Seyduna
19.04.2006, 20:56
"Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin Atatürkçü bir vatandaşı olarak Kuran'a
el
basarım ki biz teknoloji kurbanıyız; âşık olduğum kadına tecavüz
etmem".
Sevgilisi Gamze Özçelik'i bayıltıp tecavüz ederken çektiği
görüntüleri
internette dağıtmakla suçlanan Gökhan Demirkol geçen hafta mahkemede
kurdu bu cümleyi...
Laiklikle Kuran'ın, el basmakla teknolojinin, aşkla tecavüzün
harikulade harmanlanmasıyla aşureleştirilmiş bir kişilik ve eylem
tanımı...
Bu bulamaç ne kadar iyi anlatıyor yaşamakta olduğumuz kişilik
bölünmesini değil mi?
* * *
Her kanalda, kargaların kahvaltı vaktinden gece baygın düşene dek
göbek
atan veya ekran başında göbek atanları alkışlayan halkım, "Ne
izlemek
isterdiniz?" diye sorulunca, tarih dersi çalışması gerekirken
internet
sohbetinde yakalanmış çocuk gibi, neredeyse hep bir ağızdan
"Belgesel"
diyor.
Başka?
"Dini programlar"...
Sonra?
"Açık oturum ve tartışmalar"...
En çok neden rahatsız?
"Magazin programlarından"....
* * *
Milliyet'in geçen haftaki manşetine bakılırsa toplumda "Herkes
herkesten rahatsız..."
Açık Toplum Enstitüsü'nün Boğaziçi Üniversitesi'yle birlikte yaptığı
araştırmaya göre halkımız özellikle "eşcinsellerden, evlenmeden aynı
evde oturan çiftlerden, küpe takmış erkeklerden, açık giyinen
kadınlardan"
rahatsız...
Peki en çok izlenen TV programları listesinin başında yer alan
magazin
programlarında kimler var:
Eşcinseller... evlenmeden aynı evde oturan çiftler... küpe takmış
erkekler... açık giyinen kadınlar...
"Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" diye sormaz mısınız?
Her daim en çok nefret ettiğini izleyen bir kitle görünce, o
kitlenin
bilinçaltında nefretle özen arasındaki medcezirin kokusunu almaz
mısınız?
* * *
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" yazısını her okul kapısına asan,
sözün sahibine ölesiye tapan bir toplumun 29 Mart'ta Güneş tutulacak
diye deprem beklentisine girmesine, seçimde ya da evlenirken
muhatabının dini inançlarını gözetmesine şaşmaz mısınız?
Fuhşun, özellikle de çocuk fahişeliğinin patladığı bir ülke
yurttaşlarının hep bir ağızdan "Namus her şeyden önemlidir" demesi
karşısında "Peki kim bu çocuklarla yatan?" diye sormaz mısınız?
Her gün karısını, kızını, annesini dövenlerin hem dayağın cennetten
çıkma olduğunu hem cennetin anaların ayağının altında olduğunu
söylemesi karşısında bu ikiyüzlülüğe bakakalmaz mısınız?
* * *
Rahatsızlık, çoğu kez iktidarsızlığın bir yan etkisidir.
Hızla değişen dünyada, değişim üzerindeki denetimini yitiren toplum,
bir yandan merakla, iştahla değişimi süzerken, öte yandan modern
hayatın ne getireceğini bilmemenin kaygısıyla sımsıkı geleneğe
tutunuyor.
Kafa karışıklığını gideren, eski huzurunu garantileyen ortak
paydalar
arıyor.
O yüzden ne kahvaltıda göbek atanlar gerçek Türkiye; ne açık
giyinenlerden rahatsız olanlar...
Arada bir yerdeyiz.
Laiklikle şeriat...
Teknoloji kullanmayla Kuran'a el basma...
Aşkla tecavüz arasında...
"Gelenek" diye diye modernliğe, "şeriat" diye diye laikliğe, "aşk"
diye
diye tecavüze doğru gidiyoruz.
el
basarım ki biz teknoloji kurbanıyız; âşık olduğum kadına tecavüz
etmem".
Sevgilisi Gamze Özçelik'i bayıltıp tecavüz ederken çektiği
görüntüleri
internette dağıtmakla suçlanan Gökhan Demirkol geçen hafta mahkemede
kurdu bu cümleyi...
Laiklikle Kuran'ın, el basmakla teknolojinin, aşkla tecavüzün
harikulade harmanlanmasıyla aşureleştirilmiş bir kişilik ve eylem
tanımı...
Bu bulamaç ne kadar iyi anlatıyor yaşamakta olduğumuz kişilik
bölünmesini değil mi?
* * *
Her kanalda, kargaların kahvaltı vaktinden gece baygın düşene dek
göbek
atan veya ekran başında göbek atanları alkışlayan halkım, "Ne
izlemek
isterdiniz?" diye sorulunca, tarih dersi çalışması gerekirken
internet
sohbetinde yakalanmış çocuk gibi, neredeyse hep bir ağızdan
"Belgesel"
diyor.
Başka?
"Dini programlar"...
Sonra?
"Açık oturum ve tartışmalar"...
En çok neden rahatsız?
"Magazin programlarından"....
* * *
Milliyet'in geçen haftaki manşetine bakılırsa toplumda "Herkes
herkesten rahatsız..."
Açık Toplum Enstitüsü'nün Boğaziçi Üniversitesi'yle birlikte yaptığı
araştırmaya göre halkımız özellikle "eşcinsellerden, evlenmeden aynı
evde oturan çiftlerden, küpe takmış erkeklerden, açık giyinen
kadınlardan"
rahatsız...
Peki en çok izlenen TV programları listesinin başında yer alan
magazin
programlarında kimler var:
Eşcinseller... evlenmeden aynı evde oturan çiftler... küpe takmış
erkekler... açık giyinen kadınlar...
"Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" diye sormaz mısınız?
Her daim en çok nefret ettiğini izleyen bir kitle görünce, o
kitlenin
bilinçaltında nefretle özen arasındaki medcezirin kokusunu almaz
mısınız?
* * *
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" yazısını her okul kapısına asan,
sözün sahibine ölesiye tapan bir toplumun 29 Mart'ta Güneş tutulacak
diye deprem beklentisine girmesine, seçimde ya da evlenirken
muhatabının dini inançlarını gözetmesine şaşmaz mısınız?
Fuhşun, özellikle de çocuk fahişeliğinin patladığı bir ülke
yurttaşlarının hep bir ağızdan "Namus her şeyden önemlidir" demesi
karşısında "Peki kim bu çocuklarla yatan?" diye sormaz mısınız?
Her gün karısını, kızını, annesini dövenlerin hem dayağın cennetten
çıkma olduğunu hem cennetin anaların ayağının altında olduğunu
söylemesi karşısında bu ikiyüzlülüğe bakakalmaz mısınız?
* * *
Rahatsızlık, çoğu kez iktidarsızlığın bir yan etkisidir.
Hızla değişen dünyada, değişim üzerindeki denetimini yitiren toplum,
bir yandan merakla, iştahla değişimi süzerken, öte yandan modern
hayatın ne getireceğini bilmemenin kaygısıyla sımsıkı geleneğe
tutunuyor.
Kafa karışıklığını gideren, eski huzurunu garantileyen ortak
paydalar
arıyor.
O yüzden ne kahvaltıda göbek atanlar gerçek Türkiye; ne açık
giyinenlerden rahatsız olanlar...
Arada bir yerdeyiz.
Laiklikle şeriat...
Teknoloji kullanmayla Kuran'a el basma...
Aşkla tecavüz arasında...
"Gelenek" diye diye modernliğe, "şeriat" diye diye laikliğe, "aşk"
diye
diye tecavüze doğru gidiyoruz.