Orijinalini görmek için tıklayınız : Atatürk'ün Kadın Hakları Konusundaki Görüşleri ve Gerçekleştirdikleri


Yakapınarlı
05.04.2006, 03:06
Bugün, dünya aydınlarının ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın yaymaya çalıştığı kadın hakları ile ilgili görüşler, Atatürk tarafından çok önceleri dile getirilmiş ve çoğunlukla da uygulama alanına sokulmuştur.

Atatürk, Cumhuriyet'in ilanından dokuz ay önce Şubat 1923'de şöyle dedi: "Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir." Böyle demekle Atatürk, çağdaş bir düşünce ile kadının toplumdaki yerini belirlemiştir.

Atatürk'ün Türk kadınına beslediği sevgi ve saygı, Kurtuluş Savaşı'ndaki gözlemleri ile iyice perçinleşmiştir. 1923 yılında Konya'da yaptığı bir konuşmada, bu hissiyatını büyük bir içtenlikle dile getirir.

"Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim."

Ercan
06.04.2006, 13:30
" Şuna inanmak lazımdır ki , dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir ".

K.Atatürk

eylüleren
06.04.2006, 14:04
Atatürk, kadının erkekle birlikte öğrenim yapması, sosyal, kültürel ve ekonomik hayatta onlarla birlikte görev alması görüşünü benimsemiş ve savunmuştur. Atatürk Dönemi'nde Türk kadını aile kurma, eğitim yapma ve istediği mesleği seçme hak ve özgürlüğü gibi sosyal haklar kazanmıştır.

Türk ailesinin kuruluşunu yeniden düzenleyen Türk Medenî Kanunu'nun kabul edilmesiyle, toplumsal ve ekonomik hayatta kadın erkek eşitliği sağlanmıştı. Burada kadınların siyasî haklarından söz edilmemekteydi. Demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşebilmesi için, kadınlarımıza siyasî hakların verilmesi gerekiyordu. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında görevini fazlasıyla yapmış olan Türk kadını, ülke yönetimine de katılmalıydı.

Medenî kanun ile kazanılan haklardan sonra Türk kadınına yönetimde görev alabilmesini sağlayan siyasî haklar 1930'dan itibaren verilmeye başlandı. Önce 1930'da kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı tanındı. Türk kadını, 1933'te muhtarlık seçimlerine katılma hakkına kavuştu. Türk kadını, 1934'te yapılan anayasa değişikliği ile Avrupa ülkelerinin birçoğundan önce, milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazandı.

Atatürk bir konuşmasında; "Türk kadını dünyanın en aydın, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır." demiştir. Atatürk "Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah'ın emrettiği şey, erkek ve kadının beraber olarak ilim ve bilgiyi kazanmasıdır." sözü ile toplum hayatında kadının önemini belirtmiştir.

Böylece, Türk kadını, modern Türk toplumunda lâyık olduğu yeri tam olarak aldı.

izem
07.04.2006, 14:04
Tarih böyle bir yüce varlığa bir kez daha tesadüf edebilecek mi acaba. bir bayan olarak ve bir Türk olarak ona sonsuz minnettarım...
Kadınların önünde dün olduğu gibi bugün de iki görev duruyor. Bu görevlerden biri, yeni haklar için durmaksızın mücadele etmek; diğeri ise, kazanımların yaşama geçirilmesi için çalışmak..

melek24
26.11.2007, 17:31
atam, hala yaşıyorsak:
edepsizlik sayesinde!
altı oku soruyorsan,
politika dehlizinde!
hele partin senden sonra,
devrimlerin tavizinde!
vasfedeyim halimizi,
kalemime ver izin de!

yobazlarla gericiler,
onlar bizden daha zinde!
'atam, atam...' derler ama,
bir adınız var sizin de...

halkçılıkla devletçilik:
anlatamam, çok hazin de...
çoktanberi sahteciler,
ağır çeker her vezinde!

tek umut var, o da yalnız,
amerikan dövizinde!

sorma ata'm, halimizi,
hal mi kaldı anlatacak...
işte geldik dizindeyiz!

yata yata çok yorulduk,
tatil yaptık, izindeyiz!

sanayide henüz daha,
cafer için lazım diye,
amerikan bezindeyiz!
geçeceğiz avrupa'yı
ama şimdi izindeyiz!

hocamız var, hacımız var,
uçan kuşa borcumuz var,
el oğlunun ağzındayız!
ama bizi zor bulurlar,
bahar, yaz, kış izindeyiz!

evet, doğru söylemişsin:
'türk milleti çalışkandır! '
biz de senin tezindeyiz!
dinlenmekten yorulduk da,
onun için izindeyiz!

zinde kuvvet diye söz var,
kimse bilmez adresini,
ah izindeyiz, vah izindeyiz!
bugün değil, bu yıl değil,
çoktan beri izindeyiz!

ilerledik ata'm öyle,
şimdi görsen tanımazsın:
amerikan tarzındayız!
arasan da bulamazsın,
otuz yıldır izindeyiz!


AZİZ NESİN

Sevinc_25
26.11.2007, 20:10
Bugün bu koşullarda yaşıyorsak,kadınca sesimizi duyurabiliyorsak,her işimizde bir adım öndeysek ulu önderimiz Atamız sayesinde diyorum.

Şirin Baba
26.11.2007, 22:05
Yukarıda yazılanların hepsine katılıyorum sevgili arkadaşlar.
Büyük savaşları kazanmakla kalmadı o.
Bir rejimi yıkıp ,diğerini kurmakla yetinmedi o
Bir medeniyet yarattı yokluktan o.
O medeniyete yakışan kadınlara zamanın gelişmiş ülkelerinden daha iyi şartlar sağladı o.
O bir kadın pilot bile çıkardı,peçelerin altından o...


saygılarımla

sefer ağca

gulemin
26.11.2007, 22:21
bu memlekette en çok Atatürk'ün ilkelerine sahip çikmasi gereken kadinlarimizdir!..
kadinlara, Fransa'dan bile 10 yil önce oy kullanma hakkini verdi...

Şirin Anne
26.11.2007, 22:31
Atatürk;O büyük fikirlerin yaratıcısı,geleceği gören ve günün şartlarında kadına seçme ve seçilme hakkını veren büyük bir şahsiyettir.Yaptıklarının çetelesini çıkardığımızda olağanüstü bir beyin fırtınası yarattığını görmemek ancak acizliktir.Haklarımızı bugüne kadar koruyamamış olmamız gerçekten üzücü. O biz kadınlarsız bir Cumhuriyetin varlığını sürdürmekte zorlanacağını düşünmüştü.Çokta haklı olduğunu geçte olsa farkediyoruz.

BEKİR COŞKUN'UN yazsını eklemek istiyorum.Artık biz kadınlara büyük görev düştüğünü görmemiz açısından önemli buluyorum..
Cebinizde şeker var mı?..


O taş sokakta düşe kalka oynarken, kadınlar "yetim" için ceplerinde şeker taşırlardı.

Teyzeler, halalar, yengeler, ablalar, komşular...

Hálá karşımda bir kadın gördüğümde, gözlerimi diker, "Cebinde şeker var mıdır?" diye kendi kendime sorarım.

Öz çocuklarından bile gizli, yetime uzanan, içinde şeker olan o mübarek avuçları unutamadım.

Bir kadın gördüğümde hálá gözüm ceplerine takılır...

Cebinde şeker var mı?..

*

Erkekler çoktan kayıplara karıştılar.

Dönekler döndüler, beceremeyenler pıstılar.

Türkiye tarikatların istilasına uğrarken, en güvendiğimiz erkekler (!) yok oldular.

Daha yakın zamanda "Atatürk Cumhuriyeti’ne tehdit" saydıklarının karşısında selama durdular.

Zengin erkekler, kasaları için...

Yoksul erkekler nohut torbası uğruna vazgeçtiler Mustafa Kemal’in çağdaşlık yolundan.

Sindiler, pıstılar...

*

Kadınlar direniyorlar.

Son zamanlarda grup grup, öbek öbek toplanıp, gözyaşlarını sile sile, burunlarını çeke çeke, çocukları için istedikleri "aydınlık yarınlardan" vazgeçmediklerini tekrarlıyorlar.

Birkaç gün önce Hürriyet’e geldiler.

Ben onlara "yalnız kaldığımızı" anlattım.

Onlar "Yalnız kalsak da Atatürk’e ihanet etmeyeceklerini" anlattılar, bir ağızdan.

Tıpkı benim gibi "en güvendikleri erkeklerin dönekliğinden, ikiyüzlülüklerinden" yakındılar.

Ve yanlarında bir tek erkek kalmasa dahi, çocuklarına o aydınlık ülkeyi istemekten vazgeçmeyeceklerini söylediler.

Bedenleri güçsüz...

Ama yürekleri büyük kadınlar...

*

Bu sefer ülkemiz için...

Aydınlık günler için...

Cumhuriyet çocukları adına, için için mırıldanarak baktım onlara:

"Cebinizde şeker var mı?.."


Bekir Coşkun yazmış.


saygılarımla
cemaliden