iyidost69
18.04.2006, 10:07
Suçüstü...
CUMHURBAŞKANI’nın "irtica" uyarısına kızdılar.
Başbakan da kızdı ve "Kimse irtica tehlikesi var demesin. Varsa ispatlasın" dedi.
İspat; Başbakan’ın tepkisidir.
Laik cumhuriyetin Başbakanı’nın böyle bir uyarı karşısında, tam tersine mutlu olması gerekmez mi?..
Ama mutlu olamıyor.
Kızıyor.
Niçin?
*
Eğer Türkiye şeriatçıların, yobazların, dini siyasete ve ticarete malzeme yapanların cirit attığı bir ülke olmasaydı... Devrim yasaları durmadan saldırıya uğramasaydı... Türkiye’nin dışardaki sıfatı "ılımlı İslam"a dönüşmeseydi... Her gün gazetelerde dinci dayatma haberleri yer almasaydı...
O zaman "Cumhurbaşkanı da durup dururken suyu bulandırıyor" denilebilirdi.
Ama Türkiye, bu Türkiye...
Ve her gün önüne istihbarat raporları konulan Cumhurbaşkanı "irtica tehlikesinden" söz ediyor.
Başbakan kızıyor.
Neden?..
*
İrticanın sözlük anlamına bakın.
Sözlükler, "Toplum yaşamında çağdaş değerlere karşı çıkan, her yönüyle eskiyi özleyen, eski düzene dönülmesini isteyen ve bunu sağlamaya çalışan örgütlü hareket ve görüş" diyor.
Hepimiz biliyoruz ki sözlüklerdeki bu satırlar, sanki Türkiye’nin başındaki belayı tarif ediyor.
Bir an için dönüp Türkiye fotoğrafını görmeniz yeterlidir.
Başbakan niçin kızıyor?..
Diyelim ki Türkiye’nin kırk yılından sorumlu Süleyman Demirel kızmıyor, tersine "O sözleri iyi okuyun" diyor. Ya da cumhuriyet tarihinin tüm başbakanları "irtica" sözüne kızmadılar...
Niçin kızıyor bu?..
*
İnsanoğlunun en doğal tepkisidir; kabahati yüzüne vurulduğunda kızması.
Bence Başbakan kızıp "kanıt" istese de... Deve yükü ile kanıt MGK’nın dolaplarında varsa da...
En iyi kanıt Başbakan’ın hiddetidir.
Niçin kızıyor Başbakan?..
Niçin?..
Bekir Çoşkun'dan
CUMHURBAŞKANI’nın "irtica" uyarısına kızdılar.
Başbakan da kızdı ve "Kimse irtica tehlikesi var demesin. Varsa ispatlasın" dedi.
İspat; Başbakan’ın tepkisidir.
Laik cumhuriyetin Başbakanı’nın böyle bir uyarı karşısında, tam tersine mutlu olması gerekmez mi?..
Ama mutlu olamıyor.
Kızıyor.
Niçin?
*
Eğer Türkiye şeriatçıların, yobazların, dini siyasete ve ticarete malzeme yapanların cirit attığı bir ülke olmasaydı... Devrim yasaları durmadan saldırıya uğramasaydı... Türkiye’nin dışardaki sıfatı "ılımlı İslam"a dönüşmeseydi... Her gün gazetelerde dinci dayatma haberleri yer almasaydı...
O zaman "Cumhurbaşkanı da durup dururken suyu bulandırıyor" denilebilirdi.
Ama Türkiye, bu Türkiye...
Ve her gün önüne istihbarat raporları konulan Cumhurbaşkanı "irtica tehlikesinden" söz ediyor.
Başbakan kızıyor.
Neden?..
*
İrticanın sözlük anlamına bakın.
Sözlükler, "Toplum yaşamında çağdaş değerlere karşı çıkan, her yönüyle eskiyi özleyen, eski düzene dönülmesini isteyen ve bunu sağlamaya çalışan örgütlü hareket ve görüş" diyor.
Hepimiz biliyoruz ki sözlüklerdeki bu satırlar, sanki Türkiye’nin başındaki belayı tarif ediyor.
Bir an için dönüp Türkiye fotoğrafını görmeniz yeterlidir.
Başbakan niçin kızıyor?..
Diyelim ki Türkiye’nin kırk yılından sorumlu Süleyman Demirel kızmıyor, tersine "O sözleri iyi okuyun" diyor. Ya da cumhuriyet tarihinin tüm başbakanları "irtica" sözüne kızmadılar...
Niçin kızıyor bu?..
*
İnsanoğlunun en doğal tepkisidir; kabahati yüzüne vurulduğunda kızması.
Bence Başbakan kızıp "kanıt" istese de... Deve yükü ile kanıt MGK’nın dolaplarında varsa da...
En iyi kanıt Başbakan’ın hiddetidir.
Niçin kızıyor Başbakan?..
Niçin?..
Bekir Çoşkun'dan