ahmet abi
16.04.2006, 16:53
Basarinin ve basarayi ulasmanin en belirgin özelliklerinden biriside insanin kendi güven duygusunu gelistirmesidir.
Güven duygusunu tam olarak gelistirebilen veya bu yolda caba sarfeden bireyler amaca ve hedefe daha kolay ulasirlar.Bununlada kalmayarak bu duyguyu etrafindakilere de pozitif bir sekilde yansitarak karar vermelerine yardimci olabilirler.
Güven duygulari gelismis bireyler,bu duyguyu ortak bir yasam felsefesinde,ortak bir amacta hissettirebilirlerse,disaridan esen veya estirilmeye calisilan rüzgarlara karsi da saglam bir durus sergileyebilirler.
Tabiiki bu duyguyu ve durusu sergilemenin yolu,bireyin önce kendisini,sonrada savundugu degerleri ve amaclarina ulasabilmesindeki hedeflerinin cevaplarini,kafasinda verebilmesi ve kararli olabilmesi ile baslar.
Aleviligin,Alevi Örgütlenmesinin tarihi cok eskilere dayanmakla birlikte,günümüzün modern örgütlesme sekillerinden birisi olan derneklesme 2 Temmuz 1993 Sivas katliamindan sonra yogun bir sekilde bir araya gelme araci olarak kullanilmis ve bugün geldigimiz nokta da Fedarasyon ve Konfedarasyon biciminde kendisini bulmustur.
Tarihimizi iyi okuyup,okudugumuzu anlamamiz,anladigimizi ögrenmemiz ve de Ögrendigimizi dogru bir sekilde ögretmemiz örgütlerimiz ve davamiza kendi özgücümüz ve degerlerimize sahip cikmaktan geciyor.
Tarihimiz kendi özgücüne ve degerlerine sikica sahip cikarak bircok bedeller ödemistir.Bu bedelleri burada anlatmaya sahifalar yetmez.Ancak konuyu acmak acisindan birkacini siralamak gerekmekrtedir.
680 yilinda Kerbela da Imam Hüseyine karsi Yezit ve ordusunun yaptiklari ve bütün bu yapilanlara karsi Imam Hüseyin`in durusu 1325 yil gecmesine ragmen bugün bile ezilen,bastirilmaya ve yok sayilmaya calisilan bütün insanligin unutamadigi ve onur duydugu bir tarih olarak sahifalarda yerini almistir.
Miladi 922 yillarinda Hallaci Mansur " Enel Hak" dedigi icin agir bedeller ödedi.Ondan yaklasik 500 yil sonra Seyyid Nesimi`de ayni söylemden dolayi derisi yüzülerek katledildi.
1413-1421 yillari arasinda Seyh Bedrettin,1511 yilinda Sahkulu,1527 yilinda Kalender Celebi,sonrasinda Pir Sultan Abdal ve daha niceleri...
Bütün bu olaylari ve yasanilanlari yasanildigi zaman itibari ile düsünsek bile sartlarin bu zamandan daha kolay oldugunu söyleyemeyiz.Bu olaylarda bir sey,cok net göze carpmaktadir.Olaylarin mahatabi olanlar esit kosullarda karsilasmamislardir.Bütün bu olaylarda gücler dengesi farklidir.Buna ragmen bir taraf inanilan dava ve degerlerine bedel ödeyeceklerini bile bile sahip cikarak onurlu bir durusun günümüze kadar temsilcileri olmuslardir.Diger taraflar ve muhattaplari ise tarihin karanlik sahifalarina bir daha hatirlanmamak üzere gömülmüslerdir.
Günümüzde özelliklede ülkemizde insanin kendisini ifade edebilmesi degerlerine sahip cikabilmesi.bu kavramlarin siklikla karistirildiklari bir ortamda hicde kolay olmuyor.
Bugünlerde daha siddetli bir sekilde estirilmeye calistirilan ulusal degerlerin yani Vatan,Millet ve Bayrak kavramlarinin;tam olarak degerlerini anlamadan,kavramadan sadece duygusallik temellerinden gelistirilmesi cabalari,bizler acisindan daha fazla kendi özdeger ve gücümüze sahip cikmayi ve kosullar ne olursa olsun bu degerleri ve durusumuzu göstermemizi önemli kilmaktadir.
Alevi tarihi bu durusunu bugüne kadar yansitarak,sadece ülkemizde degil,ülkemiz disindada bircok insanin hayat felsefesi haline gelebilmistir.
Dünyaya ve dünya insanligina yön veren belirleyici olanin;Ilim,Bilim ve Teknoloji oldugu anlayisina sanirim bütün aleviler katilir.Zaten yolumuz ve ulularimizda hep bunu söylemislerdir.
Bilim ve Teknolojiyi insanligin hizmetine sunanlarin tarihler boyunca nelere laik görüldügünü,asildigini,esildigini,yakildigin ve dinden afaroz edildiginide cogumuz biliyoruz.Buradan sunu söylemeye calisiyorum;Insanligin güzel olan her degere laik oldugunu düsünenler ile bunun karsisinda duaranlar yillarca mücadele etmislerdir.Günümüzde de bu mücadele devam etmektedir.Alevi tarihinin ve önderlerinin maruz kaldiklari,bu anlamda bilim ve teknolojiyi insanliga sunanlarin tarihleri ile örtüsmektedir.
Son olarak:Varligimizi,Birligimizi ve Dirligimizi koruyabilmemizin yolu ancak ve ancak kendi öz gücümüz ve degerlerimize sahip cikmaktan ve bu degerleri kosullsr hangi sartlarda olursa olsun bilincli bir sekilde savunmaktan gecer.
Yarinlarin,bütün alevilerin ve insanligin kendi özdegerlerini yasayabilecegi ve yasatabilecegi günler olasi dilegimle...
Avusturya
Ahmet ISIK
Güven duygusunu tam olarak gelistirebilen veya bu yolda caba sarfeden bireyler amaca ve hedefe daha kolay ulasirlar.Bununlada kalmayarak bu duyguyu etrafindakilere de pozitif bir sekilde yansitarak karar vermelerine yardimci olabilirler.
Güven duygulari gelismis bireyler,bu duyguyu ortak bir yasam felsefesinde,ortak bir amacta hissettirebilirlerse,disaridan esen veya estirilmeye calisilan rüzgarlara karsi da saglam bir durus sergileyebilirler.
Tabiiki bu duyguyu ve durusu sergilemenin yolu,bireyin önce kendisini,sonrada savundugu degerleri ve amaclarina ulasabilmesindeki hedeflerinin cevaplarini,kafasinda verebilmesi ve kararli olabilmesi ile baslar.
Aleviligin,Alevi Örgütlenmesinin tarihi cok eskilere dayanmakla birlikte,günümüzün modern örgütlesme sekillerinden birisi olan derneklesme 2 Temmuz 1993 Sivas katliamindan sonra yogun bir sekilde bir araya gelme araci olarak kullanilmis ve bugün geldigimiz nokta da Fedarasyon ve Konfedarasyon biciminde kendisini bulmustur.
Tarihimizi iyi okuyup,okudugumuzu anlamamiz,anladigimizi ögrenmemiz ve de Ögrendigimizi dogru bir sekilde ögretmemiz örgütlerimiz ve davamiza kendi özgücümüz ve degerlerimize sahip cikmaktan geciyor.
Tarihimiz kendi özgücüne ve degerlerine sikica sahip cikarak bircok bedeller ödemistir.Bu bedelleri burada anlatmaya sahifalar yetmez.Ancak konuyu acmak acisindan birkacini siralamak gerekmekrtedir.
680 yilinda Kerbela da Imam Hüseyine karsi Yezit ve ordusunun yaptiklari ve bütün bu yapilanlara karsi Imam Hüseyin`in durusu 1325 yil gecmesine ragmen bugün bile ezilen,bastirilmaya ve yok sayilmaya calisilan bütün insanligin unutamadigi ve onur duydugu bir tarih olarak sahifalarda yerini almistir.
Miladi 922 yillarinda Hallaci Mansur " Enel Hak" dedigi icin agir bedeller ödedi.Ondan yaklasik 500 yil sonra Seyyid Nesimi`de ayni söylemden dolayi derisi yüzülerek katledildi.
1413-1421 yillari arasinda Seyh Bedrettin,1511 yilinda Sahkulu,1527 yilinda Kalender Celebi,sonrasinda Pir Sultan Abdal ve daha niceleri...
Bütün bu olaylari ve yasanilanlari yasanildigi zaman itibari ile düsünsek bile sartlarin bu zamandan daha kolay oldugunu söyleyemeyiz.Bu olaylarda bir sey,cok net göze carpmaktadir.Olaylarin mahatabi olanlar esit kosullarda karsilasmamislardir.Bütün bu olaylarda gücler dengesi farklidir.Buna ragmen bir taraf inanilan dava ve degerlerine bedel ödeyeceklerini bile bile sahip cikarak onurlu bir durusun günümüze kadar temsilcileri olmuslardir.Diger taraflar ve muhattaplari ise tarihin karanlik sahifalarina bir daha hatirlanmamak üzere gömülmüslerdir.
Günümüzde özelliklede ülkemizde insanin kendisini ifade edebilmesi degerlerine sahip cikabilmesi.bu kavramlarin siklikla karistirildiklari bir ortamda hicde kolay olmuyor.
Bugünlerde daha siddetli bir sekilde estirilmeye calistirilan ulusal degerlerin yani Vatan,Millet ve Bayrak kavramlarinin;tam olarak degerlerini anlamadan,kavramadan sadece duygusallik temellerinden gelistirilmesi cabalari,bizler acisindan daha fazla kendi özdeger ve gücümüze sahip cikmayi ve kosullar ne olursa olsun bu degerleri ve durusumuzu göstermemizi önemli kilmaktadir.
Alevi tarihi bu durusunu bugüne kadar yansitarak,sadece ülkemizde degil,ülkemiz disindada bircok insanin hayat felsefesi haline gelebilmistir.
Dünyaya ve dünya insanligina yön veren belirleyici olanin;Ilim,Bilim ve Teknoloji oldugu anlayisina sanirim bütün aleviler katilir.Zaten yolumuz ve ulularimizda hep bunu söylemislerdir.
Bilim ve Teknolojiyi insanligin hizmetine sunanlarin tarihler boyunca nelere laik görüldügünü,asildigini,esildigini,yakildigin ve dinden afaroz edildiginide cogumuz biliyoruz.Buradan sunu söylemeye calisiyorum;Insanligin güzel olan her degere laik oldugunu düsünenler ile bunun karsisinda duaranlar yillarca mücadele etmislerdir.Günümüzde de bu mücadele devam etmektedir.Alevi tarihinin ve önderlerinin maruz kaldiklari,bu anlamda bilim ve teknolojiyi insanliga sunanlarin tarihleri ile örtüsmektedir.
Son olarak:Varligimizi,Birligimizi ve Dirligimizi koruyabilmemizin yolu ancak ve ancak kendi öz gücümüz ve degerlerimize sahip cikmaktan ve bu degerleri kosullsr hangi sartlarda olursa olsun bilincli bir sekilde savunmaktan gecer.
Yarinlarin,bütün alevilerin ve insanligin kendi özdegerlerini yasayabilecegi ve yasatabilecegi günler olasi dilegimle...
Avusturya
Ahmet ISIK