![]() |
|
![]() |
|
||||||||
| DŞ 2010 Tahmin Oyunu | Kayıt ol | SSS | Üye Listesi | ![]() |
Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| Araştırmalar / Makaleler Makalenizi buraya yazın ve ziyaretçilerimiz yorumlasın. Ayrıca ilgi çekici makaleleri bu bölüme yollayıp tartışabilirsiniz. |
![]() |
|
|
Seçenekler | Görüntüleme şekli |
|
|
#1 |
|
|
Geleneksel İslam’ın en çok ilaveler yaptığı konular kadınlarla ilgili olanlardır. Kadını köleden beter yapan, kadının erkek egemen toplumda sadece ev işinde ve cinsellikte kullanılmasını, hiçbir alanda kadına hak tanınmamasını savunan izahlar, toplum nezdinde kabul görsünler diye uydurma hadislere ve mezhep izahlarına dayandırılmış ve bu bakış açısı topluma din diye yutturulmaya çalışılmıştır. Saf dindar kadınların birçoğu Kuran’ın İslam’ı ile bu uydurmaları ayırt edemedikleri için, Allah’ın rızasını umarak bu uydurmalara göre yaşamaya çalışmış ve kendilerini gelenekçi erkeklerin sınırlarını çizdiği kapkara bir dünyada bulmuşlardır. Gelenekçiler; “Peygamber’imiz, cennetin annelerin ayaklarının altında olduğunu söylemiş, kadınlar annemizdir, bacımızdır...” gibi laflar ederek kadınlara çok değer verdiklerini göstermek istemektedirler. Oysa birazdan kadınlarla ilgili gelenekçi kaynaklardaki izahları incelediğimizde, gerçekte kadına ne kadar değer verdiklerini iyice anlayacağız. Kadınlarla ilgili Kuran’da geçmeyen uydurma izahlara değindikten sonra, yine bu uydurmaların etkisiyle yanlış değerlendirilen Kuran’daki bazı meselelere değineceğiz. Bundan bir sonraki bölümde ise başörtüsü gibi günümüzün en çok tartışılan kadınlarla ilgili konusunu, ayrı bir konu olarak değerlendireceğiz. Bu bölümün iyice anlaşılması, o bölümün daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.
KADINLARLA İLGİLİ MEZHEP VE HADİS KÖKENLİ UYDURMALAR Bu uydurmaların yapılışındaki en temel hedef kadının erkeğine kayıtsız, şartsız itaatini sağlamak olmuştur. Uydurma hadislerle kadının erkeğe her konuda itaati farzlaştırılmış ve bir ibadet gibi sunulmuştur. Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim, erkeklerin kadınlar üzerinde olan haklarından dolayı kadınların erkeklere secde etmelerini emrederdim. Tirmizi, Rada, 10/1159; Ebu Davud, Nikah 40/2140 Ahmed b. Hanbel, Müsned VI, 76; İbn Mace, Nikah 4/1852 Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalayarak temizlese yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz. İbni Hacer El Heytemi 2/121 Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 239 Ey kadınlar! Eğer kocalarınızın size olan haklarını bilseydiniz, ayaklarının tozunu yüzlerinizle silerdiniz. Hafız ZehebiBüyük Günahlar Sayfa 187 En titiz hadis çalışması olan Buhari’de birinci alıntıladığımız hadisi görmemiz, Kuran yalnız ve yalnız Kuran diye niye defalarca tekrar edip durduğumuzun anlaşılmasını bir kez daha sağlayacaktır. Yukarıdaki uydurmaları Peygamber’e fatura edenler, ne yazık ki bu uydurmaların reddi olan Kuran İslam’ını Peygamber düşmanlığı, bu uydurmaların kabulü olan hadislerin, mezheplerin, geleneklerin İslam’ını ise Peygamber’i sevme şampiyonluğu ilan ediyorlar. Böylece kadınları eksik akıllı ve eksik dinli ilan edenler, kimin dinde ve akılda eksik olduğunu gösteriyorlar. KURAN’IN DİNİNDE KADIN UYDURULAN DİNDE KADIN Kadınların dinleri ve akılları eksiktir. Sahihi Buhari Çok lanet ediyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen aklı ve dini eksik başka bir varlık görmedim. Müslim, İman, 34/132 İbn Mace, Fiten 19/4003 Kadınları erkeğin kölesi yapan zihniyet bununla yetinmeyip kadınların çoğunu cehennemlik, dinen eksik ilan edip Kuran’ın açık izahlarıyla da çelişir. Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir. Sahihi Buhari Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz ve çok istiğfar ediniz. Çünkü ben Cehennem halkının çoğunun sizler olduğunu gördüm. Müslim, İman, 34/132 İbn Mace, Fiten 19/4003 KADINA CENNET VİZESİ KOCADAN Bu hadisler gibi kadınların çoğunun cehennemlik olduğunu iddia eden hadislerin yanında, kadının cennete gidişi için kocasının kendisinden memnuniyeti şart olarak gösterilir. Bir kadın kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse Cennete girer. Riyazus Salihin Kadınların hayırlısı, erkeklerin yaramazlıklarına, kötü huylarına sabredendir, bu sabır onların cennete girmesine sebeptir. Kadınlara Dini Bilgiler sayfa:88 Müslim de, Buhari de, Tırmızi de, Muvatta da, Şii kaynaklar da, Emevi ve Abbasi döneminde uydurulmuş, bazı kişilerin kadına kendi bakış açılarını dinselleştirmeye çalışmalarının ürünü olan, bu tip uydurmalarla doludurlar. Oysa Kuran’ın hiçbir yerinde biraz önce örneklediğimiz tipteki hadisler gibi kadınların çoğunun kötü, cehennemlik, dinen eksik olduğu geçmez. Kuran, üstünlüğü erkek veya kadın olmaya değil, Allah’a yakın olmaya, Allah’ın dininde titizliğe bağlar. Ey insanlar ! Biz sizi bir erkek, bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız takvaca en ileride olanınızdır. 49Hucurat Suresi 13 Ayetten de anlayacağımız gibi Kuran üstünlüğü bir ırka, bir kabileye veya erkek, kadın gibi bir cinsiyete değil, Allah’ın dinine titizlik, Allah için hatalardan sakınma tipi manalara gelen takvaya bağlamıştır. Oysa buraya kadar gördüğümüz hadislere göre kadın olmak daha baştan cehennemlik olma ihtimalini arttıran bir unsurdur. Bu zihniyet, eksik ve cehennemlik ilan ettiği kadını ezik karakterli bir varlığa dönüştürüp, erkeğin kumandasına verir ve kumandaya itaati de din diye insanlara dayatır. Kuran’ın İslam’ının bu uydurulmuş dinden neden ayrılması gerektiğini daha da iyi anlamak için en itibarlı (!) uydurma kaynaklarını inceleyelim: Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır. Sahihi Müslim, Salat 265; Tirmizi Salat 253/338 Ebu Davud, Salat, 110/720 Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta. Ebu Davud, Tıb, 24/3922; Müslim, Selam, 34/115 Buhari, Nikah, 17/4805 Kadını uğursuz, namazı bozucu ilan eden zihniyetin iki meşhur yazarı İmamı Şarani ve İmamı Gazali ise kadının neden evde tutulması gerektiği ile ilgili şu aydınlatıcı (!) bilgileri ilerideki nesillere miras bırakmışlardır. |
|
|
|
|
_
|
|
|
Google
|
|
|
|
#2 |
|
|
DİŞSİZ, TİPSİZ, YAŞLI KOCALARIN KURTULUŞU
İçinizden biri yaşı ileri, ağzındaki dişleri dökülmüş, görünüş itibariyle de çok çirkin olabileceği gibi aksine karısı da genç ve güzel olabilir. Bu genç ve güzel kadın çarşıya çıktıktan veya davet edildiği düğün ve ziyafetten evine döndükten sonra dışarıda gördüğü yakışıklı erkeklerle yaşlı, dişleri dökülmüş kocasını kıyas ederek kocasının yüzüne dahi bakmak istemez. Belki kocasının kendisini öpmesini ve cinsel ilişkide bulunmasını dahi istemez. İşte genç kadının erkeklerin çokça bulunduğu çarşı, pazar, şenlik ve toplantı gibi yerlere gitmesinin kadın üzerinde yapacağı etki en azından budur. İmam ŞaraniUhudül Kübra sayfa:773 Dövme yapan ve yaptırana, yüzdeki tüyleri aldıran ve estetik için dişlerini seyrelttiren kadınlara Allah lanet etsin. Sahihi Buhari Takma saç takan, taktıran, kaşları incelten, kaşlarını incelttiren, dövme yapan ve dövme yaptıran lanetlenmiştir. Ebu Davud, Tereccul, 5 Eğer bir kadın peruk takarsa, eğer kol ve yüzüne dövme ya da ben yaparsa, yüzünden ve kaşlarından cımbızla kıl aldırırsa, yüzüne güzellik vermek için şekil değiştirirse lanetlenmiştir. İmam Şarani – Uhudul Kubra – Sayfa 313, 867, 889 Bir hadise göre Ashabı Kiram karılarının pencere ve kapı aralıklarından dışarıyı seyretmelerini ve erkek görmelerini önlemek üzere evlerinin pencerelerini sıkı sıkıya kapatırlar, dışarıya bakanlara dayak atarlardı. İmamı Gazaliİhyayı Ulumuddin 2/122 Kadınları zarar vermeyecek miktarda aç, aşırı gitmeyecek kadar da kıyafetsiz bırakınız. Çünkü kadınlar iyice doyar, güzelce giyinirlerse onlar için dışarı çıkıp gezmekten daha sevimli bir şey yoktur. Fakat onlar biraz aç, biraz da çıplak kalırlarsa onlar için evde oturmaktan hayırlı bir şey yoktur. İbnül Cevzi, Mevzuat, II/282283; Suyuti, Leali, II/154 İbn Arrak, Tenzihü’şŞeria, II/212213 Kadınlarınıza evlerinin kapısında oturmamaları için yeni elbise yaptırmayın, çünkü elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine dışarı çıkmak arzusu gelir. İmamı GazaliKimyayı Saadet sayfa:178 İbn Ebi Şeybe, Musannaf, IV/II, 420 Dışarı çıkması kesin gereken kadın ise kocasından izin aldıktan sonra dışarı çıkacak ve şu kurallara kesin uyacaktır: 1Sıkı sıkıya örtünüp kötü giysilere bürüne, 2Hiç çıkmamış gibi davrana, 3Başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmaya, 4Kalabalığa karışmaya, 5Erkeklerin bulunduğu yerlere yanaşmaya, 6Herkesin dolaştığı sokaklardan uzak dura, 7İşini bir an önce bitirip evine döne, İmamı Gazali – İhyayı Ulumuddin – 2/290 Bu uydurma izahlarla; kendi görüşünü, kadınlara olan aşırı kıskançlıklarını dîni bir buyruğa çevirip, topluma dini bu şekilde sunanlar, dinsizlerin dinimize saldırısı için ortam hazırlamışlar ve birçok kimsenin dinimize olan inancının sarsılmasına sebep olmuşlardır. Halkımızın bir kısmı ise bu izahları gösterip dinimize saldıranlara kızmakta, fakat bu izahları yapanları, örneğin bir İmamı Gazali’yi baştacı yapmaktadır. Biz Kuran’ı tek kaynak kabul edip, geri kalan izahları, Şaraniler’i, Gazaliler’i reddetmedikçe Kadın ve Şeriat budur diye kitap yazanlara da kızmaya ne kadar hakkımız olabilir? Bakın meşhur Gazali kadının kaç çeşit olduğunu nasıl açıklıyor ve halkı nasıl bilgilendiriyor. KADININ EN MAKBULÜ KOYUN CİNSİDİR Kadın sekiz sıfatlıdır: 1Giyim kuşam hevesinden maymun. 2Fakir düşmeye razı olmadığından köpek. 3Kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan. 4Gece gündüz koğuculuk yaptığından akrep. 5Evden eşya sattığından fare. 6Erkeklere hile kurduğundan tilki. 7Kocasına itaat ettiğinden dolayı koyundur. İmamı Gazali İhyayı Ulumuddin Bu izahlardan sonra en makbul kadının koyun cinsi olduğu açıklanır. Her türlü özgürlüğü elinden alınan kadının, tek başına gitme özgürlüğü yoktur. Kadının 90 km’den uzağa yanında namahrem biri olmadan (baba, amca, dayı, kardeş, koca gibi) gitmesi haram ilan edilir. Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. 9Tevbe Suresi 71 Ayetten de anlayacağımız gibi Allah iman eden erkek ve kadınların, cins, mahrem, namahrem ayırımı yapmadan dost olmalarını istiyor. Peki camiye gitmek için bile evden çıkması, birazdan göreceğimiz izahlara göre erkeklerle konuşması bile engellenen kadın bu dostluğu ne zaman ve nasıl kuracaktır? Hayat sahnesinde yanyana faaliyetin, yardımlaşmanın, beraber hizmetin insan neslinin yarısı olan kadının dışlanması ve diğer yarısı olan erkeklerle irtibat ve dayanışmasının kesilmesiyle sağlanması mümkün müdür? Aynı ayetin devamında bu dostluğu sağlayanların Allah’ın rahmetini kazanacağı söylenir. Eğer bugün Müslüman olduğunu iddia eden toplumlardan rahmet kesilmişse kanaatimce birçok sebebinden biri de bu ayetin gereklerinin yerine getirilmemesidir. Hanefilerden bazıları kadının sesinin de avret olduğu görüşündedirler. Fıkhus Siyre sayfa:400 Bir hadis şöyledir: Ancak ve ancak mahremleriniz olan erkeklerle konuşacaksınız. İbni Kesir 4/355 Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen) AĞZINDA ÇAKIL TAŞIYLA KONUŞMA Bırakın kadın erkek Müslümanlar’ın arkadaşlık etmesini; haremlik selamlıkla, kadınlar erkeklerden tamamen soyutlanmış ve kendi aralarında konuşan kadınların sesinin bile erkekler tarafından duyulmaması gerektiği söylenmiştir. Bu arada çok zaruret olursa kadının ağzına çakıl taşı alıp sesi tanınmadan erkeklere o da zaruret miktarı bir şeyler söyleyebileceği izahını yapan daha insaflılar(!) da vardır. Kadınlara danışmayın, onlara muhalefet edin. Kadınlara muhalefet edin, zira kadınlara muhalefet berekettir. Kadınlara Dîni Bilgiler 44,45 Suyuti, Leali II, 147; İbn Arrak, Tenzihü’ş Şeria II, 210 Kim ki karısına itaat ederse Allah (cc) onu yüzüstü Cehenneme atar. İbn Arrak II, 215 KADIN İMAM DA OLUR, MÜEZZİN DE, DEVLET BAŞKANI DA Kuran kadınların hiçbir göreve talip olmasını engellemez. Kadın cumhurbaşkanı da , halife de, kadı da, yargıç da, imam da, müezzin de olabilir. Çünkü Kuran’da yasaklanmayan her şey serbesttir. Serbestlik asıl olan, yasak ise istisnadır. Yasak için vahye yani Kuran ayetine ihtiyaç vardır. Böyle bir yasak olmadığına göre kadın topluma imam da olur, tüm milleti yönetecek cumhurbaşkanı veya başbakan da olur... Gerek Müslüman memleketlerde, gerek diğer ülkelerde kadınların neden devlet yönetiminde ikinci sırada kaldığı tartışılması uzun bir konudur. Fakat şurası açıktır ki Kuran’ın dininde buna hiçbir engel yoktur. Başlarına bir kadını geçiren bir kavim asla iflah olmaz. İbni Hanbel Müsned 5/43,50; Tirmizi Fiten:75 Nesai Kudat:8; Buhari Fiten:18 Birçok hadis kitabına girmiş yukarıdaki uydurma, Kuran’ın getirmediği hükümleri kadın aleyhine uyduran gelenekçiler tarafından dinimizin içine sokulmuştur. Siyasi kaygılarla bu tip hadisler uydurup Allah’ın dinine kendi görüşlerini katanlar Kuran’ın Saba melikesini tarifini de gözardı ederler. Neml suresi 22. ve 44. Ayetler arasında Saba kavminden ve onlara hükmeden kraliçeleri Saba melikesinden bahsedilir. Ayetlerin açıklamalarında Saba melikesinin zekasını, topluma doğruyu buldurmadaki becerisini, kavmini tehlikeye atmayışını, tedbirli yaklaşımlarını görürüz. Kadınların yönetici olamayacağına, kadınlara muhalefetin iyi olduğuna dair yüzlerce gelenekçi hüküm ve uydurmaya karşı Kuran’da bu manada tek bir cümleye, tek bir onaya dahi rastlanmaz. Kadınlara yazıyı öğretmeyin. Dikişi ve Nur Suresini öğretin. İbnü’l Cevzi, Mevzuat II, 269 Siz bakmayın bugün gelenekçi İslam’ı savunup da kızlarını üniversiteye sokmaya çalışanlara! Gelenekçi dinin görüşü yukarıdaki gibidir. Bir de şu konuda lütfen bizi aydınlatın: Ehli Sünnet’e göre kadın, erkek, karışık olarak oturmak haramdır. Hatta bazı izahlara göre kadının sesinin duyulması da haramdır. Peki başörtülü kızları üniversiteye göndermekle bu kızları harama sokmuş olmuyor musunuz? Üstelik bu kızları harama sokmak için eylem bile yapıyorsunuz! CİNSELLİĞİ SAĞLAMA ALMAK İÇİN HADİS UYDURMA Kişi kadınını yatağa davet eder de kadın kaçarak eşi sinirli bir şekilde gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lanet eder. Sahihi Buhari 9/36 Karısının cinsel ilişki teklifini reddedeceğinden korkanlar bu uydurmayı Peygamber’e fatura ederek karılarına “Bak Peygamber böyle demiş, sakın bana karşı gelme” diyerek kadınları bu konuda da uydurma dinleriyle terbiye etmektedirler. Ezilen kadının boşanma hakkı da elinden alındığı için tüm zulümlere karşı kadının hiçbir sığınağı kalmaz. Bir kadın kocasından boşanırsa o kadına cennet kokusu haram olunur. Kadınlara Dîni Bilgiler sayfa 61 Oysa Kuran’da geçen “Boşanmış kadınlar” tipi ifadeler (2Bakara Suresi228, 241) hem kadının erkeği, hem erkeğin kadını boşaması manasına gelebilir. Kuran, bir tek erkek boşayabilir demediğine göre, demek ki kadın da erkek gibi aynen bu haktan faydalanabilir. Erkeklerin güzel koku sürmesinde sevap bulanlar, aynı şeyi kadın yapıp koku sürünce hemen günah diye damgalarlar. Erkek güzel kokudan tahrik olur diye de hemen açıklama yaparlar. Peki kadın erkeğin sürdüğü güzel kokuyu koklayıp tahrik olamaz mı? Madem böyle tahrik sorunu var, neden Allah bu konuyla da ilgili bir ayet indirip, kadının koku sürmesini yasaklamadı? Cevabı aslında basit: Çünkü Allah bunu yasaklamak istemedi. NEREYE OTURABİLİRİZ? Kadının yeri soğumadıkça erkek, kadının oturduğu yere oturmamalıdır. Kadınlara Dîni Bilgiler sayfa 24 Günümüzde de otobüs ve minibüslerde gelenekçi dinin uygulayıcılarının, bu hadisten kaynaklanan hareketleriyle sergiledikleri komik manzaralara şahit olabiliriz. Aslında haremlik, selamlık ve diğer tüm izahlara göre aynı otobüs ve minibüse binmemeleri gerekenler, başka çıkar yol bulamayıp aynı toplu taşıma araçlarına binince yine de bu önemli uygulamalarından vazgeçememektedirler. Konu selin tarafından (07.06.2006 Saat 16:10 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ard arda mesaj yazılmaması için oto-sistem devreye girmiştir |
|
|
|
|
|
#3 |
|
|
İyi günler ben hayatını Kur’an merkezli yaşamaya çalışan bir müslümanım. Şimdi sizlere Kur’an’ın yanlış anlaşılan ayetlerinin doğru açıklamalarını yapacağım.
Kur’an’ın yanlış anlaşılan ayetlerinin başında Nisa Sure’sinin 34. Ayeti gelmektedir. Öncelikle ayetin diyanet işleri tarafından hazırlanan mealini verelim: “ Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için saliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.” Bu ayetin diyanet tarafından hazırlanan mealidir. Şimdi ise ayetin gerçekte neyi anlattığını sizlere anlatayım. Aşağıda Nisa suresi 34. ayetle ilgili yapılan açıklama Isparta Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kurucu Dekanı Prof. Dr. İsmail Yakıt’ın İslamı anlamak adlı kitabının bir bölümüdür: Nisa Suresi 34. Ayeti Nasıl Açıklanmalıdır? İslâm tarihi boyunca çok farklı anlaşılmış ve uygulanmış olan ayetlerden birisi hiç şüphesiz Nisa suresinin bu ayetidir. Ayette geçen bazı kavramların semantik analizlerini dikkate almadan tercüme etmek veya ayeti anlamaya çalışmak bizi yanlış neticelere ulaştırır. Önce ayetin kendi yaptığımız tercümesini verelim: “Allah’ın kimilerini kimine tercihte daha layık kılmasından ve erkeklerin de kendi mallarından sarf etmelerinden dolayıdır ki, erkekler kadınlar üzerinde yöneticidirler. Saliha kadınlar, itaat eden ve Allah’ın korumasını emrettiği şeyi kocasının yokluğunda da koruyanlardır. Başıbozukluk yapmalarından endişe duyduğunuzda hemen öğüt verin ve yataklarını ayırın ve gönderin(=va’dribuhunne). Şayet size itaat ederlerse aleyhlerine bir yol aramayın. Allah Büyüktür, Yüceler Yücesi’dir.” Müteakip ayette ise “Karı kocanın aralarının ayrılmaları endişesini taşıyorsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden de bir hakem gönderin. Şayet bunlar aralarını düzeltmek isterlerse Allah onların aralarını buldurur. Allah en iyi bilen ve her şeyden haberdar olandır”(4/35). Bu ayet erkek ve kadının aile içindeki görev, yetki ve sorumluluklarını anlatıyor. Buna göre erkek kadının onur ve hakkını koruyup gözeten ve ayrıca kadının maddi ihtiyaçlarını yani geçimini teminle mükelleftir. Bunlara karşılık olarak kadın da itaatkâr olmalı, namusunu korumalı hatta erkeğinin haklarına ve itibarına halel getirmeyecek şekilde davranmalıdır. Ancak bu görevlerden birincisini ihlal ederse, yani itaat etmezse duruma göre öğüt verilecek, yatağı ayrılacak veyahut kendi ailesinin yanına gönderilecektir. Bu işlemlerden gaye onu itaat edebilmesini temindir. Zira ayetin devamında “şayet itaat ederlerse aleyhlerine başka bir yol aramayın” denmektedir. Buraya kadar aileyi kurtarabilme yolları mevcut, bundan sonra ayetin devamından da anlaşılacağı gibi, aile dışı kişiler devreye giriyor. Yani hakemler. Anlaşma imkânı aranıyor. Değilse boşanma sürecine giriliyor. Ayette ele alınması gereken birkaç kavram vardır. Bunlardan birincisi “faddale” kelimesidir. Genellikle üstün olmak diye tercüme edilmektedir. Ancak bu kelime üstünlükten ziyade, tercihte veya teklifte öncelik hakkını ifâde eder.(Primus inter pares) İkisinden birisini veya insanlar arasındaki ilişkilerde biri diğerine nisbetle tercih edilecekse, buna layık olan için kullanılır. Elbette layık olan veya olanların tercihe sebep teşkil edecek farklılıkları, fazlalıkları da bulunmalıdır. İşte bu nedenle bu fiili tercih veya öncelik hakkı şeklinde ele almak gerekir. Ayette bu hususta önemli diğer bir kelime de “kavvâmun” kelimesidir. Bu kelime de maalesef yanlış anlamaları çağrıştıracak şekilde “üstündür” olarak tercüme ediliyor. Halbuki, semantik olarak “Bir şeyi üstlenmek, dikkatlice gözetip korumak, yönetmek, ayakta tutmak,, h akkını vermek, nezaret etmek ve o işten sorumlu olmak” gibi anlamları olan “kâme” fiilinden gelen bu kelime bu anlamların hepsini içine alan “yönetmek” kelimesiyle tercüme edilmelidir. Çünkü yönetim bir vazifeyi üstlenmektir ve sorumluluk ister, nezaret ve dikkat gerektirir. Şu halde erkekler, kadınların geçimlerini temin etmelerinden, onların her türlü güvenlerini sağlamalarından ve onları korumalarından kısaca onlardan sorumlu olmalarından dolayı onların yöneticileridirler. Vazifeleri bu olduğuna göre hakları da buna göre olacaktır. Şu halde erkeğin, eşinin ve çocuklarının bütün ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olması, onun beşeri veya bir takım faziletler açısından üstün olduğunu değil, sadece vazifesi gereği fonksiyonel bir öncelik ve sorumluluk sahibi olduğunu gösterir. Öte yandan bu ayete göre erkek aile reisi olarak gözükmektedir. Şurasını unutmamak gerekir ki, Kur’an bu reisliği iki şarta bağlamaktadır: Ailenin geçimini sağlamak, reisliğe tercih gerektirecek bir önceliği veya bir yeteneği bulunmak. Bu iki şart ortadan kalkarsa reislik de ortadan kalkar. Hükmün illete bağlı oluşu prensibine göre, bu illetler ortadan kalkınca bu hüküm de kalkar. Tıpkı, su bulunanca teyemmümün hükmünün ortadan kalkması gibi. Erkek ayetteki hükmü yerine getiremezse, yöneticilik hakkını kaybeder. Ayette ele alınması gereken bir diğer kavram da maalesef “dövünüz” diye tercüme edilen “va’dribuhunne” kelimesidir. Gerçi Arapça’da “darp” fiili vurmak dövmek anlamına gelse de deyimsel olarak bir çok yerde farklı anlama gelir. Mesela “bir örnek vermek” veya “bir misalle açıklamak”, “bir örnekle anlamaya yol açmak” için Arapça’da “darabe meselen” tabiri kullanılır. Kur’an’da bu anlamda kullanımlar vardır.(Yasin, 36/78). Ayrıca Kur’an’ın bütünlüğünde ele aldığımız zaman “darabe” fiilinin dövmek anlamına gelebilmesi için fiile mutlaka “ba” harf-i cerli bir mef’ul gelmelidir(=mef’ul gayr-i sarih). Çünkü dövmek, veya vurmak mutlaka bir şeyle veya nesneyle olur. Mesela eliyle, sopayla veya başka bir şeyle gibi. Kaldı ki bu ayette böyle bir kullanım yoktur. Fiil yalın haldedir. Bu ayetin konteksine göre, göndermek veya uzaklaştırmak anlamına gelen deyimsel bir ifâdedir. Zira evli bir kadının aile düzenini bozacak şekilde bir başıboşluğu söz konusu olduğunda erkeğin yapması gereken işler sıralanmıştır. Önce, ona öğüt verecek, fayda vermediğinde, yatağını ayıracaktır. Şayet bu da fayda vermezse artık onu kendi ailesinin yanına tabiri câizse tebdil-i havaya gönderecektir. Bir bakıma onu kendinden bir müddet uzaklaştıracaktır. Çünkü bundan sonra gelen ayete göre hakemler devreye girecektir. Yani boşanma işleminden veya yeniden barışma işleminden önce yapılması gerekenler sıralanmaktadır. Keyfiyet budur. Bu kelimenin “dövünüz” şeklinde anlaşılıp uygulanması, kadının aile içi geçimsizliklerde tarih boyunca itilip kakılmasının, hor görülmesinin dinî bir kılıfı olmuştur. Konu fikret eren tarafından (08.07.2009 Saat 17:23 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
+ 1 |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Görüntüleme şekli | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Kul Himmet | Ercan | Türkülerimiz ve Ozanlar | 50 | 28.09.2007 15:06 |
| Din nedir? Alevilik ve Bektaşiliğin dinde ki yeri. | polata | Araştırmalar / Makaleler | 2 | 13.02.2006 15:47 |