Orijinalini görmek için tıklayınız : geç kalmayın...


seheryeli
23.04.2006, 13:47
Bu sabah mailbox‘ımda şöyle bir mesaj vardı.. arkadaşımdan izinsiz kullandım ama hoşgöreceğinden eminim...

‘Dün pazara çıktım yine mutluluk çiçeği ile sevda gülünü aramaya çiçek satan elleri ve yüzü güneşten nasır tutmuş yaşlı teyzeye sordum bana tebessüm edipte boşuna aramamamı söyledi bu yalancı dünyada yıllar önce solduklarını ancak hayal ülkesinde bulabileceğimi söyledi...’

Siz hiç hayal ülkesini aramaya kalktınız mı son zamanlarda? Mutluluk çiçeğinin tomurcuklarını ektiniz mi yarınlara?... ya sevda gülünü dermeyeli kaç zaman oldu! Nasılda düştük dünya derdine. Yalancı dünya sahtekarlığıyla yoketti hayal ülkesini. Herkes geçim derdinde. Kimsenin zevki yok hayattan. Üç kuruşun hesabını yapıyor insanlar. Çocukluğumu hatırlıyorum. Her hafta gazinoya giderdik, ayda 4-5 kez dışarıda yemek yerdik. Güzel havalarda piknik yapardık, şimdikiler bunlara varoş gözüyle bakıyor. Oysa onun tadını bilenlerden dinleseler o dünyayı. Bir ağaç gölgesinde yenen domates, peynirin, yakılan mangalların lezzetini, yaşa bakmadan oynanan istopun, yakartopun, ip atlamanın bir anda nasıl coşku doldurduğunu yüreğimize. Küçük küçük papatyalardan yaptığımız taç vardı, her tarafı diken diken başak gibi olan yeşil otların avucumuzsa sürttükçe elimizden kaymasını hatırlarım, topladığımız ateş böceklerini dilimize ıslatıp alnımıza yapıştırırdık gün batımında. Doğa bizim elimizdeydi o zamanlar, para bizim cebimizdeydi. Şimdi bizi yöneten ne aile bağları, ne boş zaman eğlenceleri. Sadece hayat kavgası. Hangimiz endişeli uyanmıyoruz sabahları. Maaşı almadan içimizden kaç kişi eline ne kalacağını hesaplamadan harcama yapıyor. En yakın akrabanızı, arkadaşınızı ne zaman aradınız en son ‘nasıl gidiyor, keyfiniz yerinde mi?’ diye.. hep işimiz olunca açılır oldu telefonlar. Hangi bayram gelince birkaç gün önceden ziyaret planını yapıyoruz. Çocuklarımız ve biz bayram gelse de bir yerlere kaçsak derdindeyiz. Okullar bile eski tadında değil. Mahalle okulları gitgide yok oluyor özel okulların gölgesinde. Tıpkı marketlerin tüketmesi gibi sokak bakkallarını. Okula giderken halimi düşünüyorum da şimdi; örgülü uzun saçlarım, beyaz yakam, siyah önlüğüm. Sihirbazın çantasından neler çıkacağını izlediğim meraklı gözlerle açtığım beslenme çantam geliyor aklıma, bir de saç baş darmadağın, yaka kaymış, tebeşir tozuna bulanmış önlüğüm. Komşu teyzelerimiz vardı, amcalar, abiler, ablalar. Her sokakta muhakkak bir deli, bir hacı amca ya da hacı teyze bulunurdu. Oysa ki şimdi akıllıya hasret kaldık yaşantımızda. Çocukluğunu doya doya yaşayanlardan oldum. Mendil aralarında aldığım harçlıklar, beyaz bir tabakta gelen ev baklavası, sokaklarda kurulan bayram yerleri... Apartman duvarlarında yankılanan çatapat ve mantar seslerini en son ne zaman duydunuz? Kaçımızın penceresinde çiçek var... ve tadını çıkararaktan suluyor onu. Sadece kurumaması için dökülen suyun içinde olmayan yaşama sevincini, bizden birşeyler kopararak topraktan süzüldüğünü hangimiz görüyor... yapılabilecek tek şey var gibi.. o da bizim elimize bakan bir çiçeğe bile sabahın en mükemmelini sunabilmek zira onun tek dünyası biziz. Aramaya gerek yok aslında sevda gülünü. En ufak bir hüzün çöktüğünde gözlerimiz doluyorsa, başkasının acısında sızlıyorsa yüreğimiz, coşkusunda içimizden çığ gibi büyüyorsa sessiz çığlıklar sevda gülü hala yaşıyor demek ruhumuzda.. Hayal ülkesini ise çoktan yokettik ellerimizle.

En azından şimdi birşeyler yapın, hadi telefona sarılın sesini uzun zamandır duymadıklarınız için. Küçük bir saksı koyun evinizin köşesine onu canlı tutarak kendinizi güçlü hissedin. Ekmek arası birşeyler hazırlayıp bir ağaç gölgesinde oturun, telaşe içinde insanları seyrederek kendinizi şanslı görün bunu yapabildiğiniz için..

Dünyaya mana veren insanoğlu... o zaman insan gibi yaşamaya ve bunun tadını çıkarmaya başlayın.. belki yarın olmayız ya da olmazlar sevdiklerimiz.

sevgilerimle..