Orijinalini görmek için tıklayınız : Can Korkusu Değil, Yurt Sevgisi..


izem
25.04.2006, 17:06
Can korkusu değil,
yurt sevgisi...


Pazarlamacılar, çıkarcılar, şerbetçiler, dönekler, sapkınlar, Türkiye üzerindeki oyunlarını şirretlikle sürdürüyorlar. Ne duruma gelindiği her alandaki ibretlik oyunlarla görülüyor. Kapkaç, gasp, yaralama, öldürme başta olmak üzere artan suçlar, intiharlar, icralar, işyerlerinin kapanması, iflâslar her gün gazete sayfalarını dolduruyor. Yıllardır gündemin ilk sırasını oluşturan ekonomik, siyasal, hukuksal öbür sorunlar ayrı. Yine yıllardır birincil tehlike gösterilen irtica giderek yaygınlaşıyor. Kendilerine göre komünistlikten, faşistlikten, kürtçülükten, bölücülükten, yıkıcılıktan şeriatçılığa geçip iktidar olanaklarından yararlanmaya çalışan arsız-yüzsüz takımı çevreye pembe yapraklar serpiyor. AB ve ABD güvencesiyle, insan hakları ve demokrasi sömürüsüyle Türkiye’ye düşmanlık yapanlar bildiklerini okuyorlar. Bunların hepsi neye ve kime güvenerek oluyor? İktidara. Konya’da bir bayan gazeteciye başı açık olduğu için saldıranlar neyi anımsatıyor? Neleri düşündürüyor? Ne günlere kaldık? Bundan daha iyi irtica belirtisi mi olacak? İran’daki gibi herşeyi ellerine geçirdikleri zamana kadar mı beklenecek, ancak o zaman mı tehlike olduğu kabûl edilecek? Kendini hukukçu, başarılı bir gazeteci sanan, sık sık işine gelen yayınları, özellikle Atatürk ve İnönü karşıtlıklarını kaynak gösterip öneren bir mâlûm ve mâruf, Atatürk ve lâiklik karşıtlığı hastalığıyla “irtica korkusu”na bağladığı uyarıları, endişeleri gereksiz bulur. Yıllardır kötülerin değişik saldırıları ve öldürme tehditleriyle karşı karşıyayız. Atatürkçülerin can korkusu yoktur. Ölümden korkanların yaşamaya hakları olmadığını söyler, yazarız. Bizim yurt ve ulus sevgisiyle ürpermemiz, sakınmamız vardır. Önerilerimiz, uyarılarımız, kanlı ve paslı irticanın her kötülüğü çekinmeden yapabileceği, hele iktidarın açık-kapalı desteği olursa Türkiye Cumhuriyetini yıkmak için her yola başvurabileceği konusundadır. Başka bir şey için değil. Şeriat azgınlığına karşı çok uyanık olunmalıdır. Kadın-erkek ayrılıkları, peçeli tiyatrolar, yeşil bayraklı sözde karikatür tepkileri, sıkmabaş direnmesi, kadrolaşma, imam hatip ayrıcalıkları, yargıya ve üniversitelere saldırı, yasama korumaları. Böyle yalanlarla, böyle tutumlarla, böyle yolsuzluk ve aykırılıklarla dindarlık olur mu? Lâikliğe neden karşılar? Hiçbir lâik insan yaralayıp öldürdü mü inanç nedeniyle? Dini, inancı, namazı, orucu engelledi mi? Hayır! Sömürü ve çıkara, pisliğe ve kötülüğe, bağnazlığa ve yobazlığa karşı çıkıyor. İnançlara herkesten çok saygılıdır. Sözde dindarların yaptıkları ortada.


Yekta G.Ö.

EŞİTLİK PARTİSİ
02.05.2006, 13:25
Sevgili izem...

Elbette bunlar varda,peki bu yazıyı yazan insan yıllardır bunu görmemiş mi...DEVLETİMİZİN üç temel direğinden YARGININ en üst seviyesinde ona bu DEVLET görev vermiş...
Bu anlattıkları bir günde gerçekleşmedi ve bir günde oluşmadı...
Bilirsiniz ki önemli olan bir hastalığın teşhisi erken yapılırsa tedavisi o kadar kolay olur...
Ne yani bu insan da bir vatandaş,bir sürü birikimi var,parti kurmuş daha ne yapsın diyebilirsiniz...
Hayır sevgili izem,hayır...bu sözleri söyleme hakkı en son bu tür insanlardadır...elbette kimsenin kişiliğini eleştirmek gibi bir hakkımız yok,insanların becerileri ve olanakları sınırlı olabilir ama,o insanda durumunu gerçekçi bir şekilde değerlendirip sadece ileri haraketlere yardımcı olur,önderliğe soyunmaz...
Bu ne anlama gelir biliyormusunuz,işler o aşamaya gelmiş ki,-ki doğru...- eski anyasa mahkemesi başkanında gücü yetmediğine göre,geçmişte bunu görmediğine göre,demek ki karşımızdaki güçler o kadar güçlü ki,eh artık uğraşılmaz...konuyu derinlemesine bilmeyen insanları bu düşünceye sevk ederki,bu çok tehlikelidir...
Hep tekrarlıyoruz,sırf DEVRİMCİ mücadele içerisinde,yanında yada kenarında olmanın ne denli AĞIR BEDELLER ödendiğini bizzat yaşayan ve hala bedeller ödeyen bir insan olarak bu tür insanları çok iyi tanıyoruz...ha art niyetlilermi,hayır ama LÜTFEN GÖLGE etmesinler başka İHSAN İSTEMİYORUZ...
Evet İRANDAKİ devrimci mücadelenin 1979 da nasıl hunharca BOĞULDUĞUNU biliyoruz,nasıl ihanete uğradığını çok çok iyi biliyoruz...o günlerde bir TUDEH yetkilisinden dinlemiştim...aynı bu tür insanlardan bahsetmişti...
Dahası AFAGANİSTANDAN türlü zorluklarla VANDAKİ BM kampına ailesiyle sığınan bir insanın anlatımlarıda aynı doğrultudaydı...
İlla ki insanların aynı şeyleri yaşayıp öğrenmesini beklemek elbette en büyük ihanet olur,ama bu anlatımlar zamanında değerlendirilirse sanırım aynı AKİBETLER yaşanmaz...
Bölgemizde uygulanan emperyalist proje dün,YEŞİL KUŞAKTI,bu gün BOP...
Bu öyle basit bir proje değil,en ince ayrıntısına kadar planlanmış,yüzlerce yılı içeren bir proje...konuya bu açılımla yaklaşmadan sadece bu ülkelerde kullanılan ZAVALLI maşaları belirtmek bir bütünü saklamaktır...
HUMEYNİ nerde yetiştirildi,AFGANİSTANDA kullanılan ve bizdeki İHL lere benzeyen PAKİSTANDAKİ okulları kim açtı,SADDAMI kim yetiştirdi...ve nihayet bu gün İRANIN başındaki adamın tavırlarını SADDAMIN tavırlarıyla bir karşılaştırın lütfen...
Ve nihayet RTE nin geçmiş ilişkilerini,CHP-MSP koalisyonunu ve onlara sağlanan olanakları...diğer arap ülkeleri saymıyorum...
Sadece samimi MÜSLÜMAN insanları rahatsız edecek bu tür yazılar sadece ve sadece kusura bakmayın ama EMPERYALİSTLERE ve onların yerli İŞBİRLİKÇİLERİNE hizmet eder...
Sizlerden ricam,10/11/1938 den sonrayı tekrar tekrar incelemeniz...
Geçen yazdım HALKIMIZ bunu görmüş,o gün bunu ANIT KABİRDE bizzat gözlerime gördüm...
Evet ne acı ki,İNÖNÜ'nün mozolesi o kalabalıkça ya ziyaret edilmedi,ya çok az ziyaret edildi...epey bekledim,kimse yönlendirmiyordu bu HALKI...kendiliğinden ama bilinçlice bir haraketti...
Çoğu bu tavrmıza kızıyor,efendim ATATÜRK'ün en yakın arkadaşı,milli şef...vs...haddimizmiymiş falan...
Valla HALKIMIZ kimin haddi,kimin haddi değil çok iyi görüyor...
Ve nerde o anlı şanlı medya...
Saygılarımızla...

Bektaş ÇELEBİ