Orijinalini görmek için tıklayınız : Ebu Hanife Hakkinda...


A-L-E-V-İ
10.07.2005, 21:00
Yusuf bin Asbat dedi ki: Ebu Hanife dedi ki:
“Resülullah
beni görseydi sözlerimden çok şeyler alırdı. Es-Sırat’ul Müstakim
c.3, s.213

İmam Şafii diyor ki: Ebu Hanife’nin
ashabının kitabına
baktım, içinde Kuran ve
Sünnet’e muhalif 130 yaprak gördüm. Es-Sırat’ul
Müstakim c.3,
s.213

Ebu Hanife hadiste yetim idi"(Darakutni-sunen)

"Ebu Hanife ve ashabı hadis konusunda cahildirler"-Ahmed ibn-i Hanbel(Darakutni-sunen 1/324)

Ebu Hanife HAD?STE ZAYIFTIR-Darakutni(Darakutni-sünen 1/323)

"şafii gelip aramızdaki ihtilafı kaldırıncaya kadar Hanefilerle lanetlesirdik."-Ahmed ibn-i Hanbel(Tahanevi-Kavaid S:384)

ibni Ebi şeybe "El musannef "isimli eserinde "Ebu Hanife`ye reddiye" isimli bir bab açmış, 125 meselede Ebu Hanife`nin hadislere aykırı hüküm verdiğini ileri sürmüştür.


Buhari "Tarih,ül kebir " adlı eserinde Ebu hanifeyi TENKİD ETMEKTEDİR
Ebu hanifeyi KIYAS yapmakla ve Hadislere aykırı içtihad etmekle suçlamıştır..

A-L-E-V-İ
10.07.2005, 23:32
Ebu Hanife nin sadece 17 hadis rivayet etmesi bir çok tartışmayı da beraberinde getirmiştir...
Yalnız , Tartışmanın seyri içinde çoğu yerde OBJEKT?F OLMAK değil KURTARMA-TEV?L ETME tercih edilmektedir...
Hatta bu yapılırken birini kurtaracağım derken diğeri yerin dibine geçirilmektedir

Buna güncel bir örnek olarak , DARAKUTN? ye cevap vermeye çalışılan bir yazıdan alıntıladığım kısımları YUKARIDA daha önce aktarmıştım :



"Ebu Hanife hadiste yetim idi"(Darakutni-sunen)

"Ebu Hanife ve ashabı hadis konusunda cahildirler"-Ahmed ibn-i Hanbel(Darakutni-sunen 1/324)

Ebu Hanife HAD?STE ZAYIFTIR-Darakutni(Darakutni-sünen 1/323)

"?afii gelip aramızdaki ihtilafı kaldırıncaya kadar Hanefilerle lanetlesirdik."-Ahmed ibn-i Hanbel(Tahanevi-Kavaid S:384)

?bni Ebi ?eybe "El musannef "isimli eserinde "Ebu Hanife`ye reddiye" isimli bir bab açmış, 125 meselede Ebu Hanife`nin hadislere aykırı hüküm verdiğini ileri sürmüştür.



kaynak yazıdaki KURTARMA N?YET?N? sezdiğim için ilk başta ?DDALARI ALINTI OLARAK vermekle yetindim...TAHL?L yapmak isteyen çıkabilir diye ....

?imdi yeri gelmişken CEVAP YAZAYIM D?YE "KURTARMA" USLUBUNDA SUBJEKT?F-TAASUPKAR B?R YAZI yı ?NCELEYECEKS?N?Z...


Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdulillahi rabbil Alemin vessalatu vesselamu ala seyyidina muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ecmain.

SORU: Hanefi mezhebinin imamı ?mam-ı Azam Ebu Hanife (r.a) sadece 17 hadis rivayet etmiştir. Bu onun hadiste zayıf olduğunu gösterir deniyor. Bu konuyu açıklar mısınız?

CEVAP: Türkiye`de ve ?slam coğrafyasının birçok yerinde ?slam tarihi boyunca ?mam-ı Azam(r.a)`e atılan bu iftira çok yaygındır. Lehte ve aleyhte birçok eserler yazılmış, makaleler neşredilmiştir.(1) Konumuza girmeden önce ?mam-ı Azam(r.a)`e yapılan itirazları ele almamız isabetli olacaktır.

Muhaddislerden Abdullah bin el-mübarek(r.a)`in "Ebu Hanife hadiste yetim idi"(2) dediği nakledilir. Halbuki bu ifade tenkid olabileceği gibi, övgü manasına da gelir. Çünkü arapçada yetim kelimesi babası ölmüş kimse anlamına geldiği gibi, tek ve benzersiz manasına da gelir. (3) Ebu Hanife (r.a)`i Abdullah bin el-mübarek (r.a)`in yaşadığı zamanda hadis konusunda tenkid edildiğine dair kaynaklarda birşey göremiyoruz. Dolayısıyla bu sözü övgü manasına hamletmek daha uygun olacaktır. Ahmed ibni Hanbel(r.a)`de şöyle demiştir: "Ebu Hanife ve ashabı hadis konusunda cahildir- ler"(4) Ahmed ibni Hanbel(r.a)`in daha sonra bu tenkidi tavrından vazgeçtiğini gösteren bir ifadesi mevcuttur. ?öyle ki: "?afii gelip aramızdaki ihtilafı kaldırıncaya kadar Hanefilerle lanetlesirdik."(5) ?bni Ebi ?eybe (r.a) de El musannef isimli eserinde "Ebu Hanife`ye reddiye" isimli bir bab açmış, 125 meselede Ebu Hanife`nin hadislere aykırı hüküm verdiğini ileri sürmüştür.

Son Osmanlı şeyhu`l-?slamlarından Düzce`li Zahid el-Kevseri (r.a) "en nuketu`t-tarife fi`t-tahaddus an rududi ?bni ebi Seybe ala Ebi Hanife" isimli eserinde bu iddiaları reddetmiş, bu konuda Ebu Hanife(r.a)`in ayet ve hadislerden kullandığı delilleri göstermiştir. ?bni Adiyy(r.a)`de Hanefilere karşı (hassaten Ebu Hanife`ye) taassupkâr davranan tenkitcilerdendir .(6) Darakutni (r.a) süneninde "Ebu Hanife (r.a)`e hadiste zayıftır" demektedir.(7) Halbuki Darakutni (r.a)`in ?afii mezhebine karşı tarafgirliği ve Hanefi mezhebine karşı husumeti meşhurdur.(http://www.kerbela.net/forum/images/smiles/icon_cool.gif Hatip el-Bağdadi(r.a)`de Ebu Hanife(r.a)`e karşı ayni tarafgir tenkitlerde bulunmuş, bu tenkitlerin haksızlığı pekçok alim tarafından reddedilmiştir.(9) ?mam-i Azam (r.a)`e bir tenkitte ?mam-i Buhari(r.a)`den gelmektedir.(10) Ancak alimlerden çoğu Buhari(r.a)`i tarafgir bulmaktadir.(11) O`nun bu tenkidinde muhaddislerin Hanefilere karşı muhalefetlerinin izlerini bulmak mümkündür. Çünkü, ?mam Buhari(r.a) sahihinin 18 yerinde "kale ba`du`n-nas"(bazı kişiler dedi ki) diyerek Ebu Hanife (r.a)`in ictihadlarını tenkid etmiş, zımnen hadislere aykırı hüküm vermekle suçlamıştır.(12)

Tahanevi (r.a) ?mam Buhari (r.a)`in Ebu Hanife (r.a)`e karşı taassubunda Nuaym bin Hammad ile olan arkadaşlığının tesiri olduğunu belirtmektedir. Çünkü Nuaym sünneti takviye sadedinde hadisler, Ebu Hanife aleyhinde hikayeler uyduran bir yalancı idi.(13) Kevseri (r.a)`de Buhari (r.a)in Ebu Hanife (r.a)`e karşı taassubunda bir sebep olarak sunu göstermektedir: Buhari (r.a) gençliğinde Buhara’daki Hanefilerden fıkıh tahsil etti. 16 yaşında bu tahsilini tamamladı. Daha sonra hadis tahsili için yolculuklara çıktı. Dönünce Buhara alimleri onu kıskandılar. Bir fetvasını hatalı bularak onu Buhara`dan sürdüler. Bu yüzden ?mam Buhari(r.a)`in Hanefilerle arası açıldı. Ebu Hanife(r.a)`ı hadiste zayıf bulup cerh etmesinde bununtesiri olma ihtimali fazla görünmektedir. ?mam Nesa-i (r.a) gibi büyük Hadis imamlarının düşmanlık besledikleri kişileri zayıf bulup cerh etmekten kurtulamamışlardır.(14)

?mam-ı Azam (r.a) düşmanlığı sadece bununla kalmamış, kitapların tahrifine kadar varmıştır. Nitekim Zehebi (r.a)`in zayıf ravilerin terceme-i hallerine ayırdığı Mizan`u-l ?`tidal isimli eserine, Ebu Hanife maddesi sonradan eklenmiştir.(15) ?mam-ı Azam (r.a)`in hadis bilmediği ve sahih hadislerle amel etmediği iddiasının yersizliği için ?mam Zeylai (r.a)`in Nasbu`r-raye isimli 4 ciltlik muazzam eseri yeterlidir. Bu eser Hanefi fıkhının dayandığı hadisleri bir araya toplar. ?mam-ı Azam hadis bilmeseydi veya rey`i hadislere tercih etseydi, ictihadlarının bu kadar hadise uygun düşmesi mümkün olmazdı.(16) ?mam-ı Azam (r.a)bir takım tarihi ve siyasi sebeplerle haksız olarak cerh edildiğinin diğer bir delili de re`y konusunda ondan daha ileri olan alimlere aynı tenkidin yapılmamış olmasıdır. Mesela ?mam ?afii (r.a) re`ye ondan daha fazla önem vermesine rağmen aynı tenkide uğramamıştır. ?mam-ı Azam (r.a) "Ashabın görüşlerinden birini seçeriz, fakat toptan terketmeyiz" derken;(17) ?mam-ı ?afii (r.a) sahabe kavlini, kitap, sünnet, icma veya kıyasa muvafık olması ve o konuda nas bulunmaması şartıyla kabul etmektedir.(1http://www.kerbela.net/forum/images/smiles/icon_cool.gif

?mam-ı Azam(r.a) mursel hadisleri re`ye tercih ederken, ?mam-ı ?afii (r.a) mursel hadisi çok az bir istisnası hariç delil kabul etmemektedir. ?mam-ı ?afii(r.a) ayetin kıyasla tahsis edilebileceğini benimserken, Ebu Hanife(r.a) haber-i vahidin dahi kıyasla tahsis edilemeyeceğini benimser. ?mam-ı ?afii (r.a) mesalih-i mursele ile amel ederken, ?mam-ı Azam (r.a) bunu delil kabul etmemektedir.(19) Oysa mesela yine Hanefi ve Maliki mezhebine göre mursel hadisler -ravileri güvenilir (sika) olduğu sürece-hüccettir.(20) Hatta ?mam Ebu Hanife (r.a) nazarında mursel hadislerde olduğu gibi maktu` hadisler ve ilk üç asırda yaşamış durumu bilinmeyen (mestur) ravilerin, rivayetleri dahi hüccettir ve bütün bunlar kıyastan önce gelir. Bunun yanında, Ebu Hanife (r.a) nazarında sahabe zamanında fetvaları yaygınlık ve şöhret kazanmış büyük tabiilerin sözleri de tıpkı sahabe kavli gibi kıyasa tercih edilir ve bunlar varken kıyas terkedilir.

Ebu Hanife (r.a) yaygın kanaatin aksine kıyası en az kullanan müctehid imamlardandır. Öyle ki o dört kıyas çeşidi içinden sadece birisin-kıyas-ı müessir-kabul eder ve kullanır. Diğerlerini -kıyas-ı münasip, kıyas-ı şebeh, kıyas-ı tard-ise delil (hüccet) kabul etmez. Hatta Hanefiler kıyas-ı münasip ile kıyas-ı şebehin batıl olduğu üzerinde görüş birliği içindedir. Buna mukabil ilginçtir ?mam-ı ?afii (r.a) mezkur kıyas türlerinin hepsini hüccet kabul eder ve özelliklede kıyas-ı şebehi çokça kullanır.(22) Gelelim 17 hadis meselesine. Bu iddiayı Türkiye’de ortaya atanlardan biri de Yaşar Nuri Öztürk`tür. Öztürk şöyle diyor: "Rivayete göre ?mam-ı Azam bu sayının (mutevatir hadisler) 17 olduğunu söylemiştir."(23) ?ayet bu sözlerle mutevatir hadisler işaret ediliyorsa -ki ediliyor- bu hususu gerek imam Suyuti (r.a) "Katfu`l-ezhari`I-mutenasire`sinde, Kettani (r.a) Nazmu`l-mutenasire’ sinde zikretmişlerdir. Birincisinde bu sayı 113, ikincisinde ise 360`tir Gerçekten bu konu hadis alimleri arasında tartışmalıdır. Ancak gerek muhaddisler, gerekse fıkıhçılar mutevatir hadislerin çokluğu konusunda ittifak halindedirler.(24) ?bni Hacer (r.a) mutevatir hadislerin sayısının çok az olduğunu, ya da hiç olmadığını söyleyenlerin iddialarını kabul etmez.(25) E. Sifil

1- I`lau`s-sunen,nasbu`r-raye
2- Darakutni-sunen
3- Arapca-turkce sozluk (Serdar Mutcali)
4- Darakutni-sunen 1/324
5- Tahanevi-Kavaid S:384
6- Kevseri
7- DARAKUTNI-SUNEN 1/323
8- Leknevi -er-ref s:3,5
9- leknevi -er`ref
10- Buhari-Tarih`u-l kebir 5/81
11- Leknevi- er`ref
12- Buhari-Tarih`ul-kebir 5/81
(Burada şunu zikretmemiz gerekir ki Buhari`nin kale ba`zu`n-nas formülü kullandığı yerlerde -ki bunların sayısı,farklı itibarlara göre 22, 24,veya 25`dir.-Bu ifade ile tamamen itiraz maksadını güttüğünü ve muhatabının da sadece Ebu Hanife olduğunu söylemek mümkün görülmemektedir. El-Kesmiri bu konuda şöyle der "Buhari`nin bu ifadeyi kullandığı yerlerin hepsinde kasdettiği kişi Ebu Hanife değildir. O bu ifade ile zaman zaman Muhammet bin el Hasan`ı, ?sa bin Eban`ı, Züfer bin el Huzeyl`i veya ?mam ?afii`yi de kastetmektedir. (Ebubekir Sifil, Modern ?slam Düşüncesinin Tenkidi 2)
13- Tahanevi -Kavaid 1/380
14- Tahanevi-Kavaid 3/382
15- Leknevi -Er`ref s:100
16- Hadis arastirmalari S.POLAT
17- H.Karaman -Islam hukukunda ictihad
18- Es`safii-Er`risale
19- a.g.e. s:59-61
20- Tahanevi- Kavaid s:138,Ebu Zehra- Imam Malik s:289
21- Ebubekir sifil- Modern ?slam Düşüncesinin Tenkidi s:186
22- Tahanevi- I`lau`s-sunen 1/11-12
23- Y.N.Ozturk. -Kurandaki Islam s:361
24- Ebubekir sifil a.g.e s:94
25- Ibn-I Hacer- Nuzhet`un-nazar s :28


KAYNAK:http://www.misak1.netfirms.com/hadis/17%20hadisebu_%20hanife.htm (http://www.misak1.netfirms.com/hadis/17%20hadisebu_%20hanife.htm)

A-L-E-V-İ
10.07.2005, 23:38
cevap olarak yazılan yazıda :

...Muhaddislerden Abdullah bin el-mübarek(r.a)`in "Ebu Hanife hadiste yetim idi"(2) dediği nakledilir. Halbuki bu ifade tenkid olabileceği gibi, övgü manasına da gelir. Çünkü arapçada yetim kelimesi babası ölmüş kimse anlamına geldiği gibi, tek ve benzersiz manasına da gelir.


deniyor...
Burada ki mana HiÇ şÜPHESİZ hadiste zayıf olduğu anlamındadır çünkü ;yetimden kasıt eşi benzeri yok olsaydı 17 HADİS değil BİNLERCE-ONBİNLERCE HADİS aktarması gerekirdi...Yoksa 17 hadis rivayet eden bir kişiye neden hadiste yetim densinki?...

devam edersek:




?bni Adiyy(r.a)`de Hanefilere karşı (hassaten Ebu Hanife`ye) taassupkâr davranan tenkitcilerdendir .(6) Darakutni (r.a) süneninde "Ebu Hanife (r.a)`e hadiste zayıftır" demektedir.(7) Halbuki Darakutni (r.a)`in Şafii mezhebine karşı tarafgirliği ve Hanefi mezhebine karşı husumeti meşhurdur.(http://www.kerbela.net/forum/images/smiles/icon_cool.gif Hatip el-Bağdadi(r.a)`de Ebu Hanife(r.a)`e karşı ayni tarafgir tenkitlerde bulunmuş, bu tenkitlerin haksızlığı pekçok alim tarafından reddedilmiştir.(9)...


Darakutni SÜNEN yazarı bir muhaddistir yeri ve konumu itibariyle aktardığı hadisler SÜNEN mertebesinde değer görür ve bir çok SÜNNİ İSLAM ULEMASINCA da kullanılır bu kişi eğer LEKNEVİ nin dediği gibi TARAFLI olsaydı ... kıstas olarak ALINMAZDI...ki yapıtlarına sünni alimlerin ezici çoğunluğu değer vermektedir ...(hatta cevap yazayım diye içine düştüğü KOM?K durumu algılayamayan vatandaş ta "Darakutni (r.a) " diyerek ,DARAKUTN? nin konumunu sergilemektedir...)
Sonra TARAFGİR-İFTİRACI-HUSUMETÇİ bir kişinin(?DD?AYA GÖRE!!!) yazdığı SÜNEN 'E güven olmadığına göre R?CAL ?LM?NE GÖRE : DARAKUTNİNİN SÜNENİNİ ÇÖPE ATMAK GEREKMEZ M??...NEDEN ATMIYORLAR...öyle ki BUHARİ-MÜSLİM gibi muhaddisler pek çok raviyi YALANCI-İFTİRACI yada Sadece DIŞ GÖRÜNÜMÜNE BAKARAK yargılayıp ,onlardan gelen rivayetleri DİKKATE ALMAMIŞLARDIR...

Hatip el -Bağdadi de ünlü sünni islam bilginlerinden biridir.. demek ki o da OBJEKT?F değilmiş http://www.kerbela.net/forum/images/smiles/icon_exclaim.gif ...EBU HANİFEYE KARŞI


ilerleyen bölümde:


İmam-i Azam (r.a)`e bir tenkitte İmam-i Buhari(r.a)`den gelmektedir.(10) Ancak alimlerden çoğu Buhari(r.a)`i tarafgir bulmaktadir.(11) O`nun bu tenkidinde muhaddislerin Hanefilere karşı muhalefetlerinin izlerini bulmak mümkündür. Çünkü, İmam Buhari(r.a) sahihinin 18 yerinde "kale ba`du`n-nas"(bazı kişiler dedi ki) diyerek Ebu Hanife (r.a)`in ictihadlarını tenkid etmiş, zımnen hadislere aykırı hüküm vermekle suçlamıştır.(12)

Tahanevi (r.a) ?mam Buhari (r.a)`in Ebu Hanife (r.a)`e karşı taassubunda Nuaym bin Hammad ile olan arkadaşlığının tesiri olduğunu belirtmektedir. Çünkü Nuaym sünneti takviye sadedinde hadisler, Ebu Hanife aleyhinde hikayeler uyduran bir yalancı idi.(13) Kevseri (r.a)`de Buhari (r.a)in Ebu Hanife (r.a)`e karşı taassubunda bir sebep olarak sunu göstermektedir: Buhari (r.a) gençliğinde Buhara’daki Hanefilerden fıkıh tahsil etti. 16 yaşında bu tahsilini tamamladı. Daha sonra hadis tahsili için yolculuklara çıktı. Dönünce Buhara alimleri onu kıskandılar. Bir fetvasını hatalı bularak onu Buhara`dan sürdüler. Bu yüzden ?mam Buhari(r.a)`in Hanefilerle arası açıldı. Ebu Hanife(r.a)`ı hadiste zayıf bulup cerh etmesinde bununtesiri olma ihtimali fazla görünmektedir. ?mam Nesa-i (r.a) gibi büyük Hadis imamlarının düşmanlık besledikleri kişileri zayıf bulup cerh etmekten kurtulamamışlardır.(14)



peki sormak gerekmezmi?.... madem BUHARİ ,TARAFGİR-HANEFİLERE DÜŞMAN-MEZHEP TAASSUPÇUSU...peki öyleyse NE DİYE işinize gelen yerde , "EN BÜYÜK MUHADDİS"...diye yere göğe sığdıramıyorsunuz yazdığı kitapları SAHİH kabul ediyorsunuz ...hatta öyle ki işinize gelmeyen bazı hadisleri bile "SAHİHTE YAZMIYOR ÖYLEYSE KABUL ETMEYİZ " diyorsunuz...

Neden " Hikayeler uyduran bir YALANCI (Nuaym bin hammad) ile arkadaş olan BUHARİYİ ...en büyük muhaddis olarak kabul ediyorsunuz ...Bir yalancı -iftiracı ile arkadaş olan bir kişinin OBJEKTİFLİĞİNE NASIL GÜVENİYORSUNUZ?...Demek ki Buhari Arkadaşını seçemiyor ..peki Dostunu seçemeyen kişi , RAVİLERİ NASIL SEÇECEK "SİKA" diye...

A-L-E-V-İ
10.07.2005, 23:40
İmam Nesa-i (r.a) gibi büyük Hadis imamlarının düşmanlık besledikleri kişileri zayıf bulup cerh etmekten kurtulamamışlardır.(14)



imam Nesai nin de KİŞİSEL KİN 'i etkisiyle objektif davranamadığını ,kişileri yargılarken SUBJEKTİF davrandığını kabul ediyorsanız...Sormak gerekmez mi ? BU NASIL A-L-İ-M-L-İ-K ...



Aşağıda, savunma yapacağım diye Tarihin akışına aykırı bir iddia sunuluyor:






İmam-ı Azam (r.a) düşmanlığı sadece bununla kalmamış, kitapların tahrifine kadar varmıştır. Nitekim Zehebi (r.a)`in zayıf ravilerin terceme-i hallerine ayırdığı Mizan`u-l İ`tidal isimli eserine, Ebu Hanife maddesi sonradan eklenmiştir.(15)



deniyor...



Böylesi ne duyulmuş ne görülmüştür herhalde Sünni mezheplerde airtmetik çoğunluğu oluşturan HANEFİLİK ve bunun hüküm sürüdğü topraklarda KİTAP TAHRİFATI Kim yapmış peki bu tahrifatı ? Yoksa ALEVİLER Mİ? ...belki de varlığı -yokluğu tartışılan ibn-i sebe yapmıştır...



yine devam edersek:





İmam-ı Azam (r.a)bir takım tarihi ve siyasi sebeplerle haksız olarak cerh edildiğinin diğer bir delili de re`y konusunda ondan daha ileri olan alimlere aynı tenkidin yapılmamış olmasıdır. Mesela İmam Şafii (r.a) re`ye ondan daha fazla önem vermesine rağmen aynı tenkide uğramamıştır. İmam-ı Azam (r.a) "Ashabın görüşlerinden birini seçeriz, fakat toptan terketmeyiz" derken;(17) İmam-ı Şafii (r.a) sahabe kavlini, kitap, sünnet, icma veya kıyasa muvafık olması ve o konuda nas bulunmaması şartıyla kabul etmektedir.(1



İmam-ı Azam(r.a) mursel hadisleri re`ye tercih ederken, İmam-ı Şafii (r.a) mursel hadisi çok az bir istisnası hariç delil kabul etmemektedir. İmam-ı Şafii(r.a) ayetin kıyasla tahsis edilebileceğini benimserken, Ebu Hanife(r.a) haber-i vahidin dahi kıyasla tahsis edilemeyeceğini benimser. İmam-ı ?afii (r.a) mesalih-i mursele ile amel ederken, İmam-ı Azam (r.a) bunu delil kabul etmemektedir.(19) Oysa mesela yine Hanefi ve Maliki mezhebine göre mursel hadisler -ravileri güvenilir (sika) olduğu sürece-hüccettir.(20) Hatta ?mam Ebu Hanife (r.a) nazarında mursel hadislerde olduğu gibi maktu` hadisler ve ilk üç asırda yaşamış durumu bilinmeyen (mestur) ravilerin, rivayetleri dahi hüccettir ve bütün bunlar kıyastan önce gelir. Bunun yanında, Ebu Hanife (r.a) nazarında sahabe zamanında fetvaları yaygınlık ve şöhret kazanmış büyük tabiilerin sözleri de tıpkı sahabe kavli gibi kıyasa tercih edilir ve bunlar varken kıyas terkedilir.



Ebu Hanife (r.a) yaygın kanaatin aksine kıyası en az kullanan müctehid imamlardandır. Öyle ki o dört kıyas çeşidi içinden sadece birisin-kıyas-ı müessir-kabul eder ve kullanır. Diğerlerini -kıyas-ı münasip, kıyas-ı şebeh, kıyas-ı tard-ise delil (hüccet) kabul etmez. Hatta Hanefiler kıyas-ı münasip ile kıyas-ı şebehin batıl olduğu üzerinde görüş birliği içindedir. Buna mukabil ilginçtir ?mam-ı ?afii (r.a) mezkur kıyas türlerinin hepsini hüccet kabul eder ve özelliklede kıyas-ı şebehi çokça kullanır.(22)





ilginçtir ki, Ebu Hanifeyi eleştirenleri "MEZHEP TAASUPÇULUĞUYLA"suçlayan yazar , İmam Hanifeyle -imam Şafii yi kıyaslayarak aslında onun da bi dolu hatası olduğunu hatta "AYETİ KIYASLA BİLE TAHSİS ETTİĞİNİİ" vurgularken , "GİZLİ" bir SUÇLAMA yapmayı da ihmal etmiyor...



Yani ona göre :....İMAM ŞAFİ suçlanabilir ve bu yapılırken İFTİRACI-TAASUPKAR falan olunmaz ama iş EBU HANİFEYİ eleştirmekse, bunun MÜMKÜNATI YOKTUR!!!



Hani nerde kaldı ... (Hangi AYETTE -HAD?STE yazıyorsa )DÖRT yazıyorsa DÖRT HAK MEZHEP söylemleri...

zulfikar1985
25.03.2006, 21:09
Ya A-L-E-V-İ kardeş. İmam Şafii hakkında da bir şeyler yazarmısın? Bu konudaki fikirlerinizi de bilmek isterim.

Benden bir ekleme ;
Çağdaşları içinde değişik okullara mensup Mâlik, Evzâî, Abdullah b. Mübârek, İbn Cüreyh, Câ'fer-i Sadık, Vâsil b. Atâ vs. büyük imamlar bulunan İmâm-ı Âzam ile büyük İmam Muhammed Bâkır arasında geçen şöyle bir olay anlatılır: Muhammed Bâkır, Ebû Hanife'ye, "Dedemin yolunu ve hadislerini kıyasla değiştiren sen misin?" diye sormuş; Ebû Hanife, "Sen, sana lâyık olan bir şekilde yerine otur. Ben de bana lâyık olan şekilde yerime oturayım. Dedeniz Muhammed (s.a.s.)'e hayatında sahâbîleri nasıl saygı duyuyorlarsa aynı şekilde ben de size saygı besliyorum. Şimdi sen bana kadının mı erkeğin mi zayıf olduğunu; kadının mirasta erkeğe nisbetle hissesini; namazın mı orucun mu efdal olduğunu, idrarın mı meninin mi pis olduğunu söyler misin? " diye sormuş. İmam Bâkır da kadının mirasta iki hissesi olduğunu; erkekten zayıf olduğunu; namazın oruçtan efdal ve idrarın meniden pis olduğunu söyledi. Ebû Hanife ona, "Kıyas yapsaydım kadın erkekten zayıftır diye ona mirastan iki hisse verir; idrar yapıldıktan sonra gusledilmesini, meni çıktıktan sonra sadece abdest alınmasını söylerdim. Kıyasla dedenizin dinini değiştirmekten Allah'a sığınırım" (Muhammed Ebû Zehra, İslâm'da Fıkhı Mezhepler Târihi, II, 66-67).

zulfikar1985
25.03.2006, 21:15
benden bir ekleme daha;
Gerçekte, Ebû Hanife, hadis ilminde meşhur muhaddisler kadar mütehassıs değilse de, "ictihad şûrâsı"nda bu konuda kendisine yardımcı olan hadis hâfızları vardır (M. Zâhidü'l Kevserî, a.g.e., 152). İctihadında, bizzat üstadlarından öğrendiği dörtbin kadar hadis kullanmıştır (Mekkî, Menâkıb, II, 96). Bazı hadisleri Hz. Peygamber'e ait oluşunda şüphe bulunduğu, başka bir deyişle hadisin sıhhatini tesbit için ileri sürdüğü şartlara uymadığı için reddetmiştir (İbn Teymiyye, Raf'u'l-Melâm, 87 vd.). Yoksa Ebû-Hanife, değil sahih hadisleri reddetmek, mürsel ve zayıf hadisleri dahi kıyasa tercih ederek tatbik eylemiştir. (İbn Hazm. el-İhkâm. 929).

Diğer taraftan, Kıyas yüzünden Ebû-Hanife'ye tenkit yöneltenler haksızlık etmiştir. Çünkü sahâbeden beri kıyas tatbik edilmiş ve diğer imamlar da az veya çok miktarda bu metodu kullanmışlardır. Ebû Hanife: 1-Kıyası kâideleştirmiş, 2- Sık kullanmış, 3- Henüz vuku bulmamış hâdiselere de tatbik etmiştir. (ibn Abdilber, a.g.e., II, 148; İbnu'l-Kayyım, İlâmü'l-Muvakkim, 1, 77-277, M. Ebû-Zehra, Ebû-Hanife, 324; A. Emin, a.g.e., II, 187).

Yine, "İstihsan" metodu başta Şâfii olmak üzere birçok âlim tarafından ağır bir şekilde mahkum edilmiş ve bazı kimseler tarafından da yalnız Ebû Hanife'ye nisbet edilmiştir. Halbuki mesele mukayeseli bir şekilde incelendiğinde istihsanı reddedenlerle kabul edenlerin buna verdikleri mânânın çok farklı olduğu görülecektir.

İmam Şâfii'ye göre İstihsan; "Bir kimsenin keyfine göre bir şeyi beğenmesi, güzel bulmasıdır." Bir kölenin bedelini bile tayin edecek olan kimse onun benzerini gözönüne alarak bu işi yapar. Eğer benzerine aldırmadan bir değer biçerse, tutarsız ve haksız bir iş yapmış olur. Allah'ın helâl ve haramı ise bundan çok daha önemlidir. Bir kimse haber veya kıyasa istinad etmeden hüküm verirse günahkâr olur (er-Risâle, 507-508). İstihsan ile hükmeden, Allah'ın emir ve nehiyleriyle bunların benzerlerini terketmiş, kafasına estiği gibi davranmış olur (el-Umm, VII, 267-272).

İbn Hazm'da İstihsan, nefsin arzuladığı, beğendiği şekilde hükmetmektir (el-İhkâm, 42). "Bu bâtıldır, çünkü delili yoktur, arzuya tâbi olmaktan ibarettir; arzu ve zevkler ise insandan insana değişir" (İbtâlu'l-Kıyas, 5-6) demiştir.

Bu imamlara göre istihsan; Kitab, sünnet, icmâ ve kıyas gibi mûteber delillerden birine değil de nefsin arzusuna dayanan bir istidlal ve hüküm verme yoludur. Halbuki her ne kadar Ebû Hanife'nin istihsanı nasıl anladığına dâir sarih bir ifade nakledilmemişse de, onun benimsediği hüküm ve ictihad usûlünün, yukarıda zikredilen mânâlarda bir istihsana uymadığı sâbittir. Kaldı ki onun istihsana göre verdiği hükümlere dayanarak mensuplarının ortaya koyduğu istihsan tarifleri yukarıdakilerden tamamen ayrıdır (Hayreddin Karaman, İslâm Hukukunda İctihad, s.137).

İstihsanın iki anlamı vardır:

1- İctihad ve re'yimize bırakılmış miktarların tayin ve takdirinde re'yimizi kullanmak; nafaka, tazminat bedeli, yasak ava karşılık kesilecek hayvanın takdirlerinde olduğu gibi.

2- Kıyası bundan daha kuvvetli bir delil ve delâlete terketmek, Râzî bu ikincisini de ikiye ayırarak geniş izah ve misaller veriyor ki bunlardan çıkan neticeye göre istihsanın ikinci türü: Nass, icmâ, zaruret veya daha kuvvetli başka bir kıyas sebebiyle kıyası terketmekten ibaret oluyor.

Bu anlamıyla istihsan hem gayr-i mûteber bir ictihad metodu olmaktan hem de yalnız Ebû Hanife'ye mahsus bulunmaktan çıkmış oluyor. İmam Şâfii, istihsan lâfzını birinci mânâda kullanmıştır (el-Mekkî, Menâkıb, I, 95). İmam Mâlik, "İstihsan ilmin onda dokuzudur" demiş ve ictihadında buna geniş bir yer vermiştir (Amidî, el-İhkâm, 242; el-Mekkî, Menâkıb, I, 95 vd.).

İmam Ebû Hanife'nin ictihâdından bazı örnekler:

1- Ebû Hanife'ye, Evzâı soruyor:

-Namazda rükûa giderken ve doğrulurken niçin ellerinizi kaldırmıyorsunuz?

-Çünkü Rasûlullah (s.a.s.)'den bunu yaptığına dâir sahih bir rivâyet gelmemiştir.

-Haber nasıl sahih olmaz? Bana Zühfi, Sâlim'den, o babasından, "Rasûlullah (s.a.s.)'in namaza başlarken, rükûa varırken ve doğrulurken ellerini kaldırdığını" haber verdi.

-Bana da Hammâd, İbrâhim'den, o Alkame ve el-Esved'den, bunlar da Abdullah b. Mes'ud'dan, "Rasûlullah'ın yalnız namaza başlarken ellerini kaldırdığını, bir daha da kaldırmadığını" haber verdi.

-Ben sana Zührî, Sâlim, babası yoluyla Hz. Peygamber'den haber veriyorum, sen ise bana, Hammâd ve İbrâhim haber verdi diyorsun?

-Hammâd b. Ebî Süleyman, Zührî'den, İbrâhim de Sâlim'den daha fakihtir. İbn Ömer'in sahâbî oluşu ayrı bir fazîlettir, ancak fıkıhta Alkame ondan geri değildir. el-Esved'in birçok meziyetleri vardır. Abdullah'a gelince; o Abdullah'tır!

Bu cevap üzerine Evzâî, susmayı tercih etmiştir (Karaman, a.g.e., 138-139).

Bu istinbâtında Ebû-Hanife, hadise dayanmış, fakat üstadları olduğu için râvilerini daha yakından tanıdığı bir hadisi diğerlerine tercih etmiştir.

zulfikar1985
25.03.2006, 21:22
Ehlibeytin Halifeliği alması gerekiği yönünde fetva veren ve bu yüzden Zindana atılan bu kişi hakkında neden bukadar acımasızsınız bunuda anlamdım;
İslâm ilimlerinde fıkhın konularının düzenli olarak belirlenmesiyle bunların kitap, bâb, fasıllara ayrılarak yazılması İslâm hukukunda çok önemli bir dönüm noktasıdır. İmam Muhammed eş-Şeybânî'nin telifiyle ortaya çıkan bu düzenli metinler (asl), vahyî hükümlerle dinî-dünyevî hayatı ince ayrıntılarıyla içine alan beşyüzbin meseleyi hükme bağlamıştır. Bunlar yazılı küllî fıkıh kâideleri olarak İslâm kültür ve hukukunun vazgeçilmez kaynakları olmuş, yüzyıllarca şerhleri yapılmıştır. Çağdaşlarının Ebû Hanife'yi aşırı rey taraftarlığı ile suçlamaları bile daha sonraları onun görüşlerinin başka kavramlar adı altında kabulünü engellememiştir. Ebû Hanife'nin bir diğer özelliği, kendisinden öncekilerin nakillerinin yarısını bütün meseleleri yeni baştan edille-i şer'iyye kaynaklarından çıkarmasıdır. İslâm'ın esaslarına uymayan "haber-i vâhid"leri reddeder. Ashabın görüşünü birçok müsnedden tercih eder. Tâbiinin görüşünü almak yerine kendi reyini koydu, çünkü o da tâbiîndendi. Ebû Hanife, hilâfet 132 yılında Abbâsilere geçinceye kadar Irak'tan Hicâz'a gitti; orada Mâlik b. Enes (179) ve Sufyân b. Uyeyne gibi ileri gelen imamlarla görüştü; hacca gelen çeşitli merkezlerin âlimleriyle irtibat kurdu, 136 yılında Abbâsi yöneticisi Ebû Câfer el-Mansur'un başa geçmesiyle Kûfe'ye döndü. Ama onu da tasvip etmedi; ehl-i beyt lehine fetvâ verdi (M. Zemahşerî, el-Keşşâf, 11, 232). Çağdaşı İmam Câfer el-Sâdık ile mütâbakatı vardır. İki yıl onun meclisinde bulunmuş ve, "bu ikiyıl olmasa Numân helâk olurdu" demiştir. Hicrî 150 yılında vefât ettiğinde yakınlarına, "Halifenin gasbettiği hiçbir yere gömülmemesini" vasiyet etmiştir.

sinan boztepe
25.03.2006, 22:54
değerli canlar cümelenizi aşkı muhabbet ile selamlarım.

imam azam ebu hanefi, benim gönlümde ayrı bir yere sahiptir.. o, imam cafer-i sadık hazretlerinin yetiştirdiği değerli alimlerden biridir.. kendisi bir gün çevresindeki insanlara şöyle demiştir: eğer ben imam caferin talebesi olmasaydım helak olurdum. beni ben eden odur.......

imam hanefi yaşadığı dönemde islam camiyası tarafından kabul görmüş bir alimdi.. bu nedenle ümeyye oğulları ondan şu isteklerini yapmasını istediler.. neydi ümeyye oğullarının imamdan talebi??? mescidlerde hilafet makamına oturan emevilere halk tarafından biat edilmesine yönelik fetva çıkarmasıydı.... imam asla böyle bir fetva okumayacağını, hilafet makamının ehli beyte ait olduğunu söyleyince zindana atılmaktan kurtulamadı ve kırbaçlanarak şehit edildi.. imamın sağlığında kaleme aldığı tüm eserler imha ettirildi..............

ama şu hikmete bakın ki; imam şehit edildikten yaklaşık 250 yıl sonra; imamı şehit ettirenlerin sürekleri imam azam adına mezhep kurup adınada hanifilik dediler.. ehli beyte alternatif bir mezhep kurdular.. imam hanefi yazmış gibi kendileri dini kitaplar yazıp halka uymalarını istediler.. bune perhis, bune lahana turşusu... imam hanefi eğer mezhep kuracak olsa idi sağlığında kurardı.. emevilerin isteğini yapıp kırbaçlanıp ölmekten kurtulurdu..

sen kalkacan adamı öldürecen,, yazdığı kitapların hepsini yaktıracan,, aradan 250 sene geçecek emevi fikrine ve zikrine uygun bir mezhep kurup adınada hanifilik diyecen!!!! yazıklar olsun.........

eğer imam hanefi yaşasaydı bu tablodan rahatsız olurdu.. o imam caferin buyruğuna tabi olan bir ehli beyt aşığıdır.. ehli beyt karşıtı değil!!!

srdr_ist
25.03.2006, 23:39
dedem eyvallah
Kimse bilmediği şeyi atıp tutmasın
Ayrıca ebu hanife erkan imam zeynel abidin ordu kurmasına ve de emevi üzerine gitmesine yaerdımcı olmak için para yardımı da yapmıştır. tabi başarısız olunsada imam azam ozamanlar ilk yıllarıydı sonra imam cafer ile ilim sahibi olmuştur.

Hatta insan kirlidir diye bir konuda imam cafer derhal çağırmış vede nedir bu dediğin diye hesap sormuş oda konuya açıklık getirmiştir.

A-L-E-V-İ
04.04.2006, 22:08
Benden bir ekleme ;
Çağdaşları içinde değişik okullara mensup Mâlik, Evzâî, Abdullah b. Mübârek, İbn Cüreyh, Câ'fer-i Sadık, Vâsil b. Atâ vs. büyük imamlar bulunan İmâm-ı Âzam ile büyük İmam Muhammed Bâkır arasında geçen şöyle bir olay anlatılır: Muhammed Bâkır, Ebû Hanife'ye, "Dedemin yolunu ve hadislerini kıyasla değiştiren sen misin?" diye sormuş; Ebû Hanife, "Sen, sana lâyık olan bir şekilde yerine otur. Ben de bana lâyık olan şekilde yerime oturayım. Dedeniz Muhammed (s.a.s.)'e hayatında sahâbîleri nasıl saygı duyuyorlarsa aynı şekilde ben de size saygı besliyorum. Şimdi sen bana kadının mı erkeğin mi zayıf olduğunu; kadının mirasta erkeğe nisbetle hissesini; namazın mı orucun mu efdal olduğunu, idrarın mı meninin mi pis olduğunu söyler misin? " diye sormuş. İmam Bâkır da kadının mirasta iki hissesi olduğunu; erkekten zayıf olduğunu; namazın oruçtan efdal ve idrarın meniden pis olduğunu söyledi. Ebû Hanife ona, "Kıyas yapsaydım kadın erkekten zayıftır diye ona mirastan iki hisse verir; idrar yapıldıktan sonra gusledilmesini, meni çıktıktan sonra sadece abdest alınmasını söylerdim. Kıyasla dedenizin dinini değiştirmekten Allah'a sığınırım" (Muhammed Ebû Zehra, İslâm'da Fıkhı Mezhepler Târihi, II, 66-67).

Sayın "Zülfikar1985"...
Bahsettiğiniz aktarım..İmam Cafer-i Sadık'ın Ebu Hanifeye KIYAS DERSİ verdiği olayın KENDİNCE İNTİKAMINI almak amacıyla ..UYDURULMUŞ bir olaydır..
Tıpkı:
"size iki emanet bırakıyorum..." hadisi gibi..
Bu hadisin!!!..Sünni ve Şii Versiyonalrı son derece meşhurdur
yada
Sahabeye atfen "Gökteki yıldızlar " hadisi gibi..

Bunun yanında METİN TAHLİLİ YAPARSANIZ..Ebu Hanifeye AİT OLAMAYACAĞINI da anlayabilirsiniz..Zira Şia ekolündeki İÇTİHAD REFERANSLARI BELLİDİR..
Ebu hanife zaten KIYAS ve REY Ekolü (hicaz ..Mekke ) nü temsil ettiğinden...HADİSÇİLER tarafından da eleştirilmiştir
Buhari..
ibn-i şeybe
Darekutni
de buna eklenebilir..
Yani...KIYAS ve REY konusunda SABIKASI olduğu Aşikardır..bu bağlamda KIYAS'a çokça rağbet etmeyen Şia ekolünün ve onun bir İMAMININ(İmam Muhammed Bakır )KIYASA BAŞVURMASI..Hele de ortada İMAM CAFERİN EBU HANİFEYE Karşı Savunduğu ve Refere ettiği ÖRNEKLER varken..Bu hataya düşmesi MANTIKEN İMKANSIZDIR..

....

Ayrıca..
İmam Şafinin ..Ebu hanifenin ekolünden gelen İmam Muhammed 'i VASİYET konusunda yaptığı KIYAS ta eleştirmesi ve Ayeti TASHİH etmekle suçlamasıan NE DİYECEKSİNİZ?

A-L-E-V-İ
04.04.2006, 22:19
Ayrıca...
Katıldığım Tüm forumlarda artık görmeye alışık olduğum bir tablo burada da belirmeye başladı...
Sünni olupta Şii maskesiyle yazanlar ve Şii olupta Sünni maskesiyle yazanlar..
Ayrıca..birde Sünni/Şii olupta Alevi maskesiyle yazanlar...

Bunları..En iyi ihtimalle KARAKTER ZAYIFLIĞI olarak değerlendirmekle beraber..Artniyetli yaklaşımlarının CENAB-I HAKK tarafından karşılık bulmasını
"kahhar " sıfatına sığınarak..Ulu Mevladan Niyaz ediyorum...
Allah TUZAKLARI er geç..BOZACAKTIR..

A-L-E-V-İ
08.05.2006, 22:29
İmam şafii..Ebu Hanifenin ekolünden gelen tmsilcilerinden İmam Muhammedi ...
"Vasiyet" konulu ayeti hadisle çürütmekle suçlamıştır..