Orijinalini görmek için tıklayınız : Hubyar Vakfi Kuruldu!


hubyar_dost
29.04.2006, 11:50
Sevgili Canlar
Sevgili cem erenleri,

Cemimize katılıp, bizlere onur veren Hubyarlıların can yoldaşları, onurlu bir hak arama mücadelesini başarıyla tamamlayan hubyarlı can yoldaşlar, birliğimize, dirliğimize ve cemimize hoş geldiniz.

Değerli cem erenleri; cem , Anadolu Alevi toplumunun en kutsal ibadetidir. Toplumsal olguların tartışıldığı, görüşüldüğü ve çözümlerini bulduğu bir sosyal ibadettir.

Hele Hurbyarlılar için cem, yaşamın bir parçasıdır. Hubyarlılar Düğünlerinde Cem yaparlar, Ölülerinin can yemeklerinde cem yaparlar, nişanlarında, baharlarında, bayramlarında, toplumsal bütün organizasyonlarında cem yaparlar. Cem de ağlar, cem de gülerler, saya cemi gibi cemlerle de eğlenirler. Anlayacağınız doğumundan ölümüne Cemle karşılanır, cemle uğurlanır Hubyarlılar.

Bugün de Hubyarlılar önemli bir günlerini cem le karşılıyorlar. Bugün bir yüzyılın kapandığı ve Hubyarlılar için yeni bir yüzyılın başladığı gündür. Bu sabah Hubyar ‘ da güneşin bir başka doğduğu gündür.

Bugün Hubyar’ lıların esaret zincirlerini kırdığı ve demokratik toplum yaş***** kavuştuğu gündür.

Hubyar Sultan ‘ ın manevi mirası artık sizlerin inisiyatifinde ve iradesindedir. Birileri ortak atamızın mirasını, bizlere köle zihniyeti ile bakmak için kullanamayacak.

Bu mücadele sürecimizde kendilerini de bu esaretten kurtarmaya çalıştığımız, ama bunun farkına varamayan gözlerini perdeyle kapatmış komşularımızın ağır eleştirilerine, saldırı ve hakaretlerine uğradık. Bizler, köyümüz açısından tarihin bize yüklediği bu önemli misyonumuzu yerine getirirken, şüphesiz onlar da kendi görevlerini yerine getiriyorlardı.

Fakat kazanan biz olduk ve onları da bu kazanca ortak ettik. Tıpkı Anadolu’ da kurulan Cumhuriyetin, Cumhuriyete karşı olanları da esaretten kurtardığı gibi, biz de onları artık esaret düzeninden kurtardık. Şimdi onlara düşen görev, demokratik toplum düzenine ve köyümüze Türkiye Cumhuriyetinin ilanından 83 yıl sonra gelen Cumhuriyet e, sahip çıkmak olacaktır.

Değerli dostlar kimileri bizim kazanımımızı yalan yanlış bilgilerle karalamaya ve çarpıtmaya çalışmaktadırlar.

Bir yüz yıldır bu toplumun ve köyümüzün ilerlemesine, gelişmesine, okuluna, yoluna, suyuna, öğretmenine, derneğine karşı durarak bu toplumu sürü olarak gören ve kendilerini de mutlak çoban olarak görenler, bugün başka oyunlar peşindedirler.

Toplumu küçük görenler, cenazelerine ve düğünlerine katılmayanlar, artık sayemizde komşularımızı ev ev dolaşmaktadırlar. Köy derneğine sahip çıkarak, nafile çabalarını buralar aracılığıyla yürütmeye çalışmaktadırlar.

Bugün bu zihniyet topluma ve Alevi kamuoyuna;

- ‘’Devlet İnanç merkezimize el koydu’’ , ‘’artık Türbemize biletle gireceğiz ‘’ gibi, aslı astarı olmayan, yalanlarla kendilerine kamuoyu yaratmaya çalışmaktadırlar.

- Türbemizin Kültür ve Tabiat Varlığı olarak tescil edilmesini ise, Kültür Bakanlığı buraya el koydu diye sunmaktadırlar. Oysa bunların hepsi yalandır.

Kültür ve Tabiat varlığı olmak, mülkiyete el koymak değildir. Kültür ve Tabiat varlığı olmak demek; Türbelerimizin tarihi eser kapsamına alınması ve projesiz aslına uygun olmayan, yapı ve eklentileri yapamayacağız anlamına gelmektedir.

Eğer kendileri illa da buraya bir şey yapmak istiyorlarsa, buyursunlar Vakfımıza ve Muhtarlığımıza müracaat da bulunsunlar, projesini çizdirelim ve hayırlarını yapalım.

Öyle laf salatası yaparak, insanların inançsal duygularını yalan yanlış bilgilerle yönlendirmeye çalışamazsınız. Yalanınızın illaki otaya çıkacağını hesap etmelisiniz.

Buraya Devlet tarafından el konulduğunu söyleyenler Belgelerini göstersinler. Buraya hangi kurum, kuruluş el koymuş biz de görelim. İnsanları kandırmaktan vazgeçsinler.

Tarih, İnanç Merkezimizi ‘’Babalarının Malı’’ olarak görenleri asla affetmeyecektir. Türbemizin kendi şahıslarına tapu edilmesini isteyip bu konuda dava açanlar ile bu davaya yandaşlık yapanları tarih asla unutmayacaktır.

Bu şahıslara son çağrımızıdır; Gelin bu saçma sapan davanızdan vazgeçin. Gelin Türbemizin, sadece sizin babanızın malı olmadığını özelde tüm Hubyarlıların, genelde ise bütün İnsanlığın ortak kutsal değeri olduğunu kabul edin. Gelin buranın yönetim iradesinin köy tüzel kişiliğinde olduğunu kabul edin. Gelin Dedelik hizmetini sizden başka verebilecek, Hubyar evlatları olduğunu kabul edin. Gelin kendinizi toplumun iradesine teslim edin. Edin ki toplum da sizin hakkınızı versin.

Değerli Can yoldaşlar,

Bugün aynı zamanda Hubyar Vakfının kuruluşunu kutluyoruz. Kuruluş cemini yapıyoruz. Aslında bu cem bundan 450- 500 yıl önce Tekeli dağında, yıldız dağında yapıldı. Bu cem bundan 450–500 yıl önce Yıldız dağında; Pir Sultan Abdal, Hubyar Sultan, Kul Himmet ve Şah hatayinin katılımı ile yapıldı.

Bundan 450–500 yıl önceki cem döneminde şah hatayi şöyle demiştir;

‘’İnem İstanbul’ u alam
Aya Sofya da bir cem kılam
Şöyle bir niyetim vardır.’’

Biz de bugün İstanbul’ da şah hatayi’ nin vasiyetini bir eksiğiyle yerine getiriyoruz. Bu cemi İstanbul’ da Ayasofya da değil ama diğer bir önemli kutsal mekânımız olan Karacaahmette yapıyoruz.

Evet, bu cem bundan 450 yıl önce yapıldı dedim. Hubyar Vakfı da bugün kurulmamıştır. Hubyar Vakfı da bundan 450 yıl önce kurulmuştur.

Yıl 1562 Hubyar Vakfı sınırları ve gelirleri ; ‘’Nohudan akan sudan cevcek çatağına, oradan kireçli pınara, oradan Sarıyar Tepesine, Göç yoluna, oradan kara boyuna, Güroluk, oaradan sokarık kayasına, yalnız pınar ve çerkezkayasına ve oradan kapılı kaya ve oradan asa pınarına kadar olan bölge’’ bu bölge Kurulan Hubyar Vakfının ilk mal varlığıdır.

Hubyar Vakfının kurucusu Hubyar Derviş dir. Hubyar Vakfının ilk mütevellileri tarih sıralamasına göre ;
Hubyar Derviş
Hubyar oğlu Mustafa
Mustafa oğlu Kenan Dede, Ali Dede ve Hüseyin Dede
Hüseyin oğlu Hasan Dede
Kenanoğlu Derdiyar ve Kamber Dede
Ali oğlu Mehdi Dede
Mahmut Dede
Hıdır dede
Ali Dede

Diye devam etmektedir. Bu bilgiler Osmanlı Arşiv belgelerinde isimlerine rastlanılan Dedelerimiz ve Vakfımızın Mütevellileridir.

Vakfımız 1826 larda padişah II.Mahmut tarafından fesh edilmiştir. Biz şimdi 180 yıl sonra vakfımızı yeniden canlandırıyoruz.

Vakfımızın kuruluş tarihi 2006 değil 1526 dır. Kurucusu da Hubyar Derviş’ dir. Bu böyle bilinmeli ve vakıf tarihine de böyle yazılmalıdır.

Ne mutlu ki bu vakfı yeniden canlandıranlara, ne mutlu ki bu tarihi olayı bizimle paylaşan can yoldaşlara.

Ameliyatım nedeniyle size kendim hitap edemediğim için üzüntümü ifade ederken , cemimizin birliğimize, dirliğimize hizmet etmesini canı gönülden dilerim.

Hızır Hubyar yoldaşımız olsun.

Ali KENANOĞLU
Hubyar Kültür Vakfı
Mütevelli heyet üyesi