Orijinalini görmek için tıklayınız : Pir Sultan Abdal’ın Menkıbevi Hayatı
Sıpa_Mansur 22.07.2005, 20:36 Pir Sultan Abdal’ın Menkıbevi Hayatı
Pir Sultan Abdal, 16’ıncı yüzyılda yaşamış en kudretli tekke şairidir. Yıldızeli’nin Banaz köyünde doğmuş; Sivas Valisi Deli Hızır Paşa tarafından 1590 yılında idam edilmiştir. Arı bir Türkçe ile söylediği şiirleri bugün bile zevkle okunup, dinlenmektedir.[1] (http://www.alewiten.com/pirsultan.htm#_edn1)
Hayatını ve sanatını bir ülküye bağlayan büyük halk sanatçısı Pir Sultan Abdal’ın yaşantısı, ölümünden sonra efsaneleşmiştir. Biz bu makalemizde Pir Sultan Abdal etrafında oluşan menkıbeler/efsaneler üzerinde duracağız. Bu menkıbelerden bir çoğu öğrencilerim tarafından Banaz’da derlemiştir.[2] (http://www.alewiten.com/pirsultan.htm#_edn2)
Efsane: Hızır Paşa, Sivas’la Hafik arasında bulunan Sofular köyündenmiş. Hızır Paşa, köyünden ayrılarak Banaz’a gelmiş. Pir Sultan’ın talibi olarak bir müddet Banaz’da kalmış. Pir Sultan’a demiş ki:
― Pirim, bana himmet ver de bir makama geçeyim, büyük adam olayım.
Pir Sultan da:
― Hızır, ben dua ederim, sen büyük bir adam olursun, gelir beni asarsın, demiş.
Hasılı Pir Sultan’ın himmetiyle Hızır, İstanbul’a gitmiş, orada ilerlemiş, nihayet paşa olmuş ve Sivas’a vali olarak gelmiş. İlk işi Pir Sultanı Sivas’a, huzuruna çağırmak olmuş.
Hızır Paşa, pirine hürmette kusur etmemiş. Nefis yemekler ikram etmiş. Pir Sultan bunları yememiş. Paşa bunun sebebini sorunca, Pir Sultan, Sivas’tan, Paşa’nın konağından Banaz’daki iki köpeğine seslenmiş. Köpekler gelmişler; önlerine Pir Sultan yemek tepsisini sürmüş. Köpekler dokunmamışlar bile.
Bu harekete Paşa çok kızmış. Pir Sultan’ı Sivas’ın “Toprak Kale”sine hapsetmiş. Ne de olsa eski pirine kıymak istememiş. Ona haber göndermiş, huzuruna çağırtmış:
― Eğer içinde Şah’ın adı geçmeyen üç deyiş söylersen seni affedeceğim, demiş. Pir Sultan:
― Peki,
demiş; fakat Şah’ın adı geçen üç deyiş söylemiş. Pir Sultan’ın böyle meydan okuması Hızır Paşa’yı büsbütün gazaba getirmiş. Pir Sultan’ın asılmasını emretmiş. Pir Sultan asıldıktan sonra ahali kahvede toplanmış konuşuyorlarmış. Biri demiş ki:
― Bu gece Pir Sultan’ı Hızır Paşa astırdı...
Başka biri atılmış:
― İmkânı yok, çünkü ben bu sabah Seyfe Beli’nde gördüm.
Bir başkası Kardeşler Gediği’nde, bir üçüncüsü Tavra Boğazı’nda gördüm... demiş. Herkes şaşırmış. Darağacının bulunduğu yere gitmişler bakmışlar ki Pir Sultan, hırkasını darağacına asmış, kendi kaybolmuş. Darağacından inip yola düzülen Pir Sultan’ın peşine asesler (güvenlik görevlileri) düşmüş. Onu yakalamak istemişler. O sırada Pir Sultan Abdal, Kızılırmak üstündeki köprünün öte başına geçmiş, oturuyormuş. Köprüye:
― Eğil köprü,
demiş. Köprü eğilmiş, suya batmış, asesler köprünün beri yanında şaşa kalmışlar ve bu kerameti gördükten sonra, geri dönmüşler. Pir Sultan çekmiş, Horasan’a gitmiş.
Sıpa_Mansur 22.07.2005, 20:38 Efsane: Hızır Paşa bir gün Pir Sultan Abdal’ı huzuruna çağırtır. Pir Sultan o sırada dergâhta halkla sohbet etmektedir. Askerler köye gelmeden onların geleceğini anlar. Allah tarafından kendisine ayan olur. Dergâhtakilere,
― Onlar gelmeden, ben gideyim,
der. Musahibi Ali Baba da:
― Pirim sen kal, ben giderim. Sen gidersen köyümüz dağılır,
der. Pir Sultan Abdal ise, Ali Baba’ya:
― Sen Hıdır’ın/Hızır’ın zulmüne dayanamazsın,
der. Ali Baba, yine de gider. Ali Baba giderken köyün girişinde askerlerle karşılaşır. Askerlere:
― Kimi arıyorsunuz? Niçin geldiniz?
Diye sorar. Askerler de:
― Pir Sultan Abdal’ı almaya geldik,
der. Ali Baba bunun üzerine:
― Pir Sultan Abdal benim. Hıdır beni niçin istemiş?
Diye sorar. Askerler, Ali Baba’ya şu cevabı verir:
― Bunu bilmeyecek ne var... Ya asacak, ya zindana atacaktır,
derler. Bunları duyan Ali Baba, kendisinin Pir Sultan olmadığını, Pir Sultan’ın köyde olduğunu söyler. Askerler köye girip Pir Sultan Abdal’ı köyden alırlar ve yola koyulurlar.[4]
Hızır Paşa, Pir Sultan’ı darağacına gönderirken, çevrede biriken halka zorla Pir Sultan’ı taşlattırır. Pir Sultan’ın musahibi Ali Baba, taş atmaya kıyamadığı için yolda topladığı kır çiçeklerini pirine atar. Ali Baba’nın bu davranışı Pir Sultan’ı yürekten yaralar. Bunun üzerine aşağıdaki deyişi söyler:
Pir Sultan Abdal’ım can göğe ağmaz
Hakk’tan emr olmazsa irahmet yağmaz
Şu ellerin taşı hiç bana değmez
İlle dostun gülü yaralar beni
Sıpa_Mansur 22.07.2005, 20:39 Efsane: Pir Sultan Abdal, Sivas’tan ayrılıp bir kervanla Suriye’ye geçmiş. Hama şehrinde bir müddet oturduktan sonra Şii bir toplulukla Kerbela’ya gitmiş. Ziyaretini tamamlayıp Bağdat’a hareket etmiş. Orada birkaç hafta oturduktan sonra tekrar İran’ın yolunu tutmuş. Kamberoğlu adıyla yaptığı bu gezinin sonunda İran’a varmış. Orada bir hana inmiş, bir çok güçlüklerden sonra Şah’ın yanına seyis olarak girmiş. Fakat çok geçmeden Şah, bunun değerli bir zat olduğunu fark etmiş, kendisine layık bir görev vermiş.
Şah’ın Sanem adlı gayet güzel bir kız evlatlığı varmış. Sanem, saraya sık sık girip çıkan Kamberoğlu’na âşık olmuş. Şah’ın hanımına derdini açıp, Kamberoğlu ile evlenmek istediğini söylemiş. Bunu öğrenen Şah, Sanem’i yanına çağırtıp:
― Kızım, Kamberoğlu’nun bizde vaktiyle seyislik ettiğine bakma, o memleketinde tanınmış bir şeyhtir. Seninle meşgul olacak bir vakti yoktur.
Fakat Sanem, bu isteğinden vazgeçmemiş, yemekten içmekten kesilmiş... Nihayet Şah, onu Kamberoğlu ile evlendirmeye razı olmuş.
Kamberoğlu (Pir Sultan Abdal), Sanem’le evlendikten sonra Şah’ın kendisine verdiği konakta birkaç yıl mesut hayat geçirmiş. Nihayet Kamberoğlu, memleketini özlemiş. Şah’tan izin alarak genç karısıyla birlikte Sivas’a hareket etmiş.
Pir Sultan Abdal, Sivas’a gelince, Sanem’i yanında ayırmaz olmuş, nereye gitse yanına almaya başlamış. Onun böyle bir güzel İran’lı kızla gezdiğini gören kötü niyetli birkaç kişi gidip Sivas Valisi Hızır Paşa’ya şikâyet etmişler. Hızır Paşa ikisini huzuruna çağırtmış, önce Pir Sultan Abdal’ı sorguya çekmiş:
― Sen kimsin? Bu kadın neyin oluyor?
― Ben, Kamberoğlu adında bir seyyahım. Bu da benim eşim Sanem Şah’tır. Kendisiyle İran’da / Fars diyarında evlendik.
Genç ve yakışıklı Hızır Paşa bu cevabı alınca, bu sırada kendisine hayran hayran bakan Sanem’e sormuş:
― Bu adam gerçekten kocan mıdır?
Sanem kaşlarını çatarak:
― Hayır! O beni zorla babamın evinden kaçırdı. Size yalan söylüyor, onun gerçek adı Koca Haydar (Pir Sultan)dır. Beni onun elinden kurtarınız.
Bunun üzerine Vali, Sanem’i, haremine almış ve Pir Sultan Abdal’ı tutup öldürtmüş ve adamlarına kanlı bir öküz postuna sarmalarını emrettikten sonra yanındakilere:
― Bunun öldüğüne bir türlü inanamıyorum. Zira bir defa astık kurt şekline girdi; şimdi kim bilir ne surete girer?
Demiş ve günlerce bekletmiş. Nihayet yıkayıp gömmek istemişler; fakat sarıldığı deriyi bir türlü açamamışlar. Hızır Paşa:
― Bunu açsa açsa onun sırrını bilen Sanem açabilir...
deyip Sanem’i çağırtmış. Katı yürekli kadın, yanına gidip:
― Açıl, Pir Sultan açıl!..
demiş. Akabinde öküz derisi açılmış. Bunun üzerine Pir Sultan’ın cesedini yıkayıp şehrin dolaylarında gömmüşler ve üstüne bir yığın taş, birkaç kaya parçası koymuşlar.[5]
Sıpa_Mansur 22.07.2005, 20:39 Efsane: Pir Sultan Abdal, asıldıktan sonra, Divri’nin Garip Musa mezrasında yatırı bulunan Garip Musa’yı ziyarete gelir. Daha önce Pir Sultan Abdal’ın asıldığını duyan avcılar, onu ziyaret yerinde görünce hayret ederler. Güneş köyüne gelip
― Biz onu, Garip Musa ziyaretinde gördük,
derler.[6]
Efsane: Bir gün Pir Sultan Abdal, pirine gitmek için yola çıkıyor. Yolda bir su kenarında ağaçlık, çimenlik bir yerde dinleniyor. Üzerindeki dalda, kuşlar Hakk’ın ayetlerini okuyorlar: Ama bunların serdarı olan bülbül hepsinden güzel okuyor. Pir Sultan mest olmuş bunları dinliyor. Zaman zaman bülbülün gözüne uyku basıyor. Bir defasında onu dinlemeye doymayan Pir Sultan, bülbülü uyandırmak için mercimek büyüklüğünde bir taş atıyor. Hikmet-i Hüda, taş bülbülün başına değiyor. Kuş ölüyor. Pir Sultan’ın dizinin dibine düşüyor. İşte o zaman Pir Sultan çok yanıyor... Allah’ın affetmesi için göz yaşı döküyor.[7]
Efsane: Pir Sultan’ın doğduğu köy, Banaz’dan bir hayli uzakmış. Pir Sultan’ın ördekleri köyden kaçmış, Banaz köyünün bulunduğu yere gelmiş. O da koşup arkalarından yetişmiş. Ördekler şimdiki yalakların bulunduğu yerde durmuş, kıpırdamamışlar. Pir Sultan hayret etmiş:
― Galiba bunlar bana bir şey anlatmak istiyor. Mademki onlar burayı beğendiler, ben de beğendim gitti. Bundan geri artık benim vatanım burası...
deyip asasını hızla yere vurmuş. Yerden bir su fışkırtmış... O gündür bu gündür, fışkıran su köy çeşmesinden akıp durmaktadır.[8]
Efsane: Pir Sultan’ın doğduğu köy 1001 bacalı (haneli) imiş. Ördekler kaybolmuş. Şimdiki Banaz’ın yerine gitmişler. Geldikleri yerde küçük bir su sızıntısı varmış, ördeklere yetmiyormuş. Pir Sultan, ördeklerini ararken su sızıntısının yanına gelmiş. Asasını yere vurarak:
― Bundan sonra burası benim makamım,
demiş. Asayı vurunca beş-altı yerden çok tatlı bir su fışkırtmaya başlamış.[9]
Efsane: Hızır Paşa’nın zulmü Pir Sultan Abdal’dan sonra da devam eder. Halk, Hızır Paşa’nın zulmünden kaçıp dağlarda saklanır. Pir Sultan Abdal’ın çocukları da köyden gitmiş sadece en küçük oğlu Seyit Ali kalmıştır. Hızır Paşa yine bir gün askerleriyle köye gelir. Seyit Ali’nin yanına gider ve ona bazı sorular sorar. Seyit Ali sorulan sorulara doğru cevap verince, Hızır Paşa onun Pir Sultan Abdal’ın oğlu olduğunu anlar. Kellesinin kesilmesini ister. Kellesi hemen oracık da kesilir.
Anlatılanlara göre Seyit Ali, kellesi kesildikten sonra, kellesini koltuğunun altına alıp Banaz’ın en üstündeki tepeye çıkar ve orası mezarı olur. (Banaz’daki 3 Nisan 2001 tarihli derleme)
Sıpa_Mansur 22.07.2005, 20:40 Efsane: Banaz’da Pir Sultan Abdal’ın Horasan’da çobanlık yaparken asasına takıp getirdiğine inanılan bir değirmen taşı vardır. Kutsal günlerde mum yakılıp dilek dilenir.[10]
Pir Sultan Abdal’ın Mezarı: Pir Sultan’a ait sembolik bir mezar Divriği’nin Ödek köyünde bulunmaktadır. Köy mezarlığı içerisindedir. Mezarın başında ulu bir iğde ağacı vardır. Abdullah Çiçek adlı kaynak şahıs, adak yeri hakkında şunları anlatmıştır.
“Anneannem, 1981 yılında dilek dilemek için Pir Sultan’ın mezarına gider. Mezarın bulunduğu yerde cem yapılmaktadır. Gündüz gözüyle, mezarlıkta yapılan törenden korkar. Adak yerinin yanında geçen harktan su içer. Biraz kendine geldikten sonra çocuk sahibi olması için dilek diler. Bu olaydan sonra annem (Mihriban) dünyaya gelir. Annemin tırnakları yoktur. On parmağında da adak yerine bağlı izler bulunmaktadır."[11]
Cem 35 (2001) 118: 17-18.
--------------------------------------------------------------------------------
[1] İbrahim Aslanoğlu: Her Yönden Sivas. 3. Baskı, İstanbul 1979: 84.
[2] C. Ü. Sivas Meslek Yüksekokulu Muhasebe Bölümü öğrencilerinden İbrahim Kurt, Ali Yurtseven ve Özkan Turan’ın Banaz köyündeki 3 Nisan 2001 tarihli derlemesi.
[3] Cahit Öztelli: Pir Sultan Abdal. İstanbul 1989: 16-21.
[4] Kurt / Yurtseven / Turan: Banaz’daki 3 Nisan 2001 tarihli derleme.
[5] S.Y.: Pir Sultan Abdal. Eskin Matbaası, İstanbul 1972: 5-7.
[6] Kutlu Özen: Divriği Evliyaları. Sivas 1997: 64.
[7] Öztelli 1989: 24-25.
[8] İbrahim Aslanoğlu: Pir Sultan Abdallar. İstanbul 1984: 23.
[9] Kurt / Yurtseven / Turan: Banaz’daki 3 Nisan 2001 tarihli derleme.
[10] Kurt / Yurtseven / Turan: Banaz’daki 3 Nisan 2001 tarihli derleme.
[11] Divriği Ödek köyündeki, 1983 tarihli derlememiz. Abdullah Çiçek, Ödek, 1938 doğumlu.
Zaten 7 büyük alevi ozanından biridirde Pir Sultan Abdal...Onun o güzel deyişlerini tekrar tekrar dinlemek gerçekten ama gerçekten çok güzel...
Pir Sultan Abdal' ın Hayat Hikayesi (2 cd divx formatında)
Pir Sultan Abdal
Kul Himmet
Aşık İhsani
semah ve değişleriyle bezeli..
Pir Sultan Abdal: Fikret Hakan
http://rapidshare.com/files/4676412/psa.part1.rar.html
http://rapidshare.com/files/5000347/psa.part2.rar.html
http://rapidshare.com/files/4996370/psa.part3.rar.html
http://rapidshare.com/files/5004320/psa.part4.rar.html
http://rapidshare.com/files/5003397/psa.part6.rar.html
http://rapidshare.com/files/4997743/psa.part5.rar.html
http://rapidshare.com/files/4995049/psa.part7.rar.html
myturkport.biZ alınmıştır...
Ne kadar doğru koymam bilmiyorum. tüm canların ilgisini çekecegini düşündüğüm için koydum
Benim 1 liram vardı, seninde 1 liran vardı,
Ben 1 liramı sana verdim, sen de 1 liranı bana verdin,
NE OLDU ?
Senin de 1 liran oldu , benim de 1 liram oldu.
Benim bir bilgim var, seninde bir bilgin var,
Ben bilgimi sana verdim, sende bilgini bana verdin, NE OLDU ?
Benim iki bilgim oldu, seninde iki bilgin oldu…..……….
Bilgi paylasildikca cogalir...PAYLASMAK GUZELDIR!!!
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan
Koyun Beni Hak Aşkına Yanayım
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan
Yolumdan Dönüp Mahrum Mu Kalayım
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan
Benim Pirim Gayet Ulu Kişidir
Yediler Ulusu, Kırklar Esidir
On İki İmamın Server Başıdır
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan
Kadılar Müftüler Fetva Yazarsa
İşte Kemend, İste Boynum Asarsa
İşte Hançer, İste Kellem Keserse
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan
Ulu Mahşer Günü Olur Divan Kurulur
Suçlu, Suçsuz Gelir Anda Derilir
Piri Olmayanlar Anda Bilinir
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan
Pir Sultan'ım Arsa Çıkar Ünümüz
O Da Bizim Ulumuzdur Pirimiz
Hakka Teslim Olsun Garip Canımız
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan
Paylaşımlarınız için teşekkürler...
Pir Sultan Abdal'la ilgili mutlaka okunması gereken yeni bir kitap:
Suha Bulut, Pir Sultan Abdal-Esnaf - Sanatkârın Fütüvva Hırkası, SORUN YAYINLARI
|
|