Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Aleviliğin Geleceği

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Temizle
new posts

  • Aleviliğin Geleceği

    Aleviler arasında bile tam olarak Aleviliğin neliği konusunda tam bir netlik yok. Belki de olması bile gerekmiyor ve dahası, böylesi bir netliğin olmaması Aleviliği zamana karşı daha bir şerbetli kılacaktır. II.Mahmut döneminde Bektaşiliğin dağıtılması ve sonrasında Tekke ve Zaviye Kanunu ile yine tekkelerin kapatılması ile Aleviliğin sonraki kuşaklara aktarımında ciddi sıkıntılar olduğu bir gerçek. Bunun yansımalarından biri de Alevi gençleri arasında Aleviliğin bir felsefe ya da kültür olarak algılanması, adlandırılması da vardır. Elbette her dinin bir felsefi ve kültürel arka planı vardır. Ancak din, sadece bunlardan ibaret değildir. Neticede işin, ibadet ve yaşam biçimi anlamında da bir boyutu vardır.

    Ne ki gençler arasında, özellikle ibadet anlamında ciddi bir mesafe vardır. Yani Alevi gençleri, sadece söylem bazında Alevidirler ve hatta ateistliğe daha yakındırlar. Ateistlikleri sünni islam üzerinden şekillenmiştir ve Aleviliğin tanrıya bakışını bile tam olarak bilmemektedirler. Handiyse Alevilik, ateistliğe geçişten bir önceki durak gibidir.

    Buna karşılık neler yapılabilir? Açıkça, gençlerin dinsel ritüellerden uzak durdukları kesin. Ancak buna karşın, Aleviliği tam olarak bilmedikleri de kesindir. Netice olarak, öncelikle bilmek gerektiğini düşünüyorum. Diğer yandan, Aleviliğin kesin kurallarla belirlenmiş bir yapısının olmaması yani dinamik bir yapı arz etmesi esasen gençlerin, Aleviliğe yönelişinin temeli de olabilir.

    Şahsen Aleviliği, devlet ve iktidara bulaşmamış doğal bir din olarak görüyorum. Kadın hakları, demokratik içeriği, dinamizmi, tanrı kavrayışı, kendi içinde bir adalet mekanizması kurmuş olması (bin yıl boyunca kadılara gitmeyip sorunları kendi aralarında çözmeleri) temelinde komün yaşama uyum sağlamaları, "dost" kavramının önemi gibi başlıklar değerlendirildiğinde gençliğin yeniden Aleviliğe kazanılabileceğini ve geleceğinin açık olduğunu düşünüyorum. Vaktim oldukça konu üzerine yazmaya devam edebilirim.

  • #2
    evet yıllardır aleviliğin geleceği tartışılıyor. sorun sanırım aleviliğin esnekliğinden kaynaklanıyor yani zamanla çok iyi işlediğin göstergesi. demek istediğim şudur, iyi yönünden bakmak lazım. radikalleşmekden uzak, sorgusuz sualsız itaat den uzak, gözü kapalı komutları yerine getirmekden uzak bir anlayış ne güzel bir anlayışdır. Kişisel düşüncelerin önemini değerli bulmak bence önemlidir, her insan eşit değil ama eşit değerlidir bana göre.

    Yorum


    • #3
      Orhan Aladağ'ın bir çok yerde vurguladığı gibi gençler bu konuda sadece sözde Alevilik kavramından öteye gidemedikleri sürece değerlerin kaybolmasına sebep olabilecektir. Aleviliğin değerlerinden taviz vermemek adına sadece dostluk, sevgi ve insani yaşam biçimleri dışında özüne odaklanıp ibadet yönünde de bilgilendirilmesi Aleviliği tam olarak anlamak adına büyük bir yol kat edilmesine vesile olabilir. Fakat din olgusu daha derin geldiğinden benim açımdan Aleviliği din olarak lanse etmek gençlerin uzaklaşmasının asıl sebebidir. Hepimizin bir inancı olması güzeldir, aynı zamanda inancın şekillenebilmesi için bir yoldan gidilmesi gerektiği de aşikâr dır.

      Alevimen inde dediği gibi iyi yönlerinden bakılır ise, bireylerin kendini ifade edebilmesi açısından yaşam biçimlerinin önemi yoktur. Alevilik kurallara dayalı olmadığı için gençlerin yakınlaşması daha kolay gözükmekte.

      Yorum


      • #4
        Sayın ZÜLFİKAR güzel tespitlerde bulundunuz, tebrik ederim. İlave etmek istediğim şudur, bu büyük yükü aslında paylaşmak gerekir yani gençlerinden görevi var ama büyüklerinde. Büyüklerin gençlere örnek olması gerekiyor. Alevilikde birçok işin karşılığı para değil ondan dolayı bu zamanda Aleviliği ileriye taşımak çok zor, insanların çoğu geçim ve yaşam sıkıntısı yaşıyor. Doğal olarak bazı şeyleri önemsememeye başlıyorlar.Anlayışla karşılamak lazım diye düşünüyorum.

        Yorum


        • #5
          Sayin orhan aladağ. Aleviliğin ve Alevilerin bu dönemlerde ciddi sıkıntıları olduğu konusunda ben de sizinle hemfikirim. Geleceğimiz konusunda daha da çok endişeliyim. Aynı dediğiniz gibi, Alevi olmak ve ateist olmak sanki birbiriyle alakalı bir şey gibi bir duruma dönüşmüş.

          Bir noktaya katılmıyorum, o da şu düşünceniz:

          "Aleviliğin kesin kurallarla belirlenmiş bir yapısının olmaması yani dinamik bir yapı arz etmesi esasen gençlerin, Aleviliğe yönelişinin temeli de olabilir."

          Bence bizim kaybetmemizin en büyük sebebi, bu kadar tartışmaya açık, bu kadar tutarsız, ve gelenek ve göreneklerimizden bu kadar uzak olmamızdır. Bugün etrafıma baktığımda, büyük dînî birlikleri homojen yapıya sahip olan ve inanç ve itikatlarına daha çok bağlı olan gruplarda görüyorum. Örneğin Sünniler, Caferîler. Bizim gibi dağınık olanları ben daha çok Avrupa'daki ateist toplumlarda görüyorum. Ateistlik bireyselleştirir. Ateistim diyenler arasında her kişi başına bir Alevilik ve her kişi başına bir yaşam biçimi ve düşünce doğar. Ama inanç ve itikat birliklerinde ise toplum birbirine daha çok benzer.

          Son olarak, Alevilikte olan ve anladığım kadariyle sosyalizm/komünizme benzettiğiniz özelliklerin gençlerin ilgisini çekebilir demişsiniz. Bu görüşe de katılamıyorum. Belki siyasete ve solculuğa önem veren gençler arasında böyle bir çekicilik olabilir. Ama benim etrafımdaki Alevi gençlerin çoğu, pek siyaset ve solculuğa önem vermez. Ve bu çoğunluğu da böylece kaybederiz. Alevilerin siyasete daha çok ilgi duydukları dönemlere bakarsak, o da Aleviliğin daha geleneksel ve daha canlı ve katı bir şekilde yaşadığı dönemlerdi (tahminen 60'lardan 90'lara kadar).

          Saygılar

          Yorum

          İşleniyor...
          X