Orijinalini görmek için tıklayınız : IRKCILIK,milliyetcilik,dincilik ve mezhepcilik...


Ercan
08.04.2006, 02:44
EMRE KONGAR


IRKÇILIK, MİLLİYETÇİLİK, DİNCİLİK VE MEZHEPÇİLİK ÇİFTE STANDARTLIDIR



Çağdaş ve uygar Türkiye'nin önünde çok tehlikeli iki tuzak var:
Biri "masum bir milliyetçilik" temeline oturtulan "ırkçı (etnik) bölücülük", öteki yine "masum bir ılımlı İslam" modelinden kaynaklanan "şeriatçılık".
* * *
Aslında Türkiye ile birlikte tüm dünyayı etkileyen "Küreselleşme" de ilk aşamasında bu eğilimleri destekleyen bir süreçti.
"İlk aşamasında" diyorum, çünkü, hemen Sovyetler'in dağılmasından sonra 2000'li yılların başına kadar yaşanan "ilk aşamada" küreselleşme, dünyadaki mevcut siyasal yapının ırk, milliyet, din ve mezhep çerçevesinde "yeniden düzenlenmesine" destek verdi.
Böylece Soğuk Savaş döneminde ortaya çıkan devletlerin ve bu devletler bağlamındaki siyasal yapının, küçük birimlere bölünerek, çok daha kolay yönetilebilir bir "parçalanmış dünya" yaratılması amaçlanıyordu.
Derken 2001 yılındaki 11 Eylül saldırısıyla doruğuna ulaşan "Küresel Terör", "Küreselleşmenin" bu yaklaşımının tehlikesini gayet açık bir biçimde ortaya koydu:
Irk, milliyet, din ve mezhep çizgilerindeki aşrı bölünme ve parçalanma terörü de bu çizgilerde "Küreselleştiriyordu".
Bunun üzerine "Küreselleşme" süreci "ikinci aşamasına" geçti:
"Ulus devletlerin" egemen olduğu yapının yeniden güçlendirilmesi ve bu yapının insanlığı tehdit eden, yoksulluk, kaçakçılık (insan ve uyuşturucu) ve terör gibi sorunlarla başa çıkmakta "eşgüdümlü" bir biçimde kullanılması bu aşamanın belirgin özelliğidir.
Nitekim hem Genişleyen Avrupa Birliği, hem de Amerika Birleşik Devletlerinin "Büyük Orta Doğu ve Kuzey Afrika" projeleri bu anlamdaki "ikinci aşamanın" göstergeleri olarak ele alınabilir.
Dolayısıyla, mevcut siyasal yapıların, daha açık bir deyişle "Ulus Devletlerin" ırk, milliyet, din ve mezhep çizgilerinde bölünmesi, artık "Küresel eğilimlerin" kaçınılmaz sonuçları olmaktan çıktı.
Bunların yerine, Ulus Devlet yapılarının "Demokrasi" bağlamında güçlendirilmeleri, "Küreselleşmenin İkinci Aşaması"nın hedefi olarak görünüyor.
* * *
Tam bu noktada, ırk, milliyet, din ve mezhep kimliklerinin çifte standart kullanmaları, demokrasi modelinin güçlendirilmesinde önemli bir engel olarak ortaya çıkıyor:
Her kültürel kimlik aidiyeti, siyasallaştığı zaman, ister ırkçı, ister milliyetçi, ister dinci, isterse mezhepçi olsun, kaçınılmaz olarak insanları "biz" ve "ötekiler" olarak ikiye ayırır:
"Bizim" için doğru, haklı ve gerekli olan "ötekiler" için yanlış, haksız ve gereksizdir.
Böylece, "laik ve demokratik sosyal hukuk devleti" yapısı içinde kabul edilemeyen bir "çifte standart" durumu ortaya çıkar; devlet "bizlere" ve "ötekilere" farklı davranmaya zorlanır.
Bu yanlışı önlemenin tek ve biricik yolu ise "laik ve demokratik sosyal hukuk devleti" yapısını güçlendirmektir.
Günümüzde, sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin çözüm arayışları değil, "Küreselleşmenin İkinci Aşaması" da böyle bir yaklaşıma destek veriyor. Türkiye'yi ırkçı ya da milliyetçi terör çizgisinde bölmek isteyenler ve ülkedeki rejimi İslamcı, Sünni-Hanefi çizgide dinci bir yapıya dönüştürmek niyetinde olanlar bu gerçeği iyi algılamalıdırlar.

Emre Kongar´in resmi sitesinden aktarilmistir.

Ercan
08.04.2006, 02:54
Sevgili Arkadaslar,

Forumda son tartismalarimizi genellikle irkcilik,milliyetcilik ve dincilik olusturuyor.
Acilan topikler bu sebepten kapatilmak zorunda kaliyor.
Emre Kongar´in bu yazisi bizim de tartistigimiz konulara deginiyor.
Yararli olacagini düsündügüm icin aktariyorum.
Saygilar

ni_u
08.04.2006, 05:10
emre kongar güzel noktalara değinmiş ama..
şurda bir yanılgı içerisinde..
belliki bu noktaya değinmekte biraz korkakça davranmış..

insanların demokrasi ,laiklik içerisinde yaşaması için..

öncelik olarak biraz kendinden bir nokta aktarması gerekiyor.

parti liderlerine bir noktada iyice netlerştirmesi gerekiyor..

onlarıan amaçları doğrultusu yine onları kötülememiş..sadece etnik gruplaraın yaptığı eylemlere laf atmış..
mademki bu yazıyı bu olumlu yönden bir şeyler anlatmmaya çalışmışsın o zaman liderlerin yaptıkları ve askeriyenin yaptıklarını neden bu kadar derinine inmiyor..
bu kadar korkakça yazıyor..

eğer emre kongar yazılarında yüzeysel olarak geçiyorsa..

ben bu admın sadece yazı yazmak işinden atılmamak için düzenden gitmesi gerektiğini düşünüyordur..

fazla derine inmiyor..
bu emre kongarın sadece düzen parçası bir yazar olduğunu düşünme kanaatındayım...

ve bu arada bu konu kapatılmıştır...

her defasında neden açılmakta bir anlam veremedim konuyu açan arkadşlara..

Ercan
09.04.2006, 03:57
Sayin ni-ü

Emre Kongar bu yazisinda Sosyalizmin (kimine göre sosyal fasist)yikilmasindan sonra küresellesen ve tek kutuplu hale gelen dünyadan bahsediyor.Kimileri sosyalizm yikildi savaslar bitti derken,amerikan emperyalizmi kendi cikarlari icin etnik kimlikleri ve dinsel ayriliklari körükledi.
Türkiye´de bundan nasibini aldi.Dünya küresellesiyor;sermayenin dini,dili ve irki yok.Gelismis ülkelerde insanlar arasinda ayirtimcilik yok.Neden gelismis ülkelerde insanlarin dinleri,irklari ve mezhepleri o kadar önemli degilken,geri kalmis ülkelerde bu ayriliklar ön plana cikarilir...!
Ben bu yaziyi bu düsüncelerle aktardim.Parti liderleri ve ordu ile konunun alakasi yok.
Ayrica, irkciliga ve insan ayirimciligina karsi bir yazidir.
Bu yazinin neresinde irkcilik ve insan ayirtimciligi var ?

akinocakli
09.04.2006, 14:35
Bu Vatana Nasıl Kıydılar

İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Onu didik didik didiklediler,
saçlarından tutup sürüklediler.
götürüp kâfire : "Buyur..." dediler.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Eli kolu zincirlere vurulmuş,
vatan çırılçıplak yere serilmiş.
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Günü gelir çarh düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur :
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

1959
nazım