Orijinalini görmek için tıklayınız : Ayazma hastalık saçıyor


celikmslm
19.07.2005, 20:45
Kürt illeri ile Karadeniz bölgelerinden yoğun göç alan gecekondu semti Ayazma'da lağım suyu ve fabrikalardan sızan atık suları çevre ve insan sağlığını tehdit ediyor. Sağlık ocağının bulunmadığı semtte, Göç-Der gönüllü sağlık personeli hizmet veriyor.

İstanbul'un Küçükçekmece İlçesi'ne bağlı 4 bin nüfuslu Ayazma semti, ekonomik ve sosyal nedenlerden dolayı Kürt illeri ve Karadeniz bölgelerinden göç alan bir gecekondu bölgesi. Okul ve sağlık ocağının bulunmadığı semte, lağım suyu ve fabrikalardan sızan atık sular çevre ve insan sağlığını tehdit ediyor.

Göç-Der'den sağlık hizmeti

Ayazma'daki kadınlara ve çocuklara, Sınır Tanımayan Hekimler Birliği Projesi kapsamında, Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (Göç-Der) tarafından Aralık 2004'te başlatılan ve bir yıl sürecek sağlık hizmetleri veriliyor. Doktor, hemşire ve sağlık personelinin gönüllü olarak çalıştığı projenin uygulanmasında, Sınır Tanımayan Hekimler Birliği'nden sağlanan ilaçlar da yetersiz.

Dere hastalık riskini artırıyor

Göç-Der'in yürüttüğü sağlık taraması projesinde gönüllü olarak çalışan Hemşire Hanım Tatar, Ayazma'da evlerin yakınından geçen atıklı derenin, hastalık yaydığını söyledi. Cilt hastalıkları ile çocuklarda bağırsak ve üst solunum yolları enfeksiyonunun sık görüldüğünü belirten Tatar, yaz ayının gelmesiyle hastalıkların daha da yaygınlaştığını kaydetti.

Tatar, "Bize şu ana kadar bin 400'e yakın hasta başvurdu. En fazla ishal şikayetleri geliyor. Kış aylarında çocukların yüzde 70'inde üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları görüldü. Annelerde ise anemi hastalıkları, el, ayak ve vajinal mantarlar sık görülüyor" diye konuştu.

Tatar, haftada bir gün kadınlara ana-çocuk sağlığı konusunda eğitim verdiklerini belirterek, sağlık taraması çalışmalarında kadın doğum kontrolünün de yapıldığını söyledi.

'Çocuklarımız hastalanıyor'

13 yıldır Ayazma'da oturan Fatma Özdemir, her yıl çocuklarının çeşitli hastalıklara yakalandığını söyledi. Derenin taşmasından dolayı kirli atıkların evlerinin içine kadar girdiğini belirten Özdemir, "Sağlık koşullarımız çok kötü. Çocuklarımda cilt hastalıkları var. Benim ayaklarımda mantar oluşmuş. Buradaki birçok insan gibi bizim de sağlık güvencemiz yok. Hastalandığımızda ne yapacağımızı bilemiyoruz. Tedavilerimizi yapamıyoruz" diye konuştu. Özdemir, belediye yetkililerinin derenin taşmasına yönelik bir çözüm geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Dere kenarında oynayan çocuklarının hastalandıklarını belirten Türkan Koçak,iki aylık çocuğunun sağlığı konusunda endişe duyduğunu ifade etti. Asiye Laçin ise, "Kızımın saçı dökülmeye başladı. Ben kanser olduğunu düşündüm. Ancak temizlik koşulları olmamasından dolayı çocuklarımız enfeksiyon kapıyor. Yıllardır burada eziyet çekiyoruz" diyerek, yaşam koşullarının düzeltilmesini istedi.


Alevi_Cocuk:3D_NG (27

ErdalNET
19.07.2005, 21:05
Çarpık kentleşmenin sonucu bu olacak tabikide hastalık yerine sağlık kaynağı olacak değil ya

munzur_hozat
21.07.2005, 00:42
kürt illeri diyor erdalnette sana gibi atlayıp cevap veriyor.Doğu illeri dicektin güsel kardeşim ama geçti diyemezsin banlamayı yemişsin.İstanbulda ben hep söylüyorum çarpık kentleşme var bence 10 seneden az istanbulda kalan insanları istanbuldan maddi yardımda bulunarak memleketlerine göndermek lazım bu sehir böyle hızlı büyümeye devam ederse batarız.

TheGodfather
21.07.2005, 23:22
kürt illeri diyor erdalnette sana gibi atlayıp cevap veriyor.Doğu illeri dicektin güsel kardeşim ama geçti diyemezsin banlamayı yemişsin.İstanbulda ben hep söylüyorum çarpık kentleşme var bence 10 seneden az istanbulda kalan insanları istanbuldan maddi yardımda bulunarak memleketlerine göndermek lazım bu sehir böyle hızlı büyümeye devam ederse batarız.

İstanbul B.Şehir belediyesi maddi yardım yaparak 2004 yılı itibarıyle 600 güneydoğulu aileyi memeleketine göndermiştir.Tabi bu yeterli bir sayı değil.Destek hala devam ediyor ama bu göçü durdurmak için topyekün bir seferberlik gerekiyor bu konuda.Yoksa istanbul çileden çıktı çıkıcak yani.İstanbul sokakları akşam 9 dan sonra korku tünelleri oldu kapkaç,hırsızlık,tinerciler yüzünden. Bunu durdurmak gerekiyor.Yoksa batışımız çok yakındır.

munzur_hozat
22.07.2005, 00:40
İstanbul B.Şehir belediyesi maddi yardım yaparak 2004 yılı itibarıyle 600 güneydoğulu aileyi memeleketine göndermiştir.Tabi bu yeterli bir sayı değil.Destek hala devam ediyor ama bu göçü durdurmak için topyekün bir seferberlik gerekiyor bu konuda.Yoksa istanbul çileden çıktı çıkıcak yani.İstanbul sokakları akşam 9 dan sonra korku tünelleri oldu kapkaç,hırsızlık,tinerciler yüzünden. Bunu durdurmak gerekiyor.Yoksa batışımız çok yakındır.

Ne diyelim en insancıl şekilde istanbulda işi olmayan istanbula yakışmayan insanlar buradan sürülsün.Ya ayak uydur ya da git.

Musçet
22.07.2005, 23:01
Kürt ili diye birşey yoktur, bölücülük yapmayalım, zaten sizin hakkınızda edindiğim fikirleri paylaşacağım çok kişi var emin olabilirsiniz!

ErdalNET
23.07.2005, 09:12
Kürt ili diye birşey yoktur, bölücülük yapmayalım, zaten sizin hakkınızda edindiğim fikirleri paylaşacağım çok kişi var emin olabilirsiniz!

Siz burada ne iş yapıyorsunuz buranın güvenliği senden mi sorulacak? Kimin ne yaptığına sen mi karar vereceksin? Başka işin yok mu senin? Kendine mit süsü verip milleti korkutacağını mı sanıyorsun. Zaten ülke senin bu zihniyetin gibi insanlar yüzünden bir adım ileri gidemiyor. Bu zihniyet kitapları yasaklıyor. Bu zihniyet insanları düşünmekten alıkoyuyor. Yazık. Descartes’in dediği “Düşünüyorum öyleyse varım.” sözü senin gibiler için birşey ifade etmiyor mu? Daha ne diyebilirim ki!

Ceyhun
23.07.2005, 10:19
Kürt ili diye birşey yoktur, bölücülük yapmayalım, zaten sizin hakkınızda edindiğim fikirleri paylaşacağım çok kişi var emin olabilirsiniz!

Beyefendi siz ne diyorsunuz? Neyi kiminle paylaşacaksınız? Burası özgür bir fikir platformudur. Buraya insanları gözetlemeye ve hoşunuza gitmeyen fikirleri birilerine bildirmeye mi geldiniz.

Ayrıca Erdal'ı da (genelde takdir etmesem de :) ) tepkisinden dolayı takdir ettim.

DiyaR_02
23.07.2005, 10:50
Siz burada ne iş yapıyorsunuz buranın güvenliği senden mi sorulacak? Kimin ne yaptığına sen mi karar vereceksin? Başka işin yok mu senin? Kendine mit süsü verip milleti korkutacağını mı sanıyorsun. Zaten ülke senin bu zihniyetin gibi insanlar yüzünden bir adım ileri gidemiyor. Bu zihniyet kitapları yasaklıyor. Bu zihniyet insanları düşünmekten alıkoyuyor. Yazık. Descartes’in dediği “Düşünüyorum öyleyse varım.” sözü senin gibiler için birşey ifade etmiyor mu? Daha ne diyebilirim ki!

Erdal arkadaşıma sonuna dek katılıyorum!!. birleşiyoruz herhalde :))