Orijinalini görmek için tıklayınız : İslamiyet(Alevili'e Göre)


chatlakalper
13.07.2005, 13:45
Alevilik ?nanç ve ibadet Esasları

Aleviliğin inanç ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze
hangi şekillerde ulaştığına değinmek gerekir.Alevilik günümüze sözlü ve
yazılı olmak üzere iki kaynaktan ulaşmıştır. Sözlü gelenek nesilden nesile
aktarılan bilgi ve uygulamalar ve Dedelerin günümüze ulaştırdığı bilgiler
şeklinde günümüze ulaşmıştır. Sünni kitlelerin aksine eğitim kurumlarından
yoksun kalan Aleviler inanç, gelenek ve kültürlerini daha çok bu yolla
günümüze ulaştırmışlardır. Çevreyi temsil eden ve göçebe/ yarı göçebe
kitlelerin oluşturduğu bu gruplar, resmi din anlayışına karşı bir dinsel
anlayışı, yani heterodoksiyi temsil ediyorlar, toplumsal yapıları
itibariyle, sünnî çevrelerin aksine, eğitim ve kültür kurumlarından yoksun
bulunuyorlardı. Bektaşî dergâhlarında ise belli bir organizasyon
bulunmaktaydı. Bu dergâhlarda bulunan bektaşî dervişleri ve onların
nüfuzundaki kitleler, Ocakzade dedelerin faaliyette bulundukları
kitlelerle kıyaslanmayacak ölçüde kurumlaşmış idiler. Bu durumu arşiv
belgelerinden rahatlıkla görebiliyoruz. Ocakzade dedelerin faaliyette
bulunduğu yerlerde yaşayan kitleler Bektaşî dergâhlarından daha farklı bir
organizasyona tabi bulunmaktaydılar. Bu kitleler arasında, bilgiler,
yazılı olmayan yani sözlü geleneğe dayalı bir şekilde nesilden nesile
aktarılıyordu. Merkezi iktidarların bu kitleler üzerindeki baskısı ve
zaman zaman gerçekleşen sürgünlerin yarattığı olumsuzluklar bu kitlelerin
yaşamlarının her alanına yansımış, örneğin cem ayinleri büyük bir temkinle
ve gizlilik içerisinde yapılır olmuştur.

Alevi Yol ve Erkânının günümüze ulaşmasının ikinci kaynağı ise yazılı
kaynaklardır. Ancak bu kitlelerin sosyal yaşamlarının doğal bir sonucu
olarak, sahip oldukları yazılı eserler de oldukça sınırlıdır. Alevî
köylerinde yaptığımız araştırmalarda, daha çok dede evlerinde nefeslerin
ve deyişlerin yer aldığı kitaplar (Cönkler), Menakıb-ı ?mam Cafer-i Sadık,
Hutbe-i Düvaz-deh ?mam/Menakıb-ı Seyyid Safi, “Küçük Buyruk” olarak da
bilinen “Dergah-ı Ali’de Seyyid Abdülbaki Efendi’nin Erenlere Muhib olan
Temiz ?nançlı Müminlere Gönderdiği Mektup” başlıklı bir kitapçık,
Makalat-ı Hacı Bektaş-ı Veli ve Vilayet-name adlı el yazması (Osmanlıca)
eserlerin varolduğunu biliyoruz. Oysa sünnî kesimler yüzyıllara yayılan
zaman sürecinde medreseler ve şeyh-mürid ilişkisi çerçevesinde birçok
eğitim kurumlarına sahip olmuş, bu şekilde yüzlerce eser kaleme
alınmıştır. Bektaşi dergâhları eğitim faaliyetleri ve araçları bakımından
da, ocakzade dedelere bağlı Alevilerle kıyaslanmayacak ölçüde
kurumsallaşmış idiler.Dergahlarda yüzlerce cilt eser bulunurken Alevi
köylerinde sadece Dede evlerinde elyazması kitaplar bulunurdu.





Aleviler’de ?nanç Anlayışı

Alevilerde inanç ve ibadet anlayışının kendine özgü yönleri bulunmaktadır.
Bu anlayışın temeli biçimden çok özü esas almasına dayanır. Biçimsel
anlamda ibadetin bir araç, olgun insan olmanın ise esas amaç olduğu kabul
edildiğinden cemlere katılmak, oruç tutmak yetmez. Eline, diline, beline
bağlı olmayan, en kutsal varlık olan insanı sevmeyen, olgunlaşmamış
insanların ibadetleri de boşunadır. Bu kişiler Cem törenlerine
alınmadıkları gibi toplumdan da dışlanırlar.Alevi inancının temeli
Hak-Muhammed-Ali sevgisine dayanır.

Hz. Ali, Ehl-i Beyt ve Oniki ?mam Sevgisi

Bilindiği üzere Alevilik Hz. Ali, Ehl-i Beyt ve Oniki ?mam sevgisine
dayanır. Ehl-i Beyt sözcük olarak ev halkı demektir. Ev halkı yani Ehl-i
Beyt Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den
oluşmaktadır. Ehl-i Beyt halk arasında Pençe-i Al-i Abâ olarak da
adlandırılır.

Oniki ?mamlar, Alevilerin Hz. Muhammed’den sonra önder olarak tanıdıkları
Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın soyundan gelen kişilerdir.Oniki ?mamların
adları sırasıyla şöyledir:


1- ?mam Ali
2- ?mam Hasan
3- ?mam Hüseyin
4- ?mam Zeynel Abidin
5- ?mam Muhammed Bakır
6- ?mam Cafer Sadık
7- ?mam Musa Kazım
8- ?mam Ali Rıza
9- ?mam Muhammed Taki
10-?mam Ali Naki
11-?mam Hasan Askeri
12- mam Mehdi

Alevilere göre müslümanlar Hz. Muhammed’den sonra 73 fırkaya ayrılacaklar
ve Ehl-i Beytin, Oniki ?mamların yolundan gidenlerin dışındakiler
cehenneme gideceklerdir. Ehl-i Beytin, Oniki ?mamların yolundan gidenler
Fırkayı Naciye veya Güruh-u Naci olarak adlandırılır.

Demek ki Ehl-i Beyt sevgisi Aleviliğin esasını oluşturur. Tevella ve
teberra anlayışı da bu sevgiden kaynaklanır. Tevella Ehl-i Beyti, Oniki
?mamları, Ondört Masumları, Onyedi Kemerbestleri ve onların yolundan
gidenleri sevenleri sevmek, teberra ise onları sevmeyenleri sevmemektir.

Ondört Masum

Muhammed Ekber, Abdullah b. ?mam Hasan, Abdullah b. ?mam Hüseyin, Kasım,
Zeynelaba, Kasım b. Zeynel-abidin, Ali Eftar, Abdullah b. ?mam Cafer
Sadık, Yahya el-Hadi, Salih, Tayyib, Cafer b. Muhammed Taki, Cafer b.
Hasan Askeri, Kasım b. Muhammed Taki.

Onyedi Kemerbest

?mam Hasan, ?mam Hüseyin, Hadi-i Ekber, Abdülvahid, Tahir, Tayyib, Türab,
Muhammed Hanefi, Abdurrauf, Ali Ekber, Abdülvahab, Abdülcelil, Abdurrahim,
Abdülmuin, Abdullah Abbas, Abdülkerim, Abdüssamed





Dört Kapı Kırk Makam

Dört Kapı Kırk Makam şeklindeki Kâmil(olgun) insan olma ilkelerini Hünkâr
Hacı Bektaş Veli’nin tespit ettiğine inanılır.Hacı Bektaş “Kul Tanrı’ya
kırk makamda erer, ulaşır, dost olur.” buyurmuşlardır. Bu ilkeler aşama
aşama insanı olgunluğa ulaştırır. Bir başka yoruma göre ise şeriat anadan
doğmak, tarikat ikrar vermek, marifet nefsini bilmek, hakikat Hakkı özünde
bulmak yollarıdır.

Dört Kapı şunlardır:

1.?eriat
2.Tarikat
3.Marifet
4.Hakikat

Her kapının on makamı vardır:

?eriat kapısının makamları:

- ?man etmek,
- ?lim öğrenmek
- ?badet etmek
- Haramdan uzaklaşmak
- Ailesine faydalı olmak
- Çevreye zarar vermemek,
- Peygamberin emirlerine uymak
- ?efkatli olmak
- Temiz olmak
- Yaramaz işlerden sakınmak

Tarikat kapısının makamları

- Tövbe etmek
- Mürşidin öğütlerine uymak
- Temiz giyinmek
- ?yilik yolunda savaşmak
- Hizmet etmeyi sevmek
- Haksızlıktan korkmak
- Ümitsizliğe düşmemek
- Ibret almak
- Nimet dağıtmak
- Özünü fakir görmek





Marifet kapısının makamları

Edepli olmak
Bencillik, kin ve garezden uzak olmak - Perhizkârlık
- Sabır ve kanaat
- Haya
- Cömertlik
- ?lim
- Hoşgörü
- Özünü bilmek
- Ariflik

Hakikat kapısının makamları

- Alçakgönüllü olmak
- Kimsenin ayıbını görmemek
- Yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek
- Allah’ın her yarattığını sevmek
- Tüm insanları bir görmek
- Birliğe yönelmek ve yöneltmek
- Gerçeği gizlememek
- Manayı bilmek
- Tanrısal sırrı öğrenmek
- Tanrısal varlığa ulaşmak

chatlakalper
13.07.2005, 13:45
Üç sünnet yedi farz

Alevilerin kutsal kitaplarından “Buyruk”larda yazıldığına göre Alevi
yolunun temeli üç sünnet yedi farza dayanır. Bu temel esaslara uymak
zorunludur. Üç sünnet yedi farz şunlardır:

Üç Sünnet

Dilini tevhid kelimesinden ayırmaya
Gönlünden düşmanlığı gidere, kimseye kin ve kibir tutmaya, kıskançlık
etmeye, hırsına uyup şeytana gönül vermeye.
Sözü Hakkın kudreti ola, kimseyle kavga etmeye, kimseye düşmanlık yapmaya

Yedi Farz

Çok sır saklaya
Talip binbir ise, bir otura ve bir dilden söyleye
Hakkın terazisine itaat ede, yaptığı bir günaha bin özür ve niyaz eyleye,
kimsenin gıybetini etmeye ve yalan yere and içmeye, yalan söylemeye
Mürebbi hakkına itaat ede, emrine uya
Kuşak kuşana, halifeden el alıp, tövbe eyleye
Musahibini hakikatte Hak cemiyetine eriştire
Halife’den tac ve kisvet kabul eyleye. Özünü şeyhlere ulaştıra
Bu yol üzere olmayana sofu diye inanmayasanız. Bir kişi bunca farzdan ve
sünnetten düşse, ona derman yoktur, sürgün olur, yüzü karadır.

Oniki ?art


- Cömertlik
- Mutluluk
- ?bret
- Gayret
- Sohbet
- Mürüvvet
- ?efkat
- ?efkat
- ?kram
- Tevella
- Teberra

Oniki ?şlek


- Evvel kendi özünü hassas etmektir
- Marifet tohumunu ekmektir
- ?efkat beslemektir
- Rıza eteğini tutmaktır
- Hikmet sıfatını sem etmektir
- Özünü hizmet hürmetin saklamaktır
- Özünü mukarribiyle hudetmektir,
- Özünü sabır ehline vermektir
- Muhabbet kilesiyle ölçmektir
- Takva değirmeninde özünü arındırmaktır
- Su ile yuğurmaktır
- ?radet tennurunda pişmek ve ihlas sofrasına girmek , özünü dervişlere ve
fukaralara sarfetmektir.

Eline Diline Beline Hakim Olmak

Eline, diline, beline hakim olma kuralı Alevilerin yaşamları boyunca
uymaları zorunlu ahlak sisteminin adeta simgesidir. Eline bağlı olmak,
elinle koymadığını almamak, diline bağlı olmak gözünle görmediğini
söylememek ve beline hakim olmak haram olan cinsel ilişkiye girmemektir.
Bu kural Alevi toplumunun çok güçlü ahlak sisteminin özetidir ve Alevi
Yolu Dedelerimizin deyimiyle “kıldan ince, kılıçtan keskindir”. Yolun bu
kurallarına uymayanlar düşkün sayılırlar. Düşkünler toplumdan
soyutlanırlar, işledikleri hatanın durumuna göre değişik şekillerde
cezalandırılırlar.

Alevi toplumunda kadın-erkek yaşamın her alanında eşittir. Çalışırken de,
ibadet ederken de kadın erkek birliktedir. Sünni geleneğin aksine tek
eşlilik esastır. Başlık parası gibi uygulamalar kabul edilmez. Kadın olsun
erkek olsun eşinden şikayetini Dedeye iletebilir, suçlu bulunursa düşkün
edilir. Alevilerde sosyal yaşamın her alanında kadının da erkekle birlikte
ve eşit olarak yeralması bunu çekemeyenlerce çeşitli iftiralara da konu
olmuştur.

Ayin ve Merasimler (Muharrem,Hızır Orucu, Cemler)

Her toplumun önemli anma ve toplanma günleri bulunmaktadır. Alevilerin de
böyle kutsal ibadet ve bayram günleri vardır. Cemler düzenli olarak
yapılan ibadetlerdir. Cemlerin yanısıra Sultan Nevruz, Muharrem Orucu,
Hızır Orucu, Hıdırellez, Kurban Bayramı, Abdal Musa Lokması da Alevilerin
önemli günlerindendir. Aleviler Ramazan Orucunu tutmazlar. ?imdi sırasıyla
bunlar üzerinde duralım:

?lkbaharın başlangıcı ve Hz. Ali’nin doğumu sayılan Nevruz (21 Mart)
akşamı Sultan Nevruz olarak adlandırılır ve Cem yapılır.

Alevilerce Kerbela Olayı’nın anlamı büyüktür. Yine kış aylarında Abdal
Musa Lokması düzenlenirdi. Abdal Musa Lokması için evler dolaşılarak
lokmalar toplanır, kurbanlar kesilir cem yapılır, ertesi gün pişen
lokmalar dağıtılırdı. Abdal Musa lokmasının topluma yararlı olacağına,
ürünlerin bereketli olacağına inanılırdı. Hz. Hüseyin’in acımasızca şehid
edilmesinin anısına yüzyıllardır Muharrem ayında oruç tutulur. Muharremin
birinci günü başlanan oruç Oniki ?mamlar aşkına oniki gün tutulur. Ondört
Masumlar için fazladan oruç tutanlar da vardır. Muharrem Orucu sırasında
Hz. Hüseyin’in susuz şehid olması anısına su içilmez, kurban kesilmez,
traş olunmazdı. Akşamları Kerbela olayını anlatan kitaplar okunurdu.

?ubat ayında ise üç gün Hızır Orucu tutulurdu.

Her yıl 6 Mayıs günü Hızır ?lyas günü kutlanır.Hızır karada, ?lyas ise
denizde zor durumda kalanlara yardım ederler inancı vardır. Bu nedenle
Aleviler arasında “Yetiş Ya Hızır” deyimi yerleşmiştir.

Alevilerde kurban geleneği de yaygındır. Cemlerde, Hızır orucunda, Abdal
Musa törenlerinde ve Kurban Bayramında kurbanlar kesilir.

Ancak “yol bir sürek binbir” sözünden de anlaşılacağı üzere Anadolu’nun
değişik bölgelerinde yaşayan Aleviler arasında bu dinsel ibadetlerin
uygulanmasında çok küçük farklılıklar bulunmaktadır.





Cem

Aleviliğin temel ibadeti “Cem” dir. Alevi Cemleri daha çok hasat
döneminden sonra yapılır. Cemlerin cuma akşamları yapılması gerekir. Cuma
akşamı Alevilerce perşembe akş***** verilen addır. Alevi Dedeleri
talipleri köylerde ziyaret ettiğinde Cem yapılacağı duyurulur. Ceme
katılacak olanlar yanlarında niyaz veya lokma adı verilen yiyecekler
getirirler. Cemler büyük evlerde yapılır. Dede cem yapılacak yerin
başköşesinde bulunan posta oturur. Cemde Oniki hizmet vardır. Bu oniki
hizmetin sahipleri şunlardır:
- Dede(Mürşid)
- Rehber
- Gözcü
- Çerağcı(Delilci)
- Zakir(Aşık)
- Ferraş(Süpürgeci)
- Sakka(?briktar)
- Kurbancı(Sofracı)
- Pervane
- Peyk(Davetçi)
- ?znikçi(Meydancı)
- Bekçi

Cem töreni Oniki hizmetin yerine getirilmesinden oluşan kutsal bir
ibadettir. Cem içerisinde semah da edilir, Pir Sultan’dan, Hatayi’den, Kul
Himmet’ten deyişler söylenir. Lokmalar dağıtılır. Kerbela Olayı anılır.
Cem’de musahipler görülür, düşkünler dara kaldırılır, toplumun önünde
haklı haksız belirlenir, suçlu olanların gerekli cezaları verilir.
Cemlerde verilen cezalara uyulur, aksi halde toplum dışına itilmek
kaçınılmazdır.

Bu belli günlerde yapılan ibadetlerin dışında Anadolu’nun değişik
merkezlerinde de her yılın belli günlerinde törenler düzenlenmektedir.
Bunların en bilinenleri şu şekildedir: Hacı Bektaş Veli Törenleri, Abdal
Musa Törenleri(Antalya), Veli Baba Törenleri(Isparta), Hamza Baba
Törenleri(?zmir), ?ücaettin Veli(Eskişehir) Törenleri, Pir Sultan
Törenleri(Sivas), Hıdır Abdal Törenleri (Erzincan). Bu törenlere
Türkiye’den ve yurtdışından yüzbinlerce insan katılmakta ve adeta bir
festival havası içerisinde kutlanmaktadırlar.

Alevimen
13.07.2005, 13:55
Alper, Kaynak var mı?

chatlakalper
13.07.2005, 14:07
www.dunyadinleri.com'dan alıntıdır.

DiyaR_02
13.07.2005, 16:52
bana göre cok karmasik bir yapidayiz

munzur_hozat
16.07.2005, 23:29
evet karmaşık bir yapıdayız ve kentleştikçe bu özelliklerimiz kayboluyor, yozlaşıyoruz.Alevilik isimde kalıyor.

chatlakalper
17.07.2005, 16:49
Alevilik atesitliğe doğru yol alıyor arkadaşlar bunu görmezden gelmeyin

munzur_hozat
17.07.2005, 17:29
devlet cem evlerini destekleseydi ve alevi okulları açmaya izin verseydi böyle olmazdı.

celikmslm
19.07.2005, 19:46
Alevilik atesitliğe doğru yol alıyo

HAYIR KARDEŞİM BENİM İTİRAZIM VAR EĞER ATEİSTLER ALEVİ OLAMIYORSA ALEVİLERDE ATEİST OLAMAZ ATEİSTLER ALEVİLERİ KABUL ETMİYOR O ZAMAN !

yaa arkadaşlar kendi kazdığını kuyuya kendiniz düştünüz..

Alevilik ateistliği kabullenmiyorsa Ateistlikte aleviliği kabul etmiyor..



Alevi_Cocuk:3D_NG (27

ErdalNET
20.07.2005, 09:10
celikmslm fitne fesat yaymaktan başka bir iş yapta ...

munzur_hozat
21.07.2005, 00:23
arkadaş banlanmış sanıırm daha fazla üstüne gitme."Alevi_çocuk"ları teker teker kaybediyoruz.
Alevilik bir kültürse bu kültürü belirli kalıplar içine sokmak yanlış olur eğer inançsa o zaman ateistlik aleviliğe kesinlikle uygun olmaz

ilayda1985
22.07.2005, 23:07
merak etme alevi çocuklar olarak biz burdayız buradan gitmeyecez

ErdalNET
22.07.2005, 23:30
Kendi siteniz yokmu sizin dört koldan saldırıya geçtiniz