Orijinalini görmek için tıklayınız : Adnan YÜcel
niyazimavi 28.04.2006, 20:07 Bir tek kaya doruklaşmıştı o gün
Al bir mendil sancaklaşmıştı o gün
Elinde emeği silah bir adam
Halk burcunda bayraklaşmıştı o gün
niyazimavi 29.04.2006, 09:12 Deniz yok olursa diyor bir çocuk
Balık kaybolursa
Ne derim benden sonraki çocuklara
İnsanlar kaybolurken gözaltılarda
Çöllerde boğ**** nehirler
Ey çocuk
Nasıl varır okyanuslara
Adı karanfil ki suçu rengidir
Özgürlük dilinde bir imge
Tutsaklık dilinde bir söylencedir
Karanlıkta bir el koparır dalından
Artık ölüme varmış bir işkencedir
Orman yok olursa diyor bir çocuk
Ağaç kaybolursa
Ne derim benden sonraki çocuklara
İnsanlar kaybolurken gözaltılarda
Dalından koparılan tomurcuk
Ey çocuk
Nasıl meyvelenir sana ve diğer çocuklara
Adı narçiçeği ki suçu patlamak
Birdenbire güneşe haykırmak
Ve güneş diliyle kıpkızıl çoğalmak
Karanlıkta bir el koparır dalından
Adı kayıptır artık
Daha meyveye bile durmadan
Aç gözlerini o çığlıklara çocuk
Kayıp analarının gözlerine bak
O gözler ki karanfil kıvrımında nar çokluğu
Sevda denizlerinde oğul ve kız yokluğudur
Her biri bir depremdir yüreklerde
Her biri açlık içinde zulüm çokluğudur
Sen ki bir badem dalısın baharda
Yüzünde solgun bir yeşil akşamı
Dalıyor gözlerin bir çağın artıklarına
Kazılardan yeni çıkmış gibisin
Bakışlarında düş fosilleri
Güneşli bir yeşili özler gibisin
İnsanlar kaybedilirken ey çocuk
İnsanlık adına
Nasıl başlar bu yeşil ve mavi yolculuk
Hangi gemi kalkar bu ülke limanlarından
Hangi mavilikler karşılar seni
Kıyılar zincir olmuş bileklerde
Dalgalar yargısız infaz
Al kalemi eline ey çocuk
Yeşilin ve mavinin şiirini yeniden yaz
puduhepa 29.04.2006, 16:09 GERİYE KALAN
Neyi yaşıyoruz şu anda
Nelerle sığmıyoruz dünyaya
Aşktan
Öfkeye geçiriyoruz birdenbire
Sevinçten üzüntülere
Durgunluktan coşkulara koşuyoruz
Coşkulardan
Mutsuzluğa gömülüyoruz sessizce
Ve yaşıyoruz böylece her yılı
Koskoca bitmez bir saniyede
Bu çelişkili yürüyüşler içinde
Bizden ne kalır ki geriye
Bir ölenle ölebilmek
Bir gülenle gülebilmek
Mutluluğuna sevinmek insanlığın
Kan ağlamak ölümlerine
Ve Afrika'lı kapkara bir acıyı
Duyabilmek bembeyaz yüreğimizde
niyazimavi 30.04.2006, 17:33 İyi ki silahlanmışız acılara karşı
Türküsüz çıkmamışız yollara
Ekmekten ve gömlekten önce
Aşk
Ve sevinç doldurmuşuz koynumuza
İyi ki koparmamışız çiçekleri
Sevğiyi öfkesiz takmışız yakamıza
Hani ağlamasın diye başaklar
Yüreğimizi biçerek çıktık tarlalardan
Şimdi yürümek zamanıdır dedik
Yepyeni sonsuzluklara
Yepyeni güzelliklere doğru
Meğer
Ne çok düşmanı varmış güzelliğin
Öyle uzak öyle uzak ki sabahlar
Ne hayaldan geliyor sesi
Ne düşten
Bir demet çaresizlik olmuş her sabah
İntihar karşılığı toplanıyor güneşten
Ey acılara tat veren güzellik
Yüreğimize hoş geldin
Geldin de
Çiçekli dallara döndürdün öfkemizi
Artık ister dolu yağsın ömrümüze
İsterse kar
Biz ki bildikten sonra sevmeyi
Bütün sabahlar
Acı renğinde olsa ne çıkar
puduhepa 30.04.2006, 22:54 SUSKUNUM SANA
Hangi şiire başlasam suskunum sana
Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun
Güneşte kavrulan bir kum tanesi
Çatlayan dudaklarım oluyor her gece
Yağmura suskun yaşamaya suskun
Haykırabilsem
Belki bir nehir köpürebilir sesimde
Silinebilir kuraklığın bütün izleri
Upuzun çöller vadileşebilir içimde
Hangi güzelliği özlesem suskunum sana
Yürek boşluğunda bir of kadar suskun
Özlüyorum seni masmavi
Koşuyorum sana bembeyaz
Ve kahroluyorum bir anda kapkara
Ah oluyorum
Of oluyorum
Ve susuyorum
Oysa haykırabilsem
Işık yumağı bir pınar olur soluğum
Hangi türküye uzansam suskunum sana
Ağıt ağıt, özlem özlem suskun
Tut ki vurulmuşum
Aşktan ve kandan bir damla olmuşum
Bir saçlarının rüzgarına
Bir de ağzının kıyılarına konmuşum
Hangi dalga silebilir beni senden
Hangi kasırga koparabilir
Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum
Coşkuların her şahlanışında
Sana deprem deprem susmuşum
Ve sana susmaktan inan ki yorulmuşum
Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası
Sözlerinde baskı yasası yeter
Hangi kavgayı özlesem suskunum sana
Zafer sabahlarında gece kadar
Bayram sabahlarında yas kadar suskun
Böyle güzelliklere de
Böyle suskunluklara da lanet olsun
Al bu suskunluğumu al artık
Al ki
Bütün gürültüler kahrolsun
niyazimavi 01.05.2006, 10:49 Herkes kendince seviyor baharı
Kimi ufuklarda yaşamı karşılıyor
Kimi bakışlarda yeni başlayan aşkları
Ey yasa bürünen mayıs sabahları
Kimler onarıyor şimdi
Dallarda dağılan kuşsuz yuvaları
Yapraklar üstünde yanan gözyaşları
Tutulan yasın gizli sözleri
Damlalar
Yine tan vakti analar mı ağlıyor
Ben bu baharlara bahar diyemem
Dersem şivan düşer bahçelere
Nerde yaşamın o fidan coşkuları
Aşkın gelincik yangınları sevgiler
Kırlara bahar yetmiyor ne yapsak
Kara haberlerle soluyor güller
Kim kimden alınıyor bu topraklarda
Bu topraksa tohumu biz
Her bahar boy verip yeşermişiz
Şu çiçeklerse gözlerimiz
Gizli gizli açılıp sevmişiz
Siz bu sevinmeyi yaşayabilir misiniz
Geleceği besleyen emeğin sabrını
Bir suyun akışında bulabilir misiniz
Ve karanlığın ihanetine karşı
Tetikte nöbetçi bütün sabahları
Ölürcesine sevebilir misiniz
Siz bu sevmeyi öldürebilir misiniz
puduhepa 01.05.2006, 14:07 SEN GİDELİ
Hani saz çalınırdı ölüm
Türküler söylenirdi kan
Sen gideli kaç mevsim
Kaç yıl geçti aradan
Şimdi rakı sofrasında
Evvel zaman diyor biri
Diğeri kalbur saman
Oysa hala günün yüreğinde
Elektrik tadında bağıran
Kara bir katrandır zaman
O barut soluğu gecelerde
Sanki hiç yürünmemiş gibi
Ve çökülmemiş gibi korkunun üstüne
Yaşam vurulmuş diyorlar
Aşklar susmuş seninle birlikte
Bütün gözlerde aynı yılgınlık
Aynı alkol aynı bunalım
Ne bir çocukta görüyorlar sabahı
Ne fışkıran bir çiçekte
Hangi sabır demişti dağlar
Aşk demişti ya deniz
Nasıl geldik bu günlere
Bu duyarsız yerlere nasıl
Şimdi rakı sofrasında
Evvel zaman diyor biri
Diğeri kalbur saman
Oysa hala her an
Çırılçıplaktır bir yeşilin
Ateşte çığlığıdır yaşanan
niyazimavi 02.05.2006, 16:26 Sel taşkını bir akşamüstü
Bulutları bağrına basan
Ağaçlara sordum seni
Yaprak rüzğarı tutmaz dediler
Uzun uzun baktılar yalnızlığıma
Yangın yeri bir yürek
Bir de yağmur gösterdiler
Ne olur şu yağmurların
Birdenbire yağanı ben olsam
Rüzğarı düğümlesem saçlarına
Bir daha bırakmasam
Öperim kirpiklerini
Süzülüp gözyaşlarına karışsam
Çağlayıp aksam çağlayıp aksam
Yüzündeki ırmaklarla geçsem ovaları
Dudaklarında denizlere çıksam
puduhepa 03.05.2006, 14:30 KIRILAN BİR ZİNCİR SEVİNCİNDE
Narın morlaştığı yerdeyiz yine
Aynı kutsal mavinin yüreğindeyiz
Sevdanın zor kaçaklığına karşı
Yeşeren bir dal
Ve kırılan bir zincir sevincindeyiz
Sen yine sonsuz düşlerinde suların
Her şafak vakti
Bin sabahı birden sunuyorsun
Saçının her telinde bir nehirle
O şiir dünyasını yeniden kuruyorsun
Tanrılar rengarenk açmış bu kez
Apollon bir papatya beyazı sanki
Zeus taze bir gelincik kızılı
Bütün tapınaklarda aynı özlem
Bütün sütunlarda aşk yazılı
Posedion yine masmavi bir öfke
Suların göğsüne tığlarla kazılı
Geçmiş yılların sabır çatlatan hüznü
Şimdi bir günün batışır yüzünde
Suyun ve toprağın sevgisi derdik
Dinler yaratırdık tanrısız ve mavi
Yılları ay-ayları gün ederdik
Pürköpük coşkuyla gelirdik her yıl
Boynu bükük ve çaresiz dönerdik
Narın morlaştığı yerdeyiz yine
Aynı kutsal mavinin yüreğindeyiz
Ne tapınaktayız şu anda
Ne agorada ne saraydayız
Her yerde birden kutlanan
Çığlık çığlığa bir zaferdeyiz
Yıllar sonra bütün baskılara inat
Yeşeren bir dal
Ve kırılan bir zincir sevincindeyiz
niyazimavi 04.05.2006, 09:54 Yolculuklar çiziyorum gözlerinde
Bol ışıklı sonsuz yolculuklar
Bir nehir takıyorum saçlarına
Bir de rüzğar
Sensiz sevmiyorum acı çekmeleri
Neyleyim
Çocuk gülüşlü bir bahar var
Sen ki kavgalarda çıktın karşıma
Yanık bir uzunhavaydı yüzün
Alabildiğine ağıtsı
Ve yarınlar adına hırçın
Ellerin uzandıkça çiçekli dallara
Işıltılı sulara döndü gözlerin
Sevgisiz çıkmaz oldun yollara
Şimdi o zamansız öfkelerin
Küllenişini seyrediyorum sende
Bir şiir yağmurusun artık
Kitaplar şahlanıyor selinde
Al işte senin olsun yüreğim
Bir salkım
Tomurcuk gibi dursun elinde
Gör ki o tomurcukları
Ne imgeler açıklacak dilinde
puduhepa 04.05.2006, 10:28 UNUTULMUŞ BİR AKŞAM TÜRKÜSÜ
Yalnızlığın üstüne incecik bir beyazlık
Örtüsü örttü karlar
Şimdi kar tanelerini kocaman rüzgarlarda
Eğiriyor kemanlar
Aramasan da olur bozuldu büyü
Aramasan iyi olur kar başladı
Uzun günlere çok var
Az önce doğan gün aydınlanmadan
Kararmaya başladı.
Ben bu karlarda sessizce eskidim
Kemanlar arka çıkınca sessizliğime
Göz gözü görmez kemanlar
Yokluğunu adınla çalmaya başladı
Yalnızlığın üstüne koyu bir korkusuzluk
Örtüsü örttü camlar
Ölümümü sıcacık yünler gibi
Eğiriyor kemanlar
Sevgi Erkan 04.05.2006, 17:34 ÖMÜR DEDİĞİN..
“Şunları bir araya toplayayım
bir güzel muhabbet edelim” diye düşündüm
Mutfak işinden de anlarım
Donattım sofrayı
Bayağı uğraştım
Hepsinin ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim
Bayağı da para gitti
Birinin yediğini öbürü yemez
Ötekinin içtiğini beriki içmez
Dört kişilik sofra kurdum
Mumları da yaktım. Bak hepsi Eric Satie severdi. Hatırladım.
Müziği de ayarladım. Geldiler.
20 yaşımda ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben. Dördümüz.
20 yaşımdakini 35 yaşımın karşısına oturttum
40 yaşımın karşısına da ben geçtim
20 yaşım 35 yaşımı tutucu buldu.
40 yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi,
Yatıştırayım dedim,
“Sen karışma moruk” dediler. Bayağı hasar çıktı.
Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
20 yaşım kırk yaşıma bardak attı,
Evin de içine ettiler. Bende kabahat.
Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine..
ÖMÜR DEDİĞİN ÜÇ GÜNDÜR..DÜN GELDİ VE GEÇTİ, YARIN İSE MEÇHULDÜR, O HALDE ÖMÜR DEDİĞİN BİR GÜNDÜR, O DA BUGÜNDÜR…
niyazimavi 05.05.2006, 10:10 Tarih yüzlü yaşlılar söyledi duydum
Dersim de dağlar
Dağlıktan çıkmazdan önce
Menekşeler saz çalarmış eteklerinde
Papatyalar halay çekermiş
Ve Munzur un yüreğinde
Sular güneşi oynatırmış köpüklerinde
Şimdi çamlar yaralı
Çınarlar yorgun
Menekşeler açlık büyütüyor pelitlerinde
Dersim dağlarında ot kucak kucak
Ne bilsin ki dostlar böyle olacak
Yağmur diye gökten kurşun yağacak
Yol verin geçelim Dersim dağları
Kitap sözlü sular söyledi duydum
Leş deresi tozlu bir yoldur artık
Demenan yaylası Munzur a bakar
Ve Leş deresinden daha kan akar
Bu yüzden yaralıdır Munzur
Acısı kendi sularını yakar
Harçik suyundan öfke kuşanır
Fırat ın bağrına sabır sağar
Ağıtlar süzüldükçe bulaklardan
Nergisler susar
Toprak durur-sularda zaman ağlar
Dersim dağlarında çifte pınarlar
Suyunu içenler bizi anarlar
Her dağa çıkanı öldü sanırlar
Yol verin geçelim Dersim dağları
Şafak gözlü çocuklar söyledi duydum
Rüzğar barut kokmazdan önce
Böyle yanık açmazmış güller
Toprağın göğsüne
Saplandıktan sonra ihanetler
Artık
Gülsüz ve bülbülsüz yakılmış türküler
İşte bu yüzden
Öfke renğindedir bütün çiçekler/Çocukların dudaklarında acı bir yangın
Ellerinde oyuncak diye boş mermiler
Fırat ın kollarına uzanmış da Munzur
Kızılırmak diye türküler söyler
Dersim dağlarında bir kanlı tuzak
Yüreğim acıdır menzilim uzak
Bu dertli halleri kimlere yazak
Yol verin geçelim Dersim dağları
Dersim li canlara gelsin.
puduhepa 05.05.2006, 10:23 BİR YERALTI NEHRİNİ BEKLERKEN
Bir saz kadar mutlu
Ve hüzünlü başlıyoruz bütün günlere
Ve bir türkü kadar sıcak
Biliyoruz ki dağların göğsünü saracak
Ve yerinden oynatacak olan şafak
Onuru ışık diliyle
Karanlıkta koruyanlarla başlayacak
KUŞ MİTİNGi
Sonbahardan sonra ağaçlar
Hep duman açar Ankara'da
Saksılarda yeşil bir yalnızlık
Uzayıp gider ev tutsaklığında
Kış boyu rüzgârsız ve çiçeksiz
Ne gün kalır güneşin yüreğinde
Ne şafak ne sabah
Kar altında dilsiz ve sessiz
Bir tohum gibi bekler baharı
Taş üstünde topraksız çaresiz
Sonbahardan sonra Ankara'ya dair
Hep aynı sözler söylenir
Ama yağmur
Yine utanır yağarken
Kar yine yağmadan kirlenir
Sonbaharda sonra Ankara'da
Yalnızca kuşların isyanı vardır
Bakarsınız bir akşamüstü
Bütün ağaçlar kuş açmıştır
Ve gökyüzü meydanında
Kuş dilinde bir miting başlamıştır
Bir çığlıktır artık yaşanan
Sözcükler yetmez anlatmaya
Notalar fırçalar susar
Çünkü mitingden sonra kuşlar
Kırıp kanatlarını
Ankara'ya ölüm bırakırlar
Adnan YÜCEL
niyazimavi 06.05.2006, 10:35 Durmuş sanki zamanın rüzğarları
İnceden türkülerdir akıp giden
Her ezgisinde bir deprem
Bir de yangın seslenir
Türküler ki damla damla
Süzülüp anaların gözlerinden
Acı makamında çalgısız bestelenir
Sular su olalı böyledir bu yasa
Gecikince sabahlar
Son türküler hep kanlı söylenir
Boşuna değil yaşamın yorgunluğu
Her şafak vakti
Gecenin yüreği patlarken denizlere
Sarmaşıklar gibi bin yaprak
Bin dal ile uzanırız güzelliklere
Ey zamanın çile yorgunu sular
Suç olur güzelliklere aşık olmak
Kimse bilmez sancımızı
Kitaplar yanar
Şiirler kanağlar
Gidişimiz korkutur sevdiklerimizi
Yalnızca güneş gelir peşimizden
Bir de dağların soluğu rüzğar
Bütün mendillerde sabır nakışları
Sevgi kokar işlendikleri zaman
Sonra solar acılarda güller
Kan tükürülür aşklara kan
Direncin sularında boyanırken umut
Değil mi ki damla damla
Öfke süzülür de şakaklardan
İnancın o yürekli şarkıları
Düşmez yine dudaklardan
İşte yine sabahın elleri
Dolaşıp duruyor gecenin saçlarında
Parmaklarında şahlanan rüzğar
Şenlik ateşleri serpiyor dağlara
Ey yasaklara inat yüreğim
Diyorlar ki sana
Gel katılma bu rüzgarlara
Sen fırtına değil misin
puduhepa 06.05.2006, 16:31 DELİ YABANCI
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
niyazimavi 08.05.2006, 08:47 Kapağı zümrüt desenli
Bir kitap gibisin kitaplığımda
Gözlerinde uçuşan imgeler
Henüz yazılmamış bir şiirden
Yasaklanmış dizeler söyler
İşte sen işte resmin
Yağmurun sofrasına kurulmuş
Uğultulu bir orman gibisin
Gülüşün pembelere vurur beni
Duruşun yeşile boğar
Söyler misin
Bu renk cümbüşünde neredesin
Dört yönü birden tutmuş kolların
Dünyayı kucaklamış
Umut seli bir yürek gibisin
Alnında sonsuz bir güneş
Ellerinde fırtınalı nehirler
Söyler misin
Bu ışıklı sularda neredesin
İşte sen işte resmin
Bir sıcaklığın eksik yanımda
Bir de sesin
Yeşilde tutuşan saçlarınla
Kış günü temmuzu yakalamış
Tatlı bir rüzgar gibisin
Her yanağında ayrı bir şafak
Söyler misin
Bu şafaklı rüzgarda neredesin
puduhepa 08.05.2006, 08:56 AYIŞIĞINDA
Geceler midir tükenip giden
Aylar mı yoksa ay ışığında
Ey soluğumu soluğunda sevdiğim
Sesimi sesinde dinleyip,yüreğinin rengine gönül verdiğim.
Bil ki senden uzak ne kuşları avutabilir beni buranın
niyazimavi 09.05.2006, 08:52 Bahar emzirirken bahçeleri
Mor adına menekşelere sordum seni
Saçların yaprak kalabalığı dediler
Her telinde bir acı
Bir de mutluluk gösterdiler
Yürüdüm yollar boyunca
Yağmur sonrası bir akşam
Soluğunu istedim ağaçlardan
Gül ve toprak kokusu verdiler
Şimdi saçların haziran bulutları
Dağılmış yüzüme göremiyorum
Saçların değil
Yüzümde bir ekin tarlası
Yaz çoktan bitti biçemiyorum
Hasat zamanı geçmiş de benden
Ben harmandan geçemiyorum
Alışmış olmalıyım ağunun sarhoşluğuna
Neyleyim
Sunduğun suları içemiyorum
Nedir sanki doğumun anlamı
Hem ölümcül bir acı
Hem çığlıklar dolusu mutluluk
Ölçmek istesen
Ölçülmez ki bu duyguların arası
Akıp giden sulara sor istersen
İşte yaşam
İşte yaşamın yüzünde ölüm karası
Öyleyse dağıt saçlarını göğsüme
Dağıt ki
Hep tatlı kanasın aşkın yarası
puduhepa 09.05.2006, 09:46 NE ZAMAN
Yine çığ basmış bütün yolları
Yolu yok haber sormanın
Selam iletmenin dostlara
Hep kavgayla sürecek gibi yaşam
Korkarım ki
Aşka zaman bulamadan gideceğiz
İçimizdeki sonsuz sevgileri
Acının tabutuyla toprağa vereceğiz
Kim bilir
Belki yürürken belki yatakta
Bir yürekte bin şiir götüreceğiz
Ne zaman tatlanacak bu yaşam
Uzun bir öpücük gibi dudaklardan
Sen söyle ne zaman
Yine sabır taşıyoruz evlere
Sabır ki doruklardan yüce
Her adımda
Gelecek türkülenirken ince ince
Apansız bir ölüm fırtınası
Bir kanlı yağmur
Yaşam yasımızı tutuyor sessizce
Bu sabır çatlayacak bilirsin
Sel olup taşacak çekilen acılar
Bir gün
Ya yeniden başalyacak o yağmur
Ya da dinecek bütün sancılar
Ne zaman söylenecek türkümüz
Her yerde ve hep bir ağızdan
Sen söyle ne zaman
niyazimavi 10.05.2006, 08:40 Bir gece sabaha karşı
Gökyüzünü bombardıman ederken şafak
Çılgınca yazdım bu dizeleri
Ağlayarak
Çocuklar koşuyordu göğsümün kırlarında
Gözleri çöl
Bakışları Kızıldeniz çocuklar
Gecenin sularını
Geçerken şafağın atları
Binlerce kurşun sıkıldı göğsüme
Kırıldı rüzgarın kanatları
Tam da kuşlar ötmeye durduğu zaman
Ey vah kuşların sesinde kan
Benimse kollarım bağlı
Tan vakti ufuklarda bir akşam
Sokaklarım suskun
Zulüm düşlü uykular içinde bütün yaşam
Ey sönmüş ateşlerde tutuşan öfkeler
Yanmışın yakması buna mı derler
Şu anda dünyanın gözleri önünde
Kan sıçrarken yaşamın yüzüne
Bu lekeyi tarihten kimler siler
Bu katliam utancını kimler
Nazi kamplarındaki fırınlarda
Bitmediyse yakılan yahudiler
Ya vurulan Filistin nasıl biter
Bu gece sabaha karşı
Filistin mevzilerinde patlayan şafak
Şafak değil bir silah
Her ölüm bir destan
Her yürek dünyayı tutan bir ah
Ve bütün gecelere inat
Karanlığa dişleriyle saldırırken sabah
Ey vah sana dünya-eyvah
puduhepa 10.05.2006, 09:47 ACININ RENGİ
..ey acılara tat veren güzellik
Yüreğimize hoşgeldin
Geldin de
Çiçekli dallara döndürdün öfkemizi
Artık ister dolu yağsın ömrümüze
İsterse kar
Biz ki bildikten sonra sevmeyi
Bütün sabahlar
Acı renginde olsa ne çıkar.
niyazimavi 11.05.2006, 08:51 Soluğumu kesip durma ne olur
Zamanı böyle zamansız vurma
Bir zincirmidir kırılmayan
Bir çığlık mı yoksa
İşte yine suskun
Ve doyumsuz çatlıyor dudaklarım
Tam da tırmanırken doruğa
Ağzımda rüzgarlı bir ateş
Yine yangınla başlıyorum sabaha
Bu yaralı çelişkiler denizinde
Dönüp dönüp aynı yere gelmek
Ve her gelişte yeniden ölmek
Kahreder insanı bilirsin
Bazen tükendikçe çoğalır
Çoğaldıkça yeniden gülersin
Ve yükleyip geleceği sırtına
Yine yaşamı karşılıksız seversin
Soluğumu kesip durma ne olur
Zamanı böyle zamansız vurma
Bilmem gerekiyor artık
Irmaklar şaşırmaz yollarını
Varsın yangın olsun beni karşılaman
Sen her yerime birden sar kollarını
Tam da tırmanırken doruğa
Bırak acılar yeniden yazılmasın
Bizimle coşsun şiirin yüreği
Sevmediğimiz bir an bile kalmasın
puduhepa 11.05.2006, 09:29 BİR SES
Onurun çırpındığı bütün göğüslerde
Azgın lokomotifler gibi her nefes
Bir ses dolaşıyor yürekten yüreğe
Bir ses
Yalayarak geçiyor demir kapıları
Telörgülerde parmaklıklarda dolaşıyor
Kimse görmüyor belki duymuyor da
Bir ses dolaşıyor her yerde her an
Bir ses
Bir ses ki yaşamın tümüne özdeş
Sağırların kulaklarına fırtınadır
Körlerin gözlerinde güneş
niyazimavi 12.05.2006, 13:16 Eski çağın nar ülkesinde mor bir akşam
Mor çiçekler konuşuyor nereye baksam
Ellerimde saçların
Seninle sahilde yürümek gibi bütün yaşam
Gün batışıyla sevişen akşam soframızda
Dalgalar daha şarkı söylüyor masamızda
Kadehimizde mor bulutlar
Köpük soluğu rüzgarlar koşuyor saçlarımızda
Koymuşuz başımızı zamanın mor dizine
Bir anlam veriyoruz suların her sözüne
Yanaklarında gündoğuşu
Şafakta suların rengi düşmüş yüzüne
Tanrıların ağladığı bu mor kıyılarda
Yanıyor şimdi güneşin son busesi sularda
Avuçlarımda bakışların
Kıpkızıl dudakların kalıyor ufuklarda
Kleopatra toprakla sevişiyor belleğimizde
Afrodit paramparça bir mermer
Tanrısallığını yitirmiş duruyor önümüzde
Kollarımda sen
Tarihin bütün aşkları susuyor gölgemizde
puduhepa 12.05.2006, 13:27 "sense ÖlÜm Rengİne İnat, Kan MavİlİĞİnde Susuyorsun. Yalnizca GeÇmİŞİn, Gelecektekİ ÖlÜmsÜz Sesİnİ Yankılıyorsun.... DİrenÇ ÇİceĞİİİİ.. "
niyazimavi 13.05.2006, 09:13 Bugün hiç kimse sormasın beni
Hiç kimse aramasın
Rüzgarın kanatlarını kırabilirim
Şu anda
Dağlar salkımsaçak sokaklarda
Evler birer sığınak
Oysa başlarından tutup dağları
Birbirine çarpabilirim
Hayır
Hiç kimse söylemesin hiçbir şey
Yağmur yağıyor ağaçlara
Az sonra diner belki
Güneş yaldız döker damlalara
Öfkemi dindirebilirim
Hatta gözlerimi serperek dallara
Yapraklar gibi ağlayabilirim
İşte biz işte yaşam işte aşk
Hani nerde ellerim
Öptükçe kuş tüyü sıcaklığım
Dokundukca kelebek ürpertilerim
Bunca kanayan yara ile
Hani sevgilerim nerede
Aşkın gözleri neden yaşlı
Ağıtlar neden birikiyor kucaklarda
Oysa içime doldurup bu aşkları
Soluğumla fırtınalar koparabilirim
Hatta aradığım bu ellerimi
Bir uzatmasam her isteyene
Bütün zincirleri kırabilirim
Yeniden severim belki o zaman
Yaşamı yeniden kurabilirim
puduhepa 13.05.2006, 11:33 ...
nasıl da severim seni
hiroşimalı bir kızın yaprak dudaklarında
işçi tulumuyla istanbul da taksim alanında
ve 1960 yazında küba da nasıl da severim
al şimdi ellerimi
yattığın o büyük ülkenin topraklarına uzat
yanar parmaklarım yanar
ne şolohovlar ne de gorkiler var
yalnızca seni o topraklarda tutsak edenler
ve memedin özlemiyle oraya gömenler var
...
niyazimavi 15.05.2006, 09:47 En güzel haberler
Baharın diliyle gelirmiş derler
Hoş geldin
Biz bizeyiz şimdi yangın yerinde
Zulümle boğuşan zaman
Meğer ne pınarlar tüketmiş sende
Sen ki karanlıklar ülkesinden
Geciken sabahları taşırdın
Bir elinde ırmaklar
Bir elinde rüzgarla
Pürköpük coşarak yaşardın
Keşke bakmasaydım sessizliğine
Tutuşup yandı bakışlarım
Gözlerin nasıl hücreleşti böyle
Yüksek sesle konuşulmaz bilirsin
İyi bak şu yaşamın yüzüne
Ve dinle
İntihar bunalımında yüzerken evler
Sokaklarda diz boyu iğrençlik
Tükürüksüz açılmıyor gazeteler
Ve bir zaman
Yüreğimize gömdüğümüz efendiler
Açıp yelkenlerini
Selemsız ve sabahsız gittiler
Önce şarkılar dizildi kurşuna
Sonra kahkahalar ve kuşlar
Şimdi bu serseri akşamlarda
O eski şarkılardan
Bir tek nakarat dolaşır yalnızca
Dudaklarına bahar düşmüş biri
Nasıl anlatır ki sevincini
Hoş geldin iki gözüm
Biz bizeyiz şimdi
Gecikmiş bir mutluluk içinde
Yüksek sesle konuşulmaz bilirsin
Adı nedir gelecekteki güzelliğin
Bari gözlerinle söyle
Söyle ki
Bir tüy bile yanmasın
Bu zamansız kırlangıç göçünde
puduhepa 15.05.2006, 16:15 SEN Kİ ANLARSIN
Kendini bir suyun akışında
Ve suları kendi bakışlarında
Bulabilenler bilir bu türküyü.
Sen ki anlarsın
Bir türkü uğruna
Çileler çekerdin yıllar boyu.
Soluğunda
Yaban menekşelerinin kokusu.
Gözlerinde
Serin pınarların uğultusu.
Dağlar seni yaşardı her gün
Ormanlar sıcak dostluğunu.
Ne zaman çatlasa bir kaya
Bir çığlık düşse sulara
Irmaklar
Adını çizer toprağa.
Değil mi ki
Hep o yangınların adına
Adına belasına
Özlemi duyulunca özgürlüğün
Öfkesini göklere çalan
Bir şimşek gibi dalardın yaşama.
Sen ki anlarsın bu yaşamı
Aşklar şimdi hücrelerde tutsak
Düğünler kelepçeli
Doğumlar
Ve çocuklar zindanlarda.
Bunları nasıl anlatayım sana
Bu türküleri nasıl çağırayım
Bu ninnileri nasıl.
Ölüme
Kapkara bir kaygı değil artık
Bembeyaz
Bir kitap diyoruz koltuğumuzda.
Kitapların göğüslerinde kan
Bu kanı nasıl okuyayım sana.
Şimdi devleşen bir öfkenin
Ve sınırlar ötesi bir özlemin
Bildirisi okunurken her gün
Her saat, her dakika,
Can çekişen
Bir çağı yaşıyoruz dünyada.
Sen ki anlarsın bu yaşamı
Okul yolunda telaşlı bir öğrenci
Bir grev gözcüsü işyerinde
Okunan kitap
Yazılan defter
Yükselen bilinç
Ve eriyen cevher
Şimdi sabahın ala şafağında
Doludizgin
Bir at gibi giriyor sulara.
niyazimavi 16.05.2006, 09:10 Çıksam şimdi güzelliğin gökyüzüne
Dolaşsam
Görsem bütün tanrısal sevgileri
Ölümsüzlüğün sofrasına bağdaş kursam
Ve anlatsam
Anlatsam o ağlatan mutluluğu
Bilmem inanır mı bana mavilikler
Suskun bir coşkunun doruklarında
Pürköpük ve rüzgarlı
Bir nehir kahkahasıydı gözyaşı
Vivaldi böyle dinlenirmiş meğer
Mutluluk bile sensiz çekilmezmiş
Ben ki yaşamı toprak bilmiştim
Nice tohumlar ekmiştim bunca yıl
Geç anladım
Aşkın tohumu sensiz ekilmezmiş
Sessizlik açarken zulüm bahçeleri
Gözlerinde bir anda dört mevsim
Her mevsimin güzelliğinde sen
Bunca ayrık ve diken içinde
Güle çıkmak işte budur desem
Bilmem inanır mı bana çiçekler
İçimde sayısız denizlerin şahlandığı
O günü tarihlesem şimdi
Irmak ırmak çizsem zamanın yüzüne
Adına sonsuzluk desem
Ve her saniyesini o sonsuzluğun
An be an şiirleştirmek istesem
Bilmem inanır mı bana sözcükler
puduhepa 16.05.2006, 13:54 Nasıl sevdik karayı bembeyaz
Sarıyı kıpkızıl
Pembe-beyaz dallarcasına
Tohum tohum patlarcasına
Üstüne üstüne yürüdük ölümlerin
Aşkın sularına girercesine
...
niyazimavi 17.05.2006, 12:34 Bir yaş günü göl kıyısında sessiz
Mum ışıkları oynaşırken yüzünde
Hiçbir göl ve nehir sığmıyor yüzüne
Yüzüne
Ve gözlerindeki o bitimsiz evrene
Hangi yıldızı yakalasam ışık seliyle
Hangisini koysam yörüngene
Tükeniyor çekim kuvveti yoğunluğumu
Ben bakışlarındaki yıldızlara
O yemyeşil çığlıklara vuruldum
Açma gözlerini-yoruldum
Bin parçaya bölünüyor gözlerinde ışıklar
Birinde kuş sesleri-şafak ve özgürlük
Birinde nehirler-deniz ve sonsuzluk
Birinde yolculuklar-susuzluk ve uykusuzluk
Hangi birini getirsem ki dile
Ben hepsine birden vuruldum
Açma gözlerini-yoruldum
Bakarak erittiğin her ışık parçası
Gözlerinde bin özlemi türküler
Beni sözcüklerin büyüsünden alıp
Renklerin ve notaların dünyasına sürükler
İster konuş artık bundan böyle
İster sus
Beni hem sesin hem de sessizliğin gürültüler
Ben ikisine birden vuruldum
Açma gözlerini-yoruldum
Bu kaçıncı yaşın şiirler içinde
Bu kaçıncı şahlanışın
Ya da kaçıncı tükenişin çiçek serpintilerinde
Bak-bademler çiçek açıyor
Pir Sultan Abdal saz çalıyor yüzünde
Veysel görmeden anlatıyor baharı
Üç cemre birden tükeniyor sesinde
Ben üçüne birden vuruldum
Açma gözlerini-yoruldum
sana söyledim gerçi uzun zamandan beri bu kadar çok etkilendiğimi anımsamıyorum şiirden çok güzell
puduhepa 17.05.2006, 15:23 ...
Tam otuz yıl nasıl kıydım sana
Bin zehirli duman arasında
Islığınla besteledim hep
En pembe çocuk düşlerini
Pan'ın flütünden mi kalma
Babam'ın dilsiz kavalından mı
Hep rüzgârla bir tuttum seni
Hani yolu yakın
Aşkı sonsuz kılan rüzgârla bir
...
niyazimavi 18.05.2006, 15:36 Önce türküler anlatırdı yüzünü
Bir pınar koşarak inerdi yamaçlardan
Pınar susar-nehir coşardı
Gün doğarken bütün sularda
Yalnızca bakışların yanardı
Sonra kuşlar dağıtırdı gözlerini dallara
Her dalda binlerce çiçek açardı
Türküler nasıl ağıtlaştı birdenbire
Pınarlar kuruyup nasıl çığlıklaştı
Sen söyle ey çelişkiler yumağı
Aktığın topraklar nasıl çoraklaştı
Bir çelişkiler yumağısın şimdi
Söylesem boğulacak gibi
Bin parçaya bölünmüş yüreğin
Çelişkiler yumağı yaşamın gibi
Yeşilin hangi tonunda bulsam seni
Siyahın hangi çılgınlığında söylesem
Güneşten süzülen binlerce renk içinde
Gözyaşlarının renği nedir sesinde
Seni o seslerde nasıl dinlesem
Yetmiyor yüreğim
Yetmiyor gökyüzünü lekeleyen bir bulut olmaya
Yetmiyor yüreğim
Yetmiyor bir çiçeği anılarda bile soldurmaya
Ey çelişkiler yumağı
Artık yolun açık-mutluluğun yakın ola
YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ
Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa...
Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...
Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...
Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK -2
Bir bir çekilirken teslim bayrakları
Ve kaçmalarla uzarken
Göçmelerle tozarken Avrupa yolları
Durdu bir avuç yiğit
Bir tutam kır çiçeği
Ölüm dediğiniz de ne ki
Gözümüzde hainler kadar küçük
Ve zafere inancımız
Ölümsüzleşen ölümler kadar büyük
Onlar ki bir ayrıkotu tarlasında
Bir tutam çiçektiler
Binlerce ihanet çirkinliğinde
Bir avuç direnci güzellediler
Hiç bir şey bitmemişti daha
Gülerek girdiler zulüm tufanına
Ölerek girdiler
Ve en dayanılmazında tufanların
Adlarını bile söylemediler
Yüreklerin karartılıp satıldığı
Ve aşkların
Buruşturulup atıldığı akşamlarda
İnanç ki yenilmez kılar insanı
O sudan ve demirden sevda
Resimlerde renklere sorar yaşamı
Günleri şiirlere böler ufuklarda
İşte bizimle güzelleşen her şey
Yine bir dostluk
Bir aşk sıcaklığında
Bitmedi daha sürüyor o kavga
Ve sürecek
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek
YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK -3
İşte tarih
İşte şiddetin iğrenç yüzü
Biz başlatmamışız hiç bir savaşı
Bizimle başlatılmış bütün savaşlar
Bizimle bitirilmiş yine
Kölelik çoğaltan zaferler adına
Vurulup düşmüşüz dünyanın her yerinde
Gidenimiz bir daha dönmemiş geri
Yemen olmuşuz
Balkan olmuşuz
Seferberlik olmuşuz
Ve her büyük savaşın sonunda
Ölümlere karşı türkülerle durmuşuz
Hangi inancın sesidir bu
Hangi körlüğün koyun kurbanlığı
Ki uğrunda can verdiğimiz topraklarda
Canı alınan kurbanlara dönmüşüz
Doğan günü kardeş bilirdik oysa
Akan suyu yoldaş bilirdik
Mutluluğa koştururduk atlarımızı
Sınırsız özlemler içinde ve suskun
Yine yollarda sessiz kalırdık
Biz bizsiz delen Ferhad’ı alkışlar
Bizi bizsiz seven kerem Kerem’i tanırdık
Kül olurduk aynı yangınlarda
Yine birbaşımıza kimsesiz ağlardık
Öylesine yaşardık ki günleri yüzyıl gibi
Cehennem bile imdat dilerdi bizden
Cehennemi cennete yine biz bağlardık
Ne yaptıysak yetmedi sesimize
Ne söylediysek yetmedi
Karlarla silelendi nice dağlar
Kalburlarla elendi
Ey bağrımıza bastığımız deli sevda
İşte yine doğayı doldurup yüreğimize
Yağmuru çağırıyoruz yanan ellerimize
Bir ilkbahar gecesinin ortasında
Şimşeklerle gelen o kıştan sonra
Herşey yeniden başlıyordu yine
Sanki kimliğimi
Yaralı bir kuş değilmiş gibi
Ve bakmıyormuşuz gibi
Bulutların taa üstünden
Yerin taa derinliklerine
Yeniden yükseliyordu aynı sesler
Süngerler çekilmiş gibi üstümüze
Nice yıllar geçmişti aradan
Her anı bir başka deprem
Bir başka kırım içinde
Dört bir yana haberler salınarak
Öldü denildiği halde inanılmayarak
Ve gittikçe silahlaşan türkülerde
Dağlara güneş doğdurulmayarak
Nice yıllar
Her anı kutsal bir çığlık içinde
Barış dedik bunca yıl
Kardeşlik dedik-sevgi dedik
Yepyeni umutlar doğurduk umut tacirlerinden
Düştük peşlerine korkusuz
Aç-susuz
Ve en dikenli yollarda yalınayak
Gelecekleri kapkara
Dilleri yumuşak
Yalanları güzel ve ak
Girdiler dünyamıza alkışlanarak
Onlarda barış dediler bizim gibi
Kardeşlik dediler- sevgi dediler
Hatta kurşun yağmuru akşamlara karşı
Yalnızca gül ve güvercin dediler
Sonra sığındıkları gizli beyler
Defne dallarıyla tutuşturup ateşleri
Güvercinleri pişirmeden yediler
Toprağı çıldırtan güller söylemişti
Onurla şahlanan kitaplar
Ve kararmayan yürekler söylemişti
Gözyaşına karışırken ter
Biliyordukki güle hançer
Barışa hançer
Sapalayan eller
Kırılmak zorunda birer birer
Hangi ışıktı o karanlık gecede
Hangi sevgi – hangi gül
Hangi barıştı onca ölümler içinde
Sevgiyse çocuk yüzlü diyorduk
Barışsa sabah sözlü
Patlayıp fışkıran
Leylak yüreği bir şafakla parlayan
Ne açlık – ne zulüm – ne de kan
Ancak biz kazandığımız zaman
niyazimavi 21.05.2006, 14:27 Bekleyip durdum sabaha dek
Geceyi sensiz geçemedim
Ağlamakla gülmek arasında
Bitimsiz bir içlenmeydi yaşam
Ya da kahreden bir ürperme
Birini diğerinden seçemedim
Şarkılar şahlansın diye tan vakti
Ufuklara açtım yüreğimi
Dolaşıp durdum bulutlarda
Yaprak yaprak tutuşurken dağlar
Ağlamakla gülmek arasında
Durdu birdenbire sanki zaman
Sustu bütün şarkılar
Tam da hazırlanırken gülmeye
İçimde çalkalanan sularda
Apansız kıyıya vurdu bir intihar
Bugün de geç kaldım yarına
Dilim tutuldu bağıramadım
Ağlamakla gülmek arasında
Yine şarkısız çıkıyorum karşına
Yine şafaksız ve güneşsiz
Yalnızca ellerimi uzatıyorum sana
Sen ki bilirsin şafak dilini
Ha bugün ha yarın
Bütün kahkahalar bizden yana
puduhepa 23.05.2006, 08:49 Ne zaman yağmur yağsa
Bir buluşma yeri olurdun
İstanbul'da rüzgâr soluklara
Mavisi yasaklanmış deniz
Kızıl tufanı yaratmadan daha
Ne zaman yağmur yağsa
Tarihin şiir tanığı olurdun
Yağmurdan sonra
Toprak kokusu bakışlılara
...
niyazimavi 23.05.2006, 08:50 Çığlıklar belki susar diye içimizde
Güneşin
Ordularıyla girdik denizin kalelerine
Mutluluğu sorduk yüzyıllara
Aşkı ve umudu sorduk
Ağlayıp sustu bütün tanrılar
Ne tarih konuştu bizimle
Ne de zaman bilgesi kıyılar
Bir hüzün çöktü sevda güllerine
Gün bitti çaresiz
Ay sustu gece boyunca
Belki güler diye yaşamın yüzü
Bakıp durduk mavinin en güzellerine
Bir damla sevinç ararken
Bir nehir acı koyduk suların ellerine
niyazimavi 24.05.2006, 09:25 .............
Ötsün diye kendi yuvasında kuş
Açsın diye kendi dalında çiçek
Gördüler ki yepyeni ateşler gerek
Ateş olup yanmaktaysa bütün gerçek
Yanarken türkü söyleyen canlar gerek
Ateşi kanıyla tutuşturanlar gerek
puduhepa 24.05.2006, 11:05 ...
dikersin gözlerini masmavi yarınlara
insanlığın insanca yaşamını özlersin
ve söylenirsin kendi kendine
çağının tanığı her şair gibi sen de
ne açlık ne zulüm ne de kan
ancak biz kazandığımız zaman
ve bütün insanlık insanca yaşadığı zaman
niyazimavi 25.05.2006, 11:06 Bakarken bakışlarım dağılıyor yüzüne
Yüzün yeryüzü
Gözlerin bitimsiz bir evren
Hangi ülkeye koşsam yüzünde
Birdenbire nehir şenlikleri ve sen
Türküler ışık ışık süzülürken dilinden
Upuzun özlemlerle yankılanıyor yüreğim
Hep kendimi dinliyorum sesinden
Sesinden
Ve susmak bilmeyen gözlerinden
Çok çok anılardasın şimdi yanımda
Kızılırmakla kol kola bir yanın
Sırılsıklam halaylardasın
Bir yanın seyhan kıyılarında
Ürpertilerle kurulmuş saraylardasın
Ve iki nehir arasında
Rüzgar yelesinde bir köpük diliyle
Hiç bitmeyen yolculuklardasın
Bir an türküler bulutluyor gözlerini
Şarkışla da bir ölüm akıyor şakaklarına
İnce ince-damla damla
"Şarkışla ya düşürmesi oy oy"
Bir an öpücükler güneşliyor gözlerini
Banaz da bir ses düşüyor dudaklarına
"Çıkarım bakarım kale başına"
Sesinde bir saz
Ölümsüzlüğe gömülüyor Sivas topraklarında
Ey suların ışıltılı dostu
Türkü türkü süzülüp mü geldin
Şiir şiir yazılıp mı geldin
Yeter artık çıldırt bu çılgınlığı
Ya gecikmiş bir nehir ol kuraklığıma
Ya da kıştan yaza bir cemre ol
Önce havama düş
Sonra suyuma ve yangın yeri toprağıma
puduhepa 25.05.2006, 11:48 şu ana kadar paylaştığımız tüm şiirler güzeldi ama sanırım bu şiir Adnan Yücel"in en güzel şiiri,çok güzeldi.şiirle devam etmek yerine bugün de böyle yazasım geldi.
emeğimize sağlık,hepimizin...
niyazimavi 27.05.2006, 11:29 Gün batarken ayrılırsak eğer
Gizlice bakışlarını doldur koynuma
Güneşsiz ayrılamam
Az sonra
Suyu kesilecek insan ırmağının
Yeminim var şafaklar adına
Yorgun yüreklere biraz umut
Biraz sevgi sunmadan duramam
Doğanın dudaklarında dolaşır ellerim
Yaşamın tenini okşarım bütün gece
Karanlıklara karşı biraz bilim
Biraz estetik
Şiirsiz uyuyamam
Sular çoktan ışıdı koynumda
Gel artık uyandır beni
Seher vakti dağıt saçlarını yüzüme
Rüzgarsız uyanamam
İstersen fırtınalar yarat soluğunla
Yorganı kaldırıp savur üstümden
Kendinle ört her yerimi
Gün dogarken sensizliğe dayanamam
puduhepa 27.05.2006, 12:14 Sevdim bütün insanları insan yanlarını
Sen de seveceksin
Dallarına su yürümüş ağaçlara güleceksin
Kar yağsa da yaktığın ateşler üstüne
Ateşi yüreğinle körükleyeceksin
Kuş sesleri de ertelenebilir güne karşı
Çiy de düşebilir anıların üstüne
En güzel ezgileri nehir ağzı denizlerde
Hep kendi sesinle türküleyeceksin
Hüzün ağaçlarının sevinç açtığını
Adının sonsuz anlamında göreceksin
niyazimavi 29.05.2006, 17:13 Bir damla olup düştün günün yüzüne
Bütün günler okyanus bir anda
Bütün günler güneş ve köpük
Belki antik çağlı bir törende
İnsanlığın o saf dönemlerinden geldin
Kar altından güneşe doğru
Bir nice tanrıçanın görkemiyle yükseldin
Tam da kıvranırken içimdeki yürek boşluğu
Tam da karakışlanırken
Bütün mevsimlerime birden hoş geldin
Bırak sözcükler yetmesin artık
Gürültüler yetmesin hiçbir şey anlatmaya
Baştan sona şiirleşsin yaşamın dili
Baştan sona müzikleşsin
Tanrıların o sönmeyen ateşinde
Uzay çağlı yürekler birleşsin
Bırak ki baştan son yaşam
İmge imge-tufan tufan ölümsüzleşsin
Hiç söylenmemiş sözcükler
Mor ötesindeki renklerle güzelleşsin
Bir göl kıyısında ve çamlar altında
Aşka çeyrek kala durmuşken zaman
Birdenbire dudakların ve deniz
Ağzımda bir müziğin sımsıcak notaları
Kuralsız bir sonsuzluk
Gözlerimde paramparça bir güneş
Ayıklanmaz bir türlü-ışıl ışıl ve çaresiz
Aç yüzünden taşan gözlerini ne olur
Kapat
Bir daha aç
Aç ki pürköpük bir dalga olsun kirpiklerin
Patlasın kıyıları çıldırtan kaşlarında
Aç yüzünden taşan gözlerini ne olur
Kapat
Bir daha aç
Aç ki bütünleşsin güneş parçaları bakışlarında
puduhepa 30.05.2006, 16:45 DÖRTLERİN GECESİ
Özlenen ateş yakılmıştı sonunda
Elden ele bütün dünyaya taşınmıştı
Kıvılcım dansıydı gözlerdeki sevinç
Kavga dağlarda bilinci kuşanmış
Zindanlarda dirence sarılmıştı
Ve haykıran dudaklar
Her ihanet vakti çöl çöl yarılmıştı
niyazimavi 31.05.2006, 09:09 Bir havar yükseldi zindandan kırlara
Dört ateşten dört kıvılcım düştü dağlara
Dağlar tutuşup indi bağlara
Dört aynı ses yükseldi her ateşten
Söndürmeyin ateşi
Üfleyin korlara-üfleyin korlara
puduhepa 31.05.2006, 09:15 ...
Yak artık canlarla yakılan ateşleri
Yak ki açılsın dünyanın körelmiş gözleri
Yak ki yırtılsın geceler ışığınla
Yak ki tarihi yeniden başlatsın
Kawa'nın -ü"ç kibritin ve dörtlerin sözleri
Yak ki yayılsın dünyaya
Ateşin ve güneşin ölümsüz sesi
niyazimavi 06.06.2006, 09:21 coşarken bilmezse yürek coştuğunu
Koşarken bilmezse ayak koştuğunu
Ve boşluklar içinde bir özlemse yaşam
Boş bakan gözler de bilmez
Hangi yaşam ugruna ve neden sustuğunu
Bir çileli yük olur taşıdığı eller
Baktığı gözler
Söylediği sözler
Sonra yalvaran sözcükler düşer diline
Kendi yüreğinden kurtulmak ister
Ey gökkuşağından sıyrılan güzellik
Her akşamüstü aynı hüzünle
Yedi renkli sevinçlerden ayrılan güzellik
Saat Mersin sularına kızıl kala
Yüreğini yollara savuran güzellik
Yollarda portakal çıglıkları
Ve akıp giden zakkum ırmakları
Bakışları gün batımıyla tutuşan güzellik
Gel de böl desem ikiye beni
Yılları bende bulursun-bendeyse seni
Çivile şimdi güneşe gözlerini
Belki aynı zamanda dogabiliriz
Tutunup bir rüzgarın yelesine
Aynı denizlere doğru savrulabiliriz
Binebiliriz kalkan ilk gemiye
Hangi ülkelere gittiğini sormadan
Kuralları yeniden boşlayabiliriz
Saat Mersin sularına kızıl kala
Bütün duygular çığlık çığlığa baskıda
Sen bir yana ben bir yana
Senin özgürlüğün yaralı
Benimse yüreğim sargıda
Sen gençlik yorgunusun
Bir yanın aşklarda-bir yanın ayrılıklarda
Bense bir suskunluk çınarıyım
Gövdem gürül gürül
Dallarım ve yapraklarım yasaklarda
.............
puduhepa 06.06.2006, 13:36 ...
Ey ateşin ve güneşin çocukları
Hani bilincin sesi yüreklerimizde
Gözlerimizde inancın sancakları nerede
Bu gidişe dur demek gerekir bilirim
Hücrede her saniyeyi bir yıl eylerim
Bir ateş yaktık sönmesin diye hiçbir yerde
O ateş sönerse yaşamayı neylerim
Bu yüzden ü"ç kibrit ile Newroz günü
Yüreğimi sizlere armağan eylerim
...
niyazimavi 07.06.2006, 08:50 ...
Üç kibriti bayrak diye devralan
Ki dağları delip dostlarına yol kılan
Haykırdı ölüm haberini önde gidenin
Özgürlüğü zindan karanlığında güneşleyenin
...
puduhepa 07.06.2006, 16:51 ...
O zindan ki zincir sesidir şarkısı
Her sözünde bir çığlık yükselir
Her notasında bin öfke
Her dizesinde bin isyan beslenir
İsyan şiirlere
Şiirler yüreklere seslenir
O zindan ki her yemek vakti
Tutsak ağızları kanla süslenir
...
niyazimavi 10.06.2006, 12:42 ...
Ne zaman umutsuzluk çökse direncin kıyısına
Bir acı saplanır yüreğin tam ortasına
Koğuşlar susar
Parmaklıklar durur
Ranzalarda küllenen umutlar ağlar
Geriye doğru atılan her adım
Yakılan ateş üstüne yağmur diye yağar
...
puduhepa 12.06.2006, 09:23 ...
Ey bu kavgaya gönül verenler
Ser yerine sır verenler
Serden geçip de sır vermeyenler
Bu zindan karanlığı yırtılsın diye
Bu ihanet duvarları yıkılsın diye
Newroz gecesi bir önder
Ateşi bedeniyle zindanlara taşımıştır
Ölürken bile hücresinde
Bizlere kıştan baharı muştulamıştır
Ateşi saraylara - kömürlerde değil
Bir ışık uğruna yüreğinde yakmıştır
...
niyazimavi 13.06.2006, 19:11 ...
Ateşin ve güneşin yurtlarında
Üfleyip korları düştüler sokaklara
Dursun bu talan
Bitsin bu yağma
Yasaklar konulurken sevdalara
Ateşler türküye dönüştü ağızlarda
Adı yasak bir çiçektir dağlarda
Arar yurdunu tarihsiz çağlarda
Bir ezgi başlatır dünyaya karşı
Susar türküsü dumanlı çığlarda
Misri'nin günü dolmaz
Sevdanın izni olmaz
Sevdaya yasak koyanın
Dünyada yeri olmaz
...
puduhepa 14.06.2006, 15:30 ...
Teslimiyete gönül verilirken önlerinde
Ateşi çoğaltarak yakmak gerek dediler
Ölüme yaşamak diye bakmak gerek dediler
Sönüyorsa yakılan ateşler birer birer
Ateşi bedenlerde çoğaltmak gerek dediler
Oturdular her gece diz dize
Önce ölümü sevmeyi öğrendiler
Ve ölümde ölümsüzlüğün rengini gördüler
Karardan Önce yurtlarında kalanlarını
Çiçeklerinde açanlarını sordular
Düş değildi yaşayıp gördükleri
Sözlerini gelecek adına bir düş diye
Dördü bir ağızdan hayra yordular
Binlerce tutsak içinde
Ve en kanlı kudurmuşluğunda vahşetin
Ölüm cehenneminde bir cennet kurdular
...
niyazimavi 15.06.2006, 19:08 Bilirsin ki en büyük acılar
Hep ayrılıkla başlar
Bir serüven olur her ayrılık
Nasıl anlatsam
Anlayamazsın
Önce hüzün tutar ufukları
Yüreğin başına keder yağar
Sonra çağlayarak geçer zaman
Nasıl koştursam
Yakalayamazsın
Bakarsın ki yaralar kapanmış
Dinmeye başlamış bile sancılar
Bir acılı şiir kalmış geriye
Bir de sesini yitirmiş anılar
Nasıl açıklasam
Kavrayamazsın
....
Aşka yumruk sıkan bir intihar
Ya da gözü yaşlı bir mektup
Hiç dönüşebilir mi sevgiye
Sevmek ki bir yürek işidir
Nasıl tanıtsam
Tanıyamazsın
...
niyazimavi 21.06.2006, 14:55 ...
Bir saz kırıla kırıla çalınır Sivas ta
Bir isyan türkü türkü rüzgara işlenir
Bir şair asılır sabaha karşı
Şah diye diye mucizeler düşlenir
Kırılan saz susar
Taşlanan şair ölür
Bir gül kana bulanır koynunda
Bir yanında ihanet vardır
Hazarmard'tan ve İdris-i Bitlisi'den kalma
Bir yanında dirençleşen inanç
Ki Kawa'dan ve Şaddat'tan alınma
Ne Ali vardır yanında-ki o yüce sultan
Ne Düldül ne şah
Nede yoluna baş koyulan allah
Yalnızca bir sestir o günden bize düşen
"Hızır paşa bizi berdar etmeden
Yıkılın kaleler şaha gidelim"
Ey koca şair yıkılmadı işte kaleler
Sesinde türküler açıldı-yüreğinde güller
O çocuk saflığındaki sonsuz direncin
Bilsen hala ne bitmeyen kavgaları söyler
...
Sevgi Erkan 24.06.2006, 13:05 sayın nizazimavi,
şiirleri yazmaya devam et...
emeğine , yüreğine sağlık. teşekkürler.şiirle kal...
puduhepa 30.06.2006, 13:58 ...
ve sorsunlar
anlamı nedir diye yaşamanın
her yerde tükendiği bir anda umudun
umudu çelik çelik donanmanın
mutlaka bir anlamı vardır böyle yaşamanın
...
niyazimavi 14.08.2006, 11:14 Durdu göl kıyısında bir adam
Buruşmuş aşkını çıkardı cebinden
Kıyıda küçük bir dalgaydı yüreği
Bir aşkına baktı
Bir de aşkın sulardaki rengine
Atmadı göle
Sular buruşup kirlenmesin diye
Bir göl bile çok büyükmüş meğer
Ne denizler coşmuştu oysa
Çılgın ay ışıklarıyla yanan
Yandıkça tapınaklaşan denizler
Hangi şiire sığar şimdi
O kırılan zincir sevinci sesler
O haykıran suskun pembeler
Gidişimiz türkü çiçeklenişiydi
Dönüşümüz ağıt
Şarkılar sararırdı geçtiğimiz zaman
Şimdi bir göl kıyısında denizden uzak
Maviliklerini soyunmuş bir aşk
Ki çırılçıplak
Bakıyor buz tutan gözleriyle
Güneşin bütün renklerini dondurarak
Sevmek beyaz-ışıl ışıl aydınlık
Sevişmek pembe-tozkırmızı bulanık
Aşk pembebeyaz-dalda çılgınlık
Sonra ayvalar geçmiş zaman sarısı
Ve anılar ufukta mor bir dalgınlık
Bir güzelliğin bıçakla kesilmesi
Bir çocuğun diri diri gömülmesi
Bir yürekte bin sevginin
Yürekle birlikte yaprak yaprak ölmesi
Kopup düşmesi-savrulup gitmesi
Uyandı uçurum kıyısında bir adam
Dehşetle döndü anılardaki kente
Ne kol kola yürünmesi bulvarın
Ne kuytuların sımsıcak öpüşmesi
Her yer buruşmuştu titreyen ellerinde
Tam da yıkılmak üzereyken koca kent
Tam da üstüne üstüne
Durdu yalvaran bir çöplüğün önünde
Bir aşkına baktı
Bir de anıların badem çiçeği rengine
Atmadı çöpe
Aşkı da buruşan her yerle birlikte
O kentin yüreğine gömülsün diye
puduhepa 14.08.2006, 16:52 ...
Geceler güvensizdi
Gökyüzünde soluklar tükenirken
Ay sevinçsizdi
Bir şey vardı sanki hep yarım kalan
Bir anı ya da bir düş gibi
Uzak Uçurumlarda sessizce sallanan
Yıllardan beri canlı tutulan ateşler
Söndürülürken yüreklerde birer birer
Kim yakacaktı
Uğrunda ölünen o büyük ateşi kim
Daha gün batmadan
Karartılan günlerin rengini
Gün doğarken
Kim haykıracaktı mor bahçelere kim
Kim ağlayacak
Kim gülecekti tüm güzellikler adına
Kim sevecek
Kim dövüşecekti
Kim takacaktı ölürken
Ölümsüzlüğü gül diye yakasına
Kışın kar açıp
Çiçek olacaktı buz sarkıtan dallarda
Yazın güneş açıp
Gelecek olacaktı ufuklarda kim
...
niyazimavi 17.08.2006, 16:38 ...
Yok artık tek tek sesleri yaşamın
Günün ayrı ayrı doğması yok
Yepyeni bir gök parçası büyüyor
Şimdi avuçlarımızda
Kanat kanada uçmalar adına
Ve yürek yüreğe
Çarpmalar adına tutuşuyor ufuklar.
...
niyazimavi 03.09.2006, 19:54 Anlamını yakalamıştım bir menekşenin
Tam da taşırken yüreğime
Soldu dediler
Bir anda çürüyüp döküldü dallarda pembeler
Ardından baharsız mevsimler
Ardında saçları buz tutan bekleyişler
Artık imzalamıyorum hiç bir kitabımı
yeter kanım döküldü kendi yapraklarıma
Yıllar boyu ne kızaran bir ufuk
Ne de yeşeren bir yaprak var ortada
Yalancı bön bakışları mil çekilmiş gözlerin
Ve kulakların kurşun geçirmez sağırlığı
Hangi menekşeydi anlamını yakaladığım
Tam da unutmak üzereyken
Aynı anlamı grevleyen işçiler
Ellerinde bayrak diye ayakkabıları
Yüzlerinde kesik saçlarıyla yürüdüler
Sığılmaz oldu caddelere
Fabrikalar ve alanlar dolusu büyüdüler
O mor haykırışa soldu diyenler
Görmediler-bilmediler-söylemediler
Sesini yakalamıştım bir güzel kuşun
Tam da taşırken şiirlerime
Öldü dediler
Sustu bir anda bütün ezgiler
Ardında geleceksiz umutlar
Ardında peş peşe mühürlenen konutlar
Artık çalmıyorum hiçbir dostun kapısını
Yeter sözcüklerim öksüz kaldı eşiklerde
Yıllar boyu ne tekleşip yükselen bir ses
Ne de bayraklaşan bir imge var ortada
Yalnızca ihaneti kalkmayan ellerin
Ve çıldırtan suskunluğu bağlanmış dillerin
Hangi güzel kuştu sesini yakaladığım
Tam da unutmak üzereyken
Aynı sesi Ağustoslayan direnişçiler
Aydın 'dan Eskişehir'e açlık sazıyla o sesi
Ölüm ezgisinde ölümsüz türkülendiler
Sığmaz oldular zindanlara
Gazeteler ve dergiler dolusu büyüdüler
O güzel kuş için öldü diyenler
Görmediler-bilmediler-söylemediler
Rüzgarını yakalamıştım bir soluğun
Tam da düğümlerken kendi soluğuma
Kesildi dediler
Durdu bir anda denizlerde dalgalar
Ardında boğulup kuruyan ırmaklar
Ardında kavrulup çölleşen topraklar
Artık aldırmıyorum söylenen hiçbir söze
Hatta binilen trenlerin
Hangi kente ve nasıl gideceğine bile
Yıllar boyu hep aynı yılgın sesler
Soldu dediler
Öldü dediler
Bitti dediler
Her şeyi dediler ya demesine
Yaşayan kimdi bütün bu yangınları
Söylemediler
Gözlerine düşmüş gözlerimi bile göremediler
Hangi soluktu rüzgarını yakaladığım
Hangi savruluştu saçlarımda
Tam da unutmak üzereyken demiyorum
Bir menekşenin anlamı gibi biliyorum
Ve o rüzgar hiç mi hiç kesilmedi diyorum
|