Orijinalini görmek için tıklayınız : Tunceli / Ovacık (tanıtım 2. sayfa)
xerama sıma poru.
Kardeşler biliyorsunuz tuncelide baraj yapılması söz konusu.O değerli topraklar sular altında kalma tehlikesi altında.
O soğuğun sert yiğidin mert olduğu yer.Tunceli gözelerine uzanan eller kopmalı ve kopacak...:olmadi Bu konudaki görüşlerimizi paylaşalım...
Planınız bir yıl içinse pirinç ekin, on yıl içinse ağaç dikin, yüz yıl için
ise insanları eğitin.
dream kardeş... başlık, balıktaki sinirli surat ve mesajın içeriğinin hiç alakası yok... daha önce barajlar ile ilgili j-konu açılmıştı. arama butonundan arayabilirsin..
hoşgeldin..
yAlnızca bir kırıntıydın içime düştüğünde vakitsiz anda !!!!
bilmediğim bir nedenden alıp götürdüğünde o yerlere !!!!
kederde budalalıktan başka yaşamın anlamı varmıydı varmıydı!!!!
aradım aşkı buldum sen sendedir!!!
ya bu benim içimde dolaşanda kimdir!!!
ye bu benim içimde meken tutanda kimdir!!!
http://www.ahmetaslan.com
mercanmavisi 18.05.2006, 19:04 dream ben ovacıklıyım
mercan köyü
Merhaba mercanmavisi bende ovacik söğütlü köyündenim.
Mercanda akrabalarımız var.belki taniyorsundur.
Aleviforuma hoşgeldin.
ben ersiner bende ovacıklıyım
garipuşağı köyü
kızıl bizon 26.05.2006, 18:07 bra sımare slam kon.ovacıklı ve 85 de YİBO da olanınız var mı arkadaşlar ben avcılar ist dayım.
herkese
selamlar bende ovacıklıyım kozluca köyünden rojama
ben kozulca koyundenim sen in ismin ne nerdensin sen rojama
selam herkese, torunobalıyım ben de
mehtapdersimli 21.06.2006, 23:41 bende ovacıklıyım, büyükköy
nazmiyeliyim ama ovacıkda gözelerden su içtim gerçekten güzel yerler.
Slm Herkese Bende Ovacikliyim İsmİm ErdİnÇ
nurhak62 08.07.2006, 01:53 bende ...havuzlu koyünden.. ama görmiyeli uzun zaman oldu.
şimdi bursada yasıyorum..
nazmiyeliyim ama ovacıkda gözelerden su içtim gerçekten güzel yerler.
Doğrusu, Nazımiye.
Doğrusu, Nazımiye.
Esasında o da doğru değil biliyormusun?
Dersim adını nasıl ki Tunç eli yaptılar
KızılKilise'yide padişahın torununa ithafen nazım iye yaptılar.
pirimunzur 09.07.2006, 13:29 ben bu topigi nasl gormemi,şm yaw bende ovacik liyim yarı kızık yarıda arel liyim ovaciklilarin bukadr oldugunuda bilmiyordun:D sevindim sıma pörü xerama kırmanciyima zaf esto nicado erilleimne :):)
:uhhm: bu arada herkes festivale beklyoryuz:uhhm:
Comandante_62 16.07.2006, 17:15 kökenim ovacık ama erzincanda yaşıyoruz 38den beri
kökenim ovacık ama erzincanda yaşıyoruz 38den beri
Evet can zaten 38 den beri bizi dersimden çıkarmaya çalışmakta olan bazı kuruluşlar var ve bu günümüzdede barajlar konusu ile ne yazıkki devam etmekte...
dewrano62 17.07.2006, 10:00 bende pulumurluyum
munzur6262 17.07.2006, 10:22 bende ovacıklıyım ve ovacıktada yaşıyorum.hepinizi ovacığa bekliyorum.
sELAM EDERİM HALKIMA, TANZİLİYİM ,burdan ulaşın
ovacıklı 30.07.2006, 16:33 slm bende yaylagünü baba tarafından anne tarafı köseler
Mabexer Xorte Welatemi Ezik Pulurrao name dowami Ziyara Xizir Wayre Simabo
Neq Nasiyo Simara Dur Bero Mi Na Pelge Vinit Zaf Sa Biyo Kamke Juanema Zano Mire Nustero Ez Xello Demo Welatira Duriyo Wazenke Juanema Qeyiskiri Labela Kesi Newenon Kesoke Wenon Inayik Juanema Xo Vira Kerde Quman Nekenke Simayik Bizanere Serre Sima Kice Xortema Juanema Ne Musay Kokimiyik Xo Vira Kerde Na Zerramide Biya Kerqane
Ovacık'lıyım.
Babam tarafı Konak anam tarafı Ziyaret.Ama hepimiz anam köylüyüz.Babamın tanıdığım akrabaları ya yurt dışında yada büyükşehirlere göç etmiş.
toprak62 08.12.2006, 21:59 ben ovacıklıyım ziyaret köyunden
Comandante_62 19.03.2007, 14:41 şah hasan aşiretinden olan varmı abbasanlı?
Erzincanda dersim kökenli çok insan yaşıyor. Şu an istanbuldayım
cerdem06 19.06.2007, 16:15 124441244512446
1244712448
1244912450
1245112452
1245312454
1245512456
12457ATTACH]12458[/ATTACH]
[İLÇENİN İDARİ DURUMU VE TARİHÇESİ
İlçeye ilk insan yerleşiminin hangi tarihte olduğu bilinmemektedir.Yörenin dağlık olması nedeniyle ilçeye insanların daha geç tarihlerde yerleştikleri düşünülmektedir. İlçe, M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasından sonra Bizanslıların egemenliğine girmiştir. İlçeye; 639 tarihinde hakim olan Araplar Hozat İlçesini merkez yapmıştır.
1200’lerin başında Mengüç Beylerinden Ahmet Gazi, Erzincan Yöresine hakim olmuş ve Ovacık bölgesinde etkili olmuştur.1340 yılında Mengüceklerin yenilmesi ile Erzincan Beyi Mutahharte yöreyi kendi beyliğine bağlamıştır. Moğolların, Anadolu Selçuklu Devleti’ni mağlup etmesiyle, yöre Moğolların denetimi altına girer.1514 yılında Çaldıran’da Safavi Hükümdarı Şah İsmail’i yenen Yavuz Sultan Selim Ovacık’ı Osmanlı topraklarına kattı.1500-1800 yılları arasındaki dönem, Osmanlı Devleti’nin gerileme ve duraklama dönemi olup, bu dönemde yöre beylikle yönetilirdi.Ovacık, çeşitli aşiret çatışmalarına sahne olur. Uzun bir dönem merkezi denetimden uzak kalır.
Tanzimat’ın ilanından sonra 1879 yılında Hozat İlçesi merkez olmak üzere Dersim Vilayeti kurulunca Ovacık’ta buraya bağlanmıştır.1908 yılında da Hozat Mutahasırlığında iken bucak merkezi olan Yeşilyazı (Zeranik) ayrı bir ilçe olarak teşkil edilmiştir.Birinci Dünya Savaşında Rusların amacına yaklaşmaları üzerine geçici olarak Hozat ilçesinden idare edilmiş, tehlike geçtikten sonra merkez yine Yeşilyazı Bucağına taşınmıştır.
Hozat Vilayetinin kaldırılmasıyla, İlçe 1926 yılında Elazığ’a bağlanmıştır.1936 yılında Tunceli Vilayeti teşkil edilince Tunceli İline bağlanmıştır.
1937 yılında Pulur Mahallesi’nde yeni siteler yapılarak ilçe merkezi Yeşilyazı feshedilerek bugünkü yerleşim yeri olan Pulur (Mareşal Çakmak) Mahallesine verilmiş ve aynı yıllarda Belediyelik olarak tarihteki yerini almıştır.
Doğusunda Tunceli Merkez İlçesi ve Pülümür İlçesi, batısında Çemişgezek İlçesi, Kuzeyinde Kemah İlçesi ve Erzincan İli ve güneyinde Hozat ilçesi ile komşu olup deniz seviyesindeki yüksekliği 1300 metredir.
1993 yılına kadar merkeze bağlı kırk dört (44),Yeşilyazı Bucağına bağlı on beş (15), Karaoğlan Bucağına bağlı yedi (7) olmak üzere altmış altı (66) köy muhtarlığı ve muhtarlıklara bağlı yüz altmış sekiz (168) yerleşim ünitesi (Mezra) vardı.
1993 yılında ilçeye bağlı altmış altı (66) köyden dört (4) köyün tüzel kişiliği kaldırılarak ilçeye bağlı köy sayısı altmış iki (62)’ye düşmüştür.
1994 yılında güvenlik nedeniyle ilçe merkezine bağlı otuz (30) köy ve bu köylere bağlı yüz yirmi sekiz (128) mezra boşaltılmıştır.Halihazır Pulur (Mareşal Çakmak) ve Kandolar Mahalleleri’nden oluşan ilçe merkezinin kendisine bağlı otuz iki (32) köy ve bu köylere bağlı kırk (40) mezrası bulunmaktadır.
2000 yılı genel nüfus sayımına göre ilçe merkezi nüfusu 5822’dir.Köy nüfusu 2692 olan Ovacık,1538 kilometre karelik sahaya sahip bir ilçedir.
İlçe, il merkezine Munzur Vadisi’ni takip eden 58 kilometre stabilize yolla bağlıdır.İlçenin kuzeyinde bulunan Munzur Dağları ve dağlar üzerinde soğuk ve berrak suyu ile Munzur Gölleri ve kaynağını bu göllerden alan dünyaca ünlü alabalıkları barındıran Munzur Suyu ve bu suyun vadisinde bulunan ormanlar, zengin madenler, sarımsak, bal, ceviz, fasulye, gözeler ve av hayvanları Ovacık ilçesinin doğal güzelliğini ve turistik özelliğini teşkil eder.
2003 YILI RESMİ KAYITLARA GÖRE ESKİ VE YENİ İSİMLERİ İLE İLÇEYE BAĞLI KÖYLER
OVACIK İlçe Merkezi
Pulur(Mareşal Çakmak) Mah.
Kandolar Mah.
Sıra No Merkez Bucağı
1 Ağaçpınar(Haçkireç)
2 Akyayık (Solhesen-Merkal)
3 Arslandoğmuş (Çırpajin)
4 Aşağı Torunoba (Kırmel)
5 Aslıca(Nenikuşağı)
6 Bilgeç (Bılges)
7 Büyükköy
8 Çakmaklı
9 Çambulak (Kerğat)
10 Çat
11 Çayüstü (Mamkirek)
12 Çemberlitaş (Gevrek-Pozivang-Remik)
13 Çöyürlük (Bozikuşağı)
14 Eyimli (Maraş-Kıraç)
15 Eğrikavak (Kalko-Kalikuşağı)
16 Eskigedik (Birman)
17 Gözeler
18 Güneykonak (Çakperi)
19 Havuzlu (Hopik)
20 Isıtma
21 Işıkvuran (Harşi)
22 Konaklar
23 Koyungölü (Kedek)
24 Kozluca
25 Köseler (Tanzi)
26 Kuşluca (Derik-Semko)
27 Mollaaliler
28 Otlubahçe (Gazikuşağı)
29 Öveçler (Kerdiz)
30 Paşadüzü (Kodi)
31 Sarıtosun (Mıstıuşağı)
32 Şahvardi (Sürü)
33 Tatuşağı
34 Tepsili (Mırkıuşağı)
35 Yakatarla (Zarik)
36 Yalmanlar (Kalan-Büyükköy)
37 Yarımkaya (Hamzikuşağı)
38 Yaylagünü (Arzumak)
39 Yazıören (Velolar)
40 Yenisöğüt (Kandilli)
41 Yoğunçam (Tilek)
42 Yoncalı (Ortinik)
KARAOĞLAN BUCAĞI
43 Karaoğlan-Bucak Merkezi
44 Aktaş
45 Buzlutepe (Kakper)
46 Doludibek (Mamles)
47 Elgazi
48 Garibuşağı
49 Halitpınar
YEŞİLYAZI BUCAĞI
50 Yeşilyazı (Zeranik) Bucak Merkezi
51 Ada
52 Burnak
53 Cevizlidere (Merho)
54 Eğripınar (Eciphar)
55 Hanuşağı
56 Karataş
57 Karayonca (Pardi)
58 Kızık
59 Söğütlü
60 Topuzlu
61 Yenikonak (Havaçor)
62 Ziyaret
COĞRAFYASI
I.YERİ VE SINIRLARI:
Ovacık ilçesi Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat Bölümü’nde yer alan; idari bakımdan bağlı olduğu Tunceli il merkezinin yaklaşık 58 Km. kuzeybatısında yer almaktadır.
İlçenin güneyinde Hozat ilçesi,güneydoğusunda Tunceli merkez ilçesi,doğusunda Nazimiye ve Pülümür ilçeleri yer almaktadır.İlçenin kısmen kuzeydoğusunda Erzincan ili yer alırken; kuzeyinde Erzincan iline bağlı Kemah ilçesi kuzeybatısında İliç ilçesi ve batısında da Kemaliye ilçesi yer alırken; güneybatısında yine Tunceli iline bağlı olan Çemişgezek ilçesi yer almaktadır.
Bu sınırlardan özellikle Erzincan ili ile olan kuzey sınırı doğal faktörlerden yer şekilleri ile belirlenmiştir.Bu sınır tamamı ile Ovacık ilçesi ile Erzincan ili arasında yer alan Munzur-Mercan Dağları’nın doruk kısımlarını izleyecek şekilde geçmektedir; fakat belirlenen bu sınır beşeri faaliyetler açısından ele alınırsa biraz daha kuzeye ya da güneye kayabilmektedir.Özellikle Munzur Dağları üzerindeki yaylaların bir çoğu Ovacık ve Erzincan arasında ortak kullanım alanlarını teşkil etmektedir.
II.GENEL ÖZELLİKLERİ
A) FİZİKİ ÖZELLİKLER
1)Yer Şekilleri: Fazla büyük olmayan bu düz alan deniz seviyesinden yaklaşık 1350 metre yüksektedir ve etrafı 3000 metreyi aşan yükseltilerle çevrilidir.Ovanın güneyi yerleşme ve ekonomik faaliyetler açısından uygun iken kuzeyi boydan boya Munzur Dağları ile çevrilidir ki bu alan da devamlı yerleşmeler çok azdır.Bu dağlık alan Kuzey Anadolu Dağları ile Toros Sıradağları’nın bir uzantısının birleştiği ve adeta bir düğümlenme meydana getirdiği bir sahaya karşılık gelmektedir.İlçenin içinde bulunduğu ovayı çevreleyen bu yüksek alanlar çok eğimli,engebeli ve kayalık olduğu için tarımsal faaliyetler yok denecek kadar azdır.
İlçenin fiziki özellikleri beşeri olayları şekillendirmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.İlçe yer şekilleri bakımından,son derece yüksek,dağlık ve engebeli bir yapıya sahiptir.Bu da ilçedeki iklim,toprak,bitki örtüsü ve diğer fiziki şartları etkilemiştir.Bu engebeli alan içindeki en belirgin düz alan ilçe merkezi ve birçok önemli yerleşmenin de içinde bulunduğu ve aynı zamanda ilçeye adını vermiş olan Ovacık Ovası’dır.
Ovacık ismi adeta bu ovanın fazla büyük olmadığını belirtmek için konmuştur ki; bu düz alanın jeolojik zamanlarda bir göl alanı olduğu ve şu anda belki de çevresi ile tek bağlantısını sağlayan Munzur Vadisi ayağı (Göllerin fazla sularının dışarıya gönderdiği akarsu yatağı) ile sularını dışarıya gönderdiği tahmin edilmektedir.Ova alanının bir zamanlar göl alanı olduğunun en büyük kanıtlarından biri ova çevresinin su birikmesi için çok uygun yükseltilerle çevrili olmasıdır.Ayrıca ova tabanındaki toprağın bu kadar düz serilmiş olması ancak su etkisi ile mümkün olabilmektedir.Ayrıca ova tabanındaki taş ve kayaçların yuvarlak ya da yuvarlağa yakın olması da bunun bir kanıtıdır.Köşeli ya da tabakalı materyaller ova tabanında yok denecek kadar azdır.İlçede yaz sıcaklıkları tarımsal faaliyetler açısından yeterli olmasına rağmen kış sıcaklıkları oldukça düşük değerler göstermektedir.Bu düşük sıcaklıklar gerek kültür bitkiler ekimi ve gerekse hayvancılığı son derece olumsuz etkilemekte; kış mevsimi her açıdan çok zor geçmektedir.Kış mevsiminde sıcaklığın 0 C’nin altına indiği donlu günlerin sayısı oldukça fazladır.
2) İklim: İklimin diğer önemli bir öğesi olan yağış koşulları ilçedeki ekonomik faaliyetleri hem olumlu hem de olumsuz yönde etkilemektedir.Yıllık ortalama toplam yağış miktarı 200 mm, civarında olan ilçede yağışlar genelde sonbahar mevsiminde artmaya başlayarak; kış mevsiminde en yüksek seviyeye ulaşıp; ilkbahardan itibaren azalmaya başlayarak; yaz mevsiminde en düşük seviyesine düşerek; tipik bir karasal iklim özelliği göstermektedir.Bu yağışlar genellikle kasım ayı ortalarından itibaren mart ayı sonlarına kadar kar şeklinde iken; ilkbahar ve sonbaharda yağmur şeklinde düşmektedir.İlçede bazı yıllar en fazla kar yağışının 4 m.’ye yaklaştığı görülmektedir.İşte bu yağış özellikleri sıcaklıkla birleşince ilçedeki ekonomik faaliyetleri olumsuz etkilemektedir.Çünkü yaklaşık 6 ay kadar süren kış koşulları gerek tarım gerekse hayvancılık faaliyetlerini sınırlamıştır.
Bu iklim özelliklerinin özellikle de yağışın önemli faydaları da vardır.Kar örtüsü iletken olmadığı için kışın kar ile örtülen kültür bitkilerinin düşük sıcaklıklarda donmasını önlemektedir.Ayrıca kışın bol miktarda görülen kar yağışı ilçenin su potansiyelidir.İlkbaharda yavaş yavaş eriyerek; yeraltına sızan ya da akar sulara karışan kar suları, ilçenin yaz mevsimindeki tüm su gereksinimini karşılamaktadır.
İlçenin en önemli akarsuyu ilçe merkezinin yaklaşık 17 Km. batısından kaynağını alan ve Ovacık ilçe merkezi ile Tunceli il merkezinin içinden geçerek Elazığ yakınlarında Keban Baraj Gölüne dökülen Munzur Suyu’dur. Diğer önemli akar suları ise çevredeki yüksek alanlardan topladıkları suları belirli aralıklarla Munzur Nehrine döken;Kızılca suyu,Kuru dere,Boğaz deresi,Arel deresi Paşadüzü deresi,Değirmendere,Aksu deresi,Mercan suyu ve Çayüstü deresidir.
İlçede doğal göller fazla değildir.Bu göllerin en büyüğü ilçe merkezinin kuzeyindeki Munzur Dağları üzerinde yer alan ve Köseler Köyü sınırları içinde olan, bir buzulun bulunduğu yerde erimesi hem de buzul etkisi ile oluşmuş olan irili ufaklı göllerin en önemlileri ise Mercan Gölleri,Kepır Gölü,Kamışlı Gölü,Cenk Dere Gölü ve Hızır Gölüdür.
3)Doğal Bitki Örtüsü : Diğer bir fiziki özellik olan doğal bitki örtüsünün de ilçenin ekonomik faaliyetlerine etkisi büyüktür.İlçede mera alanlarının, en büyük payı aldığı görülür ki en önemli ekonomik faaliyetin hayvancılık olmasının önemli sebeplerinden biri budur.İlçenin kuzeyi boydan boya çıplak kayalık alanlarla çevrilidir ve burada sadece belirli mera alanlarında yaylacılık faaliyeti yapılmaktadır.İlçede yer alan fundalıklar yeni yetişen veya tahrip edilerek bozulmuş ağaçlık alanları temsil eder ki; buraların eskiden tamamı ile orman alanı olduğu bilinmektedir.Orman alanları çoğu orman köylerinde ekonomik geçim kaynağı olmasının yanı sıra ilçe merkezi ve köylerinin kışlık yakacak ihtiyacının hemen hemen tamamı da bu ormanlardan karşılanmaktadır. Munzur Çayı vadisi boyunca uzanan çayır alanları ise; ilçedeki büyük baş hayvanların otlak alanları ve kışlık yem ihtiyacını karşılamaktadır.İlçedeki doğal bitki örtüsünün hizmet sektörüne de olumlu etkileri vardır.Son derece ilginç,güzel oluşum ve doğal güzellikler turizm açısından birçok ziyaretçiyi kendine çekebilmektedir.
4) Toprak Özellikleri : İlçenin kuzey kesimleri kayalık bir özellik gösterirken diğer kesimlerde genelde yükselti ve bitki örtüsünden dolayı kahverengi orman toprağı türleri yaygındır.İlçe merkezinin de bulunduğu ova alanı çevredeki yüksek alanlardan koparak etek kısımlarında birikmiş kolüvüyal ve Munzur Çayı’nın geçtiği alanlar ve çevresinde akarsular tarafından taşınılarak getirilmiş alüviyal malzeme ile örtülüdür.Toprak ve kayaç özellikleri ilçedeki eski zamanda yapılmış konutların yapı malzemesi ve tipini etkilemiştir.Konut yapımında çevrede bol olarak bulunan taşlar ve ağaçlar kullanılarak soğuk kış günleri
cerdem06 19.06.2007, 16:19 1245912460
1246112462
FOLKLOR
OVACIK YÖRESİNDE OYNANAN HALK OYUNLARI
ŞAHİN UÇURDUM:
Bu oyunun en önemli figürü tohum serpmedir.İlçemiz geçimini tarımla sağladığı için,bu oyundaki tohum serpme de buradan gelmektedir. Oyun düğünlerde oynanmaz. Bu oyun yörenin tarımcılıkla uğraştığını belirtmek için eskiden beri halk oyunlarında giriş oyunu olarak oynanmaktadır.Oyunun müziği kendiliğinden oluşmuş ve zamanla değişik ritmlerde çalınarak şimdiki halini almıştır.Oyun ismini tarlaya tohum serpildikten sonra uçurulan kuştan almıştır. Bu kuş tarlaya serpilen tohumların kuşlar tarafından yenmemesi için uçurulur.Ancak buradaki kuş herhangi bir kuş olabilir.Ağızdan Şahin olarak çıktığı için bu adla anılmıştır.
KARAÇOR :
Geçmişi çok eskiye dayanan yöremizde çok sevilen ve bilinen bir halk oyunudur. Kara çor yani “Dik halay” daha çok düğünlerde oynanan bir oyundur.O kadar sevilen bir oyundur ki;oyunun ezgisini duyan yöre insanı iş yaparken bile olduğu yerde ayaklarını kımıldatmaya başlar.Oyunun en önemli figürü parmak uçlarıyla oynanmasıdır.Bir süre oynandıktan sonra topuklar yerden kalkar,dizler çekilerek;oyuna devam edilir.Daha sonra oyuncular gruplar halinde köşelere dağılarak güzel bir figür ortaya çıkarırlar.Oyunun sonlarına doğru oyunun zazeke kısmı oynanır.Tüm oyuncular grubun başındaki oyuncuya dönerek;müzik eşliğinde eğilerek,sağa-sola yaylanarak oyuna devam ederler.Bu arada ezginin ritmi giderek düşer.Baştaki oyuncu döner ve bütün ekip hep beraber üç defa oturarak birleşirler.Daha sonra hızlı oynamaya geçilir.
KEÇİKO :
Bu oyunun geçmişi çok eskiye dayanır.Oyun genelde yaşlılar tarafından oynanır.Oyun yaşlılar tarafından daha ağır bir ritimle; gençler tarafından ise;daha hızlı bir ritimle oynanır. Oyunun oyuncu sayısı fazla ise ikişer grup halinde,az ise, bir grup halinde arka arkaya dizilerek;köprü figürü oluşturularak oynanır.Bir süre bu şekilde oynandıktan sonra ilk baştaki iki kişi köprünün içinde geçerek,iki elini birbirine vurarak ayrılır.Bu figür tüm oyuncular tarafından sırasıyla yapılır.
GULE :
FADİKE
BAYGIN :
YÖRESEL KIYAFETLER
BAŞLIK : Kız ve erkekler başlarına poşu takarlar.Kızlar poşuyu tacın üzerine bağlarlar. Poşunun üzerine de etrafı oyalı tülbent dolarlar.Bu dolayış yöreye özgüdür.
GİYSİ: Temel giysi olarak üç etek giyilir.üç eteğin antik bir değeri vardır.Tamamen renkli ve işlemeli bir giysidir. Adından da anlaşılacağı üzere üç parçadan oluşmaktadır.
Bele sarılan şalın üzerine siyah renkli kuşak ve peştamal bağlanır.Kollara kolçak geçirilir.Üç eteğin altına renkli satenden dikilmiş pijama ve ayaklara çarık giyilir.
Erkek oyuncular tarafından siyah renkli şalvar giyilir.Şalvarın üzerine de beyaz kolalı gömlek giyilir.Gömlek siyah renkli cepkenle bütünleştirilir.Ayaklara da yine kızlar da olduğu gibi yünden yapılmış beyaz çorap ve çarık giyilir.
DÜĞÜN TÖRENİ :
Düğünden birkaç gün önceden davetiyeler dağıtılmaya başlanır. Yöremizde davetiye olarak genellikle elma ve şeker dağıtılır.Düğünün gerçekleşeceği erkeğin bulunduğu köyde ise hazırlanan yağlı ekmek-yöremizde “Pesara”diye bilinir davul eşliğinde dağıtılır. Ancak gelişen teknoloji ile birlikte bugün yazılı kart uygulamasına da sıkça rastlanılmaktadır.
Düğün için kız evine erkek tarafı ile birlikte gidenlere “Zeyi” denilir.Bu düğüncülerin içinde genç bir bayan bulunur.Halk arasında “Berbiçi” adı verilir.Görevi düğün esnasında gelin ile düğüncüler arasında iletişimi sağlamaktır.
Erkek tarafı, kız almaya giderken beraberinde düğünde yemek için kesilecek hayvan ve diğer yiyecekleri götürür. Davul ,zurna eşliğinde kız evinde bir gün süre ile düğün yapılır.
Eğer nişan sırasında dini nikah kıyılmamışsa hazır bulunan toplumun huzurunda imam nikahı yani Allah’ın Emri kıyılır.Şerbet,lokma olarak hazırlanan kömbeler dağıtılır.Bu işlemlerden sonra gelinin aile bireyleri ile vedalaşması sağlanır.
Gelinin erkek kardeşi içi çeyiz dolu sandığın üzerine oturtulur.İlgili kişiler tarafından gelinin erkek kardeşine hediye verilerek; çocuk sandığın üzerinden kaldırılır. Yine gelinin erkek kardeşi tarafından, gelinin beline kırmızı bir kuşak bağlanır.Gelinin erkek kardeşi kuşağı bağlamadan önce üç defa gelinin beline kuşağı takar,söker.Kuşak bağlamadaki amaç evlenecek gelinlik kızın alevi inanışlarına göre Eline,Beline,Diline sahip olmasını sağlamaktır.Gelinin beline kuşak bağlandığında kardeşi içinden “Allah”,”Muhammet”,”Ya Ali”diye seslenir. Bütün bunlardan sonra gelin davul-zurna eşliğinde konvoyla erkek evine götürülür.
Gelin ilk etapta arabadan inmez.Kendisini naza çeker. Naza çekişten amaç, kayınbabasından ya da damattan iyi bir hediye almaktır. Gelinin arabadan inmesi için yerine ve ailenin ekonomik gücüne göre geline altın takı, para, arsa ve benzeri şeyler hediye olarak verilir. Sonra gelin arabadan indirilir.
Kız, düğün evine getirilirken evin damına damat ile damadın musahibi çıkarılır.Damat ile musahip kol kola girerek; sırayla önce musahip sonra da damat ellerindeki elmayı gelinin üzerine atarlar. Bu arada elma atılırken damat ve musahip elinde bulunan beyaz bir mendille ağızlarını kapatırlar. Bu kapatış usul gereğidir ve utanışı sembolize etmektedir. Ağzı mendille kapatma esnasında taraflarca dua okunur.” Atılan elmayı aşağıda bekleyen kalabalık arasından kim kaparsa o kişi yakında evlenecektir “ düşüncesi yaygındır. Gelinin üzerine elmadan sonra şeker ve benzeri şeyler de atılır. Erkek evinde de bir buçuk gün süreyle yemekli,davullu-zurnalı düğün yapılır. Kına gecesi de yine erkek evinde yapılır.
124601246112462
1245912463
1246412465
1246612467
1246812469
karabela_zb62 08.09.2007, 02:35 ovacık kozlucalıyım
|
|