan bayağı zaman geçti bana darağacında üç fidan kitabı lazım oldu ara allah ara kitap yok diğerleri de yok. anneme soruyom görmedim diyo:)
neyse kümesi kaldırmaya karar verdik oraları temizlerken anaaaa ne göreyim benim kitaplar taşın altından çıktı:)
gerçi yasa dışı bir kitap yoktu ama genede korkmuşlar bizimkiler:)
bizler o dönemlerde 1978-1982 henüz kücüktük komsu abilerimiz herhangi bir askeri basin oldugunda kitap kaset resim vs gibi dökümanlari bize getirirlerdi asker bizim eve pek ugramazdi dört kardestik dördümüzün en büyügü 15 yaslarinda abimdi bir keresinde kimin söyledigini bilmyorum ama yilmaz güney türküsü vardi dogu yilmaz bati yilmaz güney yilmaz diye bir türkü o kasedi naylon torbanin icinden yilmaz güneyin tabancali resmi ile birlikte yürütmüstüm teyipte kaset yilmazin o türküsünü calarken birden islik sesleri geldi annem hemen kasedi ve resmi sobaya atim yakmisti o ani hic unutmuyorum
Dar Ağacacında Üç Fidanı bedne okudum bedn ecok dugulandım mezarlarını bıle yan yana gommedıler galıba gomselerdı orda bıle eylem yaparlar dıye korktular
bır selvı boylu salına salına gıtı dar acacına
bende dar agacinda üc fidan kitabi var bir kere tamamen okudum
hem internette hemde disarda
sözüm ona deniz yusuf hüseyin sevdalilarini her gördügümde o kitabi tekrar okumak isterim ama bir türlü okuma istegi gelmyor icimden
kitab bende duruyor isteyenlere posta ile gönderebilirim Teşekkürler paylaşımınız için ama lütfen siz okuyun tekrar benim için :)
Dar Ağacacında Üç Fidanı bedne okudum bedn ecok dugulandım mezarlarını bıle yan yana gommedıler galıba gomselerdı orda bıle eylem yaparlar dıye korktular
bır selvı boylu salına salına gıtı dar agacına
Sevgili muso33 resimleri kaydettim eline emeğine sağlık teşekkür ederim:)
resimler için sağol muso33 can sağolasın ....
o kitabı bende okudum..Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yaşamış olduklarının filmide var ismi Hoşçakal Yarın izledinizmi bilmiom, izlemediyseniz tavsiye ediorum, bulabilirseniz onuda görmelisiniz..
ayçeidilerkmen 31.03.2006, 10:11 muso resimler için teşekkürler bende resim ekleme kisterdim ama bilmiyorum o yüzden:)üç fidan üç can sevilmez mi be..
bırsey degıl elımde vardı sızlerle paylastım ılgınız ıcın tesker ederım canı gonulden
o kitabı bende okudum..Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yaşamış olduklarının filmide var ismi Hoşçakal Yarın izledinizmi bilmiom, izlemediyseniz tavsiye ediorum, bulabilirseniz onuda görmelisiniz..
Bunca güzel düşüncelere Hoşcakal Yarını tavsiye etmek biraz tuhaf oldu. Çünkü filmde denizlerin yaşadığı tek bir işkence sahnesi yok, oysaki kitaplarda bütün kitabın tamamını bu sahneler oluştururken Sadece bir sahnesinde Deniz Gezmiş zar zor yürüyerek avukatıyla görüşmeye geliyor, Bilmiyen biri duvardan düştü sanacak, Bu kadar bu insanların hayatı düzensiz bir alelacelecilikle içi boşaltılabilirdi. Hele hele filmde Çapanın olması ayrı bir açmaz. Ama neyse fazla konuşmayayım. Ne çektimse dilimden çektim
ayçeidilerkmen 31.03.2006, 10:49 yahu bugün senin neyin var yap yorumlarını doyası üzülüyorum sen böyle yazınca abişim ..okudunmu deniz'in hüseyin'in ve yusuf'un son mektuplarını yazdıklarımı?
yahu bugün senin neyin var yap yorumlarını doyası üzülüyorum sen böyle yazınca abişim ..okudunmu deniz'in hüseyin'in ve yusuf'un son mektuplarını yazdıklarımı?
Yıllar önce okuduğumda ağlamıştım(erkekler ağlamaz deme) sen yazdığında yine hüzünlendim ama üstüne bu filmin sahneleri gelince sinirlerim bozuldu ondandır. Yoksa merak etme geçici bir ruh hali, ressamlar ve tiyatrocular hayata başka boyuttan bakar ve bu boyutta umutsuzluk asla olmaz. Her ne kadar bulundukları çağda hep deli diye anılsalarda:)
bizler o dönemlerde 1978-1982 henüz kücüktük komsu abilerimiz herhangi bir askeri basin oldugunda kitap kaset resim vs gibi dökümanlari bize getirirlerdi asker bizim eve pek ugramazdi dört kardestik dördümüzün en büyügü 15 yaslarinda abimdi bir keresinde kimin söyledigini bilmyorum ama yilmaz güney türküsü vardi dogu yilmaz bati yilmaz güney yilmaz diye bir türkü o kasedi naylon torbanin icinden yilmaz güneyin tabancali resmi ile birlikte yürütmüstüm teyipte kaset yilmazin o türküsünü calarken birden islik sesleri geldi annem hemen kasedi ve resmi sobaya atim yakmisti o ani hic unutmuyorum
Aşık Emekçi'nin bir türküsü idi sanırım.
saolasın arkadaşım duygularıma ağlamalarıma mani olamadım yaşasın tam bağımsız türkiye
İlk önce selamlarım sizi.Deniz ve birçok denizler hepside ezilen halkı için birşeyler yapmaya çalışmış ama halkın onlara sahip çıkmamış bir Bence Tanrıdır. Allahtan çok kullarını(halkını) düşünmüş ve bile bile dar agaçına gitmiştir.
Tüm canlara hiç bir zaman unutulmayacak bu güzel insanları benle beraber andıkları için en içten teşekkürlerimi sunarım.ne olur bu insan üstü varlıkları unutmayalım.Acılarınızı paylaşıyorum.Keşke onların döneminde yaşamış olsaydık.inanın sizlerle tekar paylaştığım için çok duygulandım.Sizler olmasaydınız kimle paylaşacaktım ?hepiniz sağolun...:)
denizler, yusuflar, hüseyinler ölüme öyle meydan okumuşlarki bizler onların yaşadıklarını yaşamaktan korkar durumdayız onalar halk için canlarını seve seve veren bir avuç sevgi çiçeği umut ışığı olmuşlar ya bizler ya şimdiki gençlik son günlerde aklıma takılan soru hep yönlü kendimizi neden o insanlar gibi bilinçlendiremiyoruz yeni nesil gençlik içerisinde gerçekten bir başı boşluk almış gidiyor özellikle üniversite gençliği aydın olarak görünen kesim kendisini soyutlamak için binbir bahane bulup (birisi bensemde) bu insanlara sahip çıkmıyoruz çıktığımız zamanda adımız terörist olup çıkıyor özellikle anadoluda olan bir gerçeklik bu genlerimiz günü birlik yaşama telaşına düşmüşler denizler bir öldüler belki ama şuanada onalrın kavgasını sürdüren binlerce deniz binlerce yusuf binlerce hüseyin var ama hepsinin adıda terörist olarak anılıyor aydınlanmak insanımızı neden bu kadar korkutuyor acaba?
denizler, yusuflar, hüseyinler ölüme öyle meydan okumuşlarki bizler onların yaşadıklarını yaşamaktan korkar durumdayız onalar halk için canlarını seve seve veren bir avuç sevgi çiçeği umut ışığı olmuşlar ya bizler ya şimdiki gençlik son günlerde aklıma takılan soru hep yönlü kendimizi neden o insanlar gibi bilinçlendiremiyoruz yeni nesil gençlik içerisinde gerçekten bir başı boşluk almış gidiyor özellikle üniversite gençliği aydın olarak görünen kesim kendisini soyutlamak için binbir bahane bulup (birisi bensemde) bu insanlara sahip çıkmıyoruz çıktığımız zamanda adımız terörist olup çıkıyor özellikle anadoluda olan bir gerçeklik bu genlerimiz günü birlik yaşama telaşına düşmüşler denizler bir öldüler belki ama şuanada onalrın kavgasını sürdüren binlerce deniz binlerce yusuf binlerce hüseyin var ama hepsinin adıda terörist olarak anılıyor aydınlanmak insanımızı neden bu kadar korkutuyor acaba?
Dost o zamanlar Dev-Genç vardı şimdilerde Sev-Genç var. biraz konuya aykırı gibi gelsede lütfen ciddiye alın arkadaşlar, Cuntalar dönemi kendiliğinde başlayıp bitmez ve gelirkende giderkende tahribatla gelip silerek götürür. o nedenle zaten geren o dönemde gerekse 80 yıllarda da durum değişmemiş apolitik gençlik türetilmiştir. kendi ve Dünya sorunlarından bihaberdar yetişen (yanlış anlaşılmasın şuanki gençlik herşeyden haberdar ama bu sistemin istediği yönde yani yozkültür anlamında oldukça ileri)gençlik durup dururken ortaya çıkmadı. Atasözler ve deyimlerle bile bu gençlik apolitikleştirildi şimdilerde ise o düşünceyi savunanlar ne olacak bu gençliğin hali diyerekte aymazlık içindeler. Düşünsene bir üniversitede bir bilimsel toplantıya sadece 11 öğrenci katılırken bir bayan sanatçının konserine binler katılıyor.
Bu konuda daha fazla bilgi istersen forumda
Gençliği bu hale kim getirdi diye açtığım topici okumanı tavsiye ederim.
ayçeidilerkmen 31.03.2006, 19:06 Yıllar önce okuduğumda ağlamıştım(erkekler ağlamaz deme) sen yazdığında yine hüzünlendim ama üstüne bu filmin sahneleri gelince sinirlerim bozuldu ondandır. Yoksa merak etme geçici bir ruh hali, ressamlar ve tiyatrocular hayata başka boyuttan bakar ve bu boyutta umutsuzluk asla olmaz. Her ne kadar bulundukları çağda hep deli diye anılsalarda:)
deli diye anılan o insanların ,binlerce gizli hayranı seveni vardır..onlar unutulmazlar popüler degillerdir sadece ..onlara duyulan sevgi başkadır elim de kağıdım kalemim boynunda bi kör düğüm deniz'imi çizdim yusuf'u mu yoksa hüseyin'i mi?yüzü pek bi karanlık ...
yavuzselim 31.03.2006, 20:03 çok duygulandım,zor bir an..
deli diye anılan o insanların ,binlerce gizli hayranı seveni vardır..onlar unutulmazlar popüler degillerdir sadece ..onlara duyulan sevgi başkadır elim de kağıdım kalemim boynunda bi kör düğüm deniz'imi çizdim yusuf'u mu yoksa hüseyin'i mi?yüzü pek bi karanlık ...
Haklısın Ayçe ama yaşamlarında pek bulunmaz çünkü o çağda değillerdir ileri çağlarda anlaşılır ama onlar artık eserlerinde yaşar,
Daha önce denizin resmini yapmaya başlamıştım. Kaç saat geçti hatırlamıyorum resmi bitirmek üzereyim belki sevgiden dahada bir özenle rutuşları dahada özenle yapıyorum istiyorum ki dahada güzel çıksın.
Ne oldu hatırlamıyorum onun için söylenenler geldi aklıma;
Şöyel deniyordu; Denizlerin içini boşaltmak ve sözde öğerken özde karalamak için;
"Gençtiler,Yakışıklıydılar, Yürekliydiler
Ama gittikleri yol yanlıştı."
birden fırcayı bıraktım sanki bu söyleri onaylıyorum gibi geldi ve tualı yırtıp attım sadece bir yol resmi çizdim birkaç karanfil ve ortasına Deniz yazdım.
şiirde ekledim
Denizim hırçın çocuğum
Yakıştımı yüreğine bu ölüm
Arkadaşım gördü resmi bu neyin resmi dedi. Bende Deniz Gezmişin dedim.Sanatsal olmamış,slogansal olmuş senin tarzın değil, ve ben bu resmimde denizi görmüyorum, oysa çok güzel potre çizerdin oysa sadece acemiler gibi adını yazmışsın diye eleştirince, o dönem üsteki yazıyı gösterdim ona
"Gençtiler,Yakışıklıydılar,Yürekliydiler
Ama gittikleri yol yanlıştı"
Peki dedim sen burda Denizi görüyormusun
Hüseyin69 01.04.2006, 17:43 [quote=yavuzselim]
ooo kimler gelmis kimler
devleti ali osmanlimizin sevgili hükümdari gelmis
devletlu hazretim padisahimiz hizir pasa nemazan gelecek ?
elbette balta kardeş bizimde az yada çok gençlik üstünde oynanan oyunlardan haberimiz var asimile çalışmaları halen şuandada devam etmekte ve bunu farkındayım denizlerde de oldu bizim zamanımızdada oldu burda bize düşen nedir ne yapmalıyız sadece burda tartışıp kalmakmı acaba evet bilinçlenmek ilk başta gelebilir ama birde bunu pratik kısmı olmalı değilmi insanlara nasıl anlatmak gerek bu çağda 68 kuşağı bize neleri bıraktı biz ne yapıyoruz önemli olan nedir
elbette balta kardeş bizimde az yada çok gençlik üstünde oynanan oyunlardan haberimiz var asimile çalışmaları halen şuandada devam etmekte ve bunu farkındayım denizlerde de oldu bizim zamanımızdada oldu burda bize düşen nedir ne yapmalıyız sadece burda tartışıp kalmakmı acaba evet bilinçlenmek ilk başta gelebilir ama birde bunu pratik kısmı olmalı değilmi insanlara nasıl anlatmak gerek bu çağda 68 kuşağı bize neleri bıraktı biz ne yapıyoruz önemli olan nedir
Eskiden Dev-Genç vardı şimdi Sev-genç. Gençliğin apolitikleştirme çabaları sanırım çıkış noktası olup gençlisin bu üzerindeki karabulutu kaldırmak zaten kendi içindeki pratiği hayata geçirecektir. Kısaca Ama konumuz bu eksende olsa inan bu konuda söylenecek çok şey var.
Denizler Dev-gençi temsil ediyorlardı
Bizler Sev-Geenci temsil ediyoruz (maalesef)
İşte bu yoz kültüre dur demekle başlayabiliriz. Kahrolsun demeklede kimse kahrolmuyor bizden başka........
"Gençtiler,Yakışıklıydılar,Yürekliydiler
Ama gittikleri yol yanlıştı"
Peki dedim sen burda Denizi görüyormusun
Çok haklısın sevgili can bende burda Deniz i göremiyorum! Resim çalışmalarını görmek isterim.Pc ye aktardığın resimler varmı Deniz lerle ilgili ?
Veya başka çalışmalar ?
Çok haklısın sevgili can bende burda Deniz i göremiyorum! Resim çalışmalarını görmek isterim.Pc ye aktardığın resimler varmı Deniz lerle ilgili ?
Veya başka çalışmalar ?
Aktardığım yok ama aktarabilirim. Tuvaller büyük o nedenle scan etmem zor resim olarakta güzel çıkmıyor ama istersen karakalem çalışmalarını yapabilirim. Maille gönderebilirim. Sanat severleri görmek güzel
kanagladi 06.04.2006, 11:37 http://rapidshare.de/files/2654944/DENIZLERIN_TURKUSU.mp3.html AL YOLDAŞ BUNU KESİN DİNLEMELİSİN BEN YENİ ÜYE OLDUM SAMİMİYETİM YANLIŞ ANLAMAYIN SAKIN ZATEN HEPİMİZ AYNI TOPLUMUN İNSANLARIYIZ HADİ HER KESE SEVGİLER KENDİNİZE MUKAYYET OLUN
Serkan_Devrim 06.04.2006, 12:55 http://rapidshare.de/files/2654944/DENIZLERIN_TURKUSU.mp3.html AL YOLDAŞ BUNU KESİN DİNLEMELİSİN BEN YENİ ÜYE OLDUM SAMİMİYETİM YANLIŞ ANLAMAYIN SAKIN ZATEN HEPİMİZ AYNI TOPLUMUN İNSANLARIYIZ HADİ HER KESE SEVGİLER KENDİNİZE MUKAYYET OLUNbüyük harflerle yazmayınız. forum kurallarına aykırıdır.
Ben kendimi bildim bileli Deniz Gezmiş sevgisyle büyüdüm.Dar Ağacacında Üç Fidan kitabını okudum ilk olarak çok duygulanmıştım.Sevgili canlar onlarla ilgili okuduğunuz kitap,türkü vs. bir bilgi varsa benimle paylaşırsanız sevinirim ayrıca yorumlarınız ve düşünceleriniz benim için önemlidir.
gülünün solduğu akşamıda oku canım ilgini çekebilir. sadece deniz gezmiş yusuf arslan hüseyin inandan bahsetmiyor daha geniş kapsamlı belkide hiç duymadığın bilmediğin insanları tanıycaksın
bende en son deniz adlı kitabı okudum ondan herşey ver
Denizler bir cana kıyamayacak kadar güzel insanlardı.Benim için en güzel anı ise mezarlarını ziyaret etmek oldu.
kanagladi 10.05.2006, 13:43 canlar size bi site veremde güzel bi site orda çok şey yazıyor deniz gezmiş yusuf arlsan hüseyin inan ve mahir çayanla ilgili nerdeyse her şey var bi gözatın isterseniz sağlıcakla kalın denizgezmis.tr.cx/:mahsum
asivemavi25 11.05.2006, 14:05 Göğsüm Kabarıyor Yüreğim Yanıyor Olmasaydı sonumuz böyle..
Deniz Gezmiş'in idamı
Herkese, bütün devrimcilere selam..
..."Avukatları Halit çelenk ve Mükerrem Erdogan odaya girdiklerinde Deniz'in yüzü aydınlandı.Gülümsedi onlara: -Hoşdelginiz, dedi ..iyiki geldiniz...Filtreli sigara içiyordu Deniz.-""ikigün öncesine kadar, birinci sigarasi içiyorduk.Sonuç belli olunca, hiç degilse iki gün ,filtreli içelim dedik." Deniz'in bulundugu oda kalabalıktı.Çok sayıda subay vardı.Gardiyanlar,Ankara emniyet müdürü,Savcı, infaz savcısı, polis şefleri...Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, ve Hüseyin inan hakında ölüm cezası veren Ankara Bölgesi Sıkıyönetim 1 Numaralı Askeri Mahkemesi'nin Başkanı Tuggeneral Ali Elverdi oradaydı.Merkez Komutanı general Tevfik Türüng de hazırdı...Deniz'e bakıyorlardı.inceden inceye inceliyorlardı... Deniz'de onlara bakıyordu...infaz savcısı Topal Sami'ye seslendi Deniz: -"Ellerimi çözün,babama mektup yazmak istiyorum". Subay, sivil görevliler bakıştılar.Infaz savcısı Sami Ugur -"Sen söyle Deniz", "yazarlar..." Ellerini çözmediler..Bir daktilo getirildi...Deniz daragacına bakarak,düşünüp sözcükleri tek tek seçerek mektubu yazdırmaya başladı.. Deniz mektubunu, yüksek sesle yazdırıken oradaki kalabalıktan çıt çıkmıyordu.Bitirdi söyleyeceklerini.Yeniden infaz savcısı Sami Ugur'a döndü: -"Mektubu babama veririsiniz, degilmi ?" -"Tabii Deniz..Bundan şüphen olmasın..." Savcı denize dogru egilerek -"Nasılsın Deniz ?" Dedi.-"Iyiyim...Mutluyum.çok rahatım.."yanıtını verdi Deniz. -"Bizden bir istegin varmı ?" -"Var, Yusuf ve Hüseyini görmek istiyorum.Gitmeden önce, arkadaşlarımla vedalaşmak istiyorum." (...) Az sonra cezaevinin koridorlarinda, zincirin betona degip sürüklenirken çıkardıgı sesler duyuldu.Yusuf Geliyordu. Yusuf odanın kapısına geldiginde Deniz ayaga kalktı.Gülerek karşıladı arkadaşını.. Elleri arkadan kelepçeliydi ikisininde. Idam hükümlüsü iki yoldaşın son buluşması bir hüzün yumagıydı.Gögüs güguse, yanak yanaga bir süre öylece kaldılar.Gülümsüyordu ikiside.Birbirlerine birşeyler fısıldadılar.
Güldüler..Gülerek bakıştıar.Gülererk ayrıldılar: -"Güle güle Yusuf".-"Güle güle Deniz". Yusuf'u odadan çıkardılar. Az sonra , pranga zincirinin betona degmesiyle çıkan yeni sesler duyuldu. Giderek yaklaştı.odaya girdi. Gelen Hüseyin'di.Onunda elleri arkadan kelepçeli, ayak bilekleri prangalıydı. Boyunlarıyla birbirine sarılmaya çalıştılar. Birbirini yanaklarin´dan öptüler. Ve gülerek biribirine,"Güle güle "dediler. .... Deniz'i ayaga kaldırdilar.Ceplerini boşalttılar. -Deniz "Parkam nerede ?"diye sordu .-Burada dedi biri.-"Onu babama verin". Infaz savcısı, mahkemenin ölüm cezasına ilişkin kararını okudu.Savcı sordu _Bu karar sana mı ait ? -"sizi tanımıyorum..."Deniz,savcının sorusu üzerine, son kez direndi.Başı yukarıya kalkıktı.Gözleri kısildı. -"BU KARARI REDDEDIYORUM. KABUL ETMIYORUM."Savcı mahkemece verilen kararın, askeri yargıtayca onandıgını söylelemekle yetindi. infaz savcısının işareti üzerine, masanın üstünde duran gazete kagıtından paket açıldı. Içinden beyaz patiskadan yapılma kolsuz, uzun bir gümlek çıktı. Gömlegi Deniz'in başına geçirdiler.
Deniz'in ayagındaki botların bagı çözüktü.Buyruk veren bir sesle -"Bagları baglayın"dedi. Sonra daragacına giderken tanıklık yapmaları için bulunmalarını istedigi avukatlara dönerek -"Cezaevinden yangından mal kaçırırcasına, kaptılar bizi.Postallarımın bagını baglamaya bile zaman bulamadım.bari şimdi baglasınlar. Asıldıgımda, postallarım ayagımdan düşsün istemiyorum.." bir gürevli Deniz'in ayakkabıarının baglarını bagladı. -Infaz savcısı -Hadi Deniz dedi. Avukatlarına baktı -"Hosça kalin, herkese bütün devrimcilere selam..." Yürüdü.. iki yanında birer gardiyan vardı.Gardiyanlar kolunu tuttular.Birakın diye bagırdı."birakın kendim giderim ". Koridorlari geçti :Arkasından 20-30 kişi yürüyordu.Deniz, avluya çıktı.Duvar dibine kurulmus ve hafif aydınlatılmış daragacına dogru yürüdü. Masaya oradanda, duraklamadan tabureye çıktı.Başıni öne uzatarak ilmigi kendi boynuna geçirmek istedi Başaramadı. .Masanın başında bekleyen cellat ilmigi iki eliyle çekti, genişleti.Deniz'in boynuna geçirdi."-Yaşasın tam bagımsiz Türkiye, yaşasın..halklar, yaşasın isçiler, köylüler..kahrolsun emperyalizm."Ali Elverdi çek diye bagırdi. Cellat öne atıldı.. tabureyi çekti..
Saat 01.25'tir..
jacksparow 14.05.2006, 14:50 böyle bi konu açtıgın için seni kutluyorum canan bi sivaslı olarak senle gurur duydum bende dar agacında üç fidan kitabını okudum okurken agladım hatta yanlız bence onların bu emekleri boşa gitmemeli onların baslattıgı bu devrimi desteklememiz lazım
THKO nun diger kanadı Sinan Cemgil i hakkında da bilgi edinmenizi tavsiye ederim
Erdal ÖZ, "Gülünün Solduğu Akşam" kitabını okumuş orada
tanımıştım, duygulanmıştım.
Sonra zamanla anladım niçin idam edildiklerini,
Menderes'in intikamı için, kırılmıştı kalemleri.....!
yıllar sonra tv'ye çıkıp o çocuklar idam edilmemeliydiler diyebiliyordu zamanın yetkilileri....
hatırlandıkları her zaman, birileri hep utanacaklardır......
onun için unutmayalım, unutturmayalım.
Deniz´leri asan ellerle Sivas´lari dumana bogan eller kirilmadan demokrasi bu ülkeye asla gelmeyececektir.
Deniz´leri asan ellerle Sivas´lari dumana bogan eller kirilmadan demokrasi bu ülkeye asla gelmeyececektir.
Teşekkürler ...Çok haklısınız...:36_1_55: :36_1_55: :36_1_55:
Teşekkürler ...Çok haklısınız...:36_1_55: :36_1_55: :36_1_55:
Duyarliginiz icin ben tesekür ederim.
Sevgilileri mezarliklarda bulusturan hainler.
Karanliklarimiz uzun sürmeyecektir.
bu eller kırılmalı doğru ama oturarak bu yapılmıyor bişey yapmalı bişeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeyyyyy
siz oturanlardan miydiniz? kusura bakmayin.
Böyle sorulari hep oturanlar sorarda.
saygilar
haklısın hep oturanlar sorar ve hep oturuyoruz. mitinklere gitmekten bir kaç yazı yazıp slogan atmaktan , tiyatrolara katılıp oynamaktan başka ne yapabiliyorumki :(
Eger tiyatrolara katilabiliyorsaniz, binlerce insandan daha fazla ve en iyi katilimi siz yapiyrsunuz demektir.
Tebrikler.
Sanata uzak kalan halklarin demokrasi mücadelesinden ne anladiklari tartisma dahi yapilamaz.
benim yaptığım yeterli değil. yeterli olan mücadele devrimi getirir ama ben getiremedim
Sizin gibi sanatin her dalinda binlerce düsünen yaratici insana gerek oldugu gibi, egitimli onbinlere gerek var.
Bu ille de al silahi cik sokaga anlaminda bir devrim degil, tam anlamiyla kafa ve kültür devrimi olmali?
saygilar.
bize zaten bu yakışır. onlardan farkımız okumuş, kültürlü ve bilgili olmamızdır. zaten onlarda gerçekleri bilseler bizden olurlar
Denziler gibi düşünüp haklsızlıklara boyun eğmeyip sesinizi yükseltiyorsanız ,onları anıp onlar gibi çalışıyorsanız , haksızlıklar karşısında mücadele veriyorsanız birşeyler yapıyorsunuzdur...:)
helal olsun sana be :)
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
onlar gibi çalışmayan onlar gibi olamaz
maviel34 16.05.2006, 22:00 selamlar!herkesin görüşüne saygı duyuyorum.ama ben bu konuda farklı düşünüyorum;devrimci illegal örgüt yada parti liderlerinin idol olarak gösterilmesine şiddetle karşıyım!halktan yana olmak haktan yana olmak tabiki zorunlu,bu amaç uğruna canından vazgeçenleri saygıyla anmalı cesaretinide fedakarlığınıda takdir etmeli ama bu kadar daha ötesi yanlış oluyor.tuttukları yolun yanlışlığını tartışmaya gerek yok artık;halktan kopuk söylem halktan kopuk eylem sonunda kaybettiğimiz milyonlarca insan evet evet milyonlar bu rakam hiç abartı değil yazık ki!bilinçli bilinçsiz herkes örgüt üyesi kavganın içinde öğrenirler..kavganın içinde öğrenilmemiş ama öğrenilemiyor halen ölünüyor sadece..arkada gözü yaşlı acılı sevenleri..aileleri dahi bilmiyorlar niye öldürüldüklerini o kadar halktan kopuk bir hareket tarzı yazık ama o gençlere..sabırla önce kendimizi sonra halkı eğitmeye aydınlatmaya çalışmalıyız başka yol yok.hele terör filistin hiç yok.bide komik bir durum var devrimciler aleviliğe sadece hoşgörüyle bakarlar o kadar inançsızdırlar yani ama cem evinden kaldırırlar cenazelerini iş yerimde zor durumda kalıyorum bu durumu izahta.hani siz müslümandınız niye komünistler sizin mabetlerden kaldırılıyor diyorlar?demekki ölürken şehadet getirdi tövbe ettiki diyorum.atatürk yeter idol olarak bence.iyi incelenmeli hareket tarzı nutuk iyi okunmalı yalnızlığı anlaşılmalı o zor koşullarda kararlılığı iyi anlaşılmalı her alanda eşsiz bir örnek!dehasının yanına daha yaklaşan olmadı.sağlıcakla kalın..
yazık o gençlere doğru. o zaman o gençlere yardım etmeli, çabalarını boşa götürmemeli. hem o gençlerin kimsenin acımasına ihtiyaçları yok
bizim deniz
en uzun koşuyşa elbet türkiye'de de devrim.
o, onun en güzel yüz metresini koştu
en sekmez lüverin namlusundan fırlayarak..
en hızlısıydı hepimizin,
en önce göğüsledi ipi...
acıyorsam sana anam avradım olsun,
ama aşkolsun sana çocuk, aşk olsun!
can yücel
sanırım bu şiir benim için denizleri tarif edecek kadar büyük...
ayrıca "bizim 68" (Aydın Çubukçu) denizler ile ilgili okuduğum ve bir çoğunuzunda okuduğu kitaplara ek olarak önerebilirim...
iyi okumalar
selamlar!herkesin görüşüne saygı duyuyorum.ama ben bu konuda farklı düşünüyorum;devrimci illegal örgüt yada parti liderlerinin idol olarak gösterilmesine şiddetle karşıyım!halktan yana olmak haktan yana olmak tabiki zorunlu,bu amaç uğruna canından vazgeçenleri saygıyla anmalı cesaretinide fedakarlığınıda takdir etmeli ama bu kadar daha ötesi yanlış oluyor.tuttukları yolun yanlışlığını tartışmaya gerek yok artık;halktan kopuk söylem halktan kopuk eylem sonunda kaybettiğimiz milyonlarca insan evet evet milyonlar bu rakam hiç abartı değil yazık ki!bilinçli bilinçsiz herkes örgüt üyesi kavganın içinde öğrenirler..kavganın içinde öğrenilmemiş ama öğrenilemiyor halen ölünüyor sadece..arkada gözü yaşlı acılı sevenleri..aileleri dahi bilmiyorlar niye öldürüldüklerini o kadar halktan kopuk bir hareket tarzı yazık ama o gençlere..sabırla önce kendimizi sonra halkı eğitmeye aydınlatmaya çalışmalıyız başka yol yok.hele terör filistin hiç yok.bide komik bir durum var devrimciler aleviliğe sadece hoşgörüyle bakarlar o kadar inançsızdırlar yani ama cem evinden kaldırırlar cenazelerini iş yerimde zor durumda kalıyorum bu durumu izahta.hani siz müslümandınız niye komünistler sizin mabetlerden kaldırılıyor diyorlar?demekki ölürken şehadet getirdi tövbe ettiki diyorum.atatürk yeter idol olarak bence.iyi incelenmeli hareket tarzı nutuk iyi okunmalı yalnızlığı anlaşılmalı o zor koşullarda kararlılığı iyi anlaşılmalı her alanda eşsiz bir örnek!dehasının yanına daha yaklaşan olmadı.sağlıcakla kalın..
Düşüncelerinize saygı duyuyorum fakat Atatürk ten önce kendimize idol olarak seçtiğimiz falan da yok.Onun sevgisi ve saygısı ayrıdır kalbimizde sizin bunu anlamanızı ve saygı göstermenizi bekleriz...Teşekkürler
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
bizim deniz
en uzun koşuyşa elbet türkiye'de de devrim.
o, onun en güzel yüz metresini koştu
en sekmez lüverin namlusundan fırlayarak..
en hızlısıydı hepimizin,
en önce göğüsledi ipi...
acıyorsam sana anam avradım olsun,
ama aşkolsun sana çocuk, aşk olsun!
can yücel
sanırım bu şiir benim için denizleri tarif edecek kadar büyük...
ayrıca "bizim 68" (Aydın Çubukçu) denizler ile ilgili okuduğum ve bir çoğunuzunda okuduğu kitaplara ek olarak önerebilirim...
iyi okumalar
Teşekkürler şiir gerçekten güzeldi.Yorumlarınız için saolun
ne demek güzel arkadaşım...
denizler bizim geleceğimiz için kendilerini feda etti...
burda onların önünde ve birçok vatanı için can veren insanların önünde sizin sayenizde bir kez daha saygı ile eğildik çokmu?
asıl ben teşekkür ederim...
ama gerçekten güzel. ve haklısın onalr bizim için can verdi biz onlar için iki slogan atmışız çokmu
ama gerçekten güzel. ve haklısın onalr bizim için can verdi biz onlar için iki slogan atmışız çokmu
:) Ya ne tatlısın kardeşim sen yüzümde tebessüm oldu..saol
sanırım bütün sorun bu...
sadece slogan atmak değil de
onların istediği dünyayı algılamak gerekiyor...
bence bunu deneyelim, bu denizleri layıkı ile anmamızı sağlar...
hala mayıs ayı bitmedi...
yok canım sende cana o kadar da talı değilim sadece baklava gibiyim şerbetim dökülmeyince bişeye benzemem :)
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
sanırım bütün sorun bu...
sadece slogan atmak değil de
onların istediği dünyayı algılamak gerekiyor...
bence bunu deneyelim, bu denizleri layıkı ile anmamızı sağlar...
hala mayıs ayı bitmedi...
mayıslar hiç bitmez direnişte. yeterki yüreklerimiz sürgün olmasın
teşekkürler arkadaşlar bunu benle paylaştığınız ve onları yaşattığınız için saolun:)
ayçeidilerkmen 18.05.2006, 09:58 maviel34 üzüldüm ötesi yok çok kızgınım...yazdıklarına cevap bile yazamıyorum...imzam yeter heralde..
zeynel_can 21.05.2006, 22:16 Denizlerin boynuna geçirilen ip
Denizleri bir kez astıysa
milyon kez cellatlarını asmıştır
belki de..
Denizler için kırılan kalem
bir kez kırıldıysa Denizler için
milyon kez kıranların kalbine saplanmıştır
belki de..
Denizler için verilen karar
bir kez onandıysa Yargıtayda
milyon kez bozulmuştur halkın vicdanında
belki de..
Bilmez misiniz usanmadan dolduğunu denizlerin
dağlarımdan kopup gelen asi ırmaklarla
uslanmadan...
Devrim davası bu ülkede onlar gibi yiğit, fedakar ve adanmış devrimcilerin
omuzları üzerinde büyüdü, bugünlere ulaştı!..
Devrim davası bu ülkede onlar gibi yiğit, fedakar ve adanmış devrimcilerin
omuzları üzerinde büyüdü, bugünlere ulaştı!..
Yüreğine sağlık bu duyguları bizlerle paylaştınız için...
gizemli7575 22.05.2006, 00:39 Ben kendimi bildim bileli Deniz Gezmiş sevgisyle büyüdüm.Dar Ağacacında Üç Fidan kitabını okudum ilk olarak çok duygulanmıştım.Sevgili canlar onlarla ilgili okuduğunuz kitap,türkü vs. bir bilgi varsa benimle paylaşırsanız sevinirim ayrıca yorumlarınız ve düşünceleriniz benim için önemlidir.
darağacında üç fidan'ı bende okudum, hatta okurken öyle etkilendimki işe giderken metroda gözyaşlarıma hakim olamadım.
bide belki duymuşsunuzdur ibrahim kaypakkaya, oda çok güzel bi kıtap.
darağacında üç fidan'ı bende okudum, hatta okurken öyle etkilendimki işe giderken metroda gözyaşlarıma hakim olamadım.
bide belki duymuşsunuzdur ibrahim kaypakkaya, oda çok güzel bi kıtap.
teşekkür ederim canım duygularını paylaştığın için saol... Bu söylediğin kitabı duymadım ama en kızsa zamanda edinicem teşekkürler...:)
berximin 22.05.2006, 00:46 "İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir.”
ismi yüreği yaşamıyla bugünlerimize ışık tutmuş güzel insanı sonsuz sewgi we saygıyla anıyorum..
"İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir.”
ismi yüreği yaşamıyla bugünlerimize ışık tutmuş güzel insanı sonsuz sewgi we saygıyla anıyorum..
Yüreğine sağlık çok güzel paylaştığın için saol...
gizemli7575 22.05.2006, 01:02 teşekkür ederim canım duygularını paylaştığın için saol... Bu söylediğin kitabı duymadım ama en kızsa zamanda edinicem teşekkürler...:)
rica ederim, asıl bu konularda duyarlılığınız için ben teşekür ederim. enazından ortak bi düşüncemiz olduğunu gördüm.
kanagladi 22.05.2006, 19:23 yoldaş bence HOŞÇAKAL YARINI mutlaka izle tavsiye ederim bide kitap tavsiye edeceğim kitabın adı : DENİZ yazarı :TURHAN FEYİZOĞLU mutlaka oku bu kitabı filmide kesin izle BERHAN ŞİMŞEK orda rol yapmamış resmen yaşamış sağlıcakla kal
zeynel_can 22.05.2006, 19:36 Her son Bir başlangıçtır.
Deniz gezmiş , Hüseyin inan , ve yusuf aslan onlar kimileri için terorist kimileri için dinsiz imansız olarak tanıtıldılar
K A H R O L S U N özgür düşünceye karşı çıkanlar
bu ulkede gercekten mustafa kemale sahip cıkanlar varsa onlarda sizleriz
6 Mayıs 1972 sabahıydı... Gökyüzü bulutluydu. Ankara'ya yağmur yağıyordu. Bulut kümeleri arasından yer yer güneş ışınları süzülüyordu. Yaşar Kemal'in deyimiyle "sarı bir yağmur" yağıyordu... Sabahki haber bültenini dinlemeyenler, gazete satıcılarının önünde öbek öbektiler... Başlıklara bakıp ağlayanlar vardı. Üç kişi daha ağlıyordu... Ankara'nın Karşıyaka mezarlığında... Üç gencin babalarıydı bunlar... Buruk yürek ve titrek elleriyle kefenleri araladılar son kez. Sırayla oğullarını öptüler. Yanaklarından süzülen yaşlar, ölü canların alınlarına, yüzlerine damladı...
Baba yüreğini üçüne eşit dağıttılar. Aynı duygularla kucakladılar. Üç ölü bedeni... Mezara indirdiler... Öğleye doğru Ankara'nın Kızılay Meydanı'ndaki çiçekçide, bir genç kızın koluna iki polis girdi. Genç kız, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın mezarına kır çiçeği almaktan sanıktı... Ve genç kız, asılmışlar için ağlama suçunu işlemekten gözaltına alındı.
Onlar için darağacındaki fidanlar dendi, masum gençlerdi dendi. "Pal Sokağı Çocukları"na benzetenler oldu. Hiç kimseyi öldürmemiş olmaları ön plana çıkarıldı. Kimileri de lanetle andı onları. Ancak hiç bir biçimde önemleri yadsınamadı. Ölüm tehdidinden korkmayan, darağacını gericiliğin yargılandığı bir kürsüye dönüştüren tavırları unutulmadı. Onlar devrimci oldukları için asılmışlardı... Sonraki yıllarda yüzlerce, binlerce kez tekrarlanacak infazlardan biriydi ölümleri... Bugün de her devrimcinin kalbinde, parkasıyla, kavruk bakışlarıyla bir suret yaşıyorsa, bu, onların kazandıklarının kanıtıdır.
Ahmet Kahraman ustanın kaleminden sözümona yargılama süreci gözler önüne seriliyor. Politikacının iki yüzlülüğünü, intikamcılıklarını ibretle okuyacak, bir döneme hakim olma kaygıları belgeleriyle izleyeceksiniz...
Evet bir defa ölenler kalplerde yaşamaya devam ediyorlar... Ya asanlar...
yoldaş bence HOŞÇAKAL YARINI mutlaka izle tavsiye ederim bide kitap tavsiye edeceğim kitabın adı : DENİZ yazarı :TURHAN FEYİZOĞLU mutlaka oku bu kitabı filmide kesin izle BERHAN ŞİMŞEK orda rol yapmamış resmen yaşamış sağlıcakla kal
Önerileriniz için teşekkür ederim ...saygılar
babaris Her son Bir başlangıçtır.
Deniz gezmiş , Hüseyin inan , ve yusuf aslan onlar kimileri için terorist kimileri için dinsiz imansız olarak tanıtıldılar
K A H R O L S U N özgür düşünceye karşı çıkanlar
bu ulkede gercekten mustafa kemale sahip cıkanlar varsa onlarda sizleriz
Elinize sağlık bizimle paylaştığınız için...
bu ulkede gercekten mustafa kemale sahip cıkanlar varsa onlarda sizleriz
Konu için bir çok mesaj dikkatimi çekti. Nedense sizinki denk geldi. Yorum yapan arkadaşlarımın profiline Alevi olup olmadığına bakarım. Bunu yapmamın nedeni o arkadaşımızın, forum kuralları gereğimi yoksa sahiden kimliğini taşıyan birimi olduğu içindir.
Söylemler oldukça garip geliyo. Örneğin Kemalizm, Alevilik.....Mustafa Kemale sahip çıkmakla, Aleviliği nasıl değerlendiriyorsunuz? Kemalizmin neresindesiniz? Mesala size desemki Mustafa Kemal Osmanlıdan çok daha katı bir Şeriat sistemi getirmiştir bana delimi dersiniz? :) Mesala desim ki Mustafa Kemal şu kadar Aleviyi katletmiştir bana Zır delimi dersiniz? :)
Politik bir yapım yok içimden gelenleri yazdım. Kemalizme devam....
Saygılarımla....:)
Konu için bir çok mesaj dikkatimi çekti. Nedense sizinki denk geldi. Yorum yapan arkadaşlarımın profiline Alevi olup olmadığına bakarım. Bunu yapmamın nedeni o arkadaşımızın, forum kuralları gereğimi yoksa sahiden kimliğini taşıyan birimi olduğu içindir.
Sayın Zahir yukarıda alıntı yaptığınız satır babarış adlı üyenin yazdığı satırın alıntısıdır..Neyse benim Aleviliğimle ilgili şüphenizmi var önce bunu algılayamadım ???? Art forum kuralları gereği diye birşey yok çok saçma bence... Gururla söylüyorum ALEVİYİM . Bu konuyu açıklarsanız şüphenizi sevinirim...
Söylemler oldukça garip geliyo. Örneğin Kemalizm, Alevilik.....Mustafa Kemale sahip çıkmakla, Aleviliği nasıl değerlendiriyorsunuz? Kemalizmin neresindesiniz? Mesala size desemki Mustafa Kemal Osmanlıdan çok daha katı bir Şeriat sistemi getirmiştir bana delimi dersiniz? :) Mesala desim ki Mustafa Kemal şu kadar Aleviyi katletmiştir bana Zır delimi dersiniz? :)
Politik bir yapım yok içimden gelenleri yazdım. Kemalizme devam....
Saygılarımla....:)
Neden size garip geliyor ben Atatürkçü bir insanım ve Aleviyim benim düşüncem bu ...farklı düşünceler içersine girerek özümden ayrılamam..SAygı duymanızı rica ederim .... saygılar
Neden size garip geliyor ben Atatürkçü bir insanım ve Aleviyim benim düşüncem bu ...farklı düşünceler içersine girerek özümden ayrılamam..SAygı duymanızı rica ederim .... saygılar
Dikkatimi çekti derken Aleviler için kulandım bu deyimi. Sizin yorumunuz denk geldi. Söylemlerim sizin için sınırlı değildir. Tabiki saygı duyuyorum. Her kimlik gibi, Alevilerinde politik tercihleri hangi taraftan olursa olsun oldukça doğal. Sizi sizden daha iyi tanıyamam. Herkes gururla Alevi olduğunu ve Atatürkçü olduğunu söyler. Bende Gururla Mezhepsiz olduğumu ve Politik tercihim olmadığını sölerim.
Yazılmamış tarihi okurken, sizin (Alevilik) adınıza üzülüyorum. Yıllardır çektiğiniz acıları görünce politik tercihlerinizin acıları çektirenlerden yana olması açıkcası garip geliyo bana. Eksik olan ne halen çözemedim.
Saygılar...
apaluluoğlu 22.05.2006, 21:15 slm canan
Yazılmamış tarihi okurken, sizin (Alevilik) adınıza üzülüyorum. Yıllardır çektiğiniz acıları görünce politik tercihlerinizin acıları çektirenlerden yana olması açıkcası garip geliyo bana. Eksik olan ne halen çözemedim.
Saygılar...
Düşüncelerinize tabiki saygı duyuyorum ve çok ilginçki bayağı derinden araştırmacı bir yapınız var.Bravo Aleviliği Alevi olanlardan daha çok araştırıp bilgi topluyorsunuz...Ama dikkat edin lütfen doğru kaynaklardan almaya çalışın bilgileri... İnsanların düşünceleri ,inandıkları değerler normal olarak değişir.Hiç kimse aynı şeylere inanıp savunmak zorunda değildir... Siz çektiğimiz acıları görebiliyorsanız bravo size Tebrikler...
Düşüncelerinize tabiki saygı duyuyorum ve çok ilginçki bayağı derinden araştırmacı bir yapınız var.Bravo Aleviliği Alevi olanlardan daha çok araştırıp bilgi topluyorsunuz...Ama dikkat edin lütfen doğru kaynaklardan almaya çalışın bilgileri... İnsanların düşünceleri ,inandıkları değerler normal olarak değişir.Hiç kimse aynı şeylere inanıp savunmak zorunda değildir... Siz çektiğimiz acıları görebiliyorsanız bravo size Tebrikler...
Teşekkür ederim. İnanın bir Alevi tarafından takdir edilmek gururlandırdı beni. Estağfurullah ne mümkün siz benden daha iyi görüyorsunuz.
ahmet_kaya_44 25.05.2006, 14:51 selam arkadaşlar...turhan feyizoğlunun deniz için yazılmış hayatını anlatan çok süper bi kitabı var...adı bir isyancının izleri..tavsiye ederim...ayrıca deniz gezmiş'in hayatı nı hikayelemişsiniz çok güzel olmuş fakat bi yerde hata var deniz gezmiş 24 subat değil 28 şubatta doğmuştur...sevgilerle....
selam arkadaşlar...turhan feyizoğlunun deniz için yazılmış hayatını anlatan çok süper bi kitabı var...adı bir isyancının izleri..tavsiye ederim...ayrıca deniz gezmiş'in hayatı nı hikayelemişsiniz çok güzel olmuş fakat bi yerde hata var deniz gezmiş 24 subat değil 28 şubatta doğmuştur...sevgilerle....
:) Tavsiyeniz için teşekkürler can...Saygılar
Bilmem kaç mesaj olmuş bu topik için ama bunca zamandır yanlış topikte olması biraz tuhaf duruyor .
Ait olduğu alana kaydırıyorum.
Selam,
EK'li belgeyi anca böyle ekleyebildim.
Yıllarca Denizin bu fotografı Çorumda odamızın duvarında asılı idi çok güzel..
çerçeveyi kuzenim yapmıştı, fotografı ben eklemiştim.
şiir çok daha güzel...
"idam edildiklerinde mapushane duvarından havalanan beyaz güvercin çok duygulandırmıştı beni..."
Ve üç gece güvercini
Nazlı uçsun buluta, merhaba!..
Bütün sabahları bu saati
En fazla sevdiğim vakit
Son kez merhaba!..
A.Hülya ÖZZÜMRÜT
Selam,
EK'li belgeyi anca böyle ekleyebildim.
Yıllarca Denizin bu fotografı Çorumda odamızın duvarında asılı idi çok güzel..
çerçeveyi kuzenim yapmıştı, fotografı ben eklemiştim.
şiir çok daha güzel...
"idam edildiklerinde mapushane duvarından havalanan beyaz güvercin çok duygulandırmıştı beni..."
Ve üç gece güvercini
Nazlı uçsun buluta, merhaba!..
Bütün sabahları bu saati
En fazla sevdiğim vakit
Son kez merhaba!..
A.Hülya ÖZZÜMRÜT
Teşekkürler sevgili murats ellerine sağlık çok güzel bir fotoğraf. Paylaştığın için çok saol...
devran58 27.05.2006, 12:23 DeNiZ GeZMiŞ HayaTı YaŞaDıKLaRı Ve HiKaYeSi...
Doğumu : 1965'ten sonra Türkiye'de gelisen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtulus Ordusu(THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmis, 24 Subat 1947'de Ankara'nin Ayas ilçesinde dogdu. Ögretmen bir ailenin çocugu olmasi sebebiyle ilk ve ortaögrenimini çesitli kentlerde, liseyi Istanbul'da okudu.
Ceza yılları : 2 Mayis'a kadar tutuklu kalan Gezmis, 30 Mayis'ta 6.Filo'yu protesto ettigi için yargilandi ve beraat etti. Ögrenci eylemleri içinde etkinligi giderek artan Deniz Gezmis, 12 Haziran 1968'de Istanbul Üniversitesi'nin isgal edilmesinde önderlik etti. Isgal Konseyi adina IÜ Senatosu ile Baltalimani'nda yapilan görüsmelere katilan ögrenci heyetinin içinde yer aldi; ögrenci haklarinin elde edilip isgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. Isgalden kisa bir süre sonra Istanbula gelen 6.Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmis, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayi tutuklandi ve 20 Eylül'de serbest birakildi. TIP içinde yogunlasarak, ayriliklara ve tartismalara yolaçan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim(MDD) görüsünü benimseyen Deniz Gezmis, bu görüsün özellikle devrimci ögrenciler arasinda yayilmasinda etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte oldugu Cihan Alptekin, Mustafa Ilker Gürkan, Mustafa Lütfi Kiyici, Cevat Ercisli, M.Mehdi Bespinar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Ögrenci Birligi(DÖB)'ni kurdu. 1 Kasim 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün baslattigi Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüsü'nü düzenledi. Ardindan 28 Kasim 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelisi sirasinda Yesilköy Havaalani'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandi ve bir süre sonra serbest birakildi. Istanbul Üniversitesi'nde sagci güçlerin 16 Mart'ta girismis oldugu hareketlere ögrenci kitlesiyle birlikte karsi koyan Gezmis , bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yatti. Ardindan 31 Mayis 1969'da IÜ Hukuk Fakültesi ögrencilerinin, reform tasarisinin gerçeklesmemesini protesto için giristikleri isgale önderlik etti. Üniversitenin kapatilip, polise teslim edilmesi nedeniyle çikan çatismalarda yaralandi. Hakkinda giyabi tutuklama karari olmasina ragmen hastaneden kaçan Gezmis, Haziran'in sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladigi 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayi'na kendisi gibi haklarinda tutuklama karari olan FKF Genel Baskani Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programi gönderdi
Üniversite yılları : 1966'da Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine giren Gezmis, henüz lise ögrencisiyken sol düsünceyle tanisti ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965'te Türkiye Isçi Partisi(TIP)'nin Üsküdar ilçesine üye oldu. Ilk kez 31 Agustos 1966'da Ankara'dan Istanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik isçilerinin Taksim Aniti'na çelenk koymalari sirasinda isçileri destekleyen ve Türk-Is yöneticilerini protesto eden gösteri sirasinda gözaltina alindi. Ardindan 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talabe Federasyonu(TMTF) binasinin yedd-i emine verilmesi sirasinda çikan olaylarda yakalandi ve bir gün sonra iki arkadasiyla çikarildigi mahkeme tarafindan serbest birakildi. 22 Kasim 1967'de ögrenci örgütlerinin düzenledigi Kibris Mitingi sirasinda Asik Ihsani ile birlikte ABD bayragini yaktiklari gerekçesi ile gözaltina alinip daha sonra serbest birakilan Deniz Gezmis, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okudugu arkadaslariyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de IÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantisinda konusma yapan Devlet Bakani Seyfi Öztürk'ü protesto ettigi için tutuklandi.
Filistin ve idam : 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde oldugu sirada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmis, 25 Kasim'da serbest birakildi. Ancak Yildiz Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoglu'nun sagcilar tarafindan öldürülmesinden sonra okulda yapilan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfegin Gezmis'e ait oldugu öne sürülerek hakkinda yeniden tutuklama karari alindi. 20 Aralik 1969'da yakalanan Gezmis, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldi. Bundan sonra ögrenci eylemlerinden uzaklasarak, mücadelesini degisik alanlarda sürdürmeyi planladi. Sinan Cemgil ve Hüseyin Inan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adina Ankara Is Bankasi Emek Subesi'nin soygununu gerçeklestirenler arasinda yeraldi. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçirilmasi eyleminde de bulunan Gezmis, erlerin serbest birakilmasindan sonra Sivas'in Sarkisla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandi. 16 Temmuz 1971'de baslayan THKO-1 Davasi'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettigi gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasina çarptirildi. 6 Mayis 1972'de idam edildi.
ellerine sağlık arkadaşım harika bir arastırma
bende okudum bu kitapları Dar Ağacında Üç Fidan ve Gülün Solduğu Akşam beni en cok etkileyen Deniz Gezmiş in yazdıgı mektup oldu
ayçeidilerkmen 05.06.2006, 18:36 teşekkür edemeden uzaklaştırılmışşın :)arkadaşlar 1ve 2 sayfalarda bu konu hakkında güzel bilgiler var ..
cagdascetin 11.06.2006, 05:34 arkadaşlar deniz gezmiş in hayatını anlatan Hoşçakal Yarın diye bir film var bulabilirseniz o filmi tavsiye ederim deniz gezmiş rolünde Berhan Şimşek Yusuf Aslan rolündede Mazlum Çimen oynuyo Film seyretmeye sevenler için çok güzel bi film bunun yanında sizlerinde dediği gibi darağacında üç fidan diye bi kitap var ama filminde o döneme ait herşeye başlatan 6. Filodanda alıntılar var.Filmi, bulabilirseniz tavsiye ederim.izledinizmi bilmiyorum ama deniz gezmiş in doğum gününde de alevi kanallarında Deniz Gezmiş in Hayatını anlatan bir belgesel vardı.
arkadaşlar deniz gezmiş in hayatını anlatan Hoşçakal Yarın diye bir film var bulabilirseniz o filmi tavsiye ederim deniz gezmiş rolünde Berhan Şimşek Yusuf Aslan rolündede Mazlum Çimen oynuyo Film seyretmeye sevenler için çok güzel bi film bunun yanında sizlerinde dediği gibi darağacında üç fidan diye bi kitap var ama filminde o döneme ait herşeye başlatan 6. Filodanda alıntılar var.Filmi, bulabilirseniz tavsiye ederim.izledinizmi bilmiyorum ama deniz gezmiş in doğum gününde de alevi kanallarında Deniz Gezmiş in Hayatını anlatan bir belgesel vardı.
Teşekkürler can verdiğin bilgiler için...Saol
25 yıllık yaşantısıyla örnek oldu. Binlerce onbinlerce ‘Deniz ‘ adı verildi doğan kız ve erkek çocuklarına. Denizler denizleri doğurdu. Okyanus oldu halkının kalbinde. Elbet bir gün bu okyanusta boğulacak, onu boğarak öldüren düşünce sahipleri.
iddianame kelle istemek için hazırlanmıştır
...DENIZ GEZMIS sorgusunda.- Evvelemirde iddianameye karşı diyeceklerim mevcuttur, iddianame kelle istemek için hazırlanmıştır. Yapılan tahliller yanlıştır, hatalıdır, değerlendirmeler keza isabetsizdir. Yalnız biz varlığımızı hiçbir karşılık beklemeden esasen Türk halkına armağan etmiş bulunmaktayız. Bu sebeple ölümden çekinmiyoruz, iddianamede yapılan değerlendirmeler başkana arz ettiğim gibi hatalıdır. 1908 tarihinden itibaren yapılan gelişme, isabetsiz tahlillere tabi tutulmuştur. Giriş kısmı muğlaktır. Açık değildir, bunun hangi manaya geldiğini anlayamadım, neyi kastettiği açık değildir.
Bizlerin tek özlemi tahsil sırasında bulunmamıza rağmen Türkiye'nin bağımsızlığıdır.
Eğer giriş kısmında korku, gaflet, kurnazlık ve ihtiras içinde bulunanlardan bizleri kastediyorsa, bu doğru değildir. Türkiye'de gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunanlar varsa, bunlar ancak Amerikan Emperyalizmi ile iş yapan çıkarcılardır, iddianame hukuk mantığından ari olarak hazırlanmıştır. Gelişmiş ülkelerin gençliği ile az gelişmiş ülkelerin gençliği terazinin aynı kefesine konmuştur. Ve kız-erkek ilişkileri, içki olayları, toplum baskısından uzak bir yaşama isteği gibi değerlendirmeler vardır. Bunlar doğru değildir. Bizlerin tek özlemi tahsil sırasında bulunmamıza rağmen Türkiye'nin bağımsızlığıdır. Biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen Türkiye'nin bağımsızlığını temin edemedik. Bugüne kadar da bu özlem içinde kaldık. İddianamede bir hususa daha değinmek istiyorum. 14 Mayıs 1950 tarihi Türkiye'nin döneminde yeni bir olay ve tarihi bir dönüm olarak nitelendiriliyor. Ve aynen şöyle denmektedir. Ulusun tarihinde ilk defa seçimle iktidar değişikliği oluyor. Bu tarih bize göre Amerikan Emperyalizminin Türkiye'de seçimle iktidara gelmesidir. Ve iddianame bundan sonraki kısımlarında bu hususu da belirtmektedir, îkili anlaşmalar kısmı bundan sonra yer almaktaydı ve bu hususu açıklığa kavuşturmaktadır. Türkiye'nin madenleri, petrolü 1950 tarihinden sonra Amerikalılara peşkeş çekilmiştir. Kurtuluş Savaşı'nı da yerli yerine oturtmak gerekmektedir. Biz 50 sene evvel kurtuluş savaşı vermiş bir ülkenin çocukları olarak Kurtuluş Savaşı'nın gerçek tahlilini yapmaya her zaman muktediriz. Biz yine çok iyi biliriz ki Türkiye Kurtuluş Savaşı'nı yapmak için Samsun'a çıkanlara İstanbul Örfi İdaresi'nce ve Mahkemelerince idam cezası verilmiştir.
Türkiye'nin kurtuluş ve bağımsızlık savaşından ne şekilde bağımlı hale geldiğini de belirtmek gerekmektedir
Ve yine bilmekteyiz ki Osmanlı împaratorluğu'nun yüzlerce generalinden ancak birkaç tanesi Kurtuluş Savaşı'na iştirak etmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki Kurtuluş Savaşı yapıldığı sırada İstanbul'da bulunanlar bunları yapanlara eşkıya demiştir. Türkiye'nin kurtuluş ve bağımsızlık savaşından ne şekilde bağımlı hale geldiğini de belirtmek gerekmektedir.
1922-1923 sıralarında Lozan müzakereleri sırasında İngilizler Türk Delegasyon Başkanı İsmet İnönü'ye bu hususu peşin olarak hatırlatmışlardır. Kurtuluş Savaşı aydınların yönetiminde yapılmış savaştır. Fakat bu yönetime feodal mütegalibe ve eşraf iştirak etmiştir. Bu eşraf ve mütegalibe evvela İş Bankası'na sızdı, daha sonra da 1944-1945 yıllarında Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hazırlıklarında bu tasarıya kesin cephe aldılar. Bunlar Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Demokrat Parti'yi kuran kimselerdir. Böylece 1950 tarihine gelindi ve 1950 tarihinde Amerikan emperyalizmi iktidara geldi.
Olaylar bundan sonra bildiğimiz gibi gelişti, olaylar cereyan etti, Demokrat iktidar 27 Mayıs 1960'da tarihe gömüldü. Demokrat Parti gitti, bunun gitmesi ile tellallar değişmedi. Hamam aynı, bu defa yanlış oldu, 27 Mayıs'ı kastetmiyorum, bundan sonrasını kastediyorum. Hamam aynı fakat bu defa da tellallar değişti. Amerika bu dönemde imdada yetişip, İnönü'yü düşürdü. Demirel'i iktidara getirdi. Öğrenci hareketlerine gelince, iddianamede Öğrenci hareketlerinin başlangıç tarihi 1968 olarak belirtilmektedir. Bu tarih yanlıştır. Türkiye'de öğrenci olayları 50-60 senedir eksik olmamıştır. Sultan Hamit'in Tıbbiye talebelerini Sarayburnu'ndan denize attığı tarihten itibaren öğrenci hareketleri Türkiye'de devam edegelmiştir. 1908'i hazırlayan hareketler ileriye dönük hareketlerdir. Vagonli'yi tahrip eden gençler ilerici gençlerdir.
İkinci Dünya Savaşı sırasında. Faşizme hayır diyen gençler ilerici gençlerdir. Ve 28 Nisan 1960 tarihinde özgürlük savaşı veren gençlerdir, ilerici gençlerdir. Amerikan Emperyalizmi tarafından İnönü hükümetten düşürüldüğünde protesto gösterisi yapan gençler ilerici gençlerdir. Anayasaya bağlılık mitingini de bizler yaptık. O günün mitinginde iktidarın kiralık adamlarından ve polisinden dayak yiyen de gene bizlerdik. 1968 senesine gelince üniversiteler öğrenciler tarafından işgal edildi, işgalleri gayet meşru idi ve kürsü ağaları dahi,bu işgallerin haklılığını hiçbir zaman inkar edemedi. Ve 1968'de umumi efkar ve herkes öğrenci isteklerinin kabul edileceğini beyan ediyordu, herkes bu kanaatte idi.
Aradan üç sene geçti, bu üç sene içerisinde o zamanki isteklerin tahakkuku istikametinde en ufak bir kıpırdanma olmadı. Aynı yılın Temmuz ayında Amerikan filosuna karşı gösteri yapanlardan Vedat Demircioğlu polis tarafından hunharca öldürüldü, Bundan sonra olayları sizler de biliyorsunuz, iktidarın silahlı kuvvetleri yanlış oldu. Kiralık kuvvetleri ve polisi hunharca devrimcilerin üzerine saldırdı. Yirmiye yakın devrimci. Öldürüldü. Bunların hiçbirinin katili bulunamadı. Polis karakolları işkencehane yerine getirildi. Hiçbir savcı buna karşı çıkmadı.
Bu memlekette Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz.
İddianamede bir gerçek tahrif edilmek isteniyor, bu hususu da belirtmek ve düzeltmek isterim. Fikir özgürlüğünü ve Anayasayı paravan yapanlar önceleri Atatürkçü geçinirken, onun fikir ve şahsiyetini de küçük görmeye başladılar şeklinde ve sadece Mustafa Kemal tarafını beğeniyorlardı şeklinde bir cümle mevcuttu. Bunu kesin olarak reddediyorum, asla kabul etmiyorum. Diğer yurtseverler de bunu kabul etmez, bu kasten tahfif edilmek isteniyor, gerçekler örtülmek isteniyor. Bu cümle art niyetle hazırlanmıştır. Bu memlekette Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz. Onun istiklali tam prensibi ve ideali tam yanlış zapta geçti, onun istiklali tam Türkiye idealim yalnızca biz devam ettiriyoruz, iddianamede bizim Anayasayı cebren ilgaya teşebbüs ettiğimiz ileri sürülmektedir.
Öteden beri arzetmiş olduğum gibi, bu ülkede Anayasayı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasayı ihlal edenlerse ortadadır. Anayasanın uygulanmasını isteyen gene bizleriz. Anayasayı uygulamayan yavuz kimselerse hâlâ ortadadır. Yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler. Bile bile iddia makamı bizim Anayasayı ilgaya teşebbüs ettiğimizi ileri sürmektedir.
Türkiye'nin bağımsızlığından başka hiçbir şey istemedik ve hayatımızı bu yola koyduk, varlığımızı Türkiye halkına armağan ettik. Bunun aksini iddia edenler vatan hainidir.
İddia makamı bizim vermekte olduğumuz bağımsızlık savaşına karşıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına karşı, reformlara karşıdır ve bu nedenle bizim Anayasayı ilgaya teşebbüs ettiğimizi ileri sürmektedir. Çünkü Süleyman Demirel hâlâ ortada gezmektedir. Kudreti yetiyorsa Süleyman Demirel hakkında aynı şekilde dava açsın, onlar 36 milyonluk ülkenin bütün yükünü 20 gencin üzerine yıkmaya alışmışlardır. Bizi bağımsız bir ülkenin çocukları olmaktan mahrum eden hepiniz dahil, sizlersiniz. Çünkü Amerika sizin döneminiz sırasında Türkiye'ye girdi ve hiçbiriniz sesinizi çıkarmadınız ve Demokrat Parti iktidarına 10 yıl ses çıkarmadınız, taki 38 yurtsever subay ses çıkarana kadar ve onları devirene kadar.
Ve bugün aynı savcılar bu şahıslar hakkında da idam karan istemektedir. Süleyman Demirel'in Anayasayı ihlaline ve despotizmine ve ülkeyi Amerika'ya satmasına ses çıkarılmadı. Ve meydanlarda bunlara karşı bizler dövüşmek mecburiyetinde kaldık, bizler kurşunlandık. Ve sonunda idam isteği ile buraya getirildik, dediğim gibi Türkiye'yi bu hale getiren eski yöneticilerin bütün suçlan bize yüklenmek istenmektedir. Bütün eski idarecilerin suçu bize yükletilmek istenmektedir. Türkiye'nin bağımsızlığından başka hiçbir şey istemedik ve hayatımızı bu yola koyduk, varlığımızı Türkiye halkına armağan ettik. Bunun aksini iddia edenler vatan hainidir.
12 Mart muhtırası muvaffak olmasaydı, bizi itham eden makam onları da aynı şekilde itham ederdi, buna da kanaatim tamdır. 12 Mart muhtırası Anayasanın uygulanmadığını iddia etmektedir. Ve Parlamentoyu açıkça suçlamaktadır. Biz stratejik olarak düşüncelerimizi hiçbir zaman saklamayız. Hangi şartlar altında olursak olalım bunu açıkça söyleriz. Düşüncelerimizi mezara kadar götürürüz. Nasıl burada namluların ve dipçiklerin gölgesi altında konuşuyorsak, düşüncelerimizi her zaman açıkça ifade ederiz.
Bizim Anayasayı ilgaya teşebbüs gibi bir kastımız bulunsaydı bunu da burada açıkça söylemekten çekinmezdik. Meclisi ıskat amacı gütmüş olsaydık, bunu da söylerdik, hatta gider Meclise de bombayı koyardık. Böyle bir amacımız olsaydı, bunu söylerdik ve yapardık. Daha evvelce de belirtmiş olduğum gibi bizim böyle bir amacımız yoktur, tek yazılı belgede, bildiride bu husus açıkça ortaya konmuştur. Orada açıkça da anlatıldığı gibi bizim düşmanlarımız Amerikan emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçileridir. Yine bildiride açıkladığımız gibi yerli işbirlikçiler, hain patronlar yani emperyalizmle işbirliği yapan .patronlar feodal mütegalibe yani bezirganlar, tefeciler, toprak ağaları ve diğer işbirlikçileri ve bizim bütün eylemlerimiz bu hedefe yönelmiş bulunmaktadır. Bunun dışında başka bir hedefimiz yoktur. Eylemlerimiz de savcının iddianamesini yalanlamaktadır.
Olaylara gelince biz, (çizildi) Ersin Bağtır isimli talebeyi dövdüğümüz iddiası kesinlikle doğru değildir. Bu isnadı kesin olarak kabul etmiyorum, doğru değildir. Vuku bulmamıştır.
Kavaklıdere Amerikan Sefareti önünde nöbet bekleyen polis memurlarını kurşunladığımızı kabul ediyorum. Çünkü onlar her türlü işkenceyi devrimci gençler üzerinde yapmaktan zevk alıyorlardı.
Olaydan iki gün evvel de iki kişi ölmüştü. Nail Karaçam ve İlker Mansuroğlu isimli arkadaşlarımız öldürülmüştür. Bunların bir tanesi toplum polisi tarafından, birisi sivil polisler tarafından öldürülmüştür.
1920'lerde İstanbul'da karakol teşkilatı M. Grubu hangi amaçla İngilizlere ve Osmanlı polislerine kurşun sıktıysa biz de o amaçla polislere kurşun sıktık. Olayı arkadaşım Yusuf Aslan anlattı, burada açıklamak istediğim husus öldürmek kastı yönündedir, öldürmek kastı ile ateş açmadım. Mesafe çok yakındı, iki metre kadar vardı, isteseydik bunları rahatça öldürebilirdik, ayaklarına ve kollarına ateş ettik, çok yakın mesafeden ateş ettik. Olayda herhangi bir tanık olmadığı halde bunu açıkça ikrar ettik.
Biz Türkiye İş Bankası Emek Şubesi'ndeki 124 bin liraya el koyduk, bunu da kendi şahsımız için almadık, fakat kendi şahsı ve kardeşleri için 30 milyon lira çalanlar hâlâ ellerini kollarını sallayarak ortada dolaşmaktadır..
İş Bankası'nın mekanizmasını izah etmek istiyorum, İş Bankası bilindiği gibi her sene küçük cep defterleri dağıtır. Bu cep defterlerinin arka sayfası açıldığında, görülecektir ki, İş Bankası Türkiye'de yabancı sermaye ile iş yapan, işbirliği halinde bulunan en büyük müessesedir. Nerede Türkiye halkını sömüren, halkın zararına çalışan bir müessese varsa bunun altında muhakkak İş Bankası bulunmaktadır. Ve İş Bankası'nın bu marifetleri yeni değildir, ileri tarihlere uzanmaktadır. Demokrat Parti'yi de iktidara getiren İş Bankası'dır.
1936 tarihlerinde İsmet İnönü Meclis koridorlarında memleketi İş Bankası'na soydurmayacağız diye yanlış oldu hazineyi soydurmayacağız diye bağırmıştı. Birinci Kurtuluş Savaşı sırasında Kuvayı Milli-yeciler İzmir Valisi Rahmi Bey'in oğlunu kaçırıp 50 bin altın almışlardır ve civardaki paralara el koymuşlardır. Biz de bunu yapmakla en az onlar kadar haklıyız. Tarih evvelce bunu yapanları nasıl temize çıkarmışsa bizi de temize çıkaracaktır. Buna da inanıyoruz.
Bu hadisede altı kişi bulunuyorduk, ben, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve Alpaslan Öz-doğan beraberdik. Arabayı Yusuf Aslan temin etti. İçeriye üç kişi beraber girdik. Paraları vezneden kimin aldığını şu anda hatırlamıyorum. Alpaslan Özdoğan dışarıda kaldı. Yusuf Aslan arabada kaldı. Bu olaylar Yusuf Aslan'ın anlattığı gibidir. Diğer olaylarda da Yusuf Aslan'ın ifadelerine aynen katılıyorum. Anlattığı şekilde cereyan etmiştir. Yalnız Sevim Onursal'ın evinde altı kişi bulunuyorduk. Ben, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil, Yusuf Aslan, Alpaslan Özdoğan ve Kor Kocalak bulunuyordu. Fakat Kor Kocalak herhangi bir hadiseye karışmadı.
Burada polis memuru Cemal Şeker'ün 170 lira parasını aldığım veya aldığımız iddia ediliyor. Bu husus doğru değildir. Sureti katiyede reddediyorum. Polis memurunun parasını almadık, sadece silahını aldık. Avukatın şapkasını da aldığımız iddiası doğru değildir, cebinde 10 bin lira para vardı, alsaydık o parayı alırdık, biz kimlerin parasını alacağımızı gayet iyi biliyorduk. Bu gasp iddiaları yani polis memurunun parası ve Avukat Mehmet Karaçalı'nın şapkasının alındığı iddiaları doğru değildir. Kor Kocalak burada hadiselere karışmadı.
Balgat üssünden zenci Amerikalı Jimmy Finley'i kaçırdık , bu da doğrudur, kabul ediyorum. Bu hadisede üsse girdik, Amerikan silahlarına el koymak istiyorduk, silah deposu olarak keşfettiğimiz depoya girdik, silahları bulamadık. Üssün içindeki Pieksin önünde zenci Çavuş Jimmy. Finley arabasında bulunuyor du, kendisini arabası ile beraber aldık üs’den çıkardık. Yalnız kapıdan çıkarken bir olay oldu, kapıda nöbet bekleyen nöbetçiler silah çektiler, biz de kendilerini korkutmak maksadıyla ateş ettik ve bu suretle kapıdan çıktık.
Jimmy Finley'i Orta Doğu'ya getirdik. ODTÜ l numaralı yurtta, 201 numaralı odada bir gece misafir ettik, ertesi gün serbest bıraktık. Kendisinden bilgi almak istedik, o maksatla misafir ettik, daha sonra da serbest bıraktık. Bu hadisede de beş kişi idik, Alpaslan Özdoğan da bizimle beraberdi.
Atölyeler şefi Nihat Çokyüce'nin arabasının kaçırılması ve kendisinin bağlanması hadisesiyle ilgim yoktur. Bu konuda bilgim de mevcut değildir.
Recep Sakın, Jimmy Finley'in kaçırılması hadisesinde bizim yanımızda yoktu. Ben, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil, Hüseyin inan ve Alpaslan Özdoğan beşimiz beraberdik. Nihat Çokyüce hadisesinde ise ben bulunmuyordum. Bildiğime göre Hüseyin İnanla Sinan Cemgil ikisi beraberdi, diğer arkadaşlar bu işe karışmadılar. Bu hadisenin kararlaştırılması konusuna cevap vermiyorum dedi. Dört Amerikalıyı ben. Hüseyin, Yusuf ve Sinan Cemgil dördümüz kaçırdık. Mete Ertekin yalnız boş arabayı şehre getirdi, bize başkaca yardımı olmadı, kaçırılmada doğrudan doğruya bir ilgisi ve faaliyeti olmadı. Kendilerini 4 Mart
1971 tarihinde Amaç Apartmanı 3 nolu dairesine getirdik.
Bildiğime göre daireyi Yusuf Aslan'la Sinan Cem-gil tutmuşlardı, İrfan Uçar'ın bu olaylarla hiçbir ilgisi yoktur. Necmettin Baca ve İbrahim Seven'in Sevim Onursal'ın evindeki hadiselerle ilgisi yoktur. Bu husus evvelce zapta geçmedi. Ben, Necmettin Baca'yı cezaevinde tanıdım, İbrahim Seven'i ise evvelce gıyaben tanırdım, ikisinin bu hadiselerle ilgisi yoktur.
Amaç Apartmanında bildiriyi biz kaleme aldık. Bildiriyi Hüseyin İnan dağıtacaktı. Kendisi o zaman deşifre olmamıştı. O maksatla bildiriyi o dağıtacaktı. Müddet geçtikten sonra verdiğimiz karan uygulamadık. Amerikalıların serbest bırakılmasında Sinan Cemgil de bizimle beraberdi Biz, Amerikalılara acımış serbest bırakmıştık.
Sinan da aramızdaydı, sonradan dağıldık. Sinan Cemgil Nurhak dağlarında yaralandı, silah kullanamaz haldeyken kasti olarak öldürüldü. Alpaslan ve Kadir de aynı şekilde öldürüldü. Mustafa Yalçıner iki aydır hastahane’de yatmaktadır. Şans eseri kurtulmuştur. Apartmandan çıkarken Yusuf, Sinan, ben üçümüz beraberdik, sonradan dağıldık, Hüseyin İnan bizden daha evvel ayrıldı.
Silahlarımızı vatan hainlerine karşı çeviririz
Yusuf'la beraber temin ettiğimiz motosikletle güç şartlar altında Şarkışla'ya gittik. Maksadımızı Yusuf Aslan anlattı, bir köprü civarında buluşacaktık. Sinan bizi bir köye yerleştirecekti. Biz, Şarkışla'da teşhis edildik, ancak burada isteseydik, bizi teşhis edenleri silah kullanamaz hale getirirdik, fakat bunu asla yapmadık, bu yola başvurmadık, arkamızı döndüğümüz sırada, bu yola başvurmadığımız kimseler tarafından ateş açıldı, arkadan açılan ateşle Yusuf Aslan yaralandı, iddianamede başçavuşun hanımının (çizildi) kasti olarak vurulduğu iddiası doğru değildir, ben kapının kilidine ateş ettim, o sırada hanımın eli tokmakta olduğundan yaralanmış, ben kendisini görmedim. Bunun dışında olaylar iddianamede yazıldığı şekilde cereyan etti. İddianamede geçen ve bana affedilen bir cümleyi kabul etmiyorum. Ben silahımı halka ve orduya karşı kullanmadım, ancak vatan hainlerine karşı kullanmak maksadıyla taşıdım ve halka ve orduya karşı kullanırım, şeklinde beyanda bulunmadım. Silahlarımızı vatan hainlerine karşı çeviririz, bunların da kimler olduğunu başlangıçta arzettim. Polisteki ve Cumhuriyet Savcılığı'ndaki ifadelerimi kabul etmiyorum, Askeri Savcıya da ifade vermemiştim,
İddianamede Marksist-Leninist düzen kurmak istediğimiz iddiaları yer almaktadır. Bunlara da değinmek istiyorum. Bu iddiayı Marksizmin ve Leninizmin cahili olan kimseler ortaya atabilir. Marksizm ve Leninizm her şeyden evvel bir dünya görüşüdür ve bir metoddur. Ve gerçeğe varmak için kullanılan diyalektik mantığı kullanan bir metoddur. Marksist ve Leninist metod içinde bulunduğu şartları tahlil eder değerlendirir, o şartlara göre değerlendirme yapar. Durum böyle iken Marksist-Leninist düzen kurulacağı ve kuracağımız iddiası bunun iyi bilinmemesinden doğmaktadır.
Profesyonel devrimci olmak bir suç unsuru olarak ileri sürülmektedir. Bu da bir cehalet örneğidir. Bu konuların bilinmemesinden ileri gelmektedir. Profesyonel devrimci bugünün Türkiye'sinde kendini hayatı boyunca Türkiye'nin bağımsızlığına adayan kimsedir. Birinci suçumuz iddia makamına göre hayatımızı boşu boşuna Türkiye'nin bağımsızlığına adamış olmamızdır, ikincisi Dev-Genç üyesi olmakla suçlanıyorum, aramızda Dev-Genç üyesi olmayan arkadaşlar da mevcuttur. Dev-Genç üyeliği bir suç değildir. Dev-Genç Sıkıyönetime kadar faaliyette bulunmuş legal bir Örgüttür. Kanunen faaliyeti tahdit edilmemiş ve yasaklanmamıştır.
Kanunların himayesinde olan ve faaliyetini kanunlara uygun olarak yürüten bir derneğe üye olmak hiçbir zaman suç teşkil etmez. Kaldı ki ben şahsen Dev-Genç üyesi değilim. Kanunların himayesinde olan ve faaliyet gösteren derneğe girmek suç değildir, bunu iddia makamının da bilmesi gerekirdi.
Marksizm-Leninizm konusuna gelince daha evvel de bunun ne olduğunu belirttim ve açıkladım. Bu konuda daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı inceleyebilirler. Burada üç tane suç unsuru ileri sürülüyor, üçünü de açıklamış bulunuyorum. Birincisi varlığımızı Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmiş olmak, ikincisi kanuni ve legal bir örgütün üyesi olmak, kaldı ki çoğunluk bu derneğin mensubu değildir. Üçüncüsü ise doğru olmayan bir takım bilgilere müsteniden itham edilmek ve Recai Galip Okadan'ın kitaplarından derlenmiş bilgilerle Marksist-Leninist düzen kurmak istemekle itham ediliyoruz. Bu iddiaların hiçbirisi varit değildir. İddialar ortadadır. Mesnetsizdir, bu iddialarla idamımız istenmektedir.
Misak-ı Milli sınırları içinde iki kardeş kavim yaşar. Türk ve Kürt kavmi yaşamaktadır.
Ayrıca iddianamede Türkiye halkının bir takım etnik gruplardan teşekkül ettiği iddiaları ve bunu bizim yaptığımız, ortaya attığımız ithamları mevcut bulunmaktadır. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararında ve Misak-ı Milli'de şu vardır. Misak-ı Milli sınırları içinde iki kardeş kavim yaşar. Türk ve Kürt kavmi yaşamaktadır. Birinci Büyük Millet Meclisi'nin kararı böyledir. Türkiye'de iki kardeş kavmin ve unsurun yaşadığını kabul etmektedir. Bunu kabul etmek bölücülük değildir. Bölücülük olarak kabul edildiği takdirde Birinci Türkiye Millet Meclisi ve Mustafa Kemal'i de bölücü olarak kabul etmek gerekir. Bu iki kardeş unsur Birinci Kurtuluş Savaşı'nı müştereken başarmışlardır. Güney cephesinde düşmanla omuz omuza savaşmışlardır. Bu ikisine birden biz Türkiye halkı diyoruz ve bu iki kardeş unsur ikinci bağımsızlık savaşını da müştereken başaracaklardır. Asıl bölücüler bu gerçeği kabul etmeyenlerdir. 101 tane Amerikan üssünün bulunduğu ülkede, bizim milli bütünlüğü bozmak istemekle itham edilmemiz gülünç olmaktadır.
24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum. Bağımsızlık düşüncesini mezara kadar götüreceğiz.
Ayrıca memleketin huzurunu bizim bozduğumuz iddia ediliyor. Memleketin huzurunu kimlerin bozduğu ortadadır. Ve kimler 30 milyon çalmıştır? Kimler Devlet hazinesini kardeşlerine peşkeş çekmiştir? Memleketin madenlerini peşkeş çekmiştir. Anayasayı uygulamamıştır. Bunlar ortada iken, bilinirken bunlardan bahsedilmeyip, memleketin huzurunu bozduğumuz iddiaları değersiz ve mesnetsizdir. Bizim kişi güvenliğini, mülkiyet-hakkını, egemenlik ilkelerini, milli bütünlüğü bozmak için harekete geçtiğimiz iddiaları vardır. Kişi güvenliğini ihlal edenler kimlerdir? Bunu evvela tespit etmemiz gerekir.
Karakollarda işkence gören bizler olduk, meydanlarda kurşunlanan gene bizler olduk. Bakanların emri ile hapishanelere atılan bizler olduk. Buna rağmen kişi güvenliğini bozan olmakla itham ediliyoruz, yukarıda anlatılanlar, asıl kişi güvenliğini bozanlar ise serbestçe meydanlarda dolaşmaktadır. Mülkiyet hakkını ortadan kaldıracağımız iddia ediliyor. Bizatihi Anayasa mülkiyet hakkım toplum yararına kısıtlamıştır. Mutlak mülkiyet hakkı tanımamıştır. Elli köye sahip bir toprak ağasını Anayasamız kabul etmemiştir. Egemenlik ilkelerine karşı çıkmakla itham edilmekteyiz. Asıl egemenlik ilkelerine karşı çıkanlar halkın sırtından geçinenlerdir. Ayrıca milli bütünlüğe karşı çıkmakla da suçlanıyoruz. 101 tane Amerikan üssünün bulunduğu ülkede, bizim milli bütünlüğü bozmak istemekle itham edilmemiz gülünç olmaktadır.
35 milyon metrekare vatan toprağı işgal altında iken bizim milli bütünlüğü bozmakla suçlanmamız gülünçtür. Mustafa Kemal sağ olsaydı bugün çok şaşırırdı, iddianame baştan beri arzettiğim gibi sırf kelle istemek maksadıyla hazırlanmıştır. Şeklen de hukuk mantığından mahrumdur. Hukuki kıymetten ve değerden mahrumdur. 21 yılın hesabını 21 gençten sormak maksadıyla ve suçluların telaşı içerisinde hazırlanmış bir iddianamedir.
Ben şunu iddia ediyorum ki hareketimiz tamamen Anayasal bir harekettir. Anayasanın başlangıç ilkesinde belirtilen ulusun zulme karşı direnme hakkını kullandık. Bu sebeple Anayasal bir davranışta bulunduk. Yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum. Halen de bu inancı taşıyorum. Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı ölümden korkmuyoruz. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum. Bağımsızlık düşüncesini mezara kadar götüreceğiz, dedi.
Belki çok uzun bir yazı ama mahkeme tutanakları çok şeyi anlatıyor onları düşüncelerini daha iyi anlamazı sağlıyor paylaşmak istedim.
İnsanlar
DoĞar,bÜyÜr,yaŞar Ve ÖlÜrler.
Önemlİ Olan
Çok YaŞamak DeĞİl,
YaŞadiĞi SÜre İÇİnde
Fazla Şeyler Yapabİlmektİr.
(denİz GezmİŞ)
arkadaşlar deniz gezmiş in hayatını anlatan Hoşçakal Yarın diye bir film var bulabilirseniz o filmi tavsiye ederim deniz gezmiş rolünde Berhan Şimşek Yusuf Aslan rolündede Mazlum Çimen oynuyo Film seyretmeye sevenler için çok güzel bi film bunun yanında sizlerinde dediği gibi darağacında üç fidan diye bi kitap var ama filminde o döneme ait herşeye başlatan 6. Filodanda alıntılar var.Filmi, bulabilirseniz tavsiye ederim.izledinizmi bilmiyorum ama deniz gezmiş in doğum gününde de alevi kanallarında Deniz Gezmiş in Hayatını anlatan bir belgesel vardı.
http://www.showtvnet.com/turksinemasi/film/hoscakal_yarin.shtml
buyrun canlar hoscakal yarın videosu
pınar_86 11.01.2007, 16:18 11 ocak 2007 perşembe Milliyet gazetesinde daha yeni bir haber
saddamın idamı sonrası menderese prostat kontrolü tartışılırken yeni bir haber: Deniz Gezmiş ve arkadaşları idam günü can verirken birbirine gösterildiler.
avukat halit çelenk anlatıyor; ulucanların avlusundaki dar ağacı başgardiyanın odasından görünüyordu. Deniz aslırken odaya yusufu getirdiler. Denizin son nefesi verişini izledi. Yusuf infaz e |