Orijinalini görmek için tıklayınız : K?t?b-i Sittedeki ?eli?kiler
A-L-E-V-İ 10.07.2005, 23:48 KÜTÜB-? S?TTEDEK? ÇEL??K?LER...
Sünni kaynaklar ve ?ii kaynaklar tarihi süreç içinde tahrifata uğramıştır değiştirilmiştir,BUNU pek çok kişi de bilmektedir
size aşağıda vereceğim Hadisler Sünni Alimlerce!? Kur'an dan sonra gelen Kütüb-i Sitte de
yer almaktadır... o kaynaklar sahitir tek bir hata olmaz dedikleri Kütüb-i Sittede yüzlerce (saymadım ama 500 civarı vardır herhalde 120 sayfa dolusu burada bir kısmını veriyorum) Birbirinin aksini iddia eden -çelişen -yalanlayan hadis???? vardır...okuyunca göreceksiniz...
DEN?Z YOLCULU?U
2178 - Abdullah ?bnu Amr ?bni'l-Âs anlatıyor: Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Hacc veya umre veya Allah yolunda cihad maksadları dışında gemiye binme. Zîra denizin altında ateş, ateşin altında da deniz vardır.
Allah'ın lütfuyla rızık aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün... (Fâtır 12).
Rezîn ilavesidir. Buhârî, bunu bâb başlığında kaydetmiştir (Büyü, 8).
KEÇI:
184 - Amr Ibnu'l-Âs anlatiyor. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: Kirk iyilik vardir. En üstünü sagmal keçi bagislamaktir. Bu iyiliklerden birini, sevab ümid ederek ve vâdedilen mükâfati tasdik ederek yapan kimseyi Allah mutlaka, bu ameli sebebiyle, cennete koyar. Ravilerden biri (Hassân) diyor ki: keçi bagisi disindaki amellerisaydik: Verilen selâmi almak, hapsirana yerhamukâllah demek, yoldan rahatsizlik veren seyi temizlemek vs. gibi, fakat on bese bile ulasamadik .
Buhârî, Hibe 35; Ebu Dâvud, Zekat 42, (1683).
*TAVUK:
6667 - Ebu Hüreyre anlatiyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zenginlere koyun-keçi edinmelerini emretti ve buyurdu ki: Zenginlerin tavuk edinmeleri halinde, Allah, köylerin helak olmasina izin verir.
*ET
3895 - Ömer bin hattab anlatiyor: Etten sakinin. Çünkü onun hamr (içki) gibi tiryakiligi var. Ayrica Allah, eti çok yiyen aile halkina bugzeder.
Muvatta, Sifatu'n-Nebi 36, (2, 935).
NAMAZDA TEK TARAFA SELAM
6231 - Sehl Ibnu Sa'd es-Saidi anlatiyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam (namazin sonunda) bir kere önüne selam verdi.
6232 - Seleme Ibnu'l-Ekva' anlatiyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam'i namaz kilarken gördüm. (Namazdan çikarken) bir kere selam vermisti.
6230 - Ebu Musa anlatiyor: Bize Hz. Ali Cemel günü, öyle bir namaz kildirdi ki, bu bize Resulullah aleyhissalatu vesselam'in namazini hatirlatti. Biz o namazi ya unutmustuk yahut da tamamen terketmistik. Zira Ali, sagina da soluna da selam verdi.
HZ.ALI VE OSMAN
1260 - Câfer Ibnu Muhammed babasindan naklediyor: Mikdâd Ibnu'1-Esved, (Mekke yolu üzerindeki Sükya nam karyede) Hz. Ali (radiyallahu anh)'nin yanina girdi. Hz. Ali, bu sirada develerine un ve agaç yapragi karisimi yemlerini veriyordu. Mikdâd:
Su Osman Ibnu Affân hacc ve umrenin arasini birlestirmeyi yasakliyor dedi. Hz. Ali , ellerinde un ve yaprak bulasigi oldugu halde disari çikti. -Kollarindaki un ve yaprak bulasigini hiç unutmayacagim- dogru Osman'in yanina girdi.
Sen, dedi haccla umrenin arasini birlestirmeyi yasakliyormussun, ogru mu? Osman su cevabi verdi:
Bu benim reyimdir!
Hz. Ali: Umre ve hacc için lebbeyk! diyerek, öfkelenmis olarak çikti.
Muvatta, Hacc 40,(1, 336).
1281 - Ebu Dâvud ve Nesâî'de su ziyade gelmistir: Sürâka Ibnu Mâlik (radiyallahu anh):
Ey Allah'in Resûlü, bu sene (hacc sirasinda) yaptigimiz temettu bu yila mi has, bundan sonra her haccda ebediyen yapilacak mi? diye sormustu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
Elbette, ebediyen yapilacaktir! cevabini verdi (48).
Buharî, Hacc 81,32, 34, 35, Umre 6, 15, Megâzî 61, Temennî, 3, 27; Müslim, Hacc 1213-1216 arasindaki rivayetler); Ebu Dâvud, Menâ*** 23, (1785-1789 arasindaki rivayetler); Nesâî, Hacc 77,(5,178-179).
1261 - Câbir (radiyallahu anh) anlatiyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hacc ve umreyi birlestirip, her ikisi için de tek bir tavaf yapti.
Tirmizî, Hacc 102, (947); Nesâî, Hacc 144, (5, 226); Ibnu Mâce, Menâ*** 39, (2973).
1263 - Tirmizî'de söyle gelmistir: Kim hacc ve umre için ihrama girerse, her ikisinin de ihramindan çikincaya kadar, tek tavaf, tek sa'y yeterlidir.
Tirmizî, Hacc 102, (948); Ibnu Mâce, Menâ*** 39, (2975).
Ibnu Abbâs (radiyallahu anhümâ) anlatiyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Ebu Bekir, Ömer ve Osman hacc-i temettu yaptilar. Bunu ilk yasaklayan Muâviye oldu.
Tirmizî, Hacc 12, (822); Nesâî, Hacc 50, (5,153,154).
1282 - Buhari, Müslim, Ebu Dâvud ve Nesâi de kaydedilen bir rivayette Ibnu Abbâs (radiyallahu anhümâ) demistir ki: (Cahiliye Araplari) hacc aylarindaki umreyi yeryüzünde islenebilen günahlarin en büyügü biliyorlardi. Keza Muharrem ayini da Safer diye isimlenirip: Bere iyilesip eser kalmadigi ve Safer ayi çiktigi vakit umre yapmak isteyene umre helâl olur diyorlardi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ve Ashab-i Güzîn (radiyallahu anhüm)'i, hacc için ihrama girmis olarak 4 Zilhicce sabahi (Mekke'ye) geldiler. (Gelir gelmez) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), hacc niyetlerini umreye tahvil etmelerini emretti. Bu,
Ashab nezdinde büyük bir hâdise oldu.
- Ey Allah'in Resûlü, neleri helal addedecegiz? diye sordular. Bütün (ihram haramlari) helâl olacak! diye cevap verdi.
Nesâî'deki rivayette: Eser yerine veber (yün) denmistir. Mâna: Yün çogalinca olur. Keza Safer ayi çikinca tâbirinden sonra: Veya söyle dedi: Safer ayi girince tâbiri ilâve edilmistir.
(Buharî, Hacc 34, Menâkibu'1-Eâr 26; Müslim 198, (1240,1241); Ebu Dâvud, Hacc 80, (1987), Menâaik 23, (1792); Nesâî, Hacc 77,108, (5,180,181, 201, 202.)
1256 - Muâviye den yapilan rivayete göre söyle buyurmustur: Ey Resûlullah'in ashabi! Biliyor musunuz, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sunu sunu yapmayi yasakladi, kaplan derilerine oturmayi yasakladi? Dinleyenler: Evet (biliyoruz!) dediler. Muâviye tekrar sordu: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in hacc ile umrenin arasini birlestirmenizi (hacc-i kiran yapmanizi) da yasakladigini biliyor musunuz? Yanindakiler: Hayir, bunu bilmiyoruz! dediler. Muâviye :
Öyleyse bilin, bu da öbürleriyle birlikte (yasaklar arasinda). Ne var ki, sizler unutmussunuz! dedi.
Ebu Dâvud, Menâ*** 23, (1794).
A-L-E-V-İ 10.07.2005, 23:50 LANETLEME VE SÖVME
5308 - Ibnu Mes'ud radiyallahu anh anlatiyor: Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Mü'min ne ta'n edici, ne lanet edici, ne kaba ve çirkin sözlü, ne de hayasizdir.
Tirmizî, Birr 48, (1978).
5309 - Ebu'd-Derda radiyallahu anh anlatiyor: Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Lâneti çok yapanlar Kiyamet günü sefaatçi olamazlar, sehid de olamazlar.
Müslim, Birr 85, (2598); Ebu Dâvud, Edeb 53, (4907).
5311 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: Ey Allah'in Resülü! Müsriklere beddua et, onlari lânetle! denilmisti. Su cevabi verdi:
Ben rahmet olarak gönderiIdim, lanetleyici olarak degil!
Müslim, Birr 87, (2597).
2129 - Ebü Hüreyre anlatiyor: Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) söyle buyurdular:
Igreti saç takana da, taktirana da, bedene dövme yapana da, yaptirana da AIIah lânet etsin!
Buhârî, Libas 86, Tibb 36; Müslim, Libas 119, (2124); Nesâî, Zinet 25, (8,148).
2130 - Ibnu Abbâs (radiyallâhu anhümâ) dedi ki: Igreti saç takan, taktiran; kaslari incelten, kaslarini incelttiren, dövme yapan ve dövme yaptiran lanetlenmistir.
Ebü Dâvud, Tereccül 5, (4170).
2246 - Hz. Enes (radiyallâhu anh) anlatiyor: Resülullah (aleyhissalatu vesselam) hamrla ilgili olarak on kisiye lanet etti: (Hammaddesinden sarap yapmak maksadiyla) sikana ve siktirana, içene ve sâkilik yapana, (imalathâneden veya depodan, toptancidan perakendeciye veya müstehlike kadar) tasiyana ve tasitana, satana ve satin alana, bagislayana, bunun parasini yiyene.
Tirmizî, Büyü 59, (1295); Ibnu Mâce, Esribe 6, (3381).
2591 - Hufâf Ibnu Imâ el-Gifârî (radiyallâhu anh)s anlatiyor: Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) rükü'ya gitti, sonra basini kaldirdi ve Gifâr kabîlesini Allah magfiret etsin, Eslem kabîlesine Allah selâmet versin, Useyye Allah'a ve Resulüne isyan etmistir. Allahim, Benî Lihyan'a lanet et. Ri'l ve Zekvân'a da lânet et deyip secdeye gitti.
Müslim, Mesâcid 308, (679).
2673 - Hz. Ebü Hüreyre (radiyallâhu anh) anlatiyor: Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) söyle dediler:
Allah yahudilere ve hiristiyanlara lânet etsin. Peygamberlerinin kabirlerini mescide çevirdiler.
Buhârî, Salât 54; Müslim, Mesâcid 20, (530); Ebu Dâvud, Cenâiz 76; Nesâî, Cenâiz 106, (4, 95, 96).
2592 - Ibnu Ömer (radiyallâhu anhümâ)'in anlattigina göre, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in sabah namazinin son rekatinin rükusundan basini kaldirinca semi'allâhu limen-hamideh Rabbenâ ve leke'l-hamd dedikten sonra söyle söyledigini isitmistir: Allahim falancaya falancaya lânet et. Allah Teâlâ Hazretleri bunun üzerine su meâldeki âyeti indirdi: (Kullarimin) isinden hiçbir sey sana ait degildir. (Allah) ya onlarin tevbesini kabul eder, yahud onlari, kendileri zâlim (kimse)ler olduklari için, azablandirir (Al-i Imrân 128).
Buharî, Tefsîr, Âl-i Imrân 9, Megâzi 21, I'tisâm 17; Tirmizî, Tefsîr Âl-i Imrân (3007);
Nesâî, Iftitah 121, (2, 203).
*CENNET-CEHENNEM:
5115 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Cennet ve cehennem, aralarinda (ihtilaf ederek Allah nezdinde) dâvâ açtilar. Cehennem:
Ben, mütekebbirler (dünyada büyüklük taslayanlar) ve mütecebbirler (zorbalik yapanlar) için tercih edildim! diye övündü. Cennet de:
(Ey Rabbim!) Bana niçin sadece zayiflar ve (insanlar nazarinda) düsük olanlar, (hakir görülenler) girer? dedi. Allah Teâla Hazretleri önce cennete hitap etti:
Sen benim rahmetimsin. Kullarimdan dilediklerime rahmetimi seninle ulastiracagim! Sonra da cehenneme hitap etti:
Sen de benim azabimsin. Kullarimdan diledigimi seninle azablandiracagim! (Her ikisine yönelerek):
Ikiniz(in de vazifesi var! Ikiniz de) dolacaksiniz! buyurdu. Ancak cehennem, bir türlü dolmak bilmedi. Allah Teâla da ayagini üzerine basti. Derken cehennem:
Yeter! Yeter! diye inledi. Bu suretle dolmus olan cehennemin agzi birbirine kavustu. Allah mahlûkatindan hiçbir ferde asla zulmetmez.
Cennete gelince, Allah onu yeni mahlûkat yaratarak onu dolduracaktir.
Buhari, Tefsir, Kâf 1, Tevhid 25; Müslim, Cennet 35, (2846); Tirmizi, Cennet 22, (2564).
K??? BA?KASININ GÜNAHINDAN SORUMLUMU?
4923 - Ebu Rimse anlatiyor: Babamla birlikte Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gittik. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm babama:
Bu, oglun mu? diye sordu. Babam:
Ka'be'nin Rabbine yemin olsun oglum! dedi. Resûlullah tekrar:
Hakikaten mi? buyurdular. Babam: Sehadet ederim oglumdur! deyince. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, babamin yemini ve benim babama benzerligimin fazlaligi sebebiyle tebessüm buyurdular ve sonra:
Bilesin! O senin cinayetinle sorumlu tutulamaz. Sen de onun cinayetinden sorumlu olmazsin buyurdular ve su ayeti tilavet ettiler. (Mealen): Hiçbir günahkâr, baskasinin günahini yüklenmez (En'am 164).
Ebu Davud, Diyat 2, (4495); Nesai, Kasame 39, (8, 53).
6451 - Ebu Musa el-Es'ari radiyallahu anh anlatiyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: Ölüye, dirinin aglamasi sebebiyle azap edilir. Diriler: Ey koruyucu! Ey giydirici! Ey yardimci! Ey siginak! gibi (hitaplarla ölüye seslendikçe) ölü kiskivrak tutulup çekilir ve: Sen böyle misin? Sen böyle misin? denilir.
6781 - Tarik el Muharibi radiyallahu anh anlatiyor: Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'i koltuk altlarinin beyazligi görülecek kadar kollarini kaldirip söyle dedigini isittim: Bilesiniz hiçbir anne oglunun günahindan sorumlu tutulmaz, bilesiniz hiçbir anne oglunun günahindan sorumlu tutulmaz.
6783 - Üsame Ibnu Serik anlatiyor: Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: Hiç kimse baska birinin günahindan mesul olmaz.
A-L-E-V-İ 10.07.2005, 23:51 ALLAH’I GÖRMEK:
5121 - Cerîr Ibnu Abdillah radiyallahu anh anlatiyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir dolunay gecesi, aya bakti ve:
Siz su ayi gördügünüz gibi, Rabbinizi de böyle perdesiz göreceksiniz ve O'nu görmede bir sikisikliga düsmeyeceksiniz (herkes rahatça görecek).
Buhari, Mevâkitu's-Salât 6, 26, Tefsir, Kâf 1, Tevhid 24; Müslim, Mesacid 211, (633); Ebu Davud, Sünnet 20, (4729); Tirmizi, Cennet 16, (2554).
5122 - Hz. Süheyb radiyallahu anh anlatiyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Cennetlikler cennete girince Allah Teâla Hazretleri:
Bir sey daha istiyorsaniz söyleyin, onu da ilaveten vereyim! buyurur. Cennetlikler:
Sen bizim yüzlerimizi ak etmedin mi? Sen bizi cennete koymadin mi? Sen bizi cehennemden kurtarmadin mi (daha ne isteyecegiz?) derler. Derken perde açilir. Onlara, yüce Rablerine bakmaktan daha sevimli bir sey verilmemistir.
Müslim, Imam 297, (181); Tirmizi, Cennet 16, (2555).
799 - Tirmizî'nin Ibnu Abbas (radiyallahu anhümâ)'tan kaydettigi bir rivayette, Ibnu Abbas: Muhammed Rabbini gördü der. Ikrime (kendisine): Allah, Kur'ân-i Kerim'de (mealen): Gözler onu idrak edemez (En'am, 103) demiyor mu? diye sorunca: Amma da yaptin, bu görme isi, Cenâb-i Hakk kendi nuru ile tecelli ettigi zaman bunu göremez demektir. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ise Rabbini iki sefer görmüstür açiklamasini yapar.
Müslim, Iman 284, (176); Tirmizi, Tefsir, Necm (3275, 3276, 3277).
1689 - Abdullah Ibnu Amr Ibni'l-As (radiyallâhu anhümâ) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Adil olanlar, kiyamet günü, Allah'in yaninda, nurdan minberler üzerine Rahman'in sag cihetinde olmak üzere yerlerini alirlar. -Allah'in her iki eli de sagdir Onlar hükümlerinde, aileleri ile velâyeti altinda bulunanlar hakkinda hep adâleti gözetenlerdir.
Müslim, Imâret 18, (1827); Nesâî, Âdâb 1, (8, 221).
5123 - Ebu Zerr radiyallahu anh anlatiyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a: Sen Rab Teâla'ni hiç gördün mü? diye sordum.
Nurdur, ben O'nu nasil görürüm buyurdular.
Müslim, Iman 291, (178); Tirmizi, Tefsir, Necm, (3278).
5124 - Mesrûk rahimehullah anlatiyor: Hz. Aise radiyallahu anhâ'ya dedim ki: Ey annecigim! Muhammed aleyhissalâtu vesselâm Rabbini gördü mü? Bu soru üzerine:
Söyledigin sözden tüylerim ürperdi. Senin üç hatali sözden haberin yok mu? Kim onlari sana söylerse yalan söylemis olur. Söyle ki: Kim sana: Muhammed Rabbini gördü derse yalan söylemis olur.
(Hz. Aise bu noktada, sözüne delil olarak) su ayeti okudu. (Mealen): Onu gözler idrak edemez, O ise gözleri idrak eder (En'âm 103).
Devamla dedi ki: Kim sana derse ki Muhammed yarin olacak seyi bilir, yalan söylemistir. Zira ayet-i kerimede (mealen): Hiçbir nefis yarin ne kesbedecegini bilemez (Lokman 34) buyrulmustur. Kim sana Muhammed'in vahiyden birsey gizledigini söylerse o da yalan söylemistir. Çünkü ayet-i kerimede (Mealen): Ey Peygamber! Sana Rabbinden her indirileni teblig et. Sayet bunu yapmazsan Allah'in risaletini teblig etmis olmazsin (Maide 67) buyrulmustur. Lakin Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Cibril'i (suret-i asliyesinde) iki sefer görmüstür.
Buhari, Tefsir, Maide 7, Bed'ü'l-Halk 6, Tefsir, Necm 1, Tevhid 4; Müslim, Iman 287, (177); Tirmizi, Tefsir, En'âm, (3070).
800 - Sa'bi anlatiyor: Ibnu Abbas (radiyallahu anhümâ), Arafat'ta Ka'b'la karsilasti. Ka'b'a birseyle sordu. Bunun üzerine Ka'b öyle bir tekbir getirdi ki, daglarda yankilar yapti. Ibnu Abbas (radiyallahu anhümâ) dedi ki:
- Biz Benî Hasim'deniz!
Ka'b da:
- Allah rü'yeti ile kelâmini Muhammed ile Musa (aleyhimasselat vesselam) arasinda taksim etti. Musa'ya Allah iki kere konustu. Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm) de Mirac'ta Allah'i iki kere gördü.
Mesrük der ki: Hz. Aise (radiyallahu anh)'nin yanina girdim ve Muhammed Rabbini gördü mü? diye sordum. Bana:
- Öyle bir sey söyledin ki, (korkudan) tüylerim kabardi (diken diken oldu) dedi.
- Agir olun, (hemen reddetmeyin) deyip su meâldeki âyeti okudum:
Andolsun ki O, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kismini görmüstür (Necm,18).
Buna su cevabi verdi:
-Bu âyet seni nereye götürmüs`? (Âyeti anlamakta hata etmissin, âyette Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in gördügü belirtilen sey) Cibril (aleyhisselam)'dir. Sana kim: Muhammed Rabbini görmüstür derse veya Emredildigi tebligattan bir sey gizlemistir derse veya Allah'in gayb ilan ettigi su bes seyi bildigini söylerse: Kiyametin ilmi süphesiz ki Allah'in nezdindedir. Yagmuru O indirir. Rahimlerde olani O bilir. Hiçbir kimse yarin ne kazanacagini bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde ölecegini bilmez... (Lokman, 34) bilki en büyük iftira ve yalanda bulunmustur. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in, âyette bahsedilen
rü'yeti Cebrail'le ilgilidir. Efendimiz'in gördügiü sey, Cebrail'dir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Cebrâil (aleyhisselam)'i alti yüz kanadiyla fitrî suretinde ancak iki defa görmüstür: Bir defasinda Sidretü'l-Müntehâ'da, bir defesinda da (Mekke'nin asagisinda) Ciyâd denilen yerde, ufku (her cihetiyle semayi) kaplamis vaziyette.
Tirmizî, Tefsir, Necm (3274); Buharî, Tefsir, Mâide 7, Bed'ül-Halk 6, Tevhid 4; Müslim, Iman 287, (177).
ALLAHIN BALDIRI OLURMU?:
842 - Ebu Saîd (radiyallahu anh) anlatiyor: Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'i dinledim, Baldirlarin açilacagi, kendilerinin secdeye dâvet edilecegi gün... (Kalem 42) meâlindeki âyetle ilgili olarak söyle diyordu: Rabbimiz baldirini açar, her mü'min erkek ve her mü'mine kadin O'na secde eder. Dünyada iken kendisine riya ve gösteris olarak secde edenler geri kalirlar. Onlar da secde etmeye kalkarlar, ancak sirtlari bükülmeyen yekpâre bir tabakaya dönüsür (ve secde edemezler).
Buharî, Tefsir, Nun ve'l-Kalem 2, Tefsir, Nisa 8, Tevhid 24; Müslim, Imân 302, (183).
-Yorum:mealde dehsetten baldirlarin açilacagi ve kendilerinin secdeye davet edilecegi günle kastedilen “baldirlarin açilmasi” kiyamet günü korkunun ve dehsetin yada azametin etkisinin bir ölçüsü olarak sunulmaktadir hadis?? teki gibi Allahin baldirini açmasi!gibi bir durum yoktur olamazda çünkü Allah cismani bir varlik degildir zaman ve mekanin disindadir
SEHIT:
1124 - Hz. Ebu Hüreyre (radiyallahu anh) anlatiyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sordular:
Içinizden kime sehid dersiniz?
Ey Allah'in Resûlü, dediler, Allah yolunda öldürülen sehiddir.
Öyleyse, dedi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), ümmetimin sehidleri azdir.
Peki, dediler, daha kimler sehiddir, Ey Allah'in Resûlü?
Allah yolunda öldürülen sehiddir. Allah yolunda ölen sehiddir. Tâunda ölen sehiddir. Karni sebebiyle ölen sehiddir, bogularak ölen sehiddir.
Müalim, Imâret 165, (1915); Muvatta, Salâtu'l-Cemâ'a 6, (1, 131); Tirmizî, Cenâiz 65, (1063).
*1126 - Ümmü Harâm (radiyallahu anhâ) anlatiyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Deniz tutmasi sebebiyle (gemide) kusan kimseye sehid sevabi verilir. Bogularak ölene de iki sehid sevabi vardir.
Ebu Dâvud, Cihâd 10, (2493
A-L-E-V-İ 10.07.2005, 23:52 HACDA KOKU SÜRMEK:
1436 - Ibnu Ömer (radiyallahu anhümâ) anlatiyor: (Babam) Hz. Ömer (radiyallahu anh) buyurdu ki:
Kim cemretu'1-Akabe'ye tasini atar, sonra tras olur veya kisaltir ve de -yaninda oldugu takdirde- kurbanini keserse, kendisine ihramli iken haram olanlardan -kadina temas ve koku hâriç- hepsi helâl olur. Bunlarin haramligi Beytullah'a yapacagi ifâza tavafina kadar devam eder. Ifâza yapinca onlar da helâl olur.
Muvatta, Hacc 221, (1, 410).
1437 - Ibnu Abbâs (radiyallahu anhümâ) demistir ki: Bir kimse cemretü'1-Akabe'ye tasini atti mi kendisine -kadin disinda- haram olan her sey helâl olur. Onun bu sözü üzerine:
Ya koku? (o da mi helâl olur?) diye soruldu. Dedi ki:
Gerçekten ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'i misk sürünürken gördüm. Yoksa o koku degil miydi?
Nesâî, Hacc,231, (5, 277); Ibnu Mâce, Menâ*** 70, (3041).
DINDEN DÖNENLER BAHSI:
1557 - Zeyd Ibnu Eslem (radiyallahu anh) anlatiyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Dinini degistirenin boynunu vurun.
Imam Mâlik, bu hadisi Muvaffa'da Akdiye 15, (2, 736)kaydeder ve hadis hakkinda su açiklamayi sunar: Bu hadisin mânasi sudur: Her kim Islâm'dan çikarak zindiklik ve benzeri bir dine girecek olursa, kendisine galebe çalindigi takdirde öldürülür. Öyle birine tevbe teklif edilmez. Zîra gerçekten tevbe edip etmedigi bilinemez. Çünkü bunlar (galebeden önce) küfürlerini gizleyip, Müslüman olduklarini ilan ediyorlardi. Ben, böylelerinin küfrü, delille sübut buldugu takdirde tevbe etmeye çagirilmalarini uygun bulmam, (tevbe etse de kabul edilmemeli). Devamla der ki: Bizim nezdimizde, esas olan sudur: Bir kimse irtidad ederse tevbeye çagirilir, (kendisine galebe çalinmazdan önce) tevbe ederse
(hayati bagislanir), aksi takdirde öldürülür.
1558 - Ibnu Abbâs (radiyallahu anhümâ) anlatiyor: Âbdullah Ibnu Sa'd Ibni Ebi s-Sarh Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e kâtiplik yapiyordu. Seytan ayagini kaydirdi; adam irtidâd ederek kâfirlere sigindi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Fetih günü, onun öldürülmesini emretti. Ancak, Hz. Osman (radiyallahu anh) onu himayesi altina aldi. Resûlullah da bu himayeyi tanidi.
Ebu Dâvud, Hudud 1, (4358); Nesâî, Tahrimu'd-Dem 15, (7,107).
Bu hadis Tefsir bölümünde
TESTI VE KÜP HARAMMI?:
2269 - Müslim'in bir rivayetinde söyle denmistir: (Resülullah) hantemi yasakladi, bu (topraktan mamul her çesit) küptür. Dübbâ'yi yasakladi. Bu su kabagidir. müzeffet'i yasakladi, bu ziftlenmis kaptir. Nakr'i yasakladi, bu kabugu soyulup, içi oyulmus hurma agacidir. Efendimiz, sirayi tuluklarda kurmamizi emretti.
Müslim, Esribe 57, (1997).
*AVRET YERLERI AÇILAN ADAMA GÜLMEK:
4220 - Ibnu'l-müseyyeb rahimehullah anlatiyor: Sa'd Ibnu Ebi Vakkas radiyallahu anh'i isittim, demisti ki: Uhud gününde Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sadakinin içerisindeki oklari bana bir bir verip:
At! diyordu, at annem babam sana feda olsun!
Müsriklerden biri müslümanlari(n canlarini) yakmisti, ona kanatsiz bir ok attim. Yan tarafindan isabet ettirdim. Herif yere yikildi ve avret yerleri de açildi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm güldüler, o kadar ki yan dislerini gördüm.
Buhari, Megazi 18, 15; Müslim, Fedâilu's-Sahabe 41, (2411, 2412).
SÜT KARDESLIGI:
5637 - Yine Hz. Aise radiyallahu anhâ anlatiyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Bir veya iki emme ile (süt kardesligi) haramligi hâsil olmaz.
Müslim, Radâ' 17, (1450); Tirmizi, Radâ' 3, (1150); Ebu Davud, Nikâh 19, (2063); Nesâî, Nikâh 51, (6, 201).
5638 - Katâde anlatiyor: Ibrahim en-Nehâ'î'ye yazarak emme (radâ') hakkinda sordum. Bana: Sureyh bize Hz. Ali ve Ibnu Mes'ud radiyallahu anhümâ'nin, Emmenin azi da çogu da harami sabit kilar dediklerini yazdi. Ebus-Sa'sa el-Muhâribi ise: Hz. Aise radiyallahu anhâ'dan: Resülullah'in: Bir iki emme harama sebep olmaz dedigini rivayet etmistir dedi.
Nesai, Nikah 51, (6, 102).
A-L-E-V-İ 10.07.2005, 23:54 SAHABENIN GÜVENIRLIGI:(Hangisine sarilirsaniz sarilin kurtulursunuz!)
Ashabim yildizlar gibidir, hangisine uyarsaniz hidayeti bulursunuz.
Rezin tahriç etmistir. ( Ibnu Abdi'l-Berr, Câmi'u'l-Ilm'de kaydetmistir (2, 91).
4333 - Cabir anlatiyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Beni GÖREN veya BENI GÖRENI GÖREN bir müslümana ates degmeyecektir.
Tirmizi, Menakib (3857).
1110 - Yine Abdullah Ibnu Amr Ibni'l-Âs anlatiyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in agirliklarinin basini bekleyen Kerkere denen bir zât vardi, derken vefat etti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
O cehennemdedir! buyurdu. Bu söz üzerine adami görmeye gittiler. üzerinde, ganimetten çalinmis bir aba buldular.
Buhârî, Cihâd 190; Ibnu Mâce, Cihâd 34, (2849).
1111 - Zeyd Ibnu Halid anlatiyor: Hayber Savasi sirasinda Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in ashâbindan biri öldürülmüstü. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a haber verildi.
Arkadasiniz üzerine namaz kilniz! dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in sözü üzerine, halkin çehresi degismis, (bir sogukluk çökmüstü). Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) açikladi:
Arkadasimiz Allah için cihâd sirasinda ganimetten çalmisti !
Bunun üzerine, maktülün esyasini karistirdik. Yahudilere ait boncuk kolyelerden iki dirhem bile etmeyen bir kolyeyi çalmis oldugunu gördük.
Muvatta, Cihâd 23, (2, 458); Ebu Dâvud, Cihâd 143, (2710), Nesâî, Cenâiz 66, (4, 64); Ibnu Mâce, Cihad 34, (2848).
3014 - Hz. Câbir (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte bayrama katildim. Efendimiz hutbeden önce, ezansiz ve ikametsiz namaz kildirdi. Sonra Bilâl (radiyallahu anh)'e dayanarak kalkti. AIlah'tan korkmayi emretti ve O'na itaate tesvik etti. Insanlara vaaz edip (ölümü, ahireti, cenneti, cehennemi) hatirlatti.
Sonra kadinlar bölümüne geçti. Onlara da ayni sekilde vaaz etti, hatirlatmalarda bulundu. Ve:
Allah için tasadduk edin, zira sizin ekseriyetiniz cehennem odunusunuz!'' buyurdu. Yanaklari kararmis itibarli kadinlardan biri kalkarak:
Niçin ey Allah'in Resülü? dedi (niye cehennem odunlariyiz?)'' Resulullah açikladi:
Zira siz kadinlar çok ***âyette bulunuyor, kocalariniza nankörlük ediyorsunuz.
Bunun üzerine kadinlar takilarindan tasadduk etmeye basladilar. Hz. Bilâl'in etegine atiyorlardi.
Buhari, Iydeyn 7; Müslim, Iydeyn 4, (885); Ebu Dâvud, Salât 248, (1141); Nesai, Iydeyn 19, (3, 186, 187).
5642 - Yahya Ibnu Sa'îd anlatiyor: Bir adam gelerek Ebu Musa ya söyle bir soru sordu:
Ben hanimimin memesinden bir miktar süt emdim ve bu mideme kadar ulasti. (Hanim bana haram mi oldu?) Ebu Musa:
Ben haniminin sana haram olmasindan baska bir sey görmüyorum! dedi. Ibnu Mes'ud da vardi. Araya girip: Adama verdigin fetvaya bak! dedi. O da:
Pekiyi, sen ne diyorsun? dedi. Ibnu Mes'ud:
Iki yas içerisinde olan emme için haram vardir! buyurdu. Bunun üzerine Ebu Musa:
Su âlim, aranizda oldugu müddetçe bana bir sey sormayin! dedi.
Muvatta, Radâ' 14, (2, 607); Ebu Dâvud, Nikâh 213, (2059, 2060).
1345 - Vebre Ibnu Abdirrahmân anlatiyor: Bir adam, Ibnu Ömer (radiyallahu anhümâ)'e:
Vakfe yerine gelmezden önce Beytullah'i tavaf etmem uygun olur mu? diye sordu. Ibnu Ömer (radiyallahu anhümâ) cevâben:
Evet! deyince, adam:
Ama Ibnu Abbâs (radiyallahu anhümâ): Vakfe yapmadan Beytulah'i tavaf etme dedi! der. Ibnu Ömer (radiyallahu anhümâ) de:
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hacc yapti. O zaman, vakfe yapmadan Beytullah'i tavaf etti. Ve dahi, sayet sözünde sâdik isen, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in sözüyle amel mi daha dogrudur, Ibnu Abbas'in kavliyle amel mi? der.
Müslim, Hacc,187, (1233); Nesâz, Hacc 141, (5,224).
4684 - Hüzeyl Ibnu Surahbil anlatiyor: Ebu Musa radiyallahu anh'a Ölenin bir kiziyla kizkardesinin oglu ve (ana-baba bir) kizkardesinin miras payindan soruldu. Dedi ki:
Kiz için yari, (anne-baba bir) kizkardes için de yari. (Ibni Mes'ud'a gidin, ondan da sorun. O da benim söyledigime muvafakat edecektir!) (Ebu Musa, fetvasinda oglan kardesin kizina mirastan pay vermemisti.) Bunun üzerine dogru Ibnu Mes'ud'a sorulmaya gidildi ve Ebu Musa'nin söyledigi de kendisine haber verildi. Ibnu Mes'ud radiyallahu anh dedi ki: (Eger ben onun fetvasina uyarsam) dalalete düsmüs olurum ve hidayetten ayrilanlara katilirim!
Sonra ilave etti: Onlar hakkinda, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'in verdigi hükümle hükmedecegim: Kiz için yari, ogulun kizi için, -üçte ikiyi tamamlamak üzere- altida bir, geri kalan da kizkardes içiindir!
Ebu Musa'ya Ibnu Mes'ud'un sözü haber verildi. Bunun üzerine:
Bu derin alim aranizda oldugu müddetçe (miskillerinizi) bana sormaya gelmeyin dedi.
Buhari, Feraiz 7, 12; Ebu Davud, Feraiz 4, (2890); Tirmizi, Feraiz 4, (2094).
A-L-E-V-İ 10.07.2005, 23:56 SAHABEN?N GÜVEN?RL???---DEVAMI
371 - Ibnu'l-Müseyyeb anlatiyor: Ma'mer Ibnu Ebî Ma'mer -ki Ibnu Abdillah da denir ve Benu Adiyy Ibnu Ka'b'dan biridir- dedi ki: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) söyle buyurdular: Ihtikâr yapan hatakâr olmustur.
Said Ibnu'l-Müseyyeb'e: Ama sen de ihtikâr yapiyorsun dendi de: Bu hadisi rivayet eden Ma'mer de ihtikâr yapiyordu diye cevap verdi.
Müslim, Müsâkat 129, (1605); Ebu Dâvud, Büyü 49, (3447); Tirmizî, Büyü 40 (1267).
378 - Hz. Muaz (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in söyle söyledigini isittim: Ihtikâr yapan kisi ne kötüdür. Allah fiyatlari ucuzlatsa üzülür, pahalandirirsa sevinir.
Bu rivayet miskâtu'l-Mesâbih'de 2897 numarada Rezin'den olarak kaydedilmis, Beyhakî'nin Su'abu'l-Iman'indan alindigi belirtilmistir.
2777 - Hz. Câbir (radiyallahu anh) anlatiyor: Muaz Ibnu Cebel (radiyallahu anh) Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) 'la birlikte namaz kilar, sonra gelir, kavmine imamlik yapardi. Bir gece Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) 'la birlikte yatsiyi kildi. Sonra kavmine geldi ve onlara imamlik yapti ve Bakara suresiyle kiraate basladi. Bir adam cemaatten ayrilarak selam verdi. Namazini tek basina kilarak çekip gitti. Adama:
Ey falan, nifak mi çikariyorsun? '' dediler. Adam:
Vallahi hayir, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) 'a gidip (Mu 'âz 'in yaptigini) haber verecegim '' dedi. Yanina varip:
Ey Allah 'in Resûlü, biz sulama devesi besleyen insanlariz. Gündüz çalisiriz. Muâz sizinle yatsiyi kildi. Sonra bize gelip Bakara sûresi ile namaz kildirmaya basladi '' dedi.
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Mu'âz'a yönelerek:
Ey Mu'âz, sen fitneci misin? Vessemsi ve duhâhâ'yi, Vedduhâ'yi, Velleyli izâ yagsa'yi, Sebbeha's-me Rabbeke'l-a'lâ'yi oku buyurdu.
Buharî, Ezân 60, 63, 66, 74 ; Müslim, Salât 178, (465) ; Ebu Dâvud, Salât 127, (790,791, 793) ; Nesâî, Imâmet 39, 41 (2, 97-98) ; Iftitâh 63, 70, (2, 168, 172).
2806 - Hemmâm Ibnu'l-Hâris anlatiyor: Huzeyfe Medâin sehrinde yüksekçe bir yerde durarak cemaate imam olmustu. Ebu Mes 'ud kamîsinden tutarak onu çekti. Namazdan çikinca, Ebu Mes'ud:
Insanlarin bundan men edildiklerini bilmiyor musun? dedi. Öbürü:
Evet, ancak siz beni (gömlegimden tutup) çekince hatirladim!'' dedi.''
Ebu Dâvud, Salât 67, (597).
386 - Ibnu Ömer (radiyallahu anh)'in anlattigina göre, Kendisi, sekizyüz dirheme bir köle satar ve satarken kusursuz oldugunu söyler. Ancak, satin alan kimse bilahere: Kölede bir hastalik var bana söylemedin der. Ihtilaf Hz. Osman (radiyallahu anh)'a götürülür. Adam: Kölede hastalik oldugu halde, haber vermeksizin bana satti der. Abdullah (radiyallahu anh): Ben onu 'kusursuz' olarak sattim der. Hz. Osman (radiyallahu anh) sattigi zaman kölede kusur oldugunu bilmedigine dair yemin etmesine hükmetti. Abdullah yemin etmekten imtina ederek,
köleyi geri aldi. Köle yaninda sihhate kavustu. Sonra onu yeniden satti ve bu sefer bin bes yüz dirhem aldi.
Muvatta, Büyü 4, (2, 613).
527 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhümâ): Hiçbir peygamber ganimete ve millet malina hiyânet yarasmaz (Âl-i Imran, 161) ayeti, Bedir savasi sirasinda kaybolan kirmizi renkli bir kadife parçasi hakkinda nazil olmustu. Cemaatten bazisi Belki de Hz. Peygamber almistir demisti ki bunun üzerine yukaridaki âyet nazil oldu.
Ebu Dâvud, el-Huruf ve'l-Kirâat 1,(3971); Tirmizi, Tefsir, Âl-i Imrân (3012).
1258 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) i hacc ve umre her ikisi için de (ihrama girip) telbiye çekerken isittim. Bekr Ibnu Abdillah el-Müzenî demis ki: Ben bunu Abdullah Ibnu Ömer (radiyallahu anhümâ)'e söyledim. Bana: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sadece hacc için telbiye getirdi diye cevap verdi.
Sonra tekrar Enes (radiyallahu anh)'le karsilastim ve Ibnu Ömer'in sözünü kendisine aktardim. Bana (kizarak):
Galiba bizi çocuk yerine koyuyorsunuz. Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'i: Umre ve hacc için lebbeyk! derken isittim dedi.
Buhârî, Taksîru s-Salât 5, Hacc 24, 25, 27,117,119, Cihâd 104,126; Müslim, Hacc 185,(1232); Ebu Dâvud, Hacc 24, (1795); Tirmizî, Hacc 11, (821); Nesâî, Hace 49, (5, 150);Ibnu Mâce, Hacc 38, (2968, 2969).
1345 - Vebre Ibnu Abdirrahmân anlatiyor: Bir adam, Ibnu Ömer (radiyallahu anhümâ)'e:
Vakfe yerine gelmezden önce Beytullah'i tavaf etmem uygun olur mu? diye sordu. Ibnu Ömer (radiyallahu anhümâ) cevâben:
Evet! deyince, adam:
Ama Ibnu Abbâs (radiyallahu anhümâ): Vakfe yapmadan Beytulah'i tavaf etme dedi! der. Ibnu Ömer (radiyallahu anhümâ) de:
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hacc yapti. O zaman, vakfe yapmadan Beytullah'i tavaf etti. Ve dahi, sayet sözünde sâdik isen, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in sözüyle amel mi daha dogrudur, Ibnu Abbas'in kavliyle amel mi? der.
Müslim, Hacc,187, (1233); Nesâz, Hacc 141, (5,224).
2764 - Ümmü 'd-Derda (radiyallahu anhâ) anlatiyor: Ebu 'd-Derda (radiyallahu anhümâ) ökeli halde yanima geldi. Kendisine:
Niye öfkelendin?'' diye sordum. Su cevabi verdi :
Vallahi, Muhammed (aleyhissalatu vesselam) 'in isinden bir sey anlamiyorum. Bildigim tek sey cemaat halinde namaz kilmalaridir. ''
Buhârî, Ezan 31.
3691 - Sakik merhum anlatiyor: Ben, Abdullah Ibnu Mes'ud ile Ebu Müsa (radiyallahu anhüma) arasinda idim. Ebu Musa, Ibnu Mes'ud'a:
Ey Ebu Abdirrahman! Bir adam cünüb olsa ve bir ay boyu su bulmasa ne yapar, namazi nasil kilar, ne dersin? diye sordu.
Suyu bir ay bulamasa da teyemmüm etmez!'' dedi. Ebu Musa:
Pekâla Mâide suresindeki su ayete ne dersin: . . Su bulamazsaniz temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin'' (Maide, 6).
Abdullah su cevabi verdi:
Bu ayette Ashaba ruhsat verilmis olsaydi, çok geçmeden su soguyunca da toprakla teyemmüm etmeye yeltenirlerdi.
Ebu Musa da ona:
Siz teyemmümü bu sebeple mi hos bulmuyorsunuz?'' dedi. Ibnu Mes'ud
Evet! deyince, Ebu Musa, Abdullah'a:
Sen Ammâr'in Ömer’e ne dedigini duymadin mi?''
Dedi ki: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) beni bir vazifeyle yola çikarmisti: Sefer esnasinda cünüb oldum. Su da bulamadim. Bunun üzerine hayvanlarin bulanmasi gibi ben de topraga bulandim. Sonra Resulullah (aleyhissalatu vesselâm)'a gelip durumu kendisine arzettim. Bana:
Sana söyle yapman kâfi idi! dedi (ve gösterdi), iki avucuyla yere bir vurdu, sonra avuçlarini çirpti, sonra soluyla (sag) avucunun sirtini veya sol avucunun sirtini (sag) avucuyIa meshetti. Sonra da onunla yüzünü de meshetti.''
Buhari, Teyemmüm 7, 4, 5, 8; Müslim, Hayz 110 (368); Ebu Davud, Tahâret 123 (321); Nesai, Tahâret 202, (1, 170).
3694 - Abdurrahman Ibnu Ebzâ anlatiyor: Bir adam Ömer 'e gelerek:
Ben cünüb oldum, su da bulamadim (ne yapayim)?'' diye sordu. Hz. Ömer:
Namaz kilma!'' diye cevap verdi. (Orada bulunan Ammâr radiyallahu anh söze girip):
Ey mü'minlerin emiri! Hatirlamiyor musun? Ben ve sen bir seriyyede beraberdik. Cenâbet olduk ve su bulamadik. O zaman sen namaz kilmamis, ben ise topraga bulanarak kilmistik. (Sonra bu durumu kendisine açinca), Aleyhissalatu vesselam bana:
Ellerini yere vurup sonra üfleyip sonra onlarla yüzünü ve ellerini meshetmen sana kâfi idi '' buyurdular dedi. Ömer (radiyallahu anh):
Ey Ammâr Allah'tan kork! dedi. Ammâr:
Dilersen bu hadisi kimseye söylemiyeyim! deyince, Hz. Ömer:
(Vallahi asla! Bu meselede) seni altina girdigin sorumlulukla basbasa birakiyorum diye cevap verdi.
3727 - Ubeyd Ibnu Umayr el-Leysi anlatiyor: Aise(ra) ye, Abdullah Ibnu Ömer'in, kadinlara yikandiklari zaman örgülerini açmalarini emrettigi haberi ulasmisti, söyle dedi:
Ibnu Ömer 'e hayret dogrusu! Kadinlara baslarini çözmelerini emrediyormus, bir de tras olmalarini emretmiyor mu? Ben ve Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ayni kaptan (beraberce) yikanirdik. Ben, basima üç kere su dökmekten baska birsey yapmazdim (da Resulullah müdahale edip örgülerini de çöz '' demezdi).
Müslim, Hayz 59, (331).
3726 - Ümmü Seleme (radiyallahu anhâ) anlatiyor: (Bir gün) ey AIlah'in Resulü! dedim. Ben çok örgüsü olan bir kadinim. Hayiz ve cenabetten yikanirken örgüleri çözeyim mi?''
Hayir! buyurdular, basinin üzerine, ellerinle üç kere su avuçlayip dökmen, sonra da bedenine su döküp yikanman sana yeterlidir.''
Müslim, Hayz 58, (330); Ebu Dâvud, Tahâret 100, (251, 252); Tirmizi, Tahâret 77, (105); Nesâi, Tahâret 150, (1, 131).
A-L-E-V-İ 11.07.2005, 00:01 SAHEBN?N GÜVEN?RL??? DEVAM(3)....
4793 - Sahiheyn'de yine Huzeyfe radiyallahu anh'tan gelen bir rivayet söyledir: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
(Kiyamet günü, havz-i kevserime birkisim gruplar da gelecekler ki, onlar oradan uzaklastirilacaklar. Ben: Onlar benim ashabimdir! diyecegim. Fakat,
Sen, onlarin arkandan neler islediklerini bilmiyorsun! denilecek.
Buhari, Rikak 53; Müslim, Fezail 32, (2297).
4794 - Müseyyeb Ibnu Rafi' anlatiyor: Bera Ibnu Azib radiyallahu anhüma'ya rastladim. Kendisine:
Sana ne mutlu! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la sohbet serefine erdin. O'na (Hudeybiye'de) agaç altinda biat ettin! demistim. Bana su cevapta bulundu:
Ey kardesimoglu! Biz ondan sonra ne bid'alar isledik sen bilmezsin.
Buhari, Megazi, 35.
5023 - Bir diger rivayette Ibnu Mes'ûd söyle demistir: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm va'z etmek üzere aramizda dogruldu ve dedi ki:
Ey insanlar! Sizler (Kiyamet günü) Allah'in yaninda yalinayak, çiplak ve kabuklu olarak toplanacaksiniz. (Sonra su ayeti okudu:) Ilk yaratisa nasil basladi isek, üzerimizde hak bir vaad olarak yine onu iade edecegiz... (Enbiya 104). Haberiniz olsun, o gün ümmetimden bazi kimseler getirilir ve sol tarafa alinirlar. Bunun üzerine ben:
Ey Rabbim! Bunlar ashabimdir! derim. Bana:
Sen bilmiyorsun, bunlar senden sonra neler yaptilar denilir. ben sâlih kul (Isâ)'nin dedigi gibi diyecegim:
Ben içlerinde bulundugum müddetçe üzerlerinde bir kontrolcü idim. Fakat vakta ki sen benni (içlerinden) aldin, üstlerinde nigehbân yalniz sen oldun. (Zaten) sen (her zaman) her seye hakkiyla sâhidsin. Eger kendilerine azab edersen süphe yok ki onlar senin kullarindir. Eger onlari affedersen mutlak gâlib ve yegâne hüküm ve hikmet sahibi olan da hakikaten sensin sen (Mâide 117-118).
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm devamla dedi ki:
Bunun üzerine bana: Onlar, sen aralarindan ayrildigin günden beri, dinden yüz çevirmeye hiç ara vermediler! denilecek.
Bir rivayette su ziyade var: Ben: Rahmetten uzak olsunlar, rahmetten uzak olsunlar! derim.
Buhari, Rikak 45, Enbiya 8, 44, Tefsir, Maide 14, 15, Tefsir, Enbiya 2; Müslim, Cennet 57, (2860); Tirmizi, Kiyamet 4, (3329); Nesai, Cenaiz 118, (4, 114).
5049 - Müslim'in diger bir rivayetinde Ebu Hureyre'den söyle rivayet edilmistir: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Ümmetim Havz'in basinda yanima gelecek. Ben, tipki devesinden baskasinin devesini kovan bir kimse gibi, havzimdan (bazi) insanlari kovarim! Yanimdakiler:
Ey Allah'in Resûlü! Bizi taniyacak misiniz? dediler.
Evet buyurdu. Sizin, baskasindan olmayan bir alâmetiniz olacak. Sizler yanima alin ve abdest uzuvlarinda, abdestin eseri olan bir nurla geleceksiniz. Ancak sizden bir grup benden engellenecek, onlar bana ulasamayacaklar. Ben: Ey Rabbim onlar benim Ashabim, onlar benim Ashabim! diyecegim. Ama bir melek bana cevap verip:
Senden sonra onlar ne bid'alar ortaya çikardilar biliyor musun? diyecek.
Müslim, Taharet 37, (247).
A-L-E-V-İ 11.07.2005, 00:05 Iftira bahsi:
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kalkip mescidde bir hutbe okur. Bu iftirayi ilk defa çikaran Abdullah Ibni Ubey Ibni Selûl hakkinda söz etmekten özür dileyerek, minberde sunlari söyler:
- Ehlim hakkinda bana sikinti veren adami cezalandirmada, intikamimi almada bana kim yardim edecek? Allah'a yemin olsun ehlim hakkinda hayirdan baska bir sey bilmiyorum. Adi iftiraya karistirilan bir adamdan söz ettiler. Onun hakkinda da hayirdan baska bir sey bilmiyorum. O ailemin yanina ben olmayinca hiç girmemistir.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in bu sözleri üzerine (Evs kabilesinin reisi) Sa'd Ibnu Muâz (radiyallahu anh) kalkti ve:
- Ey Allah'in Resûlü! Allah'a yemin olsun biz ondan senin intikamini aliriz! Eger Evs kabilesindense boynunu vururuz. Hazreçli kardeslerimizden ise, bize sen emredersin, biz emrini aynen yerine getiririz! dedi.
Hazreç kabilesinin reisi olan Sa'd Ibnu Ubâde ayaga kalkti. Sa'd aslinda salih bir kimseydi. Ancak (Sa'd Ibnu Muaz'in konusmasindan alinarak) kabile hamiyet ve gayretine kapilmisti. Sa'd Ibnu Muâz'a dönerek su sert cevabi verdi:
- Vallahi sen yalan söylüyorsun! Sen onu (Abdullah Ibnu Ubey Ibnu Selül'ü) öldüremezsin. Öldürtmeye gücün de yetmez.
(Ensar'in ileri gelenlerinden) Useyd Ibnu Hudayr (radiyallahu anh) -ki bu zât da Sa'd Ibnu Muaz'in amcaogludur- kalkarak Sa'd Ibnu Ubâde'ye çikisti:
- Allah'a yemin olsun yalan söyleyen sensin. Onu mutlaka öldürürüz. (Abdullah Ibnu Ubey'e arka çikiyorsan) sen de münâfiksin, münafiklar hesabina kavga ediyorsun!
Derken (Ensâr'in iki kabilesi) Evs ve Hazreç ayaga kalkmislar ve Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) daha minberde iken, birbirlerine girmeye ramak kalmisti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sükûneti saglayincaya kadar gayret sarfetmis ve minberden inmisti.
Ben o gün de agladim. Ne gözümün yasi dindi, ne de gözüme uyku girdi. Müteakip gece de hep agladim: Ne gözümün yasi dindi ne de bir parça olsun uykum geldi. Sabahleyin annem ve babam yanima geldiler. Böylece ben, iki gece bir gündüz araliksiz aglamistim. Öyle ki artik aglamaktan cigerlerim parçalanacak diye düsünüyordum.
Onlar yanimda oturuyorlar, ben de aglamaya devam ediyordum. Derken Ensar'dan bir kadin izin istedi. Ona, gir dedim. Yanima oturup o da benimle aglamaya basladi. Biz bu halde iken Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) girdi. Sonra oturdu. Hakkimda söylenen seyler söylenileden beri yanimda hiç oturmamisti. Bu arada bir ay geçmis ve meselemle ilgili herhangi bir vahy gelmemisti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) otururken sehâdet kelimesini de getirmisti. Sonra bana sunlari söyledi:
- Ey Aise, senin hakkinda bana söyle söyle sözler ulasti. Eger bu dedikodulardan berî isen Allah seni vahiyle tebrie edecektir. Sayet bir günah isledi isen Allah Teâlâ'ya tevbe et. Zira kul bir günah isler, sonra da günahini itirafla tevbe ederse, Allah Teâlâ tevbesini kabul ve affeder.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in sözlerini tamamlayinca (izdirabimin siddetinden) gözlerimin yasi kurudu, artik tek bir damla bile yas hissetmiyordum. Babama:
- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in sözlerine sen cevap ver dedim.
Babam:
- Vallahi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a ne diyecegimi bilemiyorum dedi. Anneme yönelerek:
- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in söylediklerine sen bâri cevap ver dedim. Annem de:
- Vallahi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a ne söyleyecegimi ben de bilemiyorum dedi.
Hz. Aise devamla der ki: Ben yasi henüz küçük bir kadindim. Kur'ân'dan da fazla okumuyordum. Dedim ki:
- Vallahi ben biliyorum ki halkin söylestigi seyleri isittiniz. Onlar içinize yer etti ve hep inandiniz. Size: Günahsizim dedim, inanmiyorsunuz. Yapmadigim bir seyi size itiraf etsem, -Allah biliyor ki ben ondan berîyim- beni tasdik edeceksiniz. Allah'a kasem olsun, sizinle benim durumumu anlatacak en iyi örnek Hz. Yusuf'un babasi ve onun su sözüdür: Bana güzelce sabir gerekir. Anlattiklariniza ancak Allah'tan yardim istenir (Yusuf, 18). Sonra yüzümü çevirip yatagima sokuldum. Kasem olsun ben o zaman suçsuz oldugumu biliyordum ve Allah'in benim suçsuzlugumu te'yid edecegine inaniyordum. Ancak, kesinlikle, Allah'in benim
hakkimda bir vahiy indirecegini, bunun (kiyâmete kadar) okunacagini hiç aklimdan geçirmedim. Ben, kendimi, Allah'in herhangi bir sekilde tekellüm buyurarak okunacak bir vahiy konusu edilmeye deger bulmuyordum. Ancak, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in görecegi bir rüya yoluyla Allah'in beni tebrie edecegini ümid ediyordum.
Allah'a kasem olsun, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) daha oturmus oldugu yerden kalkmamis ve ev halkindan kimse disari çikmamisti ki Allah, Resûlüne vahiy indirdi: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'i vahiy sirasinda her zaman gelen hâlet istila etti. Sonra da o hal zail oldu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) tebessüm içindeydiler. Konustugu ilk kelime bana sunu söylemek oldu:
- Ey Aise Allah'a hamdet. Zira, seni tebrie buyurdu.
Annem de bana:
- Kalk Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a tesekkür et! dedi. Ben ise:
- Vallahi hayir, ona tesekkür etmeyecegim, sadece Allahima hamdediyorum. Benim suçsuzlugumu Rabbim vahiy buyurdu dedim. Allah'in indirdigi vahiy söyleydi:
- Muhammed'in esine o yalani uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayin, o sizin için hayirli olmustur. O kimselerden herbirine kazandigi günah karsiligi ceza vardir. Içlerinden elebasilik yapana ise büyük azab vardir. Onu isittiginiz zaman, erkek-kadin mü'minlerin, kendiliklerinden hüsnüzanda bulunup da: Bu apaçik bir iftiradir demeleri gerekmez miydi? Dört sâhid getirmeleri gerekmez miydi? Iste bunlar sâhid getirmedikçe, Allah katinda yalanci olanlardir. Allah'in dünya ve âhirette size lütuf ve merhameti olmasaydi, o kötü sözü yaymanizdan ötürü büyük bir azaba ugrardiniz... (Nur 20).
(Bir sayfa tutan) on âyeti, Cenâb-i Hakk benim suçsuzlugumla ilgili bu ayetleri indirince, Ebu Bekri's-Siddîk (radiyallahu anh) -ki Mistah Ibnu Üsâse'ye akrabaligi ve fakirligi sebebiyle maddi yardimda bulunuyordu- sunu söyledi:
- Aise (radiyallahu anhâ)'ye bu iftirayi yaptiktan sonra, ona artik bir daha yardim yapmayacagim.
Bunun üzerine su vahiy indi: Içinizde lütuf ve servet sahibi olanlar, yakinlarina, düskünlere ve Allah yolunda hicret edenlere, vermemek için yemin etmesinler, affetsinler geçsinler. Allah'in sizi bagislamasindan hoslanmaz misiniz? Allah bagislayandir, merhametli olandir (Nur, 22).
Bunun üzerine Ebu Bekri's-Siddîk (radiyallahu anh): Evet evet, Allah'a kasem olsun, Allah'in beni affetmesini çok severim dedi ve Mistah'a yapmakta oldugu yardimi yapmaya devam etti ve: Ebediyyen yardimi ondan kesmeyecegim dedi.
Hz. Aiese (radiyallahu anhâ) sözlerine devamla dedi ki:
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) tahkik sirasinda Zeyneb Bintu Cahs'a da hakkimda sormus ve:
- Ey Zeyneb, bu hususta ne biliyorsun, ne gördün? demisti. O da:
- Ey Allah'in Resûlü, ben kulagimi, gözümü isitmedigim, görmedigim seyden muhafaza ederim. Ben Aise hakkinda hayirdan baska bir sey bilmiyorum! demisti. Zeyneb (radiyallahu anhâ), Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in zevce-i tâhireleri arasinda (bazi faziletleri sebebiyle) benimle boy ölçüsen birisiydi. Allah verâ ve dindarligi sebebiyle onu (bu meselede müfteriler tarafinda yer almaktan) korudu. Onun kiz kardesi Hamna ise, onunla mücâdeleye koyuldu ve helâk olan müfteriler arasinda helâk oldu.
Müfteriler arasinda (Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in sairi) Hassân Ibnu Sâbit (radiyallahu anh) de vardi. Urve der ki: Hz. Aise (radiyallahu anhâ) yaninda Hassân'a kötü söz söylenmesinden hoslanmazdi ve derdi ki: O su beyti söyleyen kimsedir: Babam, babanin babasi, irzim, size karsi Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'in irzina bekçidir.
Mesrûk Ibnu'l-Ecda der ki:
- Ben Hz. Aise (radiyallahu anhâ)'nin huzuruna girmistim. Yaninda Hassân Ibnu Sâbit (radiyallahu anh)'i gördüm. Hz. Aise'ye siir okuyor, bazi beyitleri kendisiyle tezyin ediyordu. Sunu okudu:
Afifdir, agirdir, iffetinden süphe ne mümkün!
Kötü düsünceden uzak olanlarin etleri bile onu aç birakir.
Hz. Aise'ye dedi ki: Sen nasil olur da Hassân'in yanina girmesine izin verirsin, o ki, hakkinda Allah söyle buyurmustur: Içlerinden elebasilik yapana ise büyük azab vardir. Hz. Aise (radiyallahu anhâ) su cevabi verdi: Körlükten daha siddetli bir azab var mi! Hz. Aise sonra sunu da söyledi O, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'i müdafaa ediyordu.
Buhari, Sehâdât, 15, 30, Hibe 15, Cihad 64, Megâzi 11, 34, Tefsir, Yusuf 3, Nur 6, 11, Eyman 18, I'tisan 28, Tevhid 35, 52; Müslim, Tevbe 56, (2770); Tirmizi, Tefsir, (3179); Nesâi, Tahâret 1194, (1, 163-164).
A-L-E-V-İ 11.07.2005, 00:08 SAHABEN?N GÜVEN?RL??? (DEVAM 5)
1038 - Ibnu Ya'lâ anlatiyor: Abdurrahman Ibnu Hâlid Ibnu Velîd ile birlikte gazveye çiktik. Bize, düsmandan, izbandut gibi dört tanesini yakalayip getirdiler.Derhal öldürülmelerini emretti ve hemen ok atilarak öldürüldüler. Bu haber Ebu Eyyub el-Ensârî (radiyallahu anh)'ye ulasti. O sunu söyledi: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu çesit öldürmeyi yasakladi. Nefsimi kudret elinde tutan Zat-i Zülcelâl'e kasem olsun, (degil insan) bir tavuk bile olsa onu öldürücü atislar için hedef kilmayiz. Ebu Eyyub'un bu sözü Abdurrahmân'a ulasinca dört köle âzad etti.
Ebu Dâvud, Cihâd 129, (2687).
1122 - El-Misver Ibnu Mhreme (radiyallahu anhümâ)'ye Amr Ibnu Avf (radiyallahu anh) sunu anlatmistir: Resûlullah (aleyhissalâm vesselâm) Ebu Ubeyde (radiyallahu anh)'yi Bahreyn'e, oranin cizyesin getirmek üzere yolladi. Mallarla dönünce Ensâr geldigini isitti. Sabah namazini Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le kildilar. Namaz bitince, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in etrafini sardilar. Resûlullah (aleyhissalàtu vesselâm) tebessüm buyurdular ve: Öyle zannediyorum, Ebu Ubeyde'nin bir seyler getirdigini isittiniz dedi. Hep birlikte: Evet! dediler. Bunun üzerine sunlari söyledi:
Öyleyse sevinin ve sizi sevindiren seyi ümid edin. Allah' a yemin olsun, sizler için fakirlikten korkmuyorum. Ben size dünyanin genislemesinden korkuyorum. Sizden öncekilere dünya genislemisti de hemen dünya için birbirleriyle bogusmaya basladilar ve helak oldular. Genisleyen dünyanin onlar gibi sizi de helak etmesinde korkuyorum.
Buharî Rikâk 7, Cizye 1, Megâzî 11; Müslim, Zühd 6, (2961); Tirmizî, Kiyâmet 29, (2464).
1178 - Nâfi'nin anlattigina göre, Eslem Mevlâ Ömer'in, Ibnu Ömer (radiyallahu anhümâ)'e söyle söyledigini isitmistir: Ömer (radiyallahu anh), Hz. Talha (radiyallahu anh)'nin üzerinde, ihramli iken boyali bir giysi görmüstü. (Ey Talha) bu boyali giysi de ne? diye sordu. (Talha cevaben): Ey mü'minlerin emîri, bu kizil toprakla boyanmistir! dedi. Ömer (radiyallahu anh):
Ey azizler, sizler halkin imamlarisiniz, halk sizlere uymaktadir. Eger câhil biri bu elbiseyi görse: Talha Ibnu Ubeydillah, ihramda boyali elbise giymis diyecek. Ey azizler, bu boyali elbiselerden hiçbirini giymeyin! dedi
Muvatta, Hac 10, (1, 326).
1548 - Ubeyd Ibnu Cüreye anlatiyor: Ibnu Ömer (radiyallahu anhümâ)'e:
Seni dört sey yaparken görüyorum. Bunlari arkadaslarindan bir baskasinin yaptigini görmedim dedim. Bana:
Ey Ibnii Cüreye, onlar nedir`? diye sordu. Ben de saydim: Sen Kâbe'nin rükünlerinden sadece iki Yemanî rükne (rükn-i Yemânî. ve rükn-i Hacer) temasta bulunuyor, digerlerine temas etmiyorsun. Keza senin tüysüz deriden ma'mul nalin giydigini görüyorum. Keza senin (saç ve sakalini) sariya boyadigini görüyorum. Keza seni Mekke'de gördüm, herkes (Zilhicce) hilâlini görünce ihrama girdikleri halde sen terviye günü (8 Zilhicce) ihrama girdin! Bana su açiklamayi yapti:
Rükünlere temasa gelince; ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)' in, sadece iki rükne temas ettigini gördüm. Tüyü yolunmus nalina gelince; ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in nalinlarinda hiç tüy görmedim. Ayaklari onlarin içinde iken abdest alirdi. Ben onu giymeyi seviyorum. Sariya gelince; ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in onunla boyandigini gördüm. Ben onunla boyanmayi seviyorum. Ihrama girmeye gelince, ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in devesi, onu yola koyuncaya kadar telbiye çektigini görmedim.
Buhârî, vüdû' 30; Müslim, Hacc 25, (1187); Muvatta, Hacc 31, (1, 333); Ebu Dâvud, Menâ*** 21, (1772).
1550 - Urve Ibnu Zübeyr (rahimehullah) anlatiyor:
Ben ve Ibnu Ömer (radiyallahu anhümâ), Hz. Aise'nin hücresine dayanmistik, (o içerde dislerini misvakliyordu. Bu esnada) misvaktan çikan sesleri isitiyordum. Ben, Ibnu Ömer'e:
Ey Ebu Abdirrahmân! Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Receb ayinda umre yapti mi?) diye sordum.
Evet! dedi. Ben de, Hz. Aise (radiyallahu anhâ)'ye seslendim:
Ey annecigim, Ebu Abdirrahman'i dinliyor musun ne söylüyor?
Ne söyüyor? dedi.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Receb'te umre yapti diyor dedim. Hz. Aise (radiyallahu anhâ):
Ebu Abdirrahman'a Allah magfiret etsin. Ömrüm hakki için, Receb'de umre yapmadi. Hem O, nasil olur da yanilir, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in) yaptigi her umrede o da hazir bulunmustu dedi. Ibnu Ömer, Hz. Aise (radiyallahu anhâ)'nin bu sözlerini isittigi halde ne evet! ne de hayir! demedi, süküt etti.
Buhârî, Umre 3; Müslim, Hacc 219, (1255); Tirmizî,Hacc 93, (936, 97); Ebu Dâvud, Menâ*** 80, (1991,1992).
1563 - Ebû Hüreyre (radiyallahu anh) anlatiyor: Sa'd Ibnu Ubâde (radiyallahu anh): Ey Allah'in Resûlü, ne buyurursunuz, zevcemi bir erkekle yakalarsam dört sahid getirmek için bekleyecek miyim? diye sordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
-Evet bekleyeceksin! dedi.
Müslim, Liân 14, (1498); Muvatta,Hudud 7, (2,823); Ebu Dâvud, Diyât 12, (4532, 4533).
Müslim ve Ebû Dâvud'un bir diger rivayetinde: Bir adam, karisinin yaninda bir yabanci yakalasa onu öldürebilir mi ne dersiniz? diye sorar. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): Hayir! deyince, Sa'd: Bilakis evet! Seni hak dinle sereflendiren Allah'a yemin ederim, firsati yakalarsam ondan önce kilincimi isletirim der. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): Efendinizin ne söyledigine bakin! buyurur.
1600 - Hz. Aise (radiyallâhu anhâ) anlatiyor: Hirsizlik yapan Mahzumlu kadinin durumu Kureyslileri fazlasiyla üzdü.
- Bu kadin hakkinda Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) nezdinde kim müessir bir sefaatte bulunabilir? diye adam aradilar.
- Bu ise, sadece Resûlullah 'in çok sevdigi Üsâme Ibnu Zeyd cür'et edebilir dediler. Üsâme (huzura çikarak), Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a sefaat talebinde bulundu. Efendimiz:
Allah'in hududundan bir hadd hususunda sefaat mi taleb ediyorsun? diye çikisti. Sonra kalkip cemaate su hitabede bulundu:
Sizden öncekileri helâk eden sey sudur: Içlerinden serefli birisi hirsizlik yapti mi onu terkedip (ceza vermezlerdi). Aralarinda kimsesiz zayif birisi hirsizlik yapinca derhal ona hadd tatbik ederlerdi. Allah'a yemin olsun! Muhammed'in kizi Fatima hirsizlik yapmis olsa mutlaka onun da elini keserdim.
Buhârî, Hudud 11, 12, 14, Sehâdat 8, Enbiyâ 50, Fedâilu'1-Ashâb 18, Megâzî 52; Müslim, Hudud 8, 1688; Tirmizî, Hudud 9, (1430); Ebü Dâvud, Hudud 4, (4373, 4374); Nesâî, Sârik 5, (8, 74, 75).
2551 - Semüre Ibnu Cündüb (radiyallâhu anh) anlatiyor: Namazda iki sekte hatirimda kaldi. Biri, imam Allahu ekber dedikten kirâata basladigi âna kadar geçen sektedir. Digeri de Fatiha ve zamm-i süreyi okuyup bitirince rüküya gitme sirasindaki sektedir.
(Hadisi rivâyet eden Hasan Basrî) der ki: Bunun üzerine Imrân Ibnu Husayn ona karsi çikti (ve tek sekte oldugunu söyledi). Sonunda Medîne'ye Ubeyy (Ibnu Ka'b)'e yazip sordular. (Übeyy verdigi cevapta) Semüre'yi tasdik etti.
Ebü Dâvud, Salât 123, (777, 778, 779); Tirmizî, Salât 186, (251); Ibnu Mâce, Ikâmet 12, (844, 845).
3193 - Ibnu Sihâb anlatiyor: Ebu Hüreyre ve Ibnu Abbâs (radiyallahu anhüm) Ramazan orucunun kazasi hususunda ihtilaf ettiler. Biri: Aralari açilabilir'' dedi. Digeri, açilamaz!'' dedi. Ben hangisinin açilabilir '' dedigini, hangisinin de açilamaz!'' dedigini bilmiyorum.''
Muvatta; Savm 46, (1, 304).
2560 - Gunder'in bir rivayetinde denir ki: Ibnu'l-Es'as zamaninda Küfe'ye Mataru'bnu Naciye (adinda biri) galebe çaldi. (Ibnu Abbas'in oglu) Ebu Ubeyde Ibnu Abdillah'a halk'in önüne geçip namaz kildirmasini emretti. Ebu Ubeyde, (namaz kildirirken) basini rükudan kaldirdigi zaman ben: Allahümme Rabbena ve leke'l-hamdü mil'e's-semavat ve mil'e'l-ardi ve mil'e ma si'te min sey'in ba'du. Ehle's-senai ve'l-mecdi, La mani'a li-ma a'tayte ve la mu'tiye li-ma mena'te. Ve la yenfe'u za'l-ceddi minke'l-ceddü duasini okuyuncaya kadar kiyamda dururdu.
el-Hakem der ki: Bunu ben Abdurrahman Ibnu Ebi Leyla'ya zikrettim. Dedi ki: Bera Ibnul-Azib (radiyallahu anh)'i isittim: Resulullah aleyhissalatu vesselam'in kildigi namazin rükusu, secdesi, rüku ve secdeden basini kaldirdigi zamanki ve iki secde arasindaki (fasilalari) birbirine yakin uzunlukta idi demisti.
Su'be der ki: Ben bunu Amr Ibnu Mürre'ye söyledim. O da: Ben, Ibnu Ebi Leyla'yi gördüm, onun namazi böyle degildi dedi.
2637 - Ibnu Mes'ud (radiyallâhu anh) anlatiyor: Bir gece Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte namaz kildim. Öylesine namazi uzatti ki, içimden çirkin bir sey yapmak geçti.
Ne yapmak istemistin? diye sordular. Dedi ki:
Oturup O’nu(Resulullahi) terketmeyi düsündüm.
Buhârî, Teheccüd 9; Müslim, Müsâfirîn 204, (773).
2643 - Hz. Enes (radiyallâhu anh), Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in her namaz için abdest aldigini söylemisti, kendisine:
Siz nasil yapiyordunuz? diye soruldu. Su cevabi verdi:
Aldigimiz abdest bozuluncaya kadar bize yetiyordu.
Buhârä, vudü 54; Ebu Dâvud, Taharet 66, (171); Tirmizi, Taharet 44, (58, 60); Nesai, Taharet 101, (1, 85).
A-L-E-V-İ 11.07.2005, 00:10 SAHABEN?N GÜVEN?RL?L???!!!(DEVAM6)
4767 - Amr Ibnu Ebi Kurre anlatiyor: Huzeyfe radiyallahu anh Medain'de iken, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'in öfke halinde, ashabindan bazilarina sarfettigi sözleri anlatiyordu. Huzeyfe'den bunlari isitenlerden birkismi Selmân radiyallahu anh'a gelip, Huzeyfe'nin anlattiklarini kendisine söylüyorlardi. Selmân da onlara:
Huzeyfe söyledigini daha iyi bilir! diyordu. Onlar da tekrar Huzeyfe'nin yanina dönüp kendisine:
Biz senin söylediklerini Selman'a sorduk. Ne tasdik etti ne de reddetti dediler. Bunun üzerine Huzeyfe (Sebze tarlasinda bulunan) Selmân radiyallahu anhüma'nin yanina gidip:
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan isittigim seyler hususunda beni niye tasdik etmedin? diye sordu. Selman da:
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm öfkelenir ve öfkeli iken konusurdu. Razi olur ve riza halinde de konusurdu! cevabini verdi ve sonra devamla:
Ey Huzeyfe! dedi. Sen, kalplerde, birkisim insanlara sevgi, birkisim insanlara bugz hasil edip aralarinda ihtilaf ve ayriliklara sebep olan bu konusmalardan vazgeçsen olmaz mi! Nitekim biliyorsun ki, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) hutbesinde söyle buyurmustu: Allahim! Ben senin katindan bir garanti talep ediyorum: Ümmetimden kime öfkeli halimde (haksiz yere) sebbetmis veya lanet etmis (veya vurmus veya incitmis) isem -ki ben de ademogluyum, tipki onlarin öfkelenmeleri gibi öfkelenirim. Halbuki sen beni alemlere rahmet olarak gönderdin- bu (haksiz sözümü) o kimseler için Kiyamet günü rahmet, (zekat, ecir, yakinlik vesilesi, tuhûr) kil. (Ta ki o vesile ile sana
yaklassin!)
Ey Huzeyfe! Allah'a yemin olsun, ya bu konusmalardan vazgeçeceksin, yahut da seni Ömer Ibnu'l-Hattab radiyallahu anh'a yazip sikayet edecegim!
Ebu Dâvud, Sünnet 11, (4659).
3991 - Imran Ibnu Husayn anlatiyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bizi daglama yapmaktan nehyetti. Ancak biz, (ona basvurmaya zorlayan) durumlarla karsilastik. Birçok defalar daglama yaptik. (Sünnete muhalefetimiz sebebiyle) rahatsizligimizdan kurtulus bulamadik.
Tirmizi, Tibb 10, (2050); Ebu Davud, Tibb 7, (3865).
4099 - Ebu Hüreyre anlatiyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan iki kap ilim hifzima aldim. Bunlardan birini aranizda nesrettim. Ama digerini söyleyecek olsam su girtlagimi kesersiniz.
Buhari, Ilm 42.
4088 - Ebu Hüreyre anlatiyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Kim, bir ilimden sorulur, o da bunu ketmedip söylemezse (Kiyamet günü) atesten bir gem ile gemlenir.
Ebu Davud, Ilm 9, (3658); Tirmizi, Ilim 3, (2651).
4100 - Ebu Zerr radiyallahu anh demistir ki: Eger kilinci suraya koysaniz -eliyle ensesini göstermistir- ben bu esnada, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan isitmis bulundugum bir hadisi, sizin isimi bitirmezden önce söyleyebilecegime kanaatim gelse onu mutlaka söylerim.
Buhari, Ilim 10.
A-L-E-V-İ 11.07.2005, 00:13 Saat geç oldu...kalan kısmını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz...
http://www.karacaahmet.net/forum/arsiv.asp?shf=75
"EHL-? SÜNNET KAYNAKLARINDAK? ÇEL??K?LER(1 den 13 e kadar )"...
Saygı ve Sevgilerimle:bitmisbu:
|
|