LiberalistiC
10.07.2005, 08:13
J?TEM itirafçısı Abdülkadir Aygan'ın Dicle Haber Ajansı'nda (D?HA), Yeniden Özgür Gündem ve Özgür Politika gazetesinde yayınlanan itirafları 10 yıldır açığa çıkmayan iki faili meçhul cinayeti aydınlattı. Orhan Cingöz ve Edip Aksoy'un öldürülerek gömüldüğü yerin krokisini içeren haber ardından harekete geçen aileler, çocuklarının akibetine ilişkin Silopi Kaymakamlığı'nda bir dosya bulunduğunu öğrendi. Aileler, çocuklarının gömüldüğü yerdeki mezarın açılması talebiyle Silopi Cumhuriyet Savcılığı'na başvurdu. Yıllardır Silopi Kaymakamlığı arşivinde bekletilen dosyanın incelenmesi sonucu, Aksoy ve Cingöz'ün kaybolmasından 21 gün sonra cesetlerinin Aygan'ın belirttiği yerde pamuk işçileri tarafından bulunarak belediye tarafından toprağa verildiği ortaya çıktı. Cesetlerin 10 yıl önce bulunduğu yerde savcılık tarafından tutulan tutanakta ise Cingöz ve Aksoy için 'örgüt üyeleri' ifadesinin kullanılması dikkat çekti.
D?HA'da 30 Haziran günü servise koyulan ve halen devam eden "Tarihi kanatan J?TEM'in kör kuyusu" başlıklı araştırma dizisinde, J?TEM itirafçısı Abdülkadir Aygan'ın, Orhan Cingöz ve Edip Aksoy'u öldürerek gömdükleri yeri tarif ettiğine dair haberin yer alması üzerine aileleri harekete geçti. Aileler, ?nsan Hakları Derneği (?HD) Diyarbakır ?ubesi'ne başvurarak yardım talebinde bulundu. ?HD Genel Başkan Yardımcısı Reyhan Yalçındağ, ?HD Diyarbakır ?ube Başkanı Selahattin Demirtaş, ?HD Bölge Temsilcisi Mehdi Perinçek ve ?HD Diyarbakır ?ube Yöneticisi ?ehmuz Gökalp ile birlikte önceki gün Silopi'ye giden, Edip Aksoy'un eşi Rukiye Aksoy, kardeşi Mehmet Aksoy ve Orhan Cingöz'ün annesi Ayşe Cingöz, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptıkları başvuruda, çocuklarının gömüldüğü söylenen yere gidilerek mezarların açılmasını istedi.
Savcı tutanağında 'örgüt üyeleri' dedi
Savcılık, Silopi Kaymakamlığı'nda bulunan dosyayı isteyerek incelemelerde bulundu. Dosyaya göre, Cingöz ve Aksoy'un kaçırıldıkları 7 Haziran 1995 tarihinden 21 gün sonra, Aygan'ın itiraflarında belirttiği, Cizre-Silopi karayolundan Habur Sınır Kapısı'na giderken, TPAO Tesisleri'nin karşısında, Bazemir Deresi kenarında pamuk işçileri tarafından çamura gömülmüş 2 cesedin bulunduğu ortaya çıktı. Dosyayı inceleyen ?HD Diyarbakır ?ube Başkanı Selahattin Demirtaş, aynı gün savcının cesetlerin bulunduğu yerde yaptığı inceleme sonrası hazırladığı tutanakta, 'bulunan cesetlerin güvenlik güçleri ile girdikleri çatışmada öldürülen örgüt üyelerine ait olabileceği' ibaresinin yer alığını söyledi. Silopi Savcılığı'nın, 'cesetlerin kendi arkadaşları tarafından kaçırılarak belirtilen yere gömülmüş olabileceği' kanaatine ulaştığını ifade eden Demirtaş, bu gerekçeyle soruşturmaya gerek görülmediğini ve olayla ilgili görevsizlik kararı verildiğini söyledi.
Fotoğraflardan teşhis ettiler
Aksoy ve Cingöz'ün kaçırıldıkları tarihten 21 gün sonra yani 28 Haziran 1995 günü yapılan bu inceleme esnasında çekilen ceset fotoğrafları da tutanakla beraber dosyaya konulurken, hakkında görevsizlik kararı verilen dosya, Silopi Kaymakamlığı'na gönderildi ve arşive konuldu. Bulunan cesetler ise teslim edildikleri dönemin Silopi Belediyesi görevlileri tarafından, Silopi Mezarlığı'nda 28 ve 29 numaralı mezarlara gömüldüler.
Dosyanın incelenmesinin tamamlanması ardından, ?HD yetkilileri ile birlikte Silopi Savcılığı'na giden ailelere dosyadaki fotoğraflar gösterildi. Fotoğrafları inceleyen Rukiye Aksoy ve Ayşe Cingöz, yakınlarını fotoğraflardan teşhis etti. Ardından Silopi Cumhuriyet Başsavcısı, 21 günlükken fotoğrafları çekilen cesetlerin teşhisi için gerekli DNA testi için örnek alınması amacıyla 14 Temmuz Perşembe günü için Silopi Mezarlığı'nda bulunan mezarların açılması kararını verdi. Ailelerden ve açılacak mezarlardan alınacak örneklerin gönderileceği ?stanbul Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek DNA sonuçlarıyla birlikte cenazelerin ailelere teslim edileceği bildirildi.
'Siz biliyorsunuz' dedik kabul etmediler'
Cingöz ve Aksoy aileleri, fotoğrafların kendilerine gösterilmesi sonrası sinir krizleri geçirirken, 10 yıldır hiçbir haber alamadığı oğlunu fotoğraftan teşhis eden anne Ayşe Cingöz, şunları söyledi: "Biz yıllarca, 'bu kayıpların akıbetini siz biliyorsunuz' dedik ama onlar kabul etmedi. ?imdi dediklerimiz ortaya çıkıyor. Benim oğlum kimsesizler mezarlığına gömülmüş, ben artık oğlumun bir gün bile sahipsiz yatmasını istemiyorum. Onu alıp Diyarbakır'a götürmek istiyorum."
Yıllar önce eşi Edip Aksoy'u kaybeden ve savcılıktan çıkarken baygınlık geçiren Rukiye Aksoy ise ?HD'liler tarafından yatıştırılmaya çalışılırken, "Nerede olduğunu bilememenin verdiği kaygı ve üzüntüyü yaşarken, şimdi cesedi ile karşılaştım. Ne diyeceğimi bilemiyorum, ne diyebilirim ki?" dedi.
'Suç duyurusunda bulunacağız'
Aileler ile birlikte Silopi'ye giden ?HD Diyarbakır ?ube Başkanı Selahattin Demirtaş ise, soruşturmanın eksik yürütüldüğü düşüncesini taşıdıklarını belirtti. Demirtaş, "Öldürüldükleri zaman bu insanların üzerinde sivil elbise olmasına rağmen, örgüt üyesi oldukları kanaatine nasıl varılıyor? Bu dikkat çekicidir. DNA karşılaştırması isteyip, cenazelerin ailelere teslimini talep edeceğiz" dedi. Demirtaş, olayda sorumluluğu ve kusuru bulunan görevliler hakkında da suç duyusunda bulunacaklarını sözlerine ekledi.
Beyaz Renault'a bindirildiler ve ...
Tütüncülük yapan Aksoy ve Cingöz, 7 Haziran 1995 tarihinde Amed'in Dağkapı semtinde, "Karakola gitmemiz gerekiyor" diyen 2 kişi tarafından beyaz renkli Renault marka bir araca bindirilip götürüldükten sonra kendilerinden bir daha haber alınamadı.
Cingöz ve Aksoy aileleri çocuklarının kaybolmasından sonra uzun süre ?nsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı, ?çişleri Bakanlığı, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, Diyarbakır DGM Savcılığı'nın da aralarında bulunduğu birçok kuruma başvurarak çocuklarının akıbetini sordu fakat hiçbir yanıt alamadı. Aygan'ın itirafları üzerine tekrar harekete geçen aileler, çocuklarının bulunması için başvurularını yinelemişti.
Aygan krokisini çizmişti
J?TEM kurucularından Abdülkadir Aygan itiraflarında Cingöz ve Aksoy'un J?TEM tarafından kaçırılıp gömüldüğü yeri şöyle tarif etmişti: "Edip Aksoy ve Orhan Cingöz, infaz edildiler. Öldürüldükten sonra Cizre-Silopi karayolunda Habur Sınır Kapısı'na giderken, TPAO Tesisleri'nin karşısında, Cudi Dağı tarafındaki dere kenarına gömüldüler."
D?HA'da 30 Haziran günü servise koyulan ve halen devam eden "Tarihi kanatan J?TEM'in kör kuyusu" başlıklı araştırma dizisinde, J?TEM itirafçısı Abdülkadir Aygan'ın, Orhan Cingöz ve Edip Aksoy'u öldürerek gömdükleri yeri tarif ettiğine dair haberin yer alması üzerine aileleri harekete geçti. Aileler, ?nsan Hakları Derneği (?HD) Diyarbakır ?ubesi'ne başvurarak yardım talebinde bulundu. ?HD Genel Başkan Yardımcısı Reyhan Yalçındağ, ?HD Diyarbakır ?ube Başkanı Selahattin Demirtaş, ?HD Bölge Temsilcisi Mehdi Perinçek ve ?HD Diyarbakır ?ube Yöneticisi ?ehmuz Gökalp ile birlikte önceki gün Silopi'ye giden, Edip Aksoy'un eşi Rukiye Aksoy, kardeşi Mehmet Aksoy ve Orhan Cingöz'ün annesi Ayşe Cingöz, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptıkları başvuruda, çocuklarının gömüldüğü söylenen yere gidilerek mezarların açılmasını istedi.
Savcı tutanağında 'örgüt üyeleri' dedi
Savcılık, Silopi Kaymakamlığı'nda bulunan dosyayı isteyerek incelemelerde bulundu. Dosyaya göre, Cingöz ve Aksoy'un kaçırıldıkları 7 Haziran 1995 tarihinden 21 gün sonra, Aygan'ın itiraflarında belirttiği, Cizre-Silopi karayolundan Habur Sınır Kapısı'na giderken, TPAO Tesisleri'nin karşısında, Bazemir Deresi kenarında pamuk işçileri tarafından çamura gömülmüş 2 cesedin bulunduğu ortaya çıktı. Dosyayı inceleyen ?HD Diyarbakır ?ube Başkanı Selahattin Demirtaş, aynı gün savcının cesetlerin bulunduğu yerde yaptığı inceleme sonrası hazırladığı tutanakta, 'bulunan cesetlerin güvenlik güçleri ile girdikleri çatışmada öldürülen örgüt üyelerine ait olabileceği' ibaresinin yer alığını söyledi. Silopi Savcılığı'nın, 'cesetlerin kendi arkadaşları tarafından kaçırılarak belirtilen yere gömülmüş olabileceği' kanaatine ulaştığını ifade eden Demirtaş, bu gerekçeyle soruşturmaya gerek görülmediğini ve olayla ilgili görevsizlik kararı verildiğini söyledi.
Fotoğraflardan teşhis ettiler
Aksoy ve Cingöz'ün kaçırıldıkları tarihten 21 gün sonra yani 28 Haziran 1995 günü yapılan bu inceleme esnasında çekilen ceset fotoğrafları da tutanakla beraber dosyaya konulurken, hakkında görevsizlik kararı verilen dosya, Silopi Kaymakamlığı'na gönderildi ve arşive konuldu. Bulunan cesetler ise teslim edildikleri dönemin Silopi Belediyesi görevlileri tarafından, Silopi Mezarlığı'nda 28 ve 29 numaralı mezarlara gömüldüler.
Dosyanın incelenmesinin tamamlanması ardından, ?HD yetkilileri ile birlikte Silopi Savcılığı'na giden ailelere dosyadaki fotoğraflar gösterildi. Fotoğrafları inceleyen Rukiye Aksoy ve Ayşe Cingöz, yakınlarını fotoğraflardan teşhis etti. Ardından Silopi Cumhuriyet Başsavcısı, 21 günlükken fotoğrafları çekilen cesetlerin teşhisi için gerekli DNA testi için örnek alınması amacıyla 14 Temmuz Perşembe günü için Silopi Mezarlığı'nda bulunan mezarların açılması kararını verdi. Ailelerden ve açılacak mezarlardan alınacak örneklerin gönderileceği ?stanbul Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek DNA sonuçlarıyla birlikte cenazelerin ailelere teslim edileceği bildirildi.
'Siz biliyorsunuz' dedik kabul etmediler'
Cingöz ve Aksoy aileleri, fotoğrafların kendilerine gösterilmesi sonrası sinir krizleri geçirirken, 10 yıldır hiçbir haber alamadığı oğlunu fotoğraftan teşhis eden anne Ayşe Cingöz, şunları söyledi: "Biz yıllarca, 'bu kayıpların akıbetini siz biliyorsunuz' dedik ama onlar kabul etmedi. ?imdi dediklerimiz ortaya çıkıyor. Benim oğlum kimsesizler mezarlığına gömülmüş, ben artık oğlumun bir gün bile sahipsiz yatmasını istemiyorum. Onu alıp Diyarbakır'a götürmek istiyorum."
Yıllar önce eşi Edip Aksoy'u kaybeden ve savcılıktan çıkarken baygınlık geçiren Rukiye Aksoy ise ?HD'liler tarafından yatıştırılmaya çalışılırken, "Nerede olduğunu bilememenin verdiği kaygı ve üzüntüyü yaşarken, şimdi cesedi ile karşılaştım. Ne diyeceğimi bilemiyorum, ne diyebilirim ki?" dedi.
'Suç duyurusunda bulunacağız'
Aileler ile birlikte Silopi'ye giden ?HD Diyarbakır ?ube Başkanı Selahattin Demirtaş ise, soruşturmanın eksik yürütüldüğü düşüncesini taşıdıklarını belirtti. Demirtaş, "Öldürüldükleri zaman bu insanların üzerinde sivil elbise olmasına rağmen, örgüt üyesi oldukları kanaatine nasıl varılıyor? Bu dikkat çekicidir. DNA karşılaştırması isteyip, cenazelerin ailelere teslimini talep edeceğiz" dedi. Demirtaş, olayda sorumluluğu ve kusuru bulunan görevliler hakkında da suç duyusunda bulunacaklarını sözlerine ekledi.
Beyaz Renault'a bindirildiler ve ...
Tütüncülük yapan Aksoy ve Cingöz, 7 Haziran 1995 tarihinde Amed'in Dağkapı semtinde, "Karakola gitmemiz gerekiyor" diyen 2 kişi tarafından beyaz renkli Renault marka bir araca bindirilip götürüldükten sonra kendilerinden bir daha haber alınamadı.
Cingöz ve Aksoy aileleri çocuklarının kaybolmasından sonra uzun süre ?nsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı, ?çişleri Bakanlığı, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, Diyarbakır DGM Savcılığı'nın da aralarında bulunduğu birçok kuruma başvurarak çocuklarının akıbetini sordu fakat hiçbir yanıt alamadı. Aygan'ın itirafları üzerine tekrar harekete geçen aileler, çocuklarının bulunması için başvurularını yinelemişti.
Aygan krokisini çizmişti
J?TEM kurucularından Abdülkadir Aygan itiraflarında Cingöz ve Aksoy'un J?TEM tarafından kaçırılıp gömüldüğü yeri şöyle tarif etmişti: "Edip Aksoy ve Orhan Cingöz, infaz edildiler. Öldürüldükten sonra Cizre-Silopi karayolunda Habur Sınır Kapısı'na giderken, TPAO Tesisleri'nin karşısında, Cudi Dağı tarafındaki dere kenarına gömüldüler."