Orijinalini görmek için tıklayınız : islamda başı örtme yok!
munzur_hozat 18.07.2005, 23:37 Prof. Dr. Zekeriya Beyaz: "Bağırıyorum, Kuran kadına vücudunuzu örtün demiyor "
Prof. Dr. Zekeriya Beyaz imam, vaiz ve müftü olarak çalıştı. Sosyoloji dalında yüksek lisans ve doktora yaptı. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı. Bir laf etti, ortalık birbirine girdi. Hem tv ekranında hem de kitabında, Kuran'da örtünmeyle ilgili hüküm olmadığını söyledi. Beyaz, Nur Suresi'ni ve bu surenin inişine neden olan zina iftirası hikayesini anlattı.
Prof.Dr. Zekeriya Beyaz, kitabında, giyimle ilgili şöyle diyor: ‘‘İslam giyim-kuşamı güzel ahlaklı olmak ile birlikte düşünülmüştür. Kuran-ı Kerim'den önce hıristiyanlarda bir ruhbanlık inancı vardı. Buna göre dünya zevklerinden, dünya güzelliklerinden uzak olmak esastı. İslamiyet bunu kaldırdı. Kuran-ı Kerim diyor ki,‘‘Allah'ın ziynetlerini, süsleri kim haram kıldı. Süsler ziynetler, güzel giyinme haram değil' Yüce Allah hadislerinde, kullarına vermiş olduğu nimeti, onların üzerinde görmekten hoşnut olduğunu gösteriyor. Müslüman erkek ve kadınlar güzel, temiz ve lüks giyinmek durumunda. Dünyadaki bütün ziynetler, nimetler öncelikle müslümanlaradır. Hanımlar dişiliğini değil, kişiliğini öne çıkarmalıdır. Güzel, asil ve müzeyyen, süslü alımlı olmalıdır.’’
Hicretin 6'ncı yılında beni Mustalık kabilesine karşı bir sefer düzenlendi. Hz. Peygamber eşi Hz. Ayşe'yi de beraberinde götürmüştü. Seferden dönüşte, Medine'ye yakın bir yerde konaklandı. Hz. Ayşe, tabii ihtiyacını gidermek üzere birlikten uzaklaştı. Geri dönüşünde boynundaki ziynetini, gerdanlığını düşürdüğünü farketti. İhtiyacını giderdiği yere gitti. Aramaya başladı. Orada oyalandı. Geri döndüğünde kafilenin gittiğini gördü. Orada oturdu bekledi. Çünkü, o zaman kaybolanlar oturduğu yerde beklerdi. Derken, uyudu kaldı.
Bir süre sonra ordunun artçısı Safvan bin Muattıl geldi. Hz. Ayşe'yi gördü, kendi devesine bindirdi. Orduya ancak sabahleyin ortalık aydınlanıca ulaşabildiler. Kötü niyetli münafıklar, ‘‘Safvan ile Ayşe geceyi birlikte geçirdiler’’ diye iftira ettiler.
Hz. Peygamber, üzüntüsünden günlerce dışarı çıkmadı. Hz. Ayşe hastalandı ve baba evine gitti, orada kalmaya başladı. Safvan bir şiir ile kendisini suçlayan şair Hassan'ı kılıç ile vurup, yaraladı. Hazrec ve Evs kabileleleri az kalsın savaşa giriyorlardı. Hz. Peygamber yatıştırdı.Hz. Peygamber, sahabelerin ileri gelenlerine konu hakkında görüşlerini sordu. Hepsi konunun bir iftira olduğunu söylediler. Yalnız Hz. Ali, Hz.Peygamber'e Hz.
Ayşe'yi boşamasını ima eden tavsiyede bulundu.
Kitaba kelime soktular
30 gün sonra Nur Suresi indi. Nur Suresi, iddiaların bir iftira olduğunu anlatıyor. Ayrıca, ziyneti, gerdanlığı yitirme konusu da dahil olmak üzere birçok meseleyi açıklığa kavuşturuyor. 30 ve 31'inci ayetler önceki ayetlerle birlikte bir bütünlük içinde sorunlara çözüm getiriyor.
Ayet diyor ki, ‘Örtünüzü veya böşrütünüzü - iki anlama da gelir- göğüs değil, bu yakaların üzerine örtün’, ziynetinizi kapatsın, gerdanlığı kapatsın, kimse görmesin. Ancak bu ziynetlerinizden görünenler müstesna yüzük gibi küpe gibi. Bunun dışında ziynetlerinizi göstermeyin.
Nur Suresi 30 ve 31'inci ayetlerin tesettürle ilgisi olmadığı halde, daha önceki ayetlerden ve iftira olayından bağımsız gibi ele alınıyor ve kelimelerin anlamları kaydırılarak yanlış yorum yapılıyor. ‘Ziynetinizi, yani gerdanlığınızı örtün’ anlamı yanına 'yerleri' kelimesini ilave ettiler.
Allah'ın kitabına bir parantez içinde soktular. Sokunca da 'ziynet yeri' oldu. Böylece de 'ziynet yerini örtün' dendi. O zaman da ziynet yeri, ne oldu? Başı, bedeni oldu. Halbuki kastedilen tamamen ziynet, gerdanlık, takılar, altın ve gümüştü. Bu ayette baş kelimesi hiç yok. Örtünün ziyneti örtmesi söz konusu.
Göğüsleri açık müslüman kadınlar
Prof. Dr. Zekeriya Beyaz'ın, Haziran ayında yayınlanan 'İslam ve giyim kuşam' adlı kitabındaki çizimler büyük gürültü kopardı. Göğüsleri açık, mini etekli, iki ‘müslüman kadın cariye’ çiziminin altında 'Müslüman cariye hanım, toplum içinde bu kıyafetle gezer ve namazını bu halde kılabilir' yazısı tepkilere neden oldu. Prof. Beyaz bu konuda şöyle dedi:
" Hanefi, Şafii ve Hanbeli mezheplerine mensup müslüman cariyeler, diz ile göbek arasını örterlerdi. Bu kıyafetlerle namaz kılar, çarşıda pazarda dolaşırlardı. Maliki mezhebine göre ise sadece ön ve arka edep yerleri örter, yani bir mayo giyerek namaz kılar, dolaşırlardı. Eğer Kuran'da kadınların baş, kol ve şura buraları şöyle örtünmeli, böyle örtünmeli diye bir hüküm olsaydı, bu tip mezhepler böyle hüküm verir miydi?
Bugün normal müslüman hanım böyle namaz kılamaz. Kadınların namaz kıyafetlerinde aynı zamanda ritüellik vardır. Bugünkü hanımlar da zaten cariye değildir. Bu kıyafetle namaz kılmayı tavsiye etmem söz konusu değil
İslamiyetin ilk dönemlerinde savaş esirleri cariye kabul edilirdi. Bunlar müslüman oldukları halde o vasıfları devam ederdi. Kuran'da kadınların saçı başı örtülecek diye kesin ayet varsa, mezhep imamları, müslüman olan bu cariyelere neden o ayetleri uygulamadılar. Hür hanımların başının baskı altına alınmasının sebebi ise çok evlilik ve cariyelerle nikahsız yaşamadır. Evin beyi cariyelerle nikahsız yaşarken, hanımının, başkasına giderek kendisinden cinsel intikam alacağı korkusu ile başını örttürerek cinsel intikam almaktadır. Burada ısrarla altını çizdiğimiz şey, örfe bağlılık, halkın kabulüne bağlı olmanın esas olduğudur. Arap örf ve adeti öyleydi.
Müslüman bayanlar evlerde tuvalet olmadığı için bu ihtiyaçlarını şehrin dışında hurmalıkta geceleyin giderirlerdi. Cinsel tacize uğrarlardı. Hz. Peygamberimiz bu cinsel tacizi yapan saldırganları buldu. Onlar da, ‘‘Biz bunları cariye sanıyorduk’’ dedi. Onun üzerine, Ahzab Suresi'nin 59'nci ayeti geldi. Ayette; ‘‘Müslüman hanımlar def-i hacet için dışarı çıkınca bir çarşaf yani cilbas gibi baştan aşağı örtsünler ki, tanınsınlar. Cariye olmadığı anlaşılsın. Tacize uğramasınlar‘‘ deniyor. Şimdi, ne cariye, ne de böyle taciz var. Kimsenin örtünmeye ihtiyacı yok.
Kuran'da böyle örtüneceğine dair açık, kesin bir ayet yoktur. Bağırıyorum. Bunun yokluğunun en açık belgesi cariyelerin kıyafetidir. Ben bunu 35 sene önce öğrendim. Oysa, vaazlarda, ' bir kadının saçının bir teli gözükürse 1000 sene cehennemde yanar' deniliyordu. Bunu görünce anama çok acıdım. 60 yaşındaydı, cehennemde yanacaktı. Ancak, islam hukuku kitaplarını okuyunca böyle olmadığını gördüm. İsyan ettim. Bu kitaplarda tarif edilen cariye kıyafetini günü gelecek, islam kitaplarında yayınlayacağım dedim."
Bende İslamda Basortusunun Olmadıgına İnansamda...
Diger İnsanlar Yalanmı Soyluyor ? ...Sadece 2 kisi Ortunme Yok Derken...İlahiyat Mezunu Olan Kisilerin Cogu Ortunmenin Varoldugunu Soyler...Hangisine İnanacagız Hemserim ?
kafir.billah 19.07.2005, 17:59 İslamda başı örtme diye bir şey yoktur kanımca.Ziynet eşyalarını saklama amacıyla baş örtüsü takılma emri verildiği kanısındayım.Şeriatçı yobazlar işi farklı boyuta çekmek istiyor.
munzur_hozat 21.07.2005, 00:13 ya sen kafirsin sana göre bırak başı çıplak gezmek de mubah çünkü gunah yok bişe yok allahsız olan insanların ahlak kurallarının referansı nedir.Hırsızlık neden yapmazsınız yada neden çıplak dolaşmazsınız neden intihar etmezsiniz yani size göre obir dunya yok.Mantığınız ne.
.." Kitaba kelime soktular ".... yalan.....yalan.....yalan....!!!! Sükürler olsunki Kitabimiza bugüne dek ne bir nokta eklenmis , ne de bir nokta cikarilmistir..örtünmeye gelince..... mümin bir kadinin örtünmesi farzdir.. tabi bu kara ninjalar gibi degil...(dolayli anlatim dileyenler lütfen mesaj atsin)....
munzur_hozat 21.07.2005, 11:02 sanırım yorum olarak soktular diyo yoksa sokamazlar Kuran- Kerim ahiret gününe kadar değişmeden kalacak bu Allah tarafından söylenmiş bir sözdür.Bunu tartışamayız bile.
Yazıda sanırım yorumla ilgili yani biliyorsun, her arapça kelimenin türkçede karşılığı yok birde Kuran eski arapça olduğunda meallerde parantez içinde açıklamar yapılıyor onlara işaret ediyor hak yemeyelim.
Kuran-ı Kerimde avret mahalinin kapatılması olayı var, avret mahalininde neresi olduğu açıkca belirtilmiş nasıl örterseniz örtün orası size kalmış, konu ile ilgili bilgi sahibi olmayan Kuran-ı Kerim konusunda incelemesi ve araştırması olmayanlar lütfen ortalığı karıştırmasınlar!
TheGodfather 22.07.2005, 23:50 örtünmeye gelince..... mümin bir kadinin örtünmesi farzdir.. tabi bu kara ninjalar gibi degil..
Very brillant
yani çok şahane..:11:
Sıpa_Mansur 23.07.2005, 12:08 Bir insan başi örtülü diye cennete gidermi? Başı açık diye cehenneme gidermi?
Bir insan başi örtülü diye cennete gidermi? Başı açık diye cehenneme gidermi?
ewt gidert bu okadar önemsiz bi mesele diil.
gözünüzü sewim artık bu tarz konularla ugrasmak yerine daha cok bilgi paylasımında olsak daha ii deilmi?
idealciler 23.07.2005, 22:07 islam örtün der kapan başkalrının nefsini uyandırma.
aleviboy 24.07.2005, 00:12 islamda başı örtmek var olabilir ama biz aleviyiz Allah şüphesiz ahirette insanları geleneklerini kültürlerini göz önüne alarak değerlendirecektir.Pat diye sen başını açtın cehenneme gir demiyecektir.Allahın sistemini anlamaya çalışalım buda çokca düşünerek olur.
islamda başı örtme yok! ewt dogru kim ne demil alah alah yaaa :)))))))))
.." Kitaba kelime soktular ".... yalan.....yalan.....yalan....!!!! Sükürler olsunki Kitabimiza bugüne dek ne bir nokta eklenmis , ne de bir nokta cikarilmistir..örtünmeye gelince..... mümin bir kadinin örtünmesi farzdir.. tabi bu kara ninjalar gibi degil...(dolayli anlatim dileyenler lütfen mesaj atsin)....
SLM... ALUNDRA...
bu yazdıklarına neye dayandırıyorsun ..??
gerçekten de kitaptan bir nokta bile çıkarılmadığını sana kim söyledi..
yada nerden okudun..???
bize anlat bakalım .. birde bir kadının örtünmesi farzdır demişssin..<**
neye dayanarak söylüyorsun bunu...??
gaipten bir haber mi geldi sana...;)))
ALINTI.....::::>
tabi bu kara ninjalar gibi değil....??? iyi anlat bakalım.
bende altına bir tane yazayım....<....
Penguenler gibide olmasın.. lütfen..
SAYGILARLA
SLM... ALUNDRA...
bu yazdıklarına neye dayandırıyorsun ..??
gerçekten de kitaptan bir nokta bile çıkarılmadığını sana kim söyledi..
yada nerden okudun..???
bize anlat bakalım .. birde bir kadının örtünmesi farzdır demişssin..<**
neye dayanarak söylüyorsun bunu...??
gaipten bir haber mi geldi sana...;)))
ALINTI.....::::>
tabi bu kara ninjalar gibi değil....??? iyi anlat bakalım.
bende altına bir tane yazayım....<....
Penguenler gibide olmasın.. lütfen..
SAYGILARLA
Sayin Eren....
Sen belki bir alevi olarak kadinlarin kapanmasini kabullenmeyebilirsin.. (saygi duyarim).. ama ben bir sünni olarak kadinlarin islami tesettüre uygun bir sekilde kapanmasini farz olarak benimsemisimdir... ve bunun nasil oldugu tesettürü iceren bütün kitaplarda yazilidir... tabi sen sünni kitaplari sacma buldugundan veya hic okumamis oldugundan düsüncelerimi onaylamiyacagindan eminim.... "Kara ninjalar" terimiyle de Kaplanci kesimi kastettim... parmak ucu bile görünmiyecek bir sekilde degil ,yüzü gözü maskeli bir sekilde degil, modern bir müslüman gibi... elleri bilege kadar. ayaklar ayakbilegine kadar bas ise saclarin görünmeyecek sekilde kapanmasidir tesettür...
Eger islam alimleri Kur´an in günümüzde hala indigi gibi tertemiz diyorsa , ben de okudugumda hicbir celiskiye sebep olacak bir ayete rastlamiyorsam ve okudugumda ruhum huzur buluyorsa bana da buna inanmaktan baska bir sey kalmiyor... Tabi senin düsünceye sahip kisiler mutlaka bir yerlerde hata arayacak , bulamayinca da kendisi uydurarak eklemeye calisacaktir...
Iddiamin aksini sen bana ispat edebilirmisin...??
Umarim penguenler gibi olmamistir..!!
isteyen kapanirda acilirda bu siniri siz mi koyacaksiniz yaa bi soz vardir renkler ve zevkler tartisilmaz diyee .bu herkesin kendi secimii kim islami simdi dort dotluk yasatiyorki bi ortunme konusunda saplanip kaldiniz yanii herkes kendi hesabini birgun kendisi verecek neden cirpiniyorsunuzz :))))))))
movsarbareyev 14.08.2005, 14:56 bırakın şu zekeriya beyazı kim demiş örün me yok diye başaörtüsü islamın emri müslüman kadının kimliğidir böyle sözler insanları islam dan soğutmaya yönelik sözlerdir
bırakın şu zekeriya beyazı kim demiş örün me yok diye başaörtüsü islamın emri müslüman kadının kimliğidir böyle sözler insanları islam dan soğutmaya yönelik sözlerdir
siz baskalrinin agziylami yasiyorsunuzz. hangi olumsuz sozleri duydunuzda islamdan sogudunuzz sogumuyin o zaman zorlami sogutuyolar sizi silah mi dayiyolar kafaniza. istee boylee dusundugunuz icin islam diye bise kalmiyo isteee. kim ne yaparsa yapsin ne derse desin islam icin en iyisini sen yapmaya caliss.. baskasi kotu soyluyoo diyee islamdan sogursann ohooooooo benim diyecek bi sozumdaha yok yanii
saygilarr
Sayin Eren....
Sen belki bir alevi olarak kadinlarin kapanmasini kabullenmeyebilirsin.. (saygi duyarim).. ama ben bir sünni olarak kadinlarin islami tesettüre uygun bir sekilde kapanmasini farz olarak benimsemisimdir... ve bunun nasil oldugu tesettürü iceren bütün kitaplarda yazilidir... tabi sen sünni kitaplari sacma buldugundan veya hic okumamis oldugundan düsüncelerimi onaylamiyacagindan eminim.... "Kara ninjalar" terimiyle de Kaplanci kesimi kastettim... parmak ucu bile görünmiyecek bir sekilde degil ,yüzü gözü maskeli bir sekilde degil, modern bir müslüman gibi... elleri bilege kadar. ayaklar ayakbilegine kadar bas ise saclarin görünmeyecek sekilde kapanmasidir tesettür...
Eger islam alimleri Kur´an in günümüzde hala indigi gibi tertemiz diyorsa , ben de okudugumda hicbir celiskiye sebep olacak bir ayete rastlamiyorsam ve okudugumda ruhum huzur buluyorsa bana da buna inanmaktan baska bir sey kalmiyor... Tabi senin düsünceye sahip kisiler mutlaka bir yerlerde hata arayacak , bulamayinca da kendisi uydurarak eklemeye calisacaktir...
Iddiamin aksini sen bana ispat edebilirmisin...??
Umarim penguenler gibi olmamistir..!!
sonuna kadar haklısın akhy allah razı olsun
A-L-E-V-İ 18.09.2005, 20:58 BAŞÖRTÜSÜ ALLAHIN EMRİMİ?...
Peygamberimiz’in vefatından sonra din adına yapılan saptırma ve ilavelerde, kadınlarla ilgili konuların özel bir yeri olduğunu bir evvelki bölümde gördük. Kadınların kapanması ise kadınlarla ilgili uydurulanlar içinde özel bir yere sahiptir. Bu yüzden kitabımızda bu konuyu ayrı bir başlık altında inceliyoruz. İnsan memeli canlılar içinde tek çıplak doğan ve tek giyinendir. 7 Araf suresi 22. ayetten insanların giyinmesinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu öğreniyoruz. Kıyafet, zamana, toplumun geleneklerine, iklimin şartlarına, meslek gruplarına, makama, mevkiye, yaşa ve birçok faktöre göre hem toplumlar arası hem de toplum içi çeşitlilik göstermiştir. Bazı toplumlar, Hint-Avrupa ırkında olduğu gibi tarih boyunca kıyafetlerinde birçok kere değişiklikler yapmışlardır. Bazı toplumlar ise, Asya toplumlarında olduğu gibi tarih boyunca kıyafetlerinde çok daha az değişiklikler yapmışlardır. Toplum içi kıyafet farklılıklarınınsa en iyi örneklerinden birisi Osmanlı’dır. Osmanlı’da padişah üç sorguçlu sarık takarken, veziri azam iki sorguçlu, halk ise tek sorguçlu takabilirdi. İki veya üç sorguç halka yasaktı. Saraylının, esnafın, tekkecinin, ayrı din mensubu kadın ve erkeklerin başlıkları, kıyafetleri, renkleri Osmanlı’da hep farklıydı. Bu kıyafetlerin farklılığı kanunlar ile korunurdu. Görüldüğü gibi hem toplumlar arası, hem toplum içi kıyafetlerin farklılığı, gelenek ve şartların bu kıyafetleri oluşturması, zengin malzemeli bir tarih ve sosyoloji konusudur.
SORUN GELENEĞİN DİNSELLEŞMESİDİR
Daha önce değindiğimiz gibi din adına uydurulanları incelersek; toplumun belli bir dönemindeki bakış açısının ve geleneklerinin dinselleştirilmesinin bunlarda önemli bir yeri olduğunu görürüz. Bu gelenekleri dinden ayırmanın yolu Kuran’dan anlaşılan kapanmanın din olduğunu; Kuran’dan çıkmayan kapanma şekillerinin, izahların din adına uydurma, geleneklerin dine sokulması olduğunu bilmektir. Şunu bir daha belirtelim ki geleneklerin bir kıyafet oluşturmasının bir mahsuru yoktur. Yanlış olan, tarihin belli bir anının ihtiyaçlarından doğan ve o toplumu ilgilendiren kıyafetlerin, evrensel olan ve binlerce yıllık zaman dilimine inmiş olan dine maledilmesidir. Örneğin, sarığı belli bir dönemde erkeklerin kıyafetini tamamlayan bir aksesuar, sıcaktan koruyan bir başlık olarak erkeklerin tümüne yakınının giymesi yanlış değildir. Yanlış olan, sarığın dinen kutsal bir giyecek olarak giyilmesi, başkalarına dîni kıyafet diye empoze edilmesi ve Kuran’da hiç bahsedilmeyen bir uygulamanın sevap diye dine sokulmasıdır. Görüldüğü gibi sorun belli bir toplumun geleneği sonucu sarığın takılması değil, o geleneğin din olarak takdimidir. Bu temel mantığı iyice kavramamız çarşaf, peçe, başörtüsünün nasıl dinselleştirildiğini anlamamızda ve bu kıyafet şekillerini gereği gibi değerlendirmemizde faydalı olacaktır. İlk önce yapmamız gerekeni yapalım ve Kuran’da kapanmayla ilgili geçen tüm ayetleri inceleyip Kuran’ın yani dinin istediği ölçüyü bulalım.
Ey ademoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi ve süs kıyafeti indirdik.
7 Araf Suresi 26
Araf 26’dan ve Araf 22’den avret yerlerini örtmenin ilk insandan beri hem erkek, hem kadın için örtünmenin minimumu olduğunu anlarız. Kadınlara özel giyinme ile ilgili ise Kuran’da 3 ayet
vardır. Bu 3 ayeti incelemek kadının kıyafetinin nasıl olması gerektiğini, İslam’ın neyi söyleyip, neyi söylemediğini anlamamızı sağlar.
BAŞÖRTÜSÜ VE KAPANMA
KURAN’DA BAŞI KAPAMAK GEÇMİYOR
Mümin kadınlara da söyle: Bakışları ölçülü olsun ve cinsel organlarını korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar. Örtülerini yaka açıklarına koysunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları, yahut babaları, yahut kocalarının babaları, yahut oğulları, yahut kocalarının oğulları, yahut kardeşleri, yahut kardeşlerinin oğulları, yahut kendi kadınları, yahut ellerinin altında bulunanlar, yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar, yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz.
24 Nur Suresi 31
Kadını kendi zihniyetine göre yaşatmak isteyen zihniyetin çarpıttığı ayetlerin başında bu ayet gelir. Bu ayetteki “hımar” kelimesi geniş manalı bir kelime olup örtü manasına gelir. Eski Arap yazılarına bakılırsa hımarın yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebileceğini görürüz. Hımar, başı örterse başörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur. Allah eğer “hımar” kelimesi ile başın örtülmesini isteseydi “hımarürres” gibi bir vurgulama ile başörtüsü diyebilirdi: Böylece “res” kelimesi ile baş bölgesi vurgulanır ve örtü kelimesi olan “hımar” ile beraber başörtüsü net bir şekilde anlaşılırdı. Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette başın sıvazlanması söyenirken, baş kelimesi Arapça karşılığı ‘res’ ile vurgulanır.
Üstelik ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. Yani hımarın başı kapatması değil, ayette açıkça yaka dekoltesini örtmesi istenir. (Yaka açığı manasına gelen ‘cuub’ kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem Hz. Musa’nın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.) “Hımar” kelimesi sırf başörtüsü manasına gelse bile bu ayetten başı örtmek değil, yine yaka dekoltesini kapatmak anlaşılacaktı. Üstelik başörtüsünü Kuran’a maletmek isteyen zihniyet, açık bir saptırma yaparak “felyedribne” fiilini “salsınlar” diye tercüme etmeye kalkmıştır. Böylece ayeti okuyan “başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar” şeklinde okuyacaktır. Oysa hiçbir şekilde “darabe” kökünden türeyen “felyedribne” fiili “salsınlar” manasına gelmez. Bu fiille örtünün yaka açığına konulması yani kapatılması anlatılır. Kuran’da salsınlar, indirsinler manasında “felyüdnine” kelimesi kullanılır. Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi “felyedribne” fiili yerine “felyüdnine” fiilini kullanabilirdi. Bu örnek bize gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini doğru çıkartmak uğruna gereğinde Kuran’daki kelimelerin manasını kaydırmaktan çekinmediğini göstermektedir.
Ayette diğer dikkat etmemiz gereken nokta “süsler” kelimesi ile neyin kastedildiğidir. Bizim kanaatimize göre “süsler” kelimesi ile özellikle “göğüsler” kastedilmektedir. Çünkü ayetteki tüm noktalarla mantıklı bir şekilde göğüs bölgesinin uyum sağladığı kanaatindeyiz. Birincisi, ayette yaka açıklarının kapatılması geçiyor, yaka açıklarından ise göğüsler gözükür. İkincisi, ayette gizlenen süslerin belli edilmesi için ayakların yere vurulmaması geçiyor. Ayaklar yere vurulduğunda vücutta belli olacak yer özellikle göğüslerdir. (sütyenin o dönemde icad edilmediğini düşünürsek bu daha da iyi anlaşılır.) Üçüncüsü, ayetten kendiliğinden görünenler hariç süslerin kapanması söylenmektedir. Ne kadar kapatılmaya çalışılırsa çalışılsın özellikle iri göğüsler, çeşitli fiziksel hareketlerde, hatta rüzgarın esmesiyle elbise yapışınca bile kendini belli edebilir. Ayetten bunun doğal olduğu anlaşılır. Dördüncüsü, ayette süslerin kimlerin yanında açılabileceği söylenir. Kuran’daki diğer ayetlerden kadınların bir kısmının iki yıl gibi uzun bir süre çocuklarını emzirdiğini görüyoruz. Kadının, babası gibi yakınlarının yanında, çocuğu acıktığında ve ağladığında onu emzirmesi gerekebilir. Ayetteki bu açıklamanın özellikle bu konuda kadınlara büyük kolaylık sağlayacağı kanaatindeyiz. Tüm bu izahlara göğüs gibi uyan başka bir bölge bulunmadığı için süslerle özellikle göğüslerin kastedildiği sonucuna varabiliriz. Süsler kelimesinden ziynet, takı gibi maddelerin anlaşılamayacağı ayetin bütünsel olarak ele alınmasıyla açığa çıkar. Çünkü ayette kadınların süslerini kendi kadınları yanında açabileceği geçiyor. Takı gibi maddeler tahrik unsurundan daha çok hava atma unsuru olabilir. Eğer bu hava atma olayı engellenilmeye çalışılsaydı, buna ilk karşı cins erkekler yerine, aynı cinsten olan kadınlar dahil edilirdi. Ayrıca ayakları yere vurunca hangi ziynet, takı eşyası belli olur? Kendiliğinden gözüken ziynet, takı ne olabilir? Araf suresi 31’de ziynet eşyalarının mescid yanında giyilebileceğinin söylenmesi, takıların cami yanı gibi en kalabalık yerlerde de teşhir edilebildiğini, yani saklanmasına gerek olmadığını gösterir. Görüldüğü gibi mantıksal bir elemeyle gidildiğinde ayetin özellikle göğüs bölgesinin kapanmasını vurguladığı anlaşılır.
A-L-E-V-İ 18.09.2005, 21:00 KURAN’DA TESETTÜR KELİMESİ YOK
Günümüzde kadının kapanması için kullanılan “tesettür” ifadesi de Kuran’da geçmez. İslam adına etrafında bu kadar büyük fırtınalar koparılan bir kavramın, yani “tesettür” ifadesinin İslam’ın temel kaynağı olan Kuranı Kerim’de bulunmaması önemlidir. Demek ki “tesettür” kelimesi dîni bir kavram olarak sonradan oluşturulmuştur.
“Ayette geçen “humur” ve onun tekili olan “hımar” kelimesi kadınların başlarına örttükleri beze verilen özel isim değildir. Herhangi bir örtüdür. Bir şeyi örten şeye “hımar” yani o şeyin örtüsü denir.” Arapça sözlükler El Mucem ul Vasıf, El Müncid, Lisanı Arap, Tacul Arus’dan “hımar”ın temel manasının “örtmek” olduğunu göstermektedir. Anlaşılıyor ki mezheplerin yorumundan sonra “hımar” kelimesi ile sırf başörtüsünün anlaşılmaya çalışılması, bu sözlüklerde bu kelimenin bir manasının “başörtüsü” olmasını sağlamıştır. Fakat kelimenin temel manası mezheplerin kelimeleri tahrif etmesine rağmen bu sözlüklerden bile bellidir. Daha evvel açıkladığımız gibi ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu söylenir, baştan bahsedilmez. “Arapça’da kadınların başlarına örttükleri şeyin özel adı “hımar” değil “mikna” ve “nasıyf”tır. Hangi Arapça sözlüğe bakılırsa bakılsın “mikna(çoğulu mekani)” ve “nasıyfın” hanımların başlarını örttükleri kumaşın adı olduğu yazılıdır.”
KURAN’DA ÜNİFORMA YOK
Kadınların kapanması konusunun daha da iyi anlaşılması için ikinci olarak Ahzab suresinin 59. ayetini de inceleyelim:
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle cilbablarını(elbiselerini) üzerlerine giysinler. Bilinip incitilmemeleri için bu daha uygundur.
33 Ahzab Suresi 59
Bu ayetin anlaşılmasında kilit kelime “cilbab”dır. “Cilbab” Arapça’da gömlek, elbise gibi üste giyilen giysileri ifade eden bir kelimedir. Fakat hiçbir şekilde cilbab; belli bir yerden belli bir yere kadar örten giysi manasına gelmez. Gelenekçi İslamcıların kimisi kadının yüzü de dahil vücudunun tümünün örtülmesinin farz olduğunu, kimisi iki gözü, kimisi tek gözü dışındaki her yerini örtmesinin farz olduğunu, en ılımlıları ise yüz, eller ve ayaklar dışında her yerini örtmesinin farz olduğunu savunurlar. Oysa kadınların kapanmasıyla ilgili dinin tek kaynağı olan Kuran’da açıklananlar bu iki ayetle sınırlıdır. Yani kadınların başını örtmesi, peçe giymesi ve diğer anlatılan sınırlar Kuran’ın değil geleneklerin ve şahsi görüşlerin dine sokulmasının sonucudur. Eğer Allah böyle katı sınırlar çizmek isteseydi, bir ayette “Cilbabla; yüzünüz ve elleriniz dışında her yerinizi örtün” şeklinde bir sınırla kapanmanın sınırlarını çizebilirdi. Örneğin abdest ile ilgili ayette Allah, yıkanacak yerleri tek tek saymış ve “Dirseklere kadar ellerinizi yıkayın” gibi ifadelerle kesin sınırları koymuştur. Eğer Allah kapanmada da kesin sınırlar koymak isteseydi, bunu en azından bir cümleyle belirtebilirdi. Geçmiş kavimlerin başına gelenleri bile detaylarıyla anlatan Kuran, her şeyi açıkladığını kendisi söyleyen Kuran, eğer kapanmada sınırları belirlenmiş bir ölçü olacaksa ve bu bir tek cümleyle bile açıklanabilecekse, niye bu cümleyi içermesin? Bu açıklamanın olmaması, haşa Allah’ın unutmuş olmasından değil, bilakis bu tarzda kesin bir sınır koymak istememesindendir. Yukarıdaki 33Ahzab suresi 59. ayeti ele alırsak, ayette kesin hatları olmayan esnek bir ölçünün olduğunu görürüz. Ayetten, üzere alınan elbiseyle kadının bilineceğini, böylece incitilmeyeceğini anlarız. Kadın namuslu bilinirse, bilinmemeden dolayı bir incitilmeye uğramaz. Bazı insanlar namussuz, fahişe sandıkları kadınlara takılıp onları incitebilir. Ayet kadının üzerine elbise alıp bunu önlemesini sağlıyor.
Peygamber’in döneminde kadınların bir kısmının çırılçıplağa yakın, göğüsleri açıkta dolaştığı, hatta İslam’ın hakimiyetinden önce putperestlerin Kabe’de haccı çıplak yaptığı söylenir. (Kurtubi, el Camiil Ahkamil Kuran 7/189) 33Ahzab suresi 33. ayetten de İslam’dan önceki cahiliye döneminde kadınların süslerini açığa vurduğunu anlayabiliriz. Kendi dönemindeki ölçüyü ve fahişe kadınların açıklığının derecesini bilen kadınlar, elbiselerini ona göre ayarlayıp bu tacizden kurtulurlar. Günümüzde de eğer böyle bir durum olursa; kadınlar, kendi yörelerini, geleneklerini, şartlarını gözönünde bulundurup, kendilerini fahişe tipli kadınlardan ayırıp tacizden kurtulurlar. Burada şuna dikkat edelim; kadınlar elbise giyip tanınmamaktan dolayı oluşan tacizden korunur. Toplumda kadın nasıl giyinirse giyinsin taciz edecek adamlar da olabilir. Ayet namuslu bilinmemeden dolayı oluşan tacizi önlüyor ve bunu önlerken “daha uygundur” tarzında yumuşak ifadeler kullanıyor. Yoksa bazı erkeklerin beğendiği bir kadını terbiyesizce taciz etmesi bu ayetin konusu değildir. Ayetin esnek ve şartlara göre ayarlanacak ifadesinden anlaşılmaktadır ki kadın cilbabını (elbisesini) öyle giyecektir ki; çıplaklığıyla fahişe mesajı verenlerden ayrılacak, tanınacak ve böylece tacizden korunup, daha uygun bir hareket tarzında bulunacaktır. Kıyafet nasıl olmalıdır sorusu görüldüğü gibi ayetin içinde gizlidir; kıyafet ayetin amacına uygun olmalıdır. Eğer ki amaç yerine sınırlar önemli olsaydı ve bunda katılık gerekseydi, Allah ayeti ona göre indirirdi. Kapanmayı temel olarak bu iki ayet tarif etmektedir. Kapanmayı tarif etmemesine rağmen, kadınların giyimine değinen son ayetse 24Nur suresi 60. ayettir:
Nikah arzuları kalmamış, hayızdan kesilen kadınların süslerini göstermeye çalışmadan siyablarını (giysilerini) çıkarmalarında kendilerine bir günah yoktur. Sakınmak için iffetli davranmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah İşitendir, Bilendir.
24 Nur suresi 60
Bu ayette geçen “siyab” kelimesi de hiçbir şekilde belli bir yerden belli bir yere kadar olan bölgeyi kapatan bir elbise manasına gelmez. Bu ayetten, belli bir yaşa gelmiş kadınların, kıyafetlerine daha az dikkat edebileceğini anlıyoruz.
SICAKTA BAŞIN ÖRTÜLMESİ KÜLTÜRELDİR
Görüldüğü gibi Kuran’ın tarif ettiği kapanmada, İslam adına bugün uygulanan kapanma şekillerinin, peçelerin, çarşafların, başörtülerinin tarifi yoktur. Yani bunların temeli dinimiz değil, örflerin, geleneklerin dinselleştirilmesidir. Peygamberimiz’in döneminde erkek, kadın birçok kişinin gelenek olarak başını örttüğü söylenir. Kıyafetlerin giyilişindeki temel sebeplerden birinin sıcaktan korunma olduğunu 16 Nahl suresi 81. ayette söylemektedir. Sıcak yörelerde başı örtmek, böylece güneşin etkilerinden, güneş çarpmalarından korunmak birçok sıcak iklimli bölgenin kültüründe vardır. Fakat ne yazık ki dinimizde kadının başının kapanması geleneği farzlaştırılmış, erkeğin başına sarık takması da sarıklı namaz kılanın 70 kat daha fazla sevap alacağı izahlarıyla dîni bir kıyafete dönüştürülmüştür. Oysa ne erkeğin sarığının, ne kadının başını örtmesinin Kuran’da geçmemesi, bunların dinsel bir nitelikleri olmadığının delilidir. Allah isteseydi “Erkekler sarıkla namaz kılsın” veya “Kadınlar saçlarının tek teli gözükmeyecek şekilde başörtüsü taksın” izahlarıyla konuya açıklık getirirdi.
Günümüzde başörtüsü için yapılan şamatayı ve eylemleri görenler Kuran’da geçmeyen bu hükmün İslam’ın en temel hükümlerinden biri olduğunu, Kuran’da ısrarla üzerinde durulduğunu sanmaktadırlar. Geleneğin savunulması, radikal hareketlerin karşı radikalizmi artırması, başörtüsünü birçok kere gündemin birinci maddesi yapmıştır. Başörtüsünü ısrarla savunup eylemler yapanlara, her eylemin, zıtlaşmanın sonunda, uğrunda bu kadar zahmete katlandıkları şeyin, din değil de gelenek olduğunu anlatmak daha da zorlaşmaktadır. Yapılan her eylem akıllı düşünmeyi, objektifliği kenara bıraktırıp, akılcılık, Kuran’ı samimi değerlendirme yerine örfe sahip çıkmayı, inadı ön plana aldırmaktadır. Başörtüsü yüzünden okulundan ayrılan bir kıza, “Başörtüsü diye, pardesülü kapanma diye bir şey dinde yok, sen din adına Arap örf ve adetlerine, Emevi ve Abbasi döneminin uydurmalarına sahip çıkıyorsun” deyince o kız sizi ne kadar objektif değerlendirebilir? Bu yüzden hepimiz dinci yobazlık kadar, kişisel hak ve özgürlükleri kısıtlayan; başörtüsü, kıyafet yasağı gibi gereksiz uygulamalarla insanları radikal çizgilere iten yasaklamacı kafalarla da mücadele etmek zorundayız. Çünkü bu kafalar ancak dinci yobazlığın ve radikalizmin artmasına sebep olurlar.
[B]
A-L-E-V-İ 18.09.2005, 21:00 KADINLARI POŞETE SOKMA [/B]
Kuran’da gerekli malzemeyi bulamayan gelenekçilik , uydurma hadislerle, uydurma yorumlarla, mezhep izahlarıyla kadınları poşete sokulmuş şekilde kapatacak malzemeyi türetmiştir. Kuran’da 33Ahzab suresi 52. ayette Peygamber’in, bu ayetin inişinden itibaren güzelliği hoşuna giden bir kadın dahi olsa, artık evlenmesinin helal olmadığı söylenir. Demek ki Peygamber’in döneminde kadınların kıyafetleri kimin ne kadar güzel olduğunu bilmeyi engellemiyordu. Oysa mezheplerin izahlarındaki çarşaftan, peçeden, başörtüsünden hangi hanımın ne kadar güzel olduğu nasıl anlaşılabilir? Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da Kuran’ın gözardı edildiğini görüyoruz.
Her zaman olduğu gibi uydurma hadislerle dolu kitaplardan ise, işe gelen hadis alınmış, işe gelmeyen hadis görmezlikten gelinmiştir. Oysa hadis külliyatında Peygamber döneminde kadın ve erkeklerin aynı kaptan abdest aldıkları da geçer.(Bakın Buhari, vudu 43Ebu Davud, taharet 39 İbni Mace, taharet 36Nesai, taharet 56) Abdeste konu yerler ayak, dirseklere kadar eller, yüz ve baş olduğuna göre bu hadisten kadınların erkeklerle karışık ve başı açık oldukları anlaşılır. Oysa gelenekçi İslamcılık bu hadisi yorumlayarak atar ve kendi kafasına uygun diğer malzemelere sarılır. Peki madem kadının sizin söylediğiniz şekilde kapanmasının açık bir hüküm olduğunu söylüyorsunuz, niye ayrı ayrı kapanma şekillerini savunuyorsunuz? Neden kiminiz peçe farzdır, kiminiz ise değildir diyor? Neden kiminiz kadınların elleri gözükemez deyip yazkış kadınlara eldiven giydiriyor da, kiminiz kadınların elleri gözükebilir diyor? Neden kiminiz çarşaf dışında hiçbir şeyle kapanılamaz diyor da, kiminiz pardesü ile de olabilir diyor? Hiç şüphesiz kesin sınırlı bir hüküm olsa, böyle ayrı ölçüler çıkmazdı. Tüm bu ayrı ölçüler, hükümler kapanma konusunda geleneklerin, örfün, Emevi, Abbasi döneminin kadına bakış açısının dinselleşmesinin neticeleridir. Her bir ayrı kapanma modeli de “Allah’ın isteği tam budur.” diye savunulup sanki Allah’ın aynı konuda beşon tane ayrı görüşü varmış gibi bir komedi ortaya konulmuştur. Allah’ın kadınların giyinmesi konusundaki hükmü yukarıdaki 3 ayette bellidir ve bunlardan anlaşılan neyse kadının giyim tarzı öyle olmalıdır. Verilen esneklik de, tam bir sınırın olmaması da muhakkak hikmetlidir. Çünkü Kuran’ı indiren hikmetli olan Allah’tır ve Allah bu dini yüzlerce yıllık zaman dilimine, apayrı kültürlere, apayrı adetlere, apayrı iklimlere indirmiştir. Ayetlerdeki esneklikler dinimizin her şart ve zaman dilimine uyumunu sağlayan Allah’ın rahmet ve hikmetleridirler. Emeviler’in, Abbasiler’in kendi görüşlerini dondurup, Allah’ın görüşünü kendi bakış açılarına hapsetmeye çalışmalarından dinimizi kurtarmak hepimizin Allah’a karşı borcudur.
TEK GÖZ İZAHI
Buraya kadar Kuran’ın kapanma ile ilgili ayetlerini gördük. Şimdi de gelenekçilerin vardığı uçuk sonuçları görelim: Şafii ve Hanbeli mezheplerinde kadının istisnasız tüm vücudu her zaman kapanması gereken bölgedir (yüz ve eller de dahil). Hanefi ve Maliki mezheplerinde ise bir tek eller ve yüz, o da fitne olmayan koşullarda açık olabilir.(Sabuni Tefsirul Ayatil Ahkam 2/154,155) Es Suddi: “Kadın gözlerinden birini ve yüzünün açık kalan göz kısmındaki tarafını kapatır. Sadece bir göz açıkta kalır.” Ebu Hayyan: “Endülüs’te adet böyle idi. Kadının bir gözünden başka hiçbir yeri görünmezdi.”( Ebu Hayyan, El Bahrul Muhit) Şafii imamları kadının kesilmiş olan tırnaklarına dahi bakmayı yasaklamışlardır.(İbni Hacer el Heytemi, İslam’da Helal ve Haramlar 2/13) İslam’ın kadına farz kıldığı örtünme kadının yüzünü de içine almaktadır.(Fıkhus siyre sf:240) Kadının, yabancı erkeğin göğsüne, sırtına, bacağına lezzet korkusu olmasa bile bakması caiz değildir. Yüz ise fitne açısından ayaktan, saçtan ve bacaklardan daha ileridedir. Bu kısımlara bakmak ittifakla haram olduğuna göre, yüze bakmak da evveliyetle haram olması gereken bir fiildir. (Sabuni, Revai 2/156)
Gelenekçilikte varılan uçuk sonuçlar saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Yukarıda gördüğümüz gibi bırakın kadının komple kapanması gerektiği, kadının kesilen tırnağının bile görülemeyeceği iddialar arasındadır. Tüm bu izahları yapan gelenekçilerin sanki dinin tek kaynağının Kuran olduğunu kabul ediyorlarmış gibi “hımar” kelimesini ve ayetleri çekiştirip, Kuran’ı kendi kafalarındaki modele örnek gösterme çabaları şaşılacak bir tutumdur. Asıl sorun kadının kalktığı yere oturulamayacağını, hiçbir yönetici vasfı olmadığını, erkeğin kölesi gibi olması gerektiğini, kadınların çoğunun cehennemlik olduğunu zanneden zihniyette olmaktır. Başörtüsü ve diğer kapanma çeşitleri kitabın 21. bölümünde gördüğümüz zihniyetin sonucudur. Fakat günümüzde başörtüsünün özel bir yer kazanması mevcut gösteri ve eylemlerin neticesidir. Yoksa başörtüsünün kadının kalktığı yere oturulamayacağı izahından bir farkı yoktur. Başörtüsünün bu kadar tartışılması çağımıza mahsustur. Çünkü uydurmaların ortaya atıldığı ilk dönemlerde tartışma konusu “Kadının hangi bölgelerinin dışındaki yerler gözükebilir?” şeklindeydi. Tartışma “Tek göz mü, çift göz mü, tamamen peçe ile mi?” şeklindeydi. Bu dönemde kadınları tamamen kapatanların çoğu başörtüsü değil, çarşaf gibi tepeden tırnağa örtüleri kullanıyorlardı. Görüldüğü gibi başörtüsünü “hımar” kelimesiyle açıklamaya kalkmak yeni bir gayrettir. Daha eski yıllarda “hımar”ı peçe şeklinde tanımlama gayretleri, bugünkü başörtüsü gayretlerinin önündeydi! Aslında Kuran bu izahların hiçbirine geçit verecek izahlar içermez. Yoksa Kuran kesilen tırnağınızı göstermeyin mi diyor? Kuran peçe ile yüzünüzü örtün mü diyor? Kuran’da saçınızın tek telini göstermeyin deniyor mu? Saçın kapanmasına dair bir açıklama var mı? Peki, başınızı örtün diye hiçbir ifade var mı? Madem ki Kuran’da tüm bu izahlar yok samimi bir şekilde Kuran dışı kaynakları kullanıp bu uygulamaları çıkardığınızı itiraf edin. Kuran’ın kadınların giyimiyle alakalı 3 ayeti de, diğer izahlar da ortadadır. Hiç olmazsa kendi fikriniz içinde samimi olun, Kuran’ı çekiştirmeyin. Ayrıca şunu da belirtelim ki Kuran’da namaz kıyafeti diye ayrı bir kıyafet yoktur. Başörtüsü, peçe, çarşaf diye dinimizde bir şey olmadığına göre, elbette ki namazda da bunları giymenin bir mecburiyeti yoktur.
A-L-E-V-İ 18.09.2005, 21:01 FUTBOL OYNAYAN ERKEKLER SEYREDİLEBİLİR Mİ?
Gelenekçiler kadınların kapanması ile ilgili bu izahları yaparken, erkekler için de Kuran’da olmayan birçok zorluk getirmişlerdir. Erkeğin diz ile göbek arasını örtmesinin farz olduğu kimi mezheplerin uydurmasıdır. Gerçi Peygamber’in baldırının gözüktüğüne dair de hadis vardır ama, bazı mezhep imamları öbür hadisi beğenip erkeğin baldırı ile dizinin arası gözükemez demişlerdir. Üstelik erkeklerin birbirinin diz ile göbek arasına bakmasının da haram olduğuna kanaat getirilmiştir. Bu izaha göre futbol, basketbol gibi erkeklerin şortla oynadığı oyunları da seyretmek haram olur. Türkiye’de yaygın olan Hanefi mezhebinin koyu savunucusu televizyonlar, kendi mezheplerine göre haram olmasına rağmen; futbol, basketbol gibi sporların maçlarını hiç çekinmeden göstermektedirler. Bu da bizce bu grupların kendi inançlarında ne kadar samimi olduklarının bir göstergesidir! Erkeklerin sarı ve kırmızı giyemeyeceği de yine mezheplerin İslam’ının uydurmalarından birisidir.(Bakın Müslim libas 27 ve Mişkat 2/1247) Erkeklerin parlak olanlarının peçe giymesi gerektiği izahı da gelenekçi eserlerdeki bir izahtır. Sakal konusunda yapılan izahlar ise tam bir felakettir. Diyebiliriz ki kadında nasıl başörtüsü uydurma bir dîni sembole dönüştürülmüşse, erkekte bu sembolün bir karşılığı varsa o da sakaldır.
Sakal bırakmak sünnet, başörtüsü farzdır izahları yapılabilir, ama sakalı bırakmaya sünnet diyenler garip bir mantıkla kesmeye haram demişlerdir. Türkiye’ye hakim olan en büyük mezhep Hanefiliğe ve diğer mezhepler Maliki’ye, Hanbeli’ye göre sakalı kesmek haram görülmüştür. (Halil Günenç, İslam’da Kılık Kıyafet ve Örtünme sf:177) Tabi ki diğer uydurmalar gibi erkeklerin sakal bırakması gerektiğine dair bir izah Kuran’da yer almaz. Fakat mezheplerin İslam’ını savunanlar: “Allah sakal çıkarıyor, sen kesiyorsun. Sonra Allah yine sakal çıkarıyor, sen Allah’la savaşıp bir daha kesiyorsun...” gibi enteresan açıklamalarla sakalı kesmenin, Allah’la savaşmak anlamına geldiğini halka anlatmaktadırlar. Allah’a şükür ki Allah kitabı Kuran’da her türlü detayı verdi ve böyle saçma uygulamaları savunan fıkıh ve hadis kitaplarına bizi muhtaç etmedi. Ne mutlu Kuran’ın yeterliliğini anlayanlara. Ne mutlu Kuran’a güvenenlere.
Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?
29 Ankebut Suresi 51
KAYNAK:
http://www.kurandakidin.net/bolumler/22basortusu.htm
KADINLARI POŞETE SOKMA
Bunlar ne diyesim geliyorya...:((((((
Şafii ve Hanbeli mezheplerinde kadının istisnasız tüm vücudu her zaman kapanması gereken bölgedir (yüz ve eller de dahil). Hanefi ve Maliki mezheplerinde ise bir tek eller ve yüz, o da fitne olmayan koşullarda açık olabilir.(Sabuni Tefsirul Ayatil Ahkam 2/154,155) Es Suddi: “Kadın gözlerinden birini ve yüzünün açık kalan göz kısmındaki tarafını kapatır. Sadece bir göz açıkta kalır.” Ebu Hayyan:
Yani simdi mezheplere göremi kadin giyiniyor yada olunuyormu diyeyim bu mezheptekilermi kadinlarin nasil kapanmasi gerektigini söyluyor yoksa benmi yanlis anladim yazilanlarin hepsini okuyamadimda eger anladigim gibiyse cok güzel :(((((........
Bazi insanlar nefsine agir gelen konulari inkar ediyorlar, oysa aslinda bu mesele kuranda ve hadislerde söyledir ama ben nefsimi yenemiyorum, veya ben böyle yasamak istiyorum deseler en azindan küfre düsmezler. Kuranda olan bir seyi inkar etmek küfürdür.
Kurani Kerimde tesettür, Nur ve Nisa suresinde geciyor, kurani keriminde her ayeti her kelimesi ciddiye alinmasi gerekiyor. Hicbir ayet hatta kelime eksik veya fazla degildir.
Ama bir insan yok ben islama inanmiyorum diyorsa ona diyecek lafim yoktur. Bu herkesin kendi iradesine kalmistir. Allah Peygamberlerini ve Kitaplarini göndermistir, insana akilda vermistir dogru yol bu diye. Ahirette her kavim ve ümmet kendi peygamberine ve kitabina göre yargilanacaktir.
Zekeriya Beyaza gelince, ona bakarsan hicbirsey haram degil. Bikeresinde Beyaz Showda cikmisti, günah olan herseyi sevap diye nitelendirdi. Beyaz bile kafa bulmustu onunla. Zekeriya Beyaz ve Mehmet Nuri Öztürk gibi sözde ilahiyat profesörleri yaptiklari aciklamalarla anca kendilerini kandirabilirler. Az cok haramdan helalden haberi olanlar bu insanlarin itimad edilecek din bilginleri olmadiklarini bilirler.
Samimi bir sekilde islam hakkinda bilgi edinmek isteyen insanlarin kaynaklari her zaman kurani kerim ve hadislerdir.
TOKAT-Zile 28.11.2005, 18:46 türban takan cennete gidecek takmayanda cehenneme:3D_NG (7) :3D_NG (7)
yaw güldürmeyin adamı:3D_NG (25 :3D_NG (25
ya ozaman neden basörtülü bisekilde dogmuyoruz ?Bence basörtüsü arap Kültürüdür.Araplar Islamiyeti yayarken birkac seyi de beraberinde eklemisler.Madem basörtüsüyle cennete gidiliyor ozaman hertürlü pisligi yapalim ve sonra basimizi örtelimki cennete gidelim.oh ne ala.Bence bu teori cok sacma.
yaww boylee bir sacmalik olabilirmiikii alalalalal kim ne istiyorsaa yapar yaaaa iisteyen teseturlude giyinsin isteyen ortunsun isteyen buurnsun isteyen acik gezerrr zorlamii bolye birsey olabilirmikiiii kuranda yaziyormus da yok oyle yok boylee hic baska onemli konu yoktu kuran da basortusu konusuu yer aldiiii tovbe tovbee........... onemli olann ortunmeyklee muslumamn olmazz insan onemli olann ic tiirr icc dis degilllllll......... bende orutunurumm bende,, burunurum karalarii ama o ortunun altindaa her igrencligi yaparim....... musmulanim diye cikarim ortaligaa boyle biseyy olabilirmikiiiiiii....... ortunmeye yada acikliga degilll insanin ozune bakinnnnn.. iyi temiz insannnn kendini bilen insann cirilciplak olsa bilee ortunmekten daha cok hakka gecerr buda boyle bilineeeee tabiki yyinede herkesin duusncesine saygii duyuyorummmmm ....
saygilar............
Bu mesele çok uzun yıllardır ülkemizde konuş**** ve tartışma halinde sürdürülen bir hal almıştır.
Mesele samimi olarak inancı gereği başörtüsü takmak isteyen biriyle bu örtüyü siyasi bir sembol yapanlar arsında ayırım meselesidir.Gericilik ve ilericilik meselesidir.
Başörtüsü yada sakal yada insanların her hangi bir özel tercihinin aslında kimseye bir zararı yoktur ama bunu Erbakan ve teşkilatının bu konuyu getirdikleri yerden sonra konuşmak hayli zor olacak.Ama bizim demokratik Türkiyemizde böyle bir sorun kalmayacak.
kocaseyid 07.05.2008, 17:53 selam erenlere olsun münafığı alemeti üçtür konuştuğu zaman yalan söyler söz verdimi yerine getirmez emanete hiyanet eder beyazlar satılıktır ırkcı emparyalistlere satmışlar 99 tane doğru söyler 1 yalanla insanın aklını ifsat eder misyonerlerlere aldanmayın asıl bölücü onlar
kocaseyid 07.05.2008, 17:56 untmuşum islamda örtünme yok diyen b....... yemiş islamda örtünme vardır hemde farzdır ayette vardır
bildiğim kadarıyla Kur'an da bazı ayetler sadece indirildiği zamanı kapsamaktadır..
Müslümanların mekkeden medineye göçünden sonra medineli erkekler mekkeli müslüman kadınları taciz etmeye başladı..gerekçe olarakta tacize uğrayan kadını cariye sandıklarını öne sürüyorlardı bunun sonucunda Hz. Ömer peygamberimizden bu duruma bi çare bulmasını istemiştir ve Hz. Peygamber Allah a dua etmiştir..Allah bunun sonucunda kadınlara örtün emrini vermiştir..Fakat:
arapçada "hımar" kelimesi örtü anlamına gelmektedir. hımar başa örtülürse başörtüsü masaya örtülürse masa örtüsü olur.Başörtüsü ise "hımarürres" dir.Allah Nur suresinde hımar kelimesini kullanmıştır.Eğer başın örtülmesini isteseydi hımarürres kelimesini kullanırdı.Böylece "res" ile baş kelimesi vurgulanırdı.Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette başın sıvazlanması söyenirken baş kelimesinin arapça karşılığı "res" ile vurgulanmıştır.
Üstelik ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. Yani hımarın başı kapatması değil, ayette açıkça yaka dekoltesini örtmesi istenir.Yaka açığı manasına gelen ‘cuub’ kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem Hz. Musa’nın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.
“Hımar” kelimesi sırf başörtüsü manasına gelse bile bu ayetten başı örtmek değil yine yaka dekoltesini kapatmak anlaşılacaktı. Üstelik başörtüsünü Kuran’a maletmek isteyen zihniyet açık bir saptırma yaparak “felyedribne” fiilini “salsınlar” diye tercüme etmeye kalkmıştır. Böylece ayeti okuyan “başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar” şeklinde okuyacaktır. Oysa hiçbir şekilde “darabe” kökünden türeyen “felyedribne” fiili “salsınlar” manasına gelmez. Bu fiille örtünün yaka açığına konulması yani kapatılması anlatılır. Kuran’da salsınlar, indirsinler manasında “felyüdnine” kelimesi kullanılır. Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi “felyedribne” fiili yerine “felyüdnine” fiilini kullanabilirdi.
deniz166 11.05.2008, 18:07 Benim bildigim ve kabul etigim türban Anadolu kadınının basının bir kısmını hepsini degil rüzgardan ve kirden korumak icin örtmesidir...
Benim bildigim ve kabul etigim türban Anadolu kadınının basının bir kısmını hepsini degil rüzgardan ve kirden korumak icin örtmesidir...
zaten ona türban değil başörtüsü deniyor hem şekli hemde kullanış amacı farklı =)
deniz166 11.05.2008, 18:25 önceden öyleydi fakat şimdi baş örtüsü yada türban die ayrılamıyor yada ayırmak istenilmiyo ben zaten düşüncemi yazdım oraya
herne_peş_24 11.05.2008, 18:31 Yav valla din egrçekten eroin dir afyondur yani bunun içinde var olan emirleri veya sözleri uygulamaları tartışmak bile bana göre yanlış yani zaten saçmalık saçma saçma saçma saçma ....... saygılarımla ....
Yav valla din egrçekten eroin dir afyondur yani bunun içinde var olan emirleri veya sözleri uygulamaları tartışmak bile bana göre yanlış yani zaten saçmalık saçma saçma saçma saçma ....... saygılarımla ....
dine körü körüne bağlanmamalı tartışmalı ..burda senin saçma dediğin şey insanlara zorla uygulandırılan bir durumu eleştirmek mi .. zorla kadınları kapattıran zihniyetin ve bunu din adına yaptığını söyleyen zihniyeti eleştiriyoruz burda bi nevi..helali haram kılanları eleştiriyoruz
okancakirkaya 11.05.2008, 18:40 Arkadaşlar türbanın baş örtüsüyle bir anılmasının sebebi onunda doğal ve normal birşey olduğunun gösterilmesidir. Fakat biliniyor ki; orada kullanılan TÜRBAN kelimesi ve türbanlının gerek siyasi obje gerekse dini sömürü olarak kullanılmasdır...
Tabiki de özgülüğü her safhada ve her kademede istiyen insanlarız. Ama üzerinde durulması gereken en önemli şey bunun dinsel sömürü haline getirilmesi yani özgürlükten ziyade bir kavram boyutu kazanmasıdır...
Saygılarımla...
Ayrıca gereksin ikili polemiklere girilmemesi, üyelerin sadece fikir alış- verişinde bulunduğu mesajlara alaylı ve bilgili bir edayla en azından karşıdakinin bunu anlamasını sağlamayarak; mesajların seviyeli ve düzeyli olmasına dikkat edelim...
İyi Forumlar...
untmuşum islamda örtünme yok diyen b....... yemiş islamda örtünme vardır hemde farzdır ayette vardır
İslam’da Türban farz değildir. Farz olanda, köle, cariye, özgür ayırımı yapılamaz. Farzın, yakın akraba önünde ya da yabancılar önünde uygulanmasında ikircimliği olmaz; her zaman ve mekanda kendini ifade eder. İslam’da farz, altı değil, beş’tir.
Türban, Medine’nin Kozmopolit koşullarında bir simge olarak, özgür Müslüman kadını, köle ve cariye Müslüman kadından ayırt etmek ve tacizlerden korumak adına, süslerin örtülmesi için önerilmiştir. Kuranda da bu çerçeve içinde yer alan tüm ayetler kadının süsünü örtmesinden bahsetmiştir. Süs ise, Kuran’ın hiçbir yerinde kadın uzuvlarından biri olarak tanımlanmamıştır. Kuran’da süs ise, geçtiği her ayette açık ve sarih olarak, taşınan, takılan bir meta olarak belirlenmiştir.
Tarihin derinliklerinde de başörtüsü ritüelik bir simge olarak başladı. Zaman zaman kadının üretimde yer alışının bir ihtiyacı, sosyal yaşamdaki süsü olarak devam etti. Tarih içinde inanç güdüleriyle başlayıp süse dönüşen binlerce olgu gibi, baş bağlamakta aynı yolu izlemiştir. Türban ise, bunu tersten izledi, Peygamber döneminde bir takı-simge olarak, farklı olanı tanımla aracı olarak başlayıp sonradan inanca dönüştürüldü.
Örtünme dinin temel inanç unsuru olsaydı, Eskimolar peygambersiz Müslümanlar olarak, inanç şampiyonu olurlardı.
İslam Tanrısı dedi ki…
Allahın kullarından beklentisi İslam dinini en ayrıntılı işlenmiş konusudur. İslam dinin özü de burada yatar. Bunun için İslam dininde tüm olgular, yaptırımlar, eylemler, önermeler tek bir yöne doğru akar. O da Allaha takvada anlamını bulan, bağlılık, saygı ve inançtır. Bunun bin bir aracı ve her aracın bin bir şekli bulunabilir. Değişmeyen ise Allaha yönelimdir, teslimiyettir. Dinin adı da buradan gelmektedir, “Eslema” yani teslim oldu. İslam dininde inanç bu yüzden biçimlere endeksli değildir. Kuranda Allah, biçimlerle kulundan itaat istemeyecek kadar yüce bir yerde oturtulmuştur.
Bu yanıyla, kurandaki İslam’ın tanrısı, kullarına bağlılığı özce benimseme dışında, şekli simgesel hiçbir olguyu inancın temel unsuru olarak farz etmemiştir. Kuranda yazılı olarak dile gelen vahi dışında, tüm yaptırım ve önermelerin kul ürünü olduğu gerçeğiyle, özü benimsemiş bir Müslüman’a biçimleri inanç olarak benimseme farzı yoktur. Sünnet dahil, icma, kıyas din değildir. Vahi’yle ve kurandaki İslam’ın mantık tutarlılığıyla çelişen hiçbir önerme inanç kapsamı içinde bir hüküm olamaz. Uygulamasında her türden özgürlük olsa da ve bunu sosyal, siyasal yaşamda kişiye özel yaşanmasını savunmak demokrasinin gereği olsa da, dinin bir farzı, ya da inancın özüne ilişki olduğu iddia edilemez.
Bedreddin Mahir
bedreddin.mahir@gmail.com
İslam dini temel olarak, Kuranda yer alan ve vahi olduğu belirtilen Sure ve onun tek tek cümlelerini ifade eden ayetlerin mesajından oluşmuş bir dindir. Tanrısal olan budur, bu dinin peygamberi de hüküm sahibi değil, tanrının sadece bir elçisi ve kuludur; “Muhammed sadece bir elçidir” (Âl-i İmran Suresi (3), ayet 144). İslam dininin temelini oluşturan kurandaki mesaj, içinde bulunduğu çağından çıkıp gelmiş haliyle, tanrının tekliği mücadelesini vermiş ve bunun tüm yönleriyle belirginleşmesi için insana yükümlülükler getirmiştir.
che_4434 11.05.2008, 19:00 gecenlerde ilahiyat dr. u Sahin Filiz'in bir konusmasini dinledem kuran-i kerim turkce ye cevrilirken turkcede tam karsiligi olmayan kelimele le cevrilmis. ortunmede bunlardan biri. kuran daki ortunmeni sadece goguslerinizin uzerini ortun demis. bu bas otme carsafa burunme olarak gecmiyormor. bu yuzden yanlis anlasilmalar taa gecmisten gunumuze artarak gelmis... bu yuzden ilahiyat alanin da aydin insanlarin calismasi gerek. gecmisi tekralam degil. yeni yonler bulunmali....
Aşağıdaki başlığını (linkini) belirttiğim konu altında da uzman kişilerce Kuran'dan alınan kıyaslamalarla Baş Örtme kavramı tüm gerçeklikleri ele alınmış. Türban olayı, dogmatik değerlerle rant bulan siyasi gerici bir zümrenin ideolojik olarak nemalandıkları bir çıkar ilişkisinin dine dayandırılmasından başka birşey değil.
Baş Örtme ve Kuran (Belgeye dayalı bilgiler) (http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=39805)
Bu arada arkadaşın uyarısına rağmen devam eden, karşılıklı polemik içerikli mesajlar silindi. Lütfen konular altında kişisel munakaşalardan uzak durunuz!
dertli aşık 12.05.2008, 20:29 saygıdeger arkadaşlar hepiniz islamda kapan ma yada acılmadan bahsediyorsunuz biz alevi toplumuislamımı yoksa müslümanlıgınmıyaptıklarını elestırıyoruz ben kendimsahsen kapan manın asla kötu bişey olmadıgını ama bugunkimüslüman sihniyetinin kapanma düşünçelerine karsıyım hiçkimse inancını 1 metre bezle saklıyamaz sadece kendini kandırmışolur saygılar
_özgürlük_ 13.05.2008, 22:43 bende 1 bez parcasının insanın namusunu koruyacığını sanmıyorum... mühim olan insanın kapanması değil içinde kalbinde hiçbişey olmamasıdır diye düşünüyorum...
Kur-an'ı hiç okumadım herkez kendince bişeyler atıyor ortaya .... önemli olan kişilerin değil benim ne düşündüğümdür.. başım kapalı değil düşünmüyorumda kapatmayı başım kapalı değil diyede Allah'a kulluk görevimi yerime getirmiyor değilim..hem müslümanlık sadece baş kapatma ve namaz kılma olsa idi herkez namazını kılar basını kapar cennete giderdi...
aslında din tartışılmaz ama fikrimi söyledim...
|
|