iyidost69
21.04.2006, 15:21
Ekonomiden sorumlu bakanın hafta başında dile getirdiği değerlendirmeler önemli, ancak günümüz koşullarında tartışmalı: "Moraller iyi olunca yatırımlar gelir ülkeye, tüketim normal seviyesinde devam eder. Endişe olunca hem yatırımcılar, hem de tüketiciler frene basar. Bu da ekonomik açıdan kötü sonuçlar getirir." Konuya bu bakış açısından yaklaşınca ''Habire olumsuzluk pompalayanlar, Türkiye''ye kötülük yapıyorlar'' şeklindeki değerlendirmesi de tutarlı gibi görünüyor.
Şahsen daha farklı düşünüyorum: Gerçeklerden bağımsız bir iyimserliğin de, kötümserliğin de ileride çok ciddi sıkıntılar yaşatacağını sık sık dile getiriyorum. Zira rekabet koşullarını olumsuz etkileyen, gelir dağılımını bozan ve bu süreçte yapısal sorunları ağırlaştırarak kalıcı çözümü imkânsız kılan yaklaşımlar kabul edilemez. Bu sonucu üreten yaklaşımlardaki beklenti setinin iyimserliği veya kötümserliği araç olarak kullanması hiçbir şeyi değiştirmez. Günü kurtarmak pahasına sorunların ağırlaşmasını göze almak, orta-uzun vadeli toplumsal çıkarlar açısından kabul edilebilir bir tercih olamaz.
Salt moraller iyi olsun diye benimsenen tedbirsiz ve küresel dengesizliklere kayıtsız bir gidişat, ancak felaket getirebilir.
Eğer dışa açık piyasa ekonomisi anlayışını benimsediyseniz, öncelikle küresel düzeyde olup biteni izlemek ve olası dengesizliklere karşı gerekli tedbirleri alarak kendinizi savunmak durumundasınız. Aksi takdirde evdeki hesabınızın çarşıya uyması tesadüflere veya mucizelere bağımlı olur. Bu durum zamanla ciddi bir zafiyete dönüşür ve dış güçler tarafından söz konusu ülke aleyhine kullanılabilir. Zira gerçeklerden bağımsız olarak morallerin iyi olması içeriden ve dışarıdan bazı kesimlerin desteğine bağımlı hale gelir, siyasi iradenin bu kesimlere teslim olmak dışında şansı kalmayabilir. Bu süreçte rekabet koşullarındaki olumsuzluk ve gelir dağılımında bozulmaya kayıtsız kalmak, geniş kesimleri masallarla uyutmaya çalışmak dışında seçenek kalmayabilir.
Dışa açık piyasa modeli içinde kalmak ve her olasılığa karşı tedbirli olabilmek mümkün değilse ne olacak? İçeride moralleri iyi tutmak adına gerçekleri dışlayıp ve dış destekçilere karşı tavizkâr bir yaklaşımı kabullenerek günü kurtarmak çözüm olabilir mi? Bu olumsuzluğu dile getirenler mi, yoksa üstünü örtmeye çalışanlar mı Türkiye''ye kötülük yapıyorlar?
Evet endişe olunca hem yatırımcılar hem de tüketiciler frene basar ve bu durum bütçe dengesi, kamu borçlanması ve mali sistem açısından hiç de iyi olmaz. Fakat diğer taraftan rekabet koşullarının iyice olumsuzlaşması, gelir dağılımının bozulması, kurumsal ve bireysel düzeyde gelecekteki gelirlerin bugünden tüketilmesi ve bu süreçte gerçekçilikten uzaklaşıldığı için ortaya çıkacak büyük israf, görmezden gelinebilir mi? Tüm olumsuzlukları değişim lafının arkasına saklanarak kamufle etmek, artan cari açıkla birlikte kontrolden çıkan dışa bağımlılığa kayıtsız kalmak ne anlama gelebilir?
Ekonomide bağımlılıklar arttıkça, gerçeklerden uzaklaşmak ve sorunların ağırlaşması pahasına günü kurtarmak kaçınılmaz olabilir! Morallerin iyi olmasına bağımlılık, net sermaye girişine bağımlılık, küresel dengesizliklere tahammülsüzlük gibi faktörler söz konusu ekonominin kendi çıkarlarını korumasını, kendini savunmasını imkânsız hale getirebilir. Bu kısırdöngüye girildikten sonra çok ciddi maliyetleri göze almadan kurtulmak mümkün olmayabilir. Siyasi irade gerçeklere tahammül edemez hale gelebilir... Bağımlılıklar arttıkça içeride moralleri iyi tutmak adına yalanları yenileriyle desteklemek, dışarıya karşı ise daha büyük tavizler vermek kaçınılmaz hale gelebilir. Bu koşullarda ülkeyi yönetmesi gereken siyasi irade, içeride ve dışarıdaki bazı kesimlerin yörüngesine girmekten kurtulamaz...
Sahi ABD''nin İran konusundaki talepleri karşılanırsa veya karşılanmazsa ne gibi durumlarla karşılaşmak durumunda olabiliriz?..
Radikal den Uğur Civelek
Şahsen daha farklı düşünüyorum: Gerçeklerden bağımsız bir iyimserliğin de, kötümserliğin de ileride çok ciddi sıkıntılar yaşatacağını sık sık dile getiriyorum. Zira rekabet koşullarını olumsuz etkileyen, gelir dağılımını bozan ve bu süreçte yapısal sorunları ağırlaştırarak kalıcı çözümü imkânsız kılan yaklaşımlar kabul edilemez. Bu sonucu üreten yaklaşımlardaki beklenti setinin iyimserliği veya kötümserliği araç olarak kullanması hiçbir şeyi değiştirmez. Günü kurtarmak pahasına sorunların ağırlaşmasını göze almak, orta-uzun vadeli toplumsal çıkarlar açısından kabul edilebilir bir tercih olamaz.
Salt moraller iyi olsun diye benimsenen tedbirsiz ve küresel dengesizliklere kayıtsız bir gidişat, ancak felaket getirebilir.
Eğer dışa açık piyasa ekonomisi anlayışını benimsediyseniz, öncelikle küresel düzeyde olup biteni izlemek ve olası dengesizliklere karşı gerekli tedbirleri alarak kendinizi savunmak durumundasınız. Aksi takdirde evdeki hesabınızın çarşıya uyması tesadüflere veya mucizelere bağımlı olur. Bu durum zamanla ciddi bir zafiyete dönüşür ve dış güçler tarafından söz konusu ülke aleyhine kullanılabilir. Zira gerçeklerden bağımsız olarak morallerin iyi olması içeriden ve dışarıdan bazı kesimlerin desteğine bağımlı hale gelir, siyasi iradenin bu kesimlere teslim olmak dışında şansı kalmayabilir. Bu süreçte rekabet koşullarındaki olumsuzluk ve gelir dağılımında bozulmaya kayıtsız kalmak, geniş kesimleri masallarla uyutmaya çalışmak dışında seçenek kalmayabilir.
Dışa açık piyasa modeli içinde kalmak ve her olasılığa karşı tedbirli olabilmek mümkün değilse ne olacak? İçeride moralleri iyi tutmak adına gerçekleri dışlayıp ve dış destekçilere karşı tavizkâr bir yaklaşımı kabullenerek günü kurtarmak çözüm olabilir mi? Bu olumsuzluğu dile getirenler mi, yoksa üstünü örtmeye çalışanlar mı Türkiye''ye kötülük yapıyorlar?
Evet endişe olunca hem yatırımcılar hem de tüketiciler frene basar ve bu durum bütçe dengesi, kamu borçlanması ve mali sistem açısından hiç de iyi olmaz. Fakat diğer taraftan rekabet koşullarının iyice olumsuzlaşması, gelir dağılımının bozulması, kurumsal ve bireysel düzeyde gelecekteki gelirlerin bugünden tüketilmesi ve bu süreçte gerçekçilikten uzaklaşıldığı için ortaya çıkacak büyük israf, görmezden gelinebilir mi? Tüm olumsuzlukları değişim lafının arkasına saklanarak kamufle etmek, artan cari açıkla birlikte kontrolden çıkan dışa bağımlılığa kayıtsız kalmak ne anlama gelebilir?
Ekonomide bağımlılıklar arttıkça, gerçeklerden uzaklaşmak ve sorunların ağırlaşması pahasına günü kurtarmak kaçınılmaz olabilir! Morallerin iyi olmasına bağımlılık, net sermaye girişine bağımlılık, küresel dengesizliklere tahammülsüzlük gibi faktörler söz konusu ekonominin kendi çıkarlarını korumasını, kendini savunmasını imkânsız hale getirebilir. Bu kısırdöngüye girildikten sonra çok ciddi maliyetleri göze almadan kurtulmak mümkün olmayabilir. Siyasi irade gerçeklere tahammül edemez hale gelebilir... Bağımlılıklar arttıkça içeride moralleri iyi tutmak adına yalanları yenileriyle desteklemek, dışarıya karşı ise daha büyük tavizler vermek kaçınılmaz hale gelebilir. Bu koşullarda ülkeyi yönetmesi gereken siyasi irade, içeride ve dışarıdaki bazı kesimlerin yörüngesine girmekten kurtulamaz...
Sahi ABD''nin İran konusundaki talepleri karşılanırsa veya karşılanmazsa ne gibi durumlarla karşılaşmak durumunda olabiliriz?..
Radikal den Uğur Civelek