Orijinalini görmek için tıklayınız : Ölümünün yıldönümünde Yılmaz Güney’i anmak


Partizan
09.04.2006, 15:10
http://www.guneydergisi.com/images/ygsw1.gif9 Eylül 1984 tarihi, Türkiye’nin ender yetiştirdiği komünist sanatçılardan birisi olan Yılmaz Güney’in aramızdan ayrıldığı tarihtir. Yaşamını devrim ve sosyalizm davasına adayan, “Halkın sanatçısı, halkın savaşçısıdır” şiarı temelinde yaptığı devrimci sanatla Türkiye halklarının gönlünde taht kuran Yılmaz Güney’in ölümünün üzerinden yirmi yıl geçti.
Kimi insanlar vardır, bedenen aramızdan ayrılsalar da geride bıraktığı eserleriyle yaşarlar… Bizimledirler; o büyük davanın gerçekleşmesi mücadelesindedirler. Bu insanlar, bu yanlarıyla yaşayan birçok “ölüden” daha canlıdırlar… Saygıyla anılır adları… Yılmaz Güney işte öldükten sonra yaşayan bu insanlardan birisidir.
Bu insanları anmanın en iyi ve en doğru yolu onların savunduğu siyasi görüşleri sahiplenip savunmakla, eserlerini yaşatmak ve yaygınlaştırmakla; mücadelelerini sürdürmekle olur. Bizim Yılmaz Güney’e yaklaşımımız da, onu anmamızın temelinde de bu düşünce vardır.
Ölümünün 20. yıldönümünde Yılmaz Güney’i anmak demek onun siyasi düşüncelerini, bu siyasi düşünceleri doğrultusunda yürüttüğü sanatsal çalışmasında ortaya çıkardığı ürünleri sahiplenmek demektir.
Onu anmak demek, hakim sınıfların her türlü engeline rağmen yapıtlarını, düşüncelerini kitleler arasında yaygınlaştırmak, özellikle gençlerin onu tanımalarını, sahiplenmelerini sağlamak demektir.
Onu anmak demek, onu tek yanlı olarak, sadece “iyi bir sinemacı” olarak görüp göstermek isteyenlere karşı mücadele etmek, onun sanatına yön veren şeyin siyasi görüşleri olduğunu propaganda etmek demektir.
Onu anmak demek, onu kendi dar siyasi-grupçu çıkarları için savunmak peşinde olanlara, gerçekte ondaki özü kavramaksızın onun isminden yararlanmaya çalışanlara karşı mücadele etmek demektir.
Onu anmak demek, onun hangi ulusa ait olduğunu onu sahiplenmenin-savunmanın merkezine koyanlara karşı mücadele etmek demektir; Yılmaz Güney’in enternasyonalist yaklaşımının savunucusu olmak demektir, onun çeşitli ulus ve milliyetlerden işçilerin-emekçilerin mücadelesinin savunucusu olduğunu söylemek, buna uygun pratiğini sürdürmek demektir.
Onu anmak demek, onun sanatını kitlelere ulaştırmak, onun açtığı yoldan ilerlemek demektir. Sanatı devrim mücadelesinde bir silah olarak kullanmak demektir.
Güney Kültür Sanat Edebiyat Dergisi olarak biz, Yılmaz Güney’i bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da sanatıyla, sanatına yön veren doğru siyasi görüşleriyle andık, anacağız. Onu mücadelemizde yaşattık, yaşatıyoruz; bundan böyle de yaşatmaya devam edeceğiz.••••

http://www.guneydergisi.com/images/ygsw2.jpgYılmaz Güney savunduğu esasta komünist düşünceler temelinde davranan, bu komünist düşüncelere uygun olarak bir sanatsal çalışma yürüten Türkiye’nin yetiştirdiği ender komünist sanatçılardan birisidir.
Ancak o, daha çok sinemacı kişiliğiyle tanınıyor, tanıtılıyor. Burjuvazi de özellikle buna vurgu yapıyor, çünkü onlar Yılmaz Güney’in sinemasının dayandığı temelleri biliyor, bu temellerin kitleler tarafından kavranmasını istemiyorlar.
Diğer yandan milyonlarca işçi ve emekçi de onu sinemacı yönüyle tanıyor, onun yapıtlarında kendini buluyor, seviyor, sahipleniyor.
Evet, Yılmaz Güney büyük bir sinemacı…
Ama bu kadar değil…
Yılmaz Güney, aynı zamanda sanatına yön veren devrimci, komünist bir dünya görüşüne sahip siyasi bir kişiliktir. O; sorunlara doğru yaklaşımın en temel halkasını yakalayan, sorunların çözümüne Marksizm-Leninizm bilimi çerçevesinde yaklaşan birisidir. O, gelişmelere proleter sınıf bakış açısıyla yaklaşır, onları bilimsel sosyalizmin süzgecinden geçirerek değerlendirir, çözümler sunar. Onun sanatsal yaratıcılığının da temelinde bu yan vardır.
Yılmaz Güney, bir sanatçının değerlendirilmesinde de temel kıstas olarak bu yana vurgu yapar. O; “genel anlamıyla sanatçının niteliğini belirlerken, toplumsal pratiğinin, yani siyasal ve kültürel çalışmalarının, toplumsal tutum ve ilişkilerinin ve eserlerinin hangi sınıfların hizmetinde olduğuna bakmalıyız” derken tam da bunu ifade ediyordu. O, çok doğru bir şekilde sanatta tarafsız kalınamayacağını vurguluyor, burjuvaziyle proletarya arasındaki mücadelede sanatın-sanatçının muğlak tavır takınamayacağını, hangi tarafta olmasına karar vermesi gerektiğini söylüyordu.
Yılmaz Güney’in kültür ve sanat anlayışının temelinde diyalektik materyalizm vardır. O, toplumun sürekli bir değişim ve dönüşüm içinde bulunduğunu, sınıflararası mücadelenin bu değişimde belirleyici bir rolü olduğunu savunur. Yılmaz Güney, kültür ve sanatın toplumdan doğduğunu ve toplumu değiştirmenin bir aracı olduğunu ortaya koyar. O, bu noktada da sorunu diyalektik bir temelde ele alır ve “Değiştirmek için bilinçli mücadelenin gerekli olduğu” doğru düşüncesini savunur. O, “sanatın bir çeşit yabancılaşma eylemi” olduğunu, sanatın “kökünü hayattan, gücünü ve etkinliğini ise hayata hesap sormaktan, meydan okumaktan aldığını” söyler. Yılmaz Güney, toplumun geçmişinde varolan kültür ve sanat birikiminde ileri olan yanlara sahip çıkmakta, geri olan yanlara karşı mücadele yürütür.
Yılmaz Güney kültür ve sanatta tezli ve taraflıdır. Ama O, sanatında slogancılığa karşıdır, sanatı kuru bir ajitasyon-propaganda aracı olarak, “bir slogan bileşimi” olarak görmez.
Yılmaz Güney’in sanat anlayışının temelinde enternasyonalizmden yanadır; özde ve biçimde devrimcidir. O, bu konumuyla proleter kültür ve sanatın savunucusu durumundadır. O, devrimci sanatın kendine özgü bir dili ve karakteri olduğunun bilincindedir, buna uygun davranır.
Yılmaz Güney, kapitalist toplumda sanatın ve sanatçının konumunu doğru bir şekilde gözler önüne serer, sosyalizmin kültür ve sanat alanında gelişmenin toplumsal temellerini hazırladığını doğru olarak tespit eder ve savunur.
Yılmaz Güney, sanatçının siyasal kişiliğinden soyutlanamayacağını savunur. “Sanatsal çabalar, çalışmalar sınıf mücadelesinden ve bunun bir ifadesinden siyasal mücadeleden kopuk ele alınamaz. Ben bir kavga adamıyım, sinemam da bir kavganın, halkımın kurtuluş savaşının sinemasıdır. Bugüne kadar, gücümün ve bilincimin elverdiği oranda kavganın içinde yer aldım. Bu nedenle, sanatçı kişiliğimin yanında siyasi bir kişiliğim de var ve bunlar birbirinden ayrı değildir” derken hem sanatla siyasal mücadedele arasındaki bağıntıyı kuruyor, hem de bu bağlamda kendi konumunu ortaya koyuyordu.
••••
Komünist sanatçı Yılmaz Güney ana hatlarını ortaya koyduğumuz bu doğru görüşleri savunduğu, bu görüşlerini kendi sanatsal yaratıcılığının temeli yaptığı, buna uygun davrandığı için hakim sınıfların engelleriyle karşılaştı. 47 yıllık yaşantısının 11 yılı hapishanelerde geçti, birçok kez tutuklandı, hakkında koğuşturmalar yürütüldü. Ancak O, komünist görüşlerinden, bu temelde yarattığı sinemasından ödün vermedi. Bu tavrıyla “halkın sanatçısı, halkın savaşçısı” olduğunu defalarca kanıtladı.
Evet, komünist sanatçı Yılmaz Güney’i ölümünün 20. yıldönümünde ana hatlarını ortaya koyduğumuz bu doğru görüşlerinin varlığına ne kadar vurgu yapılsa azdır. Çünkü içinden geçtiğimiz dönem, devrimci değerlerin ayaklar altına alındığı, herşeyin pazara/paraya endeksli hale geldiği, getirildiği; sanatın ve sanatçının sistemin temel dayanakları olarak şekillendirilmeye çalışıldığı, en küçük bir devrimci sanatsal muhalefetin ve çıkışın baskı ve zorla engellenmeye çalışıldığı vs. vs. bir dönemde doğru, tutarlı tavır takınmanın da mümkün olduğunu, bunun olabilmesi için doğru bir dünya görüşüne sahip olmak gerektiğini; Yılmaz Güney’in bu tür tutarlı tavırlar takınan, siyasi düşüncencelerine uygun davranan çok önemli bir örnek kişilik olduğunu vurgulamak önemlidir.
Elbette ki bununla kendimizi sınırlayamayız. O’nun eserlerinin kitleler içinde yayılması çabasını yürütmek, onu savunmanın, sahiplenmenin önemli bir parçasıdır. Kitleleri, onun savunduğu doğru dünya görüşü temelinde mücadeleye kazanmak görevi bugün proleter sanatın savunucularının en temel görevleri arasındadır.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi Yılmaz Güney’i savunmak demek aynı zamanda O’nu sadece sinemacı yanıyla savunmaya çalışanlardan, siyasi kimliğini gözlerden gizlemek isteyenlerden, O’nun isminden yararlanmaya çalışan asalaklardan, Yılmaz Güney’e “ayı dostluğu” yapmaya çalışanların elinden kurtarmayı da gerektiriyor.
Bu görev de biz proleter sanatın savunucularının omuzlarındadır.
••••
Ölümünün 20. yıldönümünde Yılmaz Güney, siyasal görüşleriyle, sinemasıyla, roman, öykü ve şiirleriyle aramızda, mücadelede… O’nun yarattığı eserler gerçeklerin bilinçlere kazınması görevini bugün de yerine getiriyor, getirmeye devam edecek!
Güney dergisi olarak ölümünün 20. yıldönümünde Yılmaz Güney’i anarken, onu siyasi görüşleriyle, eserleriyle bütünlük içinde sahipleniyor, savunuyoruz.
O mücadelemizde…
O bizimle!

Hüseyin69
09.04.2006, 16:33
anisi önünde saygiyla egiliyorum
vatan severler utansin
paylasimin ve tekrar hatirlattingin icin tesekürler partizan kardes

MetinK
10.04.2006, 14:51
Yilmaz Güney özellikle sinema da büyük basarilara imza atmis,ilericiligi ,devrimci ve aydin kisiligiyle herkesin takdirini toplamistir.


Cok sey yazilabilir ama;

her ölüm erken ölümdür...diyorum sadece.

Saygi duydugum bir insan...

Paylasimin icin tesekkürler.

kavakli
10.04.2006, 14:53
aslan yurekli cirkin kralim topragi bol olsun sevmeyenler utansin

Balta
10.04.2006, 15:10
Unutmadık seni Yılmaz Tütün !!!!!!!!!!

1-
Canım, Sevdiğim, Yüreğim...

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

2-
Eskiden bilmezdim yalnızlığı
Bir ağaç nasıl yalnız değilse ormanında
Bir çiçek kendi dalında
Eskiden bilmezdim yalnızlığı

Yalnızlığın içinde
Şimdi yalnız, yalnız mıyım
Kopuk muyum dalımdan
Uzağında mı kaldım ormanın
Eskiden bilmezdim yalnızlığı
Bir ağaç nasıl yalnız değilse ormanında
Bir çiçek kendi dalında
Eskiden bilmezdim yalnızlığı

Yalnızlığın içinde
Şimdi yalnız, yalnız mıyım
Kopuk muyum dalımdan
Uzağında mı kaldım ormanın

3-
Hayat bize mutlu olma şansı
vermedi
Biz kendimizden başka
Herkesin üzüntüsünü
Üzüntümüz,
Acısını acımız yaptık.
Çünkü Dünya'nın öbür ucunda,
Hiç tanımadığımız bir insanın
Gözyaşı bile içimizi parçaladı...
Kedilere ağladık
Kuşların yasını tuttuk.
Yüreğimizin yufkalığı
Kimi zaman hayat karşısında
Bizi zayıf yaptı.
Aslında ne güzel şeydir
İnsanın insana yanması
Sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin
derdine üzülmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep
Üzüldüm, hep yandım..
Yaşamak ne güzeldir be sevgili
Sevinerek, severek, sevilerek,
Düşünerek...
ve o vazgeçilmez sancılarını
Duyarak hayatın

Canan58
10.04.2006, 16:00
Unutmadık seni Yılmaz Tütün !!!!!!!!!!
Hayat bize mutlu olma şansı
vermedi
Biz kendimizden başka
Herkesin üzüntüsünü
Üzüntümüz,
Acısını acımız yaptık.
Çünkü Dünya'nın öbür ucunda,
Hiç tanımadığımız bir insanın
Gözyaşı bile içimizi parçaladı...
Kedilere ağladık
Kuşların yasını tuttuk.
Yüreğimizin yufkalığı
Kimi zaman hayat karşısında
Bizi zayıf yaptı.
Aslında ne güzel şeydir
İnsanın insana yanması
Sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin
derdine üzülmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep
Üzüldüm, hep yandım..
Yaşamak ne güzeldir be sevgili
Sevinerek, severek, sevilerek,
Düşünerek...
ve o vazgeçilmez sancılarını
Duyarak hayatın

Çok severek okuduğum bir şiirdi.tekrar okuma şansı verdiğin için saol arkadaşım.diğer 2 şiir de çok güzel yüreğine sağlık. Bu büyük insanı saygıyla anıyoruz.

leomali
10.04.2006, 16:08
allah rahmet eylesin ölümünden sonra bile bir cok insan onun ölmedigini söyledi ve halada söylenir yasasaydi bugun bu ülkenin haline seyirci kalmazdi
bence yilmaz güney türkiyede ki onca oyuncu yönetmen ve senariste göre
yilmaz güney en cesuru dur sistemi herzaman dürüst yalin oldugu gibi yansitmis ve elestirmistir onun gibi biri birdaha kolay kolay gelmez bu dünyaya
CIRKIN KIRAL sevgiyle kal hoscakal

izmirksk
11.04.2006, 04:39
tüm arkadaşlara teşekkürler
yılmaz güney sevgisi ve paylaşımları için

zeremidezeno
15.04.2006, 20:39
Sanırlarki YILMAZ GÜNEY gerçekten öldü.Evet belki bedenen ölmüş olabilir.

Ama o gerek yazmış olduğu şiirleriyle, kitaplarıyla gerekse beğenerek seyretiğimizfilimleriyle yaşamakta ve de yaşatılmaktadır. Bence onu bukadar seven varken YILMAZ GÜNEY ölmez vede ölmeyecektir . Herkesin yüreğine sağlık.

okan02
01.05.2006, 18:08
Albüm Listesi (http://www.subatyildizi.net/cpg132/index.php?cat=3) :: Giriş (http://www.subatyildizi.net/cpg132/login.php?referer=%2Fcpg132%2Fthumbnails.php%3Falb um%3D6)
Son yüklenenler (http://www.subatyildizi.net/cpg132/thumbnails.php?album=lastup&cat=-6) :: Son yorumlar (http://www.subatyildizi.net/cpg132/thumbnails.php?album=lastcom&cat=-6) :: En Çok Bakılanlar (http://www.subatyildizi.net/cpg132/thumbnails.php?album=topn&cat=-6) :: En beğenilenler (http://www.subatyildizi.net/cpg132/thumbnails.php?album=toprated&cat=-6) :: Favorilerim (http://www.subatyildizi.net/cpg132/thumbnails.php?album=favpics) :: Ara (http://www.subatyildizi.net/cpg132/search.php) http://www.subatyildizi.net/cpg132/images/spacer.gif
Ana sayfa (http://www.subatyildizi.net/cpg132/index.php) > Devrimciler (http://www.subatyildizi.net/cpg132/index.php?cat=3) > Yılmaz Güney (http://www.subatyildizi.net/cpg132/thumbnails.php?album=6)<H2>Yılmaz Güney

http://www.subatyildizi.net/cpg132/images/spacer.gifKonu + (http://www.subatyildizi.net/cpg132/thumbnails.php?album=6&page=1&sort=ta) - (http://www.subatyildizi.net/cpg132/thumbnails.php?album=6&page=1&sort=td)Ad + (http://www.subatyildizi.net/cpg132/thumbnails.php?album=6&page=1&sort=na) - (http://www.subatyildizi.net/cpg132/thumbnails.php?album=6&page=1&sort=nd)TARİH + (http://www.subatyildizi.net/cpg132/thumbnails.php?album=6&page=1&sort=da) - (http://www.subatyildizi.net/cpg132/thumbnails.php?album=6&page=1&sort=dd)</H2>http://www.subatyildizi.net/cpg132/albums/userpics/10001/thumb_39.jpg
(http://www.subatyildizi.net/cpg132/displayimage.php?album=6&pos=0)Yılmaz Güney – 5198 kez bakıldı Yılmaz Güney http://www.subatyildizi.net/cpg132/albums/userpics/10001/thumb_45.jpg
(http://www.subatyildizi.net/cpg132/displayimage.php?album=6&pos=1)Yılmaz Güney – 4499 kez bakıldı Yılmaz Güney http://www.subatyildizi.net/cpg132/albums/userpics/10001/thumb_48.jpg
(http://www.subatyildizi.net/cpg132/displayimage.php?album=6&pos=2)Yılmaz Güney – 5358 kez bakıldı Yılmaz Güney http://www.subatyildizi.net/cpg132/albums/userpics/10001/thumb_49.jpg
(http://www.subatyildizi.net/cpg132/displayimage.php?album=6&pos=3)Yılmaz Güney – 5486 kez bakıldı Yılmaz Güney http://www.subatyildizi.net/cpg132/albums/userpics/10001/thumb_50.jpg
(http://www.subatyildizi.net/cpg132/displayimage.php?album=6&pos=4)Yılmaz Güney – 5028 kez bakıldı Yılmaz Güney http://www.subatyildizi.net/cpg132/albums/userpics/10001/thumb_52.jpg
(http://www.subatyildizi.net/cpg132/displayimage.php?album=6&pos=5)Yılmaz Güney – 5824 kez bakıldı Yılmaz Güney http://www.subatyildizi.net/cpg132/albums/userpics/10001/thumb_64.jpg
(http://www.subatyildizi.net/cpg132/displayimage.php?album=6&pos=6)Yılmaz Güney – 7181 kez bakıldı Yılmaz Güney http://www.subatyildizi.net/cpg132/albums/userpics/10001/thumb_normal_102.jpg
(http://www.subatyildizi.net/cpg132/displayimage.php?album=6&pos=7)Yılmaz Güney – 6866 kez bakıldı Yılmaz Güney http://www.subatyildizi.net/cpg132/albums/userpics/10001/thumb_normal_105.jpg
(http://www.subatyildizi.net/cpg132/displayimage.php?album=6&pos=8)Yılmaz Güney – 6131 kez bakıldı Yılmaz Güney http://www.subatyildizi.net/cpg132/albums/userpics/10001/thumb_normal_13a.jpg
(http://www.subatyildizi.net/cpg132/displayimage.php?album=6&pos=9)Yılmaz Güney – 6684 kez bakıldı Yılmaz Güney http://www.subatyildizi.net/cpg132/albums/userpics/10001/thumb_normal_60.jpg
(http://www.subatyildizi.net/cpg132/displayimage.php?album=6&pos=10)Yılmaz Güney – 6619 kez bakıldı Yılmaz Güney http://www.subatyildizi.net/cpg132/albums/userpics/10001/thumb_normal_99.jpg
(http://www.subatyildizi.net/cpg132/displayimage.php?album=6&pos=11)Yılmaz Güney – 6474 kez bakıldı Yılmaz Güney 19 resim var 2 sayfadahttp://www.subatyildizi.net/cpg132/images/spacer.gif1http://www.subatyildizi.net/cpg132/images/spacer.gif

royemi
01.05.2006, 18:50
Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili,
biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz acısını acımız yaptık çünkü.
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın göz yaşı bile içimizi parçaladı.
Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...
Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek...
Ve o vaz geçilmez sancılarını duyarak hayatın...

Yılmaz Güney
bu saygı deger üstadın önünde saygıyla egiliyorum seni asla unutmayacagız

okan02
01.05.2006, 19:29
Canım, Sevdiğim, Yüreğim
Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin…
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan…
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem bir nedeni vardır…
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler, zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan.
Damla damla sevgili…
Bir gün akıp gideceğiz hayata…
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur…
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.
Yılmaz Güney

okan02
01.05.2006, 19:32
Unutmadık seni Yılmaz Tütün !!!!!!!!!!

1-
Canım, Sevdiğim, Yüreğim...

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...





Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

2-
Eskiden bilmezdim yalnızlığı
Bir ağaç nasıl yalnız değilse ormanında
Bir çiçek kendi dalında
Eskiden bilmezdim yalnızlığı

Yalnızlığın içinde
Şimdi yalnız, yalnız mıyım
Kopuk muyum dalımdan
Uzağında mı kaldım ormanın
Eskiden bilmezdim yalnızlığı
Bir ağaç nasıl yalnız değilse ormanında
Bir çiçek kendi dalında
Eskiden bilmezdim yalnızlığı

Yalnızlığın içinde
Şimdi yalnız, yalnız mıyım
Kopuk muyum dalımdan
Uzağında mı kaldım ormanın

3-
Hayat bize mutlu olma şansı
vermedi
Biz kendimizden başka
Herkesin üzüntüsünü
Üzüntümüz,
Acısını acımız yaptık.
Çünkü Dünya'nın öbür ucunda,
Hiç tanımadığımız bir insanın
Gözyaşı bile içimizi parçaladı...
Kedilere ağladık
Kuşların yasını tuttuk.
Yüreğimizin yufkalığı
Kimi zaman hayat karşısında
Bizi zayıf yaptı.
Aslında ne güzel şeydir
İnsanın insana yanması
Sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin
derdine üzülmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep
Üzüldüm, hep yandım..
Yaşamak ne güzeldir be sevgili
Sevinerek, severek, sevilerek,
Düşünerek...
ve o vazgeçilmez sancılarını
Duyarak hayatın




siirini okuyamadan ayni siiri bende yazdim özür dilerim

royemi
02.05.2006, 00:05
Bir sanatçi olarak "Yilmaz Güney" diye bilinirim.
Asil adim Yilmaz Pütün'dür. Adim, zorluklar karsisinda egilmez,
umutsuzluga kapilmaz, yilginliga düsmez ve basegmez anlaminagelir; soyadim Pütün ise dag meyvesinin kirilmaz çekirdegi demektir.
1937 yilinda, Türkiye'de, bir güney sehri olan Adana'nin Yenice köyünde dogdum. Annem Kürt, ve Babam Zaza asilli bir ailenin ogluyum.
Topraksiz bir köylü ailenin iki çocugundan biri. Annem dindardi ve okuma yazma bilmezdi. Hâlâ sag... Babam ise okuma yazmayi askerde ögrenmisti.
Annem gibi o da hiç okula gitmemisti. 1976'da ben Kayseri Cezaevi'ndeyken öldü. Mezarini göremedim...
Dokuz yasimdan bu yana hayatimi çalisarak kazandim. Ilk isim dana gütmekti. Liseyi Adana'da bitirdim. O yillar Doruk adinda bir sanat dergisi çikardim. Sanata merakliydim ve hikayeler yaziyordum.
1955'te bir hikayemden ötürü takibata ugradim. Hakkimda dava açildi.
1957 yilinda Istanbul'a, Iktisat Fakültesi'nde ögrenim görme hayalleriyle geldim. Fakat devam edemedim.
1955'ten beri süren takibat ve mahkeme sonuçlanmisti ve ben baslangiçta yedi buçuk yil agir hapis ve iki buçuk yil sürgün cezasina çarptirildim.
Daha sonra temyiz mahkemesi karari bozdu, yeniden görülen mahkeme sonucu cezam bir buçuk yil agir hapis ve alti ay sürgün cezasina çevrildi. Ögrenimim yarim kalmisti. Önümdeki tek yol, kendimi hayatin okulunda, hayatin kabul ettigi ve dayattigi ögretmenler araciligi ile egitmekti.
Öyle yaptim...
Kitaplar, sinema, is, cezaevi, acimasizlik, hayatin kati kurallari, toplumsal baskilar, kahpelikler, yigitler... Karsilastigim zorluklari yenmek için direnmek ve kararlilik...
Ögretmenlerimden biri zor'dur...
1961 Mayisi'nda cezaeviyle tanistim.
1962 Araligi'nda cezam bitti. Muhafazakarligiyla ünlü Konya sehrine sürgüne gönderildim. Konya sinirlarindan çikamazdim. Her aksam polise imza
vermeliydim. En çok imzayi polis defterine attim.180 defa...
1968'de askere gittim. 1970 Nisan'inda döndüm.
Hayatimdan çalinan iki yil...
1971 Mayis'inda on binlerce aydin, sanatçi, yazar gibi ben de gözaltina alindim.Hakkimda hiçbir delil yoktu. Sadece kusku. Bir hafta gözaltinda tutulduktan sonra serbest birakildim; resmi olmayan bir emirle, sözlü bir emirle ve tehditle Nevsehir'e üç ayligina yine sürgün edildim.
Bu kez polise imzaya gitmiyordum, polis beni distan kolluyordu.
1972'de, Mart'in 16'sinda, devrimcilere yardim gerekçesiyle tutuklandim.
Mahkeme sonucu 10 yil agir hapis ve sürgün cezasina çarptirildim.
Ecevit hükümetinin 1974 genel affiyla serbest birakildim.
Bugün ise Ecevit cezaevindedir.
1974 Eylül'ünde, bir cinayet olayina adim karisti ve 19 yila mahkum edildim.
Cezaevindeyken Güney adli bir kültür-sanat dergisi çikardim. Onüç sayi sonra sikiyönetimin yeniden gelmesi üzerine, dergimiz kapatildi ve hakkimda
yazilarimdan ötürü on ayri dava açildi. Suçum, komünizm propagandasi yapmak, milli duygulari zayiflatmak, halki suç islemeye tesvik etmek, suç
sayilan fiileri övmek ve devletin içte ve dista itibarini sarsmak...
Istenen ceza toplami yaklasik 100 yil...
1981 Ekim'inde, izinli çiktigim Isparta yari-açik cezaevine dönmedim.
Sonra da yurt disina çiktim.
1981 Ekim'ine kadar, yaklasik oniki yilimi çesitli
cezaevlerinde geçirdim. Bu oniki yil içinde, ikisi yari-açik olmak üzere onbes cezaevi tanidim.
Ülkemden ayrildiktan sonra ilk aylarda üç davanin sonuçlandigini,
sonuçta, toplam 20 yil agir hapis, 7 yila yakin da sürgün cezasi aldigimi ögrendim...
Öbür davalarim devam etmekte; ancak henüz hangileri sonuçlandi,
ne kadar daha ceza aldim, bilmiyorum...
YILMAZ GÜNEY

YILMAZ GÜNEYİN KENDİ AGZINDAN ÇIKAN YAŞAM ÖYKÜSÜDÜR ......

kutlu44
31.07.2006, 13:46
bir insanın bakışında hem kin hem şevkat olabilirmi? diye sorarsanız evet olabillir,yılmaz güney bizlere şevkatla onlara ise kinle bakıyor her fotoğrafında,inanın onu anlatmaya kelimeler yetmez,o bir idoldü,toprağın bol olsun çirkin kral,,,

gercege_huu
22.10.2006, 13:43
bencede o büyük halk kahramanın önünde saygı ile eğilmek gerekir ani ölümü hepimizi yıktığı gibi filmlerinide öksüz bıraktı olmadı. behhh yılmaz abiiiiii böyle zamansız gidişin.....