Cleric
03.04.2006, 13:47
Alevilerin Atatürk 'ü benimsemeleri , Onun yaptıklarını canla, başla desteklemeleri son yıllarda yoğun eleştiri konularından birisi olmuştur. Alevilerin Mustafa Kemal'i Ulusal Kurtuluş Savaşı döneminde desteklemelerinden önce ülkemizdeki Osmanlı yanlısı kesimler rahatsız olmuşlardır. Bunları anlamak mümkündü. Çünkü bu kesimler şeriatla yönetilen din devleti olan Osmanlı'yı savunmakla kendi dinlerini vs. savunmuş oluyorlardı.
Ama kendisine; ilerici, demokrat, sosyalist v.s. diyenlerin Alevilerin Atatürkçülüğü savunması konusunda rahatsız olmaları hayli izaha muhtaç bir konudur. Bu eleştiriye son yıllarda kendisine "Kürt Demokratı ", "Kürt Sosyalisti" v.s. diyenleri de eklemek gerekiyor.
Osmanlı İmparatorluğu; ümmet esasına dayalı feodal, teokratik bir imparatorluktu. Kendi dininden ve mezhebinden yana olmayanlara esas alarak hayat hakkı yoktu. Osmanlı tarihi, Türkmenler ve Aleviler ile ilişkiler açısından özellikle yavuz sultan Selim'in hilafeti ile birlikte adeta Alevi katliamları tarihine dönüşmüştür. Osmanlı'da Alevilere hayat hakkı yoktu. Osmanlı'da Türkmen ve Alevi olmanın bedeli ; fermanlar ve fetvalar kanalı ile; sürgü, hapis, ceza ve "katli vacip "ti. Sadece; Yavuz Sultan Selim'in İran seferi sırasında öldürülen Alevi sayısı resmi Osmanlı kayıtlarına öre 40 binin üstünde.
Aleviler açısından durum böyle olunca ; Osmanlı içinde oluşmuş ve Osmanlıdan yanlış gidişine karşın muhalif olan her hareket doğal olarak Anadolu'daki Alevi ve Bektaşi halkın sempatisini ve desteğini almıştır.
İşte; Jön Türklerle başlayan Mustafa Kemal ve arkadaşlarının önderliği ile Ulusal Kurtuluş Savaşına dönüşen harekette; Anadolu ve balkanlarda yaşayan Alevi Bektaşi kitlenin desteğini almıştır.
Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 'ta Samsun'a çıkmadan önceki duruma baktığımızda; ülkenin İngiliz, Fransız, İtalyan ve onların desteklediği Yunanistan'ın işgali altında olduğunu görüyoruz. Osmanlı ordusu dağılmış. Osmanlı Padişahı, kendi malına ve canına zarar verilmemesi koşuluyla Emperyalist işgale teslim olmuştur. Bu yetmezmiş gibi Padişah işgale karşı olanları İslam'a karşı imiş gibi İngilizlerin desteğinde örgütler kurup işgale direnen yurtseverleri arkadan vurmaya kalkışmıştır. Ulusal Kurtuluş ve Aleviler
Bu koşularda ; Anadolu'daki ve balkanlardaki yaşayan Alevi ve Bektaşi kitlenin önünde iki seçenek vardı. Ya bu işgale Osmanlı sarayı çevresi gibi evet diyecekti. Yani bir anlamda , Padişahın, hilafetin, saltanatın ve alevleri yüzyıllardır dışlayan Osmanlı Politikasının yanında yer alıp suç ortağı olacaktı. Yada bu Emperyalist İşgal, onun işbirlikçi Osmanlı sarayına ve dolayısıyla Sünni Osmanlı hilafetine, saltanatına karşı kılıç çekmiş olan Mustafa Kemal ve arkadaşlarının açtığı Kuvay-i milliye bayrağının saflarında yer alacaklardı.
Nitekim; Aleviler o koşularda tarihin tekerleğini ileriye döndüren seçeneğin yanında yer aldılar. İşte Anadolu'da ve Balkanlardaki Alevi Bektaşilerle, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını buluşturan ortak payda bu oldu. Aleviler dişini tırnağına takarak, Kuvay-i Milliye saflarında yer alıp malını canını Ulusal Kurtuluş uğruna seve seve feda ettiler. Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonrada kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ni ve adına Cumhuriyet Devrimleri denen devrimleri canla başla savundular. Kurulan ilk TBMM'de de tarihlerinde hiç görülmedik tarzda kendi temsilcileri ile Dede, Baba ve ileri gelen kişilikleri ile Mustafa Kemal'in meclisinde Onun yanında yer aldılar.
Doğru olanı da yaptılar. O şartlarda böyle yapmamak, emperyalistlerle ve onların yerli işbirlikçisi hilafetçi, saltanatçı, şeriatçı, kesimle direk veya dolaylı olarak işbirliği yapmaktır. Bunun adıda ulusal ihanettir. Alevileri bugünde aynı koşullarla karşı karşıya kalırlarsa esas olarak gene alacakları tavır budur. Bu olmalıdır. Bunun karşıtı ulusal ihanet çizgisidir.
Bugün ülkemizdeki Osmanlı özlemcilerinin şeriatı ve hilafeti savunan Siyasal İslamcıların ve onların açık gizli taraftarlarının ; Alevilerin Mustafa Kemal'in yanında yer almalarını eleştirmeleri oldukça anlaşılır bir durumdur. Ama kendilerine; "anti-Emperyalist" , "İlerici" ,"Sosyalist" , "Kürt Demokrat" v.s. diyenlerin Alevilerin bu tercihini eleştirmek kendi varlık nedenleri ile çelişmektedir. Bu tavır ; açık, gizli Osmanlı destekçiliğidir.
Alevilerin Atatürkçülüğünü eleştiren bu sol çizgi ne yazık ki ya kendi geçmişini bilmiyor veya kendi geçmişin inkar ediyor. Çünkü; Mustafa Kemal 'in önderliğindeki Ulusal Kurtuluş Savaşı sadece Aleviler değil o tarihlerdeki sol ve sosyalistlerde desteklemişlerdir. Bunların başında da Rusya'da Ekim Devrimi'ni yapıp Sovyetler Birliği Sosyalist Cumhuriyetini kuran Lenin ve uluslararası komünist harekettir.
Ama kendisine; ilerici, demokrat, sosyalist v.s. diyenlerin Alevilerin Atatürkçülüğü savunması konusunda rahatsız olmaları hayli izaha muhtaç bir konudur. Bu eleştiriye son yıllarda kendisine "Kürt Demokratı ", "Kürt Sosyalisti" v.s. diyenleri de eklemek gerekiyor.
Osmanlı İmparatorluğu; ümmet esasına dayalı feodal, teokratik bir imparatorluktu. Kendi dininden ve mezhebinden yana olmayanlara esas alarak hayat hakkı yoktu. Osmanlı tarihi, Türkmenler ve Aleviler ile ilişkiler açısından özellikle yavuz sultan Selim'in hilafeti ile birlikte adeta Alevi katliamları tarihine dönüşmüştür. Osmanlı'da Alevilere hayat hakkı yoktu. Osmanlı'da Türkmen ve Alevi olmanın bedeli ; fermanlar ve fetvalar kanalı ile; sürgü, hapis, ceza ve "katli vacip "ti. Sadece; Yavuz Sultan Selim'in İran seferi sırasında öldürülen Alevi sayısı resmi Osmanlı kayıtlarına öre 40 binin üstünde.
Aleviler açısından durum böyle olunca ; Osmanlı içinde oluşmuş ve Osmanlıdan yanlış gidişine karşın muhalif olan her hareket doğal olarak Anadolu'daki Alevi ve Bektaşi halkın sempatisini ve desteğini almıştır.
İşte; Jön Türklerle başlayan Mustafa Kemal ve arkadaşlarının önderliği ile Ulusal Kurtuluş Savaşına dönüşen harekette; Anadolu ve balkanlarda yaşayan Alevi Bektaşi kitlenin desteğini almıştır.
Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 'ta Samsun'a çıkmadan önceki duruma baktığımızda; ülkenin İngiliz, Fransız, İtalyan ve onların desteklediği Yunanistan'ın işgali altında olduğunu görüyoruz. Osmanlı ordusu dağılmış. Osmanlı Padişahı, kendi malına ve canına zarar verilmemesi koşuluyla Emperyalist işgale teslim olmuştur. Bu yetmezmiş gibi Padişah işgale karşı olanları İslam'a karşı imiş gibi İngilizlerin desteğinde örgütler kurup işgale direnen yurtseverleri arkadan vurmaya kalkışmıştır. Ulusal Kurtuluş ve Aleviler
Bu koşularda ; Anadolu'daki ve balkanlardaki yaşayan Alevi ve Bektaşi kitlenin önünde iki seçenek vardı. Ya bu işgale Osmanlı sarayı çevresi gibi evet diyecekti. Yani bir anlamda , Padişahın, hilafetin, saltanatın ve alevleri yüzyıllardır dışlayan Osmanlı Politikasının yanında yer alıp suç ortağı olacaktı. Yada bu Emperyalist İşgal, onun işbirlikçi Osmanlı sarayına ve dolayısıyla Sünni Osmanlı hilafetine, saltanatına karşı kılıç çekmiş olan Mustafa Kemal ve arkadaşlarının açtığı Kuvay-i milliye bayrağının saflarında yer alacaklardı.
Nitekim; Aleviler o koşularda tarihin tekerleğini ileriye döndüren seçeneğin yanında yer aldılar. İşte Anadolu'da ve Balkanlardaki Alevi Bektaşilerle, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını buluşturan ortak payda bu oldu. Aleviler dişini tırnağına takarak, Kuvay-i Milliye saflarında yer alıp malını canını Ulusal Kurtuluş uğruna seve seve feda ettiler. Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonrada kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ni ve adına Cumhuriyet Devrimleri denen devrimleri canla başla savundular. Kurulan ilk TBMM'de de tarihlerinde hiç görülmedik tarzda kendi temsilcileri ile Dede, Baba ve ileri gelen kişilikleri ile Mustafa Kemal'in meclisinde Onun yanında yer aldılar.
Doğru olanı da yaptılar. O şartlarda böyle yapmamak, emperyalistlerle ve onların yerli işbirlikçisi hilafetçi, saltanatçı, şeriatçı, kesimle direk veya dolaylı olarak işbirliği yapmaktır. Bunun adıda ulusal ihanettir. Alevileri bugünde aynı koşullarla karşı karşıya kalırlarsa esas olarak gene alacakları tavır budur. Bu olmalıdır. Bunun karşıtı ulusal ihanet çizgisidir.
Bugün ülkemizdeki Osmanlı özlemcilerinin şeriatı ve hilafeti savunan Siyasal İslamcıların ve onların açık gizli taraftarlarının ; Alevilerin Mustafa Kemal'in yanında yer almalarını eleştirmeleri oldukça anlaşılır bir durumdur. Ama kendilerine; "anti-Emperyalist" , "İlerici" ,"Sosyalist" , "Kürt Demokrat" v.s. diyenlerin Alevilerin bu tercihini eleştirmek kendi varlık nedenleri ile çelişmektedir. Bu tavır ; açık, gizli Osmanlı destekçiliğidir.
Alevilerin Atatürkçülüğünü eleştiren bu sol çizgi ne yazık ki ya kendi geçmişini bilmiyor veya kendi geçmişin inkar ediyor. Çünkü; Mustafa Kemal 'in önderliğindeki Ulusal Kurtuluş Savaşı sadece Aleviler değil o tarihlerdeki sol ve sosyalistlerde desteklemişlerdir. Bunların başında da Rusya'da Ekim Devrimi'ni yapıp Sovyetler Birliği Sosyalist Cumhuriyetini kuran Lenin ve uluslararası komünist harekettir.