Orijinalini görmek için tıklayınız : Ebubekir Hakkinda..
A-L-E-V-İ 10.07.2005, 20:47 EBUBEK?R
Hz.peygamberin vefatından sonra zekat e cizye vermek istemeyen 18 kabilenin başlattığı(rıdde olarak adlandırılan)ayaklanmaları ebu bekir kan e ateşle bastırmıştır..Ömer bin hattab Ebu bekire "Bunlara karşı nasıl çarpışırsınz bize müşriklerle çarpışmamız emrolundu çünkü Resulllullah a göre La ilahe illallah deyinceye kadar putataparlarla savaşmamız gerekir Kim ki kelime i şehadet getirmişse canını ve malını bizden korumuş olur.bu isyan emiş olanlar Kelime-i şehadet getirmiş ve müslümanlıktan dönmemişlerdir "demiş Ebu bekir de bunun üzerine "vallahi kim ki namaz kılıpta zekat vermiyorsa onunla savaşırım Resulullah'a verdikleri bir keçiyi benden esirgeyenlerin boynunu vururum"
sonuçta ömer bin hatab daebu bekire hak vermiş ve bu kabilelerin kafir olduğunu kabul etmiştir.(kaynak :Buhari ve müslüm rivayeti)
başka bir rivayete göre ise ebu bekir "peygambere verdikleri bir oğlağı benden esirgeyemezler "demiştir.
Hz.Muhammed (s.a.v)
"insanları ateşte yakmak sadece yaratana aittir"
(kaynak:Ebu davud cihad s.112)
demesine rağmen Ebu bekir bu kabilelelri ateş çukurlarına attırmıştır.(Buhari müslüm yazım-Taberi,Tarih,1/1881-1885
Ebu bekir,hadislerin yazıya geçirilmesini şiddetle yasaklamış topladığı 500(beşyüz)hadisi daha somrayaktırmıştır
ikinci halife ömer bin hattab da kimde hadis varsa yok etmesini bütün şehirlere yazılı olarak bildirmiştir (kaynak :Keuz'ul ummal s.237)
Muhammed Ebi bekir ,ömerin yazılı hadisleri getirtip yaktırdığını yazar(Tabakaat s.104)bu uygulama Emevilerden Abdüllaziz oğlu ömere kadar sürer(C.?ener )
Hz.Ali halifelik konusunda ömer ve ebubekire dönüp
"Ey eshab peygambere muhalefet edip Allah'a asi oldunuz sana biat etmeyiz Eğer Resul vasiyet etmeseydi sizin gibi din düşmanlarını katlederdim"
(kaynak:Murteza,Hüsniyye kitabı)
EBUBEK?R
Hz.peygamberin vefatından sonra zekat e cizye vermek istemeyen 18 kabilenin başlattığı(rıdde olarak adlandırılan)ayaklanmaları ebu bekir kan e ateşle bastırmıştır..Ömer bin hattab Ebu bekire "Bunlara karşı nasıl çarpışırsınz bize müşriklerle çarpışmamız emrolundu çünkü Resulllullah a göre La ilahe illallah deyinceye kadar putataparlarla savaşmamız gerekir Kim ki kelime i şehadet getirmişse canını ve malını bizden korumuş olur.bu isyan emiş olanlar Kelime-i şehadet getirmiş ve müslümanlıktan dönmemişlerdir "demiş Ebu bekir de bunun üzerine "vallahi kim ki namaz kılıpta zekat vermiyorsa onunla savaşırım Resulullah'a verdikleri bir keçiyi benden esirgeyenlerin boynunu vururum"
sonuçta ömer bin hatab daebu bekire hak vermiş ve bu kabilelerin kafir olduğunu kabul etmiştir.(kaynak :Buhari ve müslüm rivayeti)
başka bir rivayete göre ise ebu bekir "peygambere verdikleri bir oğlağı benden esirgeyemezler "demiştir.
Hz.Muhammed (s.a.v)
"insanları ateşte yakmak sadece yaratana aittir"
(kaynak:Ebu davud cihad s.112)
demesine rağmen Ebu bekir bu kabilelelri ateş çukurlarına attırmıştır.(Buhari müslüm yazım-Taberi,Tarih,1/1881-1885
Ebu bekir,hadislerin yazıya geçirilmesini şiddetle yasaklamış topladığı 500(beşyüz)hadisi daha somrayaktırmıştır
ikinci halife ömer bin hattab da kimde hadis varsa yok etmesini bütün şehirlere yazılı olarak bildirmiştir (kaynak :Keuz'ul ummal s.237)
Muhammed Ebi bekir ,ömerin yazılı hadisleri getirtip yaktırdığını yazar(Tabakaat s.104)bu uygulama Emevilerden Abdüllaziz oğlu ömere kadar sürer(C.?ener )
Hz.Ali halifelik konusunda ömer ve ebubekire dönüp
"Ey eshab peygambere muhalefet edip Allah'a asi oldunuz sana biat etmeyiz Eğer Resul vasiyet etmeseydi sizin gibi din düşmanlarını katlederdim"
(kaynak:Murteza,Hüsniyye kitabı)
Hayret yani....!!!?? bunca hadislerle alakali yazilar okudum ama bunlara hic rastlamadim... nerden buluyorsunuz böyle sacmaliklari bilmem ki...????
Hz. Ebubekir , degil Hz. Muhammed ín emrinden cikmak , öl dese oracikta bile kendini öldürecek kadar candan bagliydi.... Hic mi bu zatlarin hayatlarini okumadin... ??
Alundra kardesim eger ALEVI kardesim bu kitaplari okumasaydi yazamazdi bilgisi varki yaziyor.sizin kaynaklarda yazmamasi malum.
Ateist sen yanlis forumdasin galiba.bana düsmez haddim degil ev sahibi degilim cünki ama burasi bir Aleviforum, ararsan senin gibi düsünenleri olan baska forumda bulabilirsin.
bilgin ve inancin olmadigi halde yanlis seyler yazma derim.
Eger Muhammed 9 yasinda bir cocugu es aldigini inansaydi zaten aleviler kesinlikle Muhammedi sevmezlerdi ama biz inanmiyoruz,bunlarin hepsi uydurma,ben sahsen bazi müslümanlari kiniyorum hem öyle sapikliga inaniyorlar ve Muhammedi'de sevdiklerini söylüyorlar.gönüllerindeki pislige bakmadan Nura kara calmaya calisiyorlar.malesef kendilerini kandirmaktan fazla birsey yapmiyorlar.Muhammed Insanligin isigidir,sevgi deryasidir onu bilmiyen kendini bilmez, asil simdi fazla yazmaya gerek yok.
A-L-E-V-İ 02.08.2005, 12:44 Hayret yani....!!!?? bunca hadislerle alakali yazilar okudum ama bunlara hic rastlamadim... nerden buluyorsunuz böyle sacmaliklari bilmem ki...????
Hz. Ebubekir , degil Hz. Muhammed ín emrinden cikmak , öl dese oracikta bile kendini öldürecek kadar candan bagliydi.... Hic mi bu zatlarin hayatlarini okumadin... ??
Sayın "ALUNDRA"....
Bu saçmalık dediğiniz şeyler.."Hüsniyye" adlı kitap hariç SÜNNİ KAYNAKLARDIR....
Daha fazla saçmalık görmek isterseniz.."KÜTÜB-İ SİTTEDEKİ ÇELİŞKİLER" köşesine bakınız...Herhalde Kütüb-i sitteyide duymadım demezsiniz...:3D_NG (24
Hayret yani....!!!?? bunca hadislerle alakali yazilar okudum ama bunlara hic rastlamadim... nerden buluyorsunuz böyle sacmaliklari bilmem ki...????
Hz. Ebubekir , degil Hz. Muhammed ín emrinden cikmak , öl dese oracikta bile kendini öldürecek kadar candan bagliydi.... Hic mi bu zatlarin hayatlarini okumadin... ??
ebubekir e hazret çekmen ilginç.ben onlara küfür etmem(ölmüş kimseye küfür etmem ve hakaret etmem) ama onlarada hazret çekmem.
Hz Ali Radiyallahu ahn ile ilk üç halife arasında en küçük bir hadisenin bile geçmemesi ve Hz Alinin 20 yıl boyunca o üç halifenin şeyh-ül İslamlık makamında bulunması ve onlara hürmet etmesi ispat eder ki, o üç halife İslamiyete büyük hizmetler etmişlerdir. Çünkü, eğer Hz Ali, o üç halifede bir haksızlık görseydi, 1 dakika durmaz, hemen itiraz ederdi. Fakat Hz Ali, 20 yıl onların şeyhül İslamlık makamında bulunmuş, yani onlara tabi olmuş ve onlara hürmet etmiştir. Ayrıca, o üç halife zamanında İslamiyet, Asya ve Afrikaya yayılmıştır. Yani, o üç zat, milyonlarca insanın İslamiyetle tanışmasına vesile olmuştur. Madem hakikat budur. Biz de Hz Alinin ciddi hürmet ettiği ve sevdiği Hz Ebubekir ve Hz Ömer ve Hz Osmana ciddi hürmet edip, onları sevmeliyiz.
Ayrıca, bir tane hadis-i şerife bakıp, ondan taraflı olarak mana çıkarmamız yanlıştır. Bu üç halifenin fazileti hakkında binlerce hadis-i şerif vardır. Hatta bunların bir kısmını hz Ali rivayet etmiştir. Ayrıca, Hz Ali ve diğer üç halife aşere-i mübeşşeredendir. Yani, daha dünyada iken cennetle müjdelenmiş insanlardır. Onlar İslamiyetin çekirdeklerini oluşturdukları için, biz bu dünyada bin sene kalsak İslamiyete onlar kadar hizmet edemeyiz ve onların derecelerine yetişemeyiz.
A-L-E-V-İ 14.08.2005, 15:44 Sayın "Serhan"...
Hz Ali Radiyallahu ahn ile ilk üç halife arasında en küçük bir hadisenin bile geçmemesi ve Hz Alinin 20 yıl boyunca o üç halifenin şeyh-ül İslamlık makamında bulunması ve onlara hürmet etmesi ispat eder ki, o üç halife İslamiyete büyük hizmetler etmişlerdir. Çünkü, eğer Hz Ali, o üç halifede bir haksızlık görseydi, 1 dakika durmaz, hemen itiraz ederdi. Fakat Hz Ali, 20 yıl onların şeyhül İslamlık makamında bulunmuş yani onlara tabi olmuş ve onlara hürmet etmiştir
İmam Ali(a.s) Efendimiz..bilindiği üzere EbuBekire biat etmemiştir...Gerçi sünni kaynaklarda 6 ay sonra ettiği iddia edilsede hem bu iddiaların kendi içerisindeki Tutarsızlığı hemde yaşanan olaylar böyle bir ibatın olmadığının kanıtıdır...
Diğer 2 halifenin döneminde onları yanlışlarından geri çevirmek için çabalamıştır..HİLAFET derdine düşmemesi Emekleme dönemindeki islamın zarar görmemesi içindir..Bunu "nehc'ul belağa"da ve diğer kaynaklarda görebiliriz
Mesela ömer bin hattabı ve Osman bin affan'ı bir çok meselede uyarmıştır...Osmanın ölümünden evvelde gidişatın iyi olmadığı ve osmanın akrabalarını önemli devlet mevkilerine getirmesinin yanlışlığını ,Dejenerasyon konusunsa osmanın tutumunu suçlamıştır...zira bilindiği üzere Halife osman bir çok akrabasını Devlet içinde önemli mevkilere getirirken(Mervan,Muaviye gibi...)Ebu Zer gıffari(r.a) gibi Resulullah(s.a.a)ın "Yeryüzünde bu Ebu zerden daha doğru sözlü bir kişi yoktur" diyerek övdüğü Ebu Zeri Rebzeye sürgüne yollamıştır...ve diğer bir çok sahabiyede zulmetmiştir..
Gelinen noktada ayaklanma başlamış ve Halife osman öldürülmüştür(hatta cenazesinin 3 gün ortada kaldığı bile yazar kaynaklarda)
Hz.Alinin Ebu Bekir ve ömer'e karşı tutumuda Halife osman'a karşı tutumundan farklı değildir...
Hz.Muhammed Mustafanın cenazesini defnetmeden Ebu Bekir ve yanındakiler Hilafet derdine düşmüşler Cenazeyi Hz.Ali yıkamış ve defnetmiştir..Gadr-i Humda "Ben kimin MEVLASIYSAM Alide onun Mevlasıdır"
sözüne rağmen Hilafet bir oldu bittiyle Ebu Bekire geçmiştir..
Zira Ebu Bekir döneminde "Fedek Hurmalığı " sorunu herkesçe malumdur Hatta Hz.Peygamberin (s.a.a):
"Fatıma benden bir parçadır onu inciten beni incitmiştir" ve "Allah Fatımaya gazap edenlere gazap eder" şeklindeki sözlerine rağmen
-Hakkını gasbetmişler
-Evini yakmaya kalkmışlar dır..
Hatta ÇOK İYİ BİLİNİR Kİ,Hz.Fatıma Ebu Bekir ve Ömerin cenazesine gelmemesini vasiyet etmiştir..ve zaten geceleyin defnedilmiştir..
Ebu Bekirin şiddet yanlısı ve taraflı tutumu(Kureyşi kayıran) RIDDE olaylarının denen kabilelerin islamdan vazgeçmesine kadar olayı vardırmıştır...
Ayrıca, o üç halife zamanında İslamiyet, Asya ve Afrikaya yayılmıştır. Yani, o üç zat, milyonlarca insanın İslamiyetle tanışmasına vesile olmuştur.
Tarihte her hükümdar varlık sebebine uygun olarak Fetihler yapmıştır ,yapmakta zorundadır..zira Devletler YAYILMAK zorundadır...
Emeviler de Fetihler yapmıştır sayın "SERHAN" hani şu 1000 ay camiilerde Hz.Aliye lanet okutturan emeviler...şimdi kalkıpta bir iki toprak parçasını kendi hevasından fethetti diye islama hizmetmi etmiş oldular??..
zira Zalim Yezidde (Allahın laneti üzerine olsun)öyle....
Böyle bir kriter olamaz..Tarihte Fetih tapmak bir Devlet idarecesinin ASLİ GÖREVİDİR..Hemen hemen her Devlet_imparatorluk fetih yapmıştır...
Ayrıca, Hz Ali ve diğer üç halife aşere-i mübeşşeredendir. Yani, daha dünyada iken cennetle müjdelenmiş insanlardır
Aşere-i Mübeşşere hadisi?!..Sened olarak zayıftır zira bunu Bir çok Ehl-i Sünet alimide kabul etmiştir...
Senedin iki ravisi Abdullah bin-i zeyd ve babası zeyd 'ül ammi için
Buhari..Zehebi...Hazreci gibi Ehl-i sünnetin emshur alimleri "çok yalancıdır" "hiçbir değeri yoktur" gibi değerlendirmede bulunmuştur...
zira diğer ravi "naim bin hammad" da öyle..
mesela imam hasan ve imam hüseyin için:"onlar CENNET gençlerinin EFENDİLERİDİR" hadisi yokmudur?...Bu hadis te aşere-i mübeşşere ile çelişmezmi?..zira sadece Sünni Alimlerin bir çoğu SADECE aşere-i mübeşşere yi "hayatlarında cennetle müjdelenen kişiler "diye kabul etmektedir
Hz.Peygamber CENNET gençlerinin efendileridir derken İmam Hasan ve İmam Hüseyin HAYATTA DEĞİLMİYDİ?...
O halde nasıl oluyorda.."Hayattayken Cennetle müjdelenen 10 kişi var"diyebiliniyor???...
Kaldıki "Ammar Bin Yasir"..."Bilal Habeşi" ile ilgilide DAHA HAYATAYKEN Cennetle müjdelendiğine dair hadisler mevcut...
Ki bu örnekler bununlada sınırlı değildir...
Ayrıca aşere-i mübeşşere de adı geçen 10 kişi içinde Birbiriyle SAVAŞANLAR olmuştur Mesela.."Ya Ali seni ancak müminler sever ve asana ancak münafıklar buğz eder" hatta bir çok sünni kaynakta da olduğu "Ya Ali seninle ancak münafıklar savaşır" sözü ortada duruken ...Hz.Aliye karşı savaşanlarda vardır...(Talha gibi...)
oysa ne garip ...Ortada Hz.Ali(a.s)ile ilgili bu kadar hadis dururken Muaviyenin yanında yer alarak savaşan AŞERE-İ MÜBEŞŞEREYE??? dahil birine ne demekli?...
Metin olarakta Bu hadisi!!! in SAKAT olduğu aşikardır...
Onlar İslamiyetin çekirdeklerini oluşturdukları için, biz bu dünyada bin sene kalsak İslamiyete onlar kadar hizmet edemeyiz ve onların derecelerine yetişemeyiz.
Sayın "SERHAN" sahabi olarak kabul ettiğiniz EBU SUFYAN(Resullah (s.a.a)on lanet okumuştur)Karısı HİND(akibet'ül ekbat=ciğer ciğneyen)...VAHŞİ(Hz.Hamzayı(a.s) katletmiştir)MUAVİYE ..MERVAN vs..gibi kişileri SAHABİ olarak gmrebilir ve böyle inanmayada devam edebilirsiniz...
Ama ben en basitinden MUAVİYENİN (L.A) MÜNAFIK olduğunu size KÜTÜB-İ SİTTEDEN ispatlayabilirim (onun imam Aliye buğz ettiğini...İmam Hasanı fitneye benzeten kişiye ÖDÜL veridğini..Bid'atlarını)
Madem ki..siz onların derecesine ulaşmak istiyorsunuz... yine de sizin düşüncenize saygı duyarak diyorum ki...
ALLAH SİZİ ONLARLA HAŞRETSİN......İÇİME SİNMESE DE...
eline yüreğine sağlik daha ne denebilinirki hızır yardınçın olsun (alevi) dost
Ya olmus gitmis insanlarin arkadasindan konusulmaz felan ama, Ben BEKIR ve OSMAN isimlerini kucuklukten bu yana duydugum zaman tuylerim kalkar, sevmem haz etmem. biliyorum belki yanlis bi davranis ve yapima pek fazla uymasada arkadaslarimizin aciklamalarindada gordugumuz uzere yaptiklari bunu bilene duyana unutulur sey degil.....
sürgünde_sevdam 27.12.2005, 10:20 ^^ALEVİ^^kardeşim yazdıkların çok çok doğruu buna karşılık sadece şunu diyorum başımın tacısın yüreğine,bilgine sağlık yolun açık aydınlık olsun dosttt
Allah hüküm verenlerin en hayırlısı değilmidir. o halde sizin Allahın hükmünü bekleyemeyecek kadar inancınızdamı yok.
ama derseniz ki ben: o zamanı ve Hz. Alinin olaylara bakışını anlamak için bunları sorguluyorum diyorsanız önyargısız ve tarafsız bakmanız gerekir.
gerçi size göre sünniler yezidi oluverirler ama ne sünniler yezidiyi tanır. ne de yezidin sünnilikle bir alakası vardır. Hz. ebubekirin, Hz. Ömerin ve Hz. Osmanın Muaviyeyle ne alakası var ki bu zatları sevenler Muaviyeci yada oğlu yezidçi oluverdiler.
A-L-E-V-İ nickli arkadaş ismini şöyle değiştir. ALEVİ. ve bir Alevi gibi davran. bilirsinki önyargı iyi değildir. Alevilerede önyargılarla bakılmış, yok mum söndü denmiş yok şeytan denmiş falan filan. ama önyargılar ancak gözleri köreltir, kalpleri karartır.
yani alevi nickli arkadaş ve onu tasdik edenler doğru diye nitelendirdikleri önyargılarla ancak küfürlerinde kalıverirler. bunu sadece Aleviler için söylemiyorum tüm önyargıları olan insanlara söylüyorum.
doğrusunu Allah bilir diyin ve doğruyu anlamak için sorgulayın. önyargınızı benimsetmek için değil. eğer tarihe bakarsan anlamadan benimseyenler ancak zalim ve zulmeden olmuşlardır.
Serkan_Devrim 11.01.2006, 05:19 Allah hüküm verenlerin en hayırlısı değilmidir. o halde sizin Allahın hükmünü bekleyemeyecek kadar inancınızdamı yok.
ama derseniz ki ben: o zamanı ve Hz. Alinin olaylara bakışını anlamak için bunları sorguluyorum diyorsanız önyargısız ve tarafsız bakmanız gerekir.
gerçi size göre sünniler yezidi oluverirler ama ne sünniler yezidiyi tanır. ne de yezidin sünnilikle bir alakası vardır. Hz. ebubekirin, Hz. Ömerin ve Hz. Osmanın Muaviyeyle ne alakası var ki bu zatları sevenler Muaviyeci yada oğlu yezidçi oluverdiler.
A-L-E-V-İ nickli arkadaş ismini şöyle değiştir. ALEVİ. ve bir Alevi gibi davran. bilirsinki önyargı iyi değildir. Alevilerede önyargılarla bakılmış, yok mum söndü denmiş yok şeytan denmiş falan filan. ama önyargılar ancak gözleri köreltir, kalpleri karartır.
yani alevi nickli arkadaş ve onu tasdik edenler doğru diye nitelendirdikleri önyargılarla ancak küfürlerinde kalıverirler. bunu sadece Aleviler için söylemiyorum tüm önyargıları olan insanlara söylüyorum.
doğrusunu Allah bilir diyin ve doğruyu anlamak için sorgulayın. önyargınızı benimsetmek için değil. eğer tarihe bakarsan anlamadan benimseyenler ancak zalim ve zulmeden olmuşlardır.
www.aleviforum.com/showthread.php?t=2978&page=4
burada bazı yazılar var. okursan ebubekiri biraz daha iyi tanırsın.
volkansuslu 12.03.2006, 01:26 A-L-E-V-I dostum ne guzel de yazmissin ellerine saglik. bu arada surgunde_sevdam dostum sagolsun benden once davranmis ve de cok guzel yazmis senin icin. onun soylediklerini ben de tekrarlamak istiyorum. yuregine, bilgine saglik dost
manifesto 12.03.2006, 02:03 Bakınız arkadaşlar bu siyasi meseleyi kaşımanın ne faydasını gördük.
Hz.Ali'nin Kendinden önceki halifelerin Şeyhulislamlığını yaptığını unutuyorsunuz galiba.Onların Halifeliğini haklı görmeseydi onların Şeyhulislamlığını yaparmıydı.
Hem Muaviye doğrudur hile yapmıştır saltanat ve siyaset gütmüştür ama ona münafık damgası vurmak için yeterli değil bu.
Devrin saltanat ve siyaset mücadelerini şimdi inanç meselesi yapmak doğrumu.
Kim Yezidi haklı görmüştür yada kim Muaviyeyi hakem olayında haklı görmüştür?
Ve burada bazı arkadaşlar Ebu Süfyan'ın yemamede ikinci gözünüde kaybettikten sonra şehit olduğunu bilmiyorlar sanırım
Hz.Peyganber Hint'den biat aldıktan sonra bize onu eleştirmek düşer mi
Ve vahşi dahi bugünümüzdeki birçok müslümanı fersah fersah geçmiştir, Yemamede yalancı peyganberi HzHamzayı şehit ettiği paslı mızrağı ile öldürmüştür.Meleleleri birbirine fazla dolamamak lazım.
Bir islam vardır birde öncesi bu iki si birbirinden farklı şeyler iman bütün günahları siler götürür. Ve muaviyeyi haksız görsek te ordular başkumandanlığı yapmış ve islamı afrikanın kuru çöllerinden horosana taşıyan silsileden birisidir.
Şimdi çıkıp o münafıktı aha işte delilleri falan demek akla uygun değil.
Nasıl ki ne yavuz nede şah ismail ne dinsizdiler nede münafık işte siyaset ve saltanat neticesinde butür hadiseler kaçınılmaz.
Ve muaviyenin yanında dahi birçok büyük sahabe yer almıştır.
Efendimizim bahsettiği Fitne ne yazık ki engellenememiş ve Devasa insanlar şehit edilmiştir.
Serkan_Devrim 12.03.2006, 12:23 Hem Muaviye doğrudur hile yapmıştır saltanat ve siyaset gütmüştür ama ona münafık damgası vurmak için yeterli değil bu.
anlayamıyorum. muaviyeye bile toz kondurmamaya çalışıyorsunuz. Allah sizi ıslah etsin. sizin kendi sünni kaynaklarınıza göre hz Ali'ye buğeden münafıktır. hz Ali'yi sevmeyen münafıktır. peygamberin sözleri böyle. muaviye ise her fırsatta hz Ali'ye sövmüş lanet etmiştir. hatta camilerde hz Ali'ye sövme geleneğini 90 yıl sürmesini sağlamıştır. şu halde muaviye münafıkolmuyor mu? Allah akıl fikir versin size.
Manifesto kusura bakma ama yanlış bir cümle gerçekten.Muaviye en büyük münafıklardandır o ki HZ ALİ HZ HÜSEYİN HZ HASAN gibi yüce insanlara karşı çıkmıştır çok kötülükler yapmıştır.Sizin sünni kaynaklar fazlaca melek fazlaca barışcı ama yanlış kişilere... muhaaha
manifesto 12.03.2006, 14:32 Arkadaşlar münafığın ne demek olduğunu bilmiyorsunuz galiba, münafık imansız insan demektir hata yapan yanlış yapan insan demek değil.HzAliyi sevmemiş ise hata yapmıştır HzAliyi sevmek yada sevmemek iman esaslarından biri değildir....Ehl-i beyti seveni Hak teâlâ sever, buğz edene de buğz eder.) [İbni Asakir Ama onu sevmeyenlerin var olduğuna inanmıyorum.Saltanat mücadeleseinden başka birşey değildir.
Tarihte yanlış yapmayan hata yapmayan bir insanı gösterebilirmisiniz.Muaviyeye toz kondurmama ile ne alakası var yarın Ebubekire de aynı ithamlar çıkılırsa şaşmam illa kendi siyasetlerini haklı göstermek çabası sadece politikadır.
İman ve siyaset meseleleri birbirinden tamamen ayrıdır.
Nasıl ki her mümin insanın sevmek hakiki iman esaslarından biri o nisbetle daha kuvvetli bir şekilede ehli beyt sevgisi gelir, hz.Fatımaya anamız demişiz bu alelade bir söz değildir ki.
Bırakalım artık bu tür kin ve nefret tohumları atmayı islama yana inananlara ne faydası vardır.
Rabbim birbirimizi seven kullarından eylesin...
Nefret tohumları bizden değil başka taraflardan bize atılıyor.Eski yaşamış bu olayları asla unutmayız.
Manifesto kusura bakma ama akıl vermelerinden bıktım..
Mirioglu 12.03.2006, 16:57 HzAliyi sevmek yada sevmemek iman esaslarından biri değildir
ey cahil kardeşim, sen şimdi hz.Muhammed (s.a.v)'e mi yalancı diyorsun (haşa sümme haşa) yoksa sünni Alimlerine mi?
Hz.Peygamber efendimiz Hz.Ali (a.s)i sevmeyene "münafık" demiş.!
Bu hadiside ileri gelen sünniler nakledip tasdiklemiş... daha ne ötüyorsun anlamıyorum.!!! Yoksa bunu da anlayacak kadar kapasiten yokmu?
Manifesto isimli kişi buraya alevileri kızdırmak karşıt cümleler yazmak için geliyor çünkü birçok sünni gibi sanırım sadece kendi inançlarını geçerli sayıyorlar!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Her laf bize karşı her lafonda bilmişlik var.... yeter.
adminler birşeyler yapsınlar bir laevi olarak buraya takılıyorum ama böyle kişilerden çok rahatsız oluyor kendileri ALİMMİŞ GİBİ AKIL VERİYOR!!!!!!!
manifesto 12.03.2006, 18:36 ? Miroğlu öncelikle görme problemim yok yani normal pundolarda yazsanızda yazınızı düzgün okuyabilirim.
Hz.Muhemmed'e yalancı deme meselesi senin yorumun ben münafığın ne demek olduğunu ifade etmeye çalıştım.
"Kişi iman etmedikçe cennete giremez ve birbirinizi sevmedikçe de gerçek manda iman etmiş olmazsınız" bu sözde efendimize ait, şimdi bizler imansız yada münafık mı olduk? Meseleleri dar kalıp ve sözler çerçevesinde yorumlamak doğru netice vermez.
Birileri sürekli Ebubekir Ömer Osman Düşmanlığı yapacaksa iyi düşünmeli, zira iman etmiş insanlara husumet yada gayz yada buğz dopru değil.
Bizler bütün insanları hataları ile kabul etmeliyiz.
Soraş ayrıca kimseye nasihat vermek gibi bir gayem yok kimsenin benim nasihatlerimede ihtiyacı yok sadece kendi fikir ve düşüncelerimi ifade ediyorum
Adminlerin ne yapmasını sitersin? Forum kurallarında gerekenler zaten yazılı, Alevi olmayanların forumda yazamayacağıda bir kurala bağlanmamış.
Nedir sorun , doğrusu anlamadım.
Ben alevi kardeşlerimizin olduğu her ortamı kendi ortamım ve kendi arkadaşlarım bilmeye devam edicem sn.soreş
Mirioglu 13.03.2006, 00:53 Birileri sürekli Ebubekir Ömer Osman Düşmanlığı yapacaksa iyi düşünmeli, zira iman etmiş insanlara husumet yada gayz yada buğz dopru değil.
Bizler bütün insanları hataları ile kabul etmeliyiz.
Bak kardeş burda kimsenin kimseye karşı ön yargılı bir yaklaşımı yok.!
Konuşan ardından dayanaklarını kaynaklarını gösteriyor.. Üstelik siz sünnilerin yazdığı kitaplardan alıntı yapa yapa..!
Ayrıca Hz muhammed s.a.v. efendimizin emrine karşı gelen, bile bile yanlış yapan birini kabul etmek zorunda falan değilim, Yanlış yapana yanlışsın deriz! kimseden de korkmayız.! Evet Allah birbirimizi sevmemizi emretmiş ama münafıklara karşı herzamanda savaşın demiş ;)
Sana demem şu manifesto kardeş: Derdin muhalefet edip sorun çıkarmaksa şimdiden boşver git evinde batak oyna :)
Aksi halde daha objektif yaklaş ve gerçekleri kabullenmekten korkma.. Acı olsa bile..! ;)
Saygılar..!
Serkan_Devrim 13.03.2006, 13:51 Arkadaşlar münafığın ne demek olduğunu bilmiyorsunuz galiba, münafık imansız insan demektir hata yapan yanlış yapan insan demek değil.münafık arapça bir kelimedir. arapçada mu, mü yapan eden olan anlamını katan bir önektir. mesela;
mümin= mü+iman yani iman eden
müşrik= mü şirk yani şirk koşan kişi
müslim= mü+ islam islam olan kişi
münkir= mü inkar inkar eden kişi
münafık= mü + nifak islam olmuş gibi görünen ama aslında olmayan ve müslümanlar arasına nifak koşan kişi demektir. münafığın ne olduğunu bildiğimizi kanıtlamış olduk işallah. :yamukgul:
HzAliyi sevmemiş ise hata yapmıştır HzAliyi sevmek yada sevmemek iman esaslarından biri değildir....sana Ali'yi sevmemenin münafıklık olduğunu anlatan hadisleri yazacam bir ara. belki akşama.
sinan boztepe 19.03.2006, 18:05 değerli canlar hepinizi aşkı muhabbet ile selamlarım...
eğer bir konu hakkında bir şeyler beyan edecekseniz lütfen araştırın ve okuyun... bilgisizce yorumlar yapmayın...
ebubekir denilen şahıs, hatice anamız hakka yürüdükten sonra kızı aişeyi pegambere hizmekar olarak verdi.. altını çizeyim karısı olarak değil sadece bakıcı olarak peygamber yanına aldı.. 12 yaşında idi.. şimdi sorayım oniki yaşındaki bir kız çocuğu evlenirmi??? peygamber bu kadar sapık olabilirmi.. hayır asla olamaz .. peygamberimiz herşeyin en mükemmelini yapardı.. bu kız çocuğunuda evladı olarak yanına ve himayesine aldı... ama ebibekir bu kozu çok iyi kullandı,, kızı aişeyi bir ajan olarak gördü.. kızı vesilesi ile peygamberi takip ediyordu.. nitekim peygamber ölünce aişe kendini dinin varisi gibi lansa etti.. ama o sadece bir bakıcı , hizmetçiydi.... ve kuranın hiç bir ayetinde aişe annemiz diye yazmaş. sadece aişe olarak yazar... bu ana kelimeside bir emevi aldatmacasıdır...
işte ebubekirin gerçek yüzü................
son veda haccından dönerken gadir hum denilen vahada peygamber konakladı.. ve maide suresinin 67. inci ayeti burada indi.. o ayet derki: ey muhammet sana tebliğ ettiğimizi tekliğ et, tebliğ etmemezlik etme.. korkma biz seni koruruz.. bu ayeti aldıktan sonra peygamber 90 tane deve semerinin üzerine çıktı ve aliyi sol eli havaya kaldırı bu ayeti okudu.. ardından şunu söyledi: ey cemaat allahında emir ettiği gibiş benden sonraki veli ve vasiniz imam alidir.. benden sonra ona biat ediniz dedi.. bu benim değil allahın emridir diye buyurdu..
orada hazır bulunan ebubekir ömer ve osman aliye biat edip onun veli ve vasiliğini tanıdılar.. aliyi tebrik ettiler... ama ne hikmetse peygamber ölünce gadir humda yaşananlar unutuldu ve islama halife seçme telaşı içöine girildi.. halbuki allahında emri ile imam ali veli ve vasi tayin edilmişti... işte ebubekir nihayet amacına ulaştı ve peygamberin vasiyetini çiğniyerek kendisini halife ilan ettirdi..
işin başına geçince ilk görevide fatıma anamıza babası muhammedden kendine miras kalmış olan fedek hurmalıklarını o mahsumların elinden almak oldu.. onları tek geçim kaynakları olan bu hurmalıktan mahrum ederek açlığa itti... bu nasıl bir islami anlayıştır ki peygamber ceddine eziyet ettirilir..
ve en acısı ebubekirin halifeliğini ret eden ehlibeyt nesline zulüm etmeleridir.. imam alinimn mısıra gittiği bir gün,, ebubekir emrinde görev yapan ömeri ( sözde adeletli hazreti ömeri) alinin evine yolladı.. ömer askerleri ile alinin evini bastı ,, fatıma anamızı ebubekire biat etmesi için tartaklıyordu.. bu arbedede imam alinin 4 yaşındaki oğlu muhsin, ömerin ayakları altında ezilerek şehit oldu..
bumudur ebubekirin islamı, bumudur ömerin adaleti.................
evinde yanlız olan bir kadına eziyet etmek hangi dine sığar........
aklınızı başınıza toplayın ve hazret makamını hak etmeyen din düşmanlarını karşımıza dini abide gibi dikmeyin.. buna hakkınız yok.. benim ceddime eziyet eden bir anlayışa ve hizmetkarlarına saygı göstermem...
hapinizi saygıyla selamlarım....
derviscemal 19.03.2006, 19:09 Sevgili Sinan dede,
açıklamanız için teşekkürler gerçekten çok iyi oldu açıklamanız arakadaşlar da umarım cevap yazmadan yazınızı okurlar.
saygılar
değerli canlar hepinizi aşkı muhabbet ile selamlarım...
eğer bir konu hakkında bir şeyler beyan edecekseniz lütfen araştırın ve okuyun... bilgisizce yorumlar yapmayın...
ebubekir denilen şahıs, hatice anamız hakka yürüdükten sonra kızı aişeyi pegambere hizmekar olarak verdi.. altını çizeyim karısı olarak değil sadece bakıı olarak peygamber yanına aldı.. 12 yaşında idi.. şimdi sorayım oniki yaşındaki bir kız çocuğu evlenirmi??? peygamber bu kadar sapık olabilirmi.. hayır asla olamaz .. peygamberimiz herşeyin en mükemmelini yapardı.. bu kız çocuğunuda evladı olarak yanına ve himayesine aldı... ama ebibekir bu kozu çok iyi kullandı,, kızı aişeyi bir ajan olarak gördü.. kızı vesilesi ile peygamberi takip ediyordu.. nitekim peygamber ölünce aişe kendini din,n varisi gibi lansa etti.. ama o sadece bir bakıcı , hizmetçiydi....
işte ebubekirin gerçek yüzü................
son veda haccından dönerken gadir hum denilen vahada peygamber konakladı.. ve maide suresinin 67. inci ayeti burada indi.. o ayet derki: ey muhammet sana tebliğ ettiğimizi tekliğ et, tebliğ etmemezlik etme.. korkma biz seni koruruz.. bu ayeti aldıktan sonra peygamber 90 tane deve semerinin üzerine çıktı ve aliyi sol eli havaya kaldırı bu ayeti okudu.. ardından şunu söyledi: ey cemaat allahında emir ettiği gibiş benden sonraki veli ve vasiniz imam alidir.. benden sonra ona biat ediniz dedi.. bu benim değil allahın emridir diye buyurdu..
orada hazır bulunan ebubekir ömer ve osman aliye biat edip onun veli ve vasiliğini tanıdılar.. aliyi tebrik ettiler... ama ne hikmetse peygamber ölünce gadir humda yaşananlar unutuldu ve islama halife seçme telaşı içöine girildi.. halbuki allahında emri ile imam ali veli ve vasi tayin edilmişti... işte ebubekir nihayet amacına ulaştı ve peygamberin vasiyetini çiğniyerek kendisini halife ilan ettirdi..
işin başına geçince ilk görevide fatıma anamıza babası muhammedden kendine miras kalmış olan fedek hurmalıklarını o mahsumların elinden almak oldu.. onları tek geçim kaynakları olan bu hurmalıktan mahrum ederek açlığa itti... bu nasıl bir islami anlayıştır ki peygamber ceddine eziyet ettirilir..
ve en acısı ebubekirin halifeliğini ret eden ehlibeyt nesline zulüm etmeleridir.. imam alinimn mısıra gittiği bir gün,, ebubekir emrinde görev yapan ömeri ( sözde adeletli hazreti ömeri) alinin evine yolladı.. ömer askerleri ile alinin evini bastı ,, fatıma anamızı ebubekire biat etmesi için tartaklıyordu.. bu arbedede imam alinin 4 yaşındaki oğlu muhsin, ömerin ayakları altında ezilerek şehit oldu..
bumudur ebubekirin islamı, bumudur ömerin adaleti.................
evinde yanlız olan bir kadına eziyet etmek hangi dine sığar........
aklınızı başınıza toplayın ve hazret makamını hak etmeyen din düşmanlarını karşımıza dini abide gibi dikmeyin.. buna hakkınız yok.. benim ceddime eziyet eden bir anlayışa ve hizmetkarlarına saygı göstermem...
hapinizi saygıyla selamlarım....eline yüreğine sağlik candost bu güzel aktarımın için varolasın......
manifesto 19.03.2006, 21:42 bu ayeti aldıktan sonra peygamber 90 tane deve semerinin üzerine çıktı ve aliyi sol eli havaya kaldırı bu ayeti okudu.. ardından şunu söyledi: ey cemaat allahında emir ettiği gibiş benden sonraki veli ve vasiniz imam alidir.. benden sonra ona biat ediniz dedi.. bu benim değil allahın emridir diye buyurdu..
orada hazır bulunan ebubekir ömer ve osman aliye biat edip onun veli ve vasiliğini tanıdılar.. aliyi tebrik ettiler... ama ne hikmetse peygamber ölünce gadir humda yaşananlar unutuldu ve islama halife seçme telaşı içöine girildi.. halbuki allahında emri ile imam ali veli ve vasi tayin edilmişti... işte ebubekir nihayet amacına ulaştı ve peygamberin vasiyetini çiğniyerek kendisini halife ilan ettirdi
Asıl sorunda burada sanırım, bu olay olmuşmudur, yoksa rivayetmidir.
Bunu cevaplamak birçok sorunun varlığını da ortadan kaldırır kanaatindeyim..
Serkan_Devrim 19.03.2006, 21:50 daha öncede yazmıştım ama gözlerden kaçmış galiba. gadir humm olayı olmuştur. bu kaçınılmaz. sünni alimler eşliğinde;
VEDA HACCI VE GADİR HUMM OLAYI
veda arapça bir kelimedir. anlamı ayrılıktır. resullaha bu haccın son olacağı bildirilmişti. bu hacdan sonra peygamber bir daha hacca gidemeyecekti. bu yüzden bu hacca veda haccı denir. rivayetçilere göre hacıların sayısı 120 bin kişidir. resulullaha hac dönüşünde cebrail vasıtasıyla vahiy gelir.
ey peygamber! rabbinden sana indirileni tebliğ et. eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. maide(67)
www.diyanet.gov.tr/kuran/result.asp?ayet=&page_id=&kuran_id=5&ayet_no=67&Ar ama=Tamam
peygamber bu kesin tebliği alınca olduğu yerde duraklar. önden gidenleri geri çağırttırır, arkada kalanlarıda yetişmesini ister. peygamber şöyle konuşur.
'ey müslümanlar, ben ahiret yolculuğuna çağrılıp icabet etmek üzereyim. sizde, bana karşı olan davranışlarınızdan sorulacaksınız. benim yaptığım görev için Allah a ne diyeceksiniz.
müslümanlar hep bir ağızdan:
'şehadet ederizki, sen gerçekten herşeyi hakkıyla bildirdin, Allah ın emirlerini yerine getirdin. Allah sana hayırlı mükafatlar versin'
peygamber devam ederek:
'ey Allah ım sen şahit ol. ey müslümanlar, size birbirinden ağır iki emanet bırakıyorum. birincisi Allah ın kitabıdır. o semadan arza kadar uzanmış ip gibidir. ona tutunan kurtulur, onu bırakan yok olur. diğeri ehli beytimdir. sizi ehli beytim konusunda uyarıyorum. onların yolunu takip edin. onların önüne geçmeyin. onlara bir şey de öğretmeye kalkmayın. zira onlar sizden daha biligilidirler. allahın kitabı ve ehli beytim kıyamete kadar birbirlerinden ayrılmazlar.
ey müslümanlar, Allah benim mevlamdır, bende müminlerin mevlasıyım.'
bu sırada resulullah Alinin elini tutar ve havaya kaldırır.
' ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır.' der.
bu olayı değişik rivayetlerle, değişik söz ve deyimlerle hemen hemen bütün hadis ve tarih kitaplarında yer almıştır.
elhakim müstedrek kitabında c3 s109
suyuti eddürrül-mensur kitabında c2 s259
ibni kasir elbidaye vennihaye kitabında c5 s214
ibni abdil ber el istiap kitabında c2 s473
elmüttaki elhindi kenzül ummal kitabında c6 s154
ibnul esir üsüdül ğabe kitabında c3 s370
ibni hacer askalani isabe kitabında c3 s408
ahmet bin hambel müsnet kitabında c4 s281
ibni maca sahih kitabında c1 s28
tabari büyük tefsir kitabında c3 s428
el hatip elbağdadi bağdat tarihi kitabında c14 s236
muhiddin attabari erriyad kitabında c2 s169
tirmizi sahih kitabında c2 s298
ibni hacer el heytemi savaık kitabında s25
müslim sahih kitabında c2 s325
şemsettin ezzehebi mizan kitabında c3 s335
buhari tarih kitabında c1 s375
ve ve ve...
sanırım bu kadarı yeter. zira hepsini yazmak çok uzun sürer. ayrıca hadisin doğruluğunu onaylamak için özel kitap yazan sünni alimler 20 den fazladır.
manifesto 19.03.2006, 21:57 ve sn. sinan boztepe
ebubekir denilen şahıs, hatice anamız hakka yürüdükten sonra kızı aişeyi pegambere hizmekar olarak verdi
Demişsiniz evvela islamda hizmetkar yoktur.Cariye yada köle vardır hizmeti gören bunlardır. Ve Hz.Aişeyi efendimiz bizzat Hz.Ebubekirden istemiştir yaşı küçük olduğu için zaten vifaf olmamıştır.Amaç küçük yaşta peyganber hanesinde onun ahlak ve terbiyesi altında büyümesidir.
Nitekim kadınlık alemine ait birçok hadisi Hz.Aişe validemiz rivayet etmiştir.Zeki ve kuvvetli hafızası olan birisiydi kadın olarak onun kadar hadis rivayet eden başka kimse yoktur.
sorayım oniki yaşındaki bir kız çocuğu evlenirmi??? peygamber bu kadar sapık olabilirmi..
Sn.Sinan boztepe böyle sorgulamaları yapmak dahi islamı ve peyganberi anlamamak olur zira kendisi henüz 25 yaşında iken 40 yaşındaki Hz.Hatice validemizle evlenmiş ve o ölene kadar da başka bir hanımla evlenmemiş görüyorsunuz ki böyle zevk yada sefa düşkünü olan bir insan gençliğinde de böyle olması gerektir hemde fazlası ile.Onun için cevabıda siz vermişsiniz.
Hz.Peyganber hakkında böyle suizan yapmak insanı dininden eder o sıradan bir insan değildir.
kızı aişeyi bir ajan olarak gördü
Bunlar çok çirkin iftiralar. İlk müslümanlardan olan HzMuhammede davasında Sıddık makamına ulaşmış, HzAli ile cihad etmiş,Efendimizle beraber hicret etmiş ve ölümüne dek islam davaasından sapmamış böyle bir insan hakkında bu şekilde çirkin isnatlarda bulunmak Lailahe İllallah Muhammedurresulullah'ı kendine yol çizmiş bir insana yakışmıyor.
ama o sadece bir bakıcı , hizmetçiydi
Bu söz islam olan birisine yakışmıyor.Ne demek hizmetçi.Kur'anda anamız diye yazmaması gayet normal müslümanlar ona bu payeyi uygun görmüştür.Bütün islam fıkhı ve ansiglobedilerinde müminlerin annesi payesi verilmiş bu yüce insan hakkında hizmetçi tabirini size yakıştıramadım.
ve sn. sinan boztepe
Demişsiniz evvela islamda hizmetkar yoktur.Cariye yada köle vardır hizmeti gören bunlardır. Ve Hz.Aişeyi efendimiz bizzat Hz.Ebubekirden istemiştir yaşı küçük olduğu için zaten vifaf olmamıştır.Amaç küçük yaşta peyganber hanesinde onun ahlak ve terbiyesi altında büyümesidir.
Nitekim kadınlık alemine ait birçok hadisi Hz.Aişe validemiz rivayet etmiştir.Zeki ve kuvvetli hafızası olan birisiydi kadın olarak onun kadar hadis rivayet eden başka kimse yoktur.
Sn.Sinan boztepe böyle sorgulamaları yapmak dahi islamı ve peyganberi anlamamak olur zira kendisi henüz 25 yaşında iken 40 yaşındaki Hz.Hatice validemizle evlenmiş ve o ölene kadar da başka bir hanımla evlenmemiş görüyorsunuz ki böyle zevk yada sefa düşkünü olan bir insan gençliğinde de böyle olması gerektir hemde fazlası ile.Onun için cevabıda siz vermişsiniz.
Hz.Peyganber hakkında böyle suizan yapmak insanı dininden eder o sıradan bir insan değildir.
Bunlar çok çirkin iftiralar. İlk müslümanlardan olan HzMuhammede davasında Sıddık makamına ulaşmış, HzAli ile cihad etmiş,Efendimizle beraber hicret etmiş ve ölümüne dek islam davaasından sapmamış böyle bir insan hakkında bu şekilde çirkin isnatlarda bulunmak Lailahe İllallah Muhammedurresulullah'ı kendine yol çizmiş bir insana yakışmıyor.
Bu söz islam olan birisine yakışmıyor.Ne demek hizmetçi.Kur'anda anamız diye yazmaması gayet normal müslümanlar ona bu payeyi uygun görmüştür.Bütün islam fıkhı ve ansiglobedilerinde müminlerin annesi payesi verilmiş bu yüce insan hakkında hizmetçi tabirini size yakıştıramadım. peyganberlik allahın seçtigi bir kuldur buda hz muhammeddir ebubekir kendisini haksızca seçtirmişti kendi seçilen peyganber olamaz....
manifesto 19.03.2006, 22:11 peyganberlik allahın seçtigi bir kuldur buda hz muhammeddir ebubekir kendisini haksızca seçtirmişti kendi seçilen peyganber olamaz....
Sn.Doğan şaka mı bu.Ne peyganberliği ne seçmesi?
Allah aşkına sözlerinizin nereye vardığını düşünerek yorum yapın.
HzMuhammed son peyganberdir, ondan sonra peyganber gelmemiştir.
HzAliyi dahi peyganber olarak görmek insanı dinden çokarır tabi bu önemli ise.
Kendini haksız yere şeçtirdi diyorsunuz HzAli gibi haksızlık karşısında Hayber gibi kapısı dahi olsa söküp atan bir insan cesur ve içten pazarlıksız bir insan bu haksızlığa göz yumabilir mi? Bunu aklınız alıyor mu?
Birtene bile müslüman kalmamışmıydı bu sizin tabirinizle haksız Ebubekiri ortadan kaldıracak.
Hz.ömeri ve Hz.Aliyi ortadan kaldıranlar neden onu ortadan kaldırmamışlar.
Hz Peyganberi ölümünden hemen sonra satmışlar.
Bunlara inanmamızı bekliyorsanuz.
Farzedelim ki haksız yere ondan almış Hz Ali ona biat etmemişmidir?
Etmiş ise bu haksızlığı kabul etmek değilmidir?
........?
sinan boztepe 20.03.2006, 13:40 ve sn. sinan boztepe
Demişsiniz evvela islamda hizmetkar yoktur.Cariye yada köle vardır hizmeti gören bunlardır. Ve Hz.Aişeyi efendimiz bizzat Hz.Ebubekirden istemiştir yaşı küçük olduğu için zaten vifaf olmamıştır.Amaç küçük yaşta peyganber hanesinde onun ahlak ve terbiyesi altında büyümesidir.
Nitekim kadınlık alemine ait birçok hadisi Hz.Aişe validemiz rivayet etmiştir.Zeki ve kuvvetli hafızası olan birisiydi kadın olarak onun kadar hadis rivayet eden başka kimse yoktur.
Sn.Sinan boztepe böyle sorgulamaları yapmak dahi islamı ve peyganberi anlamamak olur zira kendisi henüz 25 yaşında iken 40 yaşındaki Hz.Hatice validemizle evlenmiş ve o ölene kadar da başka bir hanımla evlenmemiş görüyorsunuz ki böyle zevk yada sefa düşkünü olan bir insan gençliğinde de böyle olması gerektir hemde fazlası ile.Onun için cevabıda siz vermişsiniz.
Hz.Peyganber hakkında böyle suizan yapmak insanı dininden eder o sıradan bir insan değildir.
Bunlar çok çirkin iftiralar. İlk müslümanlardan olan HzMuhammede davasında Sıddık makamına ulaşmış, HzAli ile cihad etmiş,Efendimizle beraber hicret etmiş ve ölümüne dek islam davaasından sapmamış böyle bir insan hakkında bu şekilde çirkin isnatlarda bulunmak Lailahe İllallah Muhammedurresulullah'ı kendine yol çizmiş bir insana yakışmıyor.
Bu söz islam olan birisine yakışmıyor.Ne demek hizmetçi.Kur'anda anamız diye yazmaması gayet normal müslümanlar ona bu payeyi uygun görmüştür.Bütün islam fıkhı ve ansiglobedilerinde müminlerin annesi payesi verilmiş bu yüce insan hakkında hizmetçi tabirini size yakıştıramadım.
işte emevi zihniyeti ortada... malesef tarihi gerçekleri dahi kabullenemiyorsunuz..
madem ebubekir o kadar müslüman idi niçin ; fedek hurmalığını fatımadan zorla aldırtarak o mahsumları açlığa terk etti????? niçin kadir humda allahın emri ile peygamberden sonr veli ve vasi ilan edilen imam aliye önce biat edip peygamber ölünce bunu unutup endek döndek ile kendisini halife ilan etti???? niçin kızı aişeyi bakıcı olarak peygambere verdi.. tek amacı kızı aişeyi ajan olarak kullanıp halifeliği için zemin hazırlamaktı...
aişe o kadar müslüman ise niçin peygamberin ölümünden sonra deveye binip imam ali ve evlatlarına kılç çekti???? neden kuranda ana olarak şereflendirilmez hiç düşündünmü????? çünkü ehli beyte kılıç çeken peygambere çekmiş sayılır..
ebubekir gibi islamı kişisel çıkarları için kullanan birini karşımıza dini abide olarak dikmey hiç hakkınız yok... bizim kaynaklarımız mevcut.. ebubekirin işlediği suçları ispat ederiz.. peki siz onu savuna bilecekmisiniz????
onları savunmak kerbalada imam hüseyine kılıççeken yezidi savunmak gibidir.. bir farkı yok...
artık gerçekler açığa çıksın... ben bir dede olarak ceddim zulüm etmiş birini hazreyt makamına ne oturturum,, nede ismini rahmet ile anarım..
lanet yezide, rahmet imam hüseyin ve ehlibeytine
ve şunu söylemekte yarar var köleler emevi oğullarının bir eseridir.. ehlibeyt asla köle tutmadı.. buna peygamberde dahildir.. onlar köleleri azat ettiler.. bana kalırsa sen daha emevi islam anlayışıyla -- asıl islamı karıştırmışsın.. önce emevi geleneklerini bırak.. gerçek islamın sesini dinle... bizde köle yok hizmetkar vardır.. oda özgürdür..........
işte emevi zihniyeti ortada... malesef tarihi gerçekleri dahi kabullenemiyorsunuz..
madem ebubekir o kadar müslüman idi niçin ; fedek hurmalığını fatımadan zorla aldırtarak o mahsumları açlığa terk etti????? niçin kadir humda allahın emri ile peygamberden sonr veli ve vasi ilan edilen imam aliye önce biat edip peygamber ölünce bunu unutup endek döndek ile kendisini halife ilan etti???? niçin kızı aişeyi bakıcı olarak peygambere verdi.. tek amacı kızı aişeyi ajan olarak kullanıp halifeliği için zemin hazırlamaktı...
aişe o kadar müslüman ise niçin peygamberin ölümünden sonra deveye binip imam ali ve evlatlarına kılç çekti???? neden kuranda ana olarak şereflendirilmez hiç düşündünmü????? çünkü ehli beyte kılıç çeken peygambere çekmiş sayılır..
ebubekir gibi islamı kişisel çıkarları için kullanan birini karşımıza dini abide olarak dikmey hiç hakkınız yok... bizim kaynaklarımız mevcut.. ebubekirin işlediği suçları ispat ederiz.. peki siz onu savuna bilecekmisiniz????
onları savunmak kerbalada imam hüseyine kılıççeken yezidi savunmak gibidir.. bir farkı yok...
artık gerçekler açığa çıksın... ben bir dede olarak ceddim zulüm etmiş birini hazreyt makamına ne oturturum,, nede ismini rahmet ile anarım..
lanet yezide, rahmet imam hüseyin ve ehlibeytine
ve şunu söylemekte yarar var köleler emevi oğullarının bir eseridir.. ehlibeyt asla köle tutmadı.. buna peygamberde dahildir.. onlar köleleri azat ettiler.. bana kalırsa sen daha emevi islam anlayışıyla -- asıl islamı karıştırmışsın.. önce emevi geleneklerini bırak.. gerçek islamın sesini dinle... bizde köle yok hizmetkar vardır.. oda özgürdür..........
ebubekirin sadakatine ve eminliğine bu başım feda olsun
ömerin farukluğuna adaletine bu başım feda olsun
osmanın hayasına edepine bu başım feda olsun
Alinin hakikatine zülfikarına bu başım feda olsun
Hasanın halimliğine bu başım feda olsun
Hüseyinin şehadetine bu başım feda olsun.
derviscemal 20.03.2006, 14:17 ebubekirin sadakatine ve eminliğine bu başım feda olsun
ömerin farukluğuna adaletine bu başım feda olsun
osmanın hayasına edepine bu başım feda olsun
Alinin hakikatine zülfikarına bu başım feda olsun
Hasanın halimliğine bu başım feda olsun
Hüseyinin şehadetine bu başım feda olsun.
boş yere başını feda etme biz bu kadar aşırı (*****) değiliz..
boş yere başını feda etme biz bu kadar aşırı (*****) değiliz..
ne değilsiniz ve biz derken kimi kastediyorsunuz.
14 asir önce yasanmis sayisiz saibeli olaylar karsisinda boynu bükük kalmak kadar zayiflik olabilir mi?
Ben basimi, saydiklarinizdan hicbirine asla ve asla feda etmem, zira, Türk insaninin gercegi ne arap gelenekleri ile, ne arap dini ile, ne de damat ali ile asla örtüsmez.
Yasanmis (bazi)olaylara tarihsel olarak saygimiz vardir, kulluk yoktur???
saygilar
derviscemal 20.03.2006, 14:42 ne değilsiniz ve biz derken kimi kastediyorsunuz.
Biz alevi inancını taşıyan insanlar bu kadar aşırı dinci değiliz duymak istediğin birşey varsa onuda söyleyebilirm. Kişbir şey için başını feda etmene gerek yok ömer içinde osman içinde hatta Hz. ALi içinde..
bizim için önce insan gelir sevgili dostum..
Biz alevi inancını taşıyan insanlar bu kadar aşırı dinci değiliz duymak istediğin birşey varsa onuda söyleyebilirm. Kişbir şey için başını feda etmene gerek yok ömer içinde osman içinde hatta Hz. ALi içinde..
bizim için önce insan gelir sevgili dostum..
İnsan olmak için önce serini meydana koyman lazım. :buyukgoz: alevilik budur işte. pir sultan gibi. açılın kapılar dara gidelim diyebilirmisin dervişcemal. :yamukgul:
Hz. Ali için değil. Hz. Alinin hakikati için. çünkü hakikat ölmez. son bulmaz. evvel benem, ahir benem diyen Yunus son mu olmuş. şehid demek her zaman her yerde hazır ve nazır demek. işte Ebubekir,Ömer, Osman ve Ali hepsi hazır ve nazırdırlar. Pir Sultanlar, Yunuslar, Mevlanalar burada seninleler. :yamukgul:
biz başımızı neye feda edeceğimizi biliriz sevgili dervişcemal.
derviscemal 20.03.2006, 15:09 İnsan olmak için önce serini meydana koyman lazım. :buyukgoz: alevilik budur işte. pir sultan gibi. açılın kapılar dara gidelim diyebilirmisin dervişcemal. :yamukgul:
Hz. Ali için değil. Hz. Alinin hakikati için. çünkü hakikat ölmez. son bulmaz. evvel benem, ahir benem diyen Yunus son mu olmuş. şehid demek her zaman her yerde hazır ve nazır demek. işte Ebubekir,Ömer, Osman ve Ali hepsi hazır ve nazırdırlar. Pir Sultanlar, Yunuslar, Mevlanalar burada seninleler. :yamukgul:
biz başımızı neye feda edeceğimizi biliriz sevgili dervişcemal.
Kalsın benim davam mahşere kalsın
açılın kapılar şaha gidelim..
siyaset günleri gelip çatmadan
açılın kapılar dara giderlim..
sayın müttaki,
bunu söyleyecek birisi var ise oda benim tam adamını buldun söyleyemeyecek tek kişi varsa oda sensin. ebubekir ömer ve osman hariç hepsi hazır ve nazırdırlar katılıyorum sana ama bunlar içinde başını verömene gerek yok ayrıca aleviliğin ne olduğunu inanki senden daha iyi biliyorum.
bizim öğretimiz ve inancımızda serimizi veririz ama sen boşuna başını vernme derim..
Kalsın benim davam mahşere kalsın
açılın kapılar şaha gidelim..
siyaset günleri gelip çatmadan
açılın kapılar dara giderlim..
sayın müttaki,
bunu söyleyecek birisi var ise oda benim tam adamını buldun söyleyemeyecek tek kişi varsa oda sensin. ebubekir ömer ve osman hariç hepsi hazır ve nazırdırlar katılıyorum sana ama bunlar içinde başını verömene gerek yok ayrıca aleviliğin ne olduğunu inanki senden daha iyi biliyorum.
bizim öğretimiz ve inancımızda serimizi veririz ama sen boşuna başını vernme derim..
hiçbirşey boş değil. sen bunun boş olduğuna inanabilirsin. bizde dolu olduğuna inanıyoruz. neyin dolu olduğunu neyin boş olduğunu görebilmek için önce kabın içinden çıkmak lazım. sana göre dolu olanlar sadece aleviler. sünnilere göre de sadece sünniler. bana göre ise kendisini Allahın nuruyla dolduranlardır. ben ne sünniyim ne alevi. ben Allahın nurunun nerede kimde olduğuna şahid olanlardanım. eğer ortada bir nur varsa orası dolu demektir ve ben o doluluğa başımı veririm. hakikate veririm. hakikate verilen başta boşa gitmez herhalde. :mahsum
derviscemal 20.03.2006, 15:25 Sen ver başını müttaki,
ama gerçek erenlere ver.. o zaman boşa gitmez..
Hz. Ebubekir (572 - 634)
572 yılında Mekke'de doğan Hazreti Ebû Bekir Es-Sıddık Ra, Hazreti Muhammed Mustafa (a.s.)'ın İslâm’ı tebliğe başlamasından sonra ilk iman eden hür erkeklerin; raşit halifelerin, aşere-i mübeşşerenin ilkidir. Câmiu'l Kur'an, es-Sıddîk, el-Atik lakaplarıyla bilinen büyük sahabi.
Kur'ân-ı Kerim'de hicret sırasında Rasûlullah'la beraber olmasından dolayı, "...mağarada bulunan iki kişiden biri..." (et-Tevbe, 9/40) şeklinde ondan bahsedilmektedir. Asıl adı Abdülkâbe olup, İslâm’dan sonra Rasûlullah (s.a.s.)'in ona Abdullah adını verdiği kaydedilir. Azaptan azad edilmiş mânâsına "atik"; dürüst, sadık, emin ve iffetli olduğundan dolayı da "sıddık" lâkabıyla anılmıştır. "Deve yavrusunun babası" manasına gelen Ebû Bekir adıyla meşhur olmuştur. Teymoğulları kabilesinden olan Ebû Bekir'in nesebi Mürre ibn-i Kâ'b'da Rasûlullah'la birleşir. Anasının adı Ümmü'l-Hayr Selma, babasının ki Ebû Kuhafe Osman’dır. Künyesi Abdullah ibn-i Osman ibn-i Amir ibn-i Amir... ibn-i Murca ...et-Temî’dir. Bedir savaşına kadar müşrik kalan oğlu Abdurrahman dışında bütün ailesi müslüman olmuştur. Babası Ebû Kuhafe, Ebû Bekir'in halifeliğini ve ölümünü görmüştür. Hazreti Ebû Bekir'in Rasûlullah (s.a.s.)'den bir veya üç yaş küçük olduğu zikredilmiştir.
İslâm’dan önce de saygın, dürüst, kişilikli, putlara tapmayan ve evinde put bulundurmayan "hanif" bir tacir olan Ebû Bekir, ölümüne kadar Hazreti Peygamber'den hiç ayrılmamıştır. Bütün servetini, kazancını İslâm için harcamış, kendisi sade bir şekilde yaşamıştır.
Hazreti Ebû Bekir, Fil yılından iki sene birkaç ay sonra 571'de Mekke'de dünyaya gelmiş, güzel hasletlerle tanınmış ve iffetiyle şöhret bulmuştur. içki içmek câhiliye döneminde çok yaygın bir âdet olduğu halde o hiç içmemiştir. O dönemde Mekke'nin ileri gelenlerinden olup Arapların nesep ve ahbâr ilimlerinde meşhur olmuştur. Kumaş ve elbise ticaretiyle meşgul olurdu; sermayesi kırk bin dirhemdi ki, bunun büyük bir kısmını İslâm için harcamıştır. Rasûlullah'a iman eden Ebû Bekir (r.a.) İslâm dâvetçiliğine başlamış, Osman ibn-i Affân, Zübeyr ibn-i Avvâm, Abdurrahman ibn-i Avf, Sa'd ibn-i Ebî Vakkas ve Talha ibn-i Ubeydullah gibi İslâm’ın yücelmesinde büyük emekleri olan ilk müslümanların bir çoğu İslâm’ı onun dâvetiyle kabul etmişlerdir.
Hazreti Ebû Bekir hayatı boyunca Rasûlullah'ın yanından ayrılmamış, çocukluğundan itibaren aralarında büyük bir dostluk kurulmuştur. Rasûlullah birçok hususlarda onun görüşünü tercih ederdi. Umûmî ve husûsî olan önemli işlerde ashâbıyla müşavere eden Peygamber (s.a.s.) bazı hususlarda özellikle Ebû Bekir'e danışırdı. (Ibn Haldun, Mukaddime, 206). Araplar ona "Peygamber'in veziri" derlerdi.
Teymoğulları kabilesi Mekke'de önemli bir yere sahipti. Ticaretle uğraşıyorlar, toplumsal temasları ve geniş kültürlülükleri ile tanınıyorlardı. Hazreti Ebû Bekir'in babası Mekke eşrafındandı. Hazreti Ebû Bekir, câhiliye döneminde de güzel ahlâkı ile tânınan, sevilen bir kişi idi. Mekke'de "eşnak" diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi işlerinin yürütülmesiyle görevliydi. Muhammed (s.a.s.) ile büyük bir dostlukları vardı. Sık sık buluşur, Allah’ın birliği, Mekke müşriklerinin durumu ve ticaret gibi konularda müşâvere ederlerdi. ikisi de câhiliye kültürüne karşıydılar, şiir yazmaz ve şiiri sevmezlerdi, daha ziyade tefekkür ederlerdi.
İSLÂM'I BENİMSEMESİ
Hazreti Ebû Bekir, Hira dağından dönen Hazreti Muhammed Mustafa (a.s.) ile karsılaştığında, Rasûlullah (s.a.s.) ona, "Allah’ın elçisi" olduğunu söyleyip "Yaratan Rabbi'nin adıyla oku" (el-Alâk, 96/1) diye başlayan âyetleri bildirdiği zaman hemen ona: "Allah’ın birliğine ve senin O'nun rasûlü olduğuna iman ettim" demiştir. Hazreti Hatice'den sonra Rasûlullah'a ilk iman eden odur. Hazreti Peygamber (s.a.s.) İslâm’ı tebliğinin ilk zamanlarında kiminle konuştuysa en azından bir tereddüt görmüş, ancak Ebû Bekir seksiz ve tereddütsüz bir şekilde kabul etmiştir. Hatta Hazreti Peygamber (s.a.s.), "Bütün insanların imanı bir kefeye, Ebû Bekir'in ki bir kefeye konsa, onun imanı ağır basardı " diye lâtif bir benzetme de yapmıştır. Mü'min Ebû Bekir, hayatının sonuna kadar tüm varlığını İslâm’a adamış, bütün hayırlı işlerde en basta gelmiştir.
Ebû Bekir Mekke döneminde güçlü kabilelere mensup kişileri İslâm’a kazandırmaya çalıştı, öte yandan müşriklerin işkencelerine maruz kalan güçsüzleri, köleleri korudu; servetini eziyet edilen köleleri satın alıp azad etmekte kullandı. Bilâl, Habbab, Lübeyne, Ebû Fukayhe, Amir, Zinnire, Nahdiye, Ümmü Ubeys bunlardandır. Kendisi de Mescid-i Haram'da müşriklerin saldırısına uğramıştı. Ebû Bekir, iman ettikten sonra İslâm’ı tebliğe gizli gizli devam ediyordu. Annesi, karısı Ümmü Ruman ve kızı Esma da iman etmiş, fakat oğulları Abdullah, Abdurrahman ve babası Ebû Kuhafe henüz iman etmemişlerdi. Osman ibn-i Affan, Sa'd ibn-i Ebî Vakkas, Abdurrahman ibn-i Avf, Zübeyr ibn-i Avvâm, Talha ibn-i Ubeydullah gibi ilk müslümanları İslâm'a davet eden odur. Müşriklerin eziyetleri çoğalıp müslümanlara yapılan baskılar arttıktan sonra Hazreti Peygamber, Hazreti Ebû Bekir'e de Habeşistan’a göç etmesini söylemiş ve Ebû Bekir yola çıkmış; ancak Berkü'l-Gimâd'da Mekke'nin ileri gelen kabilelerinden İbn-i Dugunne ile karsılaştığında Ibn Dugunne onu himayesine aldığını ve Mekke'ye dönmesi gerektiğini belirterek, ikisi birlikte Mekke'ye dönmüşlerdir.
Ancak şartlı olarak Ebû Bekir'i himayesine alan İbn Dugunne, Ebû Bekir'in açıktan açığa ibadet etmesi ve inancını yaymaya devam etmesi sebebiyle şartları yerine getirmediğini iddia ederek ona ibadetini gizli yapmasını söylediğinde Ebû Bekir, onun himayesine ihtiyacı olmadığını, zaten kendisine söz de vermediğini ifade etmişti: "Senin himayeni sana iâde ediyorum. Bana Allah’ın himayesi yeter." Böylece on üç yıl Mekke'de Rasûlullah'ın yanında kalan Hazreti Ebû Bekir, Hazreti Aişe'nin rivâyetine göre, Rasûlullah hicret emrini alıp Ebû Bekir'e gelerek ona beraberce hicret edeceklerini söyleyince Ebû Bekir sevinçten ağlamaya başlamıştı (İbn Hisâm, es-Sire, II, 485).
Hazreti Peygamber'in bir gecede Mekke'den Kudüs'e oradan Sidretü'l Münteha'ya gittiği isrâ ve Mirâc hâdisesini duyan müşrikler bunu Hazreti Ebû Bekir'e yetiştirdikleri zaman; "O dediyse doğrudur." demiştir. Bu sözünden sonra Ebu Bekir'e; ihlâslı, asla yalan söylemeyen, özü doğru, itikadında şüphe olmayan anlamında, "Sıddîk" lâkabı verildi. Kur'an tâbiriyle, "O, ne iyi arkadaştı " (en-Nisâ, 4/69) denilebilir.
İşte o "Sıddîk" ile o "Emîn", o iki arkadaş beraberce Sevr dağındaki mağaraya hareket ederek hicret etmişlerdir.
HİCRETİ
Sevr mağarasına ilk giren Hazreti Ebû Bekir, (r.a.) mağarada keşif yaptıktan sonra Hazreti Muhammed Mustafa (a.s.) içeri girmiştir. Ebû Bekir'in kızı Esma yolda yemeleri için azıklarını hazırlamıştı. Onlar Mekke'den ayrılınca müşrikler her tarafa adamlarını yollayarak aramaya başladılar. Kureyş kabilesinin müşrikleri Ebû Cehil başkanlığında Esma'nın evini aradılar, hakaret edip dayak attılar. Hazreti Ebû Bekir (r.a.) hicret yolculuğuna çıkarken yanına bütün parasını almıştı. Buna rağmen kızı Esma onun nerede olduğunu, nereye gittiğini kâfirlere söylememiştir. İz süren Mekkeli müşrikler Sevr mağarasına kadar geldiler. Rasûlullah bu sırada Kur'ân'da anlatıldığı biçimde söyle diyordu: "Üzülme, Allah bizimledir" (et-Tevbe, 104/40). Nitekim Allah ona güven vermiş, göremedikleri askerleriyle onu desteklemiştir; Allah güçlüdür, hakimdir. Kâfirler tüm aramalara rağmen onları bulamadılar. Mağarada üç gün kaldıktan sonra Medine'ye yönelen Rasûlullah ile Ebû Bekir Küba’ya vardılar.
Ebû Bekir mağarada kaldıkları günü şöyle anlatır: "Rasûlullah (s.a.s.) ile beraber bir mağarada bulundum. Bir ara başımı kaldırıp baktım. O anda Kureyş casuslarının ayaklarını gördüm. Bunun üzerine, 'Ya Rasûlullah, bunlardan birkaçı gözünü aşağı eğse de baksa muhakkak bizi görür' dedim. O, 'Sus ya Ebû Bekir. İki yoldaş ki, Allah onların üçüncüsü ola, endişe edilir mi?' buyurdu. Küba’da üç gün kalan Rasûlullah ile Hazreti Ebû Bekir nihayet Medine'ye vardılar. Medine'de Hazreti Ebû Bekir humma hastalığına tutuldu. Hastalık ilerleyip yatağa düştüğünde Rasûlullah, "Allah’ım Mekke'yi bize sevgili kıldığın gibi Medine'yi de bize sevgili kil, hummayı bizden uzaklaştır' diye dua ettiği zaman Hazreti Ebû Bekir ve hasta olan diğer sahabeler iyileştiler. Bu aradâ Hazreti Âişe ile Hazreti Muhammed (s.â.s.)'in düğünleri yapıldı. Mescidi Nebî inşâ edildi. Masrafların bir kısmını Hazreti Ebû Bekir karşıladı. Medine'de kardeşlik tesis edildiğinde Ebû Bekir'in kardeşliği Harise ibn-i Zeyd oldu.
Hazreti Ebû Bekir Medine'de Mescidi Nebî'nin inşasına katıldı. Rasûlullah İslâm’ı yaymak ve düşmanlar hakkında bilgi toplamak için seriyye denilen keşif kollarını Medine dışına gönderiyor, bunlara bazen Hazreti Ebû Bekir de katılıyordu. Rasûlullah ile birlikte bizzat çarpıştığı savaşlarda (Bedir’de, Uhud'da, Hendek'te) Ebû Bekir de yer aldı. O, Müreysi, Kurayza, Hayber, Mekke, Huneyn, Taif gazvelerinde de bulundu. Rasûlullah'ın bizzat idare ettiği harplere gazve denir. Ebû Bekir, bu sözü geçen büyük savaşlardan başka, otuzdan fazla gazveye katılmıştır. Çarpışma olmaksızın Veddan, Buvat, Bedr-i Ûlâ, Useyre gazveleriyle de düşmanlar itaat altına alınmıştır. Bütün bu gazvelerde Hazreti Ebû Bekir, Rasûlullah'ın en yakınında yer almış olup onun "veziri" gibi idi. Bedir'de, oğlu Abdurrahman müşrikler safında yer aldığında Ebû Bekir oğluyla çarpışmıştır. Sadece o değil, Bedir'de birçok sahâbî, oğlu, kardeşi, babası, dayısı ile çarpışmıştı.
Bedir savaşı, müslümanların İslâm’ı herselden üstün tuttuklarını, Allah için en yakınları olan müşrikleri kan bağı veya kabile taassubu içinde kalmadan, başka insanlardan ayırdetmeden öldürdüklerini göstermektedir. Rasûlullah'ın bir amcası Hamza, İslâm ordusu safındayken öteki amcası Abbas, düşman safındaydı. Yeğeni Ubeyde kendi yanındayken, öteki yeğenleri Ebû Süfyan ve Nevfel müşriklerle beraberdi. Hattâ kızı Zeynel’in eşi Ebû'l-As da Rasûlullah'a karşı müşriklerle birlikte savaşıyordu.
Hicretin 9. yılında Medine'de büyük bir kıtlık oldu. Bu arada Bizans imparatoru, Şam’da Hicaz bölgesini istilâ etmek üzere büyük bir ordu hazırladı. Rasûlullah, bu orduya karşı İslâm ordusunu hazırlarken, kıtlık sebebiyle zorluklarla karşılaştı. Ebû Bekir malının hepsini bu ordunun hazırlanmasında kullandı. Onuncu yılda Vedâ Haccında bulunan Allah’ın Rasûlü, on birinci yılda hastalandı.
HİLÂFETİ
Hicrî on birinci yılda hastalanan Hazreti Muhammed Mustafa (a.s.)13 Rebiyülevvel Pazartesi günü (8 Haziran 632) vefât etti. Onun vefâtını duyan müslümanlar büyük bir üzüntüye kapıldılar ve ilk anda ne yapmaları gerektiğine karar veremediler. Ama o da bir ölümlüydü. Hazreti Ömer, onun Hazreti Musa gibi Rabbi ile buluşmaya gittiğini, O'nun için "öldü" diyen olursa ellerini keseceğini söylüyordu. Ebû Bekir, Rasûlullah'ın iyi olduğu bir sırada ondan izin alarak kızının yanına gitmişti. Vefât haberini duyar duymaz hemen geldi, Rasûlullah'ı alnından öptü ve "Babam ve anam sana fedâ olsun ya Rasûlullah. Ölümünde de yaşamındaki kadar güzelsin. Senin ölümünle peygamberlik son bulmuştur. şânın ve şerefin o kadar büyük ki, üzerinde ağlamaktan münezzehsin. Yâ Muhammed, Rabbinin katında bizi unutma; hatırında olalım ..." dedi.
Sonra dışarı çıkıp Ömer'i susturdu ve; "Ey insanlar, Allah birdir, O'ndan başka ilâh yoktur, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Allah apaçık hakikattir. Muhammed'e kulluk eden varsa, bilsin ki o ölmüştür. Allah'a kulluk edenlere gelince, şüphesiz Allah diri, bâkî ve ebedîdir. Size Allah’ın şu buyruğunu hatırlatırım: "Muhammed sadece bir elçidir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Simdi o ölür veya öldürülürse siz ökçelerinizin üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim ökçesi üzerinde geriye dönerse Allah'a hiçbir ziyan veremez. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır" (Âl-u imrân, 3/144). Allah’ın kitabı ve Rasûlullah'ın sünnetine sarılan doğruyu bulur, o ikisinin arasını ayıran sapıtır. Şeytan, peygamberimizin ölümü ile sizi aldatmasın, dininizden saptırmasın. Şeytanın size ulaşmasına fırsat vermeyiniz" (İbn Hisâm, es-Sire, IV, 335; Taberî, Târih, III, 197,198).
Hazreti Ebû Bekir bu konuşmasıyla orada bulunanları teskin ettikten sonra Rasûlullah'ın teçhiziyle uğraşırken, Ensâr, Benû Sâide sakifesinde toplanarak Hazrec'in reisi olan Sa'd b Uhâde'yi Rasûlullah'tan sonra halife tayini için bir araya gelmişlerdir. Ebû Bekir, Hazreti Ömer, Ebû Ubeyde ve Muhacirlerden bir grup hemen Benû Saîde'ye gittiler. Orada Ensâr ile konuşulduktan ve hilâfet hakkında çeşitli müzakereler yapıldıktan sonra Hazreti Ebû Bekir, Ömer ile Ebû Ubeyde'nin ortasında durdu ve her ikisinin ellerinden tutarak ikisinden birine bey'at edilmesini istedi. O, kendisini halife olarak öne sürmedi.
Hazreti Ebû Bekir'in konuşmasından sonra Hazreti Ömer atılarak hemen Ebû Bekir'e bey'at etti ve, "Ey Ebû Bekir, müslümanlara sen Rasûlullah'ın emriyle namaz kıldırdın. Sen onun halifesisin ve biz sana bey'at ediyoruz. Rasûlullah'a hepimizden daha sevgili olan sana bey'at ediyoruz" dedi. Hazreti Ömer'in bu âni davranışı ile orada bulunanların hepsi Ebû Bekir'e bey'at ettiler. Bu özel bey'attan sonra ertesi gün Mescid-i Nebî'de Hazreti Ebû Bekir bütün halka hutbe okudu ve resmen ona bey'at edildi. Rasûlullah'ın defni salı günü gerçekleşirken, onun nereye defnedileceği hakkında da bir ihtilâf meydana geldiğinde Hazreti Ebû Bekir yine firasetini ortaya koydu ve "Her peygamber öldüğü yere defnedilir" hadisini ashaba hatırlatarak bu ihtilâfı giderdi.
Rasûlullah’ın cenaze namazı imamsız olarak gruplar halinde kılındı. Bütün bunlar olurken, Hazreti Ali'nin Hazreti Fatima'nın evinde Haşimoğulları ve yandaşları ile toplandığı ve bey'ata ilk zamanlar katılmadığı nakledilir. Hazreti Ali rivâyetlere göre, el-Bey'atü'l-Kübrâ'ya bey'at edildiği haberini alır almaz, elbisesini yarım yamalak giydiği halde evden fırlamış ve gidip Hazreti Ebû Bekir'e bey'at etmiştir (Taberî, Târih, III, 207). Onun aylarca Hazreti Ebû Bekir'e bey'at etmediği haberleri gerçeğe uygun olmasa gerektir. Çünkü onun Ebû Bekir'in üstünlüğünü bildiği, onun hakkında yaptığı konuşmalar ve tarihin akışı, diğer rivâyetlere aykırıdır.
Râsulullah’ın en yakın ashâbı arasında -hattâ Ebû Bekir ile Ömer arasında- zaman zaman ihtilâflar, görüş ayrılıkları meydana gelmişse de ilk iki halife zamanında da görüldüğü gibi daima birliktelik devam ettirilmiştir. Anlaşmazlık gibi görünen hâdiselerin birçoğunda huy ve karakter farklılığı rol oynuyordu. Meselâ Ebû Bekir yumuşak ve sâkin davranırken, Ömer sertlik yanlısıydı. Ama her zaman birlikte hareket ettiler. Ebû Bekir'in yönetiminde, Hazreti Ali ve Zübeyr ibn-i Avvam Ridde savaşlarında kararların içinde, namazlarda Ebû Bekir'in arkasında yer almışlardır (İbn Kesir, el-Bidâye ve'n Nihâye, V, 249). Hazreti Ali, Rasûlullah'in bir vasiyeti olsaydı ölünceye kadar onu yerine getireceğini söylemiş (Taberî, a.g.e., IV, 236) ancak, İbn Abbas'ın Rasûlullah hastalandığı zaman ona gidip hilâfet işini sormak istemesini geri çevirmiştir. Yani Hazreti Ebû Bekir'in halifeliğine karşı kimseden bir çıkış olmamıştır. Zaten tabii, fıtrî, akli ve maslahata uygun olan da onun halifeliğidir.
Hazreti Peygamber ölmeden önce yazılı bir ahitname bırakmamış, ancak Hazreti Ebû Bekir'in faziletine dair Mescid'de konuşmuş, hasta yatağındayken onu ısrarla çağırtmış ve yerine imam tâyin etmiştir.
Hazreti Ebû Bekir, kendisine Rasûlullah'ın mirasından pay almak için gelen Hazreti Fâtıma’ya, "Rasûlullah'ın yaptığı hiçbir şeyi yapmaktan geri durmam" diyerek, Fâtıma'nin peygamberin kızı olmasını dinin üstün tutulmasından daha önemsiz görmüş ve Rasûlullah'ın yanındayken ondan ne duymuş, ne görmüşse onu tatbik etmiştir (Taberî, III, 220). Sonraları Hazreti Ali'nin hilâfeti zamanında Fâtıma'ya -ki, Ebû Bekir'e gidip miras isterken onu savunmuştu- mirastan hiçbir şey vermemesi de ashâbın Rasûlullah’ın sünnetine nasıl itaat ettiklerinin delilidir (Ibn Teymiye, Minhâc'üs-Sünne, III, 230). Hazreti Ebû Bekir "Rasûlullah’ın Halifesi" seçildikten sonra Mescid'de yaptığı konuşmada, "Sizin en hayırlınız değilim, ama başınıza geçtim; görevimi hakkiyle yaparsam bana yardım ediniz, yanılırsam doğru yolu gösteriniz; ben Allah ve Rasûlü'ne itaat ettiğim müddetçe siz de bana itaat ediniz, ben isyan edersem itaatiniz gerekmez..." demiştir (İbn Hisâm, es-Sire, IV, 340-341; Taberî, Târih, III, 203).
MÜRTEDLERLE MÜCADELE, IRAK VE SURİYE FÜTÜHATI
Hazreti Ebû Bekir Hazreti Muhammed Mustafa (a.s.)’ın halifesi olduktan sonra, onun vefâtıyla Arabistan'da Mekke ve Medine dışındaki bölgelerde görülen dinden dönme hareketlerine, yalancı peygamberlere, "namaz kılarız, ama zekât vermeyiz" diyenlere karşı savaş açtı. Esvedu'l-Ansi, Müseylemetü'l-Kezzâb, Secah, Tuleyha gibi yalancı peygamberlerle yapılan savaşlarla bu zararlı unsurlar yok edilmiş, isyan bastırılmış, zekât yeniden toplanmaya ve Beytü'l-Mal'e konulup dağıtılmaya başlanmıştır. Rasûlullah’ın hazırladığı, ancak vefâtı sebebiyle bekleyen Üsâme ordusunu Ürdün'e yollayan Ebû Bekir, Bahreyn, Umman, Yemen, Mühre isyanlarını bastırmıştır.
İçte isyancılarla mücâdele edilirken, dışta da iki büyük imparatorluğun, İran ve Bizans’ın ordularıyla karşılaşılmıştır. Hîre, Ecnâdin ve Enbâr, savaşlarla İslâm diyarına katılmış, Irak fethedilmiş, Suriye'nin de önemli kentleri ele geçirilmiştir. Yermek savaşı devam ederken Hazreti Ebû Bekir vefât etmiştir. Onun ordusuna verdiği öğütlerde şu ibareler vardır: "Kadın, çocuk ve yaşlılara dokunmayın, yemiş veren ağaçları kesmeyin, ma'mur bir yeri tahrip etmeyin, haddi aşmayın, korkmayın." Gerçekten İslâm ordusu fethettiği yerlerde kimseye zulmetmemiş, adaletiyle düşmanların takdirini kazanmış, müslüman olmayıp da cizye vererek İslâm’ın himayesine giren milletler huzur ve emniyet içinde yaşamışlardır.
KUR'AN-I KERÎM'İN TOPLANMASI, "MUSHAF''IN MEYDANA GELMESİ
Hazreti Ebû Bekir, Ridde harplerinde, vahiy kâtiplerinin ve kurrâ'nın birçoğunun şehid olması üzerine, Hazreti Ömer'in Kur'ân'ın toplanması fikrine önce sıcak bakmamışsa da sonra ona hak vererek, Kur'ân âyetlerinin toplanmasını sağlamıştır. Rasûlullah zamanında peyderpey inen vahiy, kâtiplerce ceylan derilerine, beyaz taslara, enli hurma dallarına yazıldığı gibi, ashâbın çoğu da Kur'ân hâfızı idi. Ancak, yazılı olan âyetler dağınıktı, kurrâ da azalınca Kur'ân'ın muhafazası hususunda endişe edildi. Ebû Bekir, Zeyd ibn-i Sâbit'in başkanlığında bir heyet teşkil ederek, herkesin elindeki âyetleri getirmesini emretti. Ayrıca şâhitlerle âyetler doğrulanıyor, kurrâ' ile te'kid ediliyordu. Böylece bütün âyetler toplandı ve "Mushaf" meydana getirildi. Bu Mushaf Ebû Bekir'den Ömer'e, ondan da kızı Hafsa'ya geçti ve Hazreti Osman zamanında çoğaltılarak Dârü'l-İslam’ın bütün vilâyetlerine dağıtıldı.
VEFÂTI
Hilâfeti iki sene üç ay gibi çok kısa bir müddet sürmesine rağmen Hazreti Ebû Bekir zamanında İslâm devleti büyük bir gelişme göstermiştir. Hazreti Ebû Bekir Hicrî 13. yılda Cemâziyelâhir ayının başında hicretten sonra Medine'de yakalandığı hastalığının ortaya çıkması üzerine yatağa düşünce yerine Ömer'in namaz kıldırmasını istedi. Ashâbla istişâre ederek Hazreti Ömer'i halifeliğe uygun gördüğünü söyledi. Hazreti Ömer'in sert ve kaba oluşu gibi bazı itirazlara cevap verdi ve hilâfet ahitnamesini Hazreti Osman'a yazdırdı. Ebû Bekir (r.a.), 634 yılında Medine'de vefât etti. Vasiyeti gereği Rasûlullah’ın yanına -omuz hizasında olarak- defnedildi. Böylece bu iki büyük insanın, iki büyük dostun, kabirlerinde de birliktelikleri devam etti.
KİŞİLİĞİ VE YÖNETİMİ
Tâcir olarak geniş bir kültüre sahip olan Hazreti Ebû Bekir, dürüstlüğü ve takvâsı ile ashâb içinde ilk sırada yerilir. Karakteri; yumuşak huyluluk, çok düşünüp çok az konuşmak, tevâzu ile belirgindi. Hazreti Âişe'nin rivâyetine göre, "gözü yaşlı, gönlü hüzünlü, sesi zayıf" biri idi. Câhiliye döneminde müşrikler ona güvenir, diyet ve borç-alacak işlerinde onu hakem tanırlardı. Rasûlullah’ın en sadık dostu olan Ebû Bekir'in Mirâc olayında sergilediği sonsuz bağlılık örneği ona "es-Sıddik" lâkabını kazandırmıştır. O bu olayda "O ne söylüyorsa doğrudur" demiştir. Cömertlikte ondan üstünü de yoktur. Bütün malını mülkünü İslâm için harcamış, vefât ederken vasiyetinde, halifeliği müddetince aldığı maaşların, topraklarının satılarak iâde edilmesini istemiş ve geride bir deve, bir köleden başka birsey bırakmamıştır. Dört eşinden altı çocuğu olan Ebû Bekir, kızı Âişe'yi Rasûlullah ile hicretten sonra evlendirmiştir (Tabakat-i Ibn Sa'd, VI, 130 vd.; Ibnu'l-Esir, II, 115 vd).
Hicret sırasında mağarada iken ayağını bir yılan soktuğunda ve ayağı acıdığında o sırada dizine yatıp uyumuş olan Hazreti Muhammed Mustafa (a.s.)'ı uyandırmamak için sesini çıkarmaması, ağlarken Hazreti Peygamber uyanıp ne olduğunu sorduğunda, "Anam-babam sana fedâ olsun ya Rasûlullah" demesi olayı Ebû Bekir'in Rasûlullah'a olan bağlılığının örneklerinden sadece biridir. Hazreti Ebû Bekir'in beyaz yüzlü, zayıf, doğan burunlu, sakallarını kına ve çivit otuyla boyayan sakin bir adam olduğu rivâyet edilir (İbnü'l Esir, el-Kâmil fi't-Târih, II, 419-420).
Rasûlullah’dan sonra bu ümmetin en hayırlısı Ebû Bekir'dir. O, Hazreti Peygamber'in veziri, fetvâlarda en yakını idi. Rasûlullah'ın, "insanlardan dost edinseydim, Ebû Bekir'i edinirdim" (Buhâri, Salât, 80: Müslim, Mesâcid, 38: Ibn Mâce, Mukaddime, II) ve "Herkeste iyiliklerimin karşılığı vardır, Ebû Bekir hariç" demesi ve son hutbesinde, "Allah, kullarından birini dünya ile kendi katında olan şeyleri tercih hususunda serbest bıraktı; kul, Allah katında olanı tercih etti'' diye Ebû Bekir'i övmesi ve mescide açılan tüm kapıları kapattırıp yalnız Hazreti Ebû Bekir'in kapısını açık bırakması ona verdiği değeri göstermektedir.
Hazreti Ebû Bekir'in nasslara aykırı hiçbir görüşü bize ulaşmamıştır, çünkü böyle bir şeyi yoktur. Ebû Bekir nâsih sünneti çok iyi biliyor, Rasûlullah’ı herkesten çok tanıyordu. Bu yüzden hilâfetinde kendisine karşı içte muhâlif bir hareket olmamış ve fitneler görülmemiştir (Buhâri, Fedâilü'l-Ashâbi'n-Nebî, 3 ). İhtilâf veya ihtilâflarda çözümsüzlük, bid'atler onun devrinde yaşanmamıştır. "Üzülme, Allah bizimle beraberdir" buyuran Rasûlullah’ın haberi sanki lâfızda ve mânâda Hazreti Ebû Bekir'de zâhir olmuştur (İbn Teymiye, Külliyat Tercümesi, Istanbul 1988, IV, 329).
Kaynaklarda onun, "Ben ancak Rasûlullah'a tâbiyim, birtakım esaslar koyucu değilim" diye kararlarında çok titiz davrandığı zikredilir (Taberî, IV, 1845; İbn Sa'd, III, 183). Bir meseleyi hallederken önce Kur'ân'a bakar, bulamazsa Sünnette araştırır, orda da bulamazsa ashâbla istişâre eder ve ictihad ederdi. Ganimetin bölüşümü meselesinde Muhâcir-Ensâr eşitliği'nin ihtilâfa yol açmasında Ömer'in Muhâcirlere daha çok pay verilmesini savunmasına rağmen ganimeti eşit olarak bölüştürmüştür. O sebeple hilâfetinde huzursuzluk çıkmadı.
Rasûlullah ve kendisi, bir mecliste bir anda verilen üç talâkı bir talâk saymışlar, bu daha sonra-birçok "maslahat gereği" diye yapılan değişiklik gibi- üç talâk sayılmıştır. Yani Ebû Bekir, Rasûlullah’ın tüm uygulamalarını aynen tatbik etmek istemiş; bazen -kalpleri İslâm’a ısındırmak istenenlere toprak vermesi gibi- maslahat gereği veya zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesini söyleyen ashâbına uymuştur. Müslümanlar henüz otuz sekiz kişiyken Mekke'de Mescid-i Haram'da İslâm’ı tebliğ eden ve müşriklerce dövülen Ebû Bekir'e hilâfetinde "Halifet-u Rasûlullah" denilmiş, sonraki halifelere ise "Emîrü'l-Mü'minîn" denilmiştir. Mâlî işlerini Ebû Ubeyde, kadılık ve kazâ işlerini Hazreti Ömer, kâtipliğini Zeyd ibn-i Sâbit ve Hazreti Ali, başkumandanlığını Üsâme ve Halid ibn-i Velid yapmıştır. Medine Dârü'l-İslâm'ın başkenti olmuş, Mekke, Taife, San’sa, Hadramevt, Havlan, Zebid, Rima, Cened, Necran, Cures, Bahreyn vilâyetlere ayrılmıştır. Yönetimi merkezî olup, ganimetlerin beşte biri Beytü'l-Mal'de toplanmıştır.
Hazreti Ebû Bekir, Mukillîn denilen çok az hadis rivâyet eden ashâbdan sayılır. O, yanılıp da yanlış bir şey söylerim korkusuyla yalnızca yüz kırk iki hadis rivâyet etmiş veya ondan bize bu kadar hadis rivâyeti nakledilmiştir. Hutbe ve öğütlerinden bazıları şöyledir:
"Rasûlullah vahiy ile korunuyordu. Benim ise beni yalnız bırakmayan bir şeytanım vardır... Hayır işlerinde acele edin, çünkü arkanızdan acele gelen eceliniz var... Allah için söylenmeyen bir sözde hayır yoktur... Herhangi bir yericinin yermesinden korktuğu için hakkı söylemekten çekinen kimsede hayır yoktur... Amelin sırrı sabırdır... Hiç kimseye imandan sonra sağlıktan daha üstün bir nimet verilmemiştir... Hesaba çekilmeden kendinizi hesaba çekiniz (Ayr. bk. Ebû Nuaym, Hilye, l )
kaynak: http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=2372
1 - Hz. Ebu Bekir
2 - Hz. Ömer
3 - Hz. Osman
4 - Hz. Ali
5 - Hz. Sad Bin Ebi Vakkas
6 - Hz. Zeyd Bin Sabit
7 - Hz. Talha Bin Ubeydullah
8 - Hz. Zübeyr Bin Avvam
9 - Hz. Ebu Ubeyde Bin Cerrah
10-Hz. Abdurrahman B. Avf
------------------------------------------------------------------
bu 10 kişi Hz. Muhammed hayatta iken cennetle müjdelenmişlerdir ki Hz. Ebubekirde bu İnsanlar arasındadır.
İnsan olmak için önce serini meydana koyman lazım. :buyukgoz: alevilik budur işte. pir sultan gibi. açılın kapılar dara gidelim diyebilirmisin dervişcemal. :yamukgul:
Hz. Ali için değil. Hz. Alinin hakikati için. çünkü hakikat ölmez. son bulmaz. evvel benem, ahir benem diyen Yunus son mu olmuş. şehid demek her zaman her yerde hazır ve nazır demek. işte Ebubekir,Ömer, Osman ve Ali hepsi hazır ve nazırdırlar. Pir Sultanlar, Yunuslar, Mevlanalar burada seninleler. :yamukgul:
biz başımızı neye feda edeceğimizi biliriz sevgili dervişcemal. sevgili müttaki burada konu hz ali degil konuyu bolme ebubekirin haksızlıgında bilgin varsa paylaş yoksa oku osmanın haksızlıgına bilgin varsa yaz yoksa oku keza senin bahsetigin bu insanlar hz muhammedin ummetine soyuna haksızlık yapanlardır bilmeden yada biliçli bir şekilde savunma bizler kimin ne oldugunu biliyoruz cami altlarında çocukları kantıra bilirsin bu baş verme oyunuyla ama bizleri degil başın gövdende dursun sevgili can .....
manifesto 21.03.2006, 00:29 14 asir önce yasanmis sayisiz saibeli olaylar karsisinda boynu bükük kalmak kadar zayiflik olabilir mi?
Ben basimi, saydiklarinizdan hicbirine asla ve asla feda etmem, zira, Türk insaninin gercegi ne arap gelenekleri ile, ne arap dini ile, ne de damat ali ile asla örtüsmez
Sırtında amerikan bluejeani, ayağında italyan ayakkabısı boynunda batı yuları evinde amerikan müziği mutfağında amerikan mc.doanalt's nasıl yazılıyorsa.. vesair vesair bizler nekadar amerikancı toplum olmuşuz
Araplardan kaçıyorken meğer ne garip fırtınaya tutulmuşuz.
Sizin kendinize ait neyiniz var.
Saz? oda sizin bizim değil Atası çinde.....
Nedir bu soy sop ırk düşmanlığı.............
Arbı sevmez amarikana yaklaşmaz rusdan küsmüş çinliyi hafife alır... nereye kadar bu taassub.
1 - Hz. Ebu Bekir
2 - Hz. Ömer
3 - Hz. Osman
4 - Hz. Ali
5 - Hz. Sad Bin Ebi Vakkas
6 - Hz. Zeyd Bin Sabit
7 - Hz. Talha Bin Ubeydullah
8 - Hz. Zübeyr Bin Avvam
9 - Hz. Ebu Ubeyde Bin Cerrah
10-Hz. Abdurrahman B. Avf
------------------------------------------------------------------
bu 10 kişi Hz. Muhammed hayatta iken cennetle müjdelenmişlerdir ki Hz. Ebubekirde bu İnsanlar arasındadır. evet dogrudur sevgili can ama bilseydi ölumunden sonra soyuna ihanet edeceklerini cenet yerine cehenneni mujdelerdi ehli_beyite zulmeden zulum görecektir şimdi kinim nerede oldugunu allah bilir.....
14 asir önce yasanmis sayisiz saibeli olaylar karsisinda boynu bükük kalmak kadar zayiflik olabilir mi?
Ben basimi, saydiklarinizdan hicbirine asla ve asla feda etmem, zira, Türk insaninin gercegi ne arap gelenekleri ile, ne arap dini ile, ne de damat ali ile asla örtüsmez
Sırtında amerikan bluejeani, ayağında italyan ayakkabısı boynunda batı yuları evinde amerikan müziği mutfağında amerikan mc.doanalt's nasıl yazılıyorsa.. vesair vesair bizler nekadar amerikancı toplum olmuşuz
Araplardan kaçıyorken meğer ne garip fırtınaya tutulmuşuz.
Sizin kendinize ait neyiniz var.
Saz? oda sizin bizim değil Atası çinde.....
Nedir bu soy sop ırk düşmanlığı.............
Arbı sevmez amarikana yaklaşmaz rusdan küsmüş çinliyi hafife alır... nereye kadar bu taassub. arkadaş kimsenin soy ırk düşmanlıgı yaptıgı yok tarihin sayfalarında kinim düşmanlık yaptıgına şahit olursun bizlere atılan iftiralara yanıt veriyoruz sadece ayrıca kurdugun çümlelere dikkat ederek yaz bizim sazımız bizin sozümüz falanımız filanımız bu ayrımcı olusumları sunup ikilem yaratma kimsenin senin kişiligine bir şey demiyor geçmişin kirli yüzünü yıkama gayretinide girme asla demizleyemezsin......
evet dogrudur sevgili can ama bilseydi ölumunden sonra soyuna ihanet edeceklerini cenet yerine cehenneni mujdelerdi ehli_beyite zulmeden zulum görecektir şimdi kinim nerede oldugunu allah bilir.....
doğan kardeş
Muhammed emin şehrin sahibidir. nurundan cümle alem var edilmiş, mehdinin zuhuru bile onun nurundan olacak. şimdi Hz. Muhammed kimin cennetlik kimin cehennemlik olacağını bilmezmi. elbette zulmeden cehennemlik olur. Allah Muhammed birdir. Muhammed tüm sırlara vakıftır. neden herkese cennetlik dememişte sadece bu 10 kişiye cennetlik demiş. Allah vadinden caymaz Muhammedin ağzından da Allahın kudretinden kelamından başka söz çıkmaz. bazılarına ise karşılıksız rızık verir. işte onlardan hem bu dünyada hemde ahiretlerinde razı olmuştur.
dikkat et bu zat şu anda Hz. Muhammedle aynı kabirde yatıyor.
evet dogrudur sevgili can ama bilseydi ölumunden sonra soyuna ihanet edeceklerini cenet yerine cehenneni mujdelerdi ehli_beyite zulmeden zulum görecektir şimdi kinim nerede oldugunu allah bilir.....
Bu olayi dogruluyorsun ama, sonunda yeniden garip bir fikir atiyorsun. Hz. Muhammed onlari kendi Cennet'le mujdelemiyor. Allah'in vahyiyle mujdeliyor. Eger o vahiy gelmeseydi, su an o 10 kisinin ismi Cennet'le mujdelenenler adiyla yazilmazdi. Kaldi, Allah'in kimin gelecekte ne yapacagini en iyi bilendir.
doğan kardeş
Muhammed emin şehrin sahibidir. nurundan cümle alem var edilmiş, mehdinin zuhuru bile onun nurundan olacak. şimdi Hz. Muhammed kimin cennetlik kimin cehennemlik olacağını bilmezmi. elbette zulmeden cehennemlik olur. Allah Muhammed birdir. Muhammed tüm sırlara vakıftır. neden herkese cennetlik dememişte sadece bu 10 kişiye cennetlik demiş. Allah vadinden caymaz Muhammedin ağzından da Allahın kudretinden kelamından başka söz çıkmaz. bazılarına ise karşılıksız rızık verir. işte onlardan hem bu dünyada hemde ahiretlerinde razı olmuştur.
dikkat et bu zat şu anda Hz. Muhammedle aynı kabirde yatıyor.tamam bendediklerini kabul ettim şimdi dikkat osman ve ebubekir hz muhammedin saglıgında yanındaydılar degilmi yanıt evet peki hz muhammed ölumunden sonra olan olayları bilmiş olsaydı bırak bugun adları dahi zikredilmezdi aynı kabire konması hz muhammede saygısızlıkdır kendini peygamberimizle eş görmesindendir bu fesatcı olmasından degilmirki gizliçe oyunlara dail olmus osmanla beraber hz muhammedin soyunu öldurmuşlerdir kimse buradan okumasın bizler biliyoruz kimin kim oldugunu ....
manifesto 21.03.2006, 12:19 gizliçe oyunlara dail olmus osmanla beraber hz muhammedin soyunu öldurmuşlerdir kimse buradan okumasın bizler biliyoruz kimin kim oldugunu ....
Hz.Alinin soyu günümüze kadar gelmiş ve kıyamete kadarda devam edecek bunu bilmiyorsunuz galiba.
Hz.PEYGANBERİN soyuna düşman olanlar bir hata yapmış heralde ellerinden bazılarını kaçırmış sanki?
gizliçe oyunlara dail olmus osmanla beraber hz muhammedin soyunu öldurmuşlerdir kimse buradan okumasın bizler biliyoruz kimin kim oldugunu ....
Hz.Alinin soyu günümüze kadar gelmiş ve kıyamete kadarda devam edecek bunu bilmiyorsunuz galiba.
Hz.PEYGANBERİN soyuna düşman olanlar bir hata yapmış heralde ellerinden bazılarını kaçırmış sanki? kaçırmış veya saklanmış saldırı ve zulum el degiştirerek mavyaya kadar surmuş buradanda yavuza katlıyamlar devam etmiştir gunumuze dönersen bu seferde iftiralarla bunu yapmaya calışıyorlar yada bölme girişimiyle tüm soydakiler öldurulmüştür buda acıkca belirtiyorki ehlibeyide düşman olanları biliyoruz acıkca alenendir ......
Bu olayi dogruluyorsun ama, sonunda yeniden garip bir fikir atiyorsun. Hz. Muhammed onlari kendi Cennet'le mujdelemiyor. Allah'in vahyiyle mujdeliyor. Eger o vahiy gelmeseydi, su an o 10 kisinin ismi Cennet'le mujdelenenler adiyla yazilmazdi. Kaldi, Allah'in kimin gelecekte ne yapacagini en iyi bilendir. allah bunu müjdelerken bunlar muhammedin yanında gizli bir oyunun içindeydiler hz muhammed vefatından sonrada gizlilik oyunundaki saklı olanları uygulamaya geçilerek ölumleri başlatmış tüm soydakileri insanlardan sogutmak için gerekeni yapmışlardır bu ne curettirki hz muhammdin dorunlarına akrabalarına saldıracak veya izin vereceksin siz ya tarihi bilmiyorsunuz yada kendi fikirlerinizi gercegi bildiginiz halde sunmaya gayret ediyorsunuz bak canım kardeşim keşke senin dedigin gibi olsaydıda bende seninle birlikde aynı şeyleri soyleseydim keşke hz muhammed öldukden sonra deslerdiki bakın insanlar hz muhammed hz alinin hallife olmasını istedi hiç kimse peygamberimizin soyuna karışmasın saygı ve sevgi gostersin ama nerde degilmi daha cenaze yerdeyken bekir kendi emellerine yenik düşerek osmanla beraber halife seçimine girdi şimdi soruyorum sen bir musluman olarak ne duygular beslerdin mazlumun yanında olmakmı elinizi viçdanınıza koyunda insan olarak bir sorgulayın bu olayları allah için yapın ali için yapında ögrenin olmazmı.....
doğan kardeş
Hz. Muhammed hayatta iken Hz. Ebubekirin arkasında namaz kılmışmı kılmamışmı. bi öğren bakalım. bi öğren bakalım Hz. Ali Hz. Ebubekrin arkasında namaz kılmışmı kılmamışmı. secde etmişmi etmemişmi. secde kime edilir, diriye secde edilir. ölüye secde edilmez. cenaze namazında da bu yüzden secde yoktur. işte Hz. Ebubekir o zamanın dirilerindendir. nice hayatta olan vardır ki bu diriliğe sahip değildir. yani dirilik, canlılık değildir.
Serkan_Devrim 21.03.2006, 23:12 Bu olayi dogruluyorsun ama, sonunda yeniden garip bir fikir atiyorsun. Hz. Muhammed onlari kendi Cennet'le mujdelemiyor. Allah'in vahyiyle mujdeliyor. Eger o vahiy gelmeseydi, su an o 10 kisinin ismi Cennet'le mujdelenenler adiyla yazilmazdi. Kaldi, Allah'in kimin gelecekte ne yapacagini en iyi bilendir.şiilikte cennetle müjdelenen 10 sahabi inancı yoktur. sen şii olduğuna emin misin?
doğan kardeş
Hz. Muhammed hayatta iken Hz. Ebubekirin arkasında namaz kılmışmı kılmamışmı. bi öğren bakalım. bi öğren bakalım Hz. Ali Hz. Ebubekrin arkasında namaz kılmışmı kılmamışmı. secde etmişmi etmemişmi. secde kime edilir, diriye secde edilir. ölüye secde edilmez. cenaze namazında da bu yüzden secde yoktur. işte Hz. Ebubekir o zamanın dirilerindendir. nice hayatta olan vardır ki bu diriliğe sahip değildir. yani dirilik, canlılık değildir.burda hata var. hz Muhammed ebubekirin arkasında namaz kılmamıştır. bu sünni alimlerin abartısıdır ki sünni tarihçiler bunu onaylar. hz Muhammed hasta yatağından kalkamayacak kadar kötüydü. namaza ebubekirin arkasına gidecek gücü olsaydı namazı kendi kıldırırdı ki böyle bir olay olmamaıştır. bu olay hz Ali'nin üstünlüğünü ve hilafetteki hakkını ebubekire geçirmek isteyenlerin uydurmasıdır. benzer uydurmalar çok oldu. mesela kapıları kapatma hadisesi hz Ali'nin çok önemli bir olayıdır ama peygamberin hayatının sonlarına doğru aynı olayın ebubekir içinde olduğunu iddia ederler ki buda doğru değildir.
şiilikte cennetle müjdelenen 10 sahabi inancı yoktur. sen şii olduğuna emin misin?
burda hata var. hz Muhammed ebubekirin arkasında namaz kılmamıştır. bu sünni alimlerin abartısıdır ki sünni tarihçiler bunu onaylar. hz Muhammed hasta yatağından kalkamayacak kadar kötüydü. namaza ebubekirin arkasına gidecek gücü olsaydı namazı kendi kıldırırdı ki böyle bir olay olmamaıştır. bu olay hz Ali'nin üstünlüğünü ve hilafetteki hakkını ebubekire geçirmek isteyenlerin uydurmasıdır. benzer uydurmalar çok oldu. mesela kapıları kapatma hadisesi hz Ali'nin çok önemli bir olayıdır ama peygamberin hayatının sonlarına doğru aynı olayın ebubekir içinde olduğunu iddia ederler ki buda doğru değildir.
bunu güç için yapmamış. halifenin kim olduğunu belli etmek için yapmış. Muhammed ki emin şehrin sahibi. emin olmadan iş yaparmı aliekber. hadi diyelim ki bu olmamış. Ali Ebubekir halife iken arkasında namaz kılmışmı kılmamışmı. kılmışsa diriye kılmıştır. Ali diriden başkasına secde edermi hiç.
Serkan_Devrim 21.03.2006, 23:21 bunu güç için yapmamış. halifenin kim olduğunu belli etmek için yapmış. Muhammed ki emin şehrin sahibi. emin olmadan iş yaparmı aliekber. hadi diyelim ki bu olmamış. Ali Ebubekir halife iken arkasında namaz kılmışmı kılmamışmı. kılmışsa diriye kılmıştır. Ali diriden başkasına secde edermi hiç.hz Ali'nin ebubekirin arkasında namaz kılması neyi değiştirirki. evet cenaze namazı secdesiz olur. :yamukgul: yalnız hz Muhammed'in ebubekiri halife seçmek için arkasında namaz kılmasını iddia etmen garip. sünni alimler peygamberin arkasında kimseyi halife tayin etmediğini halifeyi halkın seçtiğini söylerler. çünkü peygamberin sözlerine bakacak olursak hz Ali tartışmasız en afdal(üstün) olan çıkar. zaten bu yüzden ilk üç halife hadis rivayetini yasaklamıştır.
hz Ali'nin ebubekirin arkasında namaz kılması neyi değiştirirki. evet cenaze namazı secdesiz olur. :yamukgul: yalnız hz Muhammed'in ebubekiri halife seçmek için arkasında namaz kılmasını iddia etmen garip. sünni alimler peygamberin arkasında kimseyi halife tayin etmediğini halifeyi halkın seçtiğini söylerler. çünkü peygamberin sözlerine bakacak olursak hz Ali tartışmasız en afdal(üstün) olan çıkar. zaten bu yüzden ilk üç halife hadis rivayetini yasaklamıştır.
neden cemde dedeye dönüp secde ederler. :yamukgul: diridir de ondan.
diri varken ölüye secde edilmez. eğer Hz. Ali Hz. Ebubekirin arkasında secde etmişse onu diri olarak kabul etmiş demektir. o zaman çokşey farkeder.
o zaman diri olan Ebubekir İslama hizmet etmiş olur ki Alide arkasında olsun.
bir konu daha var. neden Ömer, Ali olmasaydı ben mahvolurdum demiş. Ali hakikatin yanında olduğu için. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali birdirler. hepsinin ayrı meziyetleri vardır. dördü birleşince emin şehir meydana gelir. sadıklık, farukkluk, edeplilik, hakikatlilik. iste Muhammed Ebubekir, Ömer, Osman ve Alidir. birini çıkarırsan Muhammedin eminliği eksilir.
doğan kardeş
Hz. Muhammed hayatta iken Hz. Ebubekirin arkasında namaz kılmışmı kılmamışmı. bi öğren bakalım. bi öğren bakalım Hz. Ali Hz. Ebubekrin arkasında namaz kılmışmı kılmamışmı. secde etmişmi etmemişmi. secde kime edilir, diriye secde edilir. ölüye secde edilmez. cenaze namazında da bu yüzden secde yoktur. işte Hz. Ebubekir o zamanın dirilerindendir. nice hayatta olan vardır ki bu diriliğe sahip değildir. yani dirilik, canlılık değildir.hz ali .nin secde ediyor olması bekire ediyor olması anlamına gelmedigi gibi içdeki saflık ve hakikat önemlidir yanı ebubekirin yaptıklarından sonra hele hele ehlibeyite yaptiklarından sonra onda allah sevgiside yoktur allaha sevgisi olan allahın verdigine saygı ve sevgi besler peygamberlik allahın verdigi bir unvandır bu dort kıtapdaki peyganberlerin hiç birisi cana kıymamış ve zulum yapmamışlardır arap diye ayırmamış kole diye ayırmamış peki bu ebubekir peygamderrlerden ustunmudurki bir peygamberin soyuna kast etmiştir namaz kılan binlerce insan var ama içleri fesatlıklarla dolu olanı yapana atılmayacak kadar çokdur bugunku yaşamda dahi bu izleri bulmak için uzaga gitmene gerek yok bak diyanet senin benim verdigim vergilerle neler yapıyor sayın muttaki can inaç bir insanda özdur inaçları kullanıp degerler kaybedilirse o inaç olmaz çıkarcılık olur bir örnekse fettullah gulendir adan para için bin takla atıyor insanların dinlerini kullanıyor bu insan nekadar guvenilir bence ebubekirde aynı osmanda aynı........
manifesto 22.03.2006, 00:13 zaten bu yüzden ilk üç halife hadis rivayetini yasaklamıştır.
ali ekber bu yüzden olmadığını biliyorasunuz.
Hz.Ömer bir sahabenin peyganber efendimizin sözlerini yazdığını görünce hiddetle kalkmış ve onları imha etmiştir, çünkü peyganberin sözlerinin Kur'ana karışmasından endişe etmiştir.Diğer halifelerde aynı hassasiyet yüzünden buna izin vermemiştir takii Kur'an musaf haline getirilip artık emin hale getirilene kadar. Ondan sonra hadis çalışmaları hız kazanmıştır ve bu bahsettiğiniz halifeler çokça hadis rivayet etmiştir.Yani karşı oldukları peyganberin sözleri değil dinin en büyük esası olan Kur'ana karşı hürmet ve endişeleri...
İmam Ali efendimiz peygamber efendimizin yatağına girip her şeyini ortaya koymuştur çünkü bilkiyorduki muhamet mustafanın peygamberliği yücedir.
peki ebubekir ne yapmıştır peygamber efendimizle mağrada saklanırken korkmuş ve şüpheye düşmüştür şimdi soruyorum her şeyi hiçe sayıp yatağına yatanmı yoksa yanında yüceler yücesi peygamberimiz dururken
şüpheye kapılanmı
Muhammed ilminin şehrine gelmek isteyen Ali kapısına
Ali kapısında hakikati bulan Osman kapısına
Osmanın edepiyle Hakikatini koruyan Ömer Faruk kapısına
hakkı batıldan ayıran Ebubekir kapısına sadıklığa girsin
Muhammed Alinin eminliğine ulaşsın demektir. Alisiz Osman olmaz, Osmansız Ömer, Ömersiz Ebubekir. 4 ü bir oldumu Muhammed olur.
Hz. Aliye somuşlar neden senin zamanında hep olaylar çıkıyo. önceki halifeler zamanında böyle şeyler olmuyodu:
Hz. Ali de demişki onların zamanında ben vardım. benim zamanımda onlar yoktur. biri eksildikçe İslamın eminliği azaldı. Ali ile Devleti İslam kayboldu. hakikat kayboldu.
HZ ALI ve ALEVILIK
Aleviliğin kökeni genel olarak Hz. Muhammed’in vefatı sonrasında yaşanan gelişmelere dayanmaktadır. Ancak Anadolu Aleviliği ele alınırken islamöncesi ve sonrası birçok farklı dinsel ve kültürel unsuru da gözden kaçırmamak gerekmektedir.Önce Aleviliğin doğuşuna yolaçan gelişmeleri görelim:
Hz. Muhammed’in vefatı sonrasında ortaya çıkan kimin halife olacağı sorunu, Alevi-sünni meselesinin ilk tohumlarını atmıştır. Hz. Muhammed daha sağlığında birçok kez Hz. Ali’nin halefi olacağını vurgulamıştı. Hz. Muhammed’in soyu, kızı Hz. Fatıma’yı eş olarak verdiği Hz. Ali’den devam etmişti.Hz. Muhammed Mekke’ye Hicret ettiği zaman da ailesine ve işlerine bakmak üzere Hz. Ali’yi yerine bırakmıştı. Üstelik Peygamber Hz. Ali’nin katıldığı hemen hemen bütün savaşlarda onu komutan olarak atamıştır.
Bilindiği üzere Hz. Muhammed Veda Haccı dönüşünde (632) Gadîru Hum adlı yerde beraberindeki müslümanlarla konaklayarak bir konuşma yapmış ve bu konuşmasında kendisinden sonra amcasıoğlu ve damadıhttp://www.aleviyol.com/dimensions2_06a.jpg Hz. Ali’nin müslümanlara önder yani halife tayin olduğunu ifade etmişti. Orada aralarında İkinci Halife Ömer’in de bulunduğu müslümanlar bundan dolayı Hz. Ali’yi kutlamışlardı.
Ölmeden önce Hz. Muhammed “Bana bir kalem ve kağıt getirin size bir vasiyet yazdırayım ki, benden sonra ihtilafa düşmeyesiniz.” demiş ancak bu isteği yerine getirilmemiş ve Peygamber vasiyetini yazamadan vefat etmişti. Daha sonra Hz. Ali ve diğer aile üyeleri Peygamberin defin işleriyle uğraşırken, Ebu Bekir ve Ömer’in de aralarında bulunduğu ensar ve muhacirin ileri gelenleri iktidar kavgasına başlamışlardı bile. Bu iktidar mücadelesi Ebu Bekir’in halife olması ile sonuçlanmış, daha sonra sırasıyle Ömer ve Osman halife olmuşlardır. Sonuç olarak bu üç kişinin halifelikleri, deyim yerindeyse Peygamberin Ehli Beytine rağmen gerçekleşmiş, bu nedenle yüzyıllardır tartışılagelmiştir. Hz. Ali ve Hz. Fatıma bu halifelikleri onaylamamakla birlikte, iktidar uğruna gerginlik yaratmaktan da kaçınmışlar, bu haksızlığı sineye çekmeyi uygun görmüşlerdir.
Alevi-Sünni meselesinin ilk çıkışı özetlemeğe çalıştığımız bu halifelik meselesine dayanır. Ehli Beytin başına gelenler ve bunlardan en önemlisi Kerbela Olayı ise Aleviliğin siyasal ve düşünsel bakımlardan daha da olgunlaşmasına ve Araplar dışındaki diğer uluslar arasında da yayılmasına neden olmuştur.Şimdi bu gelişmeleri görelim:
Osman’ın halifelik dönemi (644-656), daha önce tohumları ekilmiş bulunan bölünmelerin, problemlerin su yüzüne çıktığı bir dönem olmuştur. Halife Osman’ın yönetiminde akrabalarına, yani Emevi ailesine gösterdiği aşırı yakınlık ve valiliklere onları tayin etmesi ve diğer suistimaller ona karşı Irak, Mısır, Hicaz ve Surite’de yoğun bir hoşnutsuzluk duyulmasına yolaçmıştır. Valileri halka kötü davranıyor olmalarına rağmen onları koruyucu bir tutum takınmış, sonuçta Mısır, Basra ve Kûfe’den yola çıkan gruplar Halife Osman’ın evini kuşatarak onu öldürmüşlerdir.(656)
Üçüncü Halife Osman’ın öldürülmesi sonrası Hz. Ali halifeliği sahabenin ısrarları üzerine kabul etmiştir. Hz. Ali iç karışıklıkların çok y |