Orijinalini görmek için tıklayınız : Bertolt Brecht ` in siirleri
Derya 44 14.04.2006, 12:32 BİZDEN SONRA DOĞANLARA
I
Gerçekten karanlık bir çağdır yaşadığım!
Ahmaktır hilesiz söz. Düz bir alın
Vurdumduymazlığa işaret. Gülen
Kötü haberi almamış henüz.
Nasıl bir çağdır bu,
Ağaçlardan bahsetmenin neredeyse suç sayıldığı
Birçok alçaklığa suskun kalışı içerdiğinden.
Yolu kaygısızca karşı karşıya geçen
Ulaşılmazdır artık herhalde
Zorda kalan arkadaşları için.
Doğrudur: geçimimi sağlamaktayım hala
Fakat inanın: bu sadece bir tesadüftür.
Yaptıklarım
Arasında hiçbir şey hak vermiyor karnımı doyurmaya.
Tesadüfen ayaktayım. (Şansım ters giderse mahvoldum).
Diyorlar ki: ye ve iç sen! Sevin, neyin varsa!
Fakat nasıl yiyip içeyim ki, yediğim
Bir açın ellerinden kaptığım lokmaysa, bir
Susuzun sorduğu bardak suysa içtiğim?
Ve yine de yiyip içiyorum ben!
Ben de bir bilge olmak isterdim.
Yazıyor eski kitaplar bilgelik nedir:
Dünya kavgalarına uzak durmak ve o kısa zamanı
Korkusuz geçirmek
Şiddete başvurmadan hem
Kötülüğe iyilikle karşılık vermek
Düşlerini gerçekleştirmek değil, unutmak
Bilgelik olarak kabul ediliyor.
Tüm bunları yapamıyorum:
Gerçekten karanlık bir çağdır yaşadığım!
II
Kargaşalık döneminde geldim şehirlere
Açlığın hüküm sürdüğünde.
Girdim insanlar arasına isyan döneminde
Ve öfkelendim onlarla birlikte.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde verilmiş bana.
Savaşlar ortasında yedim ekmeğimi
Katiller arasında yattım uykuya
Özensiz yaklaştım aşka
Ve doğayı sabırsızlıkla izledim.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde verilmiş bana.
Yollar bataklığa gidiyordu zamanımda.
Cellada bildiriyordu beni konuştuğum dil.
Çok değildi yapabileceklerim. Fakat iktidardakiler daha
Güvende hissediyorlardı kendilerini bensiz, ümit ediyordum.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde verilmiş bana.
III
Battığımız dalgalardan
Yükselecek olan sizler
Zaaflarımızdan söz ederken
Unutmayın
Karanlık çağı da
Sizlerin kurtulmuş olduğu.
Yürüdük ya, pabuçlardan çok ülke değiştirerek
Sınıf savaşlarının ortasında, çaresiz
Haksızlığın olup öfkenin olmadığı yerde.
Biliyoruz halbuki:
Aşağılıklara duyulan nefret de
Bozar şeklini yüzün.
Kısar sesi haksızlık karşısındaki
Öfke de. Ah, güleryüzlülüğe
Ortam hazırlamak istemiş bizler
Güleryüzlü olamadık kendimiz.
Sizler fakat, geldiğinde vakit
İnsan insanın yardımcısı olduğu
Zaman.
Hatırlayın
Hoşgörüyle bizi.
BERTOLT BRECHT
Derya 44 14.04.2006, 12:33 ÜSTAD ÖĞREN
Haklıyım, deme sık sık, üstad!
Öğrencin de görsün, bırak.
Zorlama gerçeği:
Gerçek zora gelmez.
Konuşurken dinle biraz!
BERTOLT BRECHT
Derya 44 14.04.2006, 12:33 SABAH AKŞAM OKUNMASI İÇİN
Sevdiğim
Söylüyor
Bensiz olamayacağını
Bu yüzden
Kendime dikkat ediyorum
Yolda yürürken önüme bakıyorum
Ve korkuyorum her yağmur damlasından
Sanki beni ezecekmiş gibi.
BERTOLT BRECHT
ZAAFLAR
Senin hiç yoktu
Benimse vardı bir tane,
Seviyordum.
BERTOLT BRECHT
GELEN SAVAS:
Bu gelen savas ilk degil.
Cok savas oldu bundan önce.
Bittigi gün en son savas
bir yanda yenilenler vardi gene,
bir yaninda yenenler vardi.
Yenilenlerin yaninda
kiriliyordu halk acliktan.
Yenenlerin yaninda
halk acliktan kiriliyordu.
BERTOLT BRECHT
Bertolt BRECHT 1898-1956
Almanya-Ausburg da dogmustur.
Alman fasizminin iktidara gelmesiyle ve yasadigi baskilarla Danimarkaya yerlesmistir.1935 yilinda Alman vatandasligindan cikarilmistir.Oradan Amerika ya gitmis ve "Galileo-Galilei" oyununu yazmistir.Amerika karsiti oldugu gerekcesiyle oyun yasaklanmis ve sinirdisi edilmistir.Isvicre ye yerlesmis ve 1956 yilinda kalp krizi sonucu hayatini kaybetmistir.
Bütün hayati Anti-fasist mücadelerle gecmistir.
Evet ,savaşlar ,açlıklar ,doğa,ihtiraslar ve egolar...ve birçok şey..Hayat böyle garip birşey her insan farklı bir fenomen...Herkes ben haklıyım diyor ortak yol bulunamıyor..Yazara katılmamak elde değil...Bize sesleniyor ve çok da haklı bu konuda.. biz kendimizi ii yeetiştirmeliyiz ki gelecek nesillere doğru bigiler sunalım...Ezgi paylaşımın için sağol kardeşim...kendine iii bak..
Derya 44 17.04.2006, 20:02 galileo galilei herkesin okumasi gereken bir kitap insanlarin orta cagdaki dünya görüsleri ve kilisenin yani klerusun ne kadar güclü oldugunu gösteren ve bundan dolayi degisik görüslere sahip olan ve yenilik geitren insanlarin yani bilim adamlarinin yapmis oldukalri arastirmalara karsi olduklarini gösterir. onu vatan haini olarak giyotinle öldürmüslerdir
Derya 44 17.04.2006, 20:15 GENERALİM TANKINIZ NE GÜÇLÜ
Tankınız ne güçlü generalim,
Siler süpürür bir ormanı,
Yüz insanı ezer geçer.
Ama bir kusurcuğu var;
İster bir sürücü.
Bombardıman uzağınız ne güçlü generalim,
Fırtınadan tez gider, filden zorlu.
Ama bir kusurcuğu var;
Usta ister yapacak.
İnsan dediğin nice işler görür, generalim,
Bilir uçurmasını, öldürmesini, insan dediğin.
Ama bir kusurcuğu var;
Bilir düşünmesini de.
Derya 44 17.04.2006, 20:18 HALKIN EKMEĞİ
Bilin: Halkın ekmeğidir adalet.
bakarsınız bol olur bu ekmek,
bakarsınız kıt,
bakarsınız doyum olmaz tadına,
bakarsınız berbat.
Azaldı mı ekmek,başlar açlık,
bozuldumu tadı,başlar hoşnutsuzluk boy atmaya.
Bozuk adalet yeter artık!
Acemi ellerle yuğurulan,iyi pişirilmemiş adalet yeter!
Yeter katıksız,kara kabuklu adalet!
Dura dura bayatlayan adalet yeter!
Bolsa insanın önünde ekmek,lezzetliyse,
gözler öbür yiyeceklere yumulsada olur.
Ama her şey bollaşmaz ki birdenbire...
Bilirsiniz,nasıl bolluk doğurur ekmek:
Adaletin ekmeğiyle beslene beslene.
Ekmek her gün nasıl gerekliyse nasıl,
adalet de gerekli her gün,
hem o,günde bir çok kez gerekli.
Sabahtan akşama dek,iş yerinde,eğlencede,
hele çalışırken canla başla,
kederliyken, sevinçliyken,
halkın ihtiyacı var pişkin, bol ekmeğe,
günlük, has ekmeğine adaletin.
madem adaletin ekmeği bu kadar önemli,
onu kim pişirmeli, dostlar, söyleyin?
Öteki ekmeği kim pişiren?
Adaletin ekmeğini de
kendisi pişirmeli halkın,
gündelik ekmek gibi.
Bol,pişkin,verimli.
1998 veya 1999 yılında İstanbul Tiyatro Festivali'ne gelen Fransız Ekip Brecht'den Kentlerin Ormanında'yı oynamışlardı.
hatırası biletler durur hala bir yerlerde...
ve ben o gün tanışmıştım, Bertolt Brecht'le... :)
İYİLİK NEYE YARAR?
1.
İyilik neye yarar,
Öldürülürse iyiler çarçabuk,
ya da iyilik görenler?
Özgürlük neye yarar,
yaşarsa bir arada
özgürlerle tutsaklar?
Akılsız olmak madem ekmek sağlar herkese,
akıl neye yarar?
2.
İyi insan olacağınıza,
öyle bir yere götürün ki dünyayı,
iyilik beklenmesin!
Özgür insan olacağınıza,
öyle bir yere götürün ki dünyayı,
kavuşsun özgürlüğe herkes,
özgürlük sevgisi geçersiz olsun!
Akıllı insan olacağınıza,
öyle bir yere götürün ki dünyayı,
akılsızlık zararlı olsun!
Bertolt BRECHT
eylüleren 17.04.2006, 22:37 paylaşımın için sağol gerçekten güzel ve anlamlı temalar işlenmiş geç tanıştım Bertolt BRECHT şiirleriyle diye düşündüm bir ara ama olsun hiç bir zaman hiç birşey için geç değildir hayat devam ettiği sürece...........
Derya 44 19.04.2006, 03:06 Bertolt Brecht : 1898-1956 yılları arasında yaşamış, tiyatronun işlevini politize eden bir estetiğin, Epik tiyatronun kurucusu, oyun yazarı, yönetmen ve şair. " Herhangi bir tiyatro ansiklopedisinde Brecht hakkında karşımıza çıkabilecek bilgiler bu şekilde özetlenebilir. Brecht anıldığında akla ilk gelen Epik Tiyatro kavramı ve bu kavramla ilişkili bir takım tanımlamalardır : özdeşleşme yerine, yabancılaştırma; duygu yerine, akıl ; büyüleyen yerine , anlatan bir tiyatro. . .
Epik Tiyatronun sınırları en belirsiz,en kaba tanımı şöyledir : "İnsanların toplu eylemlerinin -savaş, çıkar kavgaları, tarihsel olaylar, çağdaş sorunlar-örneklendirildiği ve tartışıldığı tiyatro. " Bu tiyatro anlayışında Yabancılaştırma biricik koşuldur ve tiyatronun oyunculuk, reji, dekor, müzik vb. bütün öğelerine nüfuz etmelidir.
Brecht Yabancılaştırma kavramını ilk kez 1936'da yazdığı "Çin Oyununda Yabancılaştırma Etkileri" adlı yazısında kullanmıştır. Getirdiği tanımlama ise şöyledir : "Anlaşılması amaçlanan olgunun, alışıldık bildik olandan soyutlanarak, şaşırtıcı, beklenilmedik olana dönüştürülmesi. " Böylece seyirci oyunu izlediği bilincini yitirmeden sahnede gösterilenler üzerine düşünme olanağını bulur.
Toplumsal kavgaların ve dönüşümlerin çok ani yaşandığı, gündelik hayata da, sanata da doğrudan etkide bulunduğu bir dönemde yaşamış ve yazmış olan Brecht; tiyatro anlayışını sürekli gözden geçirmek zorundadır. Tiyatro yapmasının koşulları sürekli değişmektedir. O'nun farklı tarihlerde yazılmış iki yazısını okuduğumuzda, iki ayrı yazarın polemiğiyle karşılaşıyor gibiyizdir. Yani, Brecht, Brecht'i yadsıyacaktır. Dolayısıyla; Brecht'in oyun yazarlığı ve tiyatro anlayışı üzerine çalışılırken referans alınması gereken nokta O'nun teorik yazılarından çok oyunları olmalıdır.
( http://www.karasite.org/research/brecht/)
deniz gibi 19.04.2006, 21:33 Bu güzel şiirleri ve gerçek bir sanatçıyı tanıttığın için teşekürler.
Derya 44 19.04.2006, 21:56 birsey degil abi seve seve
Derya 44 19.04.2006, 22:10 evet dayi kizi öyledir Brecht in siirleri
Derya 44 19.04.2006, 22:14 Kemal abi sana birsey sorabilirmiyim ? Resmin ilgimi cekti Franz Kafka resmideki sair. Neden bu resmi tercih ettin?
05atasoy 20.04.2006, 15:57 şiirler erçekten muhteşem hepsinin benim için ayrı bir önemi var.tiyatrolarını elimizden geldiği kadar sahneye koyuyoruz.bir söz vardır" kitaplar yalnızların dostudur tiyatro topluluğa hitap eder,kitabı göz tiyatroyu vicdan görür"epik tiyatronun en güzel örneklerini onda buluyoruz ki zaten kurucusudur kendisi..faşist yapılanmalara karşı bir duruşun simgesidir üstad.
ZAAFLAR
Senin hiç yoktu
Benimse vardı bir tane,
Seviyordum.
işte burası şiirlerin en güzel kısmı bence.üstadın burda zaaf olarak gördüğü
şey neydi acaba bunu düşünmek gerekir biraz....sevdiği şey neydi????
eline saglık Ezgi 'cim teşekkürler..........
Derya 44 20.04.2006, 16:05 sevdigi seyi bilebilmek icin daha ayrinitil ibiografisini incelemek gerek candost...
ama ben tahmin edebiliyorum neyi sevdigini oda bana kalsin...
bu güzel paylaşımın için teşekkürler çırak.devamını da bekliyoruz.
ellerine sağlık.
sağolasın
BRECHT'in bana göre en hüzünlü şiirlerinden;
BIR ALMAN ANASININ AGITI
Bu çizmeleri bendim sana giy diyen, oglum,
bu haki gömlegi bendim sana giy diyen.
Nerden bilecektim bu kara günleri görecegimi,
bilseydim, giydirmem, derdim, giydirmem,
asin beni, derdim, daha iyi.
Elini görürdüm hani ben senin, oglum,
"Hayl Hitler!" diyerek kaldirdigin elini,
Hitler' i selamladin diye, nerden bilecektim,
kuruyacagini bir gün elinin.
Duyardim, oglum, söz ettigini senin
üstün bir irktan.
Nasil varacaktim farkina, nerden bilecektim, nerden
celladiymissin meger sen kendinin.
Gittigini görürdüm senin, oglum,
uygun adimla Hitler' in ardindan.
Nerden bilecektim, onu izleyenin
artik bir daha geri dönmeyecegini.
Bana derdin ki, oglum, derdin ki:Almanya
gelecek bir gün atninmaz hale.
Nerden bilecektim, oglum, bu yerin nerden bilecektim,
küller ve kanli taslar arasinda kalacagini böyle.
Haki gömlek vardi her zaman sirtinda senin.
Giyme su gömlegi demedim sana, demedim, oglum.
Bu günleri görecegimi bilmiyordum, ne yapayim,
sana o gömlegin kefen olacagini bilmiyordum.
puduhepa 29.04.2006, 17:18 AŞK DERSİ
Ama kızım, diyorum ki
Biraz istekli olsun sesin:
Ete bürünürse severim ruhu
Ve eti ruh doluysa severim
Azaltamaz masumluk coşkuyu asla
Hem daha güzel doyar insan açken.
Severim erdemin arkası varsa
Ve erdemliyse bir arka.
Tanrı kuğuya bindiğinden beri
Fena olur bazı kızların içi
Zevkle katlansalar da acıya:
Duymak ister Tanrı kuğunun türküsünü
Derya 44 01.05.2006, 14:29 MADEM İYİSİN
Anladık iyisin,
Ama neye yarıyor iyiliğin.
Seni kimse satın alamaz,
Eve düşen yıldırım da
Satın alınmaz
Anladık dediğin dedik,
Ama dediğin ne?
Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
Ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
Kime karşı?
Akıllısın,
Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kimin ki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler?
Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa.
puduhepa 01.05.2006, 15:11 ADA
Her insan kendi adasında yaşar
Takırdatarak dişlerini ya da terleyerek.
Gözyaşları, içer
Şeytanın edebiyat bilgilerini
Onun dişlerini takırdatması
Kimseyi yerinden kıpırdatmaz.
Her insan kendi dilinde konuşur
Ve hiç kimse anlamaz ne söylediğini
Kafasındakı ışığın.
Sonra iyi olarak da anlaşılmaz.
Düşkırıklığı ve incinmedir
Gerçek utanmazlıklar.
Derya 44 03.05.2006, 22:48 KARDEŞİM BİR PİLOTTU
Bir pilottu kardeşim.
Güzel bir günde emri geldi.
Hazır etti çantasını,
güneye doğru koyuldu yola.
Bir fatihti kardeşim.
Yerimiz yoktu yaşamaya.
Topraklar ele geçirmekti
öteden beri hayalimiz.
Kardeşimin fethettiği yer şimdi
Guadarrama dağlarında.
Boyu tam bir seksen,
derinliği bir elli.
eylüleren 06.05.2006, 22:27 Çağrı
Doğrudur yıldırımın düştüğü, yağdığı
yağmurun,
Bulutların rüzgarla sökün ettiği.
Ama savaş öyle değil, savaş rüzgarla
gelmez;
Onu bulup getiren insanlardır.
Duman tüten topraktan bahar boyunca,
Dökülüp yükselir birden gökyüzü.
Ama barış ağaç değil, ot değil ki
yeşersin:
Sen istersen olur barış, istersen
çiçeklenir.
Sizsiniz uluslar, kaderi dünyanın.
Bilin kuvvetinizi.
Bir tabiat kanunu değildir savaş,
Barışsa bir armağan gibi verilmez
insana:
Savaşa karşı
Barış için
Katillerin önüne dikilmek gerek,
'Hayır yaşayacağız! ' demek.
İndirin yumruğunuzu suratlarına!
Böylece mümkün olacak savaşı önlemek.
Onlar demir çeliği elinde tutan birkaç
kişidir,
Yoktur karabasandan bir çıkarları
Dünyaya bakıp 'ne küçük' derler,
Bir şeylerle yetinmezler ucunda,
Para hesap eder gibi hesaplıyorlar
bizi,
Savaş da bu hesabın ucunda.
Ürkmeyin tutmuşlar diye suyun başını:
Korkunç oyunları, davranın, bitsin.
Söz konusu olan çocuğundur, ana:
Koru onu, dikil karşılarına,
Biz milyonlarca kişi
Savaşı yener miyiz?
Bunu sen bileceksin.
Bunu biz bilecek, biz seçeceğiz.
Bir de düşün 'Yok! ' dediğini:
Düşün ki savaş geçmişin malı
ve barış taşıyor gelecekten.
puduhepa 07.05.2006, 01:21 İSTİYORUM.....
istiyorum gideyim sevdiğimle.
istiyorum boş vereyim sonu ne olacak.
istiyorum düşünmeyeyim iyi mi, kötü mü.
istiyorum bilmeyeyim beni seviyor mu?
istiyorum gideyim sevdiğimle.
seheryeli 16.05.2006, 16:48 OLMASAYDI O BULUT
1.
Eylülde mavi bir gündü
Genç bir erik ağacının altında sessiz
Sardım onu, solgun bir aşktı
Kollarımda tatlı bir düş
Ve üstümüzde güzel yaz göğü
Bir bulut vardı uzakta
Öylesine beyaz ve öylesine yukarda
Sonra baktım, sanki hiç yoktu
2.
Aylar geçti o günden sonra
Şöyle ya da böyle sessiz
Erik ağaçlarının hepsi kesildi
Sorarsan, aşka ne oldu
Anımsayamıyorum derim
Ama bilirim ne düşündüğünü
Yüzünü unuttum gerçekten
Tek bildiğim, onu öptüğüm o zaman
3.
Öptüğümü de unuturdum
Olmasaydı o bulut
Anıyorum hala ve hep anacığım
Bembeyaz ve uzak
Erik ağaçları belki yine çiçek açar
Belki o kadının şimdi yedi çocuğu vardır
O bulut yalnızca bir dakika göründü
Başımı kaldırdığımda uçup gitmişti.
|
|