Orijinalini görmek için tıklayınız : Defterimde Kuş Sesleri


iyidost69
19.04.2006, 14:48
Herkese merhaba
Arkadaslar erdal oz.un "defterimde kus sesleri" adli kitabini yeni bitirdim.insan bu kitaptan bircok sey ogreniyor. Size 316.sayfada yer alan, yasar kemal, onat kutlar ve erdal oz arasinda, bir taksi yolculugu sirasinda gecen, kitabin en begendigim anektodunu naklediyorum.
"....... Yasar agabey ile onat(kutlar), eczaneden cikip geldiler. Opustuk. Onat'la ikimiz taksinin arka koltuklarina gectik, yasar kemal, her zaman yaptigi gibi surucunun yanina oturdu.
Cankaya.ya dogru yola koyulduk. Yasar kemal, bilirim, sevdiklerini sovgulerle sever. Beni de oyle sevmeye basladi: 'e....oglu e...k' diye baslayan bir cumleyle onden arkaya bir soru soruyor, ben de arkadan yanitliyorum. Her sorusu yeni bir sovguyle basliyor. Ben de onun her sozcugunun, yasar kemalce bir sevgi sozcugu oldugunu bilerek, butun sorularini sevgiyle yanitliyordum. Bir ara surucu dayanamadi, bunca sovguye, bunca sevgiyle yanit veren kisiyi gormek icin saskinca donup beni gormek istedi. Birden cok ofkelendim. Niye baktigini sordum. Surucu basini salladi. Aynadan gulen saskin yuzunu gordum. Bu kez adamakilli ofkelendim: yaninda oturan adamin kaba biri oldugunu, tipik bir adanali koylu oldugunu, sevdiklerini ayinin yavrusunu sevdigi gibi sevdigini, butun bu kabaliginin yaninda turkiye'nin en buyuk yazari oldugunu, adinin da yasar kemal oldugunu soyledim.
Soylemez olaydim.
Surucu donup yasar kemal.e bakti.
"sen gercekten yasar kemal'sin" dedi. "tanidim seni agabey. Senin ince memet.ini sinop.ta, cezaevinde yatarken okumustum. Bayilmistim agabey. Sonra sivas.ta askerken, senin o muthis uclemeni okumustum; orta direk, yer demir gok bakir, olmez otu, agabey, mehmet ali, anasini omuzuna alip nasil da indiriyordu cukurova.ya. Agabey, o yilanlari nasil da duzusturuyordun. Sonra demirciler carsisi, sonra yusufcuk yusuf..."
Bir yazarin karsilasacagi en guzel yasantilardan biriydi. Yasar kemal keyiften kabardikca kabarmis, on cami kaplamisti. Onat'la onumuzu goremiyorduk. Arkada, karanlikta ikisinin konusmalarini dinliyorduk. Cankaya.da, farabi sokaga donduk. Elimizdeki yazili adrese gore sagda birkac ev sonra necdet ugur'un evinin onunde olacaktik. Geldik, durduk. Necdet bey'le karisi kapidaydilar. Sanirim biraz da gecikmistik. Surucu firladi. Ozel surucusuymus gibi arabanin on kapisini acti. Yasar kemal.in inmesine yardimci oldu. Onat.la ikimiz kapiyi kendimiz acip disari dokulduk. Surucunun bizi gordugu bile yoktu. Yasar kemal'le surucunun birbirlerine sarilislari gorulecek seydi. Yasar agabey, o herzamanki eliacikligiyla cuzdanindan cikardigi oldukca buyuk bir parayi surucunun eline sikistirdi. Surucu parayi bozamayacagini soyleyince, yasar agabey, gulerek 'hepsi senin' anlaminda surucunun omuzuna vurdu. Surucu saskindi. Yasar kemal.in elini optu. Bir daha sarilistilar. Kopamiyorlardi birbirlerinden. Surucu, sonunda tesekkur ederek, donup yerine gecti. Tam biz kapiya yonelirken. Uzanip arabanin sag kapi camini acti.
"yasar agabey" diye seslendi.
Taksiciye donduk
"ben sait faik.i senden daha cok seviyorum. Naaabeer!" Diyerek gaza basip uzaklasti.
Yasar kemal, elbette boyle bir son beklemiyordu. Onat.la ikimiz gulmekten kiriliyorduk, yerlerdeydik. Yasar kemal.se cok sisirilmis bir balona igne batirilmis gibi, ofkeden nerede sonecegini bilemiyordu.
"****, bunu kimseye anlatmayacaksiniz, anlatirsaniz agziniza s.......rim" dedi yasar kemal.

eylüleren
19.04.2006, 18:04
Paylaşımın için sağol gerçekten sonu ilginç......

puduhepa
10.05.2006, 09:59
NE KALACAK BİZDEN GERİYE (BİR SORU)

Akşamüstü oturdum yol kıyısına
Düşündüm
Ne kalacak bizden geriye
Balkan yaylasından ve bozkırlardan
Kafdağlarına giden şu bulut
Sonsuz mevsimlerle esmerleşen
Şu toprak ve derin çınar ağacı
Biz yokken de vardı

Çocukların şu gülen sarı feneri
Ayışığı
Ve ıssız balkonlarda
Kırmızı biberlerle üzgün yaşlıları
Aynı mandalda kurutan güneş
Çayırda gölgeler bırakacak
Dalgın yeryüzünde çekilirken

Kalabalık çarşılara tortusu
Çökecek
Tüccarın kanpazarından
Mezarlığa taşıdığı paranın
Değirmeni döndüren ter ırmağı
Kuruyunca ardında tuz kalacak
Ve bir anı öfkeli işçilerden

Sinirli kediler bir tekir şerit
Olacak
Ve bir çöl esintisi
Dörtnala kaybolan arap atları
Bir çavdar haritası çizecek
Bozkırı terkeden tarla faresi
Kuş tüyleri gökyüzünün camını
Buzlu yazılarla donatacak

Hersey değişiyor ama ne yapsak
Duracak
Tarihin uzun duvarı
Taşlara kırmızı izler bırakan
Ve aynı kıyıdan yürüyen köle
Silecek kıralların adını
Gene de karanlık dağ başlarında
Yarın bir kin gibi hatırlanacak
Kanlı soy ağacının dalları

Kiraz ve kamıştan kavalımızın
Sesleri
Dağılıyor havada
Bir kuyu ağzından geçiyor gibi
Rüzgarı mor fistanlı zamanın
Bu güzel şarkı da unutulacak
Kıyımlar acılar kanlar içinde
Savrulurken yaşadığımız günler
Bu soruyu mutlaka soracaksın

Ne kaldı ne kaldı bizden geriye?

Asli
10.05.2006, 10:09
teşekkürler